2020-02-05 - 15:52
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerdeki görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi. TBMM Genel Kurulu, Van'ın Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketi ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bir uçağın pistten çıkması haberlerinin ardından grup başkanvekillerinin ortak kararıyla bugünkü çalışmasını sonlandırdı.
Meclis Başkanvekili Celal Adan, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, "Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde kabul edilen Avrupa'da kayıp göçmen ve mülteci çocuklar başlıklı rapor" hakkında yaptığı konuşmada, Avrupa Polis Örgütü'nün 2016'da yayınladığı bir raporla, 10 binin üzerinde mülteci çocuğun, Avrupa Birliği ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu belirttiğini aktardı.
Kayıplara ilişkin verilen bu sayının, buz dağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Yaşar, aradan geçen zamana karşı kayıp mülteci çocuklar hakkında gerçek rakamları hala kimsenin bilmediğine dikkati çekti.
Yaşar, "Her zamankinden daha fazla uluslararası iş birliğine, pratik, etkili eylemlere ve öncelikle de farkındalığa ihtiyaç var." dedi.
Raporla, farkındalığı oldukça az olan kayıp çocuklar konusunun bir sorun olarak ilk defa ortaya konulduğunu ifade eden AK Parti İstanbul Milletvekili Yaşar, "Kayıp çocuklar sorunun temelinde farkındalığın yeterli olmaması yatıyor. Farkındalığın artmasına yapacağımız her türlü katkı, bir minik yavrunun hayatını kurtarmaya yardımcı olacaktır." şeklinde konuştu.
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven ise, "Tarım ve Yozgat" hakkında yaptığı konuşmada, ülke tarımının sorunlarının her geçen gün artarak devam ettiğini söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) son günlerde çiftçilerden uzaklaşarak görevini özel sektöre devrettiğini savunan Keven, devlete ait siloların işlevsiz hale getirilerek çiftçinin özel sektöre yönlendirilmeye çalışıldığını ifade etti.
Ali Keven, "Lisanslı depoculuk şirketlerinin geldiği yerlerde TMO depoları tasfiye ediliyor. Bugüne kadar savunduğunuz hiçbir şey, çiftçimizi bir adım ileriye taşımadı. Çiftçilerin üretimden kopması, geçinememesi herkes tarafından görülüyor ve biliniyor ama nedense Bakanlığın lisanslı depoculuktan başka çözümü yok." dedi.
İYİ Parti Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz de, "8 Şubat Gaziantep'e Gazi unvanının verilişi" hakkında gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
Grup başkanvekilleri Van'ın Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketinde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara başsağlığı diledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, yüksek hızlı trenin aylık abonman fiyatlarına yapılan zamlara tepki gösterdi.
Abonman biletlere yüzde 300'den fazla zam yapılmasının ekonominin ne kadar kötü yönetildiğini ve ne kadar zor durumda bulunulduğunu gösteren bir delil olduğunu savunan Dervişoğlu, "Çoğunlukla memur, işçi ya da öğrencilerin kullandığı aylık tren biletlerine yüzde 300 zam neden yapılmıştır, anlayabilmek mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanının ve hükümetin bu zamları yeniden düzenlemesini ve hiç değilse makul bir seviyeye çekmesini bekliyoruz." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, İdlib meselesinin, Türkiye açısından son derece önemli ve hassas olduğunu vurguladı.
Bugüne kadar sağlanan mutabakatlarla, Türkiye'nin, İdlib'de gerginliğin azaltılması, çatışmanın önlenmesi için son derece önemli diplomatik çabalar sarf ettiğini dile getiren Bülbül, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de yer aldığı mutabakatlar özellikle Rusya'nın güven ortamını sarsan ve rejime haksız, insanlık dışı saldırı yapma imkânı veren tutumu ve eylemleri neticesinde uygulanamaz hale gelmiştir. Bu şartlar altında Türkiye, öncelikle, kendi milli güvenliği için lazım gelen adımları atmakta kararlılık göstermelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın rejimin, İdlib'de oluşturduğumuz gözlem noktalarının gerisine çekilmesini, çekilmediği takdirde tek başımıza da olsa buna müsaade etmeyeceğimizi vurgulaması son derece önemlidir. İdlib'de gerçekleşen saldırının yeni bir milat olarak tarif edilmesi ve Türk askerinin kanının aktığı yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmeyeceğinin ifade edilmiş olması da son derece isabetlidir. Mevcut durumda, milletçe ordumuzun, devletimizin yanında saf tutmak ve öncelikle Türkiye'nin menfaatlerini merkeze koyarak, başka bir tavır içinde yer almadan, Ankara merkezli olarak yürütülecek çabaların ve mücadelelerin yanında yer almak herhalde hepimiz açısından en önemli sorumluluk ve vazifedir."
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma sonrasında eski Yüksekova Belediye Başkanı Remziye Yaşar'ın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, savcılığın itirazı üzerine bir üst mahkemenin Yaşar'ın tahliye kararını reddettiğini söyledi.
Oluç, Yaşar hakkında verilen bu karara tepki göstererek, bir mahkemenin tahliye kararı verip bir üst mahkeme kurularak tahliyenin reddedilmesinin bir adet haline getirildiğini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 5 Şubat 1937'de laiklik ilkesinin Anayasa'ya eklenerek devletin temel niteliklerinden biri haline geldiğini anımsatarak, laiklik ilkesinin yıllar içinde farklı kesimler tarafından idrak edilemediğini, belli çevreler tarafından siyaseten karşıt durmaları gereken bir kavrammış gibi kullanıldığını ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Yeşim Meltem Şişli'nin, İSMEK'te çalışan kadın personele sarf ettiği sözlere tepki gösterdi.
Çalışanların inançlarıyla, kılık kıyafetleriyle ve kişilikleriyle dalga geçmenin hiç kimsenin haddi olmadığını vurgulayan Akbaşoğlu, "Bu ifadeler ve yaklaşım, halka rağmen halk için faşist, jakoben anlayışın yansımalarıdır. Bu asla kabul edilemez. Sonuçta bu ifadelere muhatap olan oradaki bütün kişiler, gerekli suç duyurusunda bulunmuşlar ve iş yargıya intikal etmiştir. Bizler de bu süreci yakından takip edeceğiz. Mağdur edilen çalışanların ve işten çıkarılanların yanında olmayı sürdüreceğiz." dedi.
Türkiye'nin ilk yerli ve milli uçak gemisi olan TCG Anadolu'nun denize indirildiğini dile getiren Akbaşoğlu, AK Parti iktidarlarında savunmadaki yerliliğin yüzde 70'lere çıkarıldığını, şu an 700'ün üzerinde milli savunma sanayine ilişkin projeye destek verildiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İdlib ve bölgeyle ilgili çok net mesajlar verdiğini belirten Akbaşoğlu, şunları kaydetti:
"Sulh hepimizin lehinedir ve arzumuzdur. Çünkü bizim hedefimiz yurtta sulh cihanda sulhtur. Bununla beraber, yurtta sulhun ve cihanda sulhun gerçekleşmesi için bunun mütemmim cüzü olan bir başka terkibimiz de vardır: 'Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.' Dolayısıyla, bu anlayış çerçevesi içerisinde biz her daim gereğini yapmaya muktedir olduğumuzu da bütün dünyaya yüce Meclisten tekrar ifade etmek istedim."
Tezkerenin görüşmelerinde grubu adına konuşan İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, tezkerenin kapsadığı bölgenin ekonomik, siyasi ve askeri açıdan önemli olduğunu, bölgede ABD ve Çin başta olmak üzere birçok ülkenin askerinin bulunduğunu, Rusya'nın da üs kurmak için harekete geçtiğini belirtti.
Somali açıklarında BM tarafından korsanlara karşı bir deniz gücü kurulduğunu anımsatan Sezgin, Türkiye'nin de bölgedeki barış ve huzura katkı sunduğunu, uluslararası meşruiyete dayandığı için bu tezkereyi desteklediğini dile getirdi.
Sezgin, iktidarın dış politikasını eleştirerek Libya ve Suriye'de Türkiye'yi sıkıntıya sokan adımların atıldığını öne sürdü.
Sezgin, hükümetin Suriye'de Heyet Tahrir Şam'ı koruduğuna yönelik iddiaların olduğunu, Rusya'nın tutumunun iyi hesaplanmadığını ve gelinen noktada bir savrulma yaşandığını ileri sürdü. Türkiye'nin Suriye'de güvenli bölge kurmak istediğinin görüldüğünü belirten Sezgin, "Güvenli bölge Türkiye için orta ve uzun vadede çok büyük bir risk oluşturuyor. Bu formülün bir kez daha değerlendirmesinde fayda görüyorum. Bu ancak geçici bir yöntem olabilir." dedi.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, artık savaşların vekalet grupları, çete veya terör örgütlerinin maşa olarak kullanılmasıyla yapıldığını söyledi.
Mogadişu yakınlarında bir Türk inşaat şirketinin şantiyesine saldırı gerçekleştirildiğini anımsatan Aydın, "Bu tür anlaşmaların kimleri nasıl, nerede rahatsız ettiğini sahada çok rahat bir şekilde görmekteyiz. Buradan yola çıkarak yeni savunma konseptlerinin de artık sınırlar ötesi kurgulandığını biliyoruz. 'Önce ülkem ve milletim' düşüncesiyle Ankara merkezli bir vizyon gereği uluslararası meselelere bakma yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz." diye konuştu.
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, tezkereye karşı çıktıklarını belirterek, Somali halkının açlıkla mücadele ettiğini, bütün güçlerin bölgeden askerlerini çekmesi gerektiğini savundu.
Oruç, "Bu korsanlar nereden çıktı, biraz buna bakmak lazım. Somali dağıldı, yönetsel zafiyetler yaşandı. İnsanlar açlıktan, yoksulluktan kırılıyor. Onların tek geçim kaynağı olan deniz ürünleri ve balıkçılığa uluslararası güçler, sermaye müdahale ediyor. Bu insanların yaşam alanlarına ciddi bir biçimde müdahale ediliyor. Bu insanlar, korsanlar kendilerini korumak için bir bakıma 'öz savunma' dediğimiz bir yöntemle ortaya çıktı. Uluslararası güçler, bu sorunların kaynağına inerek çözümler üretmeli. Oralara asker yollayarak, insanları korkutarak, kaçırtarak, öldürerek çözüm bulunamaz." değerlendirmesinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çevikgöz, dünya barışına yaptığı katkı ve Türkiye'nin ulusal çıkarları için CHP'nin bu tezkereye destek verdiğini belirtti. Korsanlara karşı sadece askeri yöntemlerle çözüm bulunamayacağını kaydeden Çeviköz, diplomatik ve siyasi çalışmalara da ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.
Hükümetin Suriye politikasını da eleştiren Çevikgöz, "İktidarın Suriye'de statükonun ve cihatçı unsurların korunmasına yönelik izlediği politikalar, günün sonunda İdlib'de askerlerimizin can kaybına, ülkemizin de giderek itibar kaybına neden oluyor. İktidarın yanlış dış politika uygulamaları nedeniyle tek bir askerimizin kılına dahi zarar gelmesi asla kabul edilemez." şeklinde konuştu.
AK Parti grubu adına konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, uluslararası deniz ticaret yollarının güvenliğinin bütün ülkelerin öncelikli konuları arasında yer aldığına dikkati çekerek, Somali açıklarında ticari gemilerin deniz haydutlarının hedefi haline geldiğini ifade etti.
Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerden yılda 20 binin üzerinde ticari geminin geçtiğini anlatan Yılmaz, bunun dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 14'üne ve petrol taşımacılığının ise yaklaşık dörtte birine karşılık geldiğini belirtti.
Yılmaz, bölgenin Türk dış ticareti açısından da çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Bu güzergahtan yılda ortalama bin Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçiyor. Türk dış ticaret hacminin yüzde 20'si buradan gerçekleşiyor. Bölgeden geçiş yapan Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı ticari gemi sayısı da her yıl artmaktadır." şeklinde konuştu.
Tezkerenin, BM Güvenlik Konseyinin deniz haydutluğuna karşı aldığı karar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, BM'nin, Somali Hükümeti ile iş birliği içinde üyesi ülkelere deniz haydutluğu konusunda gerekli tüm önlemlerin alınması bakımından yetki verdiğini kaydetti.
Türkiye'nin deniz haydutluğu, korsanlık ve silahlı soygun ile mücadelede uluslararası iş birliğine özel önem verdiğini belirten Yılmaz, "Bu çerçevede deniz haydutluğuyla mücadele alanındaki uluslararası çabaları başından beri desteklemektedir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ve IMO bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılmakta ve katkıda bulunmaktadır." dedi.
İsmet Yılmaz, Suriye politikasına yönelik eleştirilerde bulunulduğunu hatırlatarak, bu coğrafyada haritaların yeniden çizildiğini, ülkelerin parçalara ayrılarak güçsüzleştirildiğini ifade etti.
Yılmaz, şöyle konuştu:
"Yemen'de Türkiye yoktu, bölündü. Libya'da Türkiye yoktu, ne hale geldiğini biliyorsunuz. Irak'ta Türkiye yoktu, ne hale geldiğini biliyorsunuz. Sudan'da Türkiye yoktu, bölündü. Somali'nin de ne durumda olduğunu biliyoruz. Suriye'de de Türkiye yoktu, biz olmadan bu hale geldi. Biz ne yaptık? Evi yananlara, yangından kaçanlara, kimyasal silah altında saldırıya uğrayanlara, mazlumlara geçici olarak kapımızı açmak zorunda kaldık. Şimdi 'Suriye'ye gitmeyin.' deniyor. Suriye'ye gitmezseniz bir terör koridoru oluşacak. Türkiye'nin güneyinde bir terör koridoru oluştuktan sonra Türkiye'de istikrar ve güveni sağlayabilmek mümkün mü? Vatandaşlar için huzurlu bir ülke, huzurlu bir vatan sağlayabilmek mümkün mü? Peki, ordu olmadan bunu nasıl sağlayacaksınız?"
Şahsı adına söz alan AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, dünya ticaretinin yüzde 90'nın deniz yoluyla yapıldığını, bu ticaretin yüzde 20'lik kısmının da Aden, Süveyş Kanalı, Arap Denizi ve Somali açıklarında gerçekleştiğini söyledi.
Tezkerenin deniz terörüne karşı yürütülen bir çalışma olarak görülmesi gerektiğine işaret eden Şahin, "Bugün artık 'Somali'de, Yemen'de, Suriye'de ve Libya'da ne işiniz var?' sorusunu değil, 'Ankara'da niye duruyoruz?' sorusunu sormamız gerekir." ifadelerini kullandı.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 50 milyon dolar bulunmadığı için tank paleti fabrikasının Katarlılara verildiğini ancak hükümetin Ukrayna'ya 200 milyon lira askeri yardım sağladığını ifade etti.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da tank paleti fabrikasının uzun süredir gündemi meşgul ettiğini ancak ikna edici bir açıklamanın yapılmadığını savundu. Dervişoğlu, hükümetin komşularla sıfır sorun politikası hedefiyle yola çıktığını, ancak bütün komşu ülkelerle sorunlu hale geldiğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, tank paleti fabrikasının milletin malı olduğunu ifade etti.
Akbaşoğlu, "İhale kanunu çerçevesinde ilk etapta 250 adet milli ve yerli tankın yapılmasıyla ilgili 3,5 milyar avroluk ihale açıldı. İhaleye farklı ortakları olan üç firma girdi. İhale en uygun teklifi veren firmada kaldı. Mesele 50 milyon meselesi asla değil, mesele 3,5 milyar avroluk yerli ve milli tankın üretilmesi meselesidir." diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerdeki görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.
Öte yandan, Meclis Başkanvekili Celal Adan, tezkerenin görüşüldüğü sırada Van'ın Bahçesaray ilçesinde meydana gelen çığ düşmesi olayına ilişkin milletvekillerine bilgi vererek olayda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara da şifa dileğinde bulundu.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, "Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde kabul edilen Avrupa'da kayıp göçmen ve mülteci çocuklar başlıklı rapor" hakkında yaptığı konuşmada, Avrupa Polis Örgütü'nün 2016'da yayınladığı bir raporla, 10 binin üzerinde mülteci çocuğun, Avrupa Birliği ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu belirttiğini aktardı.
Kayıplara ilişkin verilen bu sayının, buz dağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Yaşar, aradan geçen zamana karşı kayıp mülteci çocuklar hakkında gerçek rakamları hala kimsenin bilmediğine dikkati çekti.
Yaşar, "Her zamankinden daha fazla uluslararası iş birliğine, pratik, etkili eylemlere ve öncelikle de farkındalığa ihtiyaç var." dedi.
Raporla, farkındalığı oldukça az olan kayıp çocuklar konusunun bir sorun olarak ilk defa ortaya konulduğunu ifade eden AK Parti İstanbul Milletvekili Yaşar, "Kayıp çocuklar sorunun temelinde farkındalığın yeterli olmaması yatıyor. Farkındalığın artmasına yapacağımız her türlü katkı, bir minik yavrunun hayatını kurtarmaya yardımcı olacaktır." şeklinde konuştu.
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven ise, "Tarım ve Yozgat" hakkında yaptığı konuşmada, ülke tarımının sorunlarının her geçen gün artarak devam ettiğini söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) son günlerde çiftçilerden uzaklaşarak görevini özel sektöre devrettiğini savunan Keven, devlete ait siloların işlevsiz hale getirilerek çiftçinin özel sektöre yönlendirilmeye çalışıldığını ifade etti.
Ali Keven, "Lisanslı depoculuk şirketlerinin geldiği yerlerde TMO depoları tasfiye ediliyor. Bugüne kadar savunduğunuz hiçbir şey, çiftçimizi bir adım ileriye taşımadı. Çiftçilerin üretimden kopması, geçinememesi herkes tarafından görülüyor ve biliniyor ama nedense Bakanlığın lisanslı depoculuktan başka çözümü yok." dedi.
İYİ Parti Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz de, "8 Şubat Gaziantep'e Gazi unvanının verilişi" hakkında gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
Grup başkanvekilleri Van'ın Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketinde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara başsağlığı diledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, yüksek hızlı trenin aylık abonman fiyatlarına yapılan zamlara tepki gösterdi.
Abonman biletlere yüzde 300'den fazla zam yapılmasının ekonominin ne kadar kötü yönetildiğini ve ne kadar zor durumda bulunulduğunu gösteren bir delil olduğunu savunan Dervişoğlu, "Çoğunlukla memur, işçi ya da öğrencilerin kullandığı aylık tren biletlerine yüzde 300 zam neden yapılmıştır, anlayabilmek mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanının ve hükümetin bu zamları yeniden düzenlemesini ve hiç değilse makul bir seviyeye çekmesini bekliyoruz." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, İdlib meselesinin, Türkiye açısından son derece önemli ve hassas olduğunu vurguladı.
Bugüne kadar sağlanan mutabakatlarla, Türkiye'nin, İdlib'de gerginliğin azaltılması, çatışmanın önlenmesi için son derece önemli diplomatik çabalar sarf ettiğini dile getiren Bülbül, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de yer aldığı mutabakatlar özellikle Rusya'nın güven ortamını sarsan ve rejime haksız, insanlık dışı saldırı yapma imkânı veren tutumu ve eylemleri neticesinde uygulanamaz hale gelmiştir. Bu şartlar altında Türkiye, öncelikle, kendi milli güvenliği için lazım gelen adımları atmakta kararlılık göstermelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın rejimin, İdlib'de oluşturduğumuz gözlem noktalarının gerisine çekilmesini, çekilmediği takdirde tek başımıza da olsa buna müsaade etmeyeceğimizi vurgulaması son derece önemlidir. İdlib'de gerçekleşen saldırının yeni bir milat olarak tarif edilmesi ve Türk askerinin kanının aktığı yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmeyeceğinin ifade edilmiş olması da son derece isabetlidir. Mevcut durumda, milletçe ordumuzun, devletimizin yanında saf tutmak ve öncelikle Türkiye'nin menfaatlerini merkeze koyarak, başka bir tavır içinde yer almadan, Ankara merkezli olarak yürütülecek çabaların ve mücadelelerin yanında yer almak herhalde hepimiz açısından en önemli sorumluluk ve vazifedir."
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma sonrasında eski Yüksekova Belediye Başkanı Remziye Yaşar'ın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, savcılığın itirazı üzerine bir üst mahkemenin Yaşar'ın tahliye kararını reddettiğini söyledi.
Oluç, Yaşar hakkında verilen bu karara tepki göstererek, bir mahkemenin tahliye kararı verip bir üst mahkeme kurularak tahliyenin reddedilmesinin bir adet haline getirildiğini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 5 Şubat 1937'de laiklik ilkesinin Anayasa'ya eklenerek devletin temel niteliklerinden biri haline geldiğini anımsatarak, laiklik ilkesinin yıllar içinde farklı kesimler tarafından idrak edilemediğini, belli çevreler tarafından siyaseten karşıt durmaları gereken bir kavrammış gibi kullanıldığını ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Yeşim Meltem Şişli'nin, İSMEK'te çalışan kadın personele sarf ettiği sözlere tepki gösterdi.
Çalışanların inançlarıyla, kılık kıyafetleriyle ve kişilikleriyle dalga geçmenin hiç kimsenin haddi olmadığını vurgulayan Akbaşoğlu, "Bu ifadeler ve yaklaşım, halka rağmen halk için faşist, jakoben anlayışın yansımalarıdır. Bu asla kabul edilemez. Sonuçta bu ifadelere muhatap olan oradaki bütün kişiler, gerekli suç duyurusunda bulunmuşlar ve iş yargıya intikal etmiştir. Bizler de bu süreci yakından takip edeceğiz. Mağdur edilen çalışanların ve işten çıkarılanların yanında olmayı sürdüreceğiz." dedi.
Türkiye'nin ilk yerli ve milli uçak gemisi olan TCG Anadolu'nun denize indirildiğini dile getiren Akbaşoğlu, AK Parti iktidarlarında savunmadaki yerliliğin yüzde 70'lere çıkarıldığını, şu an 700'ün üzerinde milli savunma sanayine ilişkin projeye destek verildiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İdlib ve bölgeyle ilgili çok net mesajlar verdiğini belirten Akbaşoğlu, şunları kaydetti:
"Sulh hepimizin lehinedir ve arzumuzdur. Çünkü bizim hedefimiz yurtta sulh cihanda sulhtur. Bununla beraber, yurtta sulhun ve cihanda sulhun gerçekleşmesi için bunun mütemmim cüzü olan bir başka terkibimiz de vardır: 'Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.' Dolayısıyla, bu anlayış çerçevesi içerisinde biz her daim gereğini yapmaya muktedir olduğumuzu da bütün dünyaya yüce Meclisten tekrar ifade etmek istedim."
Tezkerenin görüşmelerinde grubu adına konuşan İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, tezkerenin kapsadığı bölgenin ekonomik, siyasi ve askeri açıdan önemli olduğunu, bölgede ABD ve Çin başta olmak üzere birçok ülkenin askerinin bulunduğunu, Rusya'nın da üs kurmak için harekete geçtiğini belirtti.
Somali açıklarında BM tarafından korsanlara karşı bir deniz gücü kurulduğunu anımsatan Sezgin, Türkiye'nin de bölgedeki barış ve huzura katkı sunduğunu, uluslararası meşruiyete dayandığı için bu tezkereyi desteklediğini dile getirdi.
Sezgin, iktidarın dış politikasını eleştirerek Libya ve Suriye'de Türkiye'yi sıkıntıya sokan adımların atıldığını öne sürdü.
Sezgin, hükümetin Suriye'de Heyet Tahrir Şam'ı koruduğuna yönelik iddiaların olduğunu, Rusya'nın tutumunun iyi hesaplanmadığını ve gelinen noktada bir savrulma yaşandığını ileri sürdü. Türkiye'nin Suriye'de güvenli bölge kurmak istediğinin görüldüğünü belirten Sezgin, "Güvenli bölge Türkiye için orta ve uzun vadede çok büyük bir risk oluşturuyor. Bu formülün bir kez daha değerlendirmesinde fayda görüyorum. Bu ancak geçici bir yöntem olabilir." dedi.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, artık savaşların vekalet grupları, çete veya terör örgütlerinin maşa olarak kullanılmasıyla yapıldığını söyledi.
Mogadişu yakınlarında bir Türk inşaat şirketinin şantiyesine saldırı gerçekleştirildiğini anımsatan Aydın, "Bu tür anlaşmaların kimleri nasıl, nerede rahatsız ettiğini sahada çok rahat bir şekilde görmekteyiz. Buradan yola çıkarak yeni savunma konseptlerinin de artık sınırlar ötesi kurgulandığını biliyoruz. 'Önce ülkem ve milletim' düşüncesiyle Ankara merkezli bir vizyon gereği uluslararası meselelere bakma yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz." diye konuştu.
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, tezkereye karşı çıktıklarını belirterek, Somali halkının açlıkla mücadele ettiğini, bütün güçlerin bölgeden askerlerini çekmesi gerektiğini savundu.
Oruç, "Bu korsanlar nereden çıktı, biraz buna bakmak lazım. Somali dağıldı, yönetsel zafiyetler yaşandı. İnsanlar açlıktan, yoksulluktan kırılıyor. Onların tek geçim kaynağı olan deniz ürünleri ve balıkçılığa uluslararası güçler, sermaye müdahale ediyor. Bu insanların yaşam alanlarına ciddi bir biçimde müdahale ediliyor. Bu insanlar, korsanlar kendilerini korumak için bir bakıma 'öz savunma' dediğimiz bir yöntemle ortaya çıktı. Uluslararası güçler, bu sorunların kaynağına inerek çözümler üretmeli. Oralara asker yollayarak, insanları korkutarak, kaçırtarak, öldürerek çözüm bulunamaz." değerlendirmesinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çevikgöz, dünya barışına yaptığı katkı ve Türkiye'nin ulusal çıkarları için CHP'nin bu tezkereye destek verdiğini belirtti. Korsanlara karşı sadece askeri yöntemlerle çözüm bulunamayacağını kaydeden Çeviköz, diplomatik ve siyasi çalışmalara da ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.
Hükümetin Suriye politikasını da eleştiren Çevikgöz, "İktidarın Suriye'de statükonun ve cihatçı unsurların korunmasına yönelik izlediği politikalar, günün sonunda İdlib'de askerlerimizin can kaybına, ülkemizin de giderek itibar kaybına neden oluyor. İktidarın yanlış dış politika uygulamaları nedeniyle tek bir askerimizin kılına dahi zarar gelmesi asla kabul edilemez." şeklinde konuştu.
AK Parti grubu adına konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, uluslararası deniz ticaret yollarının güvenliğinin bütün ülkelerin öncelikli konuları arasında yer aldığına dikkati çekerek, Somali açıklarında ticari gemilerin deniz haydutlarının hedefi haline geldiğini ifade etti.
Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerden yılda 20 binin üzerinde ticari geminin geçtiğini anlatan Yılmaz, bunun dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 14'üne ve petrol taşımacılığının ise yaklaşık dörtte birine karşılık geldiğini belirtti.
Yılmaz, bölgenin Türk dış ticareti açısından da çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Bu güzergahtan yılda ortalama bin Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçiyor. Türk dış ticaret hacminin yüzde 20'si buradan gerçekleşiyor. Bölgeden geçiş yapan Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı ticari gemi sayısı da her yıl artmaktadır." şeklinde konuştu.
Tezkerenin, BM Güvenlik Konseyinin deniz haydutluğuna karşı aldığı karar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, BM'nin, Somali Hükümeti ile iş birliği içinde üyesi ülkelere deniz haydutluğu konusunda gerekli tüm önlemlerin alınması bakımından yetki verdiğini kaydetti.
Türkiye'nin deniz haydutluğu, korsanlık ve silahlı soygun ile mücadelede uluslararası iş birliğine özel önem verdiğini belirten Yılmaz, "Bu çerçevede deniz haydutluğuyla mücadele alanındaki uluslararası çabaları başından beri desteklemektedir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ve IMO bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılmakta ve katkıda bulunmaktadır." dedi.
İsmet Yılmaz, Suriye politikasına yönelik eleştirilerde bulunulduğunu hatırlatarak, bu coğrafyada haritaların yeniden çizildiğini, ülkelerin parçalara ayrılarak güçsüzleştirildiğini ifade etti.
Yılmaz, şöyle konuştu:
"Yemen'de Türkiye yoktu, bölündü. Libya'da Türkiye yoktu, ne hale geldiğini biliyorsunuz. Irak'ta Türkiye yoktu, ne hale geldiğini biliyorsunuz. Sudan'da Türkiye yoktu, bölündü. Somali'nin de ne durumda olduğunu biliyoruz. Suriye'de de Türkiye yoktu, biz olmadan bu hale geldi. Biz ne yaptık? Evi yananlara, yangından kaçanlara, kimyasal silah altında saldırıya uğrayanlara, mazlumlara geçici olarak kapımızı açmak zorunda kaldık. Şimdi 'Suriye'ye gitmeyin.' deniyor. Suriye'ye gitmezseniz bir terör koridoru oluşacak. Türkiye'nin güneyinde bir terör koridoru oluştuktan sonra Türkiye'de istikrar ve güveni sağlayabilmek mümkün mü? Vatandaşlar için huzurlu bir ülke, huzurlu bir vatan sağlayabilmek mümkün mü? Peki, ordu olmadan bunu nasıl sağlayacaksınız?"
Şahsı adına söz alan AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, dünya ticaretinin yüzde 90'nın deniz yoluyla yapıldığını, bu ticaretin yüzde 20'lik kısmının da Aden, Süveyş Kanalı, Arap Denizi ve Somali açıklarında gerçekleştiğini söyledi.
Tezkerenin deniz terörüne karşı yürütülen bir çalışma olarak görülmesi gerektiğine işaret eden Şahin, "Bugün artık 'Somali'de, Yemen'de, Suriye'de ve Libya'da ne işiniz var?' sorusunu değil, 'Ankara'da niye duruyoruz?' sorusunu sormamız gerekir." ifadelerini kullandı.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 50 milyon dolar bulunmadığı için tank paleti fabrikasının Katarlılara verildiğini ancak hükümetin Ukrayna'ya 200 milyon lira askeri yardım sağladığını ifade etti.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da tank paleti fabrikasının uzun süredir gündemi meşgul ettiğini ancak ikna edici bir açıklamanın yapılmadığını savundu. Dervişoğlu, hükümetin komşularla sıfır sorun politikası hedefiyle yola çıktığını, ancak bütün komşu ülkelerle sorunlu hale geldiğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, tank paleti fabrikasının milletin malı olduğunu ifade etti.
Akbaşoğlu, "İhale kanunu çerçevesinde ilk etapta 250 adet milli ve yerli tankın yapılmasıyla ilgili 3,5 milyar avroluk ihale açıldı. İhaleye farklı ortakları olan üç firma girdi. İhale en uygun teklifi veren firmada kaldı. Mesele 50 milyon meselesi asla değil, mesele 3,5 milyar avroluk yerli ve milli tankın üretilmesi meselesidir." diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerdeki görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.
Öte yandan, Meclis Başkanvekili Celal Adan, tezkerenin görüşüldüğü sırada Van'ın Bahçesaray ilçesinde meydana gelen çığ düşmesi olayına ilişkin milletvekillerine bilgi vererek olayda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara da şifa dileğinde bulundu.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
