2010-01-13 - 12:00
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, dün kendisine yönelik sözlerine Parlamentoda düzenlediği basın toplantısıyla yanıt verdi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın,
dün kendisine yönelik sözlerine, düzenlediği basın toplantısıyla yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu, Arınç'a, ''Madem ki ben sizin denginiz değilim, o halde
bana niçin soru sorup yanıt bekliyorsunuz? Soru sorarken denginiz oluyorum da,
uygarca, karşılıklı konuşmaya sıra gelince mi denginiz olmuyorum? Acaba benimle
uygarca tartışmaktan kaçınma nedeni, kendisinin mi yoksa Adalet ve Kalkınma
Partisi MKYK'sının mı kararıydı?'' sorularını yöneltti.
Siyasal yaşamında en ürktüğü kişilerin, ikiyüzlü politika izlemeyi ilke
edinenler olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kişilerin söylemleriyle
eylemlerinin taban tabana zıt olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Bu kişilerle
tartışmanın zorluğunu biliyorum, bunun bilincindeyim. Ama birilerinin bu
insanların maskesini indirip, gerçek yüzlerini teşhir etmesi gerekiyor. Sayın
Bülent Arınç da söylemleriyle eylemleri birbirini tutmayan politikacıların
başında gelmektedir'' görüşünü savundu.
Kılıçdaroğlu, Arınç'ın denginin kim olduğunun sorulmasına, ''Arınç'ın
dengi Zahit Akman'dır. Sözünü geçiremediği, önünde eğilip büküldüğü, arkasında
Başbakan'ın beklediği Sayın Akman, bence Arınç'ın dengi olabilir. İkisi birbirine
çok yakışırlar'' karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Bülent Arınç'ın,
dün nihayet beklenen açıklamayı yaptığını söyledi.
''Yaptı ama Sayın Arınç'ta ciddi bir zemin kayması var'' diyen
Kılıçdaroğlu, şaşırdığını, cesur, sözünü budaktan esirgemediğini söyleyen
Arınç'ın gidip, yerine uygarca tartışmaktan çekinen, ürken, denge-sıklet
hesaplarının arkasına saklanan bir Arınç'ın geldiğini savundu.
Arınç'ın, ''Aslında ben Sayın Kılıçdaroğlu ile konuştuğumuz konularda
tartışmak niyetinde değilim. Ondan, fikirlerinden, düşüncelerinden korktuğumdan
değil, Sayın Kılıçdaroğlu, benim dengim değil'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu,
Arınç'ın korkup korkmadığını bilmediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, Arınç'a, ''Madem
ki ben sizin denginiz değilim, o halde bana niçin soru sorup yanıt bekliyorsunuz?
Soru sorarken denginiz oluyorum da uygarca, karşılıklı konuşmaya sıra gelince mi
denginiz olmuyorum?'' diye sordu.
Kılıçdaroğlu, Arınç'a, 8 Ocakta ''düello'' hatırlatıldığında, Arınç'ın,
''Sayın Kılıçdaroğlu bana düello teklif etmiyor. Sizin gibi gazeteciler, 'Bülent
Arınç ile düello yapar mısınız?' deyince 'Niçin olmasın' diyor. Buna çok geniş,
çok güzel, onun da çok seveceği cevaplar vereceğim. Ama MKYK toplantısından önce
değil'' açıklamalarında bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Arınç'ın MKYK
toplantısından bir gün sonra konuştuğunu, anlatımlarının, daha önceki
açıklamasına hiç uygun olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, ''Acaba benimle uygarca
tartışmaktan kaçınma nedeni, kendisinin mi yoksa Adalet ve Kalkınma Partisi
MKYK'sının mı kararıydı?'' sorusunu yöneltti.
-''KAÇAK GÜREŞMEYİ ÇOK İYİ BİLİRLER''-
Siyasal yaşamında en ürktüğü kişilerin, ikiyüzlü politika izlemeyi ilke
edinenler olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, bu kişilerin söylemleri ile
eylemlerinin, taban tabana zıtlık taşıdığını vurguladı.
Kılıçdaroğlu, bu kişilerle tartışmanın zorluğunu bildiğini, bunun
bilincinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama birilerinin bu insanların maskesini indirip, gerçek yüzlerini
teşhir etmesi gerekiyor. Sayın Bülent Arınç da söylemleriyle eylemleri birbirini
tutmayan politikacıların başında gelmektedir. Bu konuda çok örnek verebilirim.
Örneği dün sizlerle yaptığı sohbetten vermek istiyorum. Sayın Arınç, sohbette,
'gazetecilerin çağdaş imkanlarla, bugünün koşullarına uygun, hem özlük haklarıyla
hem de bunu muhafaza altına alacak güvencelerle güçlendirilmesi' gereğinden söz
ediyor.
5510 sayılı yasa çıkarken daha önce var olan yıpranma hakları, AKP
Hükümeti tarafından gasp edilip, gazetecilerin ellerinden alınmadı mı? Hem bunu
yapacaksınız, hem de bir süre geçtikten sonra basın mensuplarını ziyaret edip,
onların özlük haklarının iyileştirilmesinden, bu hakların güvenceye
kavuşturulmasından söz edeceksiniz. Klasik bir Bülent Arınç klasiği. Ve bizler de
bu ikiyüzlü politikacılara inanacağız. Bunlar, halkı aldatmayı sanat
edinenlerdir. Biz bunları çok iyi biliyoruz. Bunlar maskeleri bozulmasın diye,
hem kamuoyu önünde tartışmaktan korkarlar hem de kaçak güreşmeyi çok iyi
bilirler.''
-''BELKİ BİR ÇOK OLAY ORTAYA ÇIKAR''-
Kılıçdaroğlu, Arınç'a suikast yapılacağına yönelik ihbar telefonunun
ABD'de üzerinden yapıldığına yönelik sözlerinin anımsatılması üzerine, bu
iddianın kendisine ait olmadığını söyledi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi
hakimliğinin bir kararı bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Şüpheliler
müdafiine soruldu diyor, bir avukat arkadaşın iddiası'' dedi.
İddiayı okuyan Kılıçdaroğlu, iddiada, ''Soruşturmaya dayanak yapılan
ihbar numarası 1230606'dır. Bu numara ABD üzerinden yapılan bir ihbarı
kanıtlamaktadır. ABD'den yapılan bu ihbarda, müvekkillerimin kullandığı araç
plakaları bile verilmiştir'' ifadesinin yer aldığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, mahkeme kararına geçen ciddi bir iddia olarak, bunun
soruşturulması gerektiğini söylediğini, iktidar olanların, böyle bir olayın olup
olmadığının üzerine ciddiyetle gitmesinin zorunluluğuna dikkat çektiğini anlattı.
Kılıçdaroğlu, bu dikkat çekmesinden dolayı, ihbarın kaynağına ulaşılırsa, belki
birçok olay ve komplonun kendiliğinden ortaya çıkabileceğini belirtti.
''Arınç, 'Kılıçdaroğlu dengim değil' dedi. Arınç'ın dengi kim?'' diye
soran gazeteciye Kılıçdaroğlu, ''Arınç'ın dengi, Zahid Akman'dır. Sözünü
geçiremediği, önünde eğilip, büküldüğü, arkasında Başbakan'ın beklediği Sayın
Akman, bence Arınç'ın dengi olabilir. İkisi birbirine çok yakışırlar''
karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, derin devlet tartışmalarına ilişkin soruyu yanıtlarken,
Arınç'ın, Yavuz Donat'a başvurması gerektiğini, konunun gazetede 8 sütuna manşet
olduğunu, operasyonel bir birimin kurulduğunu, bunun TBMM'ye yürüyüş mesafesinde
olduğunu anlattığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Arınç'ın da zaman zaman yaptığı
konuşmalarda, satır aralarında buna değindiğini ifade ederek, ''Bu olaylardan
dolayı İçişleri Bakanı'nı bir tarafa bırakarak, sadece kendisinin konuşması, bir
anlamda operasyonel birimin sözcülüğünü yapması bize bunu çağrıştırdı, kendisine
bunu hatırlattık. Ayrıntıları Donat'tan daha rahat öğrenebilir'' dedi.
-''ORDUNUN YATAK ODASINA GİRİYORSANIZ''-
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dünkü grup konuşmasında
Brezilya örneği verdiğinin anımsatılması üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Baykal'ın herhangi bir kuvvet komutanının istifasını istemek gibi
bir sözü olmadı. Dikkat çekmek istediği konu şudur; eğer siz ordunun yatak
odasına giriyorsanız, orada çok önemli belgeler üzerinde günlerce inceleme
yapıyorsanız, şunun açık ve net ortaya konması gerekirdi. Bir yerde suç ve suçlu
varsa, bunun üzerine önce ordunun gitmesi gerekir. Hiçkimse, suç ve suçlunun
arkasına saklanmamalı, desteklememeli ve görmemezlikten gelmemeli, kim olursa
olsun. Türkiye bir hukuk devletiyse, bunun gereği önce, suçlu varsa, askerler
tarafından yapılır. Yoksa, açık ve net şekilde ortaya çıkıp, 'orada suç ve suçlu
yoktur' demesi lazım. Bu ikileme dikkat çekilmiştir. Hukuk devletinde bu ikileme
dikkat çekmek de anamuhalefet partisi liderinin temel görevlerindendir.''
-''ÇUVAL GEÇİRMENİN, BAŞKA VERSİYONU''-
Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerginliğe ilişkin bir soruyu
yanıtlarken Kılıçdaroğlu, diplomaside söz ve eylemin önemine işaret etti.
Kılıçdaroğlu, bunların kabaca sergilenmesine yer bulunmadığını
vurgulayarak, ''Eğer kabaca bir sergileme yapılıyorsa, bu ilkel bir davranıştır.
Türkiye'ye yapılan da budur. İsrail'de, çuval geçirme operasyonunun bir başka
versiyonu gündeme gelmiştir. Her toplum izlediği politikalarla, ektiğini biçer,
AKP de diplomaside ektiğini biçmeye başlamıştır. Merak ediyoruz, bu kaba hareketi
Türkiye, nasıl çözecektir. Bu konuda Dışışleri Bakanı, Başbakan nasıl bir tavır
sergileyecek? Türk halkı rencide edilmiştir. Bu ilkel davranışa acaba nasıl yanıt
verilecektir, önümüzdeki günlerde göreceğiz'' diye konuştu.
dün kendisine yönelik sözlerine, düzenlediği basın toplantısıyla yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu, Arınç'a, ''Madem ki ben sizin denginiz değilim, o halde
bana niçin soru sorup yanıt bekliyorsunuz? Soru sorarken denginiz oluyorum da,
uygarca, karşılıklı konuşmaya sıra gelince mi denginiz olmuyorum? Acaba benimle
uygarca tartışmaktan kaçınma nedeni, kendisinin mi yoksa Adalet ve Kalkınma
Partisi MKYK'sının mı kararıydı?'' sorularını yöneltti.
Siyasal yaşamında en ürktüğü kişilerin, ikiyüzlü politika izlemeyi ilke
edinenler olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kişilerin söylemleriyle
eylemlerinin taban tabana zıt olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Bu kişilerle
tartışmanın zorluğunu biliyorum, bunun bilincindeyim. Ama birilerinin bu
insanların maskesini indirip, gerçek yüzlerini teşhir etmesi gerekiyor. Sayın
Bülent Arınç da söylemleriyle eylemleri birbirini tutmayan politikacıların
başında gelmektedir'' görüşünü savundu.
Kılıçdaroğlu, Arınç'ın denginin kim olduğunun sorulmasına, ''Arınç'ın
dengi Zahit Akman'dır. Sözünü geçiremediği, önünde eğilip büküldüğü, arkasında
Başbakan'ın beklediği Sayın Akman, bence Arınç'ın dengi olabilir. İkisi birbirine
çok yakışırlar'' karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Bülent Arınç'ın,
dün nihayet beklenen açıklamayı yaptığını söyledi.
''Yaptı ama Sayın Arınç'ta ciddi bir zemin kayması var'' diyen
Kılıçdaroğlu, şaşırdığını, cesur, sözünü budaktan esirgemediğini söyleyen
Arınç'ın gidip, yerine uygarca tartışmaktan çekinen, ürken, denge-sıklet
hesaplarının arkasına saklanan bir Arınç'ın geldiğini savundu.
Arınç'ın, ''Aslında ben Sayın Kılıçdaroğlu ile konuştuğumuz konularda
tartışmak niyetinde değilim. Ondan, fikirlerinden, düşüncelerinden korktuğumdan
değil, Sayın Kılıçdaroğlu, benim dengim değil'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu,
Arınç'ın korkup korkmadığını bilmediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, Arınç'a, ''Madem
ki ben sizin denginiz değilim, o halde bana niçin soru sorup yanıt bekliyorsunuz?
Soru sorarken denginiz oluyorum da uygarca, karşılıklı konuşmaya sıra gelince mi
denginiz olmuyorum?'' diye sordu.
Kılıçdaroğlu, Arınç'a, 8 Ocakta ''düello'' hatırlatıldığında, Arınç'ın,
''Sayın Kılıçdaroğlu bana düello teklif etmiyor. Sizin gibi gazeteciler, 'Bülent
Arınç ile düello yapar mısınız?' deyince 'Niçin olmasın' diyor. Buna çok geniş,
çok güzel, onun da çok seveceği cevaplar vereceğim. Ama MKYK toplantısından önce
değil'' açıklamalarında bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Arınç'ın MKYK
toplantısından bir gün sonra konuştuğunu, anlatımlarının, daha önceki
açıklamasına hiç uygun olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, ''Acaba benimle uygarca
tartışmaktan kaçınma nedeni, kendisinin mi yoksa Adalet ve Kalkınma Partisi
MKYK'sının mı kararıydı?'' sorusunu yöneltti.
-''KAÇAK GÜREŞMEYİ ÇOK İYİ BİLİRLER''-
Siyasal yaşamında en ürktüğü kişilerin, ikiyüzlü politika izlemeyi ilke
edinenler olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, bu kişilerin söylemleri ile
eylemlerinin, taban tabana zıtlık taşıdığını vurguladı.
Kılıçdaroğlu, bu kişilerle tartışmanın zorluğunu bildiğini, bunun
bilincinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama birilerinin bu insanların maskesini indirip, gerçek yüzlerini
teşhir etmesi gerekiyor. Sayın Bülent Arınç da söylemleriyle eylemleri birbirini
tutmayan politikacıların başında gelmektedir. Bu konuda çok örnek verebilirim.
Örneği dün sizlerle yaptığı sohbetten vermek istiyorum. Sayın Arınç, sohbette,
'gazetecilerin çağdaş imkanlarla, bugünün koşullarına uygun, hem özlük haklarıyla
hem de bunu muhafaza altına alacak güvencelerle güçlendirilmesi' gereğinden söz
ediyor.
5510 sayılı yasa çıkarken daha önce var olan yıpranma hakları, AKP
Hükümeti tarafından gasp edilip, gazetecilerin ellerinden alınmadı mı? Hem bunu
yapacaksınız, hem de bir süre geçtikten sonra basın mensuplarını ziyaret edip,
onların özlük haklarının iyileştirilmesinden, bu hakların güvenceye
kavuşturulmasından söz edeceksiniz. Klasik bir Bülent Arınç klasiği. Ve bizler de
bu ikiyüzlü politikacılara inanacağız. Bunlar, halkı aldatmayı sanat
edinenlerdir. Biz bunları çok iyi biliyoruz. Bunlar maskeleri bozulmasın diye,
hem kamuoyu önünde tartışmaktan korkarlar hem de kaçak güreşmeyi çok iyi
bilirler.''
-''BELKİ BİR ÇOK OLAY ORTAYA ÇIKAR''-
Kılıçdaroğlu, Arınç'a suikast yapılacağına yönelik ihbar telefonunun
ABD'de üzerinden yapıldığına yönelik sözlerinin anımsatılması üzerine, bu
iddianın kendisine ait olmadığını söyledi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi
hakimliğinin bir kararı bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Şüpheliler
müdafiine soruldu diyor, bir avukat arkadaşın iddiası'' dedi.
İddiayı okuyan Kılıçdaroğlu, iddiada, ''Soruşturmaya dayanak yapılan
ihbar numarası 1230606'dır. Bu numara ABD üzerinden yapılan bir ihbarı
kanıtlamaktadır. ABD'den yapılan bu ihbarda, müvekkillerimin kullandığı araç
plakaları bile verilmiştir'' ifadesinin yer aldığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, mahkeme kararına geçen ciddi bir iddia olarak, bunun
soruşturulması gerektiğini söylediğini, iktidar olanların, böyle bir olayın olup
olmadığının üzerine ciddiyetle gitmesinin zorunluluğuna dikkat çektiğini anlattı.
Kılıçdaroğlu, bu dikkat çekmesinden dolayı, ihbarın kaynağına ulaşılırsa, belki
birçok olay ve komplonun kendiliğinden ortaya çıkabileceğini belirtti.
''Arınç, 'Kılıçdaroğlu dengim değil' dedi. Arınç'ın dengi kim?'' diye
soran gazeteciye Kılıçdaroğlu, ''Arınç'ın dengi, Zahid Akman'dır. Sözünü
geçiremediği, önünde eğilip, büküldüğü, arkasında Başbakan'ın beklediği Sayın
Akman, bence Arınç'ın dengi olabilir. İkisi birbirine çok yakışırlar''
karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, derin devlet tartışmalarına ilişkin soruyu yanıtlarken,
Arınç'ın, Yavuz Donat'a başvurması gerektiğini, konunun gazetede 8 sütuna manşet
olduğunu, operasyonel bir birimin kurulduğunu, bunun TBMM'ye yürüyüş mesafesinde
olduğunu anlattığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Arınç'ın da zaman zaman yaptığı
konuşmalarda, satır aralarında buna değindiğini ifade ederek, ''Bu olaylardan
dolayı İçişleri Bakanı'nı bir tarafa bırakarak, sadece kendisinin konuşması, bir
anlamda operasyonel birimin sözcülüğünü yapması bize bunu çağrıştırdı, kendisine
bunu hatırlattık. Ayrıntıları Donat'tan daha rahat öğrenebilir'' dedi.
-''ORDUNUN YATAK ODASINA GİRİYORSANIZ''-
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dünkü grup konuşmasında
Brezilya örneği verdiğinin anımsatılması üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Baykal'ın herhangi bir kuvvet komutanının istifasını istemek gibi
bir sözü olmadı. Dikkat çekmek istediği konu şudur; eğer siz ordunun yatak
odasına giriyorsanız, orada çok önemli belgeler üzerinde günlerce inceleme
yapıyorsanız, şunun açık ve net ortaya konması gerekirdi. Bir yerde suç ve suçlu
varsa, bunun üzerine önce ordunun gitmesi gerekir. Hiçkimse, suç ve suçlunun
arkasına saklanmamalı, desteklememeli ve görmemezlikten gelmemeli, kim olursa
olsun. Türkiye bir hukuk devletiyse, bunun gereği önce, suçlu varsa, askerler
tarafından yapılır. Yoksa, açık ve net şekilde ortaya çıkıp, 'orada suç ve suçlu
yoktur' demesi lazım. Bu ikileme dikkat çekilmiştir. Hukuk devletinde bu ikileme
dikkat çekmek de anamuhalefet partisi liderinin temel görevlerindendir.''
-''ÇUVAL GEÇİRMENİN, BAŞKA VERSİYONU''-
Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerginliğe ilişkin bir soruyu
yanıtlarken Kılıçdaroğlu, diplomaside söz ve eylemin önemine işaret etti.
Kılıçdaroğlu, bunların kabaca sergilenmesine yer bulunmadığını
vurgulayarak, ''Eğer kabaca bir sergileme yapılıyorsa, bu ilkel bir davranıştır.
Türkiye'ye yapılan da budur. İsrail'de, çuval geçirme operasyonunun bir başka
versiyonu gündeme gelmiştir. Her toplum izlediği politikalarla, ektiğini biçer,
AKP de diplomaside ektiğini biçmeye başlamıştır. Merak ediyoruz, bu kaba hareketi
Türkiye, nasıl çözecektir. Bu konuda Dışışleri Bakanı, Başbakan nasıl bir tavır
sergileyecek? Türk halkı rencide edilmiştir. Bu ilkel davranışa acaba nasıl yanıt
verilecektir, önümüzdeki günlerde göreceğiz'' diye konuştu.
