2018-05-10 - 14:44
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı ile "Vergi ve prim borçlarının yapılandırılması, emeklilere dini bayramlar öncesi ikramiye ödenmesi, imar barışı, üniversitelerden kaydı silinenlere af" gibi düzenlemeleri de içeren kanun tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı.
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, gündem dışı konuşmasında, seçim bölgesi Sinop ve üniversitelerin sorunlarına değindi.
Türkiye'nin 24 Haziran'da seçime gideceğini, ülkenin ihtiyacı olan birlik ve beraberliğin bu seçimlerde de süreceğine inandığını belirten Karadeniz, "Benim şehrim ülkenin en mutlu ili seçildi. Kendi ilimde ocu bucu yok, ülke menfaatleri var. Sinop'un tüm ülkemize örnek olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.
Millet kavramını yaşayan herkesin kavga ortamını geride bırakmasını isteyen Karadeniz, "Misakımilli sınırları içinde, millet kavramını gerçekten hissetmiş bir ülkeyiz. Hiçbir siyasi parti ayırt etmeden ülke menfaatlerini düşünen tüm milletvekillerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum." ifadesini kullandı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu da Hıdırellez Günü'ne ilişkin yaptığı konuşmada, büyük ve köklü milletlerin zenginliklerinin tarihin derinliklerine uzandığını bildirdi.
Hükümetin yurt genelindeki yatırımları ile Türkiye'nin kalkındığını aktaran Dedeoğlu, "Huzur ve istikrar ortamının devam etmesi için 24 Haziran tarihi çok önemlidir. Halkımızın bugüne kadar olduğu gibi AK Parti'ye teveccühünü devam ettireceğine inancım tamdır." ifadesini kullandı.
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım ise Fransa'daki bildiri hakkında söz aldı. Söz konusu bildirinin yayımlanmasında DEAŞ'ın suçunun büyük olduğunu belirten Yıldırım, Hz. Peygamberin, Müslüman olmayanların yakılmasını yasakladığını, ancak DEAŞ'ın sözde Müslümanlık adına aslen Lübnanlı bir pilotu hunharca öldürdüğünü söyledi.
Yıldırım, şunları kaydetti:
"Biz eksiklerimiz, kusurlarımız ve yanlış algılamalar nedeniyle başta Fransa olmak üzere birçok ülkenin eline koz veriyoruz. Dolayısıyla Kur'an bir barış kitabıdır, İslam bir barış dinidir. Bunun böyle bilinmesi gerekir."
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, belediyelerin kendi hizmetleri dışında her işi yaptığını belirterek, "Belediyeler lokanta, kafe açıyor. Her türlü hizmet sektörüne girmiş vaziyetteler. İnsanlara iş fırsatı bırakmayan belediyelerin bu tutumundan vazgeçmesi gerekiyor." dedi.
TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaların ardından yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Usta, geçen haftalarda Samsun'da SAMGİAD temsilcileri ile bir toplantı yaptıklarını ve önemli konuların gündeme geldiğini söyledi.
Genç iş adamlarının özellikle ekonomide belirsizliklerin olduğunu dile getirdiğini, bunun üzerine kendisinin de önümüzdeki dönemde bu belirsizliğin ortadan kalkacağını söylediğini aktaran Usta, şöyle konuştu:
"Yaşanan olumsuzluklara örnek verecek olursak, belediyeler şu an kendi hizmetleri dışında her işi yapmaktalar. Belediyeler lokanta açıyorlar, kafe açıyorlar. Her türlü hizmet sektörüne girmiş vaziyetteler. Özel bir kuruluşun belediyeyle rekabet imkanını yoktur çünkü bir sürü maliyet belediye bütçesinden karşılanıyor. Dolayısıyla insanlara iş fırsatı bırakmayan belediyelerin bu tutumundan vazgeçmesi gerekiyor. İçişleri Bakanlığının bu konuyu mutlaka ele alması gerekiyor. Özellikle geri dönüşüm konusunda büyük sıkıntılar var. 15 milyar dolar israfın olduğu değerlendiriliyor. Belediyelerin kafe açmak yerine geri dönüşüm konusuna ağırlık vermeleri lazım."
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da TRT'nin AK Parti iktidarının seçim propagandası aracı haline geldiğini öne sürdü.
TRT'nin, AK Parti'nin seçim propagandası aracı olmadığını bilmesi gerektiğini belirten Tanal, "TRT payı alınması her vatandaş için eşit, tarafsız ve genel yayın yapılması ilkelerini içermektedir. Seçimin demokratik ve adil olması kriterinin başında da TRT'nin her siyasi partinin genel başkanına ve her cumhurbaşkanı adayına eşit halde yer vermesi gelmektedir." diye konuştu.
Tanal, bu haftanın Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası olduğunu anımsatarak, trafikte küçük bir ihmalin büyük felaketleri beraberinde getireceğini vurguladı.
"Trafik canavarı olmayalım." diyen Tanal, "Kaza en pahalı cezadır. Kazaları otolar değil, şoförler yapar. Hastanelerin de mağazalar gibi vitrinleri olsaydı bu denli acı trafik kazaları olmazdı. Siyasi iktidar belirli yerlerde bu vitrinleri oluşturursa bu kazalar da olmamış olur." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise nüfusun yüzde 12 ila 15'ini engellilerin oluşturduğunu, engellilerin yüzde 80'inin iş gücü piyasasına katılamadığını belirtti.
Herkesin bir engelli adayı olduğunu aklından çıkarmaması gerektiğini ifade eden Beştaş, "Bakanlık bütçesinden engellilere ayrılan pay, engellilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzak. Engelsiz bir yaşamı hep birlikte inşa etmeliyiz. Bu konuda toplumsal duyarlılığı artırmalıyız. Yardıma ihtiyaç duymadan yaşayabilecekleri toplumsal ve yasal zorlukların aşılması gerekiyor. En büyük engel sevgisizliktir. İnsanın kalbi engelli olmasın, diğer bütün engeller aşılır." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise bu özel haftanın engelli bireylerin sorunlarına daha fazla dikkat çekilmesine ve engelli vatandaşlara yönelik duyarlılığın artırılmasına vesile olmasını temenni ettiklerini dile getirdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Başkanlık Divanı olarak her insanın bir engelli adayı olduğunu hatırlattıklarını söyledi.
Tüm engellileri sevgi ve saygıyla selamladıklarını ifade eden Aydın, "Bu haftanın özelde de engelli kardeşlerimizin sorunlarına ve bu sorunların çözümü noktasındaki önerilere ayrılması gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz. En büyük engel olan sevgisizliği ortadan kaldırabilirsek herkesi kucaklarız diye düşünüyorum." dedi.
Öte yandan, 15 milletvekilinin CHP'ye dönmesiyle İYİ Parti TBMM Grubu düştü. Genel Kurulda İYİ Parti'nin bulunduğu sıra yeniden eskisi gibi HDP'ye tahsis edildi.
TBMM Genel Kurulu, bugün, yetki tasarısı ile borçların yapılandırması, imar affı, emeklilere bayram ikramiyesi gibi düzenlemeleri içeren tasarının görüşmelerinin bitimine kadar çalışacak.
TBMM Genel Kurulunda, çalışma gün ve saatleri ile ele alınacak konulara ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bugün kabul edilen 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı'nın 48 saat geçmeden görüşülmesi kararı alındı.
Tasarı, gündemin ilk sırasına alındı ve tasarının görüşmelerine Genel Kurulda başlandı.
Genel Kurul bugün, bu tasarının yasalaşmasının ardından "Vergi ve prim borçlarının yapılandırılması, emeklilere dini bayramlar öncesi ikramiye ödenmesi, imar barışı, üniversitelerden kaydı silinenlere af" gibi düzenlemeleri de içeren kanun tasarısının ikinci bölümünü ele alacak.
Bu tasarıların bugün tamamlanması halinde, Genel Kurul 11 Mayıs Cuma ve 11 Mayıs Cumartesi günleri çalışmayacak.
Öte yandan Genel Kurulda, boş bulunan TBMM Başkanlık Divanı üyeliğine, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu seçildi.
HDP'nin, "OHAL döneminde BES üyesi kamu görevlilerine yönelik uygulamalar" ile ilgili grup önerisinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında hükümet adına söz alan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM'nin anayasada köklü reformları içeren önemli değişiklikleri Ocak ayında kabul ettiğini söyledi.
Söz konusu değişikliklerin 2017 yılının Nisan ayında halkın onayına sunulduğunu, yapılan referandum sonucunda da Türk halkının parlamenter hükümet sisteminden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişi onayladığını ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu:
"Esasında bu anayasa değişiklikleri Cumhuriyet'in ilanından bugüne anayasamızda yapılan en köklü değişikliklerin başında gelmektedir. Türkiye, bundan sonra artık yeni anayasanın öngördüğü esaslar çerçevesinde yönetilmeye devam edecektir. Bugüne kadar parlamenter sistem çerçevesinde yönetildik, yasama-yürütme ilişkileri parlamenter sistemin nitelikleriyle uyumlu olacak kısımları, olmayacak kısımlarıyla beraber ama özünde parlamenter sisteme göre yerine getirildi.
Yeni sistem esasında yasama ve yürütmenin tam ayrılığını, birbirine karşı tam bağımsızlığını ortaya koymaktadır. Yeni sistem yürütme yetkisinin doğrudan halk tarafından verilmesini, aradan parlamentonun çıkarılmasını, iktidarın, parlamentonun güvenoyuna değil de halkın güvenoyuna dayanmasını emretmektedir."
Bozdağ, yeni sistemin, yasamayı güçlendirdiğini, milletvekillerini parlamenter sisteme göre daha etkin hale getirdiğini, yasama faaliyetlerini münhasıran TBMM'ye, yasa teklifi verme yetkisini de bütçe kanunu hariç tamamen milletvekillerine devrettiğini anlattı.
Milletvekillerinin bugünkü sisteme göre oldukça güçleneceğine işaret eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yasama da tam anlamıyla etkin bir aktör haline getirilmektedir. Yasama denetimi de aynı şekilde etkin bir şekilde parlamento tarafından yerine getirilecektir. Aynı şekilde yeni sistem toplumdaki kutuplaşmayı da ortadan kaldıracak özelliklere sahiptir. Nitekim yeni sistem vesilesiyle yapılacak ilk seçimde, siyasi partilerin seçim öncesi ittifak kurması, ittifak adı altında seçimlere girme iradeleri bu sistemin partileri birbirlerine yaklaştırdığını, birlikte seçim faaliyetine, birlikte milletin önüne çıkma iradesine teşvik ettiğini göstermektedir ki bu da son derece önemlidir.
Bu sistemin yürürlüğe girmesinden sonraki süreçte hem bizim siyasal kültürümüzde hem demokrasi kültürümüzde çok önemli değişiklikler olacaktır."
Bozdağ, anayasanın halk tarafından kabul edilmesi üzerine bazı maddelerin hemen yürürlüğe girdiğini söyledi.
"Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilir." ifadesinin metinden çıkarıldığını vurgulayan Bozdağ, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisine döndüğünü hem Cumhurbaşkanı hem de AK Parti Genel Başkanı olarak görevini yürütmeye başladığını dile getirdi.
Seçim takviminin başlamasıyla beraber yürürlüğe girmesi öngörülen hükümler bulunduğuna işaret eden Bozdağ, "Takvim başladı ve bunlar da yürürlüğe girdi. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında uyum maksadıyla önemli değişiklikler hayata geçmiş oldu. İkinci kısımda anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak yürürlüğe girdi. Şimdi en önemli kısım, esasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürürlüğe girmesi için artık gün sayıyoruz. Anayasamızın ilgili maddeleri birlikte tetkik edildiği takdirde yeni hükümet sistemi bütün gerekleriyle, kuralları ve kurumlarıyla beraber seçimden sonra cumhurbaşkanının TBMM Genel Kurulunda yemin ettiği gün yürürlüğe girecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bekir Bozdağ, yeni sistem yürürlüğe girerken mevcut mevzuatta anayasanın kabul ettiği bu düzene göre düzenlemeler yapma zaruretinin de ortada olduğuna dikkati çekti.
Hükümetin ve parlamentonun, anayasa değişikliğinin kabulünden sonra geçen sürede bazı çalışmalar yaptığını, hükümet olarak mevcut mevzuatın tamamını taradıklarını anlatan Bozdağ, şunları söyledi:
"Baktığımızda şu anda uluslararası anlaşmalar hariç, yürürlükte 879 kanun ile 80 KHK bulunmaktadır. Bunların tamamının incelenmesi sonucunda 521 kanunda değişiklik yapılması zarureti ortaya çıkmıştır. Ayrıca, 40 KHK'de değişiklik yapılması zarureti vardır. Yürürlükten 2 bin 483 maddenin kaldırılma zarureti var, 2 bin 470 maddede de değişiklik öngörülmektedir. Bazı ibarelerin yasalarımızdan çıkarılması, bazı maddelerin yürürlükten kaldırılması yapılırken bazılarında uyum maksadıyla değişiklikler yapılma zarureti ortadadır.
Bunların kısa sürede tamamlanması, TBMM'nin huzuruna getirilmesi takdir edersiniz ki kolay bir iş değildir. Hükümetimiz 16 Nisan gelmeden önce halk oylamasının sonucunu öngördüğü için bakanlıklar faaliyetine başlamış, bu çalışmalar büyük bir titizlikle yürütülmüştür ancak seçimlerin öne alınması nedeniyle parlamentoda geniş anlamda tartışma fırsatı ortadan kalkmıştır. O nedenle bugün huzurlarınıza bu yetki kanunu tasarısını getirmek zorunda kaldık."
Bozdağ, söz konusu tasarının Meclis'e gelmesinin, hükümetin tercih ettiği bir yöntem olmadığını, yapmak zorunda kaldığı bir husus olduğunu söyledi.
Sevk edilen yetki kanun tasarısının anayasaya tamamen uygun olduğuna dikkati çeken Bozdağ, "Burada bir aykırılığın olması söz konusu değildir." ifadelerini kullandı.
Yapılacak düzenlemelerin tamamının Anayasa'ya uyum öngördüğünü anlatan Bozdağ, tasarıda, kanunların tamamının sayılmamış olmasının Anayasa'ya aykırılık sorunu oluşturmadığını söyledi.
Bekir Bozdağ, bugüne kadar çıkarılan 30 yetki kanununa dayanarak 515 KHK'nin çıkarıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:
"AK Parti hükümetlerinde 2011 yılında bir tane yetki kanunu çıkardık ve buna dayanarak da 35 tane KHK çıkarmış durumdayız. Hükümet olarak biz, mecbur kalmadıkça bu yetki kanunu yoluna başvurmadık. Bugünkü başvurumuz da esasında mecbur kalmamızın bir sonucudur. Mecburuz çünkü sistem yürürlüğe giriyor. 24 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiyoruz ve bu sistemin aksamadan yürümesi için uyum yasalarının çıkması ve parlamento çalışamayacağı için bunun Meclis yerine Meclisin verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu tarafından yapılma zarureti var. Sistem değiştiği halde değişmemiş gibi devam etmek hiçbirimize fayda vermez. Bu sistemi, sağlıklı yürütmek için ne yapmamız lazımsa onun üzerinde hep beraber durmamız lazım."
KHK'lerin adedi veya kaç tane kanunda değişiklik yapılacaksa bu kanunların adının sayılmasının bir anayasal zorunluluk olmadığını dile getiren Bozdağ, 1961 Anayasası'nın "Bunları siz yetki kanununda tek tek sayacaksınız." dediğini ancak 1982 Anayasası'nın tek tek saymayı öngörmediğini vurguladı.
Konunun daha sonra Anayasa Mahkemesine gittiğini belirten Bozdağ, yüksek mahkemenin konuya ilişkin kararını okudu. Bozdağ, kararın çok açık olduğunu, kendilerinin de bunu tercih ederek sayma yoluna gitmediklerini söyledi. Bozdağ, "Saysaydık ne olacaktı? Tam 14 sayfa kanun numarası ve adını buraya yazmış olacaktık. Bunun bize ne faydası var?" ifadesini kullandı.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, saydıkları kanunlarda değişiklik yapılması, yürürlükten kaldırılması ya da yeni düzenleme yapılması hususunun da sadece uyumla ilgili ve uyumla sınırlı olduğunu, bunun dışında bir düzenlemeyi bununla yapabilme imkanlarının olmadığını kaydetti.
Kanunda olmayan ancak yeni sistemin gerekleri icabı yeni bir düzenleme yapmaları gereken konuların olabileceğini, düzenleme diyerek kast ettiklerinin, bu yeni sistemin ruhuna ve Anayasa'ya uygun bir düzenleme yapmak olduğunu anlatan Bozdağ, "Bizim yapacağımız düzenlemelerin tamamı Anayasa değişikliğine uygun uyarlama düzenlemeleridir. Bunların denetimi de Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacaktır. Anayasa'nın dışına çıkan bir şey olduğu zaman elbette Anayasa Mahkemesi bunu iptal edecektir." diye konuştu.
Süre konusunda da bir sorun olmadığını belirten Bozdağ, "Anayasa'nın 91. maddesi, KHK'lerin kullanılma süresinin belirtilmesini ifade ediyor. Biz de burada kullanılma süresini belirtiyoruz. Nedir kullanılma süresi? İki şekilde olabilir. Ya somut tarih olarak verirsiniz. Bu bir somut süredir ve buraya uygundur. Eğer tarih olarak ifade etme imkanınız yoksa o zaman bu kati süreyi, kati bir hadiseye bağlarsınız ve o da bir kati süredir, kullanılması gereken süredir." dedi.
Bozdağ, hem Anayasa'nın 91. maddesinin hem de diğer maddelerin tamamının cumhurbaşkanı TBMM Genel Kurulunda yemin ettiği zaman yürürlükten kalkacağını, Bakanlar Kurulunun yetkisinin de cumhurbaşkanı yemin edene kadar devam ettiğini, dolayısıyla burada belirli ve kati bir süre olduğunu, "belirsizlik" diye bunu değerlendirmenin doğru olmadığını söyledi.
Bozdağ, şöyle devam etti:
"Çok açık, biz kati bir hadiseye bağlıyoruz. Kati hadise nedir? Cumhurbaşkanı seçimidir. 24 Haziran'da yapılıyor. Bizim tahminlerimize göre, ilk turda biteceği için kesinleşme sonuçlarının ilanından itibaren Meclis, İçtüzüğe göre üç gün içinde toplanacak ve beş gün içinde başkan seçecek. Belki cumhurbaşkanı, ilk gün milletvekilleri yemin ederken geçici Başkanlık Divanı huzurunda da yemin edip göreve başlayabilir ya da yeni Meclis başkanı seçildikten sonra da göreve başlayabilir.
Eğer bu arada bir fasıla, boşluk olsaydı, o zaman biz boşluğa düşerdik. Onun için sistem değişikliğinin herhangi bir boşluğa düşmeden yürürlüğünün sağlanması için bu ortaya kondu. Efendim, 'O gün seçim bitmezse'. Görünen köy kılavuz istemiyor. Seçim 24 Haziran'da bitecek. Bunun başkası yok. Görünen köy kılavuz istemediği için de biz bunu görüyoruz. 24 Haziran'da muhtemelen bitecek, muhtemelen de 5-6'sı gibi parlamento yemin etmek üzere toplanacaktır. Hadise net olduğu için o hadiseye bağlanan süre belirlidir, nettir ve kati süredir. Biz bu yetkiyi belirsiz bir süre almıyoruz. Çok açık, net, bu yönüyle de Anayasa'ya aykırılık söz konusu değildir. Bu yetki kanun tasarısıyla Türkiye'mizin Anayasa'mızda yapılan değişiklikten sonra bu değişikliğe uygun yeni hükümet sistemine göre bütün uyum yasalarının çıkarılması ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin inşası için sizin adınıza, sizin verdiğiniz yetkiye istinaden hükümetimiz çalışmalarını yürütecektir. Beraber biz, yeni sistemi inşa edeceğiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, gündem dışı konuşmasında, seçim bölgesi Sinop ve üniversitelerin sorunlarına değindi.
Türkiye'nin 24 Haziran'da seçime gideceğini, ülkenin ihtiyacı olan birlik ve beraberliğin bu seçimlerde de süreceğine inandığını belirten Karadeniz, "Benim şehrim ülkenin en mutlu ili seçildi. Kendi ilimde ocu bucu yok, ülke menfaatleri var. Sinop'un tüm ülkemize örnek olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.
Millet kavramını yaşayan herkesin kavga ortamını geride bırakmasını isteyen Karadeniz, "Misakımilli sınırları içinde, millet kavramını gerçekten hissetmiş bir ülkeyiz. Hiçbir siyasi parti ayırt etmeden ülke menfaatlerini düşünen tüm milletvekillerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum." ifadesini kullandı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu da Hıdırellez Günü'ne ilişkin yaptığı konuşmada, büyük ve köklü milletlerin zenginliklerinin tarihin derinliklerine uzandığını bildirdi.
Hükümetin yurt genelindeki yatırımları ile Türkiye'nin kalkındığını aktaran Dedeoğlu, "Huzur ve istikrar ortamının devam etmesi için 24 Haziran tarihi çok önemlidir. Halkımızın bugüne kadar olduğu gibi AK Parti'ye teveccühünü devam ettireceğine inancım tamdır." ifadesini kullandı.
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım ise Fransa'daki bildiri hakkında söz aldı. Söz konusu bildirinin yayımlanmasında DEAŞ'ın suçunun büyük olduğunu belirten Yıldırım, Hz. Peygamberin, Müslüman olmayanların yakılmasını yasakladığını, ancak DEAŞ'ın sözde Müslümanlık adına aslen Lübnanlı bir pilotu hunharca öldürdüğünü söyledi.
Yıldırım, şunları kaydetti:
"Biz eksiklerimiz, kusurlarımız ve yanlış algılamalar nedeniyle başta Fransa olmak üzere birçok ülkenin eline koz veriyoruz. Dolayısıyla Kur'an bir barış kitabıdır, İslam bir barış dinidir. Bunun böyle bilinmesi gerekir."
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, belediyelerin kendi hizmetleri dışında her işi yaptığını belirterek, "Belediyeler lokanta, kafe açıyor. Her türlü hizmet sektörüne girmiş vaziyetteler. İnsanlara iş fırsatı bırakmayan belediyelerin bu tutumundan vazgeçmesi gerekiyor." dedi.
TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaların ardından yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Usta, geçen haftalarda Samsun'da SAMGİAD temsilcileri ile bir toplantı yaptıklarını ve önemli konuların gündeme geldiğini söyledi.
Genç iş adamlarının özellikle ekonomide belirsizliklerin olduğunu dile getirdiğini, bunun üzerine kendisinin de önümüzdeki dönemde bu belirsizliğin ortadan kalkacağını söylediğini aktaran Usta, şöyle konuştu:
"Yaşanan olumsuzluklara örnek verecek olursak, belediyeler şu an kendi hizmetleri dışında her işi yapmaktalar. Belediyeler lokanta açıyorlar, kafe açıyorlar. Her türlü hizmet sektörüne girmiş vaziyetteler. Özel bir kuruluşun belediyeyle rekabet imkanını yoktur çünkü bir sürü maliyet belediye bütçesinden karşılanıyor. Dolayısıyla insanlara iş fırsatı bırakmayan belediyelerin bu tutumundan vazgeçmesi gerekiyor. İçişleri Bakanlığının bu konuyu mutlaka ele alması gerekiyor. Özellikle geri dönüşüm konusunda büyük sıkıntılar var. 15 milyar dolar israfın olduğu değerlendiriliyor. Belediyelerin kafe açmak yerine geri dönüşüm konusuna ağırlık vermeleri lazım."
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da TRT'nin AK Parti iktidarının seçim propagandası aracı haline geldiğini öne sürdü.
TRT'nin, AK Parti'nin seçim propagandası aracı olmadığını bilmesi gerektiğini belirten Tanal, "TRT payı alınması her vatandaş için eşit, tarafsız ve genel yayın yapılması ilkelerini içermektedir. Seçimin demokratik ve adil olması kriterinin başında da TRT'nin her siyasi partinin genel başkanına ve her cumhurbaşkanı adayına eşit halde yer vermesi gelmektedir." diye konuştu.
Tanal, bu haftanın Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası olduğunu anımsatarak, trafikte küçük bir ihmalin büyük felaketleri beraberinde getireceğini vurguladı.
"Trafik canavarı olmayalım." diyen Tanal, "Kaza en pahalı cezadır. Kazaları otolar değil, şoförler yapar. Hastanelerin de mağazalar gibi vitrinleri olsaydı bu denli acı trafik kazaları olmazdı. Siyasi iktidar belirli yerlerde bu vitrinleri oluşturursa bu kazalar da olmamış olur." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise nüfusun yüzde 12 ila 15'ini engellilerin oluşturduğunu, engellilerin yüzde 80'inin iş gücü piyasasına katılamadığını belirtti.
Herkesin bir engelli adayı olduğunu aklından çıkarmaması gerektiğini ifade eden Beştaş, "Bakanlık bütçesinden engellilere ayrılan pay, engellilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzak. Engelsiz bir yaşamı hep birlikte inşa etmeliyiz. Bu konuda toplumsal duyarlılığı artırmalıyız. Yardıma ihtiyaç duymadan yaşayabilecekleri toplumsal ve yasal zorlukların aşılması gerekiyor. En büyük engel sevgisizliktir. İnsanın kalbi engelli olmasın, diğer bütün engeller aşılır." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise bu özel haftanın engelli bireylerin sorunlarına daha fazla dikkat çekilmesine ve engelli vatandaşlara yönelik duyarlılığın artırılmasına vesile olmasını temenni ettiklerini dile getirdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Başkanlık Divanı olarak her insanın bir engelli adayı olduğunu hatırlattıklarını söyledi.
Tüm engellileri sevgi ve saygıyla selamladıklarını ifade eden Aydın, "Bu haftanın özelde de engelli kardeşlerimizin sorunlarına ve bu sorunların çözümü noktasındaki önerilere ayrılması gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz. En büyük engel olan sevgisizliği ortadan kaldırabilirsek herkesi kucaklarız diye düşünüyorum." dedi.
Öte yandan, 15 milletvekilinin CHP'ye dönmesiyle İYİ Parti TBMM Grubu düştü. Genel Kurulda İYİ Parti'nin bulunduğu sıra yeniden eskisi gibi HDP'ye tahsis edildi.
TBMM Genel Kurulu, bugün, yetki tasarısı ile borçların yapılandırması, imar affı, emeklilere bayram ikramiyesi gibi düzenlemeleri içeren tasarının görüşmelerinin bitimine kadar çalışacak.
TBMM Genel Kurulunda, çalışma gün ve saatleri ile ele alınacak konulara ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bugün kabul edilen 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı'nın 48 saat geçmeden görüşülmesi kararı alındı.
Tasarı, gündemin ilk sırasına alındı ve tasarının görüşmelerine Genel Kurulda başlandı.
Genel Kurul bugün, bu tasarının yasalaşmasının ardından "Vergi ve prim borçlarının yapılandırılması, emeklilere dini bayramlar öncesi ikramiye ödenmesi, imar barışı, üniversitelerden kaydı silinenlere af" gibi düzenlemeleri de içeren kanun tasarısının ikinci bölümünü ele alacak.
Bu tasarıların bugün tamamlanması halinde, Genel Kurul 11 Mayıs Cuma ve 11 Mayıs Cumartesi günleri çalışmayacak.
Öte yandan Genel Kurulda, boş bulunan TBMM Başkanlık Divanı üyeliğine, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu seçildi.
HDP'nin, "OHAL döneminde BES üyesi kamu görevlilerine yönelik uygulamalar" ile ilgili grup önerisinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında hükümet adına söz alan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM'nin anayasada köklü reformları içeren önemli değişiklikleri Ocak ayında kabul ettiğini söyledi.
Söz konusu değişikliklerin 2017 yılının Nisan ayında halkın onayına sunulduğunu, yapılan referandum sonucunda da Türk halkının parlamenter hükümet sisteminden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişi onayladığını ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu:
"Esasında bu anayasa değişiklikleri Cumhuriyet'in ilanından bugüne anayasamızda yapılan en köklü değişikliklerin başında gelmektedir. Türkiye, bundan sonra artık yeni anayasanın öngördüğü esaslar çerçevesinde yönetilmeye devam edecektir. Bugüne kadar parlamenter sistem çerçevesinde yönetildik, yasama-yürütme ilişkileri parlamenter sistemin nitelikleriyle uyumlu olacak kısımları, olmayacak kısımlarıyla beraber ama özünde parlamenter sisteme göre yerine getirildi.
Yeni sistem esasında yasama ve yürütmenin tam ayrılığını, birbirine karşı tam bağımsızlığını ortaya koymaktadır. Yeni sistem yürütme yetkisinin doğrudan halk tarafından verilmesini, aradan parlamentonun çıkarılmasını, iktidarın, parlamentonun güvenoyuna değil de halkın güvenoyuna dayanmasını emretmektedir."
Bozdağ, yeni sistemin, yasamayı güçlendirdiğini, milletvekillerini parlamenter sisteme göre daha etkin hale getirdiğini, yasama faaliyetlerini münhasıran TBMM'ye, yasa teklifi verme yetkisini de bütçe kanunu hariç tamamen milletvekillerine devrettiğini anlattı.
Milletvekillerinin bugünkü sisteme göre oldukça güçleneceğine işaret eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yasama da tam anlamıyla etkin bir aktör haline getirilmektedir. Yasama denetimi de aynı şekilde etkin bir şekilde parlamento tarafından yerine getirilecektir. Aynı şekilde yeni sistem toplumdaki kutuplaşmayı da ortadan kaldıracak özelliklere sahiptir. Nitekim yeni sistem vesilesiyle yapılacak ilk seçimde, siyasi partilerin seçim öncesi ittifak kurması, ittifak adı altında seçimlere girme iradeleri bu sistemin partileri birbirlerine yaklaştırdığını, birlikte seçim faaliyetine, birlikte milletin önüne çıkma iradesine teşvik ettiğini göstermektedir ki bu da son derece önemlidir.
Bu sistemin yürürlüğe girmesinden sonraki süreçte hem bizim siyasal kültürümüzde hem demokrasi kültürümüzde çok önemli değişiklikler olacaktır."
Bozdağ, anayasanın halk tarafından kabul edilmesi üzerine bazı maddelerin hemen yürürlüğe girdiğini söyledi.
"Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilir." ifadesinin metinden çıkarıldığını vurgulayan Bozdağ, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisine döndüğünü hem Cumhurbaşkanı hem de AK Parti Genel Başkanı olarak görevini yürütmeye başladığını dile getirdi.
Seçim takviminin başlamasıyla beraber yürürlüğe girmesi öngörülen hükümler bulunduğuna işaret eden Bozdağ, "Takvim başladı ve bunlar da yürürlüğe girdi. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında uyum maksadıyla önemli değişiklikler hayata geçmiş oldu. İkinci kısımda anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak yürürlüğe girdi. Şimdi en önemli kısım, esasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürürlüğe girmesi için artık gün sayıyoruz. Anayasamızın ilgili maddeleri birlikte tetkik edildiği takdirde yeni hükümet sistemi bütün gerekleriyle, kuralları ve kurumlarıyla beraber seçimden sonra cumhurbaşkanının TBMM Genel Kurulunda yemin ettiği gün yürürlüğe girecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bekir Bozdağ, yeni sistem yürürlüğe girerken mevcut mevzuatta anayasanın kabul ettiği bu düzene göre düzenlemeler yapma zaruretinin de ortada olduğuna dikkati çekti.
Hükümetin ve parlamentonun, anayasa değişikliğinin kabulünden sonra geçen sürede bazı çalışmalar yaptığını, hükümet olarak mevcut mevzuatın tamamını taradıklarını anlatan Bozdağ, şunları söyledi:
"Baktığımızda şu anda uluslararası anlaşmalar hariç, yürürlükte 879 kanun ile 80 KHK bulunmaktadır. Bunların tamamının incelenmesi sonucunda 521 kanunda değişiklik yapılması zarureti ortaya çıkmıştır. Ayrıca, 40 KHK'de değişiklik yapılması zarureti vardır. Yürürlükten 2 bin 483 maddenin kaldırılma zarureti var, 2 bin 470 maddede de değişiklik öngörülmektedir. Bazı ibarelerin yasalarımızdan çıkarılması, bazı maddelerin yürürlükten kaldırılması yapılırken bazılarında uyum maksadıyla değişiklikler yapılma zarureti ortadadır.
Bunların kısa sürede tamamlanması, TBMM'nin huzuruna getirilmesi takdir edersiniz ki kolay bir iş değildir. Hükümetimiz 16 Nisan gelmeden önce halk oylamasının sonucunu öngördüğü için bakanlıklar faaliyetine başlamış, bu çalışmalar büyük bir titizlikle yürütülmüştür ancak seçimlerin öne alınması nedeniyle parlamentoda geniş anlamda tartışma fırsatı ortadan kalkmıştır. O nedenle bugün huzurlarınıza bu yetki kanunu tasarısını getirmek zorunda kaldık."
Bozdağ, söz konusu tasarının Meclis'e gelmesinin, hükümetin tercih ettiği bir yöntem olmadığını, yapmak zorunda kaldığı bir husus olduğunu söyledi.
Sevk edilen yetki kanun tasarısının anayasaya tamamen uygun olduğuna dikkati çeken Bozdağ, "Burada bir aykırılığın olması söz konusu değildir." ifadelerini kullandı.
Yapılacak düzenlemelerin tamamının Anayasa'ya uyum öngördüğünü anlatan Bozdağ, tasarıda, kanunların tamamının sayılmamış olmasının Anayasa'ya aykırılık sorunu oluşturmadığını söyledi.
Bekir Bozdağ, bugüne kadar çıkarılan 30 yetki kanununa dayanarak 515 KHK'nin çıkarıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:
"AK Parti hükümetlerinde 2011 yılında bir tane yetki kanunu çıkardık ve buna dayanarak da 35 tane KHK çıkarmış durumdayız. Hükümet olarak biz, mecbur kalmadıkça bu yetki kanunu yoluna başvurmadık. Bugünkü başvurumuz da esasında mecbur kalmamızın bir sonucudur. Mecburuz çünkü sistem yürürlüğe giriyor. 24 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiyoruz ve bu sistemin aksamadan yürümesi için uyum yasalarının çıkması ve parlamento çalışamayacağı için bunun Meclis yerine Meclisin verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu tarafından yapılma zarureti var. Sistem değiştiği halde değişmemiş gibi devam etmek hiçbirimize fayda vermez. Bu sistemi, sağlıklı yürütmek için ne yapmamız lazımsa onun üzerinde hep beraber durmamız lazım."
KHK'lerin adedi veya kaç tane kanunda değişiklik yapılacaksa bu kanunların adının sayılmasının bir anayasal zorunluluk olmadığını dile getiren Bozdağ, 1961 Anayasası'nın "Bunları siz yetki kanununda tek tek sayacaksınız." dediğini ancak 1982 Anayasası'nın tek tek saymayı öngörmediğini vurguladı.
Konunun daha sonra Anayasa Mahkemesine gittiğini belirten Bozdağ, yüksek mahkemenin konuya ilişkin kararını okudu. Bozdağ, kararın çok açık olduğunu, kendilerinin de bunu tercih ederek sayma yoluna gitmediklerini söyledi. Bozdağ, "Saysaydık ne olacaktı? Tam 14 sayfa kanun numarası ve adını buraya yazmış olacaktık. Bunun bize ne faydası var?" ifadesini kullandı.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, saydıkları kanunlarda değişiklik yapılması, yürürlükten kaldırılması ya da yeni düzenleme yapılması hususunun da sadece uyumla ilgili ve uyumla sınırlı olduğunu, bunun dışında bir düzenlemeyi bununla yapabilme imkanlarının olmadığını kaydetti.
Kanunda olmayan ancak yeni sistemin gerekleri icabı yeni bir düzenleme yapmaları gereken konuların olabileceğini, düzenleme diyerek kast ettiklerinin, bu yeni sistemin ruhuna ve Anayasa'ya uygun bir düzenleme yapmak olduğunu anlatan Bozdağ, "Bizim yapacağımız düzenlemelerin tamamı Anayasa değişikliğine uygun uyarlama düzenlemeleridir. Bunların denetimi de Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacaktır. Anayasa'nın dışına çıkan bir şey olduğu zaman elbette Anayasa Mahkemesi bunu iptal edecektir." diye konuştu.
Süre konusunda da bir sorun olmadığını belirten Bozdağ, "Anayasa'nın 91. maddesi, KHK'lerin kullanılma süresinin belirtilmesini ifade ediyor. Biz de burada kullanılma süresini belirtiyoruz. Nedir kullanılma süresi? İki şekilde olabilir. Ya somut tarih olarak verirsiniz. Bu bir somut süredir ve buraya uygundur. Eğer tarih olarak ifade etme imkanınız yoksa o zaman bu kati süreyi, kati bir hadiseye bağlarsınız ve o da bir kati süredir, kullanılması gereken süredir." dedi.
Bozdağ, hem Anayasa'nın 91. maddesinin hem de diğer maddelerin tamamının cumhurbaşkanı TBMM Genel Kurulunda yemin ettiği zaman yürürlükten kalkacağını, Bakanlar Kurulunun yetkisinin de cumhurbaşkanı yemin edene kadar devam ettiğini, dolayısıyla burada belirli ve kati bir süre olduğunu, "belirsizlik" diye bunu değerlendirmenin doğru olmadığını söyledi.
Bozdağ, şöyle devam etti:
"Çok açık, biz kati bir hadiseye bağlıyoruz. Kati hadise nedir? Cumhurbaşkanı seçimidir. 24 Haziran'da yapılıyor. Bizim tahminlerimize göre, ilk turda biteceği için kesinleşme sonuçlarının ilanından itibaren Meclis, İçtüzüğe göre üç gün içinde toplanacak ve beş gün içinde başkan seçecek. Belki cumhurbaşkanı, ilk gün milletvekilleri yemin ederken geçici Başkanlık Divanı huzurunda da yemin edip göreve başlayabilir ya da yeni Meclis başkanı seçildikten sonra da göreve başlayabilir.
Eğer bu arada bir fasıla, boşluk olsaydı, o zaman biz boşluğa düşerdik. Onun için sistem değişikliğinin herhangi bir boşluğa düşmeden yürürlüğünün sağlanması için bu ortaya kondu. Efendim, 'O gün seçim bitmezse'. Görünen köy kılavuz istemiyor. Seçim 24 Haziran'da bitecek. Bunun başkası yok. Görünen köy kılavuz istemediği için de biz bunu görüyoruz. 24 Haziran'da muhtemelen bitecek, muhtemelen de 5-6'sı gibi parlamento yemin etmek üzere toplanacaktır. Hadise net olduğu için o hadiseye bağlanan süre belirlidir, nettir ve kati süredir. Biz bu yetkiyi belirsiz bir süre almıyoruz. Çok açık, net, bu yönüyle de Anayasa'ya aykırılık söz konusu değildir. Bu yetki kanun tasarısıyla Türkiye'mizin Anayasa'mızda yapılan değişiklikten sonra bu değişikliğe uygun yeni hükümet sistemine göre bütün uyum yasalarının çıkarılması ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin inşası için sizin adınıza, sizin verdiğiniz yetkiye istinaden hükümetimiz çalışmalarını yürütecektir. Beraber biz, yeni sistemi inşa edeceğiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
