2016-04-13 - 16:04
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve KHK'larda değişiklik yapan tasarının 17 ile 23. maddeleri arasındaki 7 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda "10 Nisan Laiklik Günü" dolayısıyla gündemdışı söz alan CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, Türkiye'nin son 14 yıldır AK PARTİ tarafından yönetildiğini anımsatarak, son 4-5 yıldır da iktidarın laikliği yok sayan, laik eğitimi ortadan kaldıran, yasaların Milli Eğitim Bakanlığına verdiği yurt açma görevini de vakıf ve derneklere devreden bir anlayışla ülkeyi yönettiğini öne sürdü.

Bozkurt, "Laik cumhuriyet kuruluşlarına savaş açan bir anlayışla karşı karşıyayız. Lütfen laik cumhuriyeti koruyalım, kollayalım. Türkiye Cumhuriyeti'nin kilit taşı Mustafa Kemal Atatürk'tür, laiklik ilkesidir. Topluma kin ve nefret tohumları ekerek, 'dindar ve kindar nesiller' anlayışıyla bir yere varamazsınız. Bu toplum ilk defa AKP ile dindar olmadı ama kin ve din bir arada telaffuz edilemez." diye konuştu.

AK PARTİ Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal da Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla gündem dışı söz alarak, 20 Nisan'ın Hazreti Muhammed'in doğum günü olduğunu ve 14-20 Nisan arasının Kutlu Doğum Haftası olarak kutlandığına dikkati çekti Özkal, konuşmasında Hazreti Muhammed'in hayatını kısaca özetledi.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul da Kahramanmaraş'ta yapımı planlanan AFAD konteyner kentine ilişkin söz alarak, kampın yapılacağı yerin yanlış olduğunu iddia etti. Bölge halkının kampın yapımına karşı olduğunu ve bölgenin demografik yapısının değiştirilmesinin amaçlandığını savunan Toğrul, Alevi vatandaşların yaşadığı alanlara kamp yapıldığını öne sürdü.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Kilis'e düşen roketlerin vatandaşın can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini belirterek, dün 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin de yaralandığını anımsattı. Türk Silahlı Kuvvetlerin füzelerin geldiği yere top atışı yaptığını, ancak bu müdahalenin sonuçsuz kaldığını savunan Akçay, "Kilis'te ne oluyor? Sorunun cevabını hükümet verecektir. Bu davet dün de yapılmıştı. Hükümetin Kilis'teki vatandaşın can ve mal güvenliği için daha kararlı adımlar atması gerekiyor." dedi.

Akçay, çocukların cinsel istismarını araştırmak için kurulması kararlaştırılan komisyonun faaliyetlerinin bir an evvel başlatılması için TBMM Başkanlığına çağrıda bulundu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de AK PARTİ'nin verdiği dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin kanun teklifini eleştirerek, teklif ile Meclis iradesinin vesayet altına alınmaya çalışıldığını iddia etti.

Baluken, "Teklifin yaşama geçmesiyle TBMM, Saray'ın, Külliye'nin sadece şubesi haline gelecek. Saray'ın rehinesi pozisyonunda olan bir milletvekili ve parlamento tablosuyla karşı karşıya olacağız. 12 Eylül darbesinin demokrasi tarihimizdeki yeri neyse dün Saray'ın dayatmasıyla verilen teklifin de bizim siyasi tarihimizde geçeceği yer aynıdır. Mesele dokunulmazlık meselesinden daha çok Türkiye demokrasinin dokunulmazlığı meselesidir. Demokrasi bir kenara bırakılarak, diktatörlük rejimi tahkim edilmeye çalışıyor, bunu kınadığımızı ifade etmek istiyorum." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de dokunulmazlıklar konusunda verdikleri yasa teklifine herkesten destek beklediklerini belirterek, şöyle dedi:

"Fezlekelerde ne var, ne yok hodri meydan diyoruz, her partiden destek bekliyoruz. Partilerin bundan sonra alacakları tavırları hep birlikte göreceğiz. Bazı arkadaşlarımızın bir şeyleri varmış izlenimi oluşturulmak isteniyordu. Teröre destek veren, övücü, sempati duyucu, kışkırtıcı eylemleriyle kamuda, kamu vicdanında yara alacak şekilde eylemlere girmiş milletvekilleriyle ilgili de fezlekeler işleme alınmış olacak. Bunlarla ilgili sürecin kendi mecrasında ilerlemesiyle birlikte milletvekili arkadaşlarımızın tutumları da görülecektir."

Sataşma gerekçesiyle söz alan Baluken, şu görüşlere yer verdi:

"HDP Grubu olarak korkacağımız ya da utanacağımız hiçbir fezleke dosyasına sahip değiliz. Bedeli ne olursa olsun siyasi çalışmalarımızın sonuna kadar arkasındayız. İçtüzüğü by-pass eden, İçtüzük'ten kaçan sizlersiniz. Sizinle ilgili fezleke dosyalarında bizim gibi sahip çıkamayacağız hırsızlık, yolsuzluk, cinsel istismar, ahlaki yozlaşmayla ilgili birçok suç unsuru olduğu için bunları kamuoyunun gözünden kaçırmak istiyorsunuz."

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da hukuk çerçevesinde Meclise bir anayasa değişikliği teklifinde bulunduklarını anımsatarak, Meclise intikal etmiş ne kadar fezleke varsa açığa kavuşturulmasını, şaibe yaratmaya dönük siyasal dilin yargı tarafından aydınlatılmasını istediklerini bildirdi.

Bostancı, teklifin 316 AK PARTİ milletvekilinin imzasına sahip olduğunu belirterek, "Onu küçümseyen, hakir gören anlayış demokrasiye karşı saygılı, halkın iradesine karşı saygılı anlayış olmaz. Halkın iradesi 316 tane imzanın arkasındadır." dedi.

Baluken, tekrar söz alarak, Hitler dönemine atıfta bulunarak, Meclis iradesinin o dönemdeki gibi vesayet altına alınmaya çalışıldığını öne sürdü. Baluken, dokunulmazlık dosyalarının içtüzüğe uygun getirilmesini, karma komisyonda sürecin şeffaf ilerlemesini kabul ettiklerini belirterek, "Ondan sonra da 'oğlan bizim, kız bizim' dediğiniz, 'yargısı, yürütmesi, yasaması elimizde' dediğiniz yargının önüne birlikte çıkalım. Ama siz fezleke dosyalarının içeriğinden korktuğunuz için vesayetle Meclis'i darbeyle ipotek altına alıp vesayet rejimi kurmaya çalışıyorsunuz." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bostancı da "Hitler benzetmesinden gına geldi. Hitler bir kere seçimle geldi bir daha seçimle gitmedi. Biz kaç kere seçimle geldik Sayın Baluken? AK Parti iktidarlarının arkasında bu halkın helal oyları var. Halk 2002'den beri bu iktidarın arkasında saf tutmuş, 'siz yönetin' demiş. Hitler böyle mi yaptı? Tutturmuşsunuz bir Hitler, işinize geldiği için. Yaptığınız tam da Goebbels'in propaganda tekniğine uygun bir yaklaşım. Karşı olduğunuz Goebbels'e rahmet okutacak yöntemle propaganda yapıyorsunuz." dedi.

Sataşma nedeniyle tekrar söz alan Baluken, "Siz bu Meclis'te 17-25 Aralık hırsızlık, yolsuzluk dosyalarını aklamış siyasi parti adına konuşuyorsunuz. Biz, yolsuzluk ve hırsızlıkla yüzleşme konusunda sizin karnenizi çok iyi biliyoruz." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da TBMM'nin bazı odakların siyasi emellerine, tuzaklarına alet olmayacak kadar tecrübeli, birikimli bir Parlamento olduğunu belirterek, "Devlete kurşun atanı, böleni elbette yargılayalım iyi de devleti soyanları ne yapacağız? Dokunulmazlıklarla ilgili bizim üç teklifimiz halen geçerlidir." ifadesini kullandı.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için mülteciler sorununun araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, savaşın, dünyanın her yerinde acı, gözyaşı, yıkım anlamına geldiğini ifade etti.

Baydemir, sığınmacıların, ulus üstü mesele haline dönüştüğünü, sınır illerinin sığınmacıların tümünün yükünü sırtlamak durumunda kaldığını belirtti.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, Suriye'den Türkiye'ye gelen sığınmacıların her gün yüze yakın çocuğu dünyaya geldiğini, gelecek günlerde de bunun artmaya devam edeceğini öne sürdü.

Özcan, AK PARTİ döneminde mülteci sorununun başladığını, bununla bağlantılı olan terörün de hızlı şekilde artış göstermeye başladığını savunarak, "Türkiyede sosyal, ekonomik yapı ciddi anlamda bozuldu, güvenlik zaafiyeti arttı, fuhuş bile bu dönemde artış gösterdi. Geri kabul anlaşması imzalandı. Anlaşmanın içeriğinde ülkenin menfaatleri yok sayılıyor. Okuduğunuzda sizler de bu metni imzalayanlardan utanacaksınız. İhanet belgesidir. 'Cumhurbaşkanı 10 milyar dolar harcadık' diyor. Suriyeli mülteciler için 10 milyar dolar hangi mal ve hizmet alımı için kullanılmış? Hangi yandaş firmalar korunmuş? 10 milyar doların dökümünü istiyorum, nereye ne harcanmış, siz açıklamazsanız ben açıklayacağım." diye konuştu.

Grup önerisi aleyhinde söz alan AK PARTİ Elazığ Milletvekili Ömer Serdar, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde mültecilere yönelik bir alt komisyon kurulduğunu, komisyon toplantılarına HDP ve CHP'li üyelerin çok az katıldığını söyledi.

Serdar, dünyanın merkezinin Asya, Pasifik'e kaydığı bu dönemde bölgedeki en büyük zenginliğin petrol, doğalgaz değil Kürt, Türk kardeşliğinden doğacak enerji olduğunu belirtti. Serdar, bugün Türkiye düşmanlarını en fazla rahatsız eden durumun bu olduğunu dile getirdi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, komisyonda sunum yapıldığını ancak yapılması gerekenin sunum değil kamp ziyareti olduğunu öne sürdü. Bilgen, "Bunları ziyaret etmek yürek istiyor. Gelenlerin yüzde 10'u kamplarda kalıyor, peki yüzde 90'ı nerede yaşıyor?" diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Serdar'a, "Türkiye'yi mülteci lojistik dağıtım üssü yaptınız. Bu insani dram hiçbir yerde yaşanmadı. Bütün dünya yaşananları ibretle izliyor" şeklinde karşılık verdi.

Mülteciler Alt Komisyon Başkanı, AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu da sataşmalara yanıt verdi. İlk toplantıda, milletvekillerinin istediği kamplara gitme önerisinde bulunduğunun altını çizen Uslu, toplam 9 toplantı yaptıklarını, CHP'li üyenin 2, HDP'li üyenin 1 toplantıya katıldığını kaydetti.

Uslu, "Bu komisyonu çalıştıralım. Bu mülteci sorunu büyük bir sorun. Hodri meydan, hangi kampa gitmek istiyorsanız yarından tezi yok gidelim. Ayhan Bey, 'yarın bu kampa gidelim' desin, gidelim. Türkiye bu konuyu iyi yönetiyor, eksikliklerimiz yok demiyoruz. Çalışmamız, ağırlıklı olarak bunun üzerinde durmamız lazım. Komisyonu kuruyoruz ama arkadaşlar gelmiyor." dedi.

Grup önerisi aleyhinde konuşan MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan ise Türkiye'deki mülteci kamplarında yapılabileceklerin en iyisinin yapıldığını dile getirerek, "Ama Allah kimseyi toprağından koparmasın, yuvasından ayırmasın. Bu katlanabilir bir hayat değil, normale çevrilmesi lazım." diye konuştu.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "İranlı bir iş adamının Türkiye'de rüşvet dağıttığı iddialarının araştırılması" ile ilgili önergenin görüşülmesi önerisi ele alındı.

Görüşmelerde söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, muhalefet partileri olarak Kilis sınırında gerçekleşen saldırılarla ilgili hükümetten dün bilgilendirme istediklerini anımsatarak, "Hala bilgilendirme yapılmadı. İktidar partisi ve hükümet, Meclis'in bilgi edinme hakkına saygıyı ortaya koymuş değiller. Parlamentodaki iradeye saygısız yaklaşımı şikayet etmek istiyorum." dedi.

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan da AK PARTİ'nin grup başkanvekillerine seslenerek, "Ben de rica ediyorum. Bu konuda muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri iki gündür bilgi istiyor. Yetkili bakana ulaşma imkanınız varsa bu konuyla ilgili hem kamuoyunu hem de milletvekillerini bilgilendirmelerini istiyorum. Siz ulaşamazsanız ben ulaşmaya çalışacağım." diye konuştu.

Grup önergesi lehine söz alan CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, İran'da idama mahkum edilen Babek Zencani'nin ifadesinde, Türkiye'de 8,5 milyar dolar rüşvet dağıttığı iddiasının bulunduğunu belirterek, bu iddianın aydınlatılmasının Meclis'in görevi olduğunu söyledi.

Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a seslenerek, İran mahkemelerinden Zencani'nin ifadelerinin istenmesini, gerekiyorsa heyet gönderilerek yerinde inceleme yapılmasını isteyen Çıray, "Aksi halde bu töhmetin altında Meclis Başkanı olarak ezilirsiniz." dedi.

Zencani'nin ortağı Rıza Sarraf'ın da Türkiye'de korunamayacağı düşüncesiyle ABD'ye sığındığını ileri süren Çıray, iddiaların araştırılması için Meclis Araştırması yapılmasını istediklerini dile getirdi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da Zencani'nin Körfez ülkeleri ve Türkiye başta olmak üzere bir kara para aklama trafiğini yönettiğini iddia etti. Zencani'nin "sadece Türkiye'de 8,5 milyar doların rüşvet olarak dağıtıldığını" söylediğini belirten Beştaş, bu nedenle araştırma önergesinin desteklenmesinin hayati olduğunu kaydetti.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal ise "yeryüzünde fesat çıkartmak" suçundan idama mahkum edilen Zencani'nin Türkiye bağlantılarının ortaya konulması için araştırma önergesi verildiğini anlatarak, "Babek Zencani'nin tutuklandığı tarih 30 Aralık 2013. 2013 tarihi size bir şey hatırlatıyor mu? 17-25 Aralık 2013. Bugün Rıza Sarraf'ın tutuklanmasıyla ilgili işlemleri yapan Amerikan Hazine Bakanlığının finansal işlerle ilgili Bakan Yardımcısı David Kohen İstanbul'daydı. Aynı anda hem Türkiye'de hem orada birtakım şeyler yapılıyormuş. Sayın Davutoğlu, kendilerinin Yüce Divan'a gitmelerini söyledi. Nedense arkadaşlarımız bunları akladı." diye konuştu.

Günal, Sarraf'ın bir dönem şoförlüğünü yapan kişinin Meclis'in istemesi halinde ifade vereceğini söylediğini aktararak, "Bunun araştırılmasından neden ürküyorsunuz? Soruşturulursa ne olup bittiğini anlarız." dedi.

AK PARTİ Trabzon Milletvekili Salih Cora da hükümete ve AK PARTİ'ye yönelik Sarraf ve Zencani bağlantılı iftiraların hepsinin paralel yapı tarafından Türkiye gündemine getirildiğinin altını çizerek, "Bunlara millet prim vermemektedir. İddialar ortaya çıktıktan sonra her seçimde milletimiz iradesini ortaya koymuştur. Müslümanın sarığı beyazdır, leke kabul etmez. Milletimiz de bu konunda tercihini ortaya koymuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Cora, "Hiç kaygılanmaya gerek yok. Kısa bir araştırma yaptığımızda ABD'deki yargılamayla ülkemizin hiçbir hukuki ve fiili bağı olmadığı gibi İran'da yargılanan ve cezalanlandırılan Zencani'nin davası ile ABD savcısının açtığı davanın da illiyet bağı yoktur." diye konuştu.

CHP'nin, hayal dünyasında ürettiği kurgu metinlerini araştırma önergesine döktüğünü öne süren Cora, "Zencani ve Sarraf davasında tek bir benzerlik vardır. İki dava da CHP'nin hukukçu olmayan milletvekillerince yakın şekilde takip edilmiştir. Türkiye'de yasama, yürütme, yargı birbirinden bağımsızdır. Bu konuda ABD'den daha ileri sistemimiz mevcuttur." ifadesini kullandı.

Cora'nın sözleri üzerine HDP'li Baluken, "Madem Sarraf'ın sizle ilgili yok, madem yolsuzluk meselesiyle, kara parayla ilgili kaygı duymuyorsunuz, gelin bu önergeye destek verin. Meclis açığa çıkartsın. Sarraf yaklandıktan sonra uykularınız kaçtı. Bu kadar ağır suçlamalarla muhatap olan birinin, sizin bakanlarınızın elinden aldığı plaketle ilgili bile olsa açıklama yapmak zorundasınız. Kaygısızsanız gelin bu önergeyi destekleyin." dedi.

Sataşma gerekçesiyle tekrar söz alan AK Parti'li Cora, Türkiye'de söz konusu iddialarla ilgili yapılan yargılamada takipsizlik kararı verildiğini hatırlatarak, "Yargı kararlarına bizim saygı duyduğumuz kadar siz de saygı duyun. Türkiye'de herhangi bir şey olsa bunu dışarıya servis eden, AK Parti'yi, Recep Tayyip Erdoğan'ı, Ahmet Davutoğlu'nu karalamak için her türlü iddiayı ortaya koyan sizlersiniz. Mahkemeler de karar verdi, millet de karar verdi. 1 Kasım seçimlerinde, cumhurbaşkanlığı, yerel seçimlerde her şey ortaya çıkmıştır. Millet size de cevap veriyor, bize de." diye konuştu.

Cora'nın sözleri üzerine kürsüye gelen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, iktidarın, uygulamalarıyla Türkiye'yi uluslararası arenada rezil ettiğini, CHP'lilerin de bu rezil uygulamaların üzerini örtmekle meşgul olduğunu savundu.

Rıza Sarraf'ın Türkiye'de tutuklandığında "ben burada kalırsam konuşurum" mesajını dışarıya gönderdiğini ve hemen serbest bırakıldığını öne süren Altay, "Mahkeme kararlarına saygı duy' diye tavsiyede bulunacağına önce Cumhurbaşkanı'na söyle de o yargıya, yasamaya biraz saygı duysun. Çöktüğü yürütmenin tepesinden aşağıya insin." dedi.

Altay, Türkiye'nin bölgedeki ve çevresindeki bütün ülkelerle kavga eder hale getirildiğini, kara paranın lojistik üssü, mülteci göçlerinin dağıtım üssü, kaçak külçe altın üssü, ambargo delme üssü haline geldiğini iddia ederek, "İktidar sayesinde Türkiye'nin acınacak hali var. Millet size hırsızlığı, yolsuzluğu aklasın diye yetki vermiyor. Kabe'den örtü getirseniz bu yolsuzluğun üstünü örtemeyeceksiniz." şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, emeklilikte yaşa takılanlara yönelik bir çalışmalarının olmadığını belirterek, "Ben de emeklilikle yaşa takılanlardanım. Eğer bir sosyal güvenlik sistemi reformunu tam anlamıyla gerçekleştirmek istiyorsak, herkes belirlenen yaşta emekli olacaktır." dedi.

Zorunlu trafik sigortası, Sur ilçesinin yeniden inşası, Kanal İstanbul, 25 yaşa kadar genel sağlık sigortası primlerinin silinmesi, 15 bin polis alınması ve terörizmin finansmanıyla ilgili konularda düzenlemeler içeren, "Torba kanun" tasarısının 2. bölümünün görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda sürüyor.

Tasarının görüşmelerinde Bakan Soylu, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin bir soru üzerine Soylu, "Ben de emeklilikte yaşa takılanlardanım." diye konuştu.

Sosyal güvenlik sisteminde reform yaptıklarını, buna göre erkeklerin 65, kadınların 60 yaşında emekli olduğunu anımsatan Bakan Soylu, sosyal güvenlik sisteminin gelir gider dengesi bulunduğunu belirtti.

Soylu, "Biz bu dengeyi hepimiz için gözetmek durumundayız. Emeklilikte yaşa takılanlar konusunda ortaya koyduğumuz değerlendirme açıktır. Böyle bir çalışmamız yoktur. Eğer bir sosyal güvenlik sistemi reformunu tam anlamıyla gerçekleştirmek istiyorsak, herkes belirlenen yaşta emekli olacaktır." ifadesini kullandı.

Hakimlik ve savcılık sınavlarında Alevi-Sunni ayırımı yapıldığı iddialarına ilişkin Soylu, "Bu konuda kim bir ayrım yaparsa, onun bedelini acı şekilde öder. Bugün Türkiye'de herkes kendini ifade edebiliyor, kimliğini ortaya koyabilme fırsatına sahip. Geçmiş yıllara baktığımızda, insanlar kendi kimliğini ifade etmekten korkuyordu. Bugün böyle bir şey yok. 2002 ile 2015 arasında yüzleşemediğimiz sorunlar, halının altına süpürdüğümüz dertlerle ilgili yüz yüze gelinmiştir. Türkiye'de bugüne kadar ötekileştirilmiş bütün kesimlere kucak açılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, ikinci bölümde yer alan yürütme ve yürürlük hariç 15 maddenin, 10 farklı kanunda değişiklik yaptığını, böyle bir temel yasa olamayacağını belirtti.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, tasarıyla, ülkenin tamamında tarihi yerleşkelerin rant ekseninde imarlaşmaya açılmasının hedeflendiğini vurgulayarak, "Sur, Cizre, Silopi ve diğer ilçelerde yaptığınız yıkım, talandan kaynaklı tazminatlara halk yüzüne dahil bakmayacak, hesabı yargı önünde verilecektir." dedi.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****