2016-04-21 - 15:37
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Genel Kurul'da ayrıca, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı'nın 3 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Gündem dışı söz alan CHP Edirne Milletvekili Emre Köprülü, Ergenekon Davası'na bakan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararı bozduğunu anımsattı.
Köprülü, "Yıllarca ağır bedeller ödeyen vatanseverlere, Cumhuriyet sevdalılarına, tüm aydınlara ve bugün CHP'de beraber milletvekilliği yapmaktan gurur duyduğum Tuncay Özkan'a, Mustafa Balbay'a ve Dursun Çiçek'e selam gönderiyorum. 'Ben bu davanın savcısıyım' diyerek bu ödetilen bedellere ortak olanların, tüm mağdurlardan ve yıpratılan bu kurumların sahibi halktan bir özür dilemelerini bekliyorum." diye konuştu.
MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, gündem dışı aldığı sözde, Antalya'nın tarım, turizm ve ticarette zor durumda olduğunu belirterek, hükümetten tedbir almasını istedi.
AK PARTİ Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, Hattuşaş'ın UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras Listesi'ne alınışının 30. yılı olması dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Yargıtayın Ergenekon davasıyla ilgili verdiği kararı anımsatarak, "Buna sebep olanların, Türkiye'ye ve bu acıları çeken ailelere, mağdurlara kocaman bir özür borcu var. Başta o özrü sayın Cumhurbaşkanından bekliyoruz." ifadesini kullandı.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Meclis-i Mebusan'da 1908-1915 yılları arasında mebusluk yapan 7 Ermeni'nin öldürülme nedenlerinin araştırılması ve iadeiitibarlarının sağlanması"na yönelik önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 1908'de Osmanlı nüfusunda her 5 kişiden 1'inin Ermeni olduğunu, Meclis-i Mebusan'da, demokratik siyasetle, ortak vatanda eşitçe yaşama mücadelesi verildiğini bildirdi.
Paylan, Osmanlı'da milletler sistemi bulunduğunu, milletlerin, kültürel özerkliğe sahip olduğunu, patrikhanelerinde dini örgütlenmelerini yapabildiklerini, ana dil temelli çok dilli eğitimlerini sürdürebildiğini anlattı.
Paylan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1914 seçimleri sonrası tamamen Parlamento devre dışıydı. Ülke, Talat, Enver ve Cemal Paşa cuntalarının elindeydi. 24 Nisan 1915'te, ilk olarak Ermeni aydınlar, kanaat önderleri ve milletvekilleri tutuklandılar. Vekiller Ankara'ya, Ayaş'a getirildiler, güya yargılanacaklardı, oradan oraya sürerken yolda çeteciler tarafından katledildiler. Ermeni halkı kaybetti. Türkler de Kürtler de hep birlikte kaybettik. Bu mesele görüşülecekse, yalnızcaTBMM'de görüşülmelidir. Benim acım başka Meclislerin mezesi olamaz."
Paylan, "Ortak vatanda bir arada yaşama hukukunu oluşturmaya çalışan vekillerimizi tanıtmaya çalışacağım" diyerek, kürsüde o dönem milletvekilliği yapan Ermeni mebusların fotoğrafını gösterdi.
Ayrıca HDP sıralarına da bu milletvekillerinin fotoğrafları konuldu.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebildiğini ancak tarihin, tarihçilere ait olduğunu anımsatarak, tarihi gerçeklerin, siyasete alet edilmemesi gerektiğini belirtti.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dünyadaki hiçbir parlamentonun, bu topraklarda yaşandığı iddia edilen acılarla ilgili bildiriler yayınlamanın haddi olmadığını vurguladı.
Özel, günlük siyasette bunu konuşabilme yetkinliğinde olmadıklarının anlaşıldığını kaydederek, "Tarih, tarihçilere bırakılmalı. Et ve tırnak gibi yetiştiğimiz Ermeni kardeşlerimizle meseleyi, başka ülkelerin dış politika zafiyetimiz olarak kaşımalarına izin vermeden burada konuşulmalı. Bu konu tarihçilerin konusu. Uluslararası siyasetçilerin konusu olursa ne olduğu ortada." diye konuştu.
Öneri aleyhinde konuşan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, bir şey söylenirken, sebep sonuç ilişkisi kurulması, tarihi belgelere dayanılması gerektiğini ifade etti.
Aydın, 1908-1915 yıllarında ortada devletin ismen olduğunu ancak cismen bulunmadığını belirterek, "Arka, ön bahçede, komşuda yangın var, doğuya asker gidiyor, isyanlar var. Bu haliyle o yüce Osmanlı, içinde barındırdığı tebasını olabildiğince korumaya çalışıyor, emniyetlerini sağlamaya çalışıyor. Bu mebus geçinenler, gündüz Meclis'te kravatlı, fesli ama gece Hınçak'la, Taşnak'la dağda Osmanlı'nın askerine hançer saplıyor, kurşun saplıyor. Bunu, Çerkez Ahmet ve çetesi öldürüyor. Bu çeteyi Cemal Paşa yakalattırıyor, 'Sen benim idaremde olan hiçbir unsuru çetecilikle öldürme hakkına sahip değilsin' diyerek, astırıyor." değerlendirmesinde bulundu.
AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz da öneri aleyhindeki konuşmasında, bir illüzyon yaşadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Görüntüde biraz Ermeni savunuculuğu, biraz İslamcı hassasiyeti, biraz aşırı sol duyarlılık, biraz eşcinsel severlik, biraz barış, biraz Türkiye, esasta teröre, teröristin çukuruna sahip çıkan, terörü sözde direniş hakkı arama olarak meşrulaştıran, siyaseti terörize etme çabasında olan zihniyetin, bugün burada sahte ve ikiyüzüyle karşı karşıyayız. Bu zihniyetin böyle bir öneriyle, tarihin meselesi olayları kaşıması, ayrılıkları kışkırtması beyhude çaba. Bu ayrıştırıcı ve teröre sahip çıkan kışkırtıcı dili ısrarla kullananlar, millet önünde de tarihi vebal altındadır. Tarih ve millet önünde ortak oldukları şiddet ve kanın hesabını mutlaka vereceklerdir. Biz Türkler, Kürtler et ve tırnak gibiyiz, akrabayız, komşuyuz, kardeşiz. Aynı acıları yaşıyoruz, aynı sevinçleri paylaşıyoruz, aynı geleceğe, aynı coğrafyaya bir ve beraber yürüyoruz. Çanakkale ruhuyla birlikte yol aldığımız bu vatan gemisini delmekten lütfen vazgeçin."
Konuşmaların ardından, HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması görüşmelerine başlandı.
Önerge sahibi olarak söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, "Eğitimin neresinden tutsak o kısım elimizde kalıyor." dedi.
Dün Karaman'da cinsel istismar davasını izlemeye gittiklerini anımsatan Usluer, şunları kaydetti:
"Cinsel istismarın kanıtlandığı, doğrulandığı Ensar ve KAİMDER'e ait olduğu belirlenen yurtların nesini aklamaya çalışıyorsunuz? Karaman Valisi, İl Milli Eğitim Müdürü 'Bilgim yok' diyor. Kusura bakmayın ama dün Karaman'da yaşadıklarımızdan sonra yüce Mecliste 'Aslında, hepiniz oradaydınız.' diye haykırmak geliyor içimden.
Bu çocukların ve ailelerinin durumu içler acısı. Sadece bizler ağlamadık, bu çocuklar için yer ağladı, gök ağladı. Soruyorum size, bu ilin milli eğitim müdürü, bu çocukların okudukları okulun müdürü, bu çocukların öğretmenleriyle ilgili Milli Eğitim Bakanı olarak herhangi bir işlem başlattınız mı? Ne yaptınız sayın Bakan? Kusura bakmayın ama 'Hepimiz Ensarız ve Ensar Vakfı değerlidir.' demekten başka hiçbir şey yapmadınız."
MHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, "Çocuklarımız her gün telef oluyor." dedi.
Herkesin "suskun olduğunu ve üç maymunu oynadığını" öne süren Topçu, "Bunlar bizim çocuklarımız. Amasız, fakatsız, bir yerleri korumadan her şeyin üstüne gitmek lazım. Bir kere olmasıyla 10 kere olması arasında hiçbir fark yok. Aslında bu ülkenin geleceği istismar ediliyor. Saymakla bitmiyor bu taciz olaylarını. Bunları öğretmenler yapıyor. Öğretmen yetiştirme işini o kadar siyasi hale getirdiniz ki atamaları bile seçimlere endeksli yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
İnternetteki bazı oyunların istismar alanı açtığını belirten Topçu, buna ilişkin önlemlerin alınması gerektiğini bildirdi.
Topçu, bu çocukların vebalinin AKP iktidarının üzerinde olduğunu savunarak, TBMM'de konuya ilişkin komisyon kurulduğunu anımsattı. Topçu, "Aradan 26 gün geçti, ne yapıldı?" diye sordu.
2002 yılından bu yana istismar olaylarında yüzde 434 artış olduğunu belirten Topçu, "Koltuk hesapları bir kenara bırakılarak bu sorunun üzerine ciddiyetle gidilmelidir." dedi.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, sokağa çıkma yasakları nedeniyle yüzbinlerce öğrencinin eğitim hakkının gasp edildiğini savundu.
"Öğrencilerin ve öğretmenlerin sokağa çıkma yasakları sürecinde yaşadığı travmanın telafi edilmesi mümkün olmayacaktır." diyen Toğrul, okullarda çocuklara şiddet, cinsel istismarın arttığını bildirdi.
Temel liselerin hemen kapatılması gerektiğine değinen Toğrul, kamusal eğitim güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bazı eğitim emekçilerinin, "iktidarın yargı kıskacına alınarak cezalandırılmak istendiğini" öne süren Toğrul, atanamayan 41 öğretmenin intihar ettiğini kaydetti.
Öte yandan, 23 Nisan Cumartesi Günü TBMM Genel Kurulunun özel gündemle saat 14.00'te toplanması ve grup başkanlarına 10'ar dakika söz verilmesine ilişkin Danışma Kurulu kararı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağının görüşmelerinde, gruplar adına söz alındı.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, eğitim politikasının çağdaş, bilimsel, laik eğitim normlarından uzaklaştığını, bir eğitim politikası olup olmadığını da bilmediğini savundu.
Vakıf, dernek ve cemaatlerin, eğitim sisteminde etkin rol almaya başladığını öne süren Karabıyık, Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kurumlarla 231 protokolü olduğunu, iktidar tarafından desteklenen vakıfların, bakanlığın yerine geçmeye çalıştığını, farklı roller üstlendiğini, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinde, yasal olmayan şekilde de ilkokul düzeyinde yurtlar açtığını savundu.
YİBO'ların işlevsiz kaldığını, köylerin boşaldığını, öğrencilerin taşımalı eğitimle taşındığını ifade eden Karabıyık, bunu fırsat bilen vakıfların bakanlığın rolünü üstlendiğini belirtti.
Karabıyık, denetimsizliğin, bu kurumları her türlü istismara açık hale getirdiğini, bakanlığın göz yummasının, sorumluluğunu yerine getirmemesinin anayasaya aykırılık anlamına geldiğini ileri sürdü.
AK PARTİ iktidarında eğitim sisteminin altyapı sorunlarının da çözülemediğini savunan Karabıyık, birleştirilmiş sınıflarda eğitim görüldüğünü söyledi.
Karabıyık, "Vakıflar, nasıl yasal olmayan ve anayasaya aykırı kurumlar açabiliyor, siz nasıl görmezden gelebiliyorsunuz? Siz de baba, belki dedesiniz. Lütfen anneler adına söylüyorum, bunların envanterini çıkaralım, aileleri kamu spotları hazırlayarak bilinçlendirelim, çağrı merkezi faydalı olabilir. Yasal olmayan oluşumları ortadan kaldırdıktan sonra yasal olan yurtlarda da bağımsız bir dış denetim olsun. Lütfen, sizler yurt açınız Sayın Bakan, denetlenen yurtlar açınız. Araştırma Komisyonunun üyeleri, görevinizi yaparken elinizi vicdanınıza götürün, böyle bir olay bir daha yaşanırsa kırılma olursa travma devam ederse burada hepimizin sorumluluğu vardır. Hiçbir şeyden etkilenmeden araştırmayı yapınız" diyerek sözlerini tamamladı.
AK PARTİ Grubu adına konuşan Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, geniş kesimleri ilgilendiren eğitimle ilgili sorunların, sadece bu alanın değil, bütün bir toplumun ilgilendiği milli mesele olduğunu anlattı.
AK PARTİ iktidarının baştan itibaren bu sorunu milli mesele olarak, ülke için bir beka işlemi olarak değerlendirdiğini belirten İsen, bu yüzden bütçedeki en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığına ayırdıklarına işaret etti.
İsen, Avrupa'nın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinden biri olduklarını belirterek, bu büyük nüfus ne kadar iyi yetiştirebilirlerse ne kadar iyi ve güncel becerilerle donatabilirse Türkiye'nin geleceğinin de o kadar parlak olacağını anlattı.
Eğitim alanında OECD ülkeleri seviyesinin yakalandığına dikkati çeken İsen, şunları kaydetti:
"Demokrasimizin işleyişi ve geleceğimizin ortak bir biçimde inşası açısından rasyonel eleştirilerine ihtiyaç duyduğumuz muhalefet partileri, ilerlemeleri görmemekte, yapılan her şeye kategorik bir tutumla, ideolojik bir tepkisellikle karşı çıkmaktadır. Gensoru önergesi de yıllardır aşina olduğumuz bu tutumun tipik bir örneğini oluşturuyor.
Gensoru önergesi gerekçesinde, bakanlığımızla imzalanan protokoller yoluyla vakıf, dernek, cemaatlerin eğitim sisteminde etkin rol aldığı iddiası var. Vakıf, dernek, benzeri sivil toplum kuruluşlarını demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak görüyor, bunları ilgi ve uzmanlık alanlarına göre, eğitim alanındaki paydaşlar olarak kabul ediyoruz. Bunlardan hiçbirine ideolojik ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Eğitim alanının daha demokratik, sivil ve çoğulcu hale gelmesini sağlamak amacıyla bu türden kurumlarla bakanlığın politikalarına ve müfredatına uygun olarak, bakanlığın denetim, gözetiminde olmak kaydıyla çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasına sıcak bakıyoruz ancak bu yöndeki çalışmalar gensoru sahiplerinin iddia ettiği gibi yalnızca vakıf ve derneklerden oluşan birkaç kurumla sınırlı tutulmamakta, üniversitelerden büyükelçiliklere, içlerinde muhalefet partilerine mensup belediyelerin de olduğu yerel yönetimlerden özel sektör kurumlarına, sendikalardan muhtelif meslek örgütlenmelerine kadar uzanan oldukça geniş ve zengin bir alana yayılmakta, ilgili tüm aktörlerle, paydaşlık ilişkisi geliştirilmektedir. Eğitim meselesine katkı sağlamak, taşın altına elini koymak isteyen, uygun şartları taşıyan bütün paydaşlarla işbirliği yapmaya açığız. "
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Avcı, hakkında verilen gensoru önergesi üzerine yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2002 yılı öncesine kıyasla eğitim-öğretim alanında sınıfta kaldığı iddialarını reddederek, Türkiye'nin uluslararası sınavlardaki başarısının arttığını söyledi.
Türkiye'nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) araştırmasında matematik alanındaki yeri 25 puan artarken OECD ülkelerinin ortalamasının 6 puan düştüğünü vurgulayan Avcı, "Türkiye, PISA uygulamalarına ilk katıldığı günden itibaren sürekli aşama kaydeden birkaç ülkeden biri. PISA'da fen ortalamamız 29 puan arttı. OECD ülkelerinin ise 1 puan arttı." dedi.
Avcı, Türkiye'nin uluslararası programlardaki başarılarını anlatarak, "PISA'nın resmi raporunda, alt düzeyde yer alan öğrenci oranındaki azalmanın Türkiye adına olumlu bir sonuç olduğu belirtiliyor. 2015 PISA raporunda bunların daha da iyi neticelerinin görüleceği vurgulanıyor." diye konuştu.
Bakan Avcı, bakanlığının sivil toplum, vakıf ve derneklerle etkin bir şekilde işbirliği yaptığını belirterek, Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğine dayalı olarak 540 protokolünün şu anda yürürlükte olduğunu söyledi.
Avcı, "Milli Eğitim Bakanlığı uluorta konuşulacak bir bakanlık değil. Çok özensiz şekilde konuşulduğu takdirde toplumsal psikolojide, 18 milyon öğrencinin hedef olduğu kitlede ne tür sonuçlar doğrucağını bilemezsiniz. Onun için Milli Eğitim Bakanlığı konuşmaz, üzerine düşen sorumluğun gereğini yerine getirir." ifadesini kullandı.
Karaman'daki cinsel taciz iddialarıyla ilgili ilk şikayetin 7 Mart 2016 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğüne geldiğini, aynı gün idari soruşturma açılarak, savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu anlatan Avcı, "15 Mart'ta soruşturma tamamlanmış ve aynı gün Bakanlığımız Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş. Savunmayı bile elden takip ederek almışız, 24 Mart'ta yapılan toplantıda ihraç kararı vermişiz. 17 gün içinde biz Bakanlık olarak sorumluluğumuzun gereğini hem idari hem adli bakımdan yapmışız." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Avcı, 2001-2016 yıllarında memurluktan çıkarma talebiyle Bakanlığa 2 bin 494 dosya geldiğini, bunlardan bin 498'inin kabul edilerek, ilgili kişinin meslekten çıkarıldığını belirterek, 2001'de 451 olan dosya sayısının 2015 yılında 188'e düştüğünü kaydetti.
Gündeme gelen dosyaların yüzde 40'ında iddia edilen suçlar sübuta ermediği için ihraç kararlarının reddedildiğini ifade eden Avcı, ihraç kararı verilen dosyalardan bin 498'inin yüzde 7'sinin hırsızlık, yüzde 13'ünün devamsızlık, yüzde 41'inin cinsel suçlar, yüzde 2'sinin darp, yüzde 22'sinin zimmet, yüzde 6'sının siyasi suçlar, yüzde 4'ünün de sahtecilik suçundan dolayı verildiğini anlattı.
Bakan Avcı, 2015 yılında toplam 127 ihraç kararı verildiğini anımsatarak, bunlardan 70'inin, yüzde 55'inin cinsel suçlarla olduğuna işaret ederek, bin 498 ihraç kararında 621'inin yani yüzde 41'inin cinsel suçlar kapsamında verildiğini söyledi.
Avcı, "Son dönemde cinsel suçların medyada çok sık yer alması bu suçun arttığı anlamına gelmiyor. Son 15 yıl içinde en fazla cinsel suç sebebiyle ihraç kararı verilen yıl 2011, 80 kişiye ihraç kararı verilmiş. 2013'te 43, 2014'te 50, 2015'te 70 personel bu gerekçeyle ihraç edilmiş." diye konuştu.
Görüşmelerin ardından TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanı Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı söz alan CHP Edirne Milletvekili Emre Köprülü, Ergenekon Davası'na bakan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararı bozduğunu anımsattı.
Köprülü, "Yıllarca ağır bedeller ödeyen vatanseverlere, Cumhuriyet sevdalılarına, tüm aydınlara ve bugün CHP'de beraber milletvekilliği yapmaktan gurur duyduğum Tuncay Özkan'a, Mustafa Balbay'a ve Dursun Çiçek'e selam gönderiyorum. 'Ben bu davanın savcısıyım' diyerek bu ödetilen bedellere ortak olanların, tüm mağdurlardan ve yıpratılan bu kurumların sahibi halktan bir özür dilemelerini bekliyorum." diye konuştu.
MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, gündem dışı aldığı sözde, Antalya'nın tarım, turizm ve ticarette zor durumda olduğunu belirterek, hükümetten tedbir almasını istedi.
AK PARTİ Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, Hattuşaş'ın UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras Listesi'ne alınışının 30. yılı olması dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Yargıtayın Ergenekon davasıyla ilgili verdiği kararı anımsatarak, "Buna sebep olanların, Türkiye'ye ve bu acıları çeken ailelere, mağdurlara kocaman bir özür borcu var. Başta o özrü sayın Cumhurbaşkanından bekliyoruz." ifadesini kullandı.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Meclis-i Mebusan'da 1908-1915 yılları arasında mebusluk yapan 7 Ermeni'nin öldürülme nedenlerinin araştırılması ve iadeiitibarlarının sağlanması"na yönelik önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 1908'de Osmanlı nüfusunda her 5 kişiden 1'inin Ermeni olduğunu, Meclis-i Mebusan'da, demokratik siyasetle, ortak vatanda eşitçe yaşama mücadelesi verildiğini bildirdi.
Paylan, Osmanlı'da milletler sistemi bulunduğunu, milletlerin, kültürel özerkliğe sahip olduğunu, patrikhanelerinde dini örgütlenmelerini yapabildiklerini, ana dil temelli çok dilli eğitimlerini sürdürebildiğini anlattı.
Paylan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1914 seçimleri sonrası tamamen Parlamento devre dışıydı. Ülke, Talat, Enver ve Cemal Paşa cuntalarının elindeydi. 24 Nisan 1915'te, ilk olarak Ermeni aydınlar, kanaat önderleri ve milletvekilleri tutuklandılar. Vekiller Ankara'ya, Ayaş'a getirildiler, güya yargılanacaklardı, oradan oraya sürerken yolda çeteciler tarafından katledildiler. Ermeni halkı kaybetti. Türkler de Kürtler de hep birlikte kaybettik. Bu mesele görüşülecekse, yalnızcaTBMM'de görüşülmelidir. Benim acım başka Meclislerin mezesi olamaz."
Paylan, "Ortak vatanda bir arada yaşama hukukunu oluşturmaya çalışan vekillerimizi tanıtmaya çalışacağım" diyerek, kürsüde o dönem milletvekilliği yapan Ermeni mebusların fotoğrafını gösterdi.
Ayrıca HDP sıralarına da bu milletvekillerinin fotoğrafları konuldu.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebildiğini ancak tarihin, tarihçilere ait olduğunu anımsatarak, tarihi gerçeklerin, siyasete alet edilmemesi gerektiğini belirtti.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dünyadaki hiçbir parlamentonun, bu topraklarda yaşandığı iddia edilen acılarla ilgili bildiriler yayınlamanın haddi olmadığını vurguladı.
Özel, günlük siyasette bunu konuşabilme yetkinliğinde olmadıklarının anlaşıldığını kaydederek, "Tarih, tarihçilere bırakılmalı. Et ve tırnak gibi yetiştiğimiz Ermeni kardeşlerimizle meseleyi, başka ülkelerin dış politika zafiyetimiz olarak kaşımalarına izin vermeden burada konuşulmalı. Bu konu tarihçilerin konusu. Uluslararası siyasetçilerin konusu olursa ne olduğu ortada." diye konuştu.
Öneri aleyhinde konuşan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, bir şey söylenirken, sebep sonuç ilişkisi kurulması, tarihi belgelere dayanılması gerektiğini ifade etti.
Aydın, 1908-1915 yıllarında ortada devletin ismen olduğunu ancak cismen bulunmadığını belirterek, "Arka, ön bahçede, komşuda yangın var, doğuya asker gidiyor, isyanlar var. Bu haliyle o yüce Osmanlı, içinde barındırdığı tebasını olabildiğince korumaya çalışıyor, emniyetlerini sağlamaya çalışıyor. Bu mebus geçinenler, gündüz Meclis'te kravatlı, fesli ama gece Hınçak'la, Taşnak'la dağda Osmanlı'nın askerine hançer saplıyor, kurşun saplıyor. Bunu, Çerkez Ahmet ve çetesi öldürüyor. Bu çeteyi Cemal Paşa yakalattırıyor, 'Sen benim idaremde olan hiçbir unsuru çetecilikle öldürme hakkına sahip değilsin' diyerek, astırıyor." değerlendirmesinde bulundu.
AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz da öneri aleyhindeki konuşmasında, bir illüzyon yaşadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Görüntüde biraz Ermeni savunuculuğu, biraz İslamcı hassasiyeti, biraz aşırı sol duyarlılık, biraz eşcinsel severlik, biraz barış, biraz Türkiye, esasta teröre, teröristin çukuruna sahip çıkan, terörü sözde direniş hakkı arama olarak meşrulaştıran, siyaseti terörize etme çabasında olan zihniyetin, bugün burada sahte ve ikiyüzüyle karşı karşıyayız. Bu zihniyetin böyle bir öneriyle, tarihin meselesi olayları kaşıması, ayrılıkları kışkırtması beyhude çaba. Bu ayrıştırıcı ve teröre sahip çıkan kışkırtıcı dili ısrarla kullananlar, millet önünde de tarihi vebal altındadır. Tarih ve millet önünde ortak oldukları şiddet ve kanın hesabını mutlaka vereceklerdir. Biz Türkler, Kürtler et ve tırnak gibiyiz, akrabayız, komşuyuz, kardeşiz. Aynı acıları yaşıyoruz, aynı sevinçleri paylaşıyoruz, aynı geleceğe, aynı coğrafyaya bir ve beraber yürüyoruz. Çanakkale ruhuyla birlikte yol aldığımız bu vatan gemisini delmekten lütfen vazgeçin."
Konuşmaların ardından, HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması görüşmelerine başlandı.
Önerge sahibi olarak söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, "Eğitimin neresinden tutsak o kısım elimizde kalıyor." dedi.
Dün Karaman'da cinsel istismar davasını izlemeye gittiklerini anımsatan Usluer, şunları kaydetti:
"Cinsel istismarın kanıtlandığı, doğrulandığı Ensar ve KAİMDER'e ait olduğu belirlenen yurtların nesini aklamaya çalışıyorsunuz? Karaman Valisi, İl Milli Eğitim Müdürü 'Bilgim yok' diyor. Kusura bakmayın ama dün Karaman'da yaşadıklarımızdan sonra yüce Mecliste 'Aslında, hepiniz oradaydınız.' diye haykırmak geliyor içimden.
Bu çocukların ve ailelerinin durumu içler acısı. Sadece bizler ağlamadık, bu çocuklar için yer ağladı, gök ağladı. Soruyorum size, bu ilin milli eğitim müdürü, bu çocukların okudukları okulun müdürü, bu çocukların öğretmenleriyle ilgili Milli Eğitim Bakanı olarak herhangi bir işlem başlattınız mı? Ne yaptınız sayın Bakan? Kusura bakmayın ama 'Hepimiz Ensarız ve Ensar Vakfı değerlidir.' demekten başka hiçbir şey yapmadınız."
MHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, "Çocuklarımız her gün telef oluyor." dedi.
Herkesin "suskun olduğunu ve üç maymunu oynadığını" öne süren Topçu, "Bunlar bizim çocuklarımız. Amasız, fakatsız, bir yerleri korumadan her şeyin üstüne gitmek lazım. Bir kere olmasıyla 10 kere olması arasında hiçbir fark yok. Aslında bu ülkenin geleceği istismar ediliyor. Saymakla bitmiyor bu taciz olaylarını. Bunları öğretmenler yapıyor. Öğretmen yetiştirme işini o kadar siyasi hale getirdiniz ki atamaları bile seçimlere endeksli yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
İnternetteki bazı oyunların istismar alanı açtığını belirten Topçu, buna ilişkin önlemlerin alınması gerektiğini bildirdi.
Topçu, bu çocukların vebalinin AKP iktidarının üzerinde olduğunu savunarak, TBMM'de konuya ilişkin komisyon kurulduğunu anımsattı. Topçu, "Aradan 26 gün geçti, ne yapıldı?" diye sordu.
2002 yılından bu yana istismar olaylarında yüzde 434 artış olduğunu belirten Topçu, "Koltuk hesapları bir kenara bırakılarak bu sorunun üzerine ciddiyetle gidilmelidir." dedi.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, sokağa çıkma yasakları nedeniyle yüzbinlerce öğrencinin eğitim hakkının gasp edildiğini savundu.
"Öğrencilerin ve öğretmenlerin sokağa çıkma yasakları sürecinde yaşadığı travmanın telafi edilmesi mümkün olmayacaktır." diyen Toğrul, okullarda çocuklara şiddet, cinsel istismarın arttığını bildirdi.
Temel liselerin hemen kapatılması gerektiğine değinen Toğrul, kamusal eğitim güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bazı eğitim emekçilerinin, "iktidarın yargı kıskacına alınarak cezalandırılmak istendiğini" öne süren Toğrul, atanamayan 41 öğretmenin intihar ettiğini kaydetti.
Öte yandan, 23 Nisan Cumartesi Günü TBMM Genel Kurulunun özel gündemle saat 14.00'te toplanması ve grup başkanlarına 10'ar dakika söz verilmesine ilişkin Danışma Kurulu kararı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağının görüşmelerinde, gruplar adına söz alındı.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, eğitim politikasının çağdaş, bilimsel, laik eğitim normlarından uzaklaştığını, bir eğitim politikası olup olmadığını da bilmediğini savundu.
Vakıf, dernek ve cemaatlerin, eğitim sisteminde etkin rol almaya başladığını öne süren Karabıyık, Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kurumlarla 231 protokolü olduğunu, iktidar tarafından desteklenen vakıfların, bakanlığın yerine geçmeye çalıştığını, farklı roller üstlendiğini, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinde, yasal olmayan şekilde de ilkokul düzeyinde yurtlar açtığını savundu.
YİBO'ların işlevsiz kaldığını, köylerin boşaldığını, öğrencilerin taşımalı eğitimle taşındığını ifade eden Karabıyık, bunu fırsat bilen vakıfların bakanlığın rolünü üstlendiğini belirtti.
Karabıyık, denetimsizliğin, bu kurumları her türlü istismara açık hale getirdiğini, bakanlığın göz yummasının, sorumluluğunu yerine getirmemesinin anayasaya aykırılık anlamına geldiğini ileri sürdü.
AK PARTİ iktidarında eğitim sisteminin altyapı sorunlarının da çözülemediğini savunan Karabıyık, birleştirilmiş sınıflarda eğitim görüldüğünü söyledi.
Karabıyık, "Vakıflar, nasıl yasal olmayan ve anayasaya aykırı kurumlar açabiliyor, siz nasıl görmezden gelebiliyorsunuz? Siz de baba, belki dedesiniz. Lütfen anneler adına söylüyorum, bunların envanterini çıkaralım, aileleri kamu spotları hazırlayarak bilinçlendirelim, çağrı merkezi faydalı olabilir. Yasal olmayan oluşumları ortadan kaldırdıktan sonra yasal olan yurtlarda da bağımsız bir dış denetim olsun. Lütfen, sizler yurt açınız Sayın Bakan, denetlenen yurtlar açınız. Araştırma Komisyonunun üyeleri, görevinizi yaparken elinizi vicdanınıza götürün, böyle bir olay bir daha yaşanırsa kırılma olursa travma devam ederse burada hepimizin sorumluluğu vardır. Hiçbir şeyden etkilenmeden araştırmayı yapınız" diyerek sözlerini tamamladı.
AK PARTİ Grubu adına konuşan Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, geniş kesimleri ilgilendiren eğitimle ilgili sorunların, sadece bu alanın değil, bütün bir toplumun ilgilendiği milli mesele olduğunu anlattı.
AK PARTİ iktidarının baştan itibaren bu sorunu milli mesele olarak, ülke için bir beka işlemi olarak değerlendirdiğini belirten İsen, bu yüzden bütçedeki en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığına ayırdıklarına işaret etti.
İsen, Avrupa'nın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinden biri olduklarını belirterek, bu büyük nüfus ne kadar iyi yetiştirebilirlerse ne kadar iyi ve güncel becerilerle donatabilirse Türkiye'nin geleceğinin de o kadar parlak olacağını anlattı.
Eğitim alanında OECD ülkeleri seviyesinin yakalandığına dikkati çeken İsen, şunları kaydetti:
"Demokrasimizin işleyişi ve geleceğimizin ortak bir biçimde inşası açısından rasyonel eleştirilerine ihtiyaç duyduğumuz muhalefet partileri, ilerlemeleri görmemekte, yapılan her şeye kategorik bir tutumla, ideolojik bir tepkisellikle karşı çıkmaktadır. Gensoru önergesi de yıllardır aşina olduğumuz bu tutumun tipik bir örneğini oluşturuyor.
Gensoru önergesi gerekçesinde, bakanlığımızla imzalanan protokoller yoluyla vakıf, dernek, cemaatlerin eğitim sisteminde etkin rol aldığı iddiası var. Vakıf, dernek, benzeri sivil toplum kuruluşlarını demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak görüyor, bunları ilgi ve uzmanlık alanlarına göre, eğitim alanındaki paydaşlar olarak kabul ediyoruz. Bunlardan hiçbirine ideolojik ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Eğitim alanının daha demokratik, sivil ve çoğulcu hale gelmesini sağlamak amacıyla bu türden kurumlarla bakanlığın politikalarına ve müfredatına uygun olarak, bakanlığın denetim, gözetiminde olmak kaydıyla çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasına sıcak bakıyoruz ancak bu yöndeki çalışmalar gensoru sahiplerinin iddia ettiği gibi yalnızca vakıf ve derneklerden oluşan birkaç kurumla sınırlı tutulmamakta, üniversitelerden büyükelçiliklere, içlerinde muhalefet partilerine mensup belediyelerin de olduğu yerel yönetimlerden özel sektör kurumlarına, sendikalardan muhtelif meslek örgütlenmelerine kadar uzanan oldukça geniş ve zengin bir alana yayılmakta, ilgili tüm aktörlerle, paydaşlık ilişkisi geliştirilmektedir. Eğitim meselesine katkı sağlamak, taşın altına elini koymak isteyen, uygun şartları taşıyan bütün paydaşlarla işbirliği yapmaya açığız. "
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Avcı, hakkında verilen gensoru önergesi üzerine yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2002 yılı öncesine kıyasla eğitim-öğretim alanında sınıfta kaldığı iddialarını reddederek, Türkiye'nin uluslararası sınavlardaki başarısının arttığını söyledi.
Türkiye'nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) araştırmasında matematik alanındaki yeri 25 puan artarken OECD ülkelerinin ortalamasının 6 puan düştüğünü vurgulayan Avcı, "Türkiye, PISA uygulamalarına ilk katıldığı günden itibaren sürekli aşama kaydeden birkaç ülkeden biri. PISA'da fen ortalamamız 29 puan arttı. OECD ülkelerinin ise 1 puan arttı." dedi.
Avcı, Türkiye'nin uluslararası programlardaki başarılarını anlatarak, "PISA'nın resmi raporunda, alt düzeyde yer alan öğrenci oranındaki azalmanın Türkiye adına olumlu bir sonuç olduğu belirtiliyor. 2015 PISA raporunda bunların daha da iyi neticelerinin görüleceği vurgulanıyor." diye konuştu.
Bakan Avcı, bakanlığının sivil toplum, vakıf ve derneklerle etkin bir şekilde işbirliği yaptığını belirterek, Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğine dayalı olarak 540 protokolünün şu anda yürürlükte olduğunu söyledi.
Avcı, "Milli Eğitim Bakanlığı uluorta konuşulacak bir bakanlık değil. Çok özensiz şekilde konuşulduğu takdirde toplumsal psikolojide, 18 milyon öğrencinin hedef olduğu kitlede ne tür sonuçlar doğrucağını bilemezsiniz. Onun için Milli Eğitim Bakanlığı konuşmaz, üzerine düşen sorumluğun gereğini yerine getirir." ifadesini kullandı.
Karaman'daki cinsel taciz iddialarıyla ilgili ilk şikayetin 7 Mart 2016 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğüne geldiğini, aynı gün idari soruşturma açılarak, savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu anlatan Avcı, "15 Mart'ta soruşturma tamamlanmış ve aynı gün Bakanlığımız Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş. Savunmayı bile elden takip ederek almışız, 24 Mart'ta yapılan toplantıda ihraç kararı vermişiz. 17 gün içinde biz Bakanlık olarak sorumluluğumuzun gereğini hem idari hem adli bakımdan yapmışız." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Avcı, 2001-2016 yıllarında memurluktan çıkarma talebiyle Bakanlığa 2 bin 494 dosya geldiğini, bunlardan bin 498'inin kabul edilerek, ilgili kişinin meslekten çıkarıldığını belirterek, 2001'de 451 olan dosya sayısının 2015 yılında 188'e düştüğünü kaydetti.
Gündeme gelen dosyaların yüzde 40'ında iddia edilen suçlar sübuta ermediği için ihraç kararlarının reddedildiğini ifade eden Avcı, ihraç kararı verilen dosyalardan bin 498'inin yüzde 7'sinin hırsızlık, yüzde 13'ünün devamsızlık, yüzde 41'inin cinsel suçlar, yüzde 2'sinin darp, yüzde 22'sinin zimmet, yüzde 6'sının siyasi suçlar, yüzde 4'ünün de sahtecilik suçundan dolayı verildiğini anlattı.
Bakan Avcı, 2015 yılında toplam 127 ihraç kararı verildiğini anımsatarak, bunlardan 70'inin, yüzde 55'inin cinsel suçlarla olduğuna işaret ederek, bin 498 ihraç kararında 621'inin yani yüzde 41'inin cinsel suçlar kapsamında verildiğini söyledi.
Avcı, "Son dönemde cinsel suçların medyada çok sık yer alması bu suçun arttığı anlamına gelmiyor. Son 15 yıl içinde en fazla cinsel suç sebebiyle ihraç kararı verilen yıl 2011, 80 kişiye ihraç kararı verilmiş. 2013'te 43, 2014'te 50, 2015'te 70 personel bu gerekçeyle ihraç edilmiş." diye konuştu.
Görüşmelerin ardından TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanı Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
