2013-10-09 - 15:33
Oktay Vural: "Gerçekten AKP öncesi, PKK terör örgütüyle masaya oturmak hayaldi, AKP ile gerçekleşti. Andımızın kaldırılması, üniter yapımızın bozulması hayaldi, AKP ile gerçekleşme yoluna sokuldu. AKP öncesinde PKK'nın silah zoruyla dayatmak istediği özerklik, anadilde eğitim, bölücü başına af hayaldi ama silaha bile gerek kalmaksızın gerçekleşti."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Tarihin İslamofobisi ve bugünki İslamofobi, Erdoğan'da Türkofobi olarak nüksetmiştir. Erdoğan, Türk milletinin tarihinden, değerlerinden, adından, kimliğinden rahatsızdır" dedi.
Vural, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, iktidarın bir taraftan Türk milletinin kimliğini ve dilini yok ettiğini, diğer taraftan milli şuurdan bahsettiğini öne sürdü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, eleştirilere yanıt vermek yerine "kaçak güreşmeye" devam ettiğini iddia eden Vural, "Er meydanına gel, er meydanına. Dik dur" dedi.
Muhalefete tuzaklar kurulduğunu belirten Vural, iktidarın, kendi 28 Şubat'ını uyguladığını, sonra vesayetten bahsettiğini iddia etti. Vural, demokratikleşme paketinin de terör örgütü PKK'nın taleplerinin, AK Parti tarafından millete arz edilmesi olduğunu öne sürdü.
AK Parti'nin Adana'da düzenlediği mitingin, "barkotlu vatandaşlar mitingi" olduğunu savunan Vural, şunları söyledi:
"Artık herkesin barkotu var. Cuma vaazında mitinge davet, vali ve kaymakam emirleriyle devlet memurlarına talimat... Emirli, barkotlu, fişlemeli, vaazlı miting. Demokrasi bunun neresinde? Siz kim demokrasi kim? Bu davranış AKP'nin mitingine gitmek isteyenlere bile hakarettir. Alışveriş malzemesi mi insanlar? Çipli insan mı üreteceksiniz?
Bir de 'fişleme yok' diyorlar. MHP'li iş adamları fişleniyor, izleniyor, dinleniyor. 'İleri demokrasi' diyerek demokrat olunmuyor. Sana söylüyorum ey Başbakan. Hergün 'Türküm' demekle Türk olunmuyor ama Türk gibi yaşamak, Türk gibi düşünmek, Türkçe gibi dünyayı okumak gerekiyor. Bu bir bilinçtir, şuurdur.
'Dış politikada etkin, belirleyici...' Neren belirleyici? Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da imhada varsın ama yeni Irak, Suriye, Mısır'da yoksun. Obama 'pış pış' diyor, 'tıpış tıpış' Davutoğlu gidiyor. Obama ile görüşemediğin zaman sesini özlüyorsun. Obamakolik olmuş."
Başbakan Erdoğan'ın, "devlet vatandaşına format atamaz" ifadesini kullandığını belirten Vural, "Demek ki Başbakan Erdoğan, özel temsilcisinin Oslo'da ifade ettiği terörist başı Öcalan'ın çok ciddi transforme edici gücünden bayağı etkilenmiş oluyor. Öcalan da 'yeni bir formatla devam etmeliyiz' demişti. Başbakan'a Öcalan'ın ağzı yakışıyor. Aynı sudan içmişler. Asıl, kendisinin Öcalan tarafından nasıl formatlandığını bir anlatsın bakalım" diye konuştu.
Erdoğan'ın anadilde eğitim konusunda daha önce yaptığı açıklamada, 'anadilde eğitim, resmi ya da özel okulda milleti böler' dediğini belirten Vural, "Bunları derken, sonra milleti bölecek bu adımı atarken seni kim formatladı?" dedi.
AK Parti'nin 'hayal edilmeyenleri gerçekleştirdik' dediğini ifade eden Vural, şöyle devam etti:
"Gerçekten AKP öncesi, PKK terör örgütüyle masaya oturmak hayaldi, AKP ile gerçekleşti. Andımızın kaldırılması, üniter yapımızın bozulması hayaldi, AKP ile gerçekleşme yoluna sokuldu. AKP öncesinde PKK'nın silah zoruyla dayatmak istediği özerklik, anadilde eğitim, bölücü başına af hayaldi ama silaha bile gerek kalmaksızın gerçekleşti.
Hüseyin Çelik, 'Bizim PKK'yı tatmin etmek gibi derdimiz yok. PKK kan dökerek taviz koparacak olsaydı 1991, 92, 93, 94'te yılda ortalama bin güvenlik görevlisi şehit oluyor, 4-5 bin PKK'lı etkisiz hale getiriliyordu. O günlerde vurarak bir şey elde edebildiniz mi?' diyor. 'Silahlı PKK yerine ben silahsız PKK'nın görevini yapıyorum' diyor. Bundan daha utanç verici bir itiraf olabilir mi? Terörle mücadele ederken o insanlar, taviz verilmemesini sağladı. Bugün taviz verdiğini itiraf ediyorsun"
Başbakan Erdoğan'a yönelik eleştirilerde bulunan Vural, "Terörist başının yol haritasını elinden düşürmüyor. Oslo'da buluşup muhatap alıyor, Türkiye düşmanı Öcalan'a 21 Mart'ta miting düzenletiyor, Habur'da karşılama töreni düzenletiyor, Meclis'te komisyon kurdurtuyor, PKK'nın dayattığı sözde demokratikleşme paketini getiriyor, PKK'yı besleyen Barzani'yi şeref konuğu olarak ağırlıyor, PKK'ya muhabbet MHP'ye husumet duyuyor" diye konuştu.
İlkokullarda andımızın okunmasının kaldırılmasına değinen Vural, şöyle devam etti:
"Neyinden rahatsız oluyorsun? Dürüst ol, mert ol. Namus ve şeref sözü verdin büyük Türk milleti önünde. Namusun ve şerefin hakkı varsa Türk milleti kelimesinden neden rahatsız olduğunu açıklayacaksın.
Tarihin İslamofobisi ve bugünki İslamofobisi, Erdoğan'da Türkofobi olarak nüksetmiştir. Erdoğan, Türk milletinin tarihinden, değerlerinden, adından, kimliğinden rahatsızdır.
'Türkleri geldikleri yere götüreceğiz' diyen zihniyet, şunu söylüyor: 'Anadili Kürtçe, Arapça, Çerkezce, Lazca olanlar bu ülkeye sonradan gelmediler, dışarıdan gelmediler. Bu ülkenin, ana dili Arapça olanlar, Çerkezce olanlar, Lazca olanlar, Türkçe olanlar da Türk milletinin evladıdır' diyor. Ne demek istiyorsun burada? 'Ana dili Türkçe olanlar sonradan geldi, 'terk et' mi diyorsun? Sen Pontusçu musun?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin milli kimliğine, adına bir saldırı başlatmıştır. Milli kimliğimizi, kültürümüzü parçalamak istemektedir."
Oktay Vural, Başbakan Erdoğan'ın, 17 Ekim 2003 tarihinde, İspanya'da, "Helenizm ile büyük ölçüde etkileşen Frigya uygarlığı, Anadolu'nun tam ortasında vücut buldu. İki uygarlık mitolojilerini ve tanrılarını paylaştı. Akdeniz kültürünü işte böyle iç içe örebildik. Sonra ortak değerlerimizi daha ileriye götrüp yaygınlaştırmak yerine medeniyetler çatışması tezini ortaya attık. Bu ortak bilinci engelleyen tek şey, tarihten gelen karşılıklı güvensizlik duygusu. Bu güvensizliği din ve kültür gibi suni bölünmelerle maalesef hala daha beslemeye devam ediyoruz" dediğini belirtti. Vural, "Recep Tayyip Erdoğan'a göre Anadolu'da Helenizm ve Frigya uygarlığı vardı. Ondan sonra gelenler, bu coğrafyayı vatan yapanlar, Türk milleti olarak cihana adalet götürenler, Başbakan'a göre din ve kültür gibi suni bölünmeler yapmıştır. Onun için milletimizi bölmek istemektedir. Nedir bu Türk milleti düşmanlığı sende?" diye konuştu.
Dersanelerin kapıtılmasına ilişkin tartışmalara değinen Vural, dersanelerin, aslında çarpık eğitim sisteminin sonucu olduğunu söyledi. Oktay Vural, sebepler ortadan kaldırılmadan dersanelerle ilgili bir kararın amaç ve hedefinin tamamen siyasi odaklı olacağını ifade ederek, "Belli ki bununla ilgili birilerine siyasi amaçlı mesaj vermek istiyor ve pazarlık yapmak istiyorsunuz" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in dekolte konusundaki açıklamalarını eleştiren Vural, şunları söyledi:
"Herhalde Hüseyin Çelik yarışma programlarını izliyor, kılık kıyafet denetimi yapıyor. Hem izliyor hem de 'böyle bir şey izletilir mi?' diyor. Bundan sonra bir 'bugün ne giysem' hattı kurulsun, Hüseyin Çelik'e fotoğraflar gönderilsin, Hüseyin Çelik onaylasın.
Zihniyet olarak bakıldığında bu konunun siyaseten böylesine gündeme getirilmesi ve bu konuda adım atılması bile medya üzerinde nasıl etkili olunduğunu ortaya koymaktadır. Elbette MHP olarak, yayın politikalarının Türk toplum yapısına uygun olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için zaten RTÜK kurulmuştur.
Eğer bir yarışma programını hazırlayan kişi hakkında da bu kadar etkiliyseler, muhtemelen, bizimle ilgili yayınlar konusunda Allah bilir neler gelmiştir, neler?"
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vural, CHP ve MHP'nin MİT tarafından fişlendiğine ilişkin haberleri değerlendirirken, "Türkiye'de muhalefet partileri izleniyor, dinleniyor. Neredesiniz ey demokratlar, neredesiniz bu PKK paketini demokratikleşme paketi olarak öne sürenler? Nerede demokrasi, nerede hürriyetler? Nerede özgürlükler? Bugün derin AKP, hepimizin özgürlük alanına müdrahale etmektedir" ifadelerini kullandı.
Vural, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, iktidarın bir taraftan Türk milletinin kimliğini ve dilini yok ettiğini, diğer taraftan milli şuurdan bahsettiğini öne sürdü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, eleştirilere yanıt vermek yerine "kaçak güreşmeye" devam ettiğini iddia eden Vural, "Er meydanına gel, er meydanına. Dik dur" dedi.
Muhalefete tuzaklar kurulduğunu belirten Vural, iktidarın, kendi 28 Şubat'ını uyguladığını, sonra vesayetten bahsettiğini iddia etti. Vural, demokratikleşme paketinin de terör örgütü PKK'nın taleplerinin, AK Parti tarafından millete arz edilmesi olduğunu öne sürdü.
AK Parti'nin Adana'da düzenlediği mitingin, "barkotlu vatandaşlar mitingi" olduğunu savunan Vural, şunları söyledi:
"Artık herkesin barkotu var. Cuma vaazında mitinge davet, vali ve kaymakam emirleriyle devlet memurlarına talimat... Emirli, barkotlu, fişlemeli, vaazlı miting. Demokrasi bunun neresinde? Siz kim demokrasi kim? Bu davranış AKP'nin mitingine gitmek isteyenlere bile hakarettir. Alışveriş malzemesi mi insanlar? Çipli insan mı üreteceksiniz?
Bir de 'fişleme yok' diyorlar. MHP'li iş adamları fişleniyor, izleniyor, dinleniyor. 'İleri demokrasi' diyerek demokrat olunmuyor. Sana söylüyorum ey Başbakan. Hergün 'Türküm' demekle Türk olunmuyor ama Türk gibi yaşamak, Türk gibi düşünmek, Türkçe gibi dünyayı okumak gerekiyor. Bu bir bilinçtir, şuurdur.
'Dış politikada etkin, belirleyici...' Neren belirleyici? Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da imhada varsın ama yeni Irak, Suriye, Mısır'da yoksun. Obama 'pış pış' diyor, 'tıpış tıpış' Davutoğlu gidiyor. Obama ile görüşemediğin zaman sesini özlüyorsun. Obamakolik olmuş."
Başbakan Erdoğan'ın, "devlet vatandaşına format atamaz" ifadesini kullandığını belirten Vural, "Demek ki Başbakan Erdoğan, özel temsilcisinin Oslo'da ifade ettiği terörist başı Öcalan'ın çok ciddi transforme edici gücünden bayağı etkilenmiş oluyor. Öcalan da 'yeni bir formatla devam etmeliyiz' demişti. Başbakan'a Öcalan'ın ağzı yakışıyor. Aynı sudan içmişler. Asıl, kendisinin Öcalan tarafından nasıl formatlandığını bir anlatsın bakalım" diye konuştu.
Erdoğan'ın anadilde eğitim konusunda daha önce yaptığı açıklamada, 'anadilde eğitim, resmi ya da özel okulda milleti böler' dediğini belirten Vural, "Bunları derken, sonra milleti bölecek bu adımı atarken seni kim formatladı?" dedi.
AK Parti'nin 'hayal edilmeyenleri gerçekleştirdik' dediğini ifade eden Vural, şöyle devam etti:
"Gerçekten AKP öncesi, PKK terör örgütüyle masaya oturmak hayaldi, AKP ile gerçekleşti. Andımızın kaldırılması, üniter yapımızın bozulması hayaldi, AKP ile gerçekleşme yoluna sokuldu. AKP öncesinde PKK'nın silah zoruyla dayatmak istediği özerklik, anadilde eğitim, bölücü başına af hayaldi ama silaha bile gerek kalmaksızın gerçekleşti.
Hüseyin Çelik, 'Bizim PKK'yı tatmin etmek gibi derdimiz yok. PKK kan dökerek taviz koparacak olsaydı 1991, 92, 93, 94'te yılda ortalama bin güvenlik görevlisi şehit oluyor, 4-5 bin PKK'lı etkisiz hale getiriliyordu. O günlerde vurarak bir şey elde edebildiniz mi?' diyor. 'Silahlı PKK yerine ben silahsız PKK'nın görevini yapıyorum' diyor. Bundan daha utanç verici bir itiraf olabilir mi? Terörle mücadele ederken o insanlar, taviz verilmemesini sağladı. Bugün taviz verdiğini itiraf ediyorsun"
Başbakan Erdoğan'a yönelik eleştirilerde bulunan Vural, "Terörist başının yol haritasını elinden düşürmüyor. Oslo'da buluşup muhatap alıyor, Türkiye düşmanı Öcalan'a 21 Mart'ta miting düzenletiyor, Habur'da karşılama töreni düzenletiyor, Meclis'te komisyon kurdurtuyor, PKK'nın dayattığı sözde demokratikleşme paketini getiriyor, PKK'yı besleyen Barzani'yi şeref konuğu olarak ağırlıyor, PKK'ya muhabbet MHP'ye husumet duyuyor" diye konuştu.
İlkokullarda andımızın okunmasının kaldırılmasına değinen Vural, şöyle devam etti:
"Neyinden rahatsız oluyorsun? Dürüst ol, mert ol. Namus ve şeref sözü verdin büyük Türk milleti önünde. Namusun ve şerefin hakkı varsa Türk milleti kelimesinden neden rahatsız olduğunu açıklayacaksın.
Tarihin İslamofobisi ve bugünki İslamofobisi, Erdoğan'da Türkofobi olarak nüksetmiştir. Erdoğan, Türk milletinin tarihinden, değerlerinden, adından, kimliğinden rahatsızdır.
'Türkleri geldikleri yere götüreceğiz' diyen zihniyet, şunu söylüyor: 'Anadili Kürtçe, Arapça, Çerkezce, Lazca olanlar bu ülkeye sonradan gelmediler, dışarıdan gelmediler. Bu ülkenin, ana dili Arapça olanlar, Çerkezce olanlar, Lazca olanlar, Türkçe olanlar da Türk milletinin evladıdır' diyor. Ne demek istiyorsun burada? 'Ana dili Türkçe olanlar sonradan geldi, 'terk et' mi diyorsun? Sen Pontusçu musun?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin milli kimliğine, adına bir saldırı başlatmıştır. Milli kimliğimizi, kültürümüzü parçalamak istemektedir."
Oktay Vural, Başbakan Erdoğan'ın, 17 Ekim 2003 tarihinde, İspanya'da, "Helenizm ile büyük ölçüde etkileşen Frigya uygarlığı, Anadolu'nun tam ortasında vücut buldu. İki uygarlık mitolojilerini ve tanrılarını paylaştı. Akdeniz kültürünü işte böyle iç içe örebildik. Sonra ortak değerlerimizi daha ileriye götrüp yaygınlaştırmak yerine medeniyetler çatışması tezini ortaya attık. Bu ortak bilinci engelleyen tek şey, tarihten gelen karşılıklı güvensizlik duygusu. Bu güvensizliği din ve kültür gibi suni bölünmelerle maalesef hala daha beslemeye devam ediyoruz" dediğini belirtti. Vural, "Recep Tayyip Erdoğan'a göre Anadolu'da Helenizm ve Frigya uygarlığı vardı. Ondan sonra gelenler, bu coğrafyayı vatan yapanlar, Türk milleti olarak cihana adalet götürenler, Başbakan'a göre din ve kültür gibi suni bölünmeler yapmıştır. Onun için milletimizi bölmek istemektedir. Nedir bu Türk milleti düşmanlığı sende?" diye konuştu.
Dersanelerin kapıtılmasına ilişkin tartışmalara değinen Vural, dersanelerin, aslında çarpık eğitim sisteminin sonucu olduğunu söyledi. Oktay Vural, sebepler ortadan kaldırılmadan dersanelerle ilgili bir kararın amaç ve hedefinin tamamen siyasi odaklı olacağını ifade ederek, "Belli ki bununla ilgili birilerine siyasi amaçlı mesaj vermek istiyor ve pazarlık yapmak istiyorsunuz" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in dekolte konusundaki açıklamalarını eleştiren Vural, şunları söyledi:
"Herhalde Hüseyin Çelik yarışma programlarını izliyor, kılık kıyafet denetimi yapıyor. Hem izliyor hem de 'böyle bir şey izletilir mi?' diyor. Bundan sonra bir 'bugün ne giysem' hattı kurulsun, Hüseyin Çelik'e fotoğraflar gönderilsin, Hüseyin Çelik onaylasın.
Zihniyet olarak bakıldığında bu konunun siyaseten böylesine gündeme getirilmesi ve bu konuda adım atılması bile medya üzerinde nasıl etkili olunduğunu ortaya koymaktadır. Elbette MHP olarak, yayın politikalarının Türk toplum yapısına uygun olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için zaten RTÜK kurulmuştur.
Eğer bir yarışma programını hazırlayan kişi hakkında da bu kadar etkiliyseler, muhtemelen, bizimle ilgili yayınlar konusunda Allah bilir neler gelmiştir, neler?"
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vural, CHP ve MHP'nin MİT tarafından fişlendiğine ilişkin haberleri değerlendirirken, "Türkiye'de muhalefet partileri izleniyor, dinleniyor. Neredesiniz ey demokratlar, neredesiniz bu PKK paketini demokratikleşme paketi olarak öne sürenler? Nerede demokrasi, nerede hürriyetler? Nerede özgürlükler? Bugün derin AKP, hepimizin özgürlük alanına müdrahale etmektedir" ifadelerini kullandı.
