TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşların bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporlarının görüşmelerine başlandı.
Komisyon, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı.
Toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesi, kesin hesabı ve Sayıştay raporunun yanı sıra Mesleki Yeterlilik Kurumunun özel bütçesi, bütçesi, kesin hesabı ve Sayıştay raporu, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün ise Sayıştay raporları görüşülecek.
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, "2025-2026 eğitim yılında hayatını kaybeden çocuk işçiler" yazılı tişörtüyle maden kazalarında hayatını kaybeden işçilere dikkati çekti, CHP ve Yeni Partili milletvekilleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a baret göstererek, hükümetin politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, 2002'den bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağladıklarını belirterek, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacağını bildirdi.
Bugünün AK Parti iktidarının 24. yıl dönümü olduğunu anımsatan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin her alanda büyük reformlara ve köklü dönüşümlere sahne olduğunu belirtti.
Bu dönüşümün önemli bir parçasını çalışma hayatı, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında atılan adımların oluşturduğunu vurgulayan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyada çalışma hayatı, dijitalleşme ve yapay zekadan yeşil dönüşüme, yeni çalışma modellerinden iş gücü hareketliliğine kadar köklü bir değişimden geçmektedir. Demografik dönüşüm, belki de bu sürecin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Bir yanda yaşlanan nüfusun üretim ve sosyal güvenlik üzerindeki etkileri, diğer yanda gençlerin eğitimden istihdama geçişi, ülkelerin önceliklerini belirlemektedir. Bakanlık olarak hedefimiz, bu dönüşümü insanımız için fırsata çevirmek, nitelikli ve güvenceli istihdamı artırırken emek ile üretim arasında adil dengeyi sağlamak, sosyal korumayı güçlendirmek ve çalışanlarımızı, geleceğin becerileriyle buluşturmaktır."
Çalışma hayatına ilişkin politikalarını büyümeyi ve üretimi destekleyen, çalışan haklarını koruyan ve işgücü piyasasının değişen ihtiyaçlarına cevap veren bir anlayışla yürüttüklerini ifade eden Işıkhan, bu amaçla hazırladıkları 2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisinin 1 Şubat 2025'te yürürlüğe girdiğini hatırlattı.
Yeşil ve dijital dönüşümün çalışma hayatına etkilerini bütüncül biçimde ele alan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'ni yıl sonuna kadar yayımlamayı hedeflediklerini bildiren Işıkhan, şunları söyledi:
"Sosyal diyalog, çalışma hayatımızın vazgeçilmez bir unsurudur. Üçlü Danışma Kurulu, 14. Çalışma Meclisi ve Kamu Personeli Danışma Kurulu aracılığıyla tarafları bir araya getirdik. İşçilerde sendikalaşma oranı 2013'te yüzde 9,2 iken 2026'da yüzde 13,8'e, kamu görevlilerinde ise sendikalaşma oranı 2002'de yüzde 47,94 iken 2026'da yüzde 77,96'ya yükseldi. İşgücü piyasasında dengeyi sağlamaya çalışırken, çalışanlarımızın gelirlerinin korunması için de çaba sarf ediyoruz. 2026 yılı için net asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlenmiştir. 2002 yılından bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı. 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacaktır. Asgari Ücret Desteğini 2026'da 1270 liraya çıkardık, yaklaşık 1,5 milyon işyerine 48,4 milyar lira destek verdik."
Memur ve memur emeklilerinin aylıklarında 2026'da toplu sözleşme kazanımlarıyla birlikte kümülatif yüzde 34,63 artış gerçekleştirdiklerini anımsatan Işıkhan, "En düşük devlet memuru maaşı temmuz ayında 70 bin 224 liraya yükseldi. Ayrıca, memurlarımızın taban aylıklarını, emekli aylıklarına da yansıyacak şekilde, 1000 lira artırdık. Yürürlükteki 2026-2027 dönemine ilişkin toplu sözleşme kapsamında, memur ve memur emeklilerimiz için 2027 yılında yüzde 5 ve yüzde 4 oranındaki artışlar ile olası enflasyon farkı da aylıklara yansıtılacaktır. 2025-2026 dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü ile kamu işçilerimizin ücret ve sosyal haklarında da iyileştirmeler sağladık. Bu kapsamda, taban ücret ve seyyanen artış düzenlemeleriyle farklı ücret seviyelerindeki çalışanlarımızın gelirlerini destekledik. Ücret politikalarımızda, çalışanlarımızın alım gücünü ve refahını, sosyal taraflarımızla birlikte gözetmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.
Işıkhan, İş Sağlığı ve Güvenliğinde (İSG) temel yaklaşımlarının kazaları meydana gelmeden önlemek, olası riskleri ortadan kaldırmak ve bütün işyerlerinde koruyucu ve önleyici kültürü yerleştirmek olduğunu belirterek, "Sekiz yıl aradan sonra Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyimizi topladık. 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi'ni hazırlayarak Konseyimizde kabul ettik. Özellikle esnaf ve sanatkarlarımızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini daha kolay yerine getirebilmeleri için eğitim ve belgelendirme imkanlarını geliştirdik. 284 bin 709 işveren veya işveren vekiline, e-sertifika düzenledik." diye konuştu.
Son 3 yılda İSG hizmeti alan işyeri sayısını 166 binden 793 bine çıkardıklarını vurgulayan Işıkhan, İSG hizmeti alan çalışan sayısının da söz konusu dönemde 6,4 milyondan, 12,1 milyona yükseltildiğini aktardı.
Çalışma hayatında etkin denetimin yalnızca ihlali tespit etmek olmadığını belirten Işıkhan, ihlal olmasının önüne geçmek ve çalışanların ruh ve beden sağlığının korunmasını da önemli olduğunu dile getirdi.
Uyguladıkları rehberlik temelli yaklaşım sayesinde tespit edilen uygunsuzlukların yaklaşık yüzde 90'ının teftiş sırasında düzeltildiğini hatırlatan Işıkhan, "2026 yılı ekim ayına kadar, 11 bin 39 işyerine, 76 bin 362 teftiş ziyareti gerçekleştirerek yaklaşık 1,2 milyon çalışana ulaştık. Bu çalışmalarla yaklaşık 890 milyon liralık işçilik alacağının işçilerimize ödenmesini, ayrıca yaklaşık 338 milyon liranın da vergi ve sigorta primi olarak kamuya aktarılmasını sağladık. Hayati tehlike belirlenen 190 işyerinde ise işin durdurulmasına karar verdik." bilgisini paylaştı.
Bakan Işıkhan, yerel seçimlerin ardından belediyeler ve iştirakleri hakkında sendikal ayrımcılık, işten çıkarma ve mobbing konularında yapılan incelemeler sonucunda yaklaşık 1 milyar lira işçi alacağının ödenmesini sağladıklarını vurgulayarak, "Yaklaşık 110 milyon lira idari para cezası uyguladık. İş müfettişi yardımcısı alımlarıyla teftiş kapasitemizi geliştirmeye devam ediyoruz." dedi.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlara 33 ülkede 62 ihtisas birimi aracılığıyla hizmet verdiklerini ifade eden Işıkhan, "Yaklaşık 9 milyon vatandaşımızın sosyal güvenlik haklarını ve hizmetlere erişimini güçlendirmek için işlemleri elektronik ortama taşıyoruz. Bugüne kadar, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı 37 ülkeyle sosyal güvenlik, 13 iş gücü ve 52 işbirliği anlaşması imzaladık." diye konuştu.
OECD Beceriler Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Işıkhan, "Türk Devletleri Teşkilatının çalışma, istihdam ve sosyal korumadan sorumlu bakanlarının ikinci toplantısını bu ay Ankara'da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu temaslar yoluyla mesleki beceriler, sosyal koruma ve çalışma hayatının dönüşümüne ilişkin deneyimlerimizi ortaklarımızla paylaşıyoruz. Uluslararası platformlarda çalışanlarımızın haklarını korumayı ve işbirliklerini geliştirmeyi sürdüreceğiz." sözlerini sarf etti.
- "Üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam hedefliyoruz"
İstihdam politikalarının merkezinde daha fazla vatandaşın üretime ve çalışma hayatına katılmasının yer aldığını vurgulayan Işıkhan, şu bilgileri verdi:
"Orta Vadeli Program ve Ulusal İstihdam Stratejisi hedefleri doğrultusunda istihdamı artırmaya, işsizliği azaltmaya ve iş gücümüzün niteliğini yükseltmeye odaklanıyoruz. Eylül 2026 verilerine göre, iş gücümüz 35,4 milyon, istihdamımız 32,4 milyon, işsiz sayısı 2,9 milyon ve işsizlik oranımız ise yüzde 8,4 olmuştur. İşsizlik oranımız 41 aydır tek hanelerde seyretmektedir. 15-24 yaş aralığındaki genç işsizlik oranı yüzde 14,8, ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olanların oranı ise 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 22,2 olmuştur. Önümüzdeki üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı hedefliyoruz."
Işıkhan, İŞKUR aracılığıyla 2026 yılında 1 milyon 75 bin 474 kişinin özel sektörde istihdamına aracılık ettiklerini belirterek, "2002'den bu yana 6 milyon kadının, 600 bin engelli vatandaşımızın ve yaklaşık 5,9 milyon gencimizin işe yerleşmesini sağladık. Mesleki Eğitim Kursları ve İşbaşı Eğitim Programlarıyla milyonlarca vatandaşımızın mesleki beceri kazanmasına destek verdik. İlave istihdam sağlayan işverenlerimize, sigortalı başına, 65 bin liraya kadar prim desteği sunuyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu'nun varlığı da 900 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Mezun oldukları alanlarda çalışan meslek lisesi mezunlarının İşbaşı Eğitim Programlarına katılımında, cep harçlığını yüzde 30 artırdık." dedi.
"Aktif işgücü programlarımızda dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yapay zeka, geleceğin meslekleri ve meslek lisesi mezunlarının kendi alanında çalışması durumunda, cep harçlıklarını yüzde 50'ye kadar artırımlı ödeme imkanı getiriyoruz. 2027 yılından itibaren uygulanacak bu düzenlemenin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" ifadesini kullanan Işıkhan, şunları kaydetti:
"Kadınların iş gücüne katılımını artırmak için İş Pozitif Programımızla 2,7 milyondan fazla kadının işe yerleşmesine aracılık ettik. Her Meslekte Kadın Eli Projesi ile kadınların farklı mesleklere yönelmesini destekliyoruz. İşgücü Uyum Programından 2024'ten bu yana 720 bin 224 vatandaşımız yararlandı, bu programımızdaki katılımcıların yüzde 80'i kadınlardan oluşmuştur. Engelli vatandaşlarımız için Engelsiz İŞKUR Platformu'nu geliştirdik, kendi işlerini kurmalarını kolaylaştırdık. Otizmli ve down sendromlu bireyler başta olmak üzere özel politika gerektiren gruplar için Destekli İstihdam Projeleriyle ücret desteği sağlıyoruz. Engelsiz İşgücü Uyum Programlarından 5 binden fazla vatandaşımız yararlanıyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı için okullarımızda temizlik ve hijyen koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında, 80 bin kişilik kontenjan tahsis ettik. Ayrıca, okul bahçeleri ve giriş çıkışlarında gözetim ve düzenin desteklenmesi için 81 ilde ek 31 bin TYP kontenjanı ayırdık. Böylece hem kamu hizmetlerinin belirli ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de iş arayan vatandaşlarımıza geçici çalışma imkanı sunuyoruz."
- "Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz"
Bakan Işıkhan, gençler için en büyük hedeflerinin, eğitimden iş hayatına geçişini kolaylaştırmak ve ilk iş deneyimine erişimini artırmak olduğunu dile getirerek, bu kapsamda üç yılda 3 milyondan fazla gence ulaşmayı hedefledikleri Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı'na toplam 472,3 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, mesleki eğitimden staja, NEET gençlerden ilk işe uzanan beş programı GÜÇ çatısı altında bir araya getirdiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:
"Bu kapsamda birinci program 2026 itibarıyla İŞKUR'a devredilen Ulusal Staj Programı'dır. Staj ile gençlerimizi, çalışma hayatıyla erken tanıştırmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kamu ve özel sektörde 144 bin öğrencimize staj imkanı sağladık. Üç yıl sonunda 800 bin öğrencimize staj kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz. İkinci program ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimize yönelik özel iş gücü uyum programımızdır. Bugüne kadar İşgücü Uyum Programlarından 61 bin 616 NEET gencimiz yararlandı. Önümüzdeki üç yılda 450 bin gencimizi de eğitim ve istihdama kazandırmayı hedefliyoruz. Üçüncü program devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerimizin çalışma alışkanlığını, disiplinini güçlendiren ve becerilerini geliştiren İŞKUR Gençlik Programı'dır. Bu kapsamda, iki eğitim öğretim yılında toplam 250 bin öğrencimize kontenjan sağladık. 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon öğrencimize ulaşmayı amaçlıyoruz. Dördüncü program meslek lisesi ve meslek yüksekokulu öğrencilerimizin iş hayatına geçişini destekleyen ve onları kendi mesleklerine yönlendirmeyi amaçlayan Geleceğim Meslekte Programı'dır. Bugüne kadar 191 bin 145 öğrencimize bireysel danışmanlık hizmeti sunduk, üç yılda 750 bin öğrencimize ulaşmayı hedefliyoruz. Beşinci ve son program ise özel sektör işbirliğiyle hazırladığımız İşe İlk Adım Programı'dır. Bu programda, ilk kez sigortalı olacak 18-25 yaş arasındaki gençlerin ilk kez iş deneyimine kavuşmasını, ücret ve sigorta primi desteğiyle kolaylaştıracağız. Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz."
Üretimin sürekliliği için mevcut istihdamı korumayı önemsediklerinin altını çizen Işıkhan, İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında bugüne kadar 15,5 milyar lira destek sağladıklarını açıkladı.
Işıkhan, programı 2028 yılı sonuna kadar uzatacak düzenlemeyi yaptıklarını ve 2026-2028 döneminde toplam 187,5 milyar lira kaynak aktarmayı öngördüklerini belirterek, turizm sektöründe de istihdamın desteklenmesi için yaklaşık 6 milyar lira kaynak tahsis ettikleri bilgisini paylaştı.
Savunma sanayisi gibi stratejik alanların iş gücü ihtiyacını da dikkate aldıklarını vurgulayan Işıkhan, "Savunma Sanayii Başkanlığıyla, ASELSAN'la, ROKETSAN'la, TUSAŞ'la özel işbirlikleri yaptık. En son HAVELSAN tarafından yürütülen, KOVAN Programı aracılığıyla ilk aşamada, 18-30 yaş arasındaki 500 lisans mezunu gencimize eğitim ve istihdam yolu açmayı hedefliyoruz. Ayrıca 2026'da 12 ilde düzenlediğimiz bölgesel kariyer fuarlarında, 351 bin 753 gencimizi iş dünyasıyla buluşturduk." dedi.
- "Aktif sigortalı sayımız yaklaşık 26 milyona ulaştı"
Işıkhan, uluslararası iş gücü politikalarını, yüksek nitelikli insan kaynağını ülkeye kazandırmak, ihtiyaç duyulan mesleklerde işgücü açığını karşılamak ve ülkedeki yabancıların kayıtlı istihdamını desteklemek amacıyla yürüttüklerini dile getirdi.
Uluslararası iş gücünün tamamlayıcı rolünü yerli iş gücünün istihdamını önceleyen bir yaklaşımla ele aldıklarına dikkati çeken Işıkhan, "Mesleki Yeterlilik Kurumumuz (MYK) aracılığıyla bugüne kadar 27 sektörde, 965 ulusal meslek standardı ve 701 ulusal yeterliliği yürürlüğe koyduk. Mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu bulunan meslek sayısını, 244'e çıkardık." ifadesini kullandı.
Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik politikalarının temel amacının, vatandaşların yaşamının her döneminde, güvenceye erişmesini sağlarken sistemin mali sürdürülebilirliğini de güçlendirmek olduğuna dikkati çekti. Işıkhan, bu anlayışla, kapsamı genişlettiklerini, hizmet kalitesini artırdıklarını ve kaynakları etkin kullandıklarını belirtti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, şu verileri paylaştı:
"2002'de yüzde 71,5 olan SGK gelirlerinin giderlerini karşılama oranının, 2026 sonunda yüzde 88 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. 2002'de binde 22 seviyesinde olan SGK açığının milli gelire oranının ise, 2026 sonunda binde 1,2 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Uyguladığımız prim teşviki, destek ve indirimlerle, 2023 başından 2026 Ağustos ayına kadar yaklaşık 2 milyon iş yerine, 13 milyon sigortalı için toplam 1 trilyon 302 milyar lira destek sağladık. Aktif sigortalı sayımız, 2002'ye göre yüzde 115 artarak yaklaşık 26 milyona ulaştı. Kayıt dışı istihdam oranı ise 2002'de yüzde 52 iken 2026 yılı verilerine göre, yüzde 24,4'e geriledi. 2026 çalışmalarımız kapsamında, kayıt dışı işçi çalıştırdığı belirlenen iş yerlerine, 3,5 milyar lira idari para cezası uygulandı. Denetim faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 88'ini e-Rapor sistemine taşıdık."
Emeklilerin gelirlerini iyileştirmek için de gerekli adımları attıklarını dile getiren Işıkhan, "2025'in ikinci yarısında 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığını, ocak ayında 20 bin liraya, temmuz ayında ise 23 bin 552 liraya yükselttik. 2018'den bu yana toplam 483,4 milyar lira bayram ikramiyesi ödedik. Elbette bunların yeterli olmadığını biliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın, son kabine toplantısı sonrasında da ifade ettiği gibi 'Emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz.' Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik koşulların farkındayız ve refah seviyelerini yükseltmeye yönelik çalışmalarımızı, kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen mevcut yasal artışlara, ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yapıyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, özellikle emeklilerimiz arasındaki gelir farklılıklarını gözeten, adalet ve hakkaniyeti esas alan, emeklilerimizin alım gücünü ve yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlayan bir yaklaşım üzerinde duruyoruz." ifadelerini kullandı.
Işıkhan, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda süreci değerlendirerek çalışmaları sürdürdüklerini, çalışmalar neticelendiğinde bunu kamuoyuyla paylaşacaklarını ve TBMM'nin takdirine sunacaklarını söyledi.
Aile yapısını güçlendiren, çalışma hayatı ile aile yaşamını uyumlu hale getiren "aile dostu" uygulamaları desteklemeye devam ettiklerini ifade eden Işıkhan, çalışan annelere yönelik analık iznini 8 hafta uzatarak 24 haftaya çıkardıklarını hatırlattı.
Işıkhan, şehit yakınları, gaziler, vazife ve harp malulleri ile hak sahiplerine ilişkin düzenlemeleri de geliştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:
"Başkasının yardımına muhtaç derecede malul olanlara, yapılan ek ödemeyi yüzde 25 artırdık. Terörle mücadelede yaralanan ancak farklı mevzuat hükümleri nedeniyle haklardan yararlanamayan kişiler ile 15 Temmuz gazilerimizin aylık ve sosyal haklarında iyileştirmeler sağladık. Vazife malulü erbaş ve erlerimizin yeniden muayene talebinde bulunabilme yaş sınırını 55'e yükselttik. Milletimiz için fedakarlık gösteren evlatlarımıza ve ailelerine karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz."
- "8 bin 845 ilaç geri ödeme kapsamında"
Sağlık güvencesinin sosyal devlet anlayışlarının en somut göstergelerinden biri olduğunu vurgulayan Işıkhan, Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında, gelir durumu nedeniyle prim ödeyemeyen vatandaşların primlerini devletin karşıladığını söyledi.
GSS'nin vatandaşa sunduğu güvencenin, yalnızca hastanelere başvurabilmekten ibaret olmadığını ifade eden Işıkhan, bu güvencenin, tedavide kullanılan ilaca, cihazlara, tıbbi malzemeye ve özel beslenme ihtiyaçlarına erişimi de kapsadığına dikkati çekti.
Vedat Işıkhan, ilaç ve tedaviye erişimi güçlendirmeyi sürdürdüklerini belirterek, bedeli ödenen ve geri ödeme kapsamına alınan ilaç verilerini şöyle paylaştı:
"2000'li yılların başında bedeli ödenen ilaç sayısı 3 bin 986 iken, bugün, 8 bin 845 ilacı geri ödeme kapsamında bulunduruyoruz. Yalnızca 2026'da, 253 ilacı daha bu kapsama aldık. Bunların 29'u kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardır. 2025'te geri ödeme kapsamına alınan 5 farklı immünoterapi ilacı sayesinde, son bir yılda yaklaşık 41 bin kanser hastamızın tedaviye erişimi sağlandı. SMA tedavisinde ikinci bir ilacı daha geri ödeme kapsamına aldık. 18 yaş altındaki Tip 1 diyabetli çocuklarımız için sürekli glukoz izlem cihazlarının bedelini karşılıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 155 bin reçete için, 1 milyar 800 milyon liraya yakın ödeme yaptık. Prostat kanseri, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, nadir hastalıklar gibi alanlarda yeni tedavi seçeneklerine erişimi genişlettik. Tekerlekli sandalye, işitme cihazı ve diyabet tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemeler dahil çeşitli ürünlerin geri ödeme tutarlarında yüzde 20 artış gerçekleştirdik. Çölyak ve belirli metabolizma hastalıklarında, özel beslenme ürünlerine sağlanan ödemeleri de yüzde 30 artırdık."
Aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaçların sayısını artırmaya, akılcı ilaç kullanımını teşvik eden uygulamalarla da israfı önlemeye çalıştıklarını vurgulayan Işıkhan, MEDULA üzerinden binlerce hastane, eczane ve sağlık hizmeti sunucusuna çevrimiçi hizmet verdiklerini bildirdi.
Işıkhan, sosyal güvenlik ile sağlık hizmetlerinde vatandaşların hayatını kolaylaştıracak yeni ve kapsamlı bir dijital dönüşümü 2027 başlarında hayata geçirmeyi hedeflediklerini anlattı. Bu sistemle vatandaşların, sosyal güvenlik ve sağlık işlemlerini çok daha hızlı ve kolay gerçekleştirebileceğinin altını çizen Işıkhan, şunları kaydetti:
"Özellikle sağlık raporlarının ve düzenli reçetelerin yönetiminde önemli kolaylıklar sağlayacak, gereksiz hastane başvurularını azaltarak hem vatandaşlarımızın hem de hastane ve doktorlarımızın yükünü hafifleteceğiz. Sistem, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini de kapsayan, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını önceden gözeten, onlara yol gösteren ve doğru sağlık hizmetine yönlendiren bütüncül bir yapıya sahip olacak. Uluslararası alanda da örnek gösterilecek bir dijital dönüşüm olacağına inandığımız bu sistemle ilgili çalışmalarımızı, en kısa sürede Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza arz ederek kamuoyuyla paylaşacağız."
31 Ağustos'a kadar tecil işlemlerinde tecil faizinin, yüzde 39 yerine yüzde 29 şeklinde uygulandığını anımsatan Işıkhan, bu kapsamda, 325 milyar liralık SGK prim alacağının taksitlendirildiğini de sözlerine ekledi.
Bakan Işıkhan, konuşmasının devamında, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2027 yılı bütçe tekliflerini şöyle paylaştı:
"Bakanlığımızın 2027 yılı toplam bütçe teklifi, 2 trilyon 395 milyar 824 milyon 844 bin liradır. Bakanlık merkez ve yurt dışı teşkilatı harcamaları için, 7 milyar 512 milyon 634 bin lira bütçe teklif edilmiştir. Bütçemizden, SGK'ye, 2 trilyon 266 milyar 365 milyon 277 bin lira, İŞKUR'a, 121 milyar 946 milyon 933 bin lira olmak üzere, 2027'de toplam, 2 trilyon 388 milyar 312 milyon 210 bin lira kaynak aktarılması öngörülmektedir. MYK'nin bütçe büyüklüğü ise gider bütçesi, 388 milyon 658 bin lira, gelir bütçesi 441 milyon 767 bin lira, net finansman 3 milyon liradır."
Bakanlığa tahsis edilen bütçeyi, 2025 kesin hesabında da görüldüğü üzere, ödenek üstü harcamaya yer vermeden, tasarruf ilkelerini ve kamu yararını gözeterek kullandıklarını vurgulayan Işıkhan, "Sayıştay denetimlerinde, 2025 yılı mali rapor ve tablolarımızın önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi sunduğu değerlendirilmiştir." dedi.
Işıkhan, Bakanlığa ile bağlı ve ilgili kurumlarına ilişkin, 2025 Sayıştay denetim raporlarında, toplam 6 bulguya rastlandığını, bunlardan 3'ünün muhasebe işlemlerinden kaynaklandığının görüldüğünü aktardı.
Denetimlerde tespit edilen hususları da yakından takip ettiklerini belirten Işıkhan, "Terörsüz Türkiye hedefimizin, ülkemizde birlik ve kardeşliğin yanı sıra, çalışma, üretim ve yatırım imkanlarını da güçlendireceğine inanıyoruz. 2027 yılı bütçemizi, aynı sorumlulukla kullanacağımızı ifade ediyorum." diye konuştu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşların bütçe, kesin hesap, denetim ve Sayıştay raporları üzerinde gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlandı.
Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, hükümetin politikalarını eleştirerek hükümetin ekonomi modelinde artmayan tek şeyin vatandaşın refahı olduğunu söyledi. Hükümetin sürekli ekonomik istikrardan bahsettiğini ifade eden Taşcıer, "Kimin istikrarı? Ekonomik rakamlar büyürken emekliye ulaşmıyorsa, çalışanın alım gücü düşüyorsa sizin 'istikrar' dediğiniz şeyden emeklinin, emekçinin yararlanmadığı kesin. Kim yararlanıyor? Faizci, foncu ve yandaşlar. 'Emekliyi enflasyona ezdirmedik' diyorsunuz. Emekliyi enflasyona ezdirmediyseniz emekli neden pazar için akşam saatini bekliyor? Neden ikinci bir iş arıyor? Bu ülkede emekli onuru için hayatına son veriyor." diye konuştu.
Taşcıer, yıllarca devlete hizmet eden memurların emekli olduklarına pişman edildiğini öne sürdü.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeyen bir bütçeyi konuştuklarını savundu.
Kadınların çalışma yaşamında maruz kaldıkları eşitsizliğe ilişkin politikaların bu bütçeyle hayata geçirildiğini öne süren Türkoğlu, "İş güvenliği olmadığı için yaşamı her an risk altında olan kadınlar için ne yaptınız? Hayatta kalabilmek için kayıt dışı işlerde çalışan kadınları görmezden geldiniz. Sendikal örgütlenme haklarını engellediniz. Çalıştıkları evlerde, iş yerlerinde yaşadıkları taciz ve hak ihlallerine karşı başvurabilecekleri tek bir mekanizma oluşturmadınız." ifadelerini kullandı.
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, AK Parti'li olmayı mutluluğun, makam sahipliğinin tek aracı şeklinde gören bir toplum haline geldiklerini, liyakatin bir kenara itildiği, iş kazalarının arttığı bir dönem yaşadıklarını söyledi.
Bakanlığın 2027 yılı bütçesini ayrıntılı incelediğini belirten Karaoba, "Bütçenize baktığımızda madende ölen babaları ve aileleri kapsayan bir şey var mı? Yok. Atölyelerde şiddet gören ve çocukluğunu yaşayamayan çocukları, MESEM'de ölen çocukları kapsayan bir önlem var mı? Yok. Protez alamayan, bastonunu yenileyemeyen, emekliliği elinden alınan engelliyle ilgili bir çözüm önerisi var mı? Yok. Geçinemeyen emeklilerimizi, atanamayan milyonlarımızı kapsayan bir bütçe var mı? Yok." diye konuştu.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, hükümetin sürekli "eski Türkiye" diye önceki iktidarları eleştirdiğini aktardı. Türkoğlu, şöyle konuştu:
"O beğenmediğiniz eski Türkiye'de en düşük emekli aylığı, asgari ücretin yüzde 30 fazlasıydı. İşte o beğenmediğiniz eski Türkiye'de emekli olduğunda tazminatları ya da ikramiyeleriyle insanlar bir ev, bir de ikinci el araba alabiliyordu. İşte o beğenmediğiniz eski Türkiye'de asgari ücretliler, tüm çalışanların içerisinde yüzde 12 idi. Şimdi tüm çalışanların yüzde 50'si ve daha fazlası. Asgari ücret bu memlekette yaygın ücret haline geldi ve asgari ücret ne yazık ki açlık sınırının altında. O beğenmediğiniz eski Türkiye'de asgari ücretler 7-8 küçük altın alabiliyordu. Şimdi iki buçuk tane küçük altın alamıyorlar. O eski Türkiye'de ev sahibi olma oranı yüzde 71'di. Şimdi yüzde 55. Hanelerin yüzde 45'i kirada."
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, hükümetin asgari ücretliye, emekliye, memura zam yapılması durumunda enflasyonun artacağı şeklinde bir anlayışı savunduğunu, ancak bu teşhisin yanlış olduğunu kaydetti.
Mehmet Emin Ekmen, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Enflasyonu artıran şey vatandaşın harcama isteği ve hevesi değil, ürünlerin maliyetleri ve girdileridir. Maliyetleri düşüren bir yaklaşım sergilemediğimiz müddetçe enflasyonu kontrol altına alamazsınız. Bu yargı düzeniyle beklenen enflasyonun yarısı kadar zam verseniz yine enflasyon düşmez. Bu çürümüşlükle, nepotizmle, bu bürokrasinin kafasına kadar çukura gömülmesiyle enflasyon yine düşmez. Ekonominin maliyetini en az maaş alan emekliye, asgari ücretliye, dar gelirliye yüklemeyin."
- "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkındayız"
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, istihdam oranlarına değinerek istihdamın 2026 yılında bir önceki yıla göre 13 bin kişi artarak 33 milyon 6 bin olmasının beklendiğini söyledi.
Son beş yılda 9,6 puan düşen genç işsizlik oranının 2025 yılında yüzde 15,3 gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 13,3'e inmesinin beklendiğini vurgulayan Kalaycı, şöyle konuştu:
"Son yıllarda sürekli artan ve 10 yılda 12,6 puan yükselen atıl iş gücü oranı eylül ayında yüzde 31,2 seviyesindedir. Atıl iş gücü oranı erkeklerde yüzde 25,6, kadınlarda ise yüzde 40,4'tür. Kayıt dışı istihdam oranında yıllar itibarıyla bir azalma görünmekle birlikte 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 24,4 seviyesindedir. İstihdamın hala yaklaşık dörtte biri kayıt dışıdır. Kadınların iş gücüne katılma oranı 2025 yılında yüzde 36,2 iken 2026 yılında yüzde 35,5, 2027 yılında yüzde 36,5 olması tahmin edilmektedir. 2025 yılında yüzde 32,1 gerçekleşen kadın istihdam oranının ise 2026 yılında yüzde 31,7, 2027 yılında yüzde 32,6 olması öngörülmektedir. Geçmiş yıllara göre kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranlarında artış görülmekle birlikte halen düşük olup AB ortalamalarının çok altındadır."
AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, AK Parti hükümetlerinin hizmetlerini anlatarak, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında çok önemli adımlar attıklarını vurguladı.
Kurt, sosyal güvenliğin kapsamının genişletilmesi, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, çalışanların haklarının güçlendirilmesi ve sosyal koruma mekanizmalarının geliştirilmesi alanında önemli kazanımlar elde edildiğini dile getirdi.
Sosyal güvenlik sisteminin güçlü ve sürdürülebilir olmasının en önemli şartlarından birinin kayıt dışı istihdamın azaltılması ve kayıtlı istihdamın yaygınlaştırılması olduğunu ifade eden Kurt, "Aktif sigortalı sayımız yüzde 115 artarak yaklaşık 26 milyona ulaşmasının sosyal güvenlik kapsayıcılığındaki gelişimi ortaya koymaktadır." dedi.
Sosyal güvenlik sisteminin vatandaşların hayatına doğrudan dokunduğu alanlardan birisinin sağlık hizmetleri olduğuna işaret eden Kurt, "Türkiye'de genel sağlık sigortasıyla oluşturulan geniş sağlık güvencesi sosyal devlet anlayışımızın en önemli kazanımlarından biridir. Sağlık güvencesinin kapsamı, yeni ilaçlar, modern tedavi yöntemleriyle her yıl daha da gelişmektedir. Sağlık alanındaki teknolojik gelişmelerle beraber artan maliyetler de olduğunu unutmamalıyız." ifadelerini kullandı.
Emekli vatandaşların durumuna da dikkati çeken Kurt, şunları kaydetti:
"Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik zorlukların hayat pahalılığı ve geçim şartlarının farkındayız. Emeklilerimizin beklentilerini biliyor ve önemsiyoruz. Emeklilerimizle ilgili de 2027 yılında bir ödenek konulması ve bununla ilgili de bir iyileştirme yapılmasını bekliyoruz. Emeklilerimizin şartlarının iyileştirmek hepimizin boynunun borcudur."
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2027 yılı bütçesi üzerinde görüşlerini dile getirdi.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, dünyanın çalışma hayatının temelini değiştirecek tarihi bir dönüşümün içinde olduğunu vurgulayarak, yapay zeka alanındaki gelişmelere dikkati çekti.
Bu dönüşümün sadece bir teknolojik gelişim olarak değerlendirilemeyeceğini, ücretlerin, vergilendirmenin ve sosyal güvenlik sisteminin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir ekonomik kırılmanın söz konusu olduğunu dile getiren Türkeş, "Bugün, sosyal güvenlik sistemimiz büyük ölçüde, çalışanların ve işverenlerin ödediği primlerle ve kamu katkılarıyla finanse edilmektedir. Peki yarın, aynı üretimi 100 işçi yerine, 10 işçi ve 90 robot gerçekleştirirse ne olacak? Üretim artacak, verimlilik yükselecek, şirketlerin karı büyüyecek ancak sosyal güvenlik sistemine prim ödeyen çalışan sayısı azalırsa emekli aylıklarını, sağlık harcamalarını ve sosyal korumayı kim, nasıl finanse edilecek? Makineler üretirken insanlar işsiz kalırsa sosyal güvenlik sistemimiz nasıl ayakta kalacak? Önümüzdeki dönemin en önemli sorunlarından biri budur." ifadelerini kullandı.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, Türkiye'de çalışanların yüzde 50'sinden fazlasının asgari ücretle çalıştığını belirtti.
Açlık sınırının 38 bin, yoksulluk sınırının ise 123 bin lira olduğunu aktaran Bozdağ, "Siz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanısınız. Nasıl çalıştırıyorsunuz? Aç çalıştırıyorsunuz, kölelik koşullarında çalıştırıyorsunuz. Büyük patron sizsiniz, eğer siz izin vermezseniz işveren ya da diğer bir patron işçiye, emekçiye, memura bu şekilde davranmaz" dedi.
Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ise işsizlik oranına dikkati çekerek, çalışmak isteyip de çalışamayanlarla birlikte her üç kişiden birinin işsiz olduğunu söyledi.
Hükümetin politikalarını eleştiren Karabat, işsizliğin her geçen gün arttığını, fabrikaların kapılarına kilit vurulduğunu, sınavlarda başarılı olan gençlerin mülakatlarda elendiğini, gençlerin artık iş konusunda umutlarının kalmadığını savundu.
İstihdam oranının üretimde, sanayide, tarımda azalırken hizmet sektöründe arttığını belirten Karabat, şunları kaydetti:
"Gençlerimiz, sanayide, tarımda iş bulamıyor, kafede, restoranda, AVM'de, kuryede düşük ücretle ve güvencesiz bir ortamda ne yazık ki çalışıyor. Bunu dert edinmeden bu ülkenin sorunlarına çözüm bulamayız. 10 kadından 3'ünün işte olduğu bir ortamda yaşıyoruz. 8 milyon kişi kayıt dışı çalışıyor. Bu kayıt dışılık Türkiye'nin en temel sorunlarından biri. Kayıt dışı çalışma, Türkiye'nin bütün ekonomisini zehirleyen, suçu arttıran bir konu. Türkiye'de ne yazık ki asgari ücretle normal ücret yapışık hale geldi. Asgari ücret genel ücret oldu."
- "Kreş ve bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır"
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, ekonomide sağlanan nitelikli büyümenin, istihdama doğrudan yansıdığını vurguladı.
"Her ailenin yeterli ve sürekli bir gelire sahip olması anlayışıyla her aileden en az bir kişiye iş imkanı sağlanmalıdır." diyen Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gençlerin, kadınların ve dezavantajlı grupların istihdamını teşvik eden politikalar ailenin güçlendirilmesi perspektifinde ele alınmalıdır. Kreş ve bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Esnek çalışma imkanları geliştirilmelidir. Nitekim doğum sonrası izin sürelerine ilişkin yapılan iyileştirmeler hem kadının ekonomik olarak güçlenmesine hem de Türk ailesinin geleceğine hizmet eden adımlar olmuştur. Çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik mücadele kararlılıkla sürdürülmeli, toplumda bu yöndeki bilinç artırılmalıdır. Sosyal devlet ilkesi hiçbir vatandaşımızın geride kalmadığı bir düzenin güvencesidir. Bu doğrultuda emeklilerimizin refah seviyesi ilave desteklerle artırılmalıdır. Aylıklarındaki artışlar, refah payı içeren şekilde genel enflasyon endeksi yerine bu kesimin tüketim kalıplarını ve hayat standartlarını dikkate alan özel bir endekse göre yapılması sağlanmalıdır. Emeklilerimizin bilgi ve deneyimlerinden istifade edecek mekanizmalarla tecrübelerinin paylaşılması sağlanmalı, her durumda huzurlu bir hayat sürmesi temin edecek şartlar oluşturulmalıdır."
Aksu, çeşitli tarihlerde yapılmış, farklı emekli aylığı bağlanmasına yol açan düzenlemelerin ortaya çıkardığı haksızlıkların giderilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni Yol Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, geçen yıl konuştukları sorunların aynı şekilde çözülmeden devam ettiğini söyledi.
SGK borçlarının yapılandırılmasına ilişkin tartışmalara değinen Kısacık, "Esnafımız yıllardır dert yanıyor, borçlarını ödeyecek durumu yok. Bir taraftan da kendini çevirmeye çalışıyor. Biz bu borçlara neden bir çözüm bulamıyoruz? Esnafın halini siz de görüyorsunuz. Hazine ve Maliye Bakanlığı zaten esnafı canından bezdirdi. Maşallah şu anda SGK, Hazine ve Maliye Bakanlığını aratmıyor. Esnafın müşterisine yazı yazma, esnafın bankasına, kredi kartına bloke koyma, tüm yöntemleri uyguluyor. Esnaf, imkanı olsa ödeyecek zaten ama ödeyemiyor." şeklinde konuştu.
Emeklilerin durumuna da dikkati çeken Kısacık, "Emekliler artık açlık sınırı altında değil, ölüm sınırının altına geldi." dedi.
CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirterek "Bu övünülecek bir durum değil. Emekliler açlık sınırının altından sefalet sınırının da altına doğru gerilemiş durumdalar. 2019 yılında en düşük emekli aylığı alanların emekliler arasındaki oranı yüzde 7'ydi. 2026'ya geldiğimizde en düşük emekli aylığı alanların emekliler arasındaki oranı yüzde 30 olmuş. Emekli aylıklarının bu kadar düşük, bu kadar sefalet sınırının altında olması kabul edilebilir değil." şeklinde konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, AK Parti hükümetleri döneminde yapılan hizmetleri anlattı.
Siyasal bir ayrım gözetmeksizin herkese ihtiyaç duyulan hizmetleri ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını anlatan Yegin, "Bu gayreti ortaya koyarken türlü türlü engellerle karşılaşmadık mı? Hep beraber karşılaştık. Kimi zaman terör engeliyle, kimi zaman darbesel engellerle karşılaştık. Kimi zaman belki kendi yetersizliklerimiz oldu, planlamalarda hatalarımız oldu ama ülkede hangi meseleye el atılmışsa Allah'a hamdolsun bu dengeyi kurmanın büyük bir mücadelesini verdik. Partizanlık yapmadık, sandıklara bakmadık, hemşericilik, mezhepçilik, etnikçilik, camiacılık, cemaatçilik, zihniyetçilik yapmadık. İhtiyaca, imkana baktık, millete dayandık. Ülkemizi hamdolsun belli bir mesafeye getirdik." değerlendirmesinde bulundu.
Yegin, AK Parti hükümetleri döneminde sağlanan refahta son 5 yılda bir miktar kayıp yaşandığını ifade ederek, tekrar o refahı sağlamak için uğraştıklarını belirtti.
MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu ise İzmir'in sorunlarına değinerek, Buca ilçesinde İŞKUR hizmet merkezine ihtiyaç duyulduğunu, hizmet merkezi açılması durumunda Bucalı vatandaşların çok rahat edeceğini belirtti.
İzmir'in bir deniz kenti olduğuna işaret eden Osmanağaoğlu, balıkçılık sektöründe çalışan işçilerin sigortasız çalıştığını, bunun maddi ve manevi mağduriyetlere neden olduğunu söyledi.
Bu sorunun çözülmesini isteyen Osmanağaoğlu, "Bunun için su ürünleri ruhsat tezkeresi yani sarı kağıt verilmesinde sigorta kaydı aranması yerinde olacaktır. SGK sisteminin su ürünleri ruhsat sistemi ile koordine edilmesi önem arz etmektedir. Bu durum denizlerde çalışan işçilerin sigortasız çalışmasının önüne geçecektir." ifadelerini kullandı.
Osmanağaoğlu, balıkçılık sektöründeki işverenlere de sigorta primi konusunda teşvik verilmesinin yerinde olacağını kaydetti.
