2017-05-31 - 16:05
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "17 Aralık'ın, MİT tırlarının Gezi'den farklı bir senaryo olmadığını herkes görmüş oldu. Başbakanın ofisini yağmalamaya çalışan, ambulansları taşlayan, polisi taşlayan insanların vatansever diye ifade edilemeyeceğini herkes gördü." dedi.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya "arıcılık sektörünün sorunları", CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer "Tekirdağ'ın eğitim sorunları ve derslik ihtiyacı", AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan ise "Türkçenin bugünkü hali" konu başlıklarında gündem dışı birer konuşma yaptı.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yılıdırım, dün Gezi olaylarının 4. yılının geride kaldığını söyledi. Kırmızı fuları ile Gezi olaylarının simge ismi olduğunu belirttiği Ayşe Deniz Karagil'in, Rakka'daki bir çatışmada öldürüldüğünü vurgulayarak Yıldırım, "Demokratik mücadele içerisinde hak arama kanallarının kapatıldığı bir ülkede, Ayşe Deniz Karagil gibi Gezi olaylarıyla simgeleşmiş bir kızımızı silahlı süreçler içerisine sevk etmenin önünü açmış olursunuz." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, Yıldırım'ın konuşmasında terörü meşrulaştırma gibi bir yaklaşım sergilediğini hissettiğini belirterek, "Umarım ben yanlış anlamışımdır." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ensar Vakfının bir toplantısında toplumu ayrıştıran bir konuşma yaptığını öne sürdü.
Erdoğan'ın "15 Temmuz gecesinde oraya gelenler Gezi Parkının gençleri değildi, oraya gelenler vatanını, milletini seven gençlerdi." cümlesini kullandığını anımsatan Gök, şunları kaydetti:
"Şimdi bu cümlenin neresini düzelteceğiz. 15 Temmuz'da hayatını kaybeden gençler de Türkiye'nin gençleridir, CHP'nin sahip çıktığı gençlerdir. Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençler de bu ülkenin gençleridir. Böyle bir ayrımı asla kabul edemeyiz. Kimse kimsenin vatanseverliğini sorgulayacak halde değildir. Bu toplumun bütün değerlerinin her olayda bir reaksiyon verdiğini biliyorum. 15 Temmuz'un farklı, Gezi olaylarının farklı bir mecrası vardır. Orada görev yapan herkes vatanını sever."
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, herkesin sosyal olaylara bakışının farklı olabileceğini bildirdi.
Gezi Parkı eylemlerinde yaşananları anlamaya çalıştıklarını, 'ağaç, yeşillik' dediklerini, ancak zaman içerisinde insanların nasıl bir provakasyona alet olduğunu, uluslararası bir oyunun parçası olduğunu herkesin gördüğüne işaret eden Turan, şöyle devam etti:
"17 Aralık'ın, MİT tırlarının Gezi'den farklı bir senaryo olmadığını herkes görmüş oldu. Başbakanın ofisini yağmalamaya çalışan, ambulansları taşlayan, polisi taşlayan insanların vatansever diye ifade edilemeyeceğini herkes gördü."
Turan, Gezi'nin bir eylem değil, provokasyon olduğunu, uluslararası ajanların cirit attığını bildiğini, gördüğünü aktardı. Turan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkesine, bayrağına, gençlerine sahip çıkan bir duruşla bir konuşma yaptığını kaydetti.
Öte yandan CHP'li bazı milletvekilleri Genel Kurulun açılışından kısa süre sonra üzerinde "Hayır bitmedi, mücadeleye devam. Gezi 4. yılında" yazılı tişörtleri giyerek poz verdi.
TBMM FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, "FETÖ'nün terör örgütü vasfı ortaya çıktıktan sonra en büyük desteği veren sayın Kılıçdaroğlu'dur. Terör örgütünün basın organlarının önünde göğsünü siper eden CHP'nin sayın Genel Başkanı, FETÖ'nün sözcülüğünü yapmış, bu darbeye 'kontrollü darbe' diyor. Utanın." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP Grubu'nun, 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının açığa çıkarılmasıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi, kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurul'un onayına sunulan öneri üzerinde ilk sözü HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar aldı.
HDP olarak her türlü darba girişimine ve devlet içinde illegal yapılanmaya karşı olduklarını vurgulayan Sancar, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili pek çok sorunun karanlıkta kaldığını, bu sorular yanıtlanmadan vatandaşın kafasındaki şüphelerin giderilemeyeceğini savundu.
Sancar, "Kontrollü darba iddiaları ortaya atıldığında bağırarak, çağırarak, demagoji yaparak sorumluluktan kaçmak mümkün değildir." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu da FETÖ ile mücadeleye ilişkin kamu vicdanındaki inandırıcılığın korunması için hain darbe girişimiyle ilgisi olan herkesin konumuna ve görevine bakılmadan hesap vermesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Aksu, "Gerçek faillerin ortaya çıkmasını, adaletin yerini bulmasını, 'Olan yine garibana oldu' düşüncesinin kamuoyunda oluşmamasını, bu süreçte kazanılan halk desteğinin kaybedilmemesi, devlete olan inanç ve güvenin zedelenmemesini istiyoruz." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, konuşmasında, bazı kesimlerin darbeyi önceden bildiğine dair iddiaları hatırlatarak, "Herkes her şeyi biliyor, bir tek biz bilmiyoruz. Bu ülkenin masum vatandaşları" ifadesini kullandı.
Mecliste kurulan darbe araştırma komisyonunun üyesi olduğunu hatırlatan Erdoğdu, komisyonun taslak raporunu da eleştirdi ve raporun karanlıkta kalan sorulara yanıt olamadığını kaydetti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona gelmemesinin, soruların aydınlatılamamasında önemli bir unsur olduğunu savunan Erdoğdu, 15 Temmuz günü ve darbe girişiminin olduğu saatlere ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğunu öne sürdü.
Erdoğdu, "Her şeyden önce can verdik, yaralılarımız var, ekonomimiz mahvoldu, üzerine OHAL ilan ettiniz, bütün bu darbecilerin hepsi yurt dışında bir eli yağda bir eli balda. Zekeriya Öz orada. Yüreğimiz sızlıyor. Ergenekon'da bize ettiği zulmü biliyoruz bu adamların. Burada 200 bin insan mağdur. İçinde suçlusu da vardır ama Bank Asya'nın önünden geçti diye insanlar tutuklanıyor, biz siyasi ayakla ilgili bir şey yapmıyoruz. Bu soruları cevaplandırmıyorsak siyasi ayak sizsiniz. Çünkü bu soruları cevaplandırmaya engel olan sizsiniz, sorumlusunuz." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, FETÖ'nün 17-25 Aralık öncesi ve sonrası iki ayrı dönemde değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, tarihi sürecine değindi.
Özdağ, "17-25 Aralık öncesi bu yapıya hemen hemen her siyasi yapı destek olmuş. Bunlar zaten duran arabaya binmemişler, hep yürüyen arabaya binmişler. Otobüs duraklarında durmayı değil, yürüyen arabalara, iktidara binmeyi tercih etmişler" dedi.
CHP ve HDP'nin 17-25 Aralık sonrasında AK Parti karşısında "Düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışıyla hareket ederek, bu yapının yanında durduğunu, kapanan gazetelerini, bankalarına destek çıktığını kaydeden Özdağ'a CHP ve HDP milletvekilleri yerlerinden tepki gösterdiler.
AK Parti'nin ise 17-25 Aralık sonrası terör örgütü olduğu ortaya çıkan bu yapıya yönelik güçlü bir mücadele başlattığını anlatan Özdağ, şunları söyledi:
"Darbecilerin siyasi ayağı olmaz. Darbeciler her yerde olurlar, Fethullah Gülen bir darbecidir. Darbeciler darbeyi siyasi yapıyı ortadan kaldırmak için yapmışlardır. 1960 darbesi Menderes'e, 1971 darbesi Demirel'e yapılmıştır, 1980 darbesi Demirel'e, Türkeş'e, Erbakan'a yapılmıştır. 28 Şubat postmodern darbesi Erbakan'a karşı yapılmıştır. İktidara karşı yapılan her darbeden muhalefet de mutlaka nasibini almıştır. Hep beraber kime yapılırsa yapılsın bütün darbeleri kınayacağız."
Kendisinin darbe girişimini araştırmak üzere kurulan komisyonun başkanvekili olan Özdağ, komisyonun kişilere davette bulunabileceğini, ancak gelmek istemeyenleri zorla getiremeyeceğini aktardı. Özdağ, komisyonun çalışmayan üyelerinin CHP ve HDP'li üyeleri olduğunu kaydetti.
Kürsüden, CHP'den ihraç edilen eski milletvekili Birgül Ayman Güler'in partisi ve FETÖ ilişkisine yönelik bazı sözlerini okuyan ve HDP'lilere yönelik de eleştirilerde bulunan Özdağ, "Bu yapı sizi de kullanmak istedi. Ve siz maalesef buna teslim oldunuz. 17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a kadar da bu yapıya destek oldunuz." ifadelerini kullandı.
Özdağ'ın bu sözlerine CHP ve HDP milletvekilleri tepki gösterdi.
HDP'li Sancar sataşma nedeniyle söz alarak, AK Parti'nin herkesi suçlayarak gerçekleri örtbas etmeye çalıştığını ileri sürdü.
Sancar, "2013'te yollarınız ayrıldı diyelim; rapor diyor ki ihale aldılar, kamuya sızdılar, yurtdışında okullar açtılar. Kim yaptı? Bu uzayda bir oluşum muydu? Siyasi kararları kim veriyordu?" diye sordu.
CHP'li Erdoğdu ise sataşma nedeniyle yaptığı konuşmada, "Ne istediler de vermedik demek bir iştirak değil midir? Biz bunu sormayalım mı? CHP grubundan hangimizin resmi var Fethullah Gülen'e 'hoca efendi' diyerek diz çökmüş? Sizin grubunuzda onlarca var. Yakışıyor mu?" değerlendirmesinde bulundu.
17-25 Aralık süreciyle ilgili tüm gerçeklerin ortaya çıkmadığını da dile getiren Erdoğdu, "Kendi ortağınız tezgah kurmuş bize ne? Çalmasaydınız, çırpmasaydınız?" ifadesini kullandı.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Erdoğdu'yu temiz bir dil kullanması ve ithamda bulunmaması yönünde uyardı.
TBMM FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek de sataşma nedeniyle kürsüye geldi.
Petek'in konuşmasının yerinden laf atan milletvekilleri nedeniyle başlayamaması üzerine Bahçekapılı uyarıda bulundu.
Komisyon raporunda tüm siyasi partileri ya da siyasetçileri suçlamak gibi bir yaklaşım izledikleri iddialarının doğru olmadığının altını çizen Petek, "Yazdığımız şu; her dönemde FETÖ'nün siyasi partilere yakınlık gösterip, devlete sızmak için gayret gösterdiğini ifade ettik." dedi.
Komisyon raporunun açıklandığı basın toplantısında gösterdiği CHP'ye ait bağış makbuzunun darbe girişiminden önce yazılmış ve komisyon uzmanlarınca incelenen bir kitapta yer aldığını söyleyen Petek, "CHP'yi suçlamak için değil ama CHP'yi nasıl kullandığını göstermek için göstermiştim." dedi.
CHP milletvekillerinin itirazları üzerine "Ama sizin bu saldırganlığınız ve FETÖ'den yana tutum almanız karşısında şunları göstermek zorundayım" diyen Petek, bazı CHP milletvekillerinin FETÖ'nün kapatılan basın yayın organlarıyla ilgili protesto gösterilerinde çekilen fotoğraflarını gösterdi.
Petek, "FETÖ'nün terör örgütü vasfı ortaya çıktıktan sonra en büyük desteği veren sayın Kılıçdaroğlu'dur, sayın Tanal'dır. Terör örgütünün basın organlarının önünde göğsünü siper eden CHP'nin sayın Genel Başkanı, FETÖ'nün sözcülüğünü yapmış, bu darbeye 'kontrollü darbe' diyor. Utanın." dedi.
"Buna kontrollü darbe diyeceksiniz, sonra bugün kalkacaksınız burada geçmiştekilerle bizi eleştireceksiniz." ifadesini kullanın Petek'in sözlerine CHP milletvekilleri yerlerinden kalkarak itiraz ettiler.
Karşılıklı sözlü tartışma başlaması üzerine Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Sayın milletvekilleri ayıptır. Bu Meclis bombalandı. Hepiniz buradaydınız. Ayıptır. İlkokul mu bu içinde bulunduğunuz Meclis? Böyle mi çözeceksiniz FETÖ ile mücadeleyi?" diyerek birleşime ara verdi ve grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
Ara sırasında da AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü tartışma devam etti.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından oylanan HDP Grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Grubunun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin önerisi kabul edildi.
Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan ve kabul edilen öneriyle, 471 sıra sayılı Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesinin Kuzey Akdenize Dair Ekinin Bölgesel Uygulamasına Yönelik Türkiyede Bölgesel Koordinasyon Birimi Kurulmasına İlişkin Türkiye ile Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Sekretaryası Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin birinci maddesine alındı.
Ayrıca, Genel Kurul, bugün ve yarınki birleşimlerinde, saat 20.00'ye kadar sözlü soruların görüşülmesinin ardından çalışmalarını tamamlayacak.
TBMM Başkanvekili Bahçekapılı Ayşe Nur Bahçekapılı, "Kimin elinde ne belge varsa, kim nereden ne duyduysa cumhuriyet savcısına ya da ilgili yere lütfen götürsün. Aksi halde burada dedikodu boyutundan ileri gitmeyip FETÖ'nün oyuncağı haline geliriz." dedi.
CHP, "OHAL döneminde başta KHK'larla ihraç edilenler olmak üzere yaşanan gelişmelerin sosyal ve toplumsal dokumuzda yarattığı sonuçların araştırılmasına" dair önergenin bugün görüşülmesini grup önerisini olarak Genel Kurula getirdi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, demokrasilerde her yerin mücadele yeri olduğunu ifade ederek, "FETÖ'cülerle mücadele edecekseniz yanınızdayız ama sizin yaptığınız, beğenmediğiniz FETÖ'cülerle mücadeledir." diye konuştu.
OHAL'in ilan edilmesinden bu yana 24 kararname çıktığını anlatan Emir, şunları söyledi:
"Bunun 11'i işten çıkarmalarla ilgili. Daha söz konusu kararnamelerin 5 tanesi Meclise gelmiştir. 100 bin kişiyi ihraç ettiniz. Darbenin koşullarının hazırlanmasında birinci elden fail, iktidar partisidir. Kültürel biatı kuramadığınız üniversitelerde akademisyenleri ihraç ettiniz. Hukuk yolunu kapattınız. DHKP/C'yi asla savunmayız ama insanların peşinen terörist ilan edilmesini de kabul etmiyoruz. Kimseden adli sicil kaydı isteme gibi bir zorunluluğumuz yok. İçişleri Bakanının da aynı düşüncelere sahip olması şarttır. Toplumun, demokrasi talebiyle bir gün ayağa kalkmasından korkuyorsunuz."
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin büyük bir sosyal travma olduğunu söyledi.
Acımasız, cani bir yapının sebep olduğu olaylardan dolayı 154 bin kamu görevlisinin soruşturma geçirdiğini belirten Aydın, "Hükümete çağrımız; çaycıyı çorbacıyı bırakın, 15 Temmuz'un kurgusunu sözde akıl ve akil hocalarını yakalayın. FETÖ çuvallarına önüne gelen atılırsa ihanet bilenecektir. Hak ile haksızlığı ayırmak zorundayız. Siyasi ayağın da bir an evvel ortaya çıkarılması gerekiyor. Milletimiz bu beklentidedir." dedi.
HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat da kalıcı barışın tesisi için Meclisin görev üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Muhalefetin tamamının susturulduğu bir sürecin içinde olduklarını öne süren Irgat, "AKP'nin yandaşı olmayan insanların işten çıkarıldığı bir süreçten bahsediyoruz. İktidar 100 binin üzerinde insanı ihraç ederken bu insanların ailelerini de ortada bırakmıştır. Darbe araştırmaları yapılırken darbeci cemaatin üyelerinin hazırladığı soruşturmaların hiçbiri henüz düşmedi. Onların hazırladığı dosyalarla sözde yargılamalar devam ediyor. Bu süreçten vazgeçin." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım ise 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde milletin, FETÖ hain örgütünün hayallerini bir gecede tarihe gömdüğünü vurguladı.
Milletçe en büyük kazancın milli birlik ve beraberlik ruhu olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"15 Temmuz gibi hain ve sinsi darbe girişimi sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Olağanüstü dönemde olağanüstü kararlar geçerlidir. Devletimiz ve milletimizin bekası için gerekli düzenlemeyi yapmalıyız. Darbe girişimine karşı OHAL ilan edilmeyecek de ne zaman ilan edilecek. Kamu güvenliğini bozan tehditlere karşı da devlet tedbirleri almak zorundadır. OHAL toplumun gündelik yaşamını etkilememektedir. KHK'lar yasal uygulamalardır. Son 3 yılda bizim yaşadığımızın 10 da birini yaşamamış ülkeler OHAL ile yaşıyorlar hala. 15 Temmuz'un ülkemize verdiği hasar büyüktür. Hasarın giderilmesinde tüm kurumların bir arada olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesine izin verilmemelidir. Türkiye, yaşadığı olaylar karşısında hukuka bağlı kalan nadir ülkelerden bir tanesidir."
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra konuşan TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, hem HDP'nin hem de CHP'nin önerilerinin görüşüldüğü sırada FETÖ ile mücadele etme gerekliliğinin ortaya konulduğunu söyledi.
Bahçekapılı şunları kaydetti:
"Yapılan açıklamalardan görmekteyim ki şu anda yapılan, aktüel bir dedikodu seviyesine mücadeleyi indirmektir. Bu aslında FETÖ'yle mücadelenin üzerine büyük bir şal örtmektir. Tam da FETÖ'nün istediği bu. Kimin elinde ne belge varsa, kim nereden ne duyduysa cumhuriyet savcısına ya da ilgili yere lütfen götürsün. Aksi halde burada dedikodu boyutundan ileri gitmeyip FETÖ'nün oyuncağı haline geliriz. Gerçekten üzgünüz."
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "17 Aralık'ın, MİT tırlarının Gezi'den farklı bir senaryo olmadığını herkes görmüş oldu. Başbakanın ofisini yağmalamaya çalışan, ambulansları taşlayan, polisi taşlayan insanların vatansever diye ifade edilemeyeceğini herkes gördü." dedi.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya "arıcılık sektörünün sorunları", CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer "Tekirdağ'ın eğitim sorunları ve derslik ihtiyacı", AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan ise "Türkçenin bugünkü hali" konu başlıklarında gündem dışı birer konuşma yaptı.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yılıdırım, dün Gezi olaylarının 4. yılının geride kaldığını söyledi. Kırmızı fuları ile Gezi olaylarının simge ismi olduğunu belirttiği Ayşe Deniz Karagil'in, Rakka'daki bir çatışmada öldürüldüğünü vurgulayarak Yıldırım, "Demokratik mücadele içerisinde hak arama kanallarının kapatıldığı bir ülkede, Ayşe Deniz Karagil gibi Gezi olaylarıyla simgeleşmiş bir kızımızı silahlı süreçler içerisine sevk etmenin önünü açmış olursunuz." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, Yıldırım'ın konuşmasında terörü meşrulaştırma gibi bir yaklaşım sergilediğini hissettiğini belirterek, "Umarım ben yanlış anlamışımdır." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ensar Vakfının bir toplantısında toplumu ayrıştıran bir konuşma yaptığını öne sürdü.
Erdoğan'ın "15 Temmuz gecesinde oraya gelenler Gezi Parkının gençleri değildi, oraya gelenler vatanını, milletini seven gençlerdi." cümlesini kullandığını anımsatan Gök, şunları kaydetti:
"Şimdi bu cümlenin neresini düzelteceğiz. 15 Temmuz'da hayatını kaybeden gençler de Türkiye'nin gençleridir, CHP'nin sahip çıktığı gençlerdir. Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençler de bu ülkenin gençleridir. Böyle bir ayrımı asla kabul edemeyiz. Kimse kimsenin vatanseverliğini sorgulayacak halde değildir. Bu toplumun bütün değerlerinin her olayda bir reaksiyon verdiğini biliyorum. 15 Temmuz'un farklı, Gezi olaylarının farklı bir mecrası vardır. Orada görev yapan herkes vatanını sever."
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, herkesin sosyal olaylara bakışının farklı olabileceğini bildirdi.
Gezi Parkı eylemlerinde yaşananları anlamaya çalıştıklarını, 'ağaç, yeşillik' dediklerini, ancak zaman içerisinde insanların nasıl bir provakasyona alet olduğunu, uluslararası bir oyunun parçası olduğunu herkesin gördüğüne işaret eden Turan, şöyle devam etti:
"17 Aralık'ın, MİT tırlarının Gezi'den farklı bir senaryo olmadığını herkes görmüş oldu. Başbakanın ofisini yağmalamaya çalışan, ambulansları taşlayan, polisi taşlayan insanların vatansever diye ifade edilemeyeceğini herkes gördü."
Turan, Gezi'nin bir eylem değil, provokasyon olduğunu, uluslararası ajanların cirit attığını bildiğini, gördüğünü aktardı. Turan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkesine, bayrağına, gençlerine sahip çıkan bir duruşla bir konuşma yaptığını kaydetti.
Öte yandan CHP'li bazı milletvekilleri Genel Kurulun açılışından kısa süre sonra üzerinde "Hayır bitmedi, mücadeleye devam. Gezi 4. yılında" yazılı tişörtleri giyerek poz verdi.
TBMM FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, "FETÖ'nün terör örgütü vasfı ortaya çıktıktan sonra en büyük desteği veren sayın Kılıçdaroğlu'dur. Terör örgütünün basın organlarının önünde göğsünü siper eden CHP'nin sayın Genel Başkanı, FETÖ'nün sözcülüğünü yapmış, bu darbeye 'kontrollü darbe' diyor. Utanın." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP Grubu'nun, 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının açığa çıkarılmasıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi, kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurul'un onayına sunulan öneri üzerinde ilk sözü HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar aldı.
HDP olarak her türlü darba girişimine ve devlet içinde illegal yapılanmaya karşı olduklarını vurgulayan Sancar, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili pek çok sorunun karanlıkta kaldığını, bu sorular yanıtlanmadan vatandaşın kafasındaki şüphelerin giderilemeyeceğini savundu.
Sancar, "Kontrollü darba iddiaları ortaya atıldığında bağırarak, çağırarak, demagoji yaparak sorumluluktan kaçmak mümkün değildir." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu da FETÖ ile mücadeleye ilişkin kamu vicdanındaki inandırıcılığın korunması için hain darbe girişimiyle ilgisi olan herkesin konumuna ve görevine bakılmadan hesap vermesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Aksu, "Gerçek faillerin ortaya çıkmasını, adaletin yerini bulmasını, 'Olan yine garibana oldu' düşüncesinin kamuoyunda oluşmamasını, bu süreçte kazanılan halk desteğinin kaybedilmemesi, devlete olan inanç ve güvenin zedelenmemesini istiyoruz." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, konuşmasında, bazı kesimlerin darbeyi önceden bildiğine dair iddiaları hatırlatarak, "Herkes her şeyi biliyor, bir tek biz bilmiyoruz. Bu ülkenin masum vatandaşları" ifadesini kullandı.
Mecliste kurulan darbe araştırma komisyonunun üyesi olduğunu hatırlatan Erdoğdu, komisyonun taslak raporunu da eleştirdi ve raporun karanlıkta kalan sorulara yanıt olamadığını kaydetti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona gelmemesinin, soruların aydınlatılamamasında önemli bir unsur olduğunu savunan Erdoğdu, 15 Temmuz günü ve darbe girişiminin olduğu saatlere ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğunu öne sürdü.
Erdoğdu, "Her şeyden önce can verdik, yaralılarımız var, ekonomimiz mahvoldu, üzerine OHAL ilan ettiniz, bütün bu darbecilerin hepsi yurt dışında bir eli yağda bir eli balda. Zekeriya Öz orada. Yüreğimiz sızlıyor. Ergenekon'da bize ettiği zulmü biliyoruz bu adamların. Burada 200 bin insan mağdur. İçinde suçlusu da vardır ama Bank Asya'nın önünden geçti diye insanlar tutuklanıyor, biz siyasi ayakla ilgili bir şey yapmıyoruz. Bu soruları cevaplandırmıyorsak siyasi ayak sizsiniz. Çünkü bu soruları cevaplandırmaya engel olan sizsiniz, sorumlusunuz." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, FETÖ'nün 17-25 Aralık öncesi ve sonrası iki ayrı dönemde değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, tarihi sürecine değindi.
Özdağ, "17-25 Aralık öncesi bu yapıya hemen hemen her siyasi yapı destek olmuş. Bunlar zaten duran arabaya binmemişler, hep yürüyen arabaya binmişler. Otobüs duraklarında durmayı değil, yürüyen arabalara, iktidara binmeyi tercih etmişler" dedi.
CHP ve HDP'nin 17-25 Aralık sonrasında AK Parti karşısında "Düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışıyla hareket ederek, bu yapının yanında durduğunu, kapanan gazetelerini, bankalarına destek çıktığını kaydeden Özdağ'a CHP ve HDP milletvekilleri yerlerinden tepki gösterdiler.
AK Parti'nin ise 17-25 Aralık sonrası terör örgütü olduğu ortaya çıkan bu yapıya yönelik güçlü bir mücadele başlattığını anlatan Özdağ, şunları söyledi:
"Darbecilerin siyasi ayağı olmaz. Darbeciler her yerde olurlar, Fethullah Gülen bir darbecidir. Darbeciler darbeyi siyasi yapıyı ortadan kaldırmak için yapmışlardır. 1960 darbesi Menderes'e, 1971 darbesi Demirel'e yapılmıştır, 1980 darbesi Demirel'e, Türkeş'e, Erbakan'a yapılmıştır. 28 Şubat postmodern darbesi Erbakan'a karşı yapılmıştır. İktidara karşı yapılan her darbeden muhalefet de mutlaka nasibini almıştır. Hep beraber kime yapılırsa yapılsın bütün darbeleri kınayacağız."
Kendisinin darbe girişimini araştırmak üzere kurulan komisyonun başkanvekili olan Özdağ, komisyonun kişilere davette bulunabileceğini, ancak gelmek istemeyenleri zorla getiremeyeceğini aktardı. Özdağ, komisyonun çalışmayan üyelerinin CHP ve HDP'li üyeleri olduğunu kaydetti.
Kürsüden, CHP'den ihraç edilen eski milletvekili Birgül Ayman Güler'in partisi ve FETÖ ilişkisine yönelik bazı sözlerini okuyan ve HDP'lilere yönelik de eleştirilerde bulunan Özdağ, "Bu yapı sizi de kullanmak istedi. Ve siz maalesef buna teslim oldunuz. 17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a kadar da bu yapıya destek oldunuz." ifadelerini kullandı.
Özdağ'ın bu sözlerine CHP ve HDP milletvekilleri tepki gösterdi.
HDP'li Sancar sataşma nedeniyle söz alarak, AK Parti'nin herkesi suçlayarak gerçekleri örtbas etmeye çalıştığını ileri sürdü.
Sancar, "2013'te yollarınız ayrıldı diyelim; rapor diyor ki ihale aldılar, kamuya sızdılar, yurtdışında okullar açtılar. Kim yaptı? Bu uzayda bir oluşum muydu? Siyasi kararları kim veriyordu?" diye sordu.
CHP'li Erdoğdu ise sataşma nedeniyle yaptığı konuşmada, "Ne istediler de vermedik demek bir iştirak değil midir? Biz bunu sormayalım mı? CHP grubundan hangimizin resmi var Fethullah Gülen'e 'hoca efendi' diyerek diz çökmüş? Sizin grubunuzda onlarca var. Yakışıyor mu?" değerlendirmesinde bulundu.
17-25 Aralık süreciyle ilgili tüm gerçeklerin ortaya çıkmadığını da dile getiren Erdoğdu, "Kendi ortağınız tezgah kurmuş bize ne? Çalmasaydınız, çırpmasaydınız?" ifadesini kullandı.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Erdoğdu'yu temiz bir dil kullanması ve ithamda bulunmaması yönünde uyardı.
TBMM FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek de sataşma nedeniyle kürsüye geldi.
Petek'in konuşmasının yerinden laf atan milletvekilleri nedeniyle başlayamaması üzerine Bahçekapılı uyarıda bulundu.
Komisyon raporunda tüm siyasi partileri ya da siyasetçileri suçlamak gibi bir yaklaşım izledikleri iddialarının doğru olmadığının altını çizen Petek, "Yazdığımız şu; her dönemde FETÖ'nün siyasi partilere yakınlık gösterip, devlete sızmak için gayret gösterdiğini ifade ettik." dedi.
Komisyon raporunun açıklandığı basın toplantısında gösterdiği CHP'ye ait bağış makbuzunun darbe girişiminden önce yazılmış ve komisyon uzmanlarınca incelenen bir kitapta yer aldığını söyleyen Petek, "CHP'yi suçlamak için değil ama CHP'yi nasıl kullandığını göstermek için göstermiştim." dedi.
CHP milletvekillerinin itirazları üzerine "Ama sizin bu saldırganlığınız ve FETÖ'den yana tutum almanız karşısında şunları göstermek zorundayım" diyen Petek, bazı CHP milletvekillerinin FETÖ'nün kapatılan basın yayın organlarıyla ilgili protesto gösterilerinde çekilen fotoğraflarını gösterdi.
Petek, "FETÖ'nün terör örgütü vasfı ortaya çıktıktan sonra en büyük desteği veren sayın Kılıçdaroğlu'dur, sayın Tanal'dır. Terör örgütünün basın organlarının önünde göğsünü siper eden CHP'nin sayın Genel Başkanı, FETÖ'nün sözcülüğünü yapmış, bu darbeye 'kontrollü darbe' diyor. Utanın." dedi.
"Buna kontrollü darbe diyeceksiniz, sonra bugün kalkacaksınız burada geçmiştekilerle bizi eleştireceksiniz." ifadesini kullanın Petek'in sözlerine CHP milletvekilleri yerlerinden kalkarak itiraz ettiler.
Karşılıklı sözlü tartışma başlaması üzerine Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Sayın milletvekilleri ayıptır. Bu Meclis bombalandı. Hepiniz buradaydınız. Ayıptır. İlkokul mu bu içinde bulunduğunuz Meclis? Böyle mi çözeceksiniz FETÖ ile mücadeleyi?" diyerek birleşime ara verdi ve grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
Ara sırasında da AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü tartışma devam etti.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından oylanan HDP Grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Grubunun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin önerisi kabul edildi.
Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan ve kabul edilen öneriyle, 471 sıra sayılı Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesinin Kuzey Akdenize Dair Ekinin Bölgesel Uygulamasına Yönelik Türkiyede Bölgesel Koordinasyon Birimi Kurulmasına İlişkin Türkiye ile Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Sekretaryası Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin birinci maddesine alındı.
Ayrıca, Genel Kurul, bugün ve yarınki birleşimlerinde, saat 20.00'ye kadar sözlü soruların görüşülmesinin ardından çalışmalarını tamamlayacak.
TBMM Başkanvekili Bahçekapılı Ayşe Nur Bahçekapılı, "Kimin elinde ne belge varsa, kim nereden ne duyduysa cumhuriyet savcısına ya da ilgili yere lütfen götürsün. Aksi halde burada dedikodu boyutundan ileri gitmeyip FETÖ'nün oyuncağı haline geliriz." dedi.
CHP, "OHAL döneminde başta KHK'larla ihraç edilenler olmak üzere yaşanan gelişmelerin sosyal ve toplumsal dokumuzda yarattığı sonuçların araştırılmasına" dair önergenin bugün görüşülmesini grup önerisini olarak Genel Kurula getirdi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, demokrasilerde her yerin mücadele yeri olduğunu ifade ederek, "FETÖ'cülerle mücadele edecekseniz yanınızdayız ama sizin yaptığınız, beğenmediğiniz FETÖ'cülerle mücadeledir." diye konuştu.
OHAL'in ilan edilmesinden bu yana 24 kararname çıktığını anlatan Emir, şunları söyledi:
"Bunun 11'i işten çıkarmalarla ilgili. Daha söz konusu kararnamelerin 5 tanesi Meclise gelmiştir. 100 bin kişiyi ihraç ettiniz. Darbenin koşullarının hazırlanmasında birinci elden fail, iktidar partisidir. Kültürel biatı kuramadığınız üniversitelerde akademisyenleri ihraç ettiniz. Hukuk yolunu kapattınız. DHKP/C'yi asla savunmayız ama insanların peşinen terörist ilan edilmesini de kabul etmiyoruz. Kimseden adli sicil kaydı isteme gibi bir zorunluluğumuz yok. İçişleri Bakanının da aynı düşüncelere sahip olması şarttır. Toplumun, demokrasi talebiyle bir gün ayağa kalkmasından korkuyorsunuz."
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin büyük bir sosyal travma olduğunu söyledi.
Acımasız, cani bir yapının sebep olduğu olaylardan dolayı 154 bin kamu görevlisinin soruşturma geçirdiğini belirten Aydın, "Hükümete çağrımız; çaycıyı çorbacıyı bırakın, 15 Temmuz'un kurgusunu sözde akıl ve akil hocalarını yakalayın. FETÖ çuvallarına önüne gelen atılırsa ihanet bilenecektir. Hak ile haksızlığı ayırmak zorundayız. Siyasi ayağın da bir an evvel ortaya çıkarılması gerekiyor. Milletimiz bu beklentidedir." dedi.
HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat da kalıcı barışın tesisi için Meclisin görev üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Muhalefetin tamamının susturulduğu bir sürecin içinde olduklarını öne süren Irgat, "AKP'nin yandaşı olmayan insanların işten çıkarıldığı bir süreçten bahsediyoruz. İktidar 100 binin üzerinde insanı ihraç ederken bu insanların ailelerini de ortada bırakmıştır. Darbe araştırmaları yapılırken darbeci cemaatin üyelerinin hazırladığı soruşturmaların hiçbiri henüz düşmedi. Onların hazırladığı dosyalarla sözde yargılamalar devam ediyor. Bu süreçten vazgeçin." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım ise 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde milletin, FETÖ hain örgütünün hayallerini bir gecede tarihe gömdüğünü vurguladı.
Milletçe en büyük kazancın milli birlik ve beraberlik ruhu olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"15 Temmuz gibi hain ve sinsi darbe girişimi sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Olağanüstü dönemde olağanüstü kararlar geçerlidir. Devletimiz ve milletimizin bekası için gerekli düzenlemeyi yapmalıyız. Darbe girişimine karşı OHAL ilan edilmeyecek de ne zaman ilan edilecek. Kamu güvenliğini bozan tehditlere karşı da devlet tedbirleri almak zorundadır. OHAL toplumun gündelik yaşamını etkilememektedir. KHK'lar yasal uygulamalardır. Son 3 yılda bizim yaşadığımızın 10 da birini yaşamamış ülkeler OHAL ile yaşıyorlar hala. 15 Temmuz'un ülkemize verdiği hasar büyüktür. Hasarın giderilmesinde tüm kurumların bir arada olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesine izin verilmemelidir. Türkiye, yaşadığı olaylar karşısında hukuka bağlı kalan nadir ülkelerden bir tanesidir."
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra konuşan TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, hem HDP'nin hem de CHP'nin önerilerinin görüşüldüğü sırada FETÖ ile mücadele etme gerekliliğinin ortaya konulduğunu söyledi.
Bahçekapılı şunları kaydetti:
"Yapılan açıklamalardan görmekteyim ki şu anda yapılan, aktüel bir dedikodu seviyesine mücadeleyi indirmektir. Bu aslında FETÖ'yle mücadelenin üzerine büyük bir şal örtmektir. Tam da FETÖ'nün istediği bu. Kimin elinde ne belge varsa, kim nereden ne duyduysa cumhuriyet savcısına ya da ilgili yere lütfen götürsün. Aksi halde burada dedikodu boyutundan ileri gitmeyip FETÖ'nün oyuncağı haline geliriz. Gerçekten üzgünüz."
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
