2009-03-11 - 17:00
AK PARTİ'Lİ CANİKLİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli : "CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, kamu harcamalarının artırılması ve devletin bazı harcama vergilerinden vazgeçmesi şeklindeki önerisi, iktisat fakültesinde herhangi bir öğrencinin ortaya koyabileceği bir öneridir''

TBMM Haber Sitesi- AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Ülkemizde ve Dünyada yaşanan ekonomik krize dair değerlendirmelerde bulundu.

Canikli, yaşanan ekonomik krizde, hükümetin ve meclisin aldığı tedbirlerle ilgili olarak başta CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ve muhalefet partilerinin kamuoyunu yanıltıcı söylemlerde bulunduklarını iddia etti.

Canikli muhalefetin, hükümetin krizden çıkış sürecine yönelik yapıcı çalışmalarını, olumsuz yönde etkileyici açıklamalar yaptığını öne sürerek, kamuoyunun ve vatandaşların kafasını karıştıran bu söylemlerle ilgili basın toplantısı düzenlediğini söyledi.

Ak Parti Hükümetinin, 2008'in başından itibaren düşen talebin yükseltilmesi ve düşen piyasada real sektörün likitide ihtiyacının karşılanması ve ortaya çıkabilecek muhtemel finansal sıkıntıların ortadan kaldırılması için bütün tedbirleri aldığını belirten Canikli, bu ekonomik tedbirler çerçevesinde üç paket ortaya koyduklarını ifade etti.

Canikli, bu paketlerden ilkinin 2008 başından itibaren uygulamaya konulan ve ekonomik krize yönelik problemleri ortadan kaldırmaya yada hafifletmeye yönelik düzenlemeler olduğunu ve önceden planlanmayan, ek harcamaları içeren ilk paketin kamuya
maliyetinin 11,7 milyar lira olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tüketici güven endeksi 2008'in özellikle Mart ayından itibaren yoğun bir şekilde düşüşe geçmiştir. 2008'in Mart ayında %81.96 olan tüketici güven endeksi çok radikal bir düşüşle Nisan ayında 76.24'e kadar gerilemiştir. Daha sonraki aylara baktığımızda ise bu düşüş trendinin devam ettiğini görüyoruz."

Bu piyasadaki daralmanın en net göstergesi olmuştur. Tüketicilerin gelecekle ilgili beklentileri olumsuza dönüşmüş ve bu harcama eğilimlerine olumsuz yönde yansımıştır.

Hükümetimiz erken hareket ederek başta talebi canlandırmaya yönelik aldığı bir dizi tedbirler birinci paket dahilinde olan düzenlemelerdir.

Bu paketin kamuya maliyeti 11.7 milyar lira civarında olmuştur. KEY ödemeleri 2.4 milyar lira, Karayollarına aktarılan ek sermaye harcaması 2.8 milyar lira, GAP ve diğer bölgesel altyapı yatırımları için 2.3 milyar lira, Ücret iyileştirilmesi için ek ödeme almayan memurlara verilen 2008'e isabet eden tutarı 900 milyon lira çıvarındadır. Bunun da amacı tamamen harcama eğilimi yüksek olan bu grupları kaynak aktararak talebi düşme eğilimine girmiş olan talebi tekrar yukarı doğru yönlendirmeyi amaçlamaktadır.

Ayrıca, mahalli idareler için 900 milyon lira, enflasyon farkı için 595 milyon lira, kuraklık ödemesi için 535 milyon lira, Devlet Demiryolları için 400 milyon lira, 5 puanlık sosyal güvenlik kesintisi için 347 milyon lira, tarım için 400 milyon lira ilave kaynak aktarılmıştır." dedi

Canikli, 2. paketin ise 2009 yılında, likitide sağlamak ve talebi canlı
tutmak amacıyla çıkarıldığını anlatarak, bu çerçevede, 3,8 milyar lirası GAP ve
diğer bölgesel yatırımlar, 4,7 milyar lirası 5 puanlık sosyal güvenlik kesintisi,
3,9 milyar lirası mahalli idareler, 1,5 milyar lirası Hazine garanti ve ikraz
limit artışı, 2,5 milyar lirası ise ücret iyileştirilmesi için olmak üzere,
toplam 16,4 milyar lira kaynak ayrıldığını kaydetti.

3. paketin ise geçen haftalarda Mecliste kabul edilen ve torba yasa
olarak bilinen yasadaki düzenlemeleri içerdiğini ifade eden Canikli, 3. paketin
Hazineye getirdiği yükün ise 5,5 milyar lira olduğunu belirtti.

Nurettin Canikli, global krizin Türkiye'deki olumsuz etkilerini ortadan
kaldırmak için, toplamda 22-23 milyar liralık ilave kaynak ayrıldığını söyledi.

Canikli, bu çerçevede 60'ın üzerinde ilave tedbir alındığını sözlerine
ekledi.

"KREDİ KARTLARI"

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, kredi kartı borçlarının, sadece kamuyu ilgilendirmediğini, daha çok bankaları ilgilendirdiğini belirterek, ''Bankaların aktiflerini doğrudan ilgilendiren bir yasal düzenleme yapılması söz konusu değil'' dedi.

Canikli, bankaların, kamu, yasal düzenleme yapmadan, vatandaşların kredi
kartı borçlarını yapılandırabileceğini de söyledi.

Nurettin Canikli, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, vatandaşların
kredi kartı borçları konusuna değindi.

Bunun sadece kamuyu ilgilendirmediğini, daha çok bankaları
ilgilendirdiğini belirten Canikli, bankaların aktiflerini doğrudan ilgilendiren
bir yasal düzenleme yapılmasının söz konusu olmadığını söyledi. Canikli, böyle
bir düzenleme yapılacaksa da bunun bankalarla mutabakat sağlanarak yapılması
gerektiğini belirtti.

Nurettin Canikli, ''Ortaya çıkacak maliyetin de birlikte paylaşılması
gerekir. 4. pakette bunun çalışmaları devam ediyor. Sürekli hergün, her şey
tartışılmaktadır, her şey masadadır. Krizin, yükün ağırlığının hafifletilmesi
çerçevesinde sürekli bir çalışma yapılmaktadır'' dedi.

Bankaların, kamunun, yasal düzenleme yapmadan, vatandaşların kredi kartı
borçlarında yeniden yapılandırma yoluna gitmelerinde hiç bir engel bulunmadığını
dile getiren Canikli, bu yapılandırmanın fiilen de yapıldığını bildirdi. Canikli,
4. paket ile ilgili çalışmaların sürdürüldüğünü, bunun bazılarının da yasal
düzenlemeler içerebileceğini söyledi.


"BAYKAL'IN 7 MADDELİK ÖNERİSİ"


AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın,
krizin etkilerinin azaltılması konusundaki 7 maddelik önerisini de
değerlendirdi.

Baykal'ın bu önerilerinin, malumun ilamından başka bir şey olmadığını
savunan Canikli, şöyle konuştu:

''Aslında öneri bile değildir. Daralan ekonomilerde, yapılması gereken,
genişletici para ve maliye politikalarının uygulanmasıdır. Kamu harcamalarının
artırılması ve para politikası uygulayıcılarının da piyasaya daha çok likitide
enjekte etmesi sonucu doğuracak politikalar üretmesidir. Bu, iktisat
fakültelerinin 1. sınıflarında okutulur, bu son derece bilinen bir şeydir. Sayın
Baykal'ın, kamu harcamalarının artırılması ve devletin bazı harcama vergilerinden
vazgeçmesi şeklindeki önerisi, iktisat fakültesinde herhangi bir öğrencinin
ortaya koyabileceği bir öneridir. Öneri bile değildir aslında. Bunun kaynağıyla
birlikte ortaya koyulması gerekir. 20-25 milyar liralık bir ilave kaynağa ihtiyaç
duyulmaktadır. Burada, bu kaynağın teminine yönelik şeyler söylenmesi gerekirdi.
Yoksa üniversite öğrencisinin bile söyleyebileceği bir şeyi, öneri gibi ortaya
koymak, gerçekten üzüntü vericidir.''


"DÖVİZ KURUNUN ARTMASI"

Canikli, döviz kurunun artması konusundaki görüşlerini açıklarken,
doların artmasının, uygulanan dalgalı kur politikasının doğal bir sonucu olduğunu
söyledi.

Doların sadece TL karşısında değil, avro karşısında da değer kazandığını
dile getiren Canikli, bunun temel nedeninin, beklentiler ve doların rezerv para
olması olduğunu belirtti.

Nurettin Canikli, General Motors'un iflasın eşiğine geldiğini
açıklamasının, doların tüm para birimleri karşısında değer kazanmasını
hızlandırdığını kaydetti. Canikli, ''Bu çelişki gibi gözükmektedir. ABD'deki
krize rağmen oranın para birimi değer kazanmaktadır. Bunun izahı açıktır. Dolar,
rezerv para olması nedeniyle değerlenmektedir. Gelecekle ilgili beklentiler
olumsuza dönmüşse, insanlar psikolojik olarak likitide almak ister. Kriz
dönemlerinde en önemli şey, maldan daha önemli olan likitidedir. Kurdaki bu
değişimler de geçicidir'' diye konuştu.

TL'nin, 2008 yılında, 2003'ün başına göre değerli gözüktüğünü belirten
Canikli, doların 2003'te 1,7 TL, şimdi ise 1,8 civarında olduğunu ifade etti.

Nurettin Canikli, bankaların, geri dönmeyen krediler nedeniyle ciddi
sıkıntılar yaşayacağı söylenmesine rağmen, bunun gerçekleşmediğini hatırlattı.

''YIKICI YORUMLAR, EKONOMİYE ZARAR VERİYOR''

Deniz Baykal'ın ekonomiyle ilgili ''gerçek olmayan yıkıcı yorumlarının'',
ülkeye ve ekonomiye zarar verdiğini iddia eden Canikli, ''Çünkü, ekonomide
bireylerin hareketlerini belirleyen temel faktör beklentilerdir. Yani
psikolojidir. Sürekli olarak karamsar bir hava enjekte edilmesi, gelecekte
olumsuz olayların olacağının söylenmesi Türkiye'ye, ekonomiye zarar vermektedir''
dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, ekonomide toparlanmaya doğru
gidildiğini ifade ederek, şubat ayı rakamlarının bu düşüncelerini desteklediğini
söyledi.

Tüketici Güven Endeksinin, talebin ölçülmesinde en temel data olduğuna
işaret eden Canikli, bu datanın 2008 yılının kasım ayına kadar düşme eğilimde
olduğunu, aralık ayından itibaren ise artışa geçerek, bu yılın şubat ayında 72,05
rakamına ulaştığını kaydetti.

Canikli, şunları söyledi:

''Bu data, nasıl düşerken istihdam ve üretim üzerindeki olumsuz etkisi
belli bir süre sonra ortaya çıkıyorsa, olumlu etkisinin üretim ve istihdama
yansıması da zaman alacaktır. Mart ve nisan ayı rakamları da anahtardır. Neden?
Çünkü, insanların talep seviyesini belirlemede en önemli şey siyasi istikrardır.
Gelecekte, siyasi istikrarın bozulmasına yönelik bir beklenti varsa, bu
kesinlikle tüketimin azalması sonucunu doğuracaktır. O nedenle, mart ve nisan ayı
rakamları bunu gösterecektir. Şu an itibariyle bir düzelme sürecine doğru
gittiğini söylemek de mümkün.''

''HİÇ BİR BANKAYA BİR KURUŞ PARA AKTARILMADI''

Nurettin Canikli, ABD ve AB ülkelerinin krizin daha büyük boyutuyla
uğraştığını söyledi.

O ülkelerde güven probleminin henüz aşılamadığını, bankaların
zararlarının kamudan aktarılan kaynaklarla karşılanma yoluna gidildiğini anlatan
Canikli, Türkiye'de böyle bir sorunun olmadığını, hiç bir bankaya bir kuruş para
aktarılmadığını, aktarılmayacağını bildirdi.

Canikli, bazı kesimlerin, anlaşmadan sonra TL'nin dolar karşısında
değerinin artacak olması nedeniyle IMF ile bir an önce anlaşma imzalanmasını
istediklerini kaydetti.

Nurettin Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu neyi sağlar? Büyük miktarlarda döviz borcu olan ve Türkiye'de
yatırım yapan sıcak para sahiplerinin servetlerinin artmasına katkı sağlar.
Neden? Çünkü, 2007'in sonunda Türkiye'deki sıcak paranın dolar bazındaki değeri
107 milyar dolar iken, bugün 30 milyar dolar seviyesine düştü. Sıcak para, son
gelişmelerden sonra, Türkiye'de 50 milyar dolar para kaybetti. Özellikle dış
kredi kullanan bazı grupların, kurun aşağı çekilmesi yoluyla döviz borçlarından
kurtulma yönünde talepleri var. Bunu geçtiğimiz dönemlerde gördük. Bu şekildeki
firmalar, kaybetmediler, kamunun aleyhine büyük paralar kazandılar.

Yabancı bankalar, 21 şubat 2001'de Merkez Bankasından bir günde 6,5
milyar dolar döviz satın aldılar, mesai saati kapandıktan sonra online olarak.
Mesai saati kapanmadan önceki Merkez Bankasının ilan ettiği, son kur üzerinden
684 bin lira üzerinden. Satın aldıkları saatte dolar serbest piyasada ise 950 bin
liranın üzerindeydi. Bunların bütün belgeleri, isimleri var. Ama bunları
açıklayamıyoruz. O gün en büyük parayı alan, 1 milyar 63 milyon dolar ile bir
yabancı bankaydı. Bu şekilde Merkez Bankası, devlet, millet 3 milyar dolar
kaybetti. Geçmiş dönemde bu şekilde para kazanan grupların, bu politikayı bu
dönemde de talep etmeleri alışkanlık aslında.''

AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, bütün ekonomik tedbirleri, IMF'ın
gözetimi altında olmadan aldıklarını söyleyerek, Türkiye'deki krizin Avrupa ve
ABD'den çok daha önce iyileşeceğini savundu.

''ÖYLE BİR ŞEY SÖYLEYEMEYİZ''

Soruları da yanıtlayan Canikli, ''(4. pakette, kredi kartı mağdurlarına
yönelik düzenlemeler yer alacak) sözlerinizi müjdeli haber olarak algılayabilir
miyiz?'' sorusu üzerine, ''Hayır, öyle bir şey söyleyemeyiz'' dedi.

Canikli, başka bir soru üzerine, 4. pakette, talebi ve insanların
harcamalarını artırmaya ve likitide sorununu hafifletmeye yönelik uygulamaların
yer alacağını belirterek, ''Normal dönemde uygulanan maliye politikasından
sapmalar, bu krizin doğal bir gereğidir. Ama kesinlikle geçicidir. Düzelme
başlayınca, maliye ve para politikası araçları normale dönecektir'' diye
konuştu.