2016-07-21 - 14:29
OHAL TEZKERESİ TBMM GENEL KURULU'NDA KABUL EDİLDİ
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilen ve Resmi Gazete'de yayımlanan olağanüstü hal kararıyla ilgili Başbakanlık tezkeresi, kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Bakanlar Kurulu'nun olağanüstü hal (OHAL) kararıyla ilgili Başbakanlık tezkeresi üzerinde görüşmeler başladı.

Gündem dışı konuşmaların ardından, Bakanlar Kurulu'nun OHAL kararıyla ilgili Başbakanlık tezkeresi üzerinde görüşmelere geçildi.

İlk sözü, hükümet adına Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aldı.

Hükümet adına söz alan Bozdağ, Kurtuluş Savaşı'nın başında ülkenin işgaline karşı mücadele ederken hiçbir zaman kapanmayan, Kurtuluş Savaşı'nın karargahı olan TBMM'nin, 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle demokrasiye, milli iradeye, hukuk devletine kast edenlere karşı demokrasiyi korumanın, milli iradeyi müdafaa etmenin, insan hak ve onuruna sahip çıkmanın ana merkezi olduğunu söyledi.

Bozdağ, Türkiye'nin ve milletin gözbebeği olan TSK içerisinde yuvanlanmış, Fetullahçı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılan asker elbisesi içindeki bir grubun, 15 Temmuz'da, emir-komuta zinciri dışına çıkarak uçak, tank, helikopter, zırhlı araç, bomba, ağır silahlarla seçilmiş cumhurbaşkanı, TBMM, başbakan ve hükümete, kısaca devlete, 79 milyon aziz millete karşı, Fetullah Gülen'in emir ve komutası altında hain bir darbe teşebbüsünde bulunduğunu belirtti.

Bu darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT yerleşkesi, Boğaz köprüleri, TRT binaları, polis özel harekat merkezi, emniyet birimleri, çeşitli askeri birimlerin yoğun silahlı saldırı altında kaldığını anımsatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fetullahçı terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in emir ve komutasına bağlı TSK içerisindeki paralel ordu mensupları alçak ve hain grubun başlattığı darbe teşebbüsü, öncelikle Cumhurbaşkanımızın ölmeyi göze alarak, İstanbul'a uçması ve İstanbul'a inmesi, TBMM'nin sabaha kadar demokrasi nöbetini Sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında, AK Parti, CHP ve MHP Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleriyle beraber, bombaların altında demokrasi nöbeti tutması, Başbakan ve bakanlarımızın cesur ve dik duruşu, siyasi partilerimizin demokrasiye, milli iradeye sahip çıkıp darbeye karşı ortak tavır sergilemesi, medyamızın birlikte hareketle insan hakları ve demokrasiye sahip çıkması...

Bütün bunların hepsinden önemlisi aziz Türk milletinin herhangi bir görüş farkı gözetmeksizin, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun ölümü göze alarak meydanlara çıkması, tankların, uçakların üzerine yürümesi, havaalanlarının önlerine araçlarını çekmesi, kurşunlara göğsünü siper etmesi, tankların üzerine çıkması, kısaca 79 milyon aziz milletimizin birlikte demokrasiye, milli iradeye sahip çıkıp, darbeye karşı onurlu direnişiyle bu darbe teşebbüsü başarısız kılınmıştır. Bu darbe teşebbüsünün başarısız kılınmasında birlikte hareket eden 79 milyon aziz milletimizin her bir ferdine ayrı ayrı, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, hükümetimize, Meclis Başkanımıza, parlamentomuzun saygıdeğer üyelerine, siyasi partilerimize, medyamıza, sivil toplum örgütlerine, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, milli iradeye saygı diyen herkese, gönülden şahsım ve hükümetimiz adına şükranlarımızı arz ediyorum."

Bekir Bozdağ, parlamentonun, Cumhuriyet tarihinde ilk kez havadan bombalandığını, düşman yurdu işgal ettiğinde top seslerini duyan parlamentonun, ilk kez topun kendisini gördüğünü belirtti.

Düşmanlarının dahi yapmadığı bir saldırının, TSK içerisindeki bir çete tarafından yapılmasının son derece manidar ve düşündürücü ihanet saldırısı olduğunu vurgulayan Bozdağ, sivil vatandaşlar üzerine hedef gösterilmeksizin ateş edilmesi, keskin nişancılarla vatandaşların vurulması, tankların masum insanların üzerine sürülüp şehit edilmesi, otomatik silahlarla, bombalarla etrafın yakılıp, yıkılmasının, bu terör örgütünün gerçekleştirmeye çalıştığı darbe teşebbüsünün vahşi yüzünü gösteren somut örneklerden bazıları olduğunu anlattı.

Bozdağ, hükümetin, MGK'nın aldığı karar çerçevesinde darbe teşebbüsünde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilmesi, bundan sonra demokrasi ve hukuk devleti, millet, milli irade ve ülke için tehlike ve tehdit olmaktan çıkarılması, bir daha hiçbir şekilde darbe teşebbüsünün tekrarlanmaması, tekrarlanamaması, bu amaçla önlemlerin hızlı, kararlı şekilde alınıp hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla OHAL ilan edilmesi yönündeki görüşünü Bakanlar Kuruluna ilettiğini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında anayasa gereği toplanan Bakanlar Kurulunun bu görüş doğrultusunda Türkiye'de 3 ay süreyle OHAL ilan edilmesine karar verdiğine işaret eden Bozdağ, bu kararın 21 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını, aynı gün TBMM'ye gönderildiğini aktardı.

Adalet Bakanı Bozdağ, şunları kaydetti:

"Anayasamıza göre olağanüstü hal, tabi afet hallerinde, tehlikeli salgın hastalıklar durumunda, ağır ekonomik bunalımın varlığında ve anayasayla kurulan hür, demokrasi düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinden birinin veya birkaçının varlığı halinde ilan edilir. Bu çerçevede hükümetimiz anayasada kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri, genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarını önlemek, başarısız kılınan darbe teşebbüsünün tekrarıyla bundan sonra Türkiye'de darbe teşebbüslerine, teşebbüs edilebilmesinin önüne geçmek, halkımıza en büyük kötülüğü yapan, kamu düzenimizi bozan, ekonomimize zarar veren, demokrasimizi, hukuk devletimizi, milli irademizin tecelligahı Meclisimizi ve seçilmiş cumhurbaşkanımızı, hükümetimizi darbe teşebbüsüyle yok etmeye çalışan, devletimizi adeta bir kanser hücresi gibi sarmış bulunan Fetullahçı terör örgütüyle ve bu örgütün TSK, yargı, emniyet, üniversitelerimiz başta olmak üzere kamu içindeki bütün uzantılarının kamudan temizlenmesi ve demokrasimiz, devletimiz, milletimiz, hukuk devletimizin emniyeti bakımından, tam emniyetli hale getirilmesi ve bunların ülkemiz, demokrasimiz, hukuk devletimiz için bir daha tehlike, tehdit olmaktan çıkarılması amacıyla bu karar alınmıştır. Esasında hükümetimizin, olağanüstü hal ilan etmeksizin bu adımları süratle atabilme imkanı olmuş olsaydı, bu karara ihtiyaç duymazdık. "

Bozdağ, Türkiye'nin pek çok krizi yönettiğini, ancak bu krizin diğer krizler gibi olmadığını belirterek, "Yaverinden tutun başkalarına kadar, Cumhurbaşkanımızın en yakınında duran insanlar, o kadar incelemeye, titiz denetlemeye rağmen görülemiyor." ifadesini kullandı.

Bakan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın emir subayı, özel kalemi, şoförü ve korumasının, diğer komutanların emir subayları ve diğer pek çok devlet yapısı içinde yer alan bu kişilerin hizmet ettikleri kişiler tarafından bütün titizliğe, dikkate, itinaya rağmen, fark edilememiş olması çok görünmez ama bütün çıplaklığı ile ortada olan büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Bunlarla niye bu kadar mücadele edilmesine rağmen, netice alamıyoruz ve bunları göremiyoruz diye sorduğumuzda, bir arkadaşımızın cevabını özellikle ifade etmek isterim. Bunlar Allah'a karşı dahi takiyye yapıyorlar, sana, bana karşı takiyye yapıp gizlenmeleri o kadar zor değil, Allah'ı aldatanlar herkesi aldatırlar. Allah'la milleti aldatanlar, yine Allah ile herkesi aldatmaya devam ediyorlar. O nedenle, bunların karşısında hepimizin birlikte hareket etmesi ve bunlarla mücadele noktasında alınmış bu OHAL kararının gerekliliği ve uygulaması çok açık bir zaruret olarak ortada durmaktadır. "

"Bu OHAL kararı, millete karşı alınmış bir OHAL kararı değildir. Esasında devlet kendisine OHAL kararı vermiştir." diyen Bakan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hükümetimiz kendisine bir olağanüstü çalışma ve seferberlik ilan etmiştir. Bundan önceki OHAL kararlarına baktığımızda, devletin millete uyguladığını, millete karşı ilan ettiğini görüyoruz. Ama burada devletimizin yapısı içerisinde bir kanser gibi sarılmış ve her tarafta gizlenmiş bulunan bu yapının, kısa süre içerisinde devlet aygıtından ayıklanması, temizlenmesi, devletimiz, demokrasimiz, milletimiz, parlamentomuz için bir daha tehlike ve tehdit oluşturmaması için, bu gerekli ve zaruri bir adımdır. Bu OHAL kararının farklı farklı yansıtılması, toplumun bütün hayat alanlarına sirayet edecek yasaklar gelecek, şu şu kısıtlamalar olacak şekilde değerlendirme yapılması büyük bir yanılgı olur."

Adalet Bakanı Bozdağ, OHAL Kanunu'nda yetkiler olduğunu ama bu yetkilerin hepsinin OHAL ilan edildiğinde zorunlu olarak devreye girmediğini belirtti.

Yetkiler ve görevlerin valilerin uhdesinde olacağını, valilerin gerekli gördüğü zaman bu tedbirleri ve kararları alacağını kaydeden Bozdağ, "Sanki Türkiye'de bu uygulamalar hemen başlamış gibi değerlendirme yapmak fevkalede yanlış olur, büyük bir hata olur." diye konuştu.

Bekir Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada sıkıyönetim ilanı söz konusu değildir. Yönetimin askere devri kesinlikle söz konusu değildir. Valilerin etkinliği, gücü artırılmaktadır, hızlı karar alma ve bunları uygulama imkanı getirilmektedir. Bunun ekonomiye ve hayatın diğer alanlarına dönük elbette birtakım yansımaları olabilir. Ama çok net söylüyorum. Bu konuda, ekonomi ile ilgili herhangi bir adım olmayacaktır. Çünkü OHAL kararı, devletin kendi görevlerini olağanüstü hız ve kararlılıkla kısa süre içerisinde yerine getirmesi ve devlet içindeki Fetullahçı terör örgütüne ait bütün unsurların temizlenmesi ve Türkiye'de bundan sonra yeni bir darbenin tekrarlanmasının önlenmesi amacına matuftur."

Darbe teşebbüsünün başarısız kılındığını, ama bunun tekrarlanmaması için atılması gereken adımların bulunduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bunun artçıları olabilir. Bu kadar büyük bir badireyi atlattıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam etmemiz, önümüzde 40 senedir görmediğimiz bu tehlikenin geleceğe de yansıması, gelecekte hepimiz için daha büyük bir tehlikeye dönüşmesine izin vermiş oluruz. Bu nedenle hükümetimiz bunu görmüş ve bu çerçevede milletimizin ve Anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk çerçevesinde kararlı bir şekilde demokrasimizi, hukuk devletimizi, milli irademizi ve ülkemizi korumak için her türlü adımı atmaya devam edecektir."

Adalet Bakanı Bozdağ, OHAL'ın ekonomik, sosyal, kültürel ve benzeri hiçbir faaliyeti olumsuz etkilemeyeceğini bildirdi.

"Bu OHAL, ekonomik nedenlerle ilan edilmiş bir OHAL olmadığı için ekonomiyi, yatırımları, planlamaları da olumsuz etkilemeyecektir." diyen Bozdağ, ekonomi ve diğer alanlarla ilgili düzenleme yapılmasının da söz konusu olmayacağını vurguladı.

Bekir Bozdağ, şu görüşlerini paylaştı:

"OHAL bir sıkıyönetim değildir, yönetim askerde olmayacaktır, kolluk yetkileri askeri makamlara geçmeyecektir. Bazı suçların yargılanması askeri mahkemelere devredilmeyecektir. Yönetim askerde değil, sivil iradede olacaktır ve sivil idare daha etkin bir biçimde yönetimi yerine getirecektir. Bu nedenle OHAL'in ilan edilmiş olması, vatandaşlarımızın hayatında olağanüstü birtakım değişiklikler meydana asla getirmeyecektir. Esasında bu olağanüstü hal, olağan halin kalıcılaşmasını sağlamak için, 15 Temmuz 2016'da ortaya çıkan olağanüstü durumun kalıcı olmadığının, tekrarının mümkün olmadığının ve mümkün olmayacağının, milletin temsilcilerinin, milletin ayakta olduğunun hem tescili hem de olağanüstülüklerin tamamen kısa sürede sonlandırılması anlamını taşıyacaktır."

Bu çerçevede TBMM'ye birtakım Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) sevk edeceklerini kaydeden Bozdağ, bu KHK'ların çıkarılmış olmasının TBMM'den bazı şeylerin kaçırılması anlamına gelmediğini ifade etti.

Adalet Bakanı Bozdağ, "KHK'ları neden önemsiyoruz? Çünkü, ortada bir yangın var. Yangını söndürmek için elimizde su ve imkan var, bu suyu odaya hemen döküp o yangını söndürmekle meşgul olmamız gereken bir zamandayız. Zaman kaybetmek, bu tehlikenin büyümesinden başka bir sonuç doğurmaz. KHK'lar Resmi Gazete'de yayımlanır yayınlanmaz yürürlüğe girdiği için, derhal adımlar atılacaktır. Ama kararname parlamentoya sevkedilecek ve İçtüzüğümüzün 128. maddesine göre, bir ay içerisinde görüşülerek kanunlaşmak durumundadır. Bunların parlamentodan kaçırılması, parlamento iradesinin denetimine sunulmaması söz konusu değildir Eksikler, yanlışlar varsa düzeltme konusunda iradesini ortaya koyacaktır." ifadesini kullandı.

Adalet Bakanı Bozdağ, "Bu, parlamentoya karşı bir darbe değil, parlamentoyu bombalamak isteyen, bu yüce çatıyı yok etmeyen isteyenlere karşı, milletin ve milletin parlamentosunun, hükümetinin bundan sonra anayasa ve hukuka göre vuracağı darbenin ilanıdır. Biz bunu ilan ediyoruz." diye konuştu.

Bunu gizli kapaklı yapmadıklarını, millete ne dedilerse OHAL süresi içerisinde onları yapmaya devam edeceklerini anlatan Bozdağ, süreyi 3 ay olarak belirlediklerini ama bu üç ayı tamamlamak zorunda olmadıklarını kaydetti.

Bekir Bozdağ, "Amacımız üç aydan daha kısa süre içerisinde atacağımız adımları atmak, yapacaklarımızı yapmak ve süre dolmadan da OHAL'i yeniden kaldırmaktır. Çünkü, derdimiz yangını söndürmek ve bu yangının tekrarlanmasının önüne geçmektir, demokrasimizi, hukuk devletimizi, milli irademizi güvenceye almaktır." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 3 ay süreyle Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 15 Temmuz 2016 akşamı TSK'nın içinden bir grubun darbe yapmak ve yönetimi ele geçirmek amacıyla yaptığı kalkışmayla, Türkiye'nin olağanüstü ve gayri meşru bir durumla karşı karşıya bırakıldığını belirtti.

OHAL kararının Anayasal bir durum olduğunu anımsatan Akçay, "Sayın Genel Başkanımızın bu örgüte dair yapmış olduğu ikazlara kulak verilmiş olsaydı, 15 Temmuz?da paletler sokaklarda olmayacak, Meclisimiz bombalanmayacak, 246 vatandaşımız hayatını kaybetmeyecekti. Biz demokratik ve milli bir sorumlulukla hareket ederek yıllardır bu uyarıları yaptık. Bu ilkesel duruşumuzu bugün de devam ettireceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin hiçbir şart altında hukuktan ve demokrasiden ayrılamayacağını; Anayasa'nın ve kanunun OHAL?in çerçevesini çizdiğini dile getiren Akçay, "Tezkerede belirlenen sınırların dışına kesinlikle çıkılmadan, siyasi çıkar ve hedefler gözetilerek yeni fiili durumlar peşine düşülmemelidir." dedi.

OHAL uygulamalarını yakından takip edeceklerini bildiren Akçay, "Ülkemizi bugünlere getiren devlet ve yönetim krizidir. İşi ehline vermezseniz, ülkeyi kurum ve kurallarıyla yönetmezseniz, şahsi ve keyfi yönetirseniz, darbeyi de eniştenizden haber alırsınız. Hani MİT Müsteşarı sır küpünüzdü? Bu sır küpü sırları kendine mi saklamış?" ifadesini kullandı.

Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da en çok tartışılan kavramlardan birisi istihbarat zafiyetidir. İstihbarat zafiyeti de yönetim zafiyetinden kaynaklanmaktadır. Bu zafiyet derhal giderilmelidir. Elbette MİT, emniyet istihbarat ve devlet, kurumları ve kurallarıyla iyi yönetilmezse birileri kurumlara sızar ve her türlü melaneti işleme cüretini kendinde bulabilir. Zamanında yapılan tespitler dikkate alınmamıştır.

MHP olarak yaptığımız uyarılar dinlenmemiş. Hiç mi gazete okumadınız? 2014?ten bu yana darbenin gelişine ilişkin somut uyarılar yapılıyordu. Hadi diyelim gazete de okumadınız; en yakınınızdaki adamlardan da mı haberiniz yok; emir subayları, astsubayları, özel kalemler bu darbe tezgahının içine girmiştir.

Bu örgütü canavarlaştıran, kamuda istediği gibi at koşturmasına fırsat veren, toplumsal ve bürokratik örgütlenmesine imkan sağlayan istihbarat zafiyeti değil yönetim zafiyetidir.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında görevden uzaklaştırılan ve göz altına alınan kamu personeli sayısı 50 bini geçmiştir. Bu denli yüksek bir rakamla OHAL?a girilmesi birtakım kaygıları da beraberinde getirmektedir. Uygulamalar son derece dikkatle özenle ve somut verilere dayanarak yapılmalıdır. Kurunun yanında yaş da yanmasın. Bu özen ve dikkat sadece Fethullah terör örgütüne değil diğer terör örgütlerine de yöneltilmelidir. OHAL içerisinde yeni mağduriyetlerin oluşmasına engel olunmalıdır. Kamu personeline yönelik bu süreçte kişiselleşmeden ve siyasi mülahazalardan mutlaka uzak durulmalıdır."

Bugün Türkiye?deki tek paralel yapılanmanın bu örgüt olmadığını belirten Akçay, OHAL kararı içinde mutlaka PKK ve diğer terör örgütüyle mücadelenin de yer alması gerektiğini söyledi.

"Ülkemiz olağanüstü şartlar içerisindedir. Bu koşullardan basiretle çıkmak zorundayız. Tehlike geçmemiş, kriz atlatılmamıştır." ifadelerini kullanan Akçay, "Eğer demokrasiye inanıyorsak ister silahlı ister silahsız her türlü fiili duruma karşı çıkmamız gerekiyor. Darbe girişimleriyle mücadele için hukuk ve demokrasi çerçevesinde mevcut sistemi iyi işletmemiz gerekmektedir." diye konuştu.

Akçay, sözlerinine şöyle devam etti:

"Bir ayıklanmaya, yenilenmeye ihtiyacımız olduğu muhakkaktır. Bu yenilenme devletin bütün kurumları için geçerlidir. Ancak Amerika?yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. Tek yapmamız gereken ülkeyi şahsi ve keyfi bir anlayıştan kurtararak kurum ve kurallarıyla yönetmektir. Yıllardır biriktirdiğimiz demokratik birikim ve bilincimize sahip çıkacağız. Bu badireyi de hep birlikte atlatacağız. Milli birlik ve beraberliğimizi asla bozdurmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti, bir çadır ve kabile devleti değildir. Hiçbir gerekçeyi demokrasiden kopuşa, darbe girişimlerine, ara rejimlere veya rejim değişikliklerine dayanak kabul edemeyiz. Her türlüyü darbeye, fiili duruma, demokrasi ve hukuk dışı arayışlara karşı ortak akıl ve iradeyle hareket etmek zorundayız. Sabırla hareket etmeli, sağduyunun rehberliğinden ayrılmamalıyız. Milli birlik ve kardeşliğimiz üzerinde oynanan acımasız oyunun değirmenine su taşımaktan kaçınmalıyız. Geleceğimizi hukuk ve demokrasi çerçevesinde hep birlikte inşa etmeliyiz. Meşruiyete bağlı ve sadık kalarak Türkiye?nin sorunlarına çözüm üretmeliyiz. Çare demokrasidir, çıkış demokrasidedir, çözüm çerçevesi demokrasiyle sınırlı kalmalıdır."

MHP'nin, böylesi karanlık ve oldukça sıkıntılı dönemde devletinin ve milletinin yanında ne pahasına olursa olsun tavizsiz şekilde duracağını, hiçbir gayrimeşru oluşum veya çeteleşmeye aman vermeyeceğini belirten Erkan Akçay, OHAL kararının, isabetli ve yerinde bir tercih olduğunu; MHP'nin, bu tezkereye olumlu oy vereceğini sözlerine ekledi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****