Buldan, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Karaman Milletvekili Selman Oğuzhan Eser, Türkiye'nin bölgesinde barışın ve istikrarın sağlanmasında kilit bir rol üstlendiğini söyledi.
Türkiye'nin dengeli ve yapıcı dış politika yaklaşımıyla, kendi ulusal güvenliğinin yanı sıra bölgesel barış ve istikrarı da hedeflediğini dile getiren Eser, etnik, mezhebi ya da dini ayrımcılığı besleyen her siyasi söylemin milletin tamamına zarar vereceğine dikkati çekti.
DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, Van'ın Türkiye'nin Orta Doğu'ya açılan bir kapısı olduğunu hatırlatarak, sınır kentleri için acil eylem planı hazırlanmasını istedi.
Şehirdeki altyapı ve istihdam sorunlarını anlatan Varli, İçişleri Bakanlığınca belediyelere yapılan görevlendirmeleri eleştirdi.
CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep'in bazı altyapı sorunlarının yıllardır çözülmediğini ileri sürdü.
Meriç, iktidara kent için söz verdiği yatırımları hayata geçirmediği iddiasıyla tepki gösterdi.
TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, ABD ve İsrail'in farklı coğrafyalarda yaptıkları katliamları anlattı.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in, İran'a yönelik saldırıları nedeniyle ABD ve İsrail'e karşı siyasi tavır aldığını anımsatan Özdağ, Sanchez'in TBMM'de konuşma yapmasını önerdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türkiye'deki hayat pahalılığını eleştirerek, iktidarın vatandaşın yaşadıklarından habersiz olduğunu ileri sürdü.
Çömez, Türkiye'de kırmızı bültenle arananlar arasında yer alan bir ismin Suriye'de savunma bakan yardımcısı olarak atandığını iddia etti.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, iç cepheyi sağlam ve Türkiye Cumhuriyeti'ni payidar tutmanın en temel ülkülerinden olduğunu vurguladı.
ABD ve İsrail'in her geçen gün "pervasızlaşan" saldırılarının salt bir askeri operasyon olmadığını ifade eden Kılıç, "Karşımızdaki tablo bütün bir Orta Doğu'yu cehenneme çevirme ve coğrafyamızı bir kez daha ateşe atma provokasyonudur. Görünen köy kılavuz istemez. Hedef sadece vurulan askeri tesisler veya havada uçuşan füzeler değildir. Asıl mesele burnumuzun dibinde kanla ve barutla çizilmek istenen yeni haritalardır." diye konuştu.
Yüzyıllardır bölgeyi sömüren emperyalist zihniyetin şimdi de İran üzerinden bölgeyi geri dönülmez bir kaosa sürüklediğini aktaran Kılıç, "Komşudaki yangının külü evimize düşerse o ateşi yakanlara gereken cevabı da veririz. Türkiye, okyanus ötesinde kurulan masalarda meze yapılacak, emperyalist satranç tahtalarında 'piyon' diye sürülecek bir ülke değildir." dedi.
Kılıç, "Kimse kendi menfaati için bu coğrafyanın etnik ve mezhep fay hatlarını kaşıyarak Türk milletinin sabrını sınamaya kalkmasın. Coğrafya ateş çemberindeyken içeride kayıkçı kavgasına tutuşmak, ufak tefek siyasi hesaplar peşinde koşmak büyük bir gaflettir. Gün ayrışma günü değil, devletin sarsılmaz iradesi etrafında demir yumruk gibi birleşme günüdür." ifadelerini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bir an önce sonlandırılması çağrısı yaptı.
Bu konuda her türlü diplomatik faaliyetin önünün açılması, inisiyatif alınmasını isteyen Temelli, "Bu konuda her türlü diplomatik faaliyetin önü açılmalıdır, inisiyatif alınmalıdır, bu savaş bir an önce sonlandırılmalıdır. Tabii, bu savaşın sonlanmasındaki belki de en önemli hamle İran'ın demokratik bir cumhuriyet olarak, demokratik bir İran olarak yoluna devam etmesine ne kadar bağlı olduğunu da biliyoruz." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının duruşmalarında yaşananlara tepki gösterdi.
Duruşmaların canlı yayınlanması talebini yineleyen Günaydın, "Hep beraber bu Silivri'de oynanan, siyaseti dizayn etme çabasının yurttaşın gözüyle görüleceği, ak koyunun kara koyundan ayrılacağı bir şekilde açık, yansız, link vererek bir yayınlama olur. Yurttaş da neyin ne olacağını görür ve ona göre yargısını oluşturur." değerlendirmesinde bulundu.
- "Kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır"
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalara değinerek, sürecin hassasiyetinden dolayı çok dikkatli konuştuklarını, kelimeleri özenle seçtiklerini ifade etti.
Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğini, asırlık tartışmaların yeniden ısınmak istendiğine işaret eden Akbaşoğlu, şöyle konuştu:
"Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem aziz milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya davet ediyoruz. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla ve kata tesadüf değildir. İster dini, ister siyasi, ister tarihi olsun bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır."
Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenlerin Kıbrıs'a, İstiklal Harbine, Çanakkale Zaferine bakmasını isteyen Akbaşoğlu, "Bu millet namahremine uzanacak her türlü eli geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir." dedi.
Genel Kurul'da, Yeni Yol Partisi'nin, İYİ Parti'nin, DEM Parti'nin ve CHP'nin "Maden Kanunu'na ilişkin uygulamalar" hakkında grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Türkiye'deki madenlerin diğer ülkelerde olduğu gibi modern teknolojilerle çıkarılmasına, kullanılmasına karşı olmadıklarını belirtti.
Doğal kaynakların yönetiminin sadece ekonomik bir mesele olmadığını, bunun aynı zamanda hukuk, şeffaflık, adalet ve kamu yararı meselesi olduğunu dile getiren Özdağ, son yıllarda maden ruhsatlama süreçlerine bakıldığında mevcut tablo karşısında ciddi düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, "2022 yılından bu yana Türkiye genelinde 11 bin 549 maden ruhsatı satılmıştır. Bu ruhsatların yalnız 1537'si açık ihale yoluyla yapılmıştır. Geriye kalanlar ise ihale dışı yöntemlerle yapılmıştır. Taşınmaz komisyonu kararıyla tesis edilmektedir. Kamuya ait bir kaynağın yüzde 87'sinin ihalesiz bir şekilde tahsis edilmesi kamu vicdanında soru işaretleri doğurmaktadır." diye konuştu.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, Türkiye'de on binlerce hektar ormanlık alanın maden sahasına çevrildiğini ancak sektörün milli gelir içerisindeki payının yüzde 0,9-1,4 arasında kaldığını söyleyerek, "Doğa tahrip ediliyor, zeytinlikler feda ediliyor ancak yaratılan zenginlik halkın cebine değil, yabancı tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin kasasına akıyor." ifadesini kullandı.
Türkiye'de 2000'li yıllardan bu yana yaklaşık 500 ton altın üretildiğini aktaran Kırkpınar, "Bizler burada sadece çevrenin kirlenmesine, toprağın zehirlenmesine tanıklık ediyoruz. İşin katma değerini de gelişmiş ülkelerin sanayisine hediye ediyoruz." görüşlerini savundu.
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, alınan kararlarla coğrafyaların adım adım bir kazı sahasına dönüştürüldüğünü, dağların delindiğini, ormanların yok edildiğini, derelerin kurutulduğunu öne sürdü.
Doğanın şirket sahasına çevrilmesiyle sürdürülebilir bir geleceğin inşa edilemeyeceğini söyleyen Hülakü, "Sormamız gereken sorular nettir: dağları delik deşik edilmiş, suları kirletilmiş bir ülke mi yoksa doğasıyla barışık bir ülke mi istiyoruz? Bugün verilen her ruhsat yarın bu soruların cevabını belirleyecek." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, son yıllarda madencilik ruhsatında ve maden alanlarında dikkat çekici bir artış yaşandığını söyledi. Bu yıl başı itibarıyla toplam 13 bin 255 arama ve işletme ruhsatı bulunduğunu dile getiren Gündoğdu, bunlardan 7 bin 628'inin de işletme iznine sahip olduğunu dile getirdi.
Gündoğdu, "2026 yılı itibarıyla sadece yeni ihaleye açılan sahaların toplam büyüklüğü 548 bin 696 hektara, yani bugün İstanbul'dan daha büyük bir alana ulaşmıştır. Bu alanın 166 bin 319 hektarı orman, mera veya su havzası gibi hassas ekosistemleri kapsamaktadır. Birçok ilimizde ormanların ortalama yüzde 58'i, tarım alanlarımızın ise yüzde 60'ı maden ruhsatlarıyla adeta kuşatılmıştır. Kaz Dağları'nda ormanların yüzde 80'i, Tekirdağ ve Kırklareli'de ise ormanların yüzde 68'i ruhsat baskısı altındadır." sözlerini sarf etti.
- "Bu, çok açık, şeffaf"
AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, "Türkiye'de madenlerin taşınmaz komisyonu kararıyla ihale dışı yöntemlerle verildiği" ifadesinin doğru olmadığını, Taşınmaz Komisyonu'nun ihale yapma gibi bir yetkisinin bulunmadığını söyledi.
Madenlerin ruhsatlandırılması konusunda bilgi veren Çilez, şunları kaydetti:
"Hangi branşta bir maden arayacaksanız, o alan kimindir, devlete mi ait, ormana mı ait, hazineye mi ait, şahsa mı ait, bunu tespit ediyorsunuz. İlgili izin süreçlerini, ilgili belgeleri hazırlayıp Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) müracaat ediyorsunuz. Müracaat ettikten sonra ilgili kurumlardan görüş ihtiyacı varsa bu görüşler alınıyor ve alınan görüşler doğrultusunda siz önce arama ruhsatı alıyorsunuz, yeterliyse ÇED süreçlerini de tamamladıktan sonra madencilik faaliyetine başlıyorsunuz. Bu, çok açık, şeffaf. Öyle bir sabah kalktığınızda köylerde de iş makineleri görülen bir ortam Türkiye'de kesinlikle yok. Bunlar gerçek dışı sözler."
Çilez, Taşınmaz Komisyonu'na giden maden ruhsatlarının yüzde 99,5'inin onaylanıp geldiğini, bu konuda bir problem olmadığını da söyledi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda, CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
