2012-06-27 - 13:00
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Ortadoğu'daki son gelişmeler ve Türk savaş uçağının düşürülmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Keşif ve eğitim uçuşu yapan silahsız Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin çok ciddi bir gelişme olduğunu ifade eden Yeniçeri, bunun Türkiye'yi harekete geçirmeye ve yanlış yapmaya tahrik edebileceğini bu yüzden olayların arkasının iyi okunması gerektiğini belirtti. Yeniçeri, "Türk savaş uçağına yönelik saldırıyı her türlü kontrolü ve sağduyuyu kaybetmiş Suriye yönetiminden ibaret görmek de doğru değildir. Olayın Türkiye'yi bölgede kanlı bir maceranın içine çekmek isteyen organize bir provokasyon olduğu açıktır. Türk savaş uçağına yönelik böyle bir saldırının önceden ve birden fazla ihtimalli olarak planlandığı anlaşılmaktadır" şeklinde konuştu.
Türkiye ve Suriye hava sahasında bu tür ihlallerin her zaman olabileceğini hatırlatan Yeniçeri, bu tür ihlallerde "hemen silaha başvurmanın doğru olmadığını, komşu, kardeş ve dost ülkelerin aralarındaki konjonktürel anlaşmazlıklar ne kadar büyük olursa olsun aralarında kalıcı düşmanlıklar yaratacak davranışlardan kaçınmaları gerektiğini" söyledi. "Şam yönetiminin savaş uçağı bir kilometre kadar hava sahamızı ihlal etti, egemenlik hakkımızı kullandık, uçağın milliyetini bilmiyorduk türünden mazeretinin geçersiz olduğu" ifadelerine de yer veren Yeniçeri, bu saldırının "tek başına Suriye otoritelerinin işi olmadığını" iddia etti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un "Suriye'nin Türk jetini düşürmesi provokasyon veya planlı bir eylem olarak görülmemelidir" sözlerinin "Rusya'nın olayın ne olduğu ve nasıl olduğunu bildiğini gösterdiğini" belirten Yeniçeri bu yorumun "Rusya'nın da işin içinde olduğunu gösterdiğini" söyledi.
Bölgede güçlerin iki taraflı olarak saf tuttuğunu, "bir yanda Baas rejimiyle Esat, Rusya, Çin ve İran varken diğer yanda Türkiye ABD e batı ülkelerinin olduğu" yorumunu yapan Yeniçeri şunları kaydetti:
"Biz başından bu yana Beşar Esat'ın zorba rejiminin, döktüğü kanın ve yaptığı zulmün ortadan kaldırılması için elden gelen her şeyin yapılması konusunda iktidarı uyardık. Ancak bu durumun Arap Baharı bağlamında Suriye'de bir iç savaş çıkarmasına, Batılı askeri güçlerin bölgeye getirilmesine, Müslüman kanı dökecek bir oluşumu ortaya çıkarmasına da izin verilmemesi gerektiğini ikaz ettik. Suriye'deki rejimin değiştirilmesinin Türkiye'nin değil Suriye halkının görevi olduğunu ve Türkiye ile Suriye halkının rejimlere rağmen dost kalması gerektiğini hep savunduk. AKP iktidarının yürüttüğü dış politikaya yönelik defalarca ikaz ettik. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu hep bildiğini okudu. Hiçbir itiraz ya da ikazı dinlemedi"
"Türk uçağına yönelik Suriye kamuflajlı saldırıyı" anlayabilmek için son zamanlardaki gelişmeleri hatırlamak gerektiğini ifade eden Yeniçeri, şöyle konuştu:
"Daha bir süre öncesine kadar Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin yeni Ortadoğu'nun şekillenmesinde söz sahibi olacağı anlamına gelen sözler etmişti. Bu sözler İsrail merkezli küresel odakları olduğu kadar Mısır ve Suriye'yi de ciddi biçimde rahatsız etmiştir. Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'nin küresel aktör olduğu yolundaki söylem ve tavırlarıyla bölgenin sahibiymiş gibi bir tutum ve tavır içine girmesi de durumu daha da nazik bir konuma taşımıştır. AKP iktidarıyla birlikte yeni Osmanlıcılık iddia ve söylemleri bölge üzerinde emelleri olan ülkelerin Türkiye'yi yeniden projektör altına almalarına neden olmuştur. Türkiye'nin söylem, tutum ve eylemleriyle bölgede küçük ABD rolü oynamaya başladığını alenen ortaya koyması Suriye, Rusya, Çin ve İran'ı ciddi biçimde kaygılandırmıştır. Türkiye'nin İran ile nükleer barış ortaklığından füze kalkanı kavgasına tutuşması, Suriye ile sınırları kaldırmaktan rejim mücadelesine yönelmesi, Irak ile de mezhep temelli ayrışmaya kalkışması sıfıra yakın sorunlu komşularıyla gerilimlerini zirveye taşımıştır. Komşularıyla sıfır sorun idealindeki Türkiye kısa bir süre içinde bütün komşularıyla köprüleri atan Türkiye'ye dönüşmüştür"
MHP'li Yeniçeri Ege'de Muavenet zırhlısının ABD'liler tarafından vurulması olayının, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayının, Mavi Marmara olayının ve Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesi olayının "birbirinden bağımsız ve rastlantısal olmadığını" iddia ederek, Büyük resimde "medeniyetler arası çatışma, Soros evrimleri, kadife devrimleri, Irak ve Afganistan işgalleri ve Arap baharının olduğunu, büyük Ortadoğu projesinin de demokratikleşme, modernleştirme ve liberalleştirme araçlarıyla aynı amaçların başarılmasına yönelik olduğunu" söyledi.
Suriye'nin Türk jetini düşürmesi ile ilgili olarak "mutlaka gereken cevabı vermesi gerektiğini" ifade eden Yeniçeri şunları kaydetti:
"Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi konuya hassasiyetle eğilecek ve hükümet tarafından alınacak kararların yanında ve destekçisi olacaktır, böylesine önemli bir sorunu bizim siyasete malzeme yapmamız hükümet eleştirisine yönelmemiz düşünülmeyecektir sözlerinden birileri ibret almalıdır. Türkiye'nin güvenirliği, prestiji ve itibarı için hükümetin alacağı akıllı, sağduyulu, ölçülü ve etkili adamlar MHP tarafından desteklenecektir. İktidarı bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını, milletinin hukukunu korumak için gereken tedbirleri cesaretle almaya çağırıyoruz"
Türkiye ve Suriye hava sahasında bu tür ihlallerin her zaman olabileceğini hatırlatan Yeniçeri, bu tür ihlallerde "hemen silaha başvurmanın doğru olmadığını, komşu, kardeş ve dost ülkelerin aralarındaki konjonktürel anlaşmazlıklar ne kadar büyük olursa olsun aralarında kalıcı düşmanlıklar yaratacak davranışlardan kaçınmaları gerektiğini" söyledi. "Şam yönetiminin savaş uçağı bir kilometre kadar hava sahamızı ihlal etti, egemenlik hakkımızı kullandık, uçağın milliyetini bilmiyorduk türünden mazeretinin geçersiz olduğu" ifadelerine de yer veren Yeniçeri, bu saldırının "tek başına Suriye otoritelerinin işi olmadığını" iddia etti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un "Suriye'nin Türk jetini düşürmesi provokasyon veya planlı bir eylem olarak görülmemelidir" sözlerinin "Rusya'nın olayın ne olduğu ve nasıl olduğunu bildiğini gösterdiğini" belirten Yeniçeri bu yorumun "Rusya'nın da işin içinde olduğunu gösterdiğini" söyledi.
Bölgede güçlerin iki taraflı olarak saf tuttuğunu, "bir yanda Baas rejimiyle Esat, Rusya, Çin ve İran varken diğer yanda Türkiye ABD e batı ülkelerinin olduğu" yorumunu yapan Yeniçeri şunları kaydetti:
"Biz başından bu yana Beşar Esat'ın zorba rejiminin, döktüğü kanın ve yaptığı zulmün ortadan kaldırılması için elden gelen her şeyin yapılması konusunda iktidarı uyardık. Ancak bu durumun Arap Baharı bağlamında Suriye'de bir iç savaş çıkarmasına, Batılı askeri güçlerin bölgeye getirilmesine, Müslüman kanı dökecek bir oluşumu ortaya çıkarmasına da izin verilmemesi gerektiğini ikaz ettik. Suriye'deki rejimin değiştirilmesinin Türkiye'nin değil Suriye halkının görevi olduğunu ve Türkiye ile Suriye halkının rejimlere rağmen dost kalması gerektiğini hep savunduk. AKP iktidarının yürüttüğü dış politikaya yönelik defalarca ikaz ettik. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu hep bildiğini okudu. Hiçbir itiraz ya da ikazı dinlemedi"
"Türk uçağına yönelik Suriye kamuflajlı saldırıyı" anlayabilmek için son zamanlardaki gelişmeleri hatırlamak gerektiğini ifade eden Yeniçeri, şöyle konuştu:
"Daha bir süre öncesine kadar Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin yeni Ortadoğu'nun şekillenmesinde söz sahibi olacağı anlamına gelen sözler etmişti. Bu sözler İsrail merkezli küresel odakları olduğu kadar Mısır ve Suriye'yi de ciddi biçimde rahatsız etmiştir. Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'nin küresel aktör olduğu yolundaki söylem ve tavırlarıyla bölgenin sahibiymiş gibi bir tutum ve tavır içine girmesi de durumu daha da nazik bir konuma taşımıştır. AKP iktidarıyla birlikte yeni Osmanlıcılık iddia ve söylemleri bölge üzerinde emelleri olan ülkelerin Türkiye'yi yeniden projektör altına almalarına neden olmuştur. Türkiye'nin söylem, tutum ve eylemleriyle bölgede küçük ABD rolü oynamaya başladığını alenen ortaya koyması Suriye, Rusya, Çin ve İran'ı ciddi biçimde kaygılandırmıştır. Türkiye'nin İran ile nükleer barış ortaklığından füze kalkanı kavgasına tutuşması, Suriye ile sınırları kaldırmaktan rejim mücadelesine yönelmesi, Irak ile de mezhep temelli ayrışmaya kalkışması sıfıra yakın sorunlu komşularıyla gerilimlerini zirveye taşımıştır. Komşularıyla sıfır sorun idealindeki Türkiye kısa bir süre içinde bütün komşularıyla köprüleri atan Türkiye'ye dönüşmüştür"
MHP'li Yeniçeri Ege'de Muavenet zırhlısının ABD'liler tarafından vurulması olayının, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayının, Mavi Marmara olayının ve Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesi olayının "birbirinden bağımsız ve rastlantısal olmadığını" iddia ederek, Büyük resimde "medeniyetler arası çatışma, Soros evrimleri, kadife devrimleri, Irak ve Afganistan işgalleri ve Arap baharının olduğunu, büyük Ortadoğu projesinin de demokratikleşme, modernleştirme ve liberalleştirme araçlarıyla aynı amaçların başarılmasına yönelik olduğunu" söyledi.
Suriye'nin Türk jetini düşürmesi ile ilgili olarak "mutlaka gereken cevabı vermesi gerektiğini" ifade eden Yeniçeri şunları kaydetti:
"Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi konuya hassasiyetle eğilecek ve hükümet tarafından alınacak kararların yanında ve destekçisi olacaktır, böylesine önemli bir sorunu bizim siyasete malzeme yapmamız hükümet eleştirisine yönelmemiz düşünülmeyecektir sözlerinden birileri ibret almalıdır. Türkiye'nin güvenirliği, prestiji ve itibarı için hükümetin alacağı akıllı, sağduyulu, ölçülü ve etkili adamlar MHP tarafından desteklenecektir. İktidarı bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını, milletinin hukukunu korumak için gereken tedbirleri cesaretle almaya çağırıyoruz"
