2013-03-11 - 14:26
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Uludere olayına ve komisyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Uludere olayına ve komisyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uludere olayını "cumhuriyet tarihimizin en trajik olaylarından biri" olarak değerlendiren Levent Gök, "bu olay üzerine şal örtülecek, örtbas edilecek bir olay değildir. Bu olay tam tersine eğer Türkiye Başbakan'ın iddialarına göre demokratik olacaksa bu olayı çözmekle olacaktır. Şeffaf olacaksa bu olayı çözmekle şeffaf olacaktır. İnsan haklarına saygı duyacaksak, hukukun üstünlüğüne saygı göstereceksek ve adaleti tesis edeceksek Türkiye Uludere ile hesaplaşmadan bir adım öteye gidemez" şeklinde konuştu.
Uludere'de yaklaşık 14 ay önce meydana gelen ve 34 yurttaşımızın öldüğü, 4 yurttaşımızın yaralı olarak kurtulduğu olayda TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu'nun 6 Mart 2013 tarihindeki toplantısında Ak Partili üyelerin değerlendirmesini dinlediğini ve bu üyelerin değerlendirmelerinin rapor olarak kabul edildiğini kaydeden Levent Gök, "biz muhalefet partililer olarak bu rapora muhalefetimizi koyduk ve şu anda o toplantıda alınmış gizli karara Meclis Başkanı'nın 'bu rapor başka yerlerde tartışılmasın, Meclis'e gönderilsin', AKP'li üyelerin ısrarla 'rapor basına sızmasın' demesine karşın o raporda sizin şimdiye kadar bilmediğiniz hiçbir şey yoktur" dedi. Gök, Türkiye'nin, Uludere ile hesaplaşmadan bir adım öteye gidemeyeceğini savundu.
Gök, Uludere tartışmalarının bitmediğini, yeni başladığını ifade etti. Gök, AK Parti'li üyelerin, Uludere'yi, adli bir vaka olarak kayıtlara geçirdiğini, üzüntü duyulduğunun altı çizildiğini ancak bir sorumlu tayini yapılmadığını, ailelere, ''Daha ne istiyorsunuz milyonlarca para verdik'' denilerek onurlarının ayaklar altına alındığını savundu.
Levent Gök, ''Bu rapor çöpe atılacak bir rapordur, insanlık tarihine kara leke olarak geçecektir, gerçekleri örtbas eden bir rapordur. Bu rapor, Uludere olayı üzerine şal örtmek için Genelkurmay ile iktidarın bilinçli olarak ürettikleri bir metinden ibarettir. Metinde, Uludere ile ilgili sağlıklı değerlendirme yoktur'' diye konuştu.
AK Parti'nin, Meclis Başkanı'nın memuru olmadıklarını ifade eden Gök, 62 sayfalık muhalefet şerhini sunduklarını söyledi. Gök, ölenlerin 18'inin 18 yaşından küçük, 3'ünün 13 yaşında, tamamının çocuk denilecek yaşta, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kaydetti.
Son bombalama saati 22.24'ten hemen sonra, ölenlerin ailelerinin olay yerinde olduğunu dile getiren Gök, saat 23.00 sularında ölenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunun bilindiğini, ancak buna rağmen yaralılara ve ölenlere müdahale edilmediğini öne sürdü. Gök, askerlerin, ''Olayın vahametinin farkına vardık, o anda gitseydik köylülerle karşı karşıya gelirdik'' dediğini söyledi.
Gök, MİT'in, olayı ilk bombalamadan 12 saat sonra öğrendiğine dair, MİT'in tartışılması, sorgulanması gereken vahim bir yazı gönderdiğini belirtti.
Gök, komisyonun, olayın unutturulması, soğutulmasına alet edildiğini; komisyonun AK Parti'li üyelerinin, olayın unutturulmasına dönük büyük çaba içinde olduğunu iddia etti.
Uludere olayının sırrının, Fehman Hüseyin'in isminde gizli olduğunu öne süren Gök, Fehman Hüseyin'in, PKK'da silahlı grubun komutanlığını yaptığını, Murat Karayılan, Cemil Bayık ile örgütün kontrolünü elinde tuttuğunu, bütün eylemlerin arkasından çıktığını anlattı.
Gök, iktidarın Fehman Hüseyin'in yakalanmasıyla, askeri ve siyasal alanda önemli koz elde edeceğini düşündüğünü öne sürerek, Fehman Hüseyin'in, bu bölgede olduğu, Türkiye'ye girip karakollara saldıracağı yönünde ciddi algılama yaratıldığını kaydetti. Gök, herkesin, Genelkurmay Başkanı, tugay komutanı, askerlerin kafasında Fehman Hüseyin'in bulunduğunu ifade etti.
Kaçakçı olma ihtimali yüksek olan grubunun kaçakçı niteliğinin değerlendirilmemesinin düşünülemeyeceğini belirten Gök, ''Uzun süre izlenen grubun niteliği hakkında karar mercileri riskli karar almışlardır; Fehman Hüseyin'in ne pahasına olursa olsun yok edilmesi kararıdır. Uludere olayının arkasındaki sır perdesi budur'' dedi.
Gök, Fehman Hüseyin'e yönelik gerçekleştirilecek sınır ötesi harekatın Genelkurmay Başkanı ve Başbakan tarafından değerlendirilmeme ihtimalinin sıfır olduğunu ileri sürdü. Levent Gök, şunları kaydetti:
''Fehman Hüseyin'e yönelik her türlü bilgi ve istihbaratın, yapılacak harekatın Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, Adalet, İçişleri, Milli Savunma, Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri komutanları, Jandarma Genel Komutanı'ndan oluşan MGK'da da değerlendirildiği muhakkaktır. Uludere olayında, devletin bütün üst kademesi kader birliği içindedir, Uludere olayının bugüne değin aydınlatılmamasının tek nedeni de budur.
34 sivil yurttaşımızın bombalanarak öldürülmesi, yaşam hakkının en ağır şekilde ihlalidir. Devletin özür dilemesi gerekir, bu konuda çok geç kalındı. Olayın sorumluları, olay tarihinde görevli olan askeri sorumlular; Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay İkinci ve Birinci başkanları, Genelkurmay Harekat Merkezi Başkanı, 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı, siyasi sorumlu; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üzerinde olmak üzere, müştereken ve müteselsilendir. Bombalama sonrası ölen ve yaralananlara müdahale edilmemesi nedeniyle 22 ve 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanları, ayrıca sorumludur.''
Uludere olayını "cumhuriyet tarihimizin en trajik olaylarından biri" olarak değerlendiren Levent Gök, "bu olay üzerine şal örtülecek, örtbas edilecek bir olay değildir. Bu olay tam tersine eğer Türkiye Başbakan'ın iddialarına göre demokratik olacaksa bu olayı çözmekle olacaktır. Şeffaf olacaksa bu olayı çözmekle şeffaf olacaktır. İnsan haklarına saygı duyacaksak, hukukun üstünlüğüne saygı göstereceksek ve adaleti tesis edeceksek Türkiye Uludere ile hesaplaşmadan bir adım öteye gidemez" şeklinde konuştu.
Uludere'de yaklaşık 14 ay önce meydana gelen ve 34 yurttaşımızın öldüğü, 4 yurttaşımızın yaralı olarak kurtulduğu olayda TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu'nun 6 Mart 2013 tarihindeki toplantısında Ak Partili üyelerin değerlendirmesini dinlediğini ve bu üyelerin değerlendirmelerinin rapor olarak kabul edildiğini kaydeden Levent Gök, "biz muhalefet partililer olarak bu rapora muhalefetimizi koyduk ve şu anda o toplantıda alınmış gizli karara Meclis Başkanı'nın 'bu rapor başka yerlerde tartışılmasın, Meclis'e gönderilsin', AKP'li üyelerin ısrarla 'rapor basına sızmasın' demesine karşın o raporda sizin şimdiye kadar bilmediğiniz hiçbir şey yoktur" dedi. Gök, Türkiye'nin, Uludere ile hesaplaşmadan bir adım öteye gidemeyeceğini savundu.
Gök, Uludere tartışmalarının bitmediğini, yeni başladığını ifade etti. Gök, AK Parti'li üyelerin, Uludere'yi, adli bir vaka olarak kayıtlara geçirdiğini, üzüntü duyulduğunun altı çizildiğini ancak bir sorumlu tayini yapılmadığını, ailelere, ''Daha ne istiyorsunuz milyonlarca para verdik'' denilerek onurlarının ayaklar altına alındığını savundu.
Levent Gök, ''Bu rapor çöpe atılacak bir rapordur, insanlık tarihine kara leke olarak geçecektir, gerçekleri örtbas eden bir rapordur. Bu rapor, Uludere olayı üzerine şal örtmek için Genelkurmay ile iktidarın bilinçli olarak ürettikleri bir metinden ibarettir. Metinde, Uludere ile ilgili sağlıklı değerlendirme yoktur'' diye konuştu.
AK Parti'nin, Meclis Başkanı'nın memuru olmadıklarını ifade eden Gök, 62 sayfalık muhalefet şerhini sunduklarını söyledi. Gök, ölenlerin 18'inin 18 yaşından küçük, 3'ünün 13 yaşında, tamamının çocuk denilecek yaşta, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kaydetti.
Son bombalama saati 22.24'ten hemen sonra, ölenlerin ailelerinin olay yerinde olduğunu dile getiren Gök, saat 23.00 sularında ölenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunun bilindiğini, ancak buna rağmen yaralılara ve ölenlere müdahale edilmediğini öne sürdü. Gök, askerlerin, ''Olayın vahametinin farkına vardık, o anda gitseydik köylülerle karşı karşıya gelirdik'' dediğini söyledi.
Gök, MİT'in, olayı ilk bombalamadan 12 saat sonra öğrendiğine dair, MİT'in tartışılması, sorgulanması gereken vahim bir yazı gönderdiğini belirtti.
Gök, komisyonun, olayın unutturulması, soğutulmasına alet edildiğini; komisyonun AK Parti'li üyelerinin, olayın unutturulmasına dönük büyük çaba içinde olduğunu iddia etti.
Uludere olayının sırrının, Fehman Hüseyin'in isminde gizli olduğunu öne süren Gök, Fehman Hüseyin'in, PKK'da silahlı grubun komutanlığını yaptığını, Murat Karayılan, Cemil Bayık ile örgütün kontrolünü elinde tuttuğunu, bütün eylemlerin arkasından çıktığını anlattı.
Gök, iktidarın Fehman Hüseyin'in yakalanmasıyla, askeri ve siyasal alanda önemli koz elde edeceğini düşündüğünü öne sürerek, Fehman Hüseyin'in, bu bölgede olduğu, Türkiye'ye girip karakollara saldıracağı yönünde ciddi algılama yaratıldığını kaydetti. Gök, herkesin, Genelkurmay Başkanı, tugay komutanı, askerlerin kafasında Fehman Hüseyin'in bulunduğunu ifade etti.
Kaçakçı olma ihtimali yüksek olan grubunun kaçakçı niteliğinin değerlendirilmemesinin düşünülemeyeceğini belirten Gök, ''Uzun süre izlenen grubun niteliği hakkında karar mercileri riskli karar almışlardır; Fehman Hüseyin'in ne pahasına olursa olsun yok edilmesi kararıdır. Uludere olayının arkasındaki sır perdesi budur'' dedi.
Gök, Fehman Hüseyin'e yönelik gerçekleştirilecek sınır ötesi harekatın Genelkurmay Başkanı ve Başbakan tarafından değerlendirilmeme ihtimalinin sıfır olduğunu ileri sürdü. Levent Gök, şunları kaydetti:
''Fehman Hüseyin'e yönelik her türlü bilgi ve istihbaratın, yapılacak harekatın Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, Adalet, İçişleri, Milli Savunma, Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri komutanları, Jandarma Genel Komutanı'ndan oluşan MGK'da da değerlendirildiği muhakkaktır. Uludere olayında, devletin bütün üst kademesi kader birliği içindedir, Uludere olayının bugüne değin aydınlatılmamasının tek nedeni de budur.
34 sivil yurttaşımızın bombalanarak öldürülmesi, yaşam hakkının en ağır şekilde ihlalidir. Devletin özür dilemesi gerekir, bu konuda çok geç kalındı. Olayın sorumluları, olay tarihinde görevli olan askeri sorumlular; Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay İkinci ve Birinci başkanları, Genelkurmay Harekat Merkezi Başkanı, 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı, siyasi sorumlu; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üzerinde olmak üzere, müştereken ve müteselsilendir. Bombalama sonrası ölen ve yaralananlara müdahale edilmemesi nedeniyle 22 ve 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanları, ayrıca sorumludur.''
