2017-12-20 - 11:00
2018 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin 9'uncu turunda; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nun bütçe ve kesin hesapları ile Gelir Bütçesi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplanan Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin 9'uncu turunda; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nun bütçe ve kesin hesapları ile Gelir Bütçesi görüşüldü.

Ayrıca, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın maddelerinin görüşmelerine başlandı.

Görüşmelerde ilk sözü, AK Parti Grubu adına Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz aldı.

AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber, ekonomik faaliyetleri kayıtlı, kayıt dışı diye ayırmanın, vergi kaçırmanın masum ve normal görünmesine yol açtığını belirterek, "Kayıt dışı faaliyet demek vergi kaçakçılığı demektir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonundaki eylem planları başarıyla uygulanmıştır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının 2018 yılı bütçeleri görüşülüyor. AK Parti milletvekilleri bütçeler üzerinde söz aldı.

Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, iktidarları döneminde Türkiye'nin çok sayıda spor tesisine kavuştuğunun altını çizerek, sporun sağlıklı yaşam üzerindeki etkisine işaret etti.

Açıkgöz, Parlamenter Spor Kulübü olarak haftada iki gün antrenman yaptıklarını, katıldıkları etkinliklerde önemli dereceler aldıklarını belirterek, "Gelin spor yapalım, genç kalalım." diyerek milletvekillerini spor yapmaya çağırdı.

Birlemişi yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da TBMM üyelerinden kurulu futbol takımının, Parlamentolararası Futbol Şampiyonasında birinci olduğunu aktararak, tebrik etti ve başarılarının devamını diledi.

Trabzon Milletvekili Salih Cora da Türkiye'nin bir yandan dev spor organizasyonlarını düzenleme bir yandan da ciddi anlamda tesisleşme başarısına ulaştığını söyledi.

Sporcu yetiştirmenin özenli, disiplin isteyen ve zaman alan bir iş olduğunun altını çizen Cora, "(Devlet sporun ana sponsorudur) sözünü layıkıyla yerine getirdik. Lakin sporcu yetiştirmek sadece devletin değil, federasyonların da görevidir. Onlara da gerekli desteği sağladık." değerlendirmesinde bulundu.

Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, sporun tabana yayılması ülkenin uluslararası başarılarının artması ve spor yapanların sayısının yükselmesi için yapılan çalışmaları anlattı.

Çelik, "2003 yılından bu yana sürdürülen yoğun çalışmalar neticesinde, lisanslı sporcu sayımız 848 binden 8 milyona yükselerek 10 kat artmıştır. 2010-2011 eğitim öğretim yılından itibaren Spor Genel Müdürlüğümüzce organize edilen okul spor faaliyetlerine katılan öğrenci sayısı her geçen yıl artmaktadır. Bu faaliyetlere 2011 yılında 21 branşta 529 bin öğrenci katılmışken bu yıl 40 branşta 2 milyon 226 bin öğrenci iştirak etmiştir." diye konuştu.

Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu da gençlerin bir ülkenin en büyük değeri olduğunu, onların yetiştirilmesinin asla tesadüflere bırakılmayacağını dile getirdi.

AK Parti iktidarlarının yükseköğrenime bu nedenle büyük önem verdiğini vurgulayan Dedeoğlu, kurumlara, gençlerin bizzat kendilerine ve ailelerine yönelik destek ve hizmetler hakkında bilgi verdi.

Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen, Maliye Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında, bütçelerin, ülkelerin gidişatını gösteren önemli veriler olduğuna işaret ederek, AK Parti iktidarlarında ülkenin üç kat büyüdüğünü söyledi.

2018 yılı bütçesinin de üretimi, reel sektörü ve tüm sosyal kesimleri gözeten bir dizi mali reformu içerdiğini belirten Özegen, katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

İstanbul Milletvekili Abdullah Başcı, Türk ekonomisinin küresel krizlere rağmen büyüme bakımından güçlü politikalar ortaya koyduğunu ifade ederek, ekonominin 15 Temmuz darbe girişiminin olumsuz etkilerine rağmen alınan etkili tedbirlerle bu büyümeyi sürdürdüğünün altını çizdi.

Başçı, AK Parti iktidarlarının ekonomide reform niteliğinde adımlarla ilerlediğine dikkati çekerek, "Bütçemiz faiz bütçesi olmaktan çıkmış, hizmet bütçesine dönüşmüştür." dedi.

Manisa Milletvekili Recai Berber ise Gelir İdaresi Başkanlığının bütçesine ilişkin konuştu.

Vergi bilincinin toplumda geliştirilmesinin önemine işaret eden Berber, başkanlığın buna ilişkin hayata geçirdiği hizmetleri anlattı.

Kayıt dışılığa değinen Berber, şöyle konuştu:

"Kayıt dışılık dünyanın her yerinde ülkelerin ekonomik yapısını bozan, haksız rekabete yol açan, gelir dağılımının yapısını etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Aslında ekonomik faaliyetleri kayıtlı, kayıt dışı diye ayırmak, vergi kaçırmanın masum ve normal görünmesine yol açmaktadır. Kayıt dışı faaliyet demek vergi kaçakçılığı demektir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda 2008-2010, 2011-2013 dönemlerini kapsayan eylem planları, başarıyla uygulanmıştır."

Berber, vergi kanunlarında zaman zaman pek çok değişiklik yapıldığını, bunların takip edilmesinin güçleştiğini belirterek, gelinen noktada, vergi kanunlarının 21. yüzyılın koşullarında, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde uygulanmak üzere yeniden ele alınması, vatandaşın daha kolay anlayabileceği bir sisteme geçilmesi gerektiğini dile getirdi.

Ordu Milletvekili Ergün Taşcı, Kamu İhale Kurumu bütçesi üzerindeki konuşmasında, kurumun önemli bir mali büyüklüğü düzenleyip denetlediğini ifade etti.

İhale hukukunun dinamik bir alan olduğunu, ihtiyaçlar ve teknoloji farklılaştıkça mevzuatta da değişikliklere ihtiyaç olduğunu bildiren Taşcı, kuruma yönelik de bu kapsamda düzenlemeler yapıldığını anlattı.

Kamu İhale Kurumunun ihalelerinin denetlenmediğine yönelik eleştiriler dile getirildiğine dikkati çeken Taşcı, Kamu İhale Kurumunda, denetlemeyi şikayet üzerine yapan bir süreç olduğunu belirtti.

Taşcı, "Yaklaşık 100 ihaleden dördü kuruma itiraz ve şikayet olarak gelmektedir. Buradaki şikayetin niteliğine ve kurumun incelemedeki başarısına baktığımız zaman; Kamu İhale Kurumunun incelemesi sonrası kararların yargıya gitmesi halinde yargı, yüzde 90'a yakın kurum yönünde karar vermektedir." diye konuştu.

Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ise özelleştirme uygulamları ile rekabete dayalı bir sanayi oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.

Minsolmaz, hükümet olarak özelleştirme uygulamaların her adımında hesap verilebilirliği ilke edindiklerini, tüm çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü kaydetti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Hükümetin, uzun vadeyi bir tarafa bırakalım, orta ve kısa vadede dahi ekonomiyi okuyup bir öngörüde bulunmakta sorunlar yaşadığını görüyoruz." dedi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının 2018 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bütçe açığı ve cari açığın artığını belirterek, Türkiye'nin ithalatsız büyüyemediğini ileri sürdü.

Maliye politikasının verimliliği ve sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirten Akçay, torba yasalarla vergi artışı yapıldığını ancak asıl artışların önümüzdeki günlerde yapılacağını öne sürdü.

Akçay, 2017 bütçe açığı hedefinin 47 milyar iken bugün 62 milyar olarak gerçekleşmesinin beklendiğini aktararak, "Hükümetin, uzun vadeyi bir tarafa bırakalım, orta ve kısa vadede dahi ekonomiyi okuyup bir öngörüde bulunmakta sorunlar yaşadığını görüyoruz. " ifadelerini kullandı.

Türkiye'de vergi adaletinin giderek bozulduğunu savunan Akçay, vergilerini düzenli ödeyen mükelleflerinin ödüllendirilmesi gerektiğini söyledi.

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı da futbolda Türkiye'nin 2002'de dünya 3'üncüsü iken bu yıl Kasım ayı verilerine göre 42'inci sıraya gerilediğini belirtti.

Bunun nedenlerinden birinin her şeyin siyasallaştırılması olduğuna işaret eden Sancaklı, federasyon seçimlerinde "Yakınlarımız olsun, partililerimiz olsun" denilerek, Türk sporunun altına dinamit konulduğunu savundu.

TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in tepki gördüğü için hiçbir maça gidemediğini ileri süren Sancaklı, TFF'nin bittiğini iddia etti.

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un şu anda net borcunun 7 milyar lira olduğuna dikkati çeken Sancaklı, sadece faizleri ödeseler bile kulüp başına 160-180'er milyon liranın düşeceğini belirterek, bu kulüplerin battığını öne sürdü.

Sancaklı, "Şu anda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon dahil 2. Lig'e düşmesi lazım, 'mali fair play'den dolayı. Avrupa'da 6. ligiz para olarak. En son ihalede, biliyorsunuz, yıllık 600 milyon dolar sadece yayın geliri var ama şu anda takımların 2. Lig'e düşmesi lazım bu mali verilerden dolayı." şeklinde konuştu.

Saffet Sancaklı, 7 yıldır bekleyen "Futbol Kulüpleri Yasası"nın geçmesi halinde kulüp yöneticilerinin borçlardan sorumlu olacağını belirterek, şöyle konuştu:

"O zaman bakalım bu borçlar olacak mı? Bu kulüpleri yönetirken böyle babalarının çiftliği gibi mi yönetecekler? Hepsi holding patronu, holdingleri almış başını gidiyor, kulüplerin mali yapısı ortada. Kötü bir haberim var size, çok yakında büyükleri bile Süper Lig'de seyredemeyebiliriz. "

Bazı kulüplerin parasının "tasarruf" nedeniyle kesildiğini, bu nedenle Ankara'da toplantı yapmak istediğini, TFF Başkanı Demirören'in "görüşelim" diyerek kulüp başkanlarını toplantıya çağırdığını ve bunun "hükümete karşı isyan" olarak algılanacağını söylediğini belirten Sancaklı, Demirören'e "Sana ne?" dedi.

Yasa dışı bahsin önüne geçmek için hükümetin "idda oyunu" başlattığını anlatan Sancaklı, "Bu iddia ne iş yapar? 2003'te 2 milyar dolarlık yasa dışı bahis oynanırken iddia kurulduktan sonra 2017'de 15 milyar dolara çıkmış. 2003'te iddia bayileri kurulurken bin 100 bayi açıldı, ne olduysa özellikle 2013'ten bu yana bin 300 bayi kepenk kapatmış." sözlerini kullandı.

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu da devlet tekellerinin yerini özel sektör tekellerinin almasının engellenmesi gerektiğini belirterek, özelleştirme politikalarının asıl amaç ve hedeflerine ulaşamadığını savundu.

Özelleştirilen birçok kuruluşun sonradan kapatıldığını vurgulayan Aksu, "Türkiye 1985-2017 döneminde, toplam 68,2 milyar dolar tutarında özelleştirme yapmıştır. Bunun 60,2 milyar doları yani yüzde 88'i 2003 sonrasında gerçekleştirilmiştir. Birçok stratejik kurumun satılmasına ve büyük özelleştirme gelirine rağmen, 2002'de yüzde 49,5 milyar dolar olan dış borcumuz, 2017'nin ikinci çeyreği itibarıyla 432,4 milyar dolara çıkarak, yüzde 234 oranında artmış, kişi başına düşen dış borç miktarı da 5 bin 400 doları geçmiştir." ifadelerini kullandı.

Özelleştirme süreçlerinin aynı zamanda yolsuzlukla mücadele anlayışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Aksu, parti olarak millet emaneti olan devlet idaresinde yolsuzluklara fırsat verilmemesini beklediklerini dile getirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "Belediyeler topladıkları vergilerle profesyonel spor kulüpleri kuruyorlar. Belediyelerin görevi o bölgedeki gençliğe hizmet etmektir, süper ligde takım kurmak değil." dedi.

CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda 2018 yılı bütçe görüşmeleri sırasında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının bütçeleri üzerinde söz aldı.

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında Bakan Osman Aşkın Bak'ın amatör kulüplerden, federasyondan gelme bir sporcu olmasını şans olarak gördüğünü ifade etti.

Ancak pek çok eksiği dile getirmekten de geri durmayacağını belirten Toprak, muhalefet olarak eleştirilerinin dikkate alınmasını beklediklerini söyledi. Toprak, stadyumların ismindeki "Arena" kelimesini eleştirdiklerini, isimlerden bu ifadenin ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eleştirisi sonrası kalktığına da dikkati çekti.

Toprak, stadyumların isminde yeniden bu ülkenin en büyük değeri Atatürk'ün adının olmasını beklediklerini vurguladı.

Sporda başarıdan söz edebilmek için "Stadyum yaptık" diye övünmenin bir anlamı olmadığını savunan Toprak, şöyle konuştu:

"Önemli olan statlar değil, o statlarda yarıştıracağınız evlatlarımızdır. Eğer siz oralarda evlatlarımızı yarıştıramıyorsanız, oralarda devşirmelerle veya büyük transferlerle getirdiğiniz sporcular yarışıyorsa orada sorun vardır. Statlar çok amaçlı olması lazım. Statlar 365 günün 17 günü kullanılan, 17 maç oynanan statlar olmamalıdır. Biz bu kadar zengin bir ülke değiliz. Statları çok amaçlı yapacaksınız; orada antrenmanlar da olacak, öğrenciler idman da yapacak. Yanlış anlayış şu; statları yaptık, her şey bitti. Statlarla, betonla Türk sporu kalkınmaz."

Belediyelerin spor alanındaki faaliyetlerinin destek niteliğinde olması gerektiğinin altını çizen Toprak, ancak belediyelerin amatör kulüplerin semt sahalarını ellerinden aldığını söyledi.

Toprak, "Bu da yetmiyor; o bölgede topladıkları vergilerle profesyonel spor kulüpleri kuruyorlar. Belediyelerin görevi o bölgedeki gençliğe hizmet etmektir, süper ligde takım kurmak değil. topladıkları vergileri transfere harcıyorlar bu da yetmiyor bölgenin gençlerinin önünü kesiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Gençlerin zararlı alışkanlıkların tuzağına düşmesinin önüne, onları spora yönlendirmekle geçilebileceğini belirten Toprak, sentetik uyuşturucular ve kumar bağımlılığına dikkati çekti. Toprak, "Bu ülkede Vikipedia'ya ulaşım yasak, kumar sitelerine ulaşım kolay." ifadesini kullandı.

Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı, AK Parti iktidarlarının spor konusunda vatandaşa sunması gereken hizmetleri federasyonlara devrettiğini, böylece yoksul çocukların bu hizmetlere ulaşamadıklarını öne sürdü.

Spor Genel Müdürlüğünün AK Parti'nin kadrolaşma alanlarından biri haline dönüştüğünü de iddia eden Yarayıcı, kıdem ve liyakatın da önemsizleştirildiğini ifade etti.

Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara da Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçesine ilişkin konuşmasında, üniversite öğrencilerinin barınma soruna dikkati çekti.

Devletin öğrencilerin yurt ihtiyacını ivedilikle çözmesi, onları cemaatlerin ellerine düşmekten koruması gerektiğini dile getiren Kara, "Açılan üniversite sayısı, okuyan öğrenci sayısı ile devlet yurtları ve yatak kapasitelerinin sayısı son derece orantısız. Son 15 yılda üniversite sayısı 2,5 kat, öğrenci sayısı ise 3,5 kat artmıştır. 15 yıl içinde elbette yurt ve yatak kapasitesi de arttı. 2002 yılı sonunda 77 il ve 59 ilçede 190 yurtta, 182 bin 258 yatak sayısından; 8 Kasım 2017 tarihi itibariyle 81 il 242 ilçe ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 757 yurtta 623 bin 568 yatak sayısına ulaşılmıştır. Peki üniversite eğitimi alan öğrenci sayısı kaç? 7 milyonun üzerinde." şeklinde konuştu.

Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ise konuşmasında, geçmişte de bütçe görüşmeleri için çok kez kürsüye geldiğini belirterek, o konuşmalardaki eleştirilerinin hala geçerliliğini koruduğunu, yanına yenilerinin eklendiğini söyledi.

Bu eleştirilerinden birinin mükellef sayılarına dair olduğunu dile getiren Kuşoğlu, "Mükellef sayısı bir türlü artmıyor. 2019'da seçim yapılırsa yurt dışındakilerle beraber 18 yaş ve üstü 60 milyon seçmen söz konusu olacak. Ama gelir vergisi mükellef sayısı, 2 milyonu bile bulmuyor. Böyle bir anormallik olabilir mi? Demek ki büyük bir potansiyel var ama bir türlü bunu Maliye Bakanlığı mükellefliğe dönüştürememiş." ifadelerini kullandı.

Vergi aflarını eleştiren Kuşoğlu, geçen yıl bir vergi affı çıkarıldığını, aynı affın üç kez yenilendiğini söyledi.

Vergi aflarının Maliye Bakanlığını yıpratan bir konu olduğunu savunan Kuşoğlu, "Nasıl olsa af çıkacak diye kimse vergisini ödemek istemiyor. Çok önemli yanlışlıklar yapılıyor o konuyla ilgili bakanlıkta. Kaçıncı kez af çıktı sayamıyoruz bile. Beklenti yaratıyor, kimse vergi ödemiyor." dedi.

İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır ise, Kamu İhale Kurumunun bütçesine ilişkin konuşmasında kurumun yapısını eleştirdi.

Sındır, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kamu İhale Kurumu, bağımsız bir düzenleyici ve denetleyici kurum statüsündedir. Kurumun ve kurulun yönetim kadrolarında liyakata dayalı görev atamalarından uzaklaşıldıkça etkin, verimli ve kaliteli denetim yapılması imkanı ortadan kalkmaktadır. Bugünkü haliyle ihale sistemimiz can çekişmektedir. Kamu maliyesini düzeltmek için daha fazla vergi alıp, vatandaşların cebine göz dikmektense, ihale sistemini daha rekabetçi, daha şeffaf daha etkin ve daha verimli hale getirmek elzem olan çözümdür."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***