2021-06-24 - 14:37
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Adan, üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy "İstanbul'da yaşanan çevre sorunları", AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı "PKK terör örgütünün 1979-2021 yılları arasında gerçekleştirdiği sivil katliamlar" ve AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez ise "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Amasya'ya teşriflerinin 102. yıl dönümü" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, ikna çalışmaları neticesinde PKK terör örgütünden kaçan 5 teröristin teslim olduğunu belirterek, son dönemdeki kopuşların örgütün çözülme süreci içerisinde olduğunu ve bölge insanının da bunlara destek vermediğini gösterdiğini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, eski Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'na sosyal medya hesabı üzerinden yapılan küfürlere karşı yapılan suç duyurularından bir netice alınmadığını, söz konusu kişiler hakkında yargının harekete geçmediğini ileri sürdü.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise üç yıl önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiğini anımsatarak, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte yurttaşlarımız daha yoksul oldu, işsizlik daha yükseldi. Ülkemiz diplomatik açıdan yalnız kaldı, adalet ve demokrasi açısından daha geriye gitti. Geniş tabanlı işsizlik 5 milyondan 9 milyona çıktı. Bütün yetkilerin toplandığı rejimlerin başına ne geliyorsa Türkiye'nin başına da o geldi." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan'ın Kocaeli'deki çiftliğinde yıkım çalışmalarının takibi sırasında yaşanan olayı anımsatan Özel, "Lütfü Türkkan Bey, kendisini çok üzen gelişmelere muhatap oluyor. Ahırların olduğu bir araziyle ilgili yapılan bir çalışma var. Bugüne kadar hiç öyle bir şey duymadık. İktidar partisinden bir milletvekilinin, bir siyasetçinin tarlasındaki bir ahırını jandarmayla yıkmaya giden bir şey duymadık. Lütfü Bey'e, muhalif olmanın, net ve sert bir muhalefet yapmanın, saraya uygun bir dil kurmamanın, iktidarı rahatsız etmenin bedeli ödetilmeye çalışılıyor. Ona yapılanı kendimize yapılmış sayılıyoruz." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, 3 yıl önce bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bütün kurum ve kurallarıyla yürürlüğe girdiğini hatırlattı.

Özkan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk siyasi tarihinin ortak aklının eseridir. Bu sistem, Cumhur İttifakı'nın ve milletimizin dayanışması ve mücadelesiyle hayata geçti." dedi.

Cahit Özkan, bu sistemin daha önce de merhum Turgut Özal, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu ile birçok değerli devlet adamının da isteği olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin Azerbaycan'la ortaya koyduğu tavra değinen Özkan, bunun güçlü hükümet ve istikrarlı siyasetin bir sonucu olduğunu söyledi.

Özkan, "Karadeniz'de 540 milyar metreküp doğal gazı keşfederek milletimizin hizmetine sunduk. Akdeniz tarihte olduğu gibi yeniden bir Türk gölü haline gelmiştir. Anadolu coğrafyasının yarısı kadar büyüklükte olan mavi vatanı inşa ettik. Hamdolsun altındaki trilyonlarca dolarlık doğal gaz milletimizin hizmetindedir." şeklinde konuştu.

Türk toplumunun temelinin aile olduğuna dikkati çeken Özkan, ailenin her çocuk için bir okul, anne ve babanın da bir öğretemem olduğunu ifade etti.

Her çocuğun bu imkana sahip olamadığını dile getiren Özkan, "Bu imkana sahip olmayan çocuklar, devlet korumasının altındadır. Aile odaklı hizmetlerimizin başında koruyucu aile hizmeti gelmektedir. Koruyucu aile hizmetinin amacı çocukları birebir ilgi, koruma ve sevgi sağlayacak koruyucu ailelerle buluşturmaktır. Teşvik edilen koruyucu aile uygulaması yaygınlaşmış ve milletimiz nezdinde farkındalığa ulaşmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Özkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla 30 Haziran'ın "Koruyucu Aile Günü" ilan edildiğini de belirtti.

Partisinin "nefret söylemi ve toplumsal kutuplaştırma" hakkında Meclis araştırma önergesinin bugün ele alınmasına ilişkin grup önerisi üzerinde söz alan HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, iktidarın çözüm sürecinin ardından kullandığı söylemin HDP'ye yönelik saldırılara yol açtığını savundu. Toğrul, "İzmir İl binamıza bir cani girerek katliam yaptı. Bu bir katliamdır, adını doğru koyalım. Provokasyon, aslında medyadaki tetikçilerin kullandığı dildir. Bu dil, Türkiye'ye kazandırmaz, yarınlarına hizmet etmez." diye konuştu.

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye'nin tarihi boyunca nefret dilinden çok çektiğini, çok sayıda vatandaşın katledildiğini ifade ederek, "Bu iktidar döneminde ise sürekli bir nefret dili var. Ülkeyi yöneten ve herkesi kucaklaması gereken Cumhurbaşkanı, bu nefret ikliminde başrol oynuyor. Siyaset dilinde birleştirici olmak ve toplumun tüm kesimlerini kapsamak yerine kendine oy verenleri kendinden sayıp oy vermeyenleri terörist ilan edebiliyor." dedi.

AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, HDP İzmir İl Başkanlığı'na gerçekleşen saldırıyı ve cinayeti lanetledi. Ülkenin huzur ve güvenliğini bozmaya çalışan her türlü provokasyonla ve terör örgütleriyle mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini vurgulayan Yayman, AK Parti'nin Hani ilçe binasına yapılan saldırıyı da kınadı.

HDP'nin meclis araştırma önergesinde yer alanlara alternatif bir kronoloji çıkardığını belirten Yayman, çözüm süreci sonrası terör örgütlerinin saldırılarıyla şehit edilenlerin isimlerini sıraladı, HDP'li yöneticilerin açıklamalarını aktardı. Yayman, "Bu liste uzuyor. Burada maksadımız ölümleri, acıları yarıştırmak değil ama HDP, eğer bir nefret dilinden bahsediyorsa önce PKK terör örgütünü bir kınasın, silah bırakma çağrısı yapsın, şehitlerle ilgili tek bir açıklama yapsın. Bunların hepsi yaşanırken, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye Anadolu'da çok güzel bir söz var. Terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, şükranla anıyoruz." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, AK Parti'li Yayman'ın Kürt sorunu hakkında kitapları bulunduğunu belirterek, açıklamalarından üzüntü duyduğunu söyledi. Beştaş, "Eksiklerine, yanlışlarına, hatalarına rağmen bugün de çözüm sürecinin arkasında duruyoruz. İşte bu dil, HDP'yi hedef gösteren, HDP'lileri öldürmeye azmettiren, HDP'lileri Sincan'da yargılatan dildir. İktidar siyaseti bunun üzerine kuruyor. Hüseyin Yayman gibi bir bilim insanının ve gazetecinin bu noktaya gelmesi hakikaten düşündürücüdür. Nasıl böyle dönüş yapabiliyorlar hayretle ve dehşetle izliyorum." diye konuştu.

AK Parti'li Yayman, Beştaş'ın sözlerine, "PKK ve onun siyasi uzantısı HDP barış sürecine kurşun sıktı." karşılığını verdi.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamada öneri kabul edilmedi.

İYİ Parti'nin "Bitlis merkezde bulunan dere ve çevresinin riskli alan ilan edilmesi" ve CHP'nin "Kovid-19 pandemisine karşı sosyal hukuk devletinin anayasal yükümlülükleri" hakkındaki araştırma önergelerinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerileri de kabul edilmedi.

Bu arada terörle mücadele sırasında ve 15 Temmuz'da hayatını kaybeden şehitlerin eşleri ve çocukları Genel Kurul çalışmalarını bir süre izledi.

TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerindeki görüşmeler devam etti.

Teklifin ikinci bölümü üzerinde partisi adına söz alan İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, teklifte geçen "Asker kişi herkes tarafından yakalanabilir." hükmünü anlamanın mümkün olmadığını, bu durumun büyük sorunları beraberinde getireceğini ileri sürdü.

Soruşturma iznine ilişkin düzenlemeleri eleştiren Erel, "Soruşturma izinleri verilirken siyasi unvan taşıyanlara yetki verilmesi, çeşitli kaygıları da beraberinde getirecektir. Milli Savunma Bakanı ve bakan yardımcısı gibi siyasi unvan taşıyanlara yetki verilmesi siyasallaşmayı doğurabilir. Yetkinin ilgili kuvvet komutanlarına verilmesinin siyasallaşmayı ortadan kaldıracağı fikrindeyiz. Genelkurmay Başkanı dışında kalan kuvvet komutanları hakkındaki soruşturma izninin de Cumhurbaşkanı tarafından değil, Genelkurmay Başkanı'nın iznine bağlı hale getirilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz." diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili Mustafa Hidayet Vahapoğlu, yasa teklifiyle halen uygulanmakta olan mevzuatta bulunmayan ancak Askeri Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen "askeri suç" ve "sırf askeri suç" kavramlarının tanımlarının yapıldığını belirtti.

Vahapoğlu, "Düzenlemeyle asker şahısların yakalanmasına ilişkin yeni yetkilendirmeler getirilmiş, TSK'dan çıkarma işlemlerine dair yeni ilkeler konulmuş, soruşturma izni vermeye yetkili merciler belirlenmiş, Yüce Divan'da yargılanacak asker kişilerle ilgili soruşturma usulleri yeniden şekillendirilmiştir." ifadelerini kullandı.

HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, partilerinin İzmir İl Başkanlığına yapılan saldırıyı anımsatarak, konuyla ilgili verdikleri araştırma önergesinin kabul edilmediğini dile getirdi.

Gülüm, bu saldırının bireysel değil örgütlü bir saldırı olduğunu, saldırının sorumlularının ise "çözüm sürecini bitirip savaştan nemalananlar" olduğunu iddia etti.

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse ise teklifin "torba teklif" şeklinde ele alınmasını doğru bulmadıklarını söyledi. Torba teklifle kanunlardaki bütünlüğün bozulduğunu dile getiren Köse, yıllardır bu konunun konuşulduğunu ancak bu yöntemden vazgeçilmediğini ifade etti.

HDP İzmir İl binasına yapılan saldırıyı hatırlatan Köse, "Normalde emekli amiralleri dört gün gözaltında tutan yargı, 24 saat içinde bu suçun sanığının her türlü soruşturmasını tamamladı, suça azmettirenler varsa onları buldu ya da arkadaki güçleri filan tespit etti, bir gün içinde götürüp cezaevine koydu. Türkiye'de bu normal bir şey midir arkadaşlar? Olacak bir şey midir? Yani yargı bu mudur sizce? Kabul edilebilir bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından teklifini ikinci bölümündeki maddelerin görüşmelerine geçildi.

Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanunla Askeri Ceza Kanunu'nda, "askeri suçlar" ile "sırf askeri suçlar" tanımlanacak. Kanunda düzenlenen suçlar ile asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlar askeri suç olacak.

Asker kişiler tarafından işlenen ve Askeri Ceza Kanunu'nda, "söz vererek tahliye olunan harb esirleri", "müstahkem bir mevkii veya kendi mevkiini veya kendisini veya bir gemiyi, bir tayyareyi düşmana teslim eden kumandanların cezası", "vazife ve memuriyetlerine gitmeyenlerin cezaları", "firar ve cezası", "yabancı memlekete firar edenlerin cezaları", "mehil içinde yakalananların cezası", "sözleşerek firar ve cezası", "kendini askerliğe yaramayacak hale getirenlerin cezası", "askerlikten kurtulmak için hile yapanlar", "amir veya üstü tehdit", "amir ve mafevkine hakaret edenlerin cezaları", "itaatsizlikte ısrar edenlerin cezası", "toplu asker karşısında veya hizmetten savuşmak için veya silahlı iken yapılan itaatsizliğin cezaları", "büyük zararlar veren itaatsizliğin cezaları", "mukavemet ve cezası", "amire ve mafevka fiilen taarruz edenlerin cezaları", "fesat ve cezası", "fesadı haber vermeyenlerin cezası", "askeri isyan ve cezası", "askeri isyanda önayak olanların cezaları", "düşman karşısında askeri isyan suçlularının cezası" ile "dikkatsizlik edenler" başlığıyla düzenlenen suçlar, sırf askeri suç olacak.

Yasayla suç bakımından amir-maiyet veya üst-ast ilişkisinin hangi durumlarda dikkate alınmayacağı düzenleniyor.

Askerlik hizmet ve görevlerine ilişkin haller dışında, asker kişilerden nişanlıların, evlilik bağı kalmasa bile eşlerin, kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoy ile üçüncü derece dahil hısımların veya evlatlık bağı olanların birbirlerine karşı işledikleri suçlar bakımından amir-maiyet ve üst-ast ilişkisi dikkate alınmayacak.

Yükümlü erbaş ve erler arasında ast, üst veya amir ilişkisinin dikkate alınması için fiilin askeri hizmet ve görevlerinden dolayı işlenmesi şart olacak.

Düzenlemeyle asker kişilerin yakalanması ve tutuklanmasında uygulanacak ilave hükümler ile istisnai hükümler belirleniyor.

Asker kişi; kişiye suçu işlerken rastlanması ile suçüstü bir fiilden dolayı; izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hallerinde herkes tarafından geçici olarak yakalanabilecek.

Kişiye suçu işlerken rastlanması, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması ile tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, cumhuriyet savcısına derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde amiri, üstü, askeri karakol, nöbetçi, devriye, askeri inzibat ve kolluk görevlisi asker kişiyi yakalama yetkisine sahip olacak.

Yakalanan kişi ve olay hakkında cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek emri doğrultusunda işlem yapılabilecek. Cumhuriyet savcısı, yakalanan kişiyi serbest bırakmaz ise en yakın askeri inzibat karakoluna veya askeri makama ya da adli kolluk görevlilerine teslim edilmesine karar verecek.

Suçun, Türk Ceza Kanunu'nda "Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlali", "Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma", "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" ve "Hürriyete Karşı Suçlar" başlığı ile tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan olması durumunda, yakalanan kişi cumhuriyet savcısının talimatı ile adli kolluk görevlilerine teslim edilecek.

Asker kişilerin gözaltına alınması veya tutuklanması durumunda; derhal kıta komutanı veya askeri kurum amirine de haber verilecek.

Askeri suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak usul hükümlerine ilişkin düzenleme yapılacak.

Askeri suçlarla ilgili, subay ve astsubayların şüpheli sıfatıyla ifadesi bizzat cumhuriyet savcısı tarafından alınacak. Askeri amirler, cumhuriyet savcısının işe el koymasına kadar delillerin kaybolmasını önleyecek tedbirleri alacak.

Ülke sınırları dışında işlenen suçlar bakımından cumhuriyet savcısı, adli kolluk görevlileri tarafından yapılacak işlemlerin Milli Savunma Bakanlığınca yurt dışında görevlendirilen hukuk sınıfı subaylar tarafından yapılmasını isteyebilecek.

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve sırf askeri suç nedeniyle askeri disiplinin ağır şekilde ihlal edilmesi halinde de asker kişi hakkında tutuklama kararı verilebilecek.

Sırf askeri suçlarda, tutuklama yasağına ilişkin hükümler uygulanmayacak.

Asker kişilerin işlediği askeri suçlarla ilgili olarak kabul edilen iddianamenin bir örneğini mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda ise bir örneğini savcılık soruşturma iznini veren komutanlığa veya askeri kurum amirliğine gönderecek.

Askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri, emir komutasındaki asker kişilerin, ifadelerinin alınması veya sorgularının yapılması için hazır bulundurulmasını sağlayacak.

Düzenlemeyle asker kişilerin işlediği askeri suçlarda yürütülecek soruşturma ve kovuşturmalardaki izin usulü ile izne karar verecek merciler belirleniyor.

Asker kişilerin işledikleri askeri suçların soruşturulması izne tabi olacak ancak ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülecek.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****