TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının yanı sıra Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Avrupa Birliği Başkanlığı, Türk Akreditasyon Kurumunun bütçeleri de ele alınacak.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşmesi devam eden Hazine ve Maliye ile Dışişleri bakanlıklarının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, "6 yaşındaki kız çocuğuna istismar" iddialarına ilişkin Meclisteki bütün grupların hemfikir olmasının önemine işaret ederek, "Aslında birçok konunun siyasete karıştırılmaması lazım. Bizim, bu tür olayları kutuplaşmış siyasete alet etmememiz lazım. Bu, güzel bir örnekti ama keşke diğer konularda da günlük siyasete alet etmeden sorunları çözebilsek." diye konuştu.
Bülent Kuşoğlu, yıllardır Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçelerinde hem Genel Kurulda hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda sıkıntıları dile getirdiklerini ancak her yıl bir önceki yıldan daha fazla sorunla karşı karşıya kaldıklarını ileri sürdü.
Enflasyonun geçen yıla göre kat kat arttığını söyleyen Kuşoğlu, "Geçen yıl bu tarihlerde yüzde 19 civarındaydı. Bugün, resmi rakamlara göre yüzde 80'lerin üzerine çıkmış durumda. Enflasyonla mücadele edilmiyor. Enflasyon konusu, diğer ülkelerde olduğu gibi, mücadelenin ilk basamağı, ilk hedefi değil maalesef. Diğer taraftan ana paradan daha fazla faiz ödemesi yapıyoruz. Kamu borcu, geçen yıla göre yüzde 41 artmış vaziyette. Ayrıca OECD listelerinde gri listede yer alan bir Hazine ve Maliye Bakanlığı var." ifadelerini kullandı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak da siyasette hedef ve vizyon koymanın yetmeyeceğini, icraat ve becerinin de gerektiğini, bunların olmaması durumunda vizyonun hayalden ibaret olacağını dile getirdi.
Vadettiği hedeflere ulaşamayan, millete taahhüdünü yerine getiremeyen siyasetçilerin ya özür dileyerek koltuğu bıraktığını ya da milleti oyalamaya ve yanıltmaya kalktığını belirten Öztrak, şöyle konuştu:
"AK Parti Genel Başkanı millete yıllarca '2023 hedefleri' dedi. Bu hedeflere ulaşmak için milletten yıllarca oy istedi. Oyları peşin, verdiği sözleri de milletin veresiye defterine yazdırdı. Bugün 2023 bütçesini konuşuyoruz, hakikat zamanı geldi. 2023'e sadece 19 gün kaldı. Şimdi bu milletin kürsüsünden soruyoruz; 2023 yılında gayrisafi yurt içi hasıla büyüklüğü bakımından dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almayı vadettiniz. Türkiye bırakın ilk 10'u, ilk 20 ekonomi liginden düşme sınırında. Bu nasıl bir beceriksizliktir? Milletimize 'gelirini en az 2 trilyon dolar yapacağız' dediniz, peki ne oldu? Bugün tartıştığımız bütçede yazan gelir hedefi ne? 867 milyar dolar. Millete taahhüt ettiğiniz gelirin yarısını bile veremediniz. Bu, beceriksizliğin daniskasıdır.
Fert başına geliri 2023'te 25 bin dolara yükseltme sözü verdiniz. Bu söz millete verildiğinde Türkiye'de kişi başına gelir 11 bin 289 dolardı. Şimdi, önümüze gelen programda '2023'te kişi başına gelir olsa olsa 10 bin 71 dolar olur' diye yazıyor. AK Parti Genel Başkanı 2011'de millete 2023 yılında enflasyon ve faiz oranlarını kalıcı biçimde düşük ve tek haneli rakamlara indirme sözünü verdi. Ancak 2023'e bir ay kala TÜİK'in makyajlı enflasyon rakamlarıyla bile üretici enflasyonu yüzde 136, tüketici enflasyonu yüzde 84 oldu. Oysa AK Parti iş başına geldiğinde üretici enflasyonu yüzde 31, tüketici enflasyonu da yüzde 30 idi."
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 6 yaşındaki bir çocuğun istismar edildiği iddialarına değinerek, "Türkiye'de on binlerce yurttaşımız tweet attı diye hapse girerken, siyasi davalarda yüzlerce masum insan hapislerde çürütülürken bu iğrenç olayın faillerinin hala serbestçe dolaşabiliyor olmasını lanetliyorum." diye konuştu.
Hükümetin dış politikasını eleştiren Çakırözer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Suriye'de taraf tutmayın, Mısır'la barışın" diye haklı uyarılar yaptığını ifade ederek, "İktidarsa 'Biz gidersek bu muhalefet Türkiye'nin çıkarlarını koruyamaz' şeklinde masallar anlattı." dedi.
Bu ülkelerle ilişkilerin normalleşmeye başladığına dikkati çeken Çakırözer, "Çıkarlarımızı koruyarak mı düzeltiyorsunuz yoksa diz çökerek mi? Millete bunların hesabını verin. Mesela 'Birleşik Arap Emirlikleri darbenin finansörü' dediniz. 15 Temmuz'da tanklara göğsünü siper eden 251 şehit adına, yüzlerce gazimiz adına sormak hakkımız değil mi? Nasıl normalleştiniz? Özür mü dilediler? İstanbul'un ortasında gazeteci kesenlerle kucaklaşıyorsunuz, özür mü dilediler? Hayır. O zaman hangi yüzle neyin normalleşmesi?" sözlerini sarf etti.
CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre dünyada sağlık, ekonomi, küresel ticaret alanında çok büyük bir dönüşümün olduğunu belirtti.
Türkiye'nin çevresindeki ve dünyanın farklı yerlerindeki savaşlara dikkati çeken Emre, "Bu şartlarda ülkemizin en büyük talihsizliği, en büyük zorluğu dış politika alanında hiçbir ilke, hiçbir değer taşımayan, tek bildiği iktidarda kalmak için adım atmak olan bir iktidar manzarasının bulunmasıdır. Bu iktidarın dış politikayla ilgili hiçbir uzun dönemli planı yoktur." diye konuştu.
Emre, Dışişleri Bakanlığının varlığının tartışmalı bir konu olduğunu savunarak, "Türkiye'de dış politikanın en büyük sorunu kurumsuzlaşmadır, Türkiye'de kurum kalmamasıdır. Bildikleri tek şey, bütün politikaları Erdoğan'ın iktidarda kalmasıdır. Bütün dış politika sürecinin şahsileştirildiği bir dönemdeyiz. En başta Türkiye'nin Dışişleri Bakanının gerçeklikle ilgisi kalmamıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet kanadından "İnsan hakları bakımından Türkiye dünyaya örnek oluyor, bütün dünya bize gıptayla bakıyor." şeklinde açıklamalar yapıldığını aktaran Emre, bunun gerçekleri yansıtmadığını, bu dönemde Türkiye'nin, tarihinde ilk defa Avrupa Konseyinin denetim sürecine alındığını kaydetti.
Emre, "Sizin döneminizde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını uygulamadığı için Türkiye'yle ilgili Avrupa Konseyinde ihlal prosedürü başlatıldı. Ama Sayın Bakan, diyor ki 'İnsan hakları bakımından bütün dünya Türkiye'ye gıptayla bakıyor.' Böyle baktığı için mi Avrupa Konseyinde Türkiye'yi denetime alıyorlar? Böyle baktığı için mi Türkiye için ihlal prosedürü başlatıyorlar? Ben Türkiye'nin dış politikasının tarihinde böyle bir rezalet bilmiyorum." ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir de Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilerlemesi için 35 faslın tamamlanması gerektiğini, 2016'dan itibaren bir tek faslın dahi açılmadığını hatta 16 fasılda geri gidildiğini iddia etti.
AK Parti milletvekilleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerine TBMM Genel Kurulunda söz aldı.
AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı program yaptıklarını, 20 yıldan beri uyguladıklarını anlattı. Aydemir, "Hamdolsun bu sayede küresel ekonomi 2020 yılında daralırken, bizler Türkiye olarak büyüdük. 2021 yılında son 50 yılın en büyük büyüme hızına ulaştık yüzde 11'le ve 2022'nin ilk üç çeyreğinde de büyümemize devam ettik. Bu büyüklüklere bakarken sadece Türkiye'yi mi büyüttük? Hayır, bütçemizi de büyüttük." diye konuştu.
Aydemir, bütçenin 2002'de yüzde 43,2'sinin, bugün ise yüzde 10,5'inin faize gittiğini dile getirdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam, dünyada yaşanan krizlere rağmen Türkiye'nin ekonomide rekor üstüne rekor kırdığını, pek çok gelişmiş ülkede resesyon ve daralmalar yaşanırken, Türkiye'de büyüme olduğunu ifade etti.
Hükümetlerinin dünyanın en başarılı, en iddialı yeni bir ekonomi modeli uyguladığını vurgulayan Çam, Cumhuriyet'in 100. yılının bütçesini de yaptıklarını aktardı.
Çam, bu gidişle Türkiye Yüzyılı'nda, daha çok bütçeler yapacaklarını belirterek, "Hükümetimiz dünyadaki fırtınalı ekonomik gelişmelerden en az etkilenmemiz için çaba sarf etsin, yerli ve milli bir yaklaşım sergilesin, siz ise elin ülkesinden 'danışman' diye getirdiğiniz adamların önünde el pençe divan durmaya devam edin." görüşünü paylaştı.
Uzaktan bağlantılarla yaptırılan konuşmalarla ne iktisat ne de devletin yönetileceğine işaret eden Çam, "Siz ancak bu ithal zihniyet ve laf cambazlıklarıyla bizim yaptıklarımızı aşırma ve algı operasyonlarının ötesine gidemezsiniz." ifadesini kullandı.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Hamdi Uçar, dünya çapında ekonomilerin yeniden inşa edilmesi için finansal kuruluşlara önemli görevler düştüğüne dikkati çekti.
Uçar, Türk bankacılık sektörünün, AK Parti hükümetleri boyunca sağlam kurumsal temeller üzerinde yükseldiğini, finansal şoklara karşı gücünü ispat ettiğini, dinamik, gelişmeye açık bir yapıya sahip olduğunu kaydetti.
AK Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas, Sermaye Piyasası Kurulunun üstlendiği düzenleyici rolün, finansal piyasalar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, istikrarlı finansal piyasaların, ekonomik istikrarın da ön koşullarından biri haline geldiğini söyledi.
Bugüne kadar AK Parti hükümetleri tarafından hazırlanan bütçelerin, millete hizmet etmenin bir aracı olarak görüldüğünü kaydeden Arvas, 2023 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi'nin de aynı hassasiyetle, milletin ihtiyaçları ve kalkınma hedefleri doğrultusunda, kamu hizmetlerinde süreklilik ve verimlilik esas alınarak hazırlandığını anlattı.
Arvas, "Teklif edilen bütçe teklifi, vatandaşlarımızı küresel belirsizliklerden ve risklerden koruyarak, her kesimden insanımızı kollayacak mali bir altyapıyı oluşturmaktadır. Bütçe genel olarak toplumun tüm kesimlerine hitap eden, sahip çıkan programlar, destekler, ödenekler içermektedir." sözlerini sarf etti.
AK Parti Sivas Milletvekili Semiha Ekinci, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Haziran 2020'den bu yana faaliyetlerini sürdürdüğünü anımsattı. Ekinci, 70 şirketin faaliyet gösterdiği, doğrudan ve dolaylı olarak 200 bin kişiye istihdam sağlayan sektörün, verdiği teminatlarla yatırımları güvence altına aldığını ve sürekliliği sağladığını belirtti.
Sektörün, Türkiye ekonomisine yaklaşık 230 trilyon lira tutarında, gayrisafi milli hasılanın 32 katı değerinde teminat sunduğunu ve ağustos itibarıyla 126 milyar prim üretimi gerçekleştirdiğini dile getiren Ekinci, şu bilgileri verdi:
"2022 yılı sonunda 200 milyar lira hedef vardır. Özel emeklilik alanında ise 2022 yılı Eylül sonu verilerine göre gönüllü bireysel emeklilik sisteminde yaklaşık 7,6 milyon katılımcı, otomatik katılım sistemi uygulamasında ise yaklaşık 6,5 milyon çalışan, sistem dahilinde tasarruf etmektedir. Gönüllü bireysel emeklilik sistemi ve otomatik katılım sisteminde biriken fon tutarı devlet katkısı dahil 347 milyar liraya ulaşmıştır, BES sayesinde şu ana kadar 191 in 74 vatandaşımız da sistemden emekli olmuştur."
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, TÜİK'in, resmi istatistiklerin üretimine, organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri, standartları belirleyen, ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda gerekli veri, bilgileri derleyen, değerlendiren ve kullanıcılara sunan bilimsel, teknik bir kurum olduğunu anımsattı.
Kaynarca, TÜİK bünyesinde Türkiye'den uluslararası kurumlara da iletilen istatistiklerin yurt dışına eksiksiz, doğru ve güncel olarak gönderilmesi kapsamında Uluslararası Veri Gönderim Sistemi'nin yeni oluşturulduğunu, bunun da çok değerli bir amaca hitap ettiğini bildirdi.
Tülay Kaynarca, Türkiye'nin yatırım, üretim, ihracat, istihdam ve büyüme odaklı bir bütçeyi hedeflediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Kendi doğal gazını, petrolünü keşfeden, çıkartan; enerji altyapısını oluşturan bir bütçe bu. Nitekim bu bütçeyle Karadeniz gazını 2023 yılının ilk çeyreğinde inşallah iletim sistemimize de vermiş olacağız. Yine bu bütçeyle, Fatih, Yavuz ve Kanuni sondaj gemilerinin ardından daha derin sondaj yapabilme kapasitesine sahip Abdülhamit Han sondaj gemimizi de yola çıkarmış olacağız. Yine tam 61 milyon kullanıcıya ulaşmış olan e-devlet sistemi hizmetleri, yapay zeka, bilişim ve teknolojinin yani dijital Türkiye'nin bütçesini oluşturduğumuzun da altını dikkatle çizmek isterim. Bu bütçe, aralarında İstanbul'umuzun da yer aldığı Çam ve Sakura Şehir Hastanesinden tüm şehir hastanelerini, yani aslında devrim niteliğinde sağlık yatırımlarını içeren de bir bütçe. Bu konut hamlesine özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum, çünkü 500 bin sosyal konut, 1 milyon arsa, yeni iş yeri hedefiyle Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı konut hamlesinin bütçesi bu aynı zamanda."
AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar, AK Parti'nin 2002 seçim beyannamesiyle, serbest piyasanın daha iyi işlemesini, etkinliğini ve verimliliğini arttırmayı amaçlayan özelleştirme programını muhalefetteyken taahhüt ettiğini, iktidara gelince de uyguladığını hatırlattı.
Ağar, piyasaya yönelik bir ürünü ya da hizmeti devletin mi özel sektörün mü gerçekleştirdiğinden daha önemli olanın, hizmetin veya üretimin devamı olduğuna inandıklarını belirterek, "(Güçlü bir ekonomi için verimliliğin, kalitenin ve piyasa rekabetinin sağlanması gerekir) diyen bir parti olarak özelleştirme uygulamamızı da bu yaklaşım üzerine inşa ettik. İlkesel bir duruş ve kararlı bir uygulama, özelleştirilen KİT'lerin ülkemiz ekonomisine katkısını, ürettikleri hizmet ve ürettikleri ürünlerin kalitesini ve rekabetçi yapıyı da güçlendirmiştir." diye konuştu.
Öte yandan AK Parti'li milletvekillerinin konuşmaya başlamasından önce İYİ Parti Grubu, 6 Aralık'taki birleşimde İYİ Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs'ün yaralanmasından dolayı başlattığı protesto kapsamında Genel Kurul salonundan çıktı.
Konuşmaların tamamlanmasından sonra İYİ Parti Grubu Genel Kurula gelirken, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, İYİ Parti'nin salondan ayrılmasının Meclis'in genel işleyişine, teamülüne yakışmadığını söyledi.
O gün yaşanılanlara değinen Turan, İYİ Parti'nin kararını bir daha gözden geçirmesini ümit ettiğini vurguladı.
İYİ Parti Grup Bakanvekili Müsavat Dervişoğlu, olayı bir saldırı olarak nitelendirerek, TBMM'de böyle bir şey yaşanmaması gerektiğini belirtti. Dervişoğlu, "Kurumsal olarak bir milletvekilimiz böyle bir şey yaparsa, hakaretamiz bir beyanda bulunursa, geçmişte atlamışsak bugün söylüyorum, varsa böyle bir kusurumuz, kabahatimiz, ayıbımız, hem milletimizden hem TBMM'den özür dileriz. Aynı şeyi sizden bekliyoruz." dedi.
Dervişoğlu, gruplar adına görüşmelerin yarın tamamlanacağını, bu yüzden protestolarını gözden geçirmeye gerek olmadığını ifade etti.
Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, Antalya'da yaşanan sel nedeniyle bölge milletvekillerine de söz verdi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, özellikle Kumluca merkezinde ciddi hasar oluştuğunu, 6 bin dekar hem sera hem narenciye bahçesinin etkilendiğini, 150 iş yeri ve 25 eve su dolduğunu bildirdi.
Çavuşoğlu, 100 kadar aracın da hasar gördüğünü, devletin tüm kurumlarıyla bölgede bulunduğunu, insani yardım kuruluşlarının da sahada olduğunu anlatarak, şu bilgileri paylaştı:
"Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat takip ediyor ve İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu da bölgeye gidiyor. Bir vatandaşımız kalp krizi sonucunda hastanede vefat etti; Allah rahmet eylesin. Her zaman olduğu gibi devletimiz böyle durumlarda, afet durumlarında vatandaşımızın, milletimizin yanındadır. Tespitler yapılıyor, bu tespitler yapıldıktan sonra elbette bu zararların karşılanması konusunda ne gerekiyorsa onu da yapacağımızı söylemek isterim. Finike'de, yine Demre'de de biraz yağmur oldu, hatta Aksu ve Serik bölgesi de dün gece yağmurdan etkilendiler ama çok şükür oralarda çok ciddi hasar yok. Yağmura karşı hep beraber, kurumlar olarak da ve vatandaşlarımız olarak da dikkatli olmamızda fayda var."
TBMM Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye ile Dışişleri bakanlıklarının 2023 yılı bütçeleri üzerinde İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, 2023 yılı bütçesinin, ek bütçe hariç 2022 yılı bütçesi ödeneklerine göre yüzde 155,9 arttığını, ek bütçe dahil edildiğinde ise artış oranının yüzde 56,2 olduğunu belirtti.
"Yıllık enflasyonun yüzde 80'in üzerinde olduğunu düşündüğümüzde burada reel bir artış söz konusu değil" ifadesini kullanan Yılmaz, "Dolayısıyla bu sene aynı parayla yaptığınız hizmeti, gelecek sene enflasyon böyle devam ettiği sürece aynısını yapmanız pek de mümkün olmayacak gibi görünüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Bütçenin harcama yapısına bakıldığında son derece donuk ödemeler olduğunu anlatan Yılmaz, bu haliyle bütçede savunmadan kısıp eğitime para aktarılamayacağını, cari harcamaların kısılarak yatırımların artırılamayacağını savundu. Yılmaz, bütçenin bütün ödeneklerinin önceden belli olduğunu; ödeneklerin, personel, faiz, SGK ödemeleri, görev zararları ve cari transferlere gideceğini kaydetti.
Bütçenin gelir kalemlerine bakıldığında ise dolaylı vergilerin ön planda olduğunu aktaran Yılmaz, "Dolaylı vergiler bildiğiniz gibi çok adil vergiler değil. Harcamalar vergilendiriliyor. Harcamalarda öne çıkan gelir kalemleri; ÖTV, motorlu taşıt vergileri, alkol, tütün gibi vatandaşın yapması zorunlu olan harcamalar. Gelir vergisi yönünden de kurumlar vergisi ve gelir vergisi, emekçilerin ödedikleri vergiye baktığımızda yük yine de emekçilerin üzerinde." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, 1976 yılında Türkiye ekonomisinin dünya sıralamasında 16'ncı sırada olduğunu, geçen sürede uzun müddet 17'nci sırada kaldığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"İddia oydu ki biz 2023'te 10'uncu sıraya gelecektik ama bugün geldiğimiz nokta maalesef 21'inci sıra oldu. Biz, 2013 yılında ulaştığımız milli gelir seviyesinden son 9 yılda maalesef patinaj yapa yapa çok aşağılara geldik. Ülkenin geldiği yer, 700 milyar dolar ile 800 milyar dolar arasında bir bölgede patinaj yapıp duruyoruz. İşin özü, esası bu. İsterse yüzde 50 büyüyün ama milli gelir artmıyor. Ben isterdim ki bundan bir asır önce aziz milletimizin büyük fedakarlıklarla kurduğu bu yüce Meclis'in çatısı altında, millet egemenliğine dayanan Cumhuriyet'imizin ikinci yüzyılı eşiğinde 'daha iyisini nasıl yapabiliriz'' konuşalım."
Meclis'in bütçe hakkı üzerinde söz sahibi olamadığını iddia eden Yılmaz, "Bugün Parlamento'muz bütçe hakkını hukuken olmasa bile fiilen kaybetmiş durumdadır. Şayet bu hak korunabilmiş olsaydı biz burada muhalefet partileri olarak temsil ettiğimiz halkımızın yarıya yakın kesiminin, derin yoksullukla boğuşan geniş kitlelerin, yatağına aç gelen çocukların sesini iktidara duyurabilir; eleştirilerimizin dikkate alındığını görebilir ve halkımızın parasının nereye ve nasıl harcandığının hesabını sorabilirdik." eleştirisinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedeniyle Türkiye'nin başta ekonomi olmak üzere birçok alanda geriye gittiğini ileri süren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bu yeni rejimin memleketimize verdiği en büyük zararlardan biri de milletin parasının nereye ve nasıl harcandığının bilinmediği, bütçe sürecinde ortak akla ve istişareye imkan tanınmaması, ülkenin kaynaklarını 'ben yaptım, oldu' zihniyetiyle verimsiz ve dolayısıyla toplumsal refahı azaltıcı şekilde dağıtmasıdır. Bunu hepimiz yaşayarak görüyoruz. Zaten sıkıntılı bir durumda Türkiye ekonomisinin getirilen yeni hükümet sistemiyle birlikte son 4,5 yılda çok daha kötüye gittiği gün gibi aşikar değil mi? Türk liramızın değerinin nasıl eridiği, faiz ödemeleri, bütçe açığı ve kamu borçlanmasının nasıl hızla arttığı, özellikle genç işsizliğin ulaştığı boyutlar Merkez Bankası başta olmak üzere en güzide kurumlarımızın düşürüldüğü durum ve genel olarak ekonomi yönetimdeki kurumsal çöküş, açık seçik meydanda değil mi?"
Yılmaz, "Diliyoruz ki önümüzdeki yıl Meclis'imize dayatılıp onaylanması beklenen değil, Meclis'imizle istişare edilerek geliştirilen ve milletimizin ihtiyaçlarına çok daha iyi cevap veren bir bütçenin ayrıntılarını tartışabiliriz." dedi.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı da çok kapsamlı ama çoğunluğu hükümetin aczinden kaynaklanan bir ekonomik tufanın temel sorumlusu olan Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesini konuştuklarını söyledi.
İktidarın defalarca açıkladığı ekonomi programlarının hikayede kaldığını savunan Sıdalı, "Yürüttüğünüz ekonomi politikaları refahı değil yokluğu, kalkınmayı değil yoksulluğu yaratıyor. 'Açız, umutsuzuz' diyenler gün geçtikçe artıyor. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener kapı kapı dolaşırken bu sessiz çığlıklara karşı siz ne yapıyorsunuz?" sorusunu yöneltti.
Türkiye'de derin yoksulluk olduğunu iddia eden Sıdalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"100 haneden 36'sı kazandığından daha fazla harcıyor. Bu, hane borcunun her ay katlanarak artması demek. Peki, bir yerden sonra tekrar borçlanmayınca ve mevcut borçları da ödeyemeyince ne olacak? Yok saydığınız ekonomik kriz ve yol verdiğiniz gelir adaletsizliği yeni bir boyutuyla yani toplumsal bozulmayla karşımıza çıkacak. Gördüğünüz gibi, yanlış politikalarınızdaki ısrarınız, yalnızca tutmayan hedeflerden ibaret değil yani değerlerimizi de bozuyor. Meselenin tüm bu ciddiyetine rağmen konuya Titanik batarken keman çalmaya devam eden adam rahatlığıyla yaklaşan kabine üyelerinin varlığı durumu daha da kaotik bir hale getiriyor."
Sıdalı, Bakan Nebati'nin "Çok hızlı düzelecek ekonomi, yeter ki bize güvenilsin. Ben eve boynu bükük dönemem. Öyle dönersem bilirim ki sokaktaki vatandaş, Dicle'deki çoban artık benden umudunu kesmiştir." şeklinde sözler sarf ettiğini dile getirerek, "Sayın Bakan bugün burada, yani hala evine dönmedi ancak çiftçi, işçi, memur, işsiz genç, sokaktaki vatandaş ve Dicle'deki çoban artık sizden umudunu kesti." dedi.
İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur ise TÜİK'i eleştirerek, açıkladığı yanlış istatistikler sayesinde devletin bir kurumunun adının kötü anılmasından rahatsızlık duyduğunu söyledi.
TÜİK'in, Ocak 2003'ten beri de düzenli açıklanan Madde Sepeti ve Ortalama Madde Fiyatları Listesi'ni artık açıklamadığını öne süren Cesur, "Peki ne var bu listede? Ekmek var, peynir var, süt var, yumurta var ve birçok temel gıda maddesinin ortalama fiyatları var. TÜİK aslında bunları açıklamayarak vatandaşın hakkını gasbetmiştir." ifadelerini kullandı.
TÜİK'in, enflasyonu düşük göstererek görevini yerine getirmediğini öne süren Cesur, şunları kaydetti:
"Üzülerek ifade edeyim ki enflasyonu düşük göstermek Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük alım gücü hırsızlığıdır. Ayrıca TÜİK her ay Türkiye'nin 81 ilinden, 225 ilçesinden, 27 bin 261 iş yeri, 4 bin 274 konuttan 904 madde çeşidi için yaklaşık 560 bin 392 fiyatı derliyor ve bunu 2 bin kişilik bir ekiple yapıyor. Yazık o insanların emeklerine. İki bin kişinin emeğini gasbediyorsunuz aynı zamanda. Sadece insanların maaşlarıyla vergileriyle oynuyorsunuz ve onların, milletin emekleri de hepsi heba oluyor."
İYİ Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan Türkiye'nin dış politikadaki tutumunu eleştirdi.
Daha önce "kavga edilen" İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerle ilişkilerin yeniden normale döndürülmesi için çaba gösterildiğini dile getiren Erozan, "Şimdi bunların hepsiyle yeniden bir kucaklaşma arayışı içindesiniz ve bu geçen süre içinde bütün yaptıklarınızın ülkemize maliyetinin ne olduğunun hesabını da vermek durumunda olduğunuzu ben size hatırlatmak isterim." dedi.
Türk güvenlik unsurlarının Katar'da görevlendirilmesine tepki gösteren Erozan, "Dünya futbol turnuvası uğruna emniyet güçlerimizi de bir hizmet sözleşmesiyle mevsimlik işçi konumuna getirdiniz. Bu, utanılacak bir tablodur." eleştirisinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye ile Dışişleri bakanlıklarının 2023 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
MHP Ankara Milletvekili Mevlüt Karakaya, kamu bütçelerinin toplumun tüm kesimlerini doğrudan ilgilendirdiğini, bütçenin, toplumların verdiği demokrasi mücadelesinin tarihi olduğunu söyledi.
Karakaya, "Bütçe, yöneten ve yönetilen arasındaki uzlaşmanın metnidir. Bu nedenle, bütçelerin bir ruhu vardır. Yasalaşma şekli ve demokrasiyi sembolize etme boyutu, bütçe hakkıyla bir ruh bulur. Hedefler, kurumlar ve amaçlarla bir harmoni oluşturma ve uygulanması boyutu da maliye, ekonomi politikasıyla ruh bulur. Bütçe ruhunu oluşturan bu boyutlar toplumları yakından ilgilendirir. Çünkü kamu bütçeleri aynı zamanda kamunun uygulayacağı politikaların uygulama aracıdır." diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Esin Kara ise tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını, Ukrayna-Rusya savaşı ve ABD-Çin arasındaki gerilimin bütün dünyada olduğu gibi Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilediğini, ancak tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisinin büyümesine devam ettiğini kaydetti.
Kara, "Türk lirasının değerini düşürmek için el altından yapılan spekülasyon ve propagandalarla, uluslararası borsa oyunlarıyla emperyalist devletlerin ülkemiz ekonomisini zayıflatmak, ekonomik gücümüzü zafiyete uğratmak, kendi dış politika ya da ekonomik hedeflerine ulaşmak amacıyla ülkemize yöneltilen tehditlere karşı Türkiye, ekonomik egemenliğini korumayı başarmıştır. Türkiye, dışarıdan ve içeriden çeşitli müdahalelere karşı gerekli cevabını anında vermiş, ekonomisi üzerinde oynanan ve oynanacak oyunlara karşı uyanık olduğunu göstermiştir. Türkiye milli bekasına sahip çıktığı gibi ekonomisine de sahip çıkmayı başarmıştır." ifadesini kullandı.
Dünya genelinde yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin 2021 yılında yüzde 11,4 büyümeyle son elli yılın en yüksek büyümesini sağladığını anımsatan Kara, bu büyümenin sürdürülebilmesi için dış kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması ve kaynakların gelir arttırıcı alanlarda kullanılması gerektiğini vurguladı.
MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı ise içinde yaşanılan bu günlerin, Türkiye Yüzyılı'nın ön sözünün yazıldığı dönem olduğunu, bunu heyecanla takip ettiklerini dile getirdi.
Kaşıkçı, Türkiye'nin sanayiden tarıma, eğitimden sağlığa, havacılıktan uzaya kadar her alanda dijital çağın gerektirdiği donanımlara sahip bir ülke olma arzusunun millet tarafından sahiplenildiğini ve bu yoldaki çalışmaların hız kazandığını aktardı.
Seçim bölgesi Hatay'ın, 2021 rakamlarına göre, 4 milyar dolarlık ihracat kapasitesiyle Türkiye'de 10'uncu sırada bulunduğunu kaydeden Kaşıkçı, Hataylıların gerçek potansiyelinin bunun çok üstünde olduğunu, bu potansiyelin tam olarak ortaya çıkabilmesi için kamu yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, uluslararası birlik, kurum ve kuruluşlara üye olmanın devletler arası ilişkiler açısından önemine değinerek, "Devletlerin uluslararası kuruluşlara üye olmasının önemini hiç kimse inkar edemez. Ancak bu yapı ve kurumlar, ulusal bağımsızlık ve egemenlik haklarının üzerinde değildir. Daha açık ifade etmek gerekirse ne Avrupa Konseyi sığınılacak kutsal bir mabet ne de AİHM kararları tartışılmaz ilahi metinlerdir." sözlerini sarf etti.
Avrupa Konseyi ve AİHM'in tutarsız ve yanlı tavırlar içinde olduğunu dile getiren Aydın, "Avrupa Konseyi, bugün Konseyden attığı Rusya'yı hangi mülahazalarla atmış ve bundan yaklaşık bir yıl önce ise hangi mülahazalarla Konseye yeniden almıştı? AİHM kararları da bağlayıcılıktan ari, tavsiye kararları niteliğiyle iç hukukun üzerinde bir yapıda olmayan bu kararlar da aynen Konsey, rapor ve kararlarında olduğu gibi tek yanlı ve Türkiye karşıtı mahiyetindedir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, hale devam eden Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşa dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın başladığı ilk günden bugüne iki tarafla da görüşebilen, savaşın getirdiği krizin çözümü için aktif rol oynayabilen Türkiye haricinde bir başka ülke yoktur. Türkiye'nin barış ve istikrardan yana olan etkin diplomasisinin, dünyanın geri kalanıyla mukayese edilemeyecek kadar büyük önem ve anlamı vardır.
Küresel dengelerin yeniden kurulduğu bir süreçte Türkiye artık başka merkezlerde oluşturulan dengelerin tarafı değil, kendi dengesini kuran ve gündemini oluşturabilen bir ülke durumuna gelmiştir. Türkiye'nin sadece bölgesel değil, küresel bir güç olduğu tüm dünya tarafından kabul edilir olmuştur. Cumhur İttifakı'nın ortaya koyduğu irade ve kararlılık, devletimizin kurucu iradesinin 21. yüzyıl koşullarındaki devamıdır. Bugün Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel anlamda güvenilir, etkin ve irade sahibi güçlü bir ülke olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir."
Özdemir, Türkiye'nin barış, istikrar ve insanlığın huzurunu temel alan dış politika yaklaşımı ile her zaman mazlumun ve mağdurun yanında, uzak coğrafyalarda bile her mazlumun sesine kulak vererek, şefkat elini uzatan bir ülke olduğuna işaret etti.
HDP milletvekilleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerine TBMM Genel Kurulunda söz aldı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, 2022'nin zor bir yıl olarak tarihe geçeceğini ileri sürerek, emeklinin, işçinin vatandaşın kombisini çalıştıramadığını, vatandaşın büyük bir kesiminin perişan olduğunu ve söylendiği gibi ekonominin uçmadığını savundu.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin, yaptığı bir açıklamaya göre, "2022 en kötü yıl olarak tarihe geçecek" dediğini de öne süren Paylan, "Ben söyleseydim itiraz ederdiniz ama bunu kim söylüyor, ekonomiden sorumlu bakanımız söylüyor. Devamında umut satıyor, 'çok şükür, bu zor dönemi geride bırakıyoruz' diyerek. " diye konuştu. Paylan, bir düzelme olması için halka yönelik politikalar ortaya koymak gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 yıl önce "verin yetkiyi, Türkiye'yi uçuracağım" dediğini de ileri süren Paylan, 5 yılda yoksulluğun, alım gücünün artıp artmadığını sordu.
Türkiye'de biri ucuz ekmek, diğeri lüks araba olmak üzere iki yerde kuyruk olduğunu iddia eden Paylan, Bakan Nebati'nin "bu sistemden dar gelirliler hariç patronlar kazandı." diye itirafı olduğunu da ileri sürdü.
Paylan, iktidarın patrondan yana olduğunu öne sürerek, bir evin yoksul olmaması için 26 bin 500 liranın o eve girmesi gerektiğini iddia etti.
TÜİK eliyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük "yolsuzluğunun" yapıldığını iddia eden Paylan, "Biriniz çıksın, 'Enflasyon yüzde 85' desin. Hadi buyurun. 600 kişiyiz, biriniz çıksın, bir milletin vekili 'Evet ya, TÜİK doğruyu söylüyor, enflasyon yüzde 85'tir' desin ve bunu ispat etsin, ben vekillikten istifa edeceğim." diye konuştu.
Enflasyonun TÜİK'e göre yüzde 85 olduğunu ancak Diyarbakır'daki peynir pazarında geçen yıl 30 liraya satılan peynirin şimdi 130 liradan satıldığını, "TÜİK'e göre peynir enflasyonu yüzde 100 ama Diyarbakır peynir pazarında yüzde 350." dedi.
Paylan, emeklilikte yaşa takılanlar için yapılacak düzenlemede yaş düzenlemesi olmadığı söylenirken şimdi böyle bir durumdan bahsedilmesinin doğru olmadığını savunarak, "EYT'lilerle dalga geçmeyin." diye konuştu.
HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, işsizliğin arttığını, kadın istihdamındaki düşük seviyenin ise aynen devam ettiğini ileri sürerek, bütçeyi "savaş bütçesi" olarak nitelendirdi.
Savaş bütçesi tabirinden kastının, silahlanmaya harcanan paranın yanı sıra, üst sınıfların alt sınıflara, iktidarın büyük bir çoğunluğa karşı iktisadi zor ve iktisadi şiddeti kastettiğini söyleyen Turan, bütçenin yoksullardan toplanan vergilerle oluşturulduğunu öne sürdü.
Turan, bütçeye dair değerlendirmede bulunduğu konuşmasında, "Toplum olarak zenginleşiyoruz algısını yarattılar; toplum olarak yoksullaşıyoruz. Bakanın 'Türkiye ekonomi modeli' dediği yerli, milli, ihracata dayalı, düşük Türk lirası, yüksek kur temelli politika yerle yeksan olmuştur, çökmüştür. Bunda devam etmeyin, gözünüzü seveyim, bunda devam ettiğiniz her gün bizim çoluğumuza çocuğumuza, sizin iktidarınız sonrası gelecek olanlara olağanüstü bir yük bırakıyorsunuz." diye konuştu.
Yoksulluğun, açlığın bu kadar arttığı ülkede "ekonomi iyi gidiyor" denilmemesini isteyen Turan, iktidar bu ekonomi politikasını sürdürdüğü sürece milyonlarca insana bir dilim ekmek çıkmayacağını öne sürdü. Turan, ekonominin düzelmesinin gerek şartının bu anlayışın ortadan kalkması, yeter şartının da iktidarın gitmesi olduğunu iddia etti.
HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, ülkede ekonomik, siyasal, toplumsal, sosyal açıdan ciddi bir kriz olduğunu ve bunu herkesin söylediğini iddia ederek, iktidarın "Ne olabilir, ne yapabiliriz, eksikliğimiz nedir? Yönetemiyoruz, beceremiyoruz." demediğini ve dışarıda bir suçlu aramaya çalışıldığını savundu.
HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Meclis'te konuşulanın sarayın bütçesi olduğunu anacak başka bir masada halkın geçim bütçesinin durduğunu söyledi.
Asgari ücrete yapılacak zamma değinen Piroğlu, dünya çapında asgari ücret uygulandığını ancak istisna olduğunu, Türkiye'de ise asgari ücretin genel ücret anlamına geldiğini iddia etti.
Piroğlu, Türkiye'de 40 milyona yakın insanın asgari ücret seviyesinde ücretle geçindiğini savunarak, 10 milyona yakın emeklinin bunun yarısıyla, 10 milyon engellinin daha da alt seviyede bir parayla geçinmeye çalıştığını ileri sürdü.
Halkın büyük kısmına sefalet, açlık ve yoksulluğun dayatıldığını iddia eden Piroğlu, "Bu iktidar zenginlerin iktidarı ve bu iktidarın bu bütçesinin, 20 yıldır olduğu gibi yoksullara bir çözüm üretme şansı yok. Çünkü zenginleri, çünkü patronları karşısına alması lazım ama zenginlerin serveti yoksullardan çaldıklarından, patronların serveti işçilerin emeğini çalmalarından oluşuyor." ifadelerini kullandı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, AK Parti hükümetleri döneminde tarihin en büyük bütçe açığının verildiğini ileri sürerek, şunları söyledi:
"Ocak ve ekim aylarını kapsayan dönemde bütçe açığı 128,7 milyara ulaştı. Hazinenin bütçesinde açığa çıkan bu durum bir kriz sebebiyken iktidar ise ekonominin büyüdüğünü iddia ediyor. Oysa bütçe açığının kapatılması için vergilerin yüzde 65'inin halktan alınan vergiler olduğunu görüyoruz. Ekonomik krizin faturası bütünen halka kesildiği gibi, en çok gençlerin üzerine yükleniliyor; genç işsizlik oranı yüzde 41'lerde. Her 3 kadından birisi ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Hükümetin mevcut politikaları halkı değil, yandaşları büyütüyor. Ama iktidara göre ekonomi büyüyor, yoksulluk azalıyor. İktidarın büyümeyi iddia ettiği bu düzende halk sefalet içinde."
