2013-04-24 - 13:45
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Tarımsal Yükseköğretimin başlangıcından yani 1848 yılından bu yana geçen 165 yılda tarımsal yükseköğrenimin geldiği nokta maalesef hiç iç açıcı değildir." dedi
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Tarımsal Yükseköğretimin başlangıcından yani 1848 yılından bu yana geçen 165 yılda tarımsal yükseköğrenimin geldiği nokta maalesef hiç iç açıcı değildir." dedi
MHP'li Yılmaz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda uzun yıllar yönetici olarak çalışanların, yeniden yapılandırmaya ilişkin KHK kapsamında bakanlık müşavirliğine atandığını ve Müşavirlerin doğrudan bakana bağlı olduğunu söyledi.
Yılmaz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndaki 240 müşavirden 168'inin merkez ve taşra birimlerinde çalışabileceği düzenlemesiyle Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda görevlendirildiğini ifade edeken "Tabiri caizse müşavirler, baş müşavir, has müşavir ve boş müşavir olarak sınıflandırılmıştır. Baş ve hoş müşavir dışında kalanlar uydurma gerekçelerle 3-5 günlüğüne il dışına gönderilmekte, eğitim ve tecrübeleri gözetilmeksizin bazı konularda rapor hazırlatılmaktadır." diye konuştu.
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Tarımsal Yükseköğretimin başlangıcından yani 1848 yılından bu yana geçen 165 yılda tarımsal yükseköğrenimin geldiği nokta maalesef hiç iç açıcı değildir. Benim de Tarımsal Yükseköğretime başladığım 1974 yılında 4 tane Ziraat Fakültesi vardı. Mezun olduğum 1981 yılında ise 7 Ziraat Fakültesi bulunuyordu ve bu fakülteler tüm coğrafi bölgelerimize dağılmıştı 1981 yılında kurulan Yüksek Öğretim Kurulundan (YÖK) önce; bir Ziraat Fakültesinin açılmasına karar verilirken, açılacak fakülte için daha önceden açılmış ve öğretim üyesi yeterli bir Ziraat Fakültesi görevlendirilir, görevlendirilen bu fakülte 7 öğretim üyesini kurucu olarak belirlerdi.
Bu üyeler çalışmaları yapar binaları ve öğretim üyeleri hazır olduktan sonra fakülte eğitime başlardı. Mesela, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Çukurova ve Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültelerinin kurulmasında bu görevi yapmıştır. Bu gün ise bakanlar kurulu kararı ile ön hazırlık yapılmadan yeni Ziraat Fakülteleri açılmakta ve açılan Fakülteler 1-2 yıl içerisinde öğrenci talep etmeye başlamaktadırlar.
2013 yılı başı itibari ile Türkiyede 33 üniversitede, 26 Ziraat,5 Ziraat ve Doğa Bilimleri, 2 Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi bulunmaktadır.Sadece 2012 yılında 6 Tarımsal Yükseköğrenim ile ilgili fakülte açılmıştır. 1980'lere kadar sınavlarda % 1- 10 aralığına giren öğrencilerin tercih ettikleri Ziraat Fakülteleri son yıllarda çok düşük puanlarla öğrenci kabul etmesine rağmen pek çok fakültede bazı bölümler öğrenci bulmakta bile zorlanmaktadırlar.
Tıp fakülteleri için hastane ne ise ziraat fakülteleri için laboratuar ve araştırma-uygulama çiftliği de odur. Bugün pek çok fakültenin uygulama çiftliği yoktur. Aynı ekolojide ve birbirine çok yakın illerde ziraat fakülteleri açılmaktadır. Uygulana gelen bu yanlış politikalar sonucu fakültelerden mezun olan on binlerce ziraat mühendisi boş gezmekte veya eğitim ile alakası olmayan alanlarda çalışmaktadırlar. Şu anda öğretmenlik, polislik, mübaşirlik, gardiyanlık gibi kamu görevlerinde bulunan ziraat mühendisleri mevcuttur. Bu ciddi bir israftır. Uygulanan bu yanlış politikalara bir an evvel son verilmelidir.
Diğer taraftan kamuoyuna ziraat mühendislerinin devlette istihdamı çok fazla gösterilmekte, meslektaşlarım Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı arasında oyalanmaktadırlar. Tarım Bakanı canlı yayında Maliye Bakanından kadro istedik diye beyanat veriyor Maliye Bakanlığı ise "GTHB'nin Maliye Bakanlığından yeni atamalar için kadro talebi bulunmamaktadır" diyor. Olan Türk Tarımına ve meslektaşlarıma oluyor.
Şu an GTHB' de 20 Binden fazla boş kadro bulunmaktadır. Mühendislerimizde bir an evvel çiftçilerimizle buluşmak, Türk Tarımına katkı sağlamak, ahırlarda, arazilerde çalışmak istemektedirler. Bu imkan onlara mutlaka verilmelidir. Milli ekonomisinin temeli ziraat olan ülkemize; canlı hayvan ithal etmek, kurbanlık hayvan ithal etmek, karkas et ithal etmek, damızlık hayvan ithal etmek, yem ve yağ bitkisi ithal etmek ve en üzücüsü de saman ithal etmek hiç yakışmamaktadır.
Milyonlarca dönüm tarım yapılabilir hazine arazisi boş durmaktadır. Bir kanun veya KHK ile bu arazileri işlemek isteyen ziraat mühendislerine tahsisi sağlanabilir. İşletme kredisi desteklemeleri ile buralarda örnek teknik tarım uygulamaları yapılabilir ve ülkemiz ekonomisine önemli bir istihdam ve katma değer sağlanmış olunur. Sözleşmeli, alım garantili üretim yaptırılarak milyarlarca dolar ödeyerek dışarıdan aldığımız yem ve yağ açığımız kapatılabilir.
Diğer taraftan GTHB' nin KHK ile yeniden yapılandırma sürecinde uzun yıllar Bakanlığın Merkez ve Taşra birimlerinde Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Müdürü gibi; çok önem arz eden zamanında yetki ve sorumluluk yüklenen kişiler Bakanlık Müşaviri olarak atanmıştır. Doğrudan Bakana bağlı olarak görev yapan Bakanlık Müşavirlerinin Bakanın uygun göreceği Merkez ve Taşra birimlerinde çalışabileceği şeklinde bir düzenleme getirilerek 240 bakanlık müşavirinden 168 kişisi Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı emrine görevlendirilmiştir.
Bu görevlendirmede; Kişinin yapacağı görev açıkça belirtilmemiştir. Görevlendirmenin süresi belli edilmemiştir. Kişinin hizmete duyulan ihtiyaç açık olarak ortaya konulmamıştır. Geçici görev yolluğu ve gündeliği verilmemiştir. Kişinin görevlendirilmesinde ne gibi bir kamu yararı olduğu bilinmemektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bankalığınm bu uygulaması 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 76. maddesine aykırı olduğu gibi, kamu yararı, hizmet gerekliliği ve eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bakanlık müşavirlerinin tamamı bu görevlendirme kapsamına alınmamıştır. Uygulama; Görevlendirmeye tabi bakanlık müşavirleri, Bakan Bağlı olarak çalışan bankalık müşavirleri, Vekaleten idari kadrolarda çalıştırılan bankalık müşavirleri şeklinde üçlü bir ayrıma tabi tutularak yapılmıştır.
Tabiri caiz ise Müşavirler Baş Müşavir, Has Müşavir ve Boş Müşavir olarak sınıflandırılmıştır. Baş ve Hoş Müşavirler dışında kalan 168 bakanlık Müşaviri 11-17 Kasım2012 tarihleri arasında Antalya Belconti Otelde "Değişen Yöneticiler Akademisi " adı altında bir hizmet içi eğitime tabi tutmuşlar burada Neo Kişilik Envanteri, adı altında biri birinden farklı 240 soru yöneltilerek cevaplandırmaları istenmiştir. Fotoğrafları da eklenerek bu insanlar adeta fışlenmiştir.
Bu müşavirler uydurma gerekçeler ile 3-5 günlüğüne il dışına gönderilmekte eğitim, tecrübeleri gözetilmeksizin bazı konularda raporlar hazırlattırılmaktadır. Zamanında yetki ve sorumluluk alarak Türk Tarımına hizmet etmiş olan bu müşavirlere reva görülen bu uygulamalar çalışma huzuru, görev hassasiyeti ve kişilerin devlete olan güvenini sarsmıştır. Bu insanlara resmen mobbing uygulanmakta ve emekliliğe zorlanmaktadırlar.
Bu uygulama diğer bankalık çalışanlarını da rahatsız etmekte. Sorumluluk alma, yetki kullanma konusunda tereddütlü davranışlara sebep olmaktadır. Böyle bir çalışma ortamında başarının beklenmesi hayal olur. Kaldı ki Türk Tarımının içinde bulunmuş olduğu durum da bunu göstermektedir.
Çiftçi inim inim inliyor, Bakanlık personeli tedirgin, işsiz ziraat mühendisleri ve veteriner hekimler iş bekliyor Sayın Tarım Bakanı da Fransa Devlet Başkanından aldığı şövalye Nişanı ile övünüyor. Ama Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Mehdimin Çiftliği olmaya devam ediyor." diye konuştu.
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı.
Kemalettin Yılmaz, bir gazetecinin, çözüm sürecinde terör örgütü üyelerinin çekilmesiyle ilgili gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Silahları bırakın gidin" şeklindeki yaklaşımının yasal dayanağı olmadığını savundu. Teröristlerin çekilmesine göz yummanın suç olacağını öne süren Yılmaz, "Teröristlerin, işledikleri suç yanlarına kar kalırcasına ülkeyi terk etme kararı alması Türkiye Cumhuriyeti devleti için züldür. Teröristlerin Türk adaleti önünde hesap vermeden ellerini kollarını sağlayarak yurt dışına çıkmaları doğru değildir." dedi.
H. Alper Durmaz
MHP'li Yılmaz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda uzun yıllar yönetici olarak çalışanların, yeniden yapılandırmaya ilişkin KHK kapsamında bakanlık müşavirliğine atandığını ve Müşavirlerin doğrudan bakana bağlı olduğunu söyledi.
Yılmaz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndaki 240 müşavirden 168'inin merkez ve taşra birimlerinde çalışabileceği düzenlemesiyle Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda görevlendirildiğini ifade edeken "Tabiri caizse müşavirler, baş müşavir, has müşavir ve boş müşavir olarak sınıflandırılmıştır. Baş ve hoş müşavir dışında kalanlar uydurma gerekçelerle 3-5 günlüğüne il dışına gönderilmekte, eğitim ve tecrübeleri gözetilmeksizin bazı konularda rapor hazırlatılmaktadır." diye konuştu.
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Tarımsal Yükseköğretimin başlangıcından yani 1848 yılından bu yana geçen 165 yılda tarımsal yükseköğrenimin geldiği nokta maalesef hiç iç açıcı değildir. Benim de Tarımsal Yükseköğretime başladığım 1974 yılında 4 tane Ziraat Fakültesi vardı. Mezun olduğum 1981 yılında ise 7 Ziraat Fakültesi bulunuyordu ve bu fakülteler tüm coğrafi bölgelerimize dağılmıştı 1981 yılında kurulan Yüksek Öğretim Kurulundan (YÖK) önce; bir Ziraat Fakültesinin açılmasına karar verilirken, açılacak fakülte için daha önceden açılmış ve öğretim üyesi yeterli bir Ziraat Fakültesi görevlendirilir, görevlendirilen bu fakülte 7 öğretim üyesini kurucu olarak belirlerdi.
Bu üyeler çalışmaları yapar binaları ve öğretim üyeleri hazır olduktan sonra fakülte eğitime başlardı. Mesela, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Çukurova ve Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültelerinin kurulmasında bu görevi yapmıştır. Bu gün ise bakanlar kurulu kararı ile ön hazırlık yapılmadan yeni Ziraat Fakülteleri açılmakta ve açılan Fakülteler 1-2 yıl içerisinde öğrenci talep etmeye başlamaktadırlar.
2013 yılı başı itibari ile Türkiyede 33 üniversitede, 26 Ziraat,5 Ziraat ve Doğa Bilimleri, 2 Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi bulunmaktadır.Sadece 2012 yılında 6 Tarımsal Yükseköğrenim ile ilgili fakülte açılmıştır. 1980'lere kadar sınavlarda % 1- 10 aralığına giren öğrencilerin tercih ettikleri Ziraat Fakülteleri son yıllarda çok düşük puanlarla öğrenci kabul etmesine rağmen pek çok fakültede bazı bölümler öğrenci bulmakta bile zorlanmaktadırlar.
Tıp fakülteleri için hastane ne ise ziraat fakülteleri için laboratuar ve araştırma-uygulama çiftliği de odur. Bugün pek çok fakültenin uygulama çiftliği yoktur. Aynı ekolojide ve birbirine çok yakın illerde ziraat fakülteleri açılmaktadır. Uygulana gelen bu yanlış politikalar sonucu fakültelerden mezun olan on binlerce ziraat mühendisi boş gezmekte veya eğitim ile alakası olmayan alanlarda çalışmaktadırlar. Şu anda öğretmenlik, polislik, mübaşirlik, gardiyanlık gibi kamu görevlerinde bulunan ziraat mühendisleri mevcuttur. Bu ciddi bir israftır. Uygulanan bu yanlış politikalara bir an evvel son verilmelidir.
Diğer taraftan kamuoyuna ziraat mühendislerinin devlette istihdamı çok fazla gösterilmekte, meslektaşlarım Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı arasında oyalanmaktadırlar. Tarım Bakanı canlı yayında Maliye Bakanından kadro istedik diye beyanat veriyor Maliye Bakanlığı ise "GTHB'nin Maliye Bakanlığından yeni atamalar için kadro talebi bulunmamaktadır" diyor. Olan Türk Tarımına ve meslektaşlarıma oluyor.
Şu an GTHB' de 20 Binden fazla boş kadro bulunmaktadır. Mühendislerimizde bir an evvel çiftçilerimizle buluşmak, Türk Tarımına katkı sağlamak, ahırlarda, arazilerde çalışmak istemektedirler. Bu imkan onlara mutlaka verilmelidir. Milli ekonomisinin temeli ziraat olan ülkemize; canlı hayvan ithal etmek, kurbanlık hayvan ithal etmek, karkas et ithal etmek, damızlık hayvan ithal etmek, yem ve yağ bitkisi ithal etmek ve en üzücüsü de saman ithal etmek hiç yakışmamaktadır.
Milyonlarca dönüm tarım yapılabilir hazine arazisi boş durmaktadır. Bir kanun veya KHK ile bu arazileri işlemek isteyen ziraat mühendislerine tahsisi sağlanabilir. İşletme kredisi desteklemeleri ile buralarda örnek teknik tarım uygulamaları yapılabilir ve ülkemiz ekonomisine önemli bir istihdam ve katma değer sağlanmış olunur. Sözleşmeli, alım garantili üretim yaptırılarak milyarlarca dolar ödeyerek dışarıdan aldığımız yem ve yağ açığımız kapatılabilir.
Diğer taraftan GTHB' nin KHK ile yeniden yapılandırma sürecinde uzun yıllar Bakanlığın Merkez ve Taşra birimlerinde Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Müdürü gibi; çok önem arz eden zamanında yetki ve sorumluluk yüklenen kişiler Bakanlık Müşaviri olarak atanmıştır. Doğrudan Bakana bağlı olarak görev yapan Bakanlık Müşavirlerinin Bakanın uygun göreceği Merkez ve Taşra birimlerinde çalışabileceği şeklinde bir düzenleme getirilerek 240 bakanlık müşavirinden 168 kişisi Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı emrine görevlendirilmiştir.
Bu görevlendirmede; Kişinin yapacağı görev açıkça belirtilmemiştir. Görevlendirmenin süresi belli edilmemiştir. Kişinin hizmete duyulan ihtiyaç açık olarak ortaya konulmamıştır. Geçici görev yolluğu ve gündeliği verilmemiştir. Kişinin görevlendirilmesinde ne gibi bir kamu yararı olduğu bilinmemektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bankalığınm bu uygulaması 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 76. maddesine aykırı olduğu gibi, kamu yararı, hizmet gerekliliği ve eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bakanlık müşavirlerinin tamamı bu görevlendirme kapsamına alınmamıştır. Uygulama; Görevlendirmeye tabi bakanlık müşavirleri, Bakan Bağlı olarak çalışan bankalık müşavirleri, Vekaleten idari kadrolarda çalıştırılan bankalık müşavirleri şeklinde üçlü bir ayrıma tabi tutularak yapılmıştır.
Tabiri caiz ise Müşavirler Baş Müşavir, Has Müşavir ve Boş Müşavir olarak sınıflandırılmıştır. Baş ve Hoş Müşavirler dışında kalan 168 bakanlık Müşaviri 11-17 Kasım2012 tarihleri arasında Antalya Belconti Otelde "Değişen Yöneticiler Akademisi " adı altında bir hizmet içi eğitime tabi tutmuşlar burada Neo Kişilik Envanteri, adı altında biri birinden farklı 240 soru yöneltilerek cevaplandırmaları istenmiştir. Fotoğrafları da eklenerek bu insanlar adeta fışlenmiştir.
Bu müşavirler uydurma gerekçeler ile 3-5 günlüğüne il dışına gönderilmekte eğitim, tecrübeleri gözetilmeksizin bazı konularda raporlar hazırlattırılmaktadır. Zamanında yetki ve sorumluluk alarak Türk Tarımına hizmet etmiş olan bu müşavirlere reva görülen bu uygulamalar çalışma huzuru, görev hassasiyeti ve kişilerin devlete olan güvenini sarsmıştır. Bu insanlara resmen mobbing uygulanmakta ve emekliliğe zorlanmaktadırlar.
Bu uygulama diğer bankalık çalışanlarını da rahatsız etmekte. Sorumluluk alma, yetki kullanma konusunda tereddütlü davranışlara sebep olmaktadır. Böyle bir çalışma ortamında başarının beklenmesi hayal olur. Kaldı ki Türk Tarımının içinde bulunmuş olduğu durum da bunu göstermektedir.
Çiftçi inim inim inliyor, Bakanlık personeli tedirgin, işsiz ziraat mühendisleri ve veteriner hekimler iş bekliyor Sayın Tarım Bakanı da Fransa Devlet Başkanından aldığı şövalye Nişanı ile övünüyor. Ama Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Mehdimin Çiftliği olmaya devam ediyor." diye konuştu.
MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı.
Kemalettin Yılmaz, bir gazetecinin, çözüm sürecinde terör örgütü üyelerinin çekilmesiyle ilgili gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Silahları bırakın gidin" şeklindeki yaklaşımının yasal dayanağı olmadığını savundu. Teröristlerin çekilmesine göz yummanın suç olacağını öne süren Yılmaz, "Teröristlerin, işledikleri suç yanlarına kar kalırcasına ülkeyi terk etme kararı alması Türkiye Cumhuriyeti devleti için züldür. Teröristlerin Türk adaleti önünde hesap vermeden ellerini kollarını sağlayarak yurt dışına çıkmaları doğru değildir." dedi.
H. Alper Durmaz
