2022-12-10 - 11:34
2023 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulunda Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarının 2023 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.

Bütçenin 5. tur görüşmelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının yanı sıra Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 2023 bütçeleri ele alınacak.

İYİ Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri ve Sağlık Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerine söz aldı.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya, TBMM Genel Kurulunda çıkan kavgada yaralanan partisinin Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs'ün durumu hakkında bilgi alıp almadığını, aldıysa neden bir açıklama yapmadığını sordu.

Cesur, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddialarına ilişkin "6 yaşında bir beden kaldırır mı bu zalimliği?" dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'ın istismar iddialarıyla ilgili "Bu tür konular, çocuğun istismarı, kadına yönelik şiddet, siyaset üstü bir meselelerdir" açıklamasını yaptığını aktaran Cesur, "Bu açıklamanız eğer yanlış bir şekilde ağzınızdan çıkmadıysa, sadece bu açıklamanız bile o koltukta oturmanıza engel." görüşünü paylaştı.

Siyasetle değil kadına şiddetle mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Cesur, "Bugün, burada yapacağınız konuşmanızda tüm kadınlara, kızlara 'Yanlış anlaşıldım, bu siyasetin konusudur, biz bunu çözeceğiz.' deyin." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, AK Parti hükümetlerinde "yoksulluğun ülkenin kaderi olduğunu" öne sürdü.

Kabukcuoğlu, "Ailelerin maddi imkansızlıkları nedeniyle okula aç giden çocuklar, bebeklerine mama, süt parası bulamayan anneler her zaman Aile Bakanlığının konusu olabilir ancak toplumun yüzde 40'ı Aile Bakanlığının konusu oluyorsa ülkede bir sorun bir gariplik var demektir." yorumunu yaptı.

Devletin engelliler için her türlü rehabilitasyon imkanını hazırlaması gerektiğini vurgulayan Kabukcuoğlu, engellilere tanınan yüzde 4 kotanın yetersiz olduğunu, bunun yüzde 50 kadar artırılması gerektiğini söyledi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, "kurumsal yapıda çürüme, yönetim usullerinden uzaklaşma, teşkilatlarda partizan ve dar kadrolaşma"nın doğrudan doğruya yönetim sisteminden kaynaklı zafiyetlerin sonucu olduğunu iddia ederek "Memleketimizin içinde bulunduğu güvensizlik, huzursuzluk, gerilim, keyfi idare anlayışı ve parti devletine savrulmanın sorumlusu bugünkü ucube siyasi sistemdir" görüşünü öne sürdü.

İçişleri Bakanlığının Türk milletinin menfaatleri ve Türkiye'nin güvenliği başta olmak üzere önemli sorunlarla ilgilenmesini temenni ettiklerini kaydeden Dervişoğlu, "Bu son derece önemlidir çünkü bir İçişleri Bakanı gerçekten kamil bir akla sahipse, parti mensubu olmanın ötesinde devlet adamı olmayı da başarabilmişse gelecek seçimleri değil gelecek nesilleri düşünür." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun geçen yıl Meclis'te yaptığı bir konuşmada "Biz devletiz." dediğini hatırlatan Dervişoğlu, "Bana 'Kamil akla sahip olan devlet adamı kimdir?' diye sorsalar 'Kendisini devlet zannetme hezeyanına kaptırmayandır.' derim. Son defa İçişleri Bakanı olarak katıldığınız bütçe görüşmelerinde, gelin, planlanmış sinir harbini ve bilinçli kutuplaştırma metotlarını bir tarafa bırakın; ülkemiz dünya uyuşturucu baronlarının ve mafya babalarının cirit attığı ve infazların gerçekleştirildiği bir memleket haline nasıl getirildi, onu konuşalım." değerlendirmesinde bulundu. Dervişoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

"6 yaşında bir kız çocuğuna yönelik kamuoyuna yansıyan, her türlü insani ve ahlaki değerin hiçe sayıldığı vahim olayların detayları göstermiştir ki maalesef bazı kamu görevlileri de geçmişte bu çirkin olayların üzerinin örtülmesi için çaba sarf etmiştir. Vakıf adı altında kirli ve karanlık ellerin evlatlarımızın namusuna ve istikbaline el uzatmasını engelleyemeyen devlet, devlet değildir. 'Biz devletiz' diye ortalıkta gezmek yerine ilk önce devlet olma vasfının gereklerini yerine getirmenizi tavsiye ediyorum."

Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri ve Sağlık Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerine söz alan İYİ Parti milletvekilleri, konuşmalarında, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs'ün TBMM Genel Kurulunda çıkan kavgada yaralanmasına ilişkin, "Hiçbir ahlaksız yumruk, bizi hakkın ve hakikatin yolundan ayırmayacaktır." dedi.

İYİ Partili milletvekillerinin konuşmalarının ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Yılmaz Tunç, Dervişoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için kullandığı "ucube sistem" ifadesine tepki göstererek şöyle konuştu:

"Milletimizin onay verdiği bir sisteme 'ucube sistem' demek millete saygısızlıktır, hakarettir. Asıl ucube sistem, 105 turda cumhurbaşkanını seçemeyen ve darbeye yol açan parlamenter sistemdir. Asıl ucube sistem, darbeler üreten, muhtıralar, krizler, Güneş Motelleri üreten sistemdir."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 1982 Anayasası'nın halk tarafından kabul ettiğini hatırlatarak "Hiçbir fark yoktu. O zaman tankların, silahların gölgesi vardı, bu sistemin kabul edildiği 2017 Anayasa Referandumu da OHAL şartlarında yapıldı." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Türkiye'de "totaliter, otoriter bir rejimin iş başında" olduğunu iddia ederek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin OHAL döneminde yürürlüğe konduğunu söyledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konuşmalar üzerine söz alarak İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu'nu dinlediğini ve tavsiyelerini aldığını söyledi. Soylu, "Konuşma metnini hem devlete hem bizlere tamamen iftiraya, hakarete ve maalesef Türkiye Cumhuriyeti'ni suçlayıcı bir anlayışa döndürüp, Türkiye'nin şanlı terörle mücadelesine bir cümle bile ayırmamasını esefle değerlendiriyorum." dedi.

Dervişoğlu'na akşam söyleyeceklerini dinlemesini tavsiye eden Soylu, "Aynı zamanda söyleyeceklerimi teker teker not almanızı ve kendi içinizde bir muhasebe yapmanızı da ben size tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.

MHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Aile ve Sosyal Hizmetler, Sağlık ve İçişleri Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.

MHP İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz, Türkiye'nin, dünyanın sağlık merkezi olduğunu, sağlıkta gücünün tartışılamayacağını belirtti.

Hastanelerde doğum, yoğun bakım, acil tedaviler, kardiyovasküler cerrahi, yanık ve kanser tedavileri ile ameliyatlarının yanı sıra organ nakli ve ambulans hizmetlerinin ücretsiz olduğunu söyleyen Arkaz, "ABD ve Avrupa'da en pahalı hizmet, ambulans hizmetleri. Böyle bir sağlık sistemi ve hizmeti dünyanın hiçbir yerinde yok. Hastanelerimiz 5 yıldızlı otel gibi. Yurt dışında yaşayan vatandaşların hemen hepsi Türkiye'de tedavi oluyorlar." dedi.

Gelişmiş ülkelerdeki ameliyatların tamamının Türkiye'de de yapıldığının altını çizen Arkaz, "Büyük ameliyatlar, lazer ve robotik cerrahi sistemi ile yapılıyor. Nöronavigasyon yöntemiyle kafatası açılmadan kapalı beyin ameliyatları gerçekleştiriliyor. Baypas ameliyatları kapalı yapılıyor. Malpraktis konusu da çözüldü. Bunları birkaç yıl önce söyleselerdi, 'Hayal mi görüyorsunuz?' derdim." diye konuştu.

Terörle etkin ve kararlı mücadele yürütüldüğüne de değinen Arkaz, şöyle devam etti:

"Yurt içinde terör bitti, yurt dışında ise teröristler tespit ediliyor ve gereken yapılıyor. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu, göreve geldiği günden itibaren gece gündüz, bayram tatil demeden görevinin başında duruyor ve devlet adamlığı dersi veriyor. İçişleri Bakanımıza; teröristler, terörist seviciler, terörün bitmesini istemeyenler, bir de iç ve dış ajanlar karşı, ancak 'teröre karşıyım, ülkemi seviyorum' diyen bazı kişiler neden karşı bunu anlamış değiliz. Herkes şunu iyi bilsin ki İçişleri Bakanlığımızın ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin arkasında Cumhur İttifakı, büyük Türk milleti var."

MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, Türk toplumunun temel taşı olan ailenin, ekonomik ve sosyal gelişmelerin yol açtığı olumsuzluklara karşı korunması gerektiğini söyledi.

Çocuklar ve gençlerin, zamanlarının büyük bölümünü bilgisayar başında geçirdiğini, bu durumun bir süre sonra bağımlılığa dönüştüğünü ifade eden Erdem, "Eğlenceli gibi görünse de özellikle şiddet içerikli birçok bilgisayar oyununun ve çizgi filmin çocukları tehdit ettiğini hatta ölüme sürüklediğini dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de maalesef örnekleriyle görüyoruz. Çocukların ve gençlerin bilgisayar başında fazla zaman geçirmeleri, sosyal hayattan uzaklaşmalarına, dış dünyayla bağlantılarını kesmelerine ve kendi dünyalarını oluşturmalarına yol açıyor. Yüzlerce gencimizin intihara sürüklenmesine yol açan birçok oyun ve birçok çizgi film bulunuyor." değerlendirmesini yaptı.

Bazı oyun ve çizgi filmlerin özellikle küçük çocukları etkisi altına aldığını belirten Erdem, şunları söyledi:

"Özellikle çocuklar izledikleri film karakterlerini kendi iç dünyalarında benimsiyor ve kişiselleştiriyor. Ailesine zarar vermeye yönlendiren bu oyunlarda çocuk eğer aileye zarar veremiyorsa bu kez kendine zarar veriyor. Dünyada binin üzerinde çocuk bu oyunlar nedeniyle intihara sürüklendi. Aidiyet duygusundan uzaklaşan bu çocuklarla ilgili mutlaka özel çalışma yapılmalı. Çocuklarımızı bu platformlardan korumak istiyorsak onların izlemesini önlemeliyiz."

HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun'un, bütçe görüşmeleri sırasında barış talebiyle beyaz tülbentini yere attığını hatırlatan Erdem, "PKK'nın provokasyonunu yapanlara seslenmek istiyorum: Kahraman askerlerimizin, polislerimizin, kardeşimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun, Aybüke ve Necmettin öğretmenlerimizin, Bedirhan bebeğimizin ve nice ağzı süt kokan masum kardeşlerimizin kanlarına bulaştırdığınız ellerinizle kirlettiğiniz yazmanızı şerefli ve kahraman Türk kadınının töresini, sakın temsil işareti haline getirmeyin. Hainlerin, beyaz bayrak çekip Türk adaletine teslim olmaktan başka hiçbir çare ve yolları yok. Beyaz yazma değil, beyaz bayrak çekilir ancak. Analarımızın hayatları gibi tertemiz beyaz tülbentlerini, bebek katillerine malzeme yapma girişimi pespaye bir gösteri ve provokasyon." ifadelerini kullandı.

MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, İçişleri Bakanlığının, devletin ve vatandaşın sosyal hayatına en çok dokunan bakanlık olduğunu söyledi.

Terör ve uyuşturucuya karşı topyekun mücadele yürütüldüğünü, terör örgütü PKK'ya ve uzantılarına karşı operasyonların aralıksız sürdüğünü belirten Atay, düzenlenen operasyonlarda binlerce sığınağın imha ediğini, teröristlerin belinin kırıldığını kaydetti.

Terörü kaynağında yok etmenin, "savunmadan ziyade taarruz" anlayışıyla mücadeleyi sürdürmenin meyvelerini vermeye başladığını ifade eden Atay, "Bu şekilde sahada alan hakimiyeti kurmak suretiyle teröristlerin hareket kabiliyeti bitme noktasına geldi. Yapılan operasyonlarda teröristlerin alan hakimiyetleri engellendiği gibi maddi destekleri kesildi, finans kaynakları tıkandı ve lojistik destekleri de engellendi. Kolluk kuvvetlerimizin istihbarata dayalı İHA, SİHA, insanlı keşif uçak destekli etkin operasyonlarında muhtemel kayıplarımız en aza indirildi; sözde üst düzey teröristlerin birçoğu etkisiz hale getirildi." dedi.

Terörün ve uyuşturucu destekçilerinin sonunun yakın olduğunu dile getiren Atay, şunları kaydetti:

"Bazı çevreler akıl tutulması yaşıyor; İçişleri Bakanlığı ve kurumlarını, uyuşturucu baronları ile ilişkilendirmeye varacak derecede ahlaksız iftiralar ortaya atıyor. Bunların asıl rahatsızlığı, terör örgütünün ve uyuşturucu kaçakçılarının köşeye sıkıştırılmış olması. Bu çevrelerin derdi üzüm yemek değil bekçi dövmek. Bu çaba beyhude, kimse boşuna uğraşmasın. Yurt içi terörist varlığı ilk kez 120'nin altına düşürüldü. Bu, yapılan mücadelenin doğru olduğunu gösterdi. Bu sayfanın kapanması ve terör başlığının ülkemizin gündeminden silinmesi Cumhuriyetimizin 100. yılında milletimize en büyük hediye olacak. Buna yürekten inanıyoruz."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren bakanlığının 2023 yılı bütçe görüşmelerinde sataşmadan söz aldı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş'ın, HDP'li belediyelere atanan kayyumların, "Kürt düşmanlığı ve halk iradesinin gasbı" olduğunu öne sürmesi üzerine ayağa kalkan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Beştaş'a, "Kürt düşmanı sizsiniz. Hepiniz Kürt düşmanısınız, siz insanlık düşmanısınız. PKK'nın çocukları." karşılığını verdi.

Soylu, PKK'lı bir teröristle fotoğrafları basına yansıyan ve dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in, tanınmamak için peruk ve gözlük taktığına atıf yaparak, "Peruksuz gelmişsiniz bugün, peruklarınızı takın. PKK'nın çocuklarısınız." ifadesini kullandı.

Tartışma sırasında HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'un ayağa kalkması üzerine Soylu, "Otur aşağıya, terörist bozuntusu." diye bağırdı.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, karşılıklı laf atmalar üzerine birleşime ara verdi.

Aradan sonra söz alan İçişleri Bakanı Soylu, kendisini Kürt düşmanlığıyla suçlayan HDP'li Beştaş'ın, "ne dediğini bilmediğini; konuşmasının terör örgütü PKK tarafından tasvip edilebileceği düşüncesiyle hareket ettiğini" söyledi.

"Daha sıkıntılı sözler söylemem lazım ama kendimi tutuyorum. Bir hakaret ve iftira silsilesiyle karşı karşıya kaldık." diyen Soylu, "Kürt düşmanı, 10 yaşındaki çocuğa kalaşnikof veren PKK ve HDP'dir." ifadesini kullandı.

Soylu, Beştaş'a, "Hiç masum gibi bakma. Kimin kaçırdığını, kimin dağa gönderdiğini, annelerin sana nasıl bela okuduğunu ve nefret ettiğini herkes biliyor." dedi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun'un, Milli Savunma Bakanlığının 2023 yılı bütçe görüşmeleri sırasında "barış talebiyle beyaz tülbentini yere attığını" hatırlatan Soylu, "Burada tülbent atan Remziye Tosun, PKK'nın kadro elemanıdır; devletin bütün kayıtlarında da böyledir." diye konuştu.

Son 5 yılda 1230'un üzerinde PKK'lı teröristin teslim olduğunu belirten Soylu, "Geldiler ve 'Bizi HDP dağa gönderdi' dediler. Esas hesabı siz vereceksiniz." değerlendirmesinde bulundu.

HDP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri ve Sağlık Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, sağlıkta dönüşümle kurumların işletme, hastaların ise müşteri olduğunu ileri sürdü.

Şehir hastanelerinin "şirket hastanelerine dönüştüğünü" savunan İpekyüz, "Neyse ki vazgeçilmesi düşünülüyor ama hala cebimizden para çıkıyor, gelecekte de bu para cebimizden çıkmış olacak." dedi.

Sağlık Bakanlığının bütçesinin büyük çoğunluğunun tedavi edici hizmetlere, sadece yüzde 30'unun sağlığı koruyucu hizmetlere ayrıldığını ifade eden İpekyüz, yüzde 30'luk payla insanların korunamayacağını dile getirdi.

Türkiye'de bazı aşı ve ilaçların bulunamadığını öne süren İpekyüz, "Hepatit-B aşısı şu anda Türkiye'de yok. Büyük bir sıkıntı yaşanıyor. Doğum kontrol ve anne sağlığıyla ilgili D vitamini, birçok malzeme yok. Çocuklara verilecek ilaçlar yok. Siz nasıl koruyacaksınız insanları? İnsanlar zaten yoksulluğun, eşitsizliğin dışında böyle bir sorunla karşı karşıya. Aile merkezlerinde giderek verem takibi bile yapılamıyor. Pandemi sürecinde unutuldu, verem tekrar hortladı ve insanlar giderek korunamıyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de ilaç için avronun 7,86 lira olarak belirlendiğini belirten İpekyüz, "Eczacılar, hastalar, hekimler, ilaç yokluğu yüzünden perişan. Antibiyotikler, kanser ilaçları bulunamıyor. Kanser ilacı almak için mahkemeye başvuran insanlar var. Bunlarla ilgili bir düzenleme yapacak mısınız?" diye sordu.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, aralık ayına henüz eklenmemiş rakamlarla Türkiye'de en az 310 kadının yaşamını yitirdiğini, en az 222 kadının ise şiddet sonrası yaşamını yitirdiğini ancak kayıtlara şüpheli şeklinde geçtiğini öne sürdü.

Sığınma evlerinin yetersiz olduğunu vurgulayan Başaran, sığınma evlerinin kabul koşulları ve güvenlikleri açısından büyük zafiyetler olduğunu savundu. Başaran, "Bazı illerde farkında değilsiniz ama o kadar güvenliksiz sığınma evleri var ki toplu taşıma duraklarının adı olmuş. 'Şu sığınma evinde inelim' diye toplum içerisinde bilinen yerler. Kadınların güvenliğini böyle mi sağlayacaksınız? " dedi.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, kayyum siyasetini ilk günden itibaren darbe olarak nitelendirdiklerini, 27 Mayıs darbesinden, 12 Eylül darbesinden hiçbir farkının olmadığını savundu.

Tiryaki, "Çok değil, emin olun en geç altı ay sonra kayyum siyasetinize son vereceğiz. Altı ay sonra darbe rejiminize son vereceğiz. Altı ay sonra seçilmiş belediye başkanlarımızı davullarla, zurnalarla, halaylarla görevlerine iade edeceğiz." diye konuştu.

Tiryaki, Konya'nın Meram ilçesinde 12 Mayıs 2021 tarihinde Dedeoğulları ailesinin ırkçı saldırıya uğradığını savundu.

Tiryaki'nin konuşması sırasında, HDP milletvekilleri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun çeşitli kişilerle çekişmiş fotoğraflarını gösterdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da HDP'lilere HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in teröristle çekilmiş fotoğrafının yanı sıra terörist Duran Kalkan'ın kadın teröristlerle fotoğrafını göstererek, "Sizi böyle olmaktan kurtardım, dua edin." diye seslendi.

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, konuşmasında Türkiye'de 1920 model bir iç güvenlik anlayışının bulunduğunu savundu.

Bu güvenlik ve istihbarat kavrayışı ve anlayışıyla ileriye bir adım atılamayacağını öne süren Turan, "Bak, bunu niye söylüyorum? Şimdi, bu İçişleri Bakanının emrindeki Emniyet Genel Müdürlüğünden Meclise gelen şeyler var." sözlerini sarf etti. Bu sözler Genel Kurul'da tartışmalara neden oldu.

İçişleri Bakanı Soylu, yerinden kalkarak, "TBMM İstihbarat Komisyonundaki bir değerlendirmeyi burada açıklamak kanuna aykırıdır. İstihbarat Komisyonundaki bilgiler gizlidir, tahrif ederek açıklıyor." dedi.

Soylu, Turan'ın böyle bir açıklama yapamayacağını belirtirken Turan ise açıklamada bulunacağını kaydetti.

Tartışma üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşime ara verdi. Aranın ardından görüşmeler kaldığı yerden devam etti.

CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Aile ve Sosyal Hizmetler, Sağlık ve İçişleri Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, AK Parti'nin "sağlıkla çok seçim kazandığını" belirterek, "Bugün sağlıkla kaybedecekler. Onun için İçişleri Bakanıyla uğraşmayın. Türkiye'nin şu anda sağlık sisteminin gelmiş olduğu durumu, nasıl çürüdüğünü, çöktüğünü anlatalım." ifadelerini kullandı.

Hekimlerin ve diğer sağlık personelinin insan gibi yaşamak istediğini anlatan Bekaroğlu, "Çalışmalarının karşılığını istiyorlar, memleketi terk etmek istemiyorlar. Dışarıda kazanılanın en az yarısı devlette verilsin hepsi gelir, devlete cansiperane bir şekilde hizmet eder." diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddialarına değindi.

Taşçıer, "Bu habere ses yükseltenler, ortaya çıkaran gazeteciler ödüllendirilmesi gerekirken din düşmanlığıyla suçlanıyorlar. Asıl din düşmanlığı dini istismar eden alçaklardır, çocukları istismar etmeyi kendilerine hak görenlerdir, bu iğrençliğe sessiz kalıp bu pisliğin üzerini örtmeye çalışanlardır." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Rekabet Kurumunun bu yıl yayınladığı bir rapora göre, Türkiye'de artık zincir özel hastanelerin tekelleştiğini belirterek Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya şu soruları yöneltti:

"Neden ülkemizde zincir hastanelerin oluşmasına ve tekelleşmelerine izin verdiniz? Neden tıbbi bilgi ve becerileri yüksek olan serbest hekimleri sağlık sisteminin dışına ittiniz? Neden serbest hekimleri, tıpkı özel hastaneler gibi SGK'yle anlaşma yapmalarını sağlayarak sağlık sistemi içine dahil etmiyorsunuz? Neden kamu hastanelerinin ameliyathanelerini hekimlerin kullanımına açmıyorsunuz? Neden vatandaşlarımızı özel hastanelere mecbur bıraktınız? Bu sorulara sizin cevap verebileceğinizi zannetmiyorum çünkü sonuç itibarıyla siz de bir zincir hastane patronusunuz."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddialarıyla ilgili "hükümetin duyarsızlığının kamu vicdanında çok olumsuz bir karşılık bulduğunu" ifade etti.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a, TBMM Genel Kuruluna "parmak sallama hadsizliğinde" bulunmadıkları için teşekkür ettiğini söyleyen Altay, "Sayın Bakan, siz buraya bütçe istemeye geldiniz, para istemeye geldiniz. Bu Meclis'te hiçbir siyasi parti grubuna, hiçbir milletvekiline hadsizlik yapmak, parmak sallamak sizin işiniz değil. Buranın huzurunu daha fazla kaçırmayın. Belgeyse belge, bilgiyse bilgi. Bak, bu konuşma dosyam, bu da senin yapacağın konuşmadan sonra açacağım dosya. Elinden geleni ardına koyarsan şerefsizsin." ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç'in üslup uyarısında bulunması üzerine Altay, "O kelimeyi genel başkanımız için iki defa kullandı." karşılığını verdi.

Bunun üzerine Bilgiç, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun o ifadeyi bugün kullanmadığını söyledi.

Engin Altay'ın bu ifadeleri üzerine İçişleri Bakanı Soylu, "Yalan söylüyorsun." dedi. CHP milletvekillerinin ayağa kalkarak, Bakan Soylu'ya tepki göstermesi üzerine Meclis Başkanvekili Bilgiç, birleşime ara verdi.

Verilen arada AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında gerginlik yaşandı.

Aranın ardından konuşmasını sürdüren Altay, Türkiye'de devlet ile hükümetin karıştırıldığını aktardı. Altay, "Devlet hepimizin, devlet sayın Bakan değil sayın Erdoğan değil, devlet 85 milyonun devleti, bin yıllık bir devlet." diye konuştu.

Kuvvetler ayrılığı çalışmazsa hükümetin "bir kusur makinesine dönüşebileceğini" dile getiren Altay, "Yargı bağımsız ve tarafsız değilse, yasamanın üstünde bir vesayet varsa ve hükümeti denetleyemiyorsa, yürütme freni boşalmış kamyona benzer, önüne geleni ezer, siler, süpürür; yaşadığımız durum tam da budur." görüşünü paylaştı.

Altay, "Niye sana suç işleri bakanı diyoruz?" diye seslendiği İçişleri Bakanı Soylu'nun "tehditte ve şantajda bulunduğunu ve suç işlediğini" iddia etti.

"Mafyadan ayda 10 bin dolar alan siyasetçi" açıklamasını anımsatan Altay, "Bu Tayyip Bey'e bir şantaj ama bu suçu bir kamu görevlisi de sayılan sayın Bakanın savcıya bildirmemesi de Türk Ceza Kanununda bir suç değil mi?" diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Emirle, talimatla, muhalefet ile iktidar arasındaki tartışmaya taraf olup ana muhalefet partisi Genel Başkanına Twitter'dan laf yetiştiren, suç duyurularında bulunan yüksek güvenlik bürokratlarının durumunu da liyakatsizliğin ve edep dışılığın, çürümüşlüğün somut örneği olarak açıklamak mümkündür." ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine İçişleri Bakanı Soylu, "Sen sahte evlilik yaptın. Bana yalvardın 'Süleyman Soylu beni kurtar.' diye." ifadelerini kullandı. Engin Altay, Soylu'ya "Sana yalvaran da şerefsizdir." karşılığını verdi. Bakan Soylu'nun olayı açıklamasını istemesi üzerine Altay, şöyle konuştu:

"Bunu söylerken eşimden özür diliyorum. Sayın Bakan benim sahte evlilik yaptığımı söyledi. Sen, TBMM sistemine girersin, eşimin hem kanun önünde hem Allah huzurunda benim helalim olduğunu bilirsin. Bunu söylemekle çukurun çukuruna düştüğünü de bilmeni istiyorum. Hikaye şudur: Normal resmi nikah memurlarıyla bir nikah yapıldı, 3-4 gün sonra arkadaşlarla bir yemek yedik. O zaman eşimle, beyefendinin görevden aldığı Ataşehir Belediye Başkanı da orada. Bir fotoğraf seremonisi yaptık. Beyefendi bu nikahı sahte saydı, olay bu."

AK Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Aile ve Sosyal Hizmetler, Sağlık ve İçişleri bakanlıklarının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.

AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Esgin, AK Parti iktidarlarının, "sağlıkta Türkiye modeli" olarak ifade edebilecek dönüşümü gerçekleştirdiğini söyledi.

Birinci basamak sağlık sistemini yeniden ele aldıklarını, ikinci basamak sağlık sisteminde eş güdümü sağladıklarını dile getiren Esgin, "Genel Sağlık Sigortası ile toplumun tamamını sosyal güvenlik şemsiyesi altına aldık. Etkili, verimli, kolay erişilebilir, mali açıdan sürdürülebilir, çağdaş bir sistemi ortaya koyduk." diye konuştu.

Son 20 yılda 750'si hastane olmak üzere yaklaşık 4 bin sağlık tesisini tamamlayarak hizmete açtıklarını hatırlatan Esgin, nitelikli yatak sayısını 12 kat, yoğun bakım yatak kapasitesini 28 kat artırarak sağlık altyapısını güçlendirdiklerini ifade etti.

Son 4 yılda 20 şehir hastanesi yaptıklarını, 13 şehir hastanesinin daha yapılacağını kaydeden Esgin, "Küresel salgında dünyada 'Hastane niçin yapılmadı?' diye sorgulanırken Türkiye'de muhalefet yine AK Parti'ye muhalefet ile Türkiye'ye muhalefeti birbirine karıştırdı. Hastanenin muhalefeti olmaz. Biz dünyanın en iyi işini, en faydalı işini de yapsak beğenmeyeceksiniz. Bunu biliyoruz." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti Karaman Milletvekili Recep Şeker, Sağlık Bakanlığının, Kovid-19 salgını sürecinde yoğun çaba harcadığını söyleyerek, maskenin ücretsiz dağıtıldığını, PCR testlerinin ücretsiz yapıldığını, ilaçların filyasyon ekipleriyle vatandaşların evlerine kadar ücretsiz götürüldüğünü, yoğun bakımlardaki tedaviler dahil tüm tedavilerin ücretsiz yapıldığını anlattı.

Hayat Eve Sığar, E-Nabız gibi teknolojik bilgi sistemleri kurarak hastalığın takibinde ve yayılmasını önlemede önemli adımlar attıklarını anlatan Şeker, "Kendi ventilatör cihazımızı yaptık, 80 ülkeye ihraç ettik. 45 günde 1008'er yataklı iki acil durum hastanesi yaptık. Kendi aşımızı ürettik ve ihtiyacı olan ülkelere verdik, her bütçe döneminde eleştirilen, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'hayalim' dediği, 20'yi bulan şehir hastaneleri yapılmış olmasaydı birçok ülkenin yaptığı gibi insanlarımızı toplu toplu mezarlara gömecektik." diye konuştu.

Türkiye'nin Kovid-19 ile mücadelesinin dünyaya örnek gösterildiğini belirten Şeker, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bunun bir başarı hikayesi olarak yayına dönüştürüldüğünü kaydetti.

AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, kadın hakları ve ailenin birliği politikalarının birbirinin rakibi ya da alternatifi olmadığını söyleyerek, "AK Parti siyasete önemli bir paradigma değişikliği getirerek 'hem', 'hem de' diyen bir parti. Eğitim ve çalışma hayatı başta olmak üzere 20 yıldır kadınların güçlenmesi için çalışıyoruz." dedi.

Aile politikalarıyla aile birliğinin ve bütünlüğünün sağlanması için uğraştıklarını, dün 336 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığına sunulan başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliği teklifinin bunun göstergesi olduğunu belirten Keşir, "Geçmişte kız çocuklarını eğitimde fırsat eşitliğinden mahrum bırakanlar, kız çocuklarını kapılarda bekletenler, çalışma hayatında soruşturma açıp başörtülerinden dolayı meslekten men edenler, bugün kürsülere çıkıp pişkin pişkin kadın hakları anlatmasınlar. Milletimiz, bu iki yüzlülüğü çok net görüyor." ifadelerini kullandı.

AK Parti'nin, kadına şiddet ve çocuk istismarı konusunda duruşunun net olduğunu dile getiren Keşir, "2002 seçim beyannamemizde töre, namus cinayetleri ile nasıl baş etmeye çalışacağımızı açıkça, net ifade ettik. Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir, ahlaksızlıktır, sapıklıktır." şeklinde konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddialarına ilişkin, "Kamu vicdanını derinden yaralayan bu menfur olayı lanetliyorum. Hiçbir dine ahlaka ve geleneğe sığmayan, kamu vicdanını ayağa kaldıran bu alçaklık hiçbir koruma ve müsamaha görmeyecek." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu insan merkezli ve toplumcu siyasetin, 20 yılda Türkiye'nin gücüne güç kattığını ifade eden Kaya, AK Parti hükümetlerinin, Anayasa'nın sosyal devlet ilkesini eksiksiz hayata geçirmek için tüm imkanlarını seferber ettiğini, aile ve sosyal hizmetleri güçlü bir bakanlık katına taşıyarak bu iradesini de gösterdiğini kaydetti.

Kaya, 85 milyon vatandaşın erişimi için sosyal hizmet ve sosyal yardımları hak temelli bir anlayışla organize ettiklerini belirtti.

Kız çocuklarının eğitimini, kadınların her alanda varlığını ve istihdamını destekleyen devrim niteliğinde politikalara imza attıklarını anlatan Kaya, "Kamusal alanda kılık kıyafet özgürlüğünü getirdik ve her alanda ayrımcılığa son verdik. Başörtüsüne anayasal güvenceyi sağlayan ve evlilik birliğini tanımlayarak ailenin korunmasını güçlendiren anayasa değişikliğine dair kanun teklifimizi TBMM Başkanlığına sunduk. Gelecek günlerde Meclisimizin gündemine gelecek olan anayasa değişikliğine destek vereceğinize inanıyorum." diye konuştu.

Aileyi güçlendirmenin, herkesin birinci vazifesi olduğunu ifade eden Kaya, şöyle devam etti:

"Aile odaklı politikalarımızla dezavantajlı çocuklarımızın doğrudan devlet koruması altına alınması yerine, verdiğimiz sosyal desteklerle ailelerinin yanında kalmalarını sağladık. Bu kapsamda 150 bin çocuğumuz ailesinin yanında destekleniyor. Engellilerimizin, yaşlılarımızın ailelerin yanında kalarak evde bakım hizmetleriyle kendi sosyal çevrelerinden kopmamalarını sağlıyoruz. Evde bakımdan faydalanan insanımızın sayısı 562 bin. Cihaza bağlı hastasını, öksüzünü, yetimini, engellisini, şehit ailesini, eğitim çağındaki her gencini düşünen ve bunun için gerçekçi politikalar üreten bir siyaset yürütüyoruz."

AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, Aile ve Sosyal Hizmetler, Sağlık ve İçişleri bakanlıklarının 2023 yılı bütçe sunumlarını içeren kitapçıkları göstererek, "şeref levhalarımız" ifadesini kullandı.

Terörle mücadelenin akim kalmayacağını dile getiren Aydemir, "Mutlaka menzile ulaşacağız, bir tek terörist bırakmayacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya "Kürtleri hainlerin ellerine bırakmadığı" için teşekkür eden Aydemir, "Kürt'ü Kürt'e öldürteni görmek istiyorsanız, tırlar dolusu silahları onlara götüren, o kitapsız bölücü teröristlere, DEAŞ'ı besleyen Fransa'ya dönün bakın. Bırakın bizi suçlamayı, vicdanınız, merhametiniz olsun. Kürt'e zulmedenleri koruyanların Kürt adına laf etme hakkı yok." değerlendirmelerinde bulundu.

AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik, savunma ve güvenlik kurumlarında çalışan fedakar çalışanların, Türkiye'de sağlanan huzur ve güven ortamında emeğinin ve hakkının bulunduğunu belirtti.

Türkiye'nin güvenlik konularındaki anlayışının değiştirdiğini söyleyen Çelik, şunları kaydetti:

"Dün konuştuğumuz şeyleri artık konuşmuyoruz. Dün konuşamadıklarımızı da artık konuşabiliyoruz. Sınır ötesine hat çekmek, teröre yönelik operasyon ve harekatları topraklarımızın dışına taşımak dün konuşabildiğimiz bir şey değildi ama bugün konuşabiliyoruz. Elbette terör konusunda dün de haklıydık ancak 'Rusya, ABD ne der?' diye sözümüzü dinletemiyor, gereğini de yapamıyorduk. Bugün özellikle 2016'dan sonra savunma sanayisinde gerçekleştirdiğimiz yerli ve milli hamlelerle, güvenlik kuvvetlerimizin fonksiyonel çalışmalarıyla artık çok daha güçlü bir ülke haline geldik. Bugün haklılık temelinde yürüttüğümüz etkili dış politikayı ve istihbarat teşkilatlarımızı eşgüdüm içinde devreye soktuk, kimsenin itiraz edemeyeceği belgeleri de muhataplarımızın önüne koyan güçlü bir ülkeyiz. Bugün sözümüz var dinletiyoruz; gücümüz var yapıyoruz. Ülkemiz bugün gerçekten bir huzur ve güven ülkesi haline geldi."

Sataşmadan söz alan HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, HDP'li belediyelere kayyum atandığını hatırlatarak, "48 belediyeye 104 kayyum atandı; bazılarına 3, bazılarına 4 kayyum atandı. Atadığınız kayyumlar hırsızlık, yolsuzluk, talan yaptı." sözleri üzerine tartışma çıktı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Oluç'un sözlerinin "iftira" ve "yalan" olduğunu söyledi.

"48 belediyeye şu kadar kayyum atandı" demenin, devletle ilgili hiçbir işleyişi bilmeyen bir cehaletin ürünü olduğunu ifade eden Soylu, "Kayyum belediyelere valilerimizi veya kaymakamlarımızı veriyoruz. Valilerimiz ve kaymakamlarımız, Doğu ve Güneydoğu'daki arkadaşlarımız bilirler, tayin dönemi geldiklerinde Doğu ve Güneydoğu'da görev süreleri 2 ve 3 yıldır. 3 yılı bitince doğal olarak batıya veya başka bir vilayete giderler. Doğu'yu ve Güneydoğu'yu yaşanabilir bir hale getiren, milletin verdiği vergilerle belediyelerin milletimize nasıl hizmet edeceğini gösterenler, burada büyük bir ithamla karşı karşıyalar. Hırsızlığı da millete eşkıyalığı da yapan HDP." şeklinde konuştu.

Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Yılmaz Tunç, en büyük Kürt düşmanının, terör örgütü PKK ve türevleri, terörü destekleyenler ve 40 yıldan bu yana milletin, Kürt vatandaşlarının başına musallat olan terör örgütleri olduğunu belirtti.

HDP sıralarını işaret eden Tunç, "Çok mu zor 'Lanet olsun PKK'ya' deme. Neden diyemiyorsunuz? 'Teröre lanet olsun, lanet olsun YPG'ye' neden diyemiyorsunuz? Deseniz problem çözülecek. Terörle mücadele eden, güvenlik güçlerimizden sorumlu olan İçişleri Bakanımıza sürekli hakaret edeceksiniz ama terör örgütüne tek laf söyleyemeyeceksiniz. Ondan sonra terörle iltisaklı olmaktan kurtulamazsınız." dedi.