2016-03-04 - 11:41
2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Savunma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2016 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Savunma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2016 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.

Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

2016 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinin yedinci turunda; Milli Savunma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının bütçeleri görüşülecek.

Meclis Başkanvekili Buldan, bütçe görüşmelerine geçmeden önce kısa bir konuşma yaparak, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutladı.
Türkiye'de kadınların içinde bulunduğu durumun vahim olduğunu ifade eden ve kadın cinayetlerine, sosyal ve ekonomik alandaki sorunlara dikkati çeken Buldan, devlet erkinin kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik bir mekanizma oluşturamadığını söyledi. Buldan, "Unutulmamalıdır ki kadın özgürlük sorunu bütün toplumun sorunudur" dedi.

Daha sonra MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural yerinden söz alarak, her gün bir şehit haberi almaktan büyük üzüntü duyduğunu belirtti. Vural, Meclisteki her milletvekilinin bölücü terör karşısında iradesini kullanması ve askerin polisin sahada verdiği mücadeleyi parlamentoda sürdürmesi gerektiğine inandığını da ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de CHP olarak her türlü terörü lanetlediklerini vurgulayarak, şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk ulusuna başsağlığı diledi.

Üzücü olayların biran önce son bulması dileğinde bulunan Gök, hükümetin bu noktada önemli sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Gök, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü de kutlayarak, özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda tüm partilerin ortak bir irade sergilemesi gerektiğini dile getirdi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Mardin Nusaybin'deki terör saldırısı kınadı. Terörün kirli yüzünü gösterdiğinde bunun bedelini herkesin ödediğine işaret eden Bostancı, terör nedeniyle hayatını kaybeden kadınları da andı.

Bostancı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü de kutlayarak, kadınların toplumun her alanında etkin bir şekilde varolmasının önemini vurguladı.

Daha sonra bütçeler üzerinde ilk sözü, CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek aldı.

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, "Kumpas davalarında mağdur olan bini aşkın Silahlı Kuvvetler personeline iadeiitibar yasası bu dönemde mutlaka yasalaşmalıdır. Davalar sürecinde bu Meclis yeterince bu askerlere, mağdurlara sahip çıkmamıştır; onların haklarını korumak bu Meclisin bir insanlık görevidir" dedi.

Çiçek, yaptığı konuşmada asker ve polislerin özlük haklarının iyileştirilmesi ve şehit yakınları ile gazilerin haklarının artırılması gerektiğini, buna yönelik yasal düzenlemelerin yapılabileceğini söyledi.

Asker ve polisin özellikle terörle mücadelede canı pahasına mücadele ettiğini, zor koşullarda hizmet verdiğini belirten Çiçek, "Kumpas davalarında mağdur olan bini aşkın Silahlı Kuvvetler personeline iadeiitibar yasası bu dönemde mutlaka yasalaşmalıdır. Bu konuda, özellikle bu davalar sürecinde bu Meclis yeterince bu askerlere, mağdurlara sahip çıkmamıştır; onların haklarını korumak bu Meclisin bir insanlık görevidir" diye konuştu.

Çiçek, şunları kaydetti:

"Askerlik sisteminin ruhuna uygun olarak adil ve etkin hale getirilmesi yine bu Meclisin görevleri arasındadır. Anayasa'nın 72'nci maddesine göre, vatan hizmeti, her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şeklide yapılacağı yönündeki düzenlemelerin Mecliste gündeme getirilmesi ve bu konuda Milli Savunma Komisyonunda alınan kararın gereğinin bir an önce yapılması gerekmektedir.

Mevcut askerlik sistemi yamalı bohça gibidir, çeşitli istisnalar getirilmiştir; 2 milyondan fazla Türk genci bu istisnalardan faydalanarak şu an tecilli durumdadır. Bedelli askerliklerle, dövizli askerliklerle bu işi temelden çözmek mümkün değildir. Öngörülen uzman askerlik sistemiyle 1927 yılında başlayan ve 90 yılında uygulanan, adil olmadığı için kamuoyunda eleştirilen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı ileri teknoloji ürünlü silah ve teçhizatın kullanılması dahil uzmanlaşma ihtiyacını karşılayan, bedelli askerlik taleplerini çözen, kariyer ve iş planlamasında gençlerin önünü açan, milli bütçedeki kaynak ihtiyacını azaltan, Türkiye'nin stratejik konumuna uygun olarak güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan yeni bir askerlik sistemi kurulmalıdır."

CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Savunma Sanayi Müsteşarlığının önemli bir kurum olduğuna işaret ederek, Müsteşarlığın kadrolarında sürekli değişiklik yapılmasının önemli bir sorun olduğunu savundu.

"Savunma Sanayi Destekleme Fonu'nda ne kadar rezerv birikmiştir? Ve en son hangi projelere ne kadar kaynak aktarılmıştır?" diye soran Tüzün, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milli Tank Projesi yani ALTAY Projesi. Bir diğer önemli proje Genel Maksat Helikopteri ortak üretimi. Sayın Bakan, 109 adet helikopter Türkiye için üretilecek hem askeri hem sivil amaçta kullanılacaktı ama iki üç yıl geçti proje gecikti. Bu projenin gecikmesinin sebebi nedir? Bu helikopterlerde Türkiye'nin kendi yazılımı, kendi silahları kullanılacak, kısacası milli olacaktı. Bu gecikmeyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin muharebe yeteneğinin gelişmesi engellenmiş midir? Bunun cevabını istiyorum. Sözleşmenin gecikmesinin sebebi nedir? Özgün Helikopter Projesi hangi aşamadadır? Bir başka önemli proje ATAK Projesi, yani taarruz ve taktik keşif helikopterleri. Bu, muayene ve kabul sürecinde ciddi gecikmeler yaşanmaktadır. Bu gecikmenin sebebi nedir? Ürettiğimiz ve üreteceğimiz helikopter ve uçaklar Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde sertifikasyon için yetkili birim oluşturulmuş mudur? Maalesef bugüne kadar oluşturmadı."

Yıllardır füze ihalesinin konuşulduğunu ifade eden Tüzün, "(Amerika mı, Avrupa mı?) derken Çin'e verildi ama maalesef, ardından bir gecede alınan kararla iptal edildi. Aslında füze sistemi projesi Çin'le otuz yıldır görüşülüyordu. Bunun sebebi nedir Sayın Bakanım?" diye sordu.

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan da sanayi alanındaki bazı rakamlara değinerek, "Sanayi hiçbir dönem AKP iktidarında olduğu kadar zora düşmemiş. Sanayici hiç bu kadar yıldırılmamış. AKP'nin ranta dayalı politikaları nedeniyle üretim yapan fabrikalar kapandı" ifadelerini kullandı.

Bugüne kadar pek çok teşvik paketleri açıklandığını hatırlatan Tarhan, girişimciler teşvik değil, girdi maliyetlerinin düşürülmesini beklediğini söyledi. Tarhan, "Gelin hep beraber sanayicilerimizin sorunlarını çözelim. Üretim sanayisini ayağa kaldıralım" dedi.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Türkiye'nin terör nedeniyle bir kaos ortamına sürüklendiğini ileri sürerek, "PKK ile müzakere etme hatasına düşen bu iktidar, yönettiği ülkemizde terörle mücadele konusunda gerekli görevi yapmadığı için maalesef bugün tam bir çıkmazın içine girmiş durumdayız. Barışın ve huzurun olmadığı bir ülkede yatırım da olmaz, istihdam da üretim de ihracat da artmaz" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, dünyadaki teknolojik gelişmelere dikkati çekerek, Türkiye'nin katma değeri yüksek ürünler üretmesi gerektiğinin altını çizdi.

Denizli Milletvekili Melike Basmacı da CHP grubu adına yaptığı konuşmasında, Cumhuriyetin ulu bir çınar olduğunu, bunu değiştirmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirterek, "Ülkemde emek harcamış tüm kadınların, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum" dedi.

CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın ise sadece siyasetçi değil, 40 yıllık akademik kimliği ile konuştuğunu vurgulayarak, Türkiye'nin geleceğini şekillendiren üç bakanlığın Milli Eğitim, Kültür ve Turizm ile Bilim Sanayi ve Teknoloji bakanlıklarının olduğunu söyledi.

Bu bakanlıkların yanlışlarının Türkiye'nin geleceğine yapılmış yanlışlıklar olduğunu ifade eden Akaydın, AK PARTİ iktidarlarının bu alanlarda cumhuriyetin 90 yıllık birikimlerini tarumar ettiğini savundu.

"Türkiye uygarlık trenini kaçırmaktadır" diyen Akaydın, eğitim, bilim ve kültür sanat kadrolarının bu işin uzmanlarına bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

Eğitimde bilimsel ölçülerden ayrılınmaması gerektiğini, özellikle tüm dünyada bilinen karakterlerin değiştirilerek çocukları sunulmasının bilime, eğitime katkısı olmadığını vurgulayan Akaydın, "Heidi'nin dua etmesi, Pinokyo'nun babasının başına takke geçirmek gibi kitaplardan ne kazanımımız olacak? Yakında Tom ve Jerry'yi Umre'ye giderken de masallaştıran kitapler çıkarsa hiç şaşırmayacağız" diye konuştu.

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, konuşmasında tarım politikalarını eleştirdi.

İthalatçı politikalarla ancak bir yere kadar gidilebileceğini, öngörülemeyen gelişmelerin ithalata sekte vurabileceğini belirten Gaytancıoğlu, bir ülkenin kalkınması için öncelikle üretmesi gerektiğini dile getirdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı'nın A takımı denilen yakın çalışma ekibinde bir tek ziraat mühendisi olmadığını ileri süren Gaytancıoğlu, "Tarım, Allah'a emanet" ifadesini kullandı. Gaytancıoğlu, bilimsel nitelikli ve içinde mutlaka çiftçinin, üreticinin olduğu yeni bir tarım politikası oluşturulması gerektiğini kaydetti.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, bütçenin ithalatçı bir yapısı bulunduğunu, çiftçinin değil, çok uluslu şirketlerin bütçesi olduğunu savundu.

CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, iktidarın tarımdaki siyasi yaklaşımının çiftçiyi sorunlarıyla baş başa bırakan bir anlayış olduğunu öne sürerek, gelişmiş tüm ülkelerin tarımsal desteklemelere önem verdiğine dikkati çekti.

"AKP hükümetlerinin çiftçiye ödemesi gereken ancak ödemediği 54 katrilyon destekleme borcu var" diyen Nurlu, Tarım Kanunu ile getirilen ancak ödenmeyen tarımsal desteklerin ivedi olarak çiftçiye ödenmesini istedi.

CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ise iktidarın tarım politikalarını eleştirerek, şeker fabrikalarının kapatılmasına tepki gösterdi. Kürsüden biri küçük diğeri büyük iki şeker torbası gösteren Durmaz, yanlış politikalar devam ederse halkın yapay tatlandırıcılara muhtaç kalacağını söyledi. Durmaz, sözlerini, "Bu bütçeye, kamu kaynaklarını günü kurtarmak için bir bir satan AKP iktidarına kırmızı kart diyorum" şeklinde tamamladı.

Öte yandan HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan yerinden söz alarak Cuma günleri Genel Kurul çalışmalarına cuma namazı nedeniyle ara verildiğini, kendisinin ibadet günün ise Pazar günü olduğunu ve pazar günü de Genel Kurul'un çalışacağını belirtti. Kendisinin de ibadetini yerine getirebilmesi için pazar günü saat 11.00 ile 12.30 arasında Genel Kurul çalışmalarına ara verilmesini talep eden Paylan, diğer milletvekillerini de bu talebi doğrultusunda kendisine destek vereceklerini umduğunu söyledi.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Pervin Buldan da pazar günü Genel Kurul'u yönetecek başkanvekilinin bu talebi dikkate alacağını düşündüğünü ifade ederek, Meclis Başkanlığı'na da Paylan'ın isteğini bizzat ileteceğini söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda Milli Savunma Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2016 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler sürüyor.

MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal, Milli Savunma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çok ağır iç ve dış güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu, PKK terörünün şehirlere taşındığını, şehitlerin Çözüm Süreci sonucunda alçakça katledildiğini savundu.

İktidarın gerçekleri sakladığını ve sahte beklentiler yarattığını ifade eden Haberal, "PKK silah bırakmadı, silah bırakan Türkiye'nin güvenlik güçleri oldu. Silahlı ayaklanma başlayınca hükümet Çözüm Sürecini koruma altına almış ve buzdolabına kaldırmakla yetinmiştir. Ne yazıktır ki buzdolabının fişini çekip çürümeye terk edememektedir, hala bu ihanet sürecine bel bağladığı görülmektedir" diye konuştu.

Ortam ve şartlar uygun olduğunda "bölünme sürecinin yeniden ısıtılarak Türkiye'nin önüne getirileceğini" öne süren Haberal, "Dolmabahçe'de resmiyet kazanan ve Türkiye'nin bölünmesinin yol haritası olan terörist başının 10 maddelik bölünme manifestosu, yeniden masadaki yerini alacaktır. Yeni anayasa sürecinin de bu amaçla kullanılması beklenmektedir. Dolmabahçe süreci, seçimler öncesi oy kaybı endişesiyle kesintiye uğramıştır. Bu bakımdan İmralı sürecinin buzdolabından alınarak yeni bir söylemle ve yeni bir kılıfla canlandırılması şaşırtıcı olmayacak" değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin izlediği politikaların Türkiye?yi açık tehditlerin hedefi haline getirdiğini savunan Haberal, Türkmenlerin DAEŞ ve Barzani arasında sıkıştığını ve varlık mücadelesi verdiğini söyledi. Haberal, Suriye?de hükümetin bütün tezlerinin çöktüğünü, ne yöne gittiğini bilmeden sürüklendiğini ileri sürerek, PYD tarafından ilan edilen üç kantonunun birleşmesi halinde sınırın çembere alınacağını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, söz alarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan?ın partisine ve milletvekillerine yönelik ifadelerde bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Saçmış olduğu hakaretlerin tamamını misliyle çarpıp kendisine iade ediyorum. Sırf başkanlık hesabı uğruna içeride ve dışarıda ülkeyi kaos ve savaş ortamına çevirmiş bir kişi, şimdi HDP üzerinden halklarımızı sürüklediği felaket ortamının gündemini değiştirmeye çalışıyor. Fezlekeler üzerinden HDP'yi tehdit eden, HDP'yi korkutacağını sanan bir zihniyete karşı daha güçlü şekilde mücadelemizi devam ettireceğiz. Ülkeyi darbe ve savaş girdabına sokan, kan deryasına çevirenler HDP'nin yürüttüğü bu mücadele karşısında korkmaya devam etsin."

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, temmuz ayından beri yaşanan terörist saldırılarının, "Saray ve AK PARTİ iktidarı, Türkiye'yi savaşa götürüyor" bağlamına oturtulmaya çalışıldığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Oysa ki olup biten Türkiye'ye, insanlara, onların can ve mal emniyetine karşı çeşitli nedenlerle girişilen bir terörist saldırıdır. Böyle bir bağlama yerleştirilmesinin kastı yani saray, AK Parti bir tarafta, PKK diğer tarafta... Güya saraya ve AK Parti'ye karşı olan çevrelere, muhalif çevrelere 'gel gel' yapılmak isteniyor. Bu, bir strateji. Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin birliğinden ve dirliğinden sorumlu bir makamda bulunan kişi olarak bu dili, bu dili temsil eden siyaseti ve bu çerçevede HDP'nin de zaman zaman bu bağlama oturan yaklaşımını eleştiriyor. Bunda alınacak, gocunacak bir şey yok."

HDP?li Baluken, sataşma gerekçesiyle çıktığı kürsüde bazı fotoğraflar göstererek, "Şu fotoğraflara bakın, dün Cizre?de çekildi. Yıkık, viraneye dönen kentin kimler tarafından bu hale getirildiğini biliyorsunuz. 'Bölücü terör örgütü yıktı, yaktı' diyorsunuz. O örgütün elinde bunu yapacak silah olmadığını bütün dünya biliyor. Ortaya koyduğunuz yıkım tablosu, öldürdüğünüz siviller, saray ve karargah darbesinin sonucudur. Bunlar, uluslararası mahkemede ağır faturayla yargılama sürecini getirecek? görüşünü ileri sürdü.

AK PARTİ'li Bostancı, temmuz ayından beri terörist saldırılar gerçekleştirildiğini, devletin örgüte karşı mukabele ettiğini ve etmek zorunda olduğunu vurgulayarak, "Terör örgütlerinin gerçekleştirdiği yıkımı, cinayetleri devlete ihale etmeye kalkmak, ya saflıktandır ya da terörün girişimlerini kapama girişimidir. Elbette o teröristler cezalarını görecekler. Bu millete meydan okumanın karşılığını görecek. Mardin?de bu sabahki yıkımı gördünüz mü? 'Terör, ölüm, şiddet olmasın' diyorsanız, örgüte bir çift laf edin, millet şenlensin" karşılığını verdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de söz alarak, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı susabilse, kendini toparlayabilse bu ülke pek çok sorununu Meclis içerisinde tartışarak aşacak. Ama Cumhurbaşkanı her şeye laf yetiştirme telaşı içerisinde, gündemi kendi belirleme telaşı içerisindeyken bir de baktık ki Gine'ye karışmaya başlamış. Cumhurbaşkanı Gine'de konuşurken 'Gine'deki Cumhurbaşkanlığı külliyesini değiştirmek faydalı olur. Burası Gine'nin makamına yakışmıyor. Bunu da halletmemiz lazım'... Herhalde bir cumhurbaşkanının yabancı bir cumhurbaşkanını böylesine incittiği bir söz dünya tarihinde bulunmuyor. Bir eve gidiyorsunuz, misafirsiniz, ev sahibi size çay, pasta ikram ediyor ve siz de dönüp ev sahibine 'senin eşyalarını beğenmedim, evini beğenmedim'... Böyle bir anlayış kabul edilebilir mi? Cumhurbaşkanı sıfatıyla söylediği bu söz, Türkiye'yi de bağlıyor. Cumhurbaşkanı'nın ülkedeki sorunlu söylemlerine alıştık, hiç olmazsa yurt dışındayken Türkiye'nin itibarını gölgelemesin."

MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, AKP iktidarının eylem ve strateji planları açıkladığını, ancak hiçbir anlamlı gelişme kaydedemediğini öne sürdü. Ayhan, "Herkes iflas erteleme almaya başladı. Sanayi alanları alıyorsunuz konut yapıyorsunuz. Tasarruf bitmiş. Serbest piyasa ekonomisi serbest müdahale ekonomisine dönmüş" dedi.

MHP Hatay Milletvekili Mehmet Ahrazoğlu, AK PARTİ iktidarında memurun, işçinin, çiftçinin, emeklinin, esnafın, işverenin perişan olduğunu savunarak, "Milletimiz açlık sınırının altında yaşıyor, siz pembe tablo çiziyorsunuz. Mutlu kesim var. AKP, '11 defa seçim kazandık, yüzde 49,5 oy aldık' diyebilir. Dış politikadaki teslimiyetçiliğe, terörü elinizle büyütmeye, asker ve polisin terörle mücadelesine katliam denilmesine, pahalılığa, ülke zenginliğini yabancılara peşkeş çekmenize oy vermedi. Siz de milleti kandırarak bugüne geldiniz" görüşünü savundu.

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, TÜBİTAK ve TÜBA?nın sanayi ile üniversite arasında köprü oluşturduğunu belirterek, güçlü idari ve özerk yapıları olması gerekirken siyasi erkin egemenliğine girmek için yarışa girildiğini söyledi. İktidarın, TÜBİTAK ve TÜBA?nın yapısında değişiklik yaptığını savunan Aydın, bilimsel ve evrensel kriterler bir kenara bırakılarak büyük skandalların yaşandığını ileri sürdü.

MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, köylü ve çiftçinin tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşadığını, süt üreticilerinin iflasın eşiğinde olduğunu ifade ederek, 14 yıllık iktidarın yanlış politikalarının tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdiğini söyledi.

Ok'un, AK PARTİ sıralarına yönelik, "12 Eylül öncesinde saçakların altında saklanıyordunuz, şimdi milletten aldığınız destekle kendiniz zulmediyorsunuz. Uyguladığınız Çözüm Süreci, PKK'ya karşı mücadele eden polis ve askerlerimize yaptığınız komplolar ihanet politikalarıdır. PKK ile mücadele eden subaylarımızı Silivri'ye tıkanlar, masumların kanlarını akıtanlar mutlaka Silivri'ye girecek. Görevini yapmayan İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, MİT Müsteşarı, ilgili başbakan yardımcıları ve dönemin Başbakanı... Madem adalet, hukuk varsa divanı harpte yargılanacaksınız ve Silivri'ye gireceksiniz. Bu sivil darbe son bulacak. Bunlara katlanacaksınız. PKK ile birlikte yürüdünüz. Utan, utan" demesine AK PARTİ'li milletvekilleri tepki gösterdi.

Konuşma süresi bitmesine rağmen sözlerini sürdüren Ok'un, kendisine tepki gösteren AK Parti milletvekillerine, "Bu ülkede paralel AKP'nin kendisi" karşılığını vermesi üzerine Genel Kurul'da tansiyon yükseldi.

Başkanvekili Pervin Buldan, yerine oturmasını istediği Ok ile AK Parti'liler arasındaki tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi.

AK PARTİ ile MHP'li milletvekilleri arasında tartışma, arada da sürdü. Bu sırada AK PARTİ sıralarından Ok'a, "Paralel partini ele geçiriyordu, senin haberin yok" diye laf atıldı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, aradan sonraki oturumda söz alarak, Ok'un eleştiri içinde değerlendirilemeyecek sözler kullandığını, bunun provokatör bir üslup olduğunu, ancak bu üsluba en şık cevabı milletin verdiğini söyledi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***