2008-06-25 - 15:37
''TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ'' KAMPANYASI?
Başlatmış oldukları kampanyada 7.600 imza toplayan Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri, 'Türkçemize Sahip Çıkıyoruz' başlığını taşıyan dilekçeleri TBMM Dilekçe Komisyonuna sundu.
''Türkçemize Sahip Çıkıyoruz'' kampanyası başlatan Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri, topladıkları 7 bin 600 dilekçeyi TBMM Dilekçe Komisyonuna sundu.

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, dilekçeleri, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Yücel ve kampanyayı düzenleyen öğrencilerle birlikte, Komisyon Başkanı Alev Dedegil'e verdi.

Akalın, dilin kullanıldığı, her alanda bazı olumsuzluklar yaşandığını belirterek, yaşanan olumsuzlukları; ''özellikle iş yeri adlarında yabancı kelimelerin kullanılması, Türkiye'de üretilen ürünlerin yabancı adla piyasaya sunulması, Türkçe'nin, kitle iletişim araçlarında
yozlaştırılmış şekilde verilmesi, televizyon kanallarının adlarının yabancı olması, ürünlerin kullanım kılavuzlarında Türkçe'nin bulunmaması'' şeklinde sıraladı.

Bu durumdan, TDK'nın yanı sıra üniversite öğrencilerinin de şikayetçi olduğunu vurgulayan Akalın, Cumhuriyet Üniversitesi öğrencilerinin, Türkçe'nin olumsuz kullanımına karşı imza kampanyası başlattığını anımsattı.

Akalın, Mecliste geçen ve bu dönem kurulan Türkçe'deki bozulmayı araştırma komisyonunun çalışmalarının sevindirici olduğunu dile getirdi. Şükrü Haluk Akalın, komisyonun raporunun, TBMM Genel Kurulunda ele alınmasını ve yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesini istedi.

-''ÇANTOTTİ DEDİĞİMİZDE...''-

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Alev Dedegil de genç, yaşlı, üniversite ve parlamentoyla, herkesin, Türkçe üzerinde mutabık olduğu bir hassasiyet bulunduğunu vurguladı.

Hukuk ve ekonomi yanında terörün de küreselleştiğini belirten Dedegil, küreselleşmenin olumlu ve olumsuz etkilerine maruz kaldıklarını, dilin bozulduğunu söyledi.

Telefon ve internette, ''enterasan'' bir mesaj dili olduğunu dile getiren Dedegil, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Gençler, birbiriyle mesajlaşırken, zamandan, yerden kazanmak için kısaltmalar ve kendilerinin oluşturduğu bir dil var. Üniversitelerin önderliğinde, sivil toplumun işe dahil olmasıyla, izleme kurullarının oluşturulması konuları tartışılıyor. Yer isimlerinin, Türkçeden seçilmesinin teşvik edilmesi, farkındalık kampanyalarının oluşturulması çok anlamlı.

Özellikle ticarette, yabancı ülkeyi çağrıştıran bir kelime olduğunda üretici, satıcının artacağını düşünüyor. Böyle kanaat yerleşmiş. Bir çanta yaptığınızda, Ahmet veya Ayşe markası demeyip, çantotti dediğinizde, sanki satış değişikliği olacak gibi düşünüyor. İsmi Türkçe
olan, çok değerli kurum, şirket, ürünlerimiz var.''

Dedegil, kamu personel alımında, istihdam süresince, Türkçe sınavların yapılabileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Bilal Yücel de Türkçeyi koruma yasasının çıkartılmasını, Türk Dil Kurumuna, akademik nitelik kazandırılması, kadrosunun genişletilmesi ve yaptırım gücü verilmesini önerdi.