2017-06-12 - 15:45
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AB ülkelerinde tarımsal sulamadan KDV alınmazken Türkiye'de yüzde 18 oranında KDV alındığını belirterek, "Tarımsal sulamadaki KDV oranı yüzde bire indirilmelidir." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, elektrik dağıtım bölgelerinin, elektriğin daha verimli işletileceği, maliyetlerin azalacağı, kayıp kaçağın düşürüleceği, tüketicilere daha ucuz, sürekli ve kaliteli elektrik enerjisi sunulacağı iddiasıyla özelleştirildiğini söyledi. Akçay, ancak elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin, elektrik tarifelerinde ve hizmet bedellerinde büyük pahalılık getirdiğini söyledi.
Tarımsal üretimde en önemli girdilerden birinin, tarımsal sulama giderleri olduğuna işaret eden Akçay, yüksek elektrik ücretinin, üretim maliyetini artırdığını, tarımda rekabet gücünü azalttığını dile getirdi.
Akçay, "AB ülkelerinde tarımsal sulama amaçlı elektrik kullanımı desteklenirken ülkemizde maalesef destek yoktur. AB ülkelerinde tarımsal sulamadan KDV alınmazken ülkemizde tarımsal sulamadan yüzde 18 KDV alınmaktadır. Tarımsal sulamadaki KDV oranı yüzde 1'e indirilmelidir. " diye konuştu.
Erkan Akçay, kaçak elektrik kullanım bedelinin diğer tüketicilere yansıtılmaması, çiftçinin alınterinin karşılığını alabilmesi, rekabet edebilmesi için tarımda kullanılan elektriğin destek kapsamına alınmasını istedi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Göztepe'nin Süper Lig'e yükselmesi nedeniyle gündemdışı söz alarak Göztepe'yi kutladı.
İzmir'in 35 projesinden 35'incisinin olimpik stadyumlar olduğunu aktaran Balbay, "Bunlardan kaçı yapıldı? Alsancak stadını iki yıl önce yıktınız yerine ne yapıldı? Birisiyle pazarlık halinde misiniz, AVM mi yapılacak?" diye sordu.
Balbay, İzmir takımlarının, stat desteği olmamasına rağmen süper lige çıktığını ifade ederek, İzmir'e politik davranılmaması gerektiğini söyledi.
AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli de İzmir'e yapılan TOKİ yatırımlarına ilişki yaptığı gündemdışı konuşmada, İzmirli ne istiyorsa yaptıklarını söyledi. Sürekli, Bergama'da yeni TOKİ projesi başlattıklarını, Aliağa'da da konutların planladığını, TOKİ'nin Kemalpaşa'da uydu kent oluşturduğunu anlattı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve yerel belediyelere seslenen Sürekli, "Stadları engellemeyin, stadları yapalım, TOKİ projelerine destek olun, alan bulalım. Vatandaş bizden polemik değil hizmet bekliyor." dedi.
Gündem dışı konuşmaların ardından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay yeniden söz aldı.
FETÖ ile mücadelenin yargı boyutunun çok özenli, dikkatli, adalet terazisinin doğru şekilde tartma ihtiyacının, günün en acil gündem maddelerinden biri olduğunu ifade eden Akçay, "Madem bir kişi suçsuz niye tutuklanır, tutuklandı niye bırakılır?" diye sordu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, bugünün, çocuk işçiliğiyle mücadale günü olduğunu anımsatarak, bu ülkenin geleceği olan çocukların boylarının ve bedenlerinin kaldırılamayacağı belirsizlik içinde olduğunu savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, FETÖ ile mücadele kapsamında görevine son verilen bir kişinin yaptığı başvuru üzerine, AİHM'in, iç hukuk yolunun tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu OHAL Komisyonuna yönlendirdiğini anımsattı. Özel, bu komisyonun derhal göreve başlaması gerektiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, çocuk işçilik sorunuyla mücadelenin, tüm partilerin, Hükümetin gündeminde bulunan, sonuna kadar mücadele edecekleri bir konu olduğunu dile getirdi. Muş, temel eğitimi 12 yıla çıkarttıklarını, çocukların sokaklarda ya da atölyelerde değil okulda olması gerektiğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, "tarım kredi kooperatiflerinin zarara uğratıldığı" gerekçesiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahibi olarak CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal aldı.
Sarıbal, tarımın bittiğini, hayvan varlığının azaldığını savunarak, 2002'de 26 milyon hektar olan tarım alanının, 23,6 milyona düştüğünü söyledi. Sarıbal, AK Parti'nin iktidara geldiği 2003'te yüzde 35 olan tarımsal alandaki istihdamın, yüzde 19'a indiğini öne sürdü.
Bu arada CHP'nin, Manisa'daki askeri birliklerde yaşanan zehirlenme vakaları ile TSK'nın yemek ihalelerinin araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, "İktidarınız sayesinde kendi kendimize yetemeyen bir ülkeyiz. Buğday, prinç ve pek çok bakliyat ile tarım ürününü dışarıdan ithal ediyoruz. Oysa bütün bu ürünler ülkemizde yetiştirilebilen ürünler." dedi.
CHP'nin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin Genel Kuruldaki görüşmelerde HDP Grubu adına Paylan söz aldı.
Paylan, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü'nün aracının durdurulup aranması sırasında yaşananlara tepki göstererek, Meclisin itibarının milletvekillerinin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
Garo Paylan, 2016 yılında ekonomi yüzde 2.9 büyürken, tarım sektörünün bırakın büyümeyi küçüldüğünü ve tarım sektörünün kan kaybettiğini, her yıl tarım sektöründe çalışanların oranının azaldığını savundu.
Tarım alanlarında geçinemeyen insanların köyünü bırakıp şehirlere geldiğine işaret eden Paylan, "Kuşaklarca tarımda çalışmış ve ekmeğini bulmuş insanlar sizin iktidarınızda ekmeklerini bulamıyorlar. Sizin döneminizde tarımda ithalat devrine geçtik. İktidarınız sayesinde kendi kendimize yetemeyen bir ülkeyiz. Buğday, pirinç ve pek çok bakliyat ile tarım ürününü dışarıdan ithal ediyoruz. Oysa bütün bu ürünler ülkemizde yetiştirilebilen ürünlerdir." diye konuştu.
Paylan, tarıma gerekli önemin verilmesi ve tarım politikasının gerekli noktaya taşınması durumunda bir dolarlık bile ithalat yapmadan milyarlarca dolarlık ihracat yapılabileceğini bildirdi. Tarımsal desteklere değinen Paylan, çiftçiye borç değil destek verilmesi gerektiğine dikkati çekti. Paylan, "Yerelde tarımı destekleyeceğiz. Çiftçi köyünde kalacak. Hem organik besleneceğiz hem çiftçiliği desteklemiş olacağız." ifadelerini kullandı.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, "Son yıllarda gıda fiyatlarında meydana gelen ani ve anormal yükselişlerin temelinde, uygulanan yanlış ve yanlı tarım politikaları yatmaktadır. AKP hükümetleri tarımı ihmal etmiştir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması görüşüldü.
Karakaya, yaptığı konuşmada, tarımın sadece Türkiye için değil tüm ülkeler için stratejik olarak kabul edildiğini ve birçok yönden diğer sektörlerden ayrıldığını belirtti.
Tarımsal üretim ve faaliyetleri salt gelir, maliyet, kar ve ekonomik katma değer bağlamında ele alıp buna rekabetçi bir anlayışla yaklaşmanın doğru olmadığını dile getiren Karakaya, dünyada tarıma en çok destek veren ülkelerin, en gelişmiş ülkeler olduğuna dikkati çekti.
Tarımı stratejik sektör yapan temel unsurun, gıda ve gıda güvenliği olduğunu ve gıda güvenliğinin, arz, erişim ve istikrar bileşenleri üzerinden değerlendirildiğini anlatan Karakaya, Türkiye'de ise bir gıda güvensizliğinin olmadığını, ancak gıda güvenliğinin temel bileşenlerini oluşturan üç alanın da sorunlu olduğunu söyledi.
Gıdaya erişimin, tarımsal faaliyetlerden ve üretimden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Karakaya, "Son yıllarda gıda fiyatlarında meydana gelen ani ve anormal yükselişlerin temelinde, uygulanan yanlış ve yanlı tarım politikaları yatmaktadır. AKP hükümetleri tarımı ihmal etmiştir. Tarımın, kalkınma içindeki rolü başka yaklaşımlar lehine terk edilmiştir. Toprağın, buğday üreteni değil rant üreteni makbul görülmüştür." diye konuştu.
Yerli üretimin ise rekabete yenik hale getirildiğini ileri süren Karakaya, birçok tarımsal ürünün piyasa fiyatının, üretim maliyetlerinin çok gerisine düştüğünü belirtti.
Karakaya, "2002 yılında bir litre mazot için 2,5 kilogram buğday satmak yeterliyken, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri döneminde bu rasyon 5-6 kilogram buğday aralığında değişmiştir." açıklamasında bulundu.
Buğday fiyatının üretim yapılacak seviyelerin altında kaldığını kaydeden Karakaya, ekmek fiyatlarıyla buğday arasındaki ilişkinin son derece zayıf bir hale geldiğini belirtti.
Bugün Ankara, İstanbul ve İzmir'de 250 gram ekmeğin ortalama 1 lira 25 kuruştan satıldığını kaydeden Karakaya, bu fiyattaki buğdayın payının 25 kuruş olduğuna dikkati çekti.
Tarımsal desteklerin eksik verildiğini savunan Karakaya, Tarım Kanunu gereğince gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 1'inden daha az olmaması gereken tarımsal desteklerin, AK Parti hükümetleri döneminde binde 6'yı geçmediğini aktardı.
Karakaya, "2017 yılı için çiftçiye verilmesi gereken destek miktarı 24 milyar lira olması gerekirken, öngörülen tarımsal destek 12 milyar 838 milyon lira düzeyindedir. Geçtiğimiz dönemlerde, desteklemenin bölgesel dağılımlarında da ciddi adaletsizlik ve çarpıklıklar söz konusu olmuştur." dedi.
Tarım sektörünün giderek küçüldüğünü ve tarımsal faaliyetlerin azaldığını söyleyen Karakaya, "2002 yılında çayır ve mera alanları hariç olmak üzere 26 milyon 579 bin hektar tarım arazisi, son 14 yılda yüzde 10 azalmış, 23 milyon 763 bin hektara düşmüştür. Buna karşılık ülke nüfusu yüzde 20 artmıştır." ifadesini kullandı.
Karakaya, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik'in, gündeme getirdiği Milli Tarım Politikası yaklaşımını takdir ettiklerini ancak kayda değer bir gelişmenin ise şu ana kadar olmadığını söyledi.
Açıklanan Milli Tarım Politikası'nı önemsediklerini belirten Karakaya, "Yaklaşımını hayata geçirmesi adına biz bu gensoru için 'Hayır' oyu kullanıyoruz." diye konuştu.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, AK Parti iktidarının tarım politikalarının çiftçiyi borç içinde bıraktığını ve göçe zorladığını ileri sürerek, "Çiftçinin borcu bugün 80 milyar. Çiftçinin borcunu nedense yapılandırmıyorsunuz. Her şeyi yapılandırıyorsunuz, iş çiftçiye gelince duruyorsunuz." dedi.
Gaytancıoğlu, partisinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler sırasında grubu adına söz aldı.
AK Parti'nin 15 yılda Türkiye tarımını üretici konumdan ithalatçı konuma getirdiğini ifade eden Gaytancıoğlu, Çelik'in ise işin ehli olmadığını, bakanlıkta yaptığı atamaların bunu ortaya koyduğunu savundu.
"Kişi başına düşen milli gelirimiz 9 bin dolar olmasına rağmen, çiftçinin geliri maalesef 3 bin doları aşmıyor." diyen Gaytancıoğlu, iktidarın yanlış uygulamaları nedeniyle ekonomik zorluklar içinde olan çiftinin köyden kente göç ettiğini, arazilerin ekilmediğini belirtti.
Gaytancıoğlu, "Aldığınızda 1 milyar lira olan çiftçinin borcu, bugün 80 milyar. Çiftçinin borcunu nedense yapılandırmıyorsunuz. Her şeyi yapılandırıyorsunuz, iş çiftçiye gelince duruyorsunuz. Geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolarlık yağlı tohumlar ithalatı yapıldı, 1,5 milyar dolarlık buğday ithalatı. Ana vatanı bu topraklar olan nohut, mercimeği bile ithal ediyoruz. Yazıktır, günahtır. Bu ülke hayvan ithalatı yapıyor. Meralarımızı peşkeş çekiyorsunuz." diye konuştu.
Tarım kredi kooperatiflerinde ciddi şaibeler olduğunu iddia eden ve bu nedenle gensoru önergesi verdiklerini aktaran Gaytancıoğlu, soru önergelerinin yanıtlanmadığını bildirdi.
Gaytancıoğlu, şöyle devam etti:
"Çok zor değil sorularımız. Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürünün maaşını sorduk. 100 bin liradan 30 bin liraya inecekmiş. Bu bir yıl önce sizin beyanınız. Maaşını yüzde 70 düşürüyorsunuz? Doğru mu, yanlış mı? Acaba ne kadar maaş alıyor? Bunu öğrenmek bizim hakkımız değil mi? Çünkü basında diyor ki, 30 bin lira maaş alıyor. 30 bin lira maaş çok. Çiftçi yılda 3 bin dolar geliri zor elde ediyor, bir genel müdür bu kadar maaşı alıyor. Halbuki tarım kredi kooperatifleri kim? Kim kurdu? Atatürk kurdu. Bir nolu ortak. Böyle bir kurumun başında oturuyor. Görevi Türk çiftçisini korumak, ezdirmemek, düşük fiyatlarla girdi temin etmek, piyasalara gerektiğinde düzenlemek, çiftçiyi kredilendirmek. Ama böyle yapmadığını biliyoruz."
Tarım Kredi Kooperatiflerinde görevlendirme konusunda da iktidar partisince partizanlık yapıldığını iddia eden Gaytancıoğlu, yöneticilerin daha önce AK Parti ile ilişkili olan kişilerden seçildiğini belirtti.
Gaytancıoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürünün 16 Nisan referandumundan bir gün önce çiftçilere "Evet" tercihinde bulunmaları yönünde mesaj gönderdiğini de ileri sürerek, "Üç defa mesaj. 100 bin lira maliyeti var. Kimi kullanıyor? Çiftçinin kendi kuruluşunu kullanıyor. Kim? Tarım Kredinin Genel Müdürü. AKP adına çalışıyor. Evet mesajı veriyor." dedi.
Tarım Kredi Kooperatiflerinin sigorta şirketleri için isim yarışması açtığını, bunun duyurulmasıyla ilgili bir ajansa 668 bin liralık ödeme yapıldığını anlatan Gaytancıoğlu, yarışmayı kimin kazandığının bile açıklanmadığını ifade etti.
Gaytancıoğlu, bu sigorta şirketinin yönetim kadrosunun da partizanca yapıldığını savundu.
--
AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, "Gensoruya yüce Meclisin olumlu oy vermeyeceğini düşünüyorum. Hanımı haykırarak Sokrates'e bağırır 'Ama sen suçsuzsun, suçsuz yere idam ediliyorsun.' Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir; 'Suçlu olarak idam edilmemi mi isterdin.' Allah'tan ki AK Partili bakanlar haksız yere önergelerle suçlanıyor bizde bununla gurur duyuyoruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, "tarım kredi kooperatiflerinin zarara uğratıldığı" gerekçesiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde, AK Parti Grubu adına konuşan Gider, gensorunun, parlamenter sistemin ciddi bir müessesesi olduğunu bildirdi.
Parlamentonun hükümeti denetleme biçimi olan gensorunun hükümeti düşürebilecek hassasiyete sahip olduğunu belirten Gider, "Sistemin içerisine gensoruyu koyanlar çok ciddi bir durumu öngörmüş, sistem tıkanmasın, eğer hükümet üzerine düşeni yapmıyorsa Meclis yapsın. Ne yazık ki fiiliyat bu çok fazla da bu böyle uygulanmıyor. İkinci meşrutiyetten bu yana 494, Cumhuriyet döneminden bugüne 432 tane. Bu 432 gensorudan yalnız 6 tanesi kabul görmüş. Topluma göre israf haramdır. Eğer muhalefet bu gensoruları Meclisi çalıştırmamak ya da bakanlık çalışanlarının motivasyonunu kırmak istiyorsa başımız gözümüz üstüne." ifadesini kullandı.
Gider, tarımın önemli bir sektör olduğunu, toplumun tamamını kaplamadığını vurguladı. Yurt genelinde 3 milyon tarım işletmesinin olduğuna işaret eden Gider, sosyal sebeplerden dolayı şehirlerde oturan, maaşlı başka işlerde çalışan ancak geçimini köydeki tarımsal üretime bağlayan ciddi bir kesimin var olduğunu anlattı.
"Tarımın sorunları köklüdür, köklü çözümler gerektirir." diyen Gider, AK Parti olarak 15 yıldır bunun farkında olarak hareket ettiklerini belirtti.
Türkiye'nin, tarımda Avrupa?nın en büyük gücü olduğunun altını çizeren Gider, şöyle devam etti:
"Tarım ürünleri ihracatımız 3.7 milyar dolardan 16.3 milyar dolara çıktı. Bitkisel üretim 120 milyon tona çıktı, hayvansal üretim 23.5 milyona çıktı. Sığır sayımız yüzde 44 oranında, küçükbaş hayvan yüzde 29 arttı. Milli tarım projesinde iki önemli faktör vardır. Bunlardan ilki gıda güvenliğini sağlamak diğeri yerli ve yeterli üretimi gerçekleştirmektir. Tarım topraklarını kanuna uygun büyük tarımsal ovalarımızı tarımsal sit alanı kapsamına aldık. Toprak ve su kaynaklarımızın korunmasını sağlayan çalışmaları da destekliyoruz."
Gider, 1990'lar ve 2000 başında Dünya Bankası ve IMF'nin kooperatiflerin kapatılması gerektiğini söylediğini, borçlar nedeniyle Tarım Kredi Kooperatiflerinin tasviye aşamasında bulunduğunu, 80 bin çiftçi hakkında icra başlatıldığına değinerek, 2003'teki yeniden yapılandırma, 2007'de çiftçilerin borçların silinmesiyle devletle milletin barıştığını bildirdi.
Gider, bugün Tarım Kredi Kooperatifleri o halden bu hale geldiyse onları yönetenleri tebrik etmek gerektiğini söyledi.
İddialardan birinin Tarım Kredi AŞ'nin zarar etmesi olduğuna, bununla ilgili 38 hukuk dosyası, 35 icra dosyası, 2 savcılık takibatı ve bir ceza davası bulunduğuna dikkati çeken Gider, şu görüşlere yer verdi:
"Sayın Bakanım, hakkınızda verilen önerge ve iddiaların, bırakın haklılığını, dayanaktan ve tutarlılıktan bile uzak olduğunu muhalefeti dinleyerek hep birlikte gördük. Ben bu gensoruya yüce Meclisin olumlu oy vermeyeceğini düşünüyorum. Konuşmamı, Sokrates'in idam edilmeden önce söylediği şu sözlerle tamamlıyorum. Hanımı haykırarak Sokrates'e bağırır 'Ama sen suçsuzsun, suçsuz yere idam ediliyorsun.' Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir; 'Suçlu olarak idam edilmemi mi isterdin.' Allah'tan ki AK Partili bakanlar haksız yere önergelerle suçlanıyor bizde bununla gurur duyuyoruz."
Bunun üzerine söz alan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 20 yılın en kötü tarım politikasının 2016'da sunulduğunu savunarak, "Ortada bir yalan öyküsü varsa elbette dönüp kendinize bakmanız lazım." ifadesini kullandı.
Laf atılması üzerine AK Parti sıralarına ilerleyen Sarıbal'ı, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yerine oturttu.
Görüşmeler devam ederken Başbakan Binali Yıldırım, Genel Kurula gelerek, ön sıralardaki milletvekilleriyle tokalaştı. Yıldırım, daha sonra görüşmeleri izledi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AB ülkelerinde tarımsal sulamadan KDV alınmazken Türkiye'de yüzde 18 oranında KDV alındığını belirterek, "Tarımsal sulamadaki KDV oranı yüzde bire indirilmelidir." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, elektrik dağıtım bölgelerinin, elektriğin daha verimli işletileceği, maliyetlerin azalacağı, kayıp kaçağın düşürüleceği, tüketicilere daha ucuz, sürekli ve kaliteli elektrik enerjisi sunulacağı iddiasıyla özelleştirildiğini söyledi. Akçay, ancak elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin, elektrik tarifelerinde ve hizmet bedellerinde büyük pahalılık getirdiğini söyledi.
Tarımsal üretimde en önemli girdilerden birinin, tarımsal sulama giderleri olduğuna işaret eden Akçay, yüksek elektrik ücretinin, üretim maliyetini artırdığını, tarımda rekabet gücünü azalttığını dile getirdi.
Akçay, "AB ülkelerinde tarımsal sulama amaçlı elektrik kullanımı desteklenirken ülkemizde maalesef destek yoktur. AB ülkelerinde tarımsal sulamadan KDV alınmazken ülkemizde tarımsal sulamadan yüzde 18 KDV alınmaktadır. Tarımsal sulamadaki KDV oranı yüzde 1'e indirilmelidir. " diye konuştu.
Erkan Akçay, kaçak elektrik kullanım bedelinin diğer tüketicilere yansıtılmaması, çiftçinin alınterinin karşılığını alabilmesi, rekabet edebilmesi için tarımda kullanılan elektriğin destek kapsamına alınmasını istedi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Göztepe'nin Süper Lig'e yükselmesi nedeniyle gündemdışı söz alarak Göztepe'yi kutladı.
İzmir'in 35 projesinden 35'incisinin olimpik stadyumlar olduğunu aktaran Balbay, "Bunlardan kaçı yapıldı? Alsancak stadını iki yıl önce yıktınız yerine ne yapıldı? Birisiyle pazarlık halinde misiniz, AVM mi yapılacak?" diye sordu.
Balbay, İzmir takımlarının, stat desteği olmamasına rağmen süper lige çıktığını ifade ederek, İzmir'e politik davranılmaması gerektiğini söyledi.
AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli de İzmir'e yapılan TOKİ yatırımlarına ilişki yaptığı gündemdışı konuşmada, İzmirli ne istiyorsa yaptıklarını söyledi. Sürekli, Bergama'da yeni TOKİ projesi başlattıklarını, Aliağa'da da konutların planladığını, TOKİ'nin Kemalpaşa'da uydu kent oluşturduğunu anlattı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve yerel belediyelere seslenen Sürekli, "Stadları engellemeyin, stadları yapalım, TOKİ projelerine destek olun, alan bulalım. Vatandaş bizden polemik değil hizmet bekliyor." dedi.
Gündem dışı konuşmaların ardından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay yeniden söz aldı.
FETÖ ile mücadelenin yargı boyutunun çok özenli, dikkatli, adalet terazisinin doğru şekilde tartma ihtiyacının, günün en acil gündem maddelerinden biri olduğunu ifade eden Akçay, "Madem bir kişi suçsuz niye tutuklanır, tutuklandı niye bırakılır?" diye sordu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, bugünün, çocuk işçiliğiyle mücadale günü olduğunu anımsatarak, bu ülkenin geleceği olan çocukların boylarının ve bedenlerinin kaldırılamayacağı belirsizlik içinde olduğunu savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, FETÖ ile mücadele kapsamında görevine son verilen bir kişinin yaptığı başvuru üzerine, AİHM'in, iç hukuk yolunun tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu OHAL Komisyonuna yönlendirdiğini anımsattı. Özel, bu komisyonun derhal göreve başlaması gerektiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, çocuk işçilik sorunuyla mücadelenin, tüm partilerin, Hükümetin gündeminde bulunan, sonuna kadar mücadele edecekleri bir konu olduğunu dile getirdi. Muş, temel eğitimi 12 yıla çıkarttıklarını, çocukların sokaklarda ya da atölyelerde değil okulda olması gerektiğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, "tarım kredi kooperatiflerinin zarara uğratıldığı" gerekçesiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahibi olarak CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal aldı.
Sarıbal, tarımın bittiğini, hayvan varlığının azaldığını savunarak, 2002'de 26 milyon hektar olan tarım alanının, 23,6 milyona düştüğünü söyledi. Sarıbal, AK Parti'nin iktidara geldiği 2003'te yüzde 35 olan tarımsal alandaki istihdamın, yüzde 19'a indiğini öne sürdü.
Bu arada CHP'nin, Manisa'daki askeri birliklerde yaşanan zehirlenme vakaları ile TSK'nın yemek ihalelerinin araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, "İktidarınız sayesinde kendi kendimize yetemeyen bir ülkeyiz. Buğday, prinç ve pek çok bakliyat ile tarım ürününü dışarıdan ithal ediyoruz. Oysa bütün bu ürünler ülkemizde yetiştirilebilen ürünler." dedi.
CHP'nin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin Genel Kuruldaki görüşmelerde HDP Grubu adına Paylan söz aldı.
Paylan, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü'nün aracının durdurulup aranması sırasında yaşananlara tepki göstererek, Meclisin itibarının milletvekillerinin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
Garo Paylan, 2016 yılında ekonomi yüzde 2.9 büyürken, tarım sektörünün bırakın büyümeyi küçüldüğünü ve tarım sektörünün kan kaybettiğini, her yıl tarım sektöründe çalışanların oranının azaldığını savundu.
Tarım alanlarında geçinemeyen insanların köyünü bırakıp şehirlere geldiğine işaret eden Paylan, "Kuşaklarca tarımda çalışmış ve ekmeğini bulmuş insanlar sizin iktidarınızda ekmeklerini bulamıyorlar. Sizin döneminizde tarımda ithalat devrine geçtik. İktidarınız sayesinde kendi kendimize yetemeyen bir ülkeyiz. Buğday, pirinç ve pek çok bakliyat ile tarım ürününü dışarıdan ithal ediyoruz. Oysa bütün bu ürünler ülkemizde yetiştirilebilen ürünlerdir." diye konuştu.
Paylan, tarıma gerekli önemin verilmesi ve tarım politikasının gerekli noktaya taşınması durumunda bir dolarlık bile ithalat yapmadan milyarlarca dolarlık ihracat yapılabileceğini bildirdi. Tarımsal desteklere değinen Paylan, çiftçiye borç değil destek verilmesi gerektiğine dikkati çekti. Paylan, "Yerelde tarımı destekleyeceğiz. Çiftçi köyünde kalacak. Hem organik besleneceğiz hem çiftçiliği desteklemiş olacağız." ifadelerini kullandı.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, "Son yıllarda gıda fiyatlarında meydana gelen ani ve anormal yükselişlerin temelinde, uygulanan yanlış ve yanlı tarım politikaları yatmaktadır. AKP hükümetleri tarımı ihmal etmiştir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması görüşüldü.
Karakaya, yaptığı konuşmada, tarımın sadece Türkiye için değil tüm ülkeler için stratejik olarak kabul edildiğini ve birçok yönden diğer sektörlerden ayrıldığını belirtti.
Tarımsal üretim ve faaliyetleri salt gelir, maliyet, kar ve ekonomik katma değer bağlamında ele alıp buna rekabetçi bir anlayışla yaklaşmanın doğru olmadığını dile getiren Karakaya, dünyada tarıma en çok destek veren ülkelerin, en gelişmiş ülkeler olduğuna dikkati çekti.
Tarımı stratejik sektör yapan temel unsurun, gıda ve gıda güvenliği olduğunu ve gıda güvenliğinin, arz, erişim ve istikrar bileşenleri üzerinden değerlendirildiğini anlatan Karakaya, Türkiye'de ise bir gıda güvensizliğinin olmadığını, ancak gıda güvenliğinin temel bileşenlerini oluşturan üç alanın da sorunlu olduğunu söyledi.
Gıdaya erişimin, tarımsal faaliyetlerden ve üretimden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Karakaya, "Son yıllarda gıda fiyatlarında meydana gelen ani ve anormal yükselişlerin temelinde, uygulanan yanlış ve yanlı tarım politikaları yatmaktadır. AKP hükümetleri tarımı ihmal etmiştir. Tarımın, kalkınma içindeki rolü başka yaklaşımlar lehine terk edilmiştir. Toprağın, buğday üreteni değil rant üreteni makbul görülmüştür." diye konuştu.
Yerli üretimin ise rekabete yenik hale getirildiğini ileri süren Karakaya, birçok tarımsal ürünün piyasa fiyatının, üretim maliyetlerinin çok gerisine düştüğünü belirtti.
Karakaya, "2002 yılında bir litre mazot için 2,5 kilogram buğday satmak yeterliyken, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri döneminde bu rasyon 5-6 kilogram buğday aralığında değişmiştir." açıklamasında bulundu.
Buğday fiyatının üretim yapılacak seviyelerin altında kaldığını kaydeden Karakaya, ekmek fiyatlarıyla buğday arasındaki ilişkinin son derece zayıf bir hale geldiğini belirtti.
Bugün Ankara, İstanbul ve İzmir'de 250 gram ekmeğin ortalama 1 lira 25 kuruştan satıldığını kaydeden Karakaya, bu fiyattaki buğdayın payının 25 kuruş olduğuna dikkati çekti.
Tarımsal desteklerin eksik verildiğini savunan Karakaya, Tarım Kanunu gereğince gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 1'inden daha az olmaması gereken tarımsal desteklerin, AK Parti hükümetleri döneminde binde 6'yı geçmediğini aktardı.
Karakaya, "2017 yılı için çiftçiye verilmesi gereken destek miktarı 24 milyar lira olması gerekirken, öngörülen tarımsal destek 12 milyar 838 milyon lira düzeyindedir. Geçtiğimiz dönemlerde, desteklemenin bölgesel dağılımlarında da ciddi adaletsizlik ve çarpıklıklar söz konusu olmuştur." dedi.
Tarım sektörünün giderek küçüldüğünü ve tarımsal faaliyetlerin azaldığını söyleyen Karakaya, "2002 yılında çayır ve mera alanları hariç olmak üzere 26 milyon 579 bin hektar tarım arazisi, son 14 yılda yüzde 10 azalmış, 23 milyon 763 bin hektara düşmüştür. Buna karşılık ülke nüfusu yüzde 20 artmıştır." ifadesini kullandı.
Karakaya, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik'in, gündeme getirdiği Milli Tarım Politikası yaklaşımını takdir ettiklerini ancak kayda değer bir gelişmenin ise şu ana kadar olmadığını söyledi.
Açıklanan Milli Tarım Politikası'nı önemsediklerini belirten Karakaya, "Yaklaşımını hayata geçirmesi adına biz bu gensoru için 'Hayır' oyu kullanıyoruz." diye konuştu.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, AK Parti iktidarının tarım politikalarının çiftçiyi borç içinde bıraktığını ve göçe zorladığını ileri sürerek, "Çiftçinin borcu bugün 80 milyar. Çiftçinin borcunu nedense yapılandırmıyorsunuz. Her şeyi yapılandırıyorsunuz, iş çiftçiye gelince duruyorsunuz." dedi.
Gaytancıoğlu, partisinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler sırasında grubu adına söz aldı.
AK Parti'nin 15 yılda Türkiye tarımını üretici konumdan ithalatçı konuma getirdiğini ifade eden Gaytancıoğlu, Çelik'in ise işin ehli olmadığını, bakanlıkta yaptığı atamaların bunu ortaya koyduğunu savundu.
"Kişi başına düşen milli gelirimiz 9 bin dolar olmasına rağmen, çiftçinin geliri maalesef 3 bin doları aşmıyor." diyen Gaytancıoğlu, iktidarın yanlış uygulamaları nedeniyle ekonomik zorluklar içinde olan çiftinin köyden kente göç ettiğini, arazilerin ekilmediğini belirtti.
Gaytancıoğlu, "Aldığınızda 1 milyar lira olan çiftçinin borcu, bugün 80 milyar. Çiftçinin borcunu nedense yapılandırmıyorsunuz. Her şeyi yapılandırıyorsunuz, iş çiftçiye gelince duruyorsunuz. Geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolarlık yağlı tohumlar ithalatı yapıldı, 1,5 milyar dolarlık buğday ithalatı. Ana vatanı bu topraklar olan nohut, mercimeği bile ithal ediyoruz. Yazıktır, günahtır. Bu ülke hayvan ithalatı yapıyor. Meralarımızı peşkeş çekiyorsunuz." diye konuştu.
Tarım kredi kooperatiflerinde ciddi şaibeler olduğunu iddia eden ve bu nedenle gensoru önergesi verdiklerini aktaran Gaytancıoğlu, soru önergelerinin yanıtlanmadığını bildirdi.
Gaytancıoğlu, şöyle devam etti:
"Çok zor değil sorularımız. Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürünün maaşını sorduk. 100 bin liradan 30 bin liraya inecekmiş. Bu bir yıl önce sizin beyanınız. Maaşını yüzde 70 düşürüyorsunuz? Doğru mu, yanlış mı? Acaba ne kadar maaş alıyor? Bunu öğrenmek bizim hakkımız değil mi? Çünkü basında diyor ki, 30 bin lira maaş alıyor. 30 bin lira maaş çok. Çiftçi yılda 3 bin dolar geliri zor elde ediyor, bir genel müdür bu kadar maaşı alıyor. Halbuki tarım kredi kooperatifleri kim? Kim kurdu? Atatürk kurdu. Bir nolu ortak. Böyle bir kurumun başında oturuyor. Görevi Türk çiftçisini korumak, ezdirmemek, düşük fiyatlarla girdi temin etmek, piyasalara gerektiğinde düzenlemek, çiftçiyi kredilendirmek. Ama böyle yapmadığını biliyoruz."
Tarım Kredi Kooperatiflerinde görevlendirme konusunda da iktidar partisince partizanlık yapıldığını iddia eden Gaytancıoğlu, yöneticilerin daha önce AK Parti ile ilişkili olan kişilerden seçildiğini belirtti.
Gaytancıoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürünün 16 Nisan referandumundan bir gün önce çiftçilere "Evet" tercihinde bulunmaları yönünde mesaj gönderdiğini de ileri sürerek, "Üç defa mesaj. 100 bin lira maliyeti var. Kimi kullanıyor? Çiftçinin kendi kuruluşunu kullanıyor. Kim? Tarım Kredinin Genel Müdürü. AKP adına çalışıyor. Evet mesajı veriyor." dedi.
Tarım Kredi Kooperatiflerinin sigorta şirketleri için isim yarışması açtığını, bunun duyurulmasıyla ilgili bir ajansa 668 bin liralık ödeme yapıldığını anlatan Gaytancıoğlu, yarışmayı kimin kazandığının bile açıklanmadığını ifade etti.
Gaytancıoğlu, bu sigorta şirketinin yönetim kadrosunun da partizanca yapıldığını savundu.
--
AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, "Gensoruya yüce Meclisin olumlu oy vermeyeceğini düşünüyorum. Hanımı haykırarak Sokrates'e bağırır 'Ama sen suçsuzsun, suçsuz yere idam ediliyorsun.' Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir; 'Suçlu olarak idam edilmemi mi isterdin.' Allah'tan ki AK Partili bakanlar haksız yere önergelerle suçlanıyor bizde bununla gurur duyuyoruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, "tarım kredi kooperatiflerinin zarara uğratıldığı" gerekçesiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde, AK Parti Grubu adına konuşan Gider, gensorunun, parlamenter sistemin ciddi bir müessesesi olduğunu bildirdi.
Parlamentonun hükümeti denetleme biçimi olan gensorunun hükümeti düşürebilecek hassasiyete sahip olduğunu belirten Gider, "Sistemin içerisine gensoruyu koyanlar çok ciddi bir durumu öngörmüş, sistem tıkanmasın, eğer hükümet üzerine düşeni yapmıyorsa Meclis yapsın. Ne yazık ki fiiliyat bu çok fazla da bu böyle uygulanmıyor. İkinci meşrutiyetten bu yana 494, Cumhuriyet döneminden bugüne 432 tane. Bu 432 gensorudan yalnız 6 tanesi kabul görmüş. Topluma göre israf haramdır. Eğer muhalefet bu gensoruları Meclisi çalıştırmamak ya da bakanlık çalışanlarının motivasyonunu kırmak istiyorsa başımız gözümüz üstüne." ifadesini kullandı.
Gider, tarımın önemli bir sektör olduğunu, toplumun tamamını kaplamadığını vurguladı. Yurt genelinde 3 milyon tarım işletmesinin olduğuna işaret eden Gider, sosyal sebeplerden dolayı şehirlerde oturan, maaşlı başka işlerde çalışan ancak geçimini köydeki tarımsal üretime bağlayan ciddi bir kesimin var olduğunu anlattı.
"Tarımın sorunları köklüdür, köklü çözümler gerektirir." diyen Gider, AK Parti olarak 15 yıldır bunun farkında olarak hareket ettiklerini belirtti.
Türkiye'nin, tarımda Avrupa?nın en büyük gücü olduğunun altını çizeren Gider, şöyle devam etti:
"Tarım ürünleri ihracatımız 3.7 milyar dolardan 16.3 milyar dolara çıktı. Bitkisel üretim 120 milyon tona çıktı, hayvansal üretim 23.5 milyona çıktı. Sığır sayımız yüzde 44 oranında, küçükbaş hayvan yüzde 29 arttı. Milli tarım projesinde iki önemli faktör vardır. Bunlardan ilki gıda güvenliğini sağlamak diğeri yerli ve yeterli üretimi gerçekleştirmektir. Tarım topraklarını kanuna uygun büyük tarımsal ovalarımızı tarımsal sit alanı kapsamına aldık. Toprak ve su kaynaklarımızın korunmasını sağlayan çalışmaları da destekliyoruz."
Gider, 1990'lar ve 2000 başında Dünya Bankası ve IMF'nin kooperatiflerin kapatılması gerektiğini söylediğini, borçlar nedeniyle Tarım Kredi Kooperatiflerinin tasviye aşamasında bulunduğunu, 80 bin çiftçi hakkında icra başlatıldığına değinerek, 2003'teki yeniden yapılandırma, 2007'de çiftçilerin borçların silinmesiyle devletle milletin barıştığını bildirdi.
Gider, bugün Tarım Kredi Kooperatifleri o halden bu hale geldiyse onları yönetenleri tebrik etmek gerektiğini söyledi.
İddialardan birinin Tarım Kredi AŞ'nin zarar etmesi olduğuna, bununla ilgili 38 hukuk dosyası, 35 icra dosyası, 2 savcılık takibatı ve bir ceza davası bulunduğuna dikkati çeken Gider, şu görüşlere yer verdi:
"Sayın Bakanım, hakkınızda verilen önerge ve iddiaların, bırakın haklılığını, dayanaktan ve tutarlılıktan bile uzak olduğunu muhalefeti dinleyerek hep birlikte gördük. Ben bu gensoruya yüce Meclisin olumlu oy vermeyeceğini düşünüyorum. Konuşmamı, Sokrates'in idam edilmeden önce söylediği şu sözlerle tamamlıyorum. Hanımı haykırarak Sokrates'e bağırır 'Ama sen suçsuzsun, suçsuz yere idam ediliyorsun.' Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir; 'Suçlu olarak idam edilmemi mi isterdin.' Allah'tan ki AK Partili bakanlar haksız yere önergelerle suçlanıyor bizde bununla gurur duyuyoruz."
Bunun üzerine söz alan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 20 yılın en kötü tarım politikasının 2016'da sunulduğunu savunarak, "Ortada bir yalan öyküsü varsa elbette dönüp kendinize bakmanız lazım." ifadesini kullandı.
Laf atılması üzerine AK Parti sıralarına ilerleyen Sarıbal'ı, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yerine oturttu.
Görüşmeler devam ederken Başbakan Binali Yıldırım, Genel Kurula gelerek, ön sıralardaki milletvekilleriyle tokalaştı. Yıldırım, daha sonra görüşmeleri izledi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
