2013-04-08 - 12:33
MHP'Lİ YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "hapishanede tutulan milletvekilleri, yayınlanmadan yasaklanan kitaplar, rekor sayıda tutuklu gazeteciler, soyut ve genel suçlamalarla açılan davalar AKP iktidarının giderek totalitereştirdiğini göstermektedir." dedi
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "hapishanede tutulan milletvekilleri, yayınlanmadan yasaklanan kitaplar, rekor sayıda tutuklu gazeteciler, soyut ve genel suçlamalarla açılan davalar AKP iktidarının giderek totalitereştirdiğini göstermektedir." dedi

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'deki gazetelerde kimin yazacağını ya da yazmayacağını belirler hale geldiğini iddia etti.

MHP'li Yeniçeri, bir gazete patronunu kendisini milyar dolarlık ceza tehdidi altına görüyor ise doğal olarak bir başka gazete patronu da başbakandan tavsiye alma ihtiyacı duyar." dedi

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün gelinen aşamada Türkiye'nin "Batsın sizin gazeteciliğiniz!" diyen bir Başbakanı var. Başbakan Erdoğan'ın bugün 'medyanın gizli patronu' haline geldiğini iddia edenler gerçeğin kendisini ifade etmektedir. Kendisi de Başbakan Erdoğan'ın dolaylı etkisiyle işinden olan yüzlerce gazeteciden birisi olan Ayşenur Arslan, yazısında şunları kayıt etmiştir: "Önce, genellikle bir başbakanlık danışmanından olmak üzere, telefon gelir. Bir köşe yazarının eleştirel yazılarından duyulan memnuniyetsizlik aktarılır. Yazar uyarılır. Patronlar 'içeriğini biraz yumuşat' der. Yazar pozisyonunu korur ve sonra işten atılır".

Yazıda AKP'nin bünyesinde oluşturulan "medya izleme" organizasyonundan söz ediliyor: Hangi TV kanalı, hangi haberi, hangi partiyi, hangi lideri nasıl ve ne kadar sürede verdiği kayıt altına alınıyor. Hangi programda kim ne söyledi, iktidarı nasıl eleştirdi, belirtiliyor. Gazetelerde kimler neler yazdı. Raporlar gidiyor-geliyor. Yeri ve sırası geldiğinde raf ömrü biteni raftan indirtiliyor!

Basın özgürlüğünün iktidarın tezlerini savunmaktan ibaret hale geldiği bir yerde basın özgürlüğü yoktur, basanın (baskı yapanın) özgürlüğü vardır! Türkiye'deki basın ile iktidar arasındaki ilişki SSCB döneminde Stalin ile yoldaş Beria arasındaki ilişkiye dönmüş durumdadır. Sistem aynı yöntemler farklıdır. Türkiye, tek parti döneminin yeni ve farklı bir versiyonu ile karşı karşıyadır. AKP, çok partili demokratik sistemi tek parti anlayışı ile uygulamaktadır. Basının tek ses çıkarır, tek tez savunur, tek nefes alır hale gelmesinin halk nezdinde yeterli karşılığı bulamadığı yerlerde yeni araçlara ihtiyaç vardır.

Bir zamanlar Türk halkını ABD çıkarları doğrultusunda ikna etmek için ABD'den Türkiye'ye gönderilen "Barış Gönüllüleri" benzer bir misyonu yerine getirmişlerdi. Barış gönüllüleri, Türk halkını Türkiye aleyhine zihnen dönüştürmekle görevliydiler. İmralı canisi Öcalan ile AKP ilişkisi, ABD'nin "barış gönüllüsü" projesinin yerli bir versiyonunu ortaya çıkarmıştır: Akil insanlar. Bu defa ABD'den "barış gönüllüsü" getirmeye gerek yoktu. Yetiştirilmiş ve yabancılaşmış yerliler arasından bir gurup teşekkül ettirilmiştir. Akil insanlar, şark kurnazı taşra elitinin yabancılaşmış yerlilerle yaptığı bir ittifaktır.

Akil insan uygulaması, aynı zamanda AKP'nin bilinç altını bilinç üstüne çıkarmıştır. Akil insan tezi 'halk anlamaz, akil insanlar anlar' inancına dayanmaktadır. Anlamayan halkı anlar hale getirmek için AKP zihniyeti akil insan modelini devreye sokmuştur. Bu "halkı, halka rağmen yönetmek" biçiminde formüle edilen tek parti döneminin yaygın uygulamasının çok partili hayata adapte edilmesi anlamına gelmektedir.

Tek parti döneminde her vasıta kullanılarak, halkın algısı toptan ve aniden dönüştürülmek istenmişti. Başbakan Erdoğan çok partili sistem içinde bunun "hazmettire hazmettire" yapılacağını açıklamıştı. Akil insanlar hazmettirme sürecinin aktörleridir. Başbakan, akil insanlar vasıtasıyla "toplumsal algıyı oluşturmak, geliştirmek" istediğini söylemişti. Başbakan Erdoğan'a göre anlamayan halkı anlar, algılamayan halkı algılar hale getirmek için akil insanlara ihtiyaç vardır. Bu halka güvenmeyen ve bu nedenle de halkı bir şey bilmez, algılamaz, anlamaz kuru kalabalık olarak gören bir zihniyeti yansıtmaktadır. Bu zihniyet jakoben, elitist ve totaliterdir.

Türkiye'nin dağına taşına sızmış bin beş yüz civarındaki teröristin hakkından gelemeyen bir iktidar çözümü İmralı canisine müracaat etmekte bulmuştur. AKP açıkça terör örgütünün eli kanlı ele başısını, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi muhatabı haline getirerek müzakere masasına oturtmuştur. Çoğu Mehmetçik katili olan bu teröristlerin ülkeyi serbestçe terk etmesi için hükümet İmralı canisi Öcalan ile anlaşmıştır.

AKP, silahın karşısında siyasete diz çöktürmüş, şiddetin karşısında ise ellerini kaldırarak teslim olmuştur. AKP, siyaseti şiddete, demokrasiyi teröre teslim etmiştir. Bu durum devlet yetkilerinin oyun kurucu, bağımsız milli irade sahibi, güçlü ve ülkeye hâkim olma vasfını kendi eliyle kaybetmesi demektir. Küresel güçlerin emperyalist bir oyuncağı olan terör örgütü, AKP ile birlikte ülkenin kaderini belirle hale gelmiştir.

Terörü önlemede AKP iktidarı artı onlarca bakan ve bir başbakan, bir Öcalan etmiyor. Ey aciz AKP! Madem sorunu Terörist başı Öcalan ve onun himmetiyle çözdürecektiniz o halde siz niye iktidar oldunuz? Ey AKP! Siz cebinizi doldurmak ve yandaşlarınızı ihya etmekten başka bir ilke tanımaz mısınız? Bebek Katili Öcalan Ne Demişse Onu Yapan İktidar

AKP'nin yaptığı tek şey, terörist başının önerdiklerini hayata geçirmektir. AKP'nin çözüm süreci dediği şey terörist başının taleplerini zamana yaygınlaştırarak, hazmettirip uygulamaya sokmaktan ibarettir. AKP ile Öcalan'ın görüşleri arasındaki uyum her şeyi özetliyor. Öcalan sanki parlamento kararıyla teröristleri Türkiye'ye sokmuş gibi şöyle diyor; "çekilme parlamento kararıyla olacak. TBMM onaylayacak, hakikat komisyonu kurulacak? TBMM üzerine düşen görevi yapacaktır. Gerillanın geri çekilmesi yasal güvenceye kavuşturulacak ve bu süreci akil adamlar komisyonu denetleyecektir".

AKP, önce TBMM'nin devreye girmesi söz konusu değil dedi. Sonra her zaman yaptığı gibi söylediğinin tam tersini yaptı. Akil adamlar komisyonunu AKP kurdu. Hakikatleri Araştırma komisyonu da "mağduriyetleri araştırma komisyonu" olarak gündeme getirilmek üzeredir. Son olarak AKP'nin TBMM'de kurulmasını öngördüğü "çözüm süreci ile ilgili komisyon" AKP ile PKK'nın uyumunun somut kanıtını oluşturmaktadır. Arınç, mecliste çözüm süreci ile ilgili olarak kurulacak komisyonun adını PKK Lideri Öcalan'ın önerdiğini komisyon olmasa da ona benzediğini ve Salı günü Meclis Genel Kurulunda görüşüleceğini söyledi. AKP Genel Merkezi, adeta PKK'nın noter makamı gibi çalışmaktadır. Bu açık bir itiraftır.

Hem terör örgütünün ele başısı hem de devletin başındaki Sayın Erdoğan "milli devlet "in sonu geldiği konusunda hem fikirdir. Erdoğan ve Öcalan ikilisi "Türk Milleti" kavramının Anayasadan çıkarılması konusunda mutabıktırlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet yapısına karşı Başbakan Erdoğan on yıl sonra "eyalet sistemi" öngörüyor. Bebek katili Öcalan ise, "Kürt Demokratik Konfederalizmi"ni öneriyor. Kürt konfederalizminin ileride Avrupa Birliği (AB) gibi bir sisteme dönüşebileceğini anlatıyor. Öcalan, eninde ve sonunda sistemin, "Demokratik Ortadoğu Konfederalizmi"ne gidebileceğini söylüyor. Öcalan, son yazdığı ve medyaya düşen mektubunda, kendilerine anayasada engel çıkarılmayacağına inandığını ise, "Gelen devlet heyetiyle bu konularda mutabakata vardık. Şimdi bu mutabakatın AKP tarafından sindirilmesi ve pratikleşmesini bekliyorum" sözleriyle ortaya koyuyor.

Her şey açık değil apaçıktır! Görmek isteyenler için! MHP'ye Saldırmak Türk Milletine Saldırmaktır! AKP iktidarı yetkiyi aldığı Türk Milletine ve üzerine yemin ettiği Anayasaya ihanet etmiştir. Türk Milleti, AKP iktidarı tarafından sırtından vurulma sendromu yaşıyor. Milletin onuru çiğnenmiştir. Güneydoğu halkı PKK/KCK karşısında sahipsiz ve güvensizdir. Devletin yanında olan halk, devletin PKK ile işbirliği yapması sonrasında BDP ile dirsek temasına geçmiş bulunmaktadır. Bölgede mevcudu elli binin üzerinde olan korucular PKK ile anlaşma yolu aramaktadır.

21 Temmuz 2012 tarihinden bu yana PKK'nın elinde bulunan ve geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan bir korucu başı, tüm koruculara silah bırakmak çağrısı yaparak "halktan affımızı istiyoruz", dediği haberleri medyaya düşmüştür. Bugün "barış" ya da "çözüm" adı altında yaşananlar iktidarın millete, devlete ve demokrasiye ihanetinin belgeleri niteliğindedir. AKP, Türk milletine hesap verecek yerde MHP'ye saldırmaktadır. Çünkü bıçak kemiğe dayandığı bir aşamada MHP, Türk milletinin duygu ve düşüncelerinin tercümanı olmuştur. Vatanın ve milletinin varlığına ve bütünlüğüne sahip çıkmıştır. MHP aşılmadan Türk milletinin aşılamayacağını AKP ve çözüm ortağı PKK çok iyi biliyor!

AKP'nin hırçınlığı bundandır. AKP, MHP'ye PKK ağzıyla bu nedenle saldırmaktadır. Dünün teröristi, halen terör örgütünün siyasi uzantısı olan BDP'li Ertuğrul Kürkçü "MHP'yi bölücülükle" suçlamaktadır. AKP'nin sözlüğünde terörist başı devletle muhatap alınacak zattır. Genelkurmay Başkanı terör örgütü lideridir. Terörist faaliyetler isyan faaliyetidir. Mehmetçik katili teröristler arkalarından ağlanacak insanlardır. Şehit olan Mehmetçikler "üç beş Mehmet" ya da "kelle"dir.

AKP bağımsızlık ve egemenlik kavramlarını lakırdı düzeyine indirgemiştir. AKP istiyor ki, herkes de kendisi gibi teslim ol denildiğinde teslim olsun! Türk milleti Vatanından vaz geç denildiğinde ise vazgeçsin. Buna karşı "zamanı geldiğinde" karşı konulacağı söylendiğinde AKP'nin kimyası bozulmaktadır. Başbakan Erdoğan, bu manada, bir zamanlar "camiler kışla, minareler süngü, müminler asker!" dediğini unutmuş görünüyor.

H. Alper Durmaz