2016-03-29 - 16:48
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın 1. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, çiftçinin ürettiğinden kazanamadığını savunan CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım, kürsüde, "Sudan ucuz değil sütten ucuz" yazılı pankart açtı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Gündemdışı söz alan Yalım, çiftçilerin sorunlarına değindi. 2016 yılı bütçesinin çiftçilerin beklentilerini karşılamadığını ileri süren Yalım, bütçede üreticinin lehine bir düzenleme olmadığını iddia etti.
Çiftçinin ürettiğinden kazanamadığını belirten Yalım, "Eskiden 'sudan ucuz' ifadesi kullanılırdı, şimdi 'sütten ucuz' deniliyor." dedi. Yalım, kürsüde, "Sudan ucuz değil sütten ucuz" yazılı döviz açtı.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, geçici ve mevsimlik işçilerin emekli olamadığını, emeklilikte aranan prim ve gün sayısına ömürlerinin yetmediğini söyledi. Kalaycı, geçici ve mevsimlik işçilerin mağdur olduğunu savundu.
AK PARTİ Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu, vefatının 7. yılında andı. Özdağ, Yazıcıoğlu'nun, Türkiye siyasi tarihine duruşuyla damgasını vuran ender şahsiyetlerden birisi olduğunu vurguladı.
Selçuk Özdağ, "Böyle insanlar gençlerimiz için rol modeldir ve dünyaya nadir gelirler. Doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Siyaseti gaye olarak değil inançlarına ve milletine hizmet etmenin bir aracı olarak görürdü. Dava ve gönül adamlarından biri olmayı başarmıştır. Uğradığı onca haksızlığa, işkenceye rağmen intikam peşinde koşmadı. Gençlere, 'elinize silah değil kalem alın' çağrısı yaptı." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Yazıcıoğlu'nu rahmetle andı.
Grup başkanvekilleri ayrıca, babasının vefatı nedeniyle CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'ye de başsağlığı dileğinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin keyfi olarak başka cezaevlerine nakledilmesinin nedenlerinin ve sonuçlarının araştırılması önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.
HDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
Partisinin önerisi hakkında söz alan HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, cezaevlerinin hak ihlallerinin yaşandığı kurumların başında olduğunu savundu. Özkan, cezaevlerinden insan hakları derneklerine ve avukatlara yapılan başvuruların, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin kanıtı olduğunu ileri sürdü.
Özkan, 7 Haziran seçimlerinin ardından toplumun muhalif kesimlerinin tutuklandığını ileri sürerek, yaptıkları başvurulara Adalet Bakanlığından olumlu ya da olumsuz yanıt alamadıklarını belirtti. Cezaevlerinde son günlerde yaşanan "sürgünlerin" dikkat çekici olduğunu anlatan Özkan, cezaevlerinde onlarca "sürgünle" karşı karşıya olduklarını söyledi.
AK PARTİ Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ise Türkiye'de 187 bin 498 hükümlü ve tutuklunun bulunduğuna işaret etti.
Ceza infaz kurumlarının, nitelikleri bakımından dünyada en iyi örnek teşkil eden cezaevleri arasında bulunduğunu belirten Kaynak, cezaevlerinin ulusal ve uluslararası birçok kurum ve kuruluşun denetimi altında olduğunu hatırlattı. Kaynak, cezaevleri konusunda Türkiye'ye herhangi bir uluslararası kuruluş tarafından herhangi bir ithamın yönetilmediğini ve bu alanda alınlarının ak olduğunu söyledi.
Cezaevlerinde kapasitenin çok üzerinde hükümlü ve tutuklu bulunduğunu hatırlatan Kaynak, "Bir yandan 'Cezaevlerinde üst üste yatılıyor' diyeceğiz bir yandan da 'Nakil olmasın' diyeceğiz. Bu ikisi yan yana olmaz" diye konuştu. Kaynak, cezaevlerinden nakillerin çeşitli nedenlerle yapıldığını, nakillerin sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yönelik olmadığını, başka yerlerde de görüldüğünü ve cezaevlerindeki yığılmayı dengelemek adına bu nakillerin yapılabildiğini bildirdi. AK PARTİ'nin işkenceye toleransının sıfır olduğuna dikkati çeken Kaynak, cezaevlerindeki nakillerin önemli bir bölümünün zorunlu nakil niteliğini taşıdığını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi de cezaevlerinin Türkiye'de artarak kanayan bir yara olmaya devam ettiğini, cezaevlerinin gözdağı ve had bildirme aracı olarak kullanıldığını savundu. İlgezdi, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının sürekli arttığına işaret ederek, Türkiye'de cezaevleri tablosunun her geçen gün daha kötüye gittiğini ileri sürdü.
Uzak cezaevlerine giden insanların çifte mahkumiyet yaşadığını öne süren İlgezdi, yoksul ailelerin maddi külfeti kaldıramadığını, dar gelirli ailelerin çocuklarını ayda bir kez dahi ziyaret edemediğini savundu. İlgezdi, uzun yolculuklarda ring araçlarının da büyük sıkıntı olduğunu belirtti.
AK PARTİ Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ise kendileri için insanın önce geldiğini bundan dolayı bütün uygulamalarında ayrım gözetmeksizin merkeze insanı koyduklarını ve insanı yüceltmeyi esas olarak kabul ettiklerini söyledi. Cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların nakillerinin hangi koşullarda gerçekleştirilebileceğini anlatan Çavuşoğlu, nakillerin zorunlu nedenlerden kaynaklandığını vurguladı.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için Sivas Demir Çelik Fabrikası işçilerinin sorunlarının araştırılmasına dair önergenin görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, öneri lehinde söz alarak, 1987'de 40 bin dönüm araziye kurulan fabrikanın, 1998'de özelleştirme sürecine girdiğini, "sosyal satış" adı altında 10 milyon dolara satıldığını anlattı.
Akyıldız, devletin, fabrika çalışanlarının, Sivas ve ülke ekonomisinin mağdur edildiğini savundu. Akyıldız, fabrikanın devlete 630 milyon lira borcu bulunduğunu, kapısına kilit vurulduğunu, 650 kişinin bugün sokakta aç ve işsiz durumda olduğunu söyledi.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da lehteki konuşmasında, bir illiyet bağı kurularak, burada çalışanların kamu işçisi statüsüne alınabileceğini savundu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, rızkı peşinde koşan işçi kardeşlerinin ve Sivas esnafının mağdur olmaması, fabrikanın üretime devam etmesi için görüşmeler yaptıklarını, fabrikanın çalışması noktasında gayretlerinin devam edeceğini belirtti.
İşçilerin sıkıntısını bildiklerini, sorunun çözümü için gayret gösterdiklerini anlatan Bilgin, hukuki yollardan yapılan her türlü çözüm önerisinin destekçisi, takipçisi olduklarını vurguladı. Bilgin, "Sivas Demir Çelik İşletmeleri A.Ş'de çalışan kardeşlerimizin sorunları, bizim sorunlarımızdır. Sorunu çözmek için samimi, çözüm odaklı gayretlerimizi gösteriyoruz" dedi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit de öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Sivas'ın, sanayileşmenin hiç uğramadığı, en fazla göç veren il olduğunu vurguladı.
Mit, işletmenin temelinin, Türkiye'nin üçüncü büyük fabrikası olarak atıldığını, fabrikanın mülkiyet tartışmasının devam ettiğini, dosyanın yargıda olduğunu, Bursa'da devam eden mahkeme kararı açıklanmadan konunun çözümünün zor olduğunu belirtti.
İşçilerin fabrikada alınterinin, emeğinin olduğunu, fabrikadan alacaklarının bulunduğunu vurgulayan Mit, "Bu işçi arkadaşlarımıza hükümetin çözüm üretmesi gerekmektedir. İşçi kardeşlerimizin alacaklarını, hükümetten rica ediyoruz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, CHP'nin, Sivas Demir Çelik Fabrikasında çalışan işçilerin sorunlarına dair araştırma önergesinin kabul edilmemesi üzerine, AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel söz aldı.
Çakır, Meclis'te kasım ayından bu yana denetim ve yasama faaliyeti yaptıklarını ancak istemedikleri oranda, arzulamadıkları bir tabloyla karşılaştıklarını ifade etti. Bu tür bir tabloyla karşılaşmamayı temenni eden Çakır, CHP milletvekilinin tutumunun şık, doğru olmadığını belirtti.
Milletvekilleri olarak zaman zaman kastı aşan, ses tonlarını kontrol edemedikleri çıkışlarının olabildiğini dile getiren Çakır, ancak milletvekilinin, izleyicilere dönerek bir tutum içine girmesinin son derece yanlış olduğunu, buna teşebbüs etmemek gerektiğini, aksi halde önleyemeyecekleri olaylarla karşılaşabileceklerini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Mecliste her şeyin konuşulabilmesi ancak sözlü, hatta fiili şiddete dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Özel, bununla ilgili sorumluluklarının bulunduğunu vurgulayarak, "Bir yanlışı, hatayı, kusuru ifade etmenin yolu fiili taarruz değildir. Ümit ediyoruz, iktidar grubu rahatsız olduğu bir şey yaşandığında, muhalefet grubuna yürüyüp, fiili taarruzda bulunmak yerine ara talep edip müzakare isterse en doğrusu olur." dedi.
TBMM Başanvekili Akif Hamzaçebi de Başkanlık Divanı olarak böylesi gerilimlere yol açacak tartışmaların bir daha yaşanmamasını temenni etti.
Daha sonra Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, tasarının uluslararası anlaşmalara ve anayasa aykırı olduğunu iddia ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
Usul tartışmasında söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, tasarıyla İnsan Hakları Kurumunun lağvedildiğini ve yerine yeni bir isimle kurum kurulduğunu söyledi. Gök, tasarının taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ve Birleşmiş Milletlerin, kurulan kurumu tanımayacağını savundu.
AK PARTİ Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ise muhalefet partilerinin, her maddenin görüşülmesinde önerge vermelerinin mümkün olduğunu, anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin de önerge vereceklerini hatırlatarak, bunun şu aşamada konuşulacak konu olmadığını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, düzenlemede insan haklarıyla ilgili denetim görevini yapacak olan kurumun hükümet erki üzerinden şekillenmesi ile karşı karşıya olduğunu ve bunun uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdü. Baluken, tasarıya ilişkin muhalefet partileriyle ortaklaşma sağlanmasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yasaların daha katılımcı bir şekilde yapılmasının temin edilmesinin mümkün olduğunu hatırlattı. Vural, tasarıda kişisel verileri koruma kurulu gibi bir kurulun oluşturulacağını, birinde Meclisin seçtiğini diğerinde ise seçmediğini söyledi. Oktay Vural, siyasi parti gruplarının bu konuda yapacağı bir düzenleme ile mutabakat oluşması durumunda partisinin hazır olduğunu belirtti.
Usul tartışmasının ardından Başkanvekili Hamzaçebi, tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade ederek, birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde, partiler adına görüşmeler tamamlandı.
MHP Grubu adına söz alan Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, hukukun bağımsız ve tarafsız olmadığı siyasi toplumsal ortamda, insan onurunun korunmasının mümkün olmadığını söyledi. Ersoy, fırsat eşitliğini sağlamanın hukuk devletinin temel prensiplerinden biri olduğunu vurguladı.
Oluşturulacak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumundaki üyelerin içerisinde, muhalefet partilerinin önereceği isimlerin de yer alması gerektiğini kaydeden Ersoy, "Üye sayısının tespiti konusunun yeniden güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir kurumun oluşturulmasını genel anlamda olumlu buluyoruz. Sadece başvuru üzerine inceleme yapmalarının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. Bu kurum alternatif bir yargı müessesesi gibi değerlendirilmemelidir." diye konuştu.
HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, tasarı ile mevcut bir kurumun yeni görevlerle, yeniden dizayn edildiğini savunarak, "Mülteci pazarlıklarından dolayı diyelim ki AB bu düzenlemeye şimdilik ses çıkarmadı peki toplum bu kurumlara güvenir mi? İnsan hakları örgütlerine yapılan başvuruların niteliğine, bir de devletin bu kurumuna yapılan başvurulara baktığınız zaman zaten makası görüyorsunuz." dedi.
Bilgen, insan hakları sorununun, kimsenin iç işi olmadığını belirterek, insan hakları alanının standartlarının evrensel standartlar olduğunu dile getirdi. Bilgen, insan haklarına başka devletlerin müdahil olmamasının istenmesi durumunda ilk yapılması gerekenin, meydan okumak değil, sorunları çözecek bir atmosfer inşa etmek olduğunu savundu. Ayhan Bilgen, kurulacak kurumun uluslararası standartlara göre yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, tasarıda, ayrımcılığın, doğru düzgün ifade edilmediğini, kadına yönelik her türlü kötü muameleyi insan hakkı ihlali sayan İstanbul Sözleşmesi'nin bulunmadığını söyledi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, tasarıya göre, oluşacak kurulun 11 üyesi olacağını, bunları Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nun seçeceğini anımsattı. Ağbaba, kurul üyelerinin tamamını iktidarın seçmesinin kabul edilmeyeceğini, İnsan Hakları Kurumunun bu halinin, insan haklarına aykırı olduğunu savundu.
Ağbaba, şöyle devam etti:
"İnsan, hakları olduğu sürece insandır. Bu haklar doğuştan gelir ve tartışılmaz, kısıtlanamaz. İnsan haklarının önemini anlamak için hakları elinden alınan insanları düşünmek gerekir. Empati yapmalıyız; örneğin kendinizi Karaman'da aylarca tecavüze uğrayan 10 yaşındaki çocuğun babasının yerine, Pozantı Cezaevinde tecavüze uğrayan çocuğun annesi yerine, cezaevine girerken çıplak aramaya tabi tutulan genç kadının yerine, Ali İsmail Korkmaz'ın annesinin yerine, Berkin Elvan'ın yerine, Erzurum'da suda boğulanların, Samsun'da selde boğulanların, naylon çadırda yananların yerine koyun. Bu empatiyi kurabilirseniz, insan haklarının yakıcılığını daha iyi anlayabilirsiniz, bu kurulu ve yapısını daha iyi anlayabiliriz." görüşünü dile getirdi.
Ağbaba, kurulun, bu yapısıyla Paris prensiplerine aykırı olduğunu savunarak, "Bu kurulda bir tane sivil toplum örgütü, insan hakları derneği, tarafsız bilim insanı söz sahibi olacak mı?" diye sordu.
AK PARTİ Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, muhalefetin, kurul üyelerinin 3'ünün cumhurbaşkanı, 8'inin bakanlar kurulunca görevlendirilmesini eleştirdiğini, bunun AB standartlarına uygun düşmeyeceğini iddia ettiğini belirtti.
AB ülkeleri uygulamalarına baktıklarında, bu eleştirilerin son derece yersiz, gereksiz olduğunu gördüklerini kaydeden Yavuz, Almanya, Hollanda, Fransa'dan örnek verdi. Yavuz, "AB'nin bir çok ülkesinde sadece bakana, kabineye, krala, cumhurbaşkanına verilen yetki, bizde bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanına verildiğinde her nedense kıyamet kopuyor. Bu muhalefet tarzını anlamak mümkün değil." dedi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Gündemdışı söz alan Yalım, çiftçilerin sorunlarına değindi. 2016 yılı bütçesinin çiftçilerin beklentilerini karşılamadığını ileri süren Yalım, bütçede üreticinin lehine bir düzenleme olmadığını iddia etti.
Çiftçinin ürettiğinden kazanamadığını belirten Yalım, "Eskiden 'sudan ucuz' ifadesi kullanılırdı, şimdi 'sütten ucuz' deniliyor." dedi. Yalım, kürsüde, "Sudan ucuz değil sütten ucuz" yazılı döviz açtı.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, geçici ve mevsimlik işçilerin emekli olamadığını, emeklilikte aranan prim ve gün sayısına ömürlerinin yetmediğini söyledi. Kalaycı, geçici ve mevsimlik işçilerin mağdur olduğunu savundu.
AK PARTİ Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu, vefatının 7. yılında andı. Özdağ, Yazıcıoğlu'nun, Türkiye siyasi tarihine duruşuyla damgasını vuran ender şahsiyetlerden birisi olduğunu vurguladı.
Selçuk Özdağ, "Böyle insanlar gençlerimiz için rol modeldir ve dünyaya nadir gelirler. Doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Siyaseti gaye olarak değil inançlarına ve milletine hizmet etmenin bir aracı olarak görürdü. Dava ve gönül adamlarından biri olmayı başarmıştır. Uğradığı onca haksızlığa, işkenceye rağmen intikam peşinde koşmadı. Gençlere, 'elinize silah değil kalem alın' çağrısı yaptı." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Yazıcıoğlu'nu rahmetle andı.
Grup başkanvekilleri ayrıca, babasının vefatı nedeniyle CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'ye de başsağlığı dileğinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin keyfi olarak başka cezaevlerine nakledilmesinin nedenlerinin ve sonuçlarının araştırılması önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.
HDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
Partisinin önerisi hakkında söz alan HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, cezaevlerinin hak ihlallerinin yaşandığı kurumların başında olduğunu savundu. Özkan, cezaevlerinden insan hakları derneklerine ve avukatlara yapılan başvuruların, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin kanıtı olduğunu ileri sürdü.
Özkan, 7 Haziran seçimlerinin ardından toplumun muhalif kesimlerinin tutuklandığını ileri sürerek, yaptıkları başvurulara Adalet Bakanlığından olumlu ya da olumsuz yanıt alamadıklarını belirtti. Cezaevlerinde son günlerde yaşanan "sürgünlerin" dikkat çekici olduğunu anlatan Özkan, cezaevlerinde onlarca "sürgünle" karşı karşıya olduklarını söyledi.
AK PARTİ Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ise Türkiye'de 187 bin 498 hükümlü ve tutuklunun bulunduğuna işaret etti.
Ceza infaz kurumlarının, nitelikleri bakımından dünyada en iyi örnek teşkil eden cezaevleri arasında bulunduğunu belirten Kaynak, cezaevlerinin ulusal ve uluslararası birçok kurum ve kuruluşun denetimi altında olduğunu hatırlattı. Kaynak, cezaevleri konusunda Türkiye'ye herhangi bir uluslararası kuruluş tarafından herhangi bir ithamın yönetilmediğini ve bu alanda alınlarının ak olduğunu söyledi.
Cezaevlerinde kapasitenin çok üzerinde hükümlü ve tutuklu bulunduğunu hatırlatan Kaynak, "Bir yandan 'Cezaevlerinde üst üste yatılıyor' diyeceğiz bir yandan da 'Nakil olmasın' diyeceğiz. Bu ikisi yan yana olmaz" diye konuştu. Kaynak, cezaevlerinden nakillerin çeşitli nedenlerle yapıldığını, nakillerin sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yönelik olmadığını, başka yerlerde de görüldüğünü ve cezaevlerindeki yığılmayı dengelemek adına bu nakillerin yapılabildiğini bildirdi. AK PARTİ'nin işkenceye toleransının sıfır olduğuna dikkati çeken Kaynak, cezaevlerindeki nakillerin önemli bir bölümünün zorunlu nakil niteliğini taşıdığını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi de cezaevlerinin Türkiye'de artarak kanayan bir yara olmaya devam ettiğini, cezaevlerinin gözdağı ve had bildirme aracı olarak kullanıldığını savundu. İlgezdi, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının sürekli arttığına işaret ederek, Türkiye'de cezaevleri tablosunun her geçen gün daha kötüye gittiğini ileri sürdü.
Uzak cezaevlerine giden insanların çifte mahkumiyet yaşadığını öne süren İlgezdi, yoksul ailelerin maddi külfeti kaldıramadığını, dar gelirli ailelerin çocuklarını ayda bir kez dahi ziyaret edemediğini savundu. İlgezdi, uzun yolculuklarda ring araçlarının da büyük sıkıntı olduğunu belirtti.
AK PARTİ Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ise kendileri için insanın önce geldiğini bundan dolayı bütün uygulamalarında ayrım gözetmeksizin merkeze insanı koyduklarını ve insanı yüceltmeyi esas olarak kabul ettiklerini söyledi. Cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların nakillerinin hangi koşullarda gerçekleştirilebileceğini anlatan Çavuşoğlu, nakillerin zorunlu nedenlerden kaynaklandığını vurguladı.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için Sivas Demir Çelik Fabrikası işçilerinin sorunlarının araştırılmasına dair önergenin görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, öneri lehinde söz alarak, 1987'de 40 bin dönüm araziye kurulan fabrikanın, 1998'de özelleştirme sürecine girdiğini, "sosyal satış" adı altında 10 milyon dolara satıldığını anlattı.
Akyıldız, devletin, fabrika çalışanlarının, Sivas ve ülke ekonomisinin mağdur edildiğini savundu. Akyıldız, fabrikanın devlete 630 milyon lira borcu bulunduğunu, kapısına kilit vurulduğunu, 650 kişinin bugün sokakta aç ve işsiz durumda olduğunu söyledi.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da lehteki konuşmasında, bir illiyet bağı kurularak, burada çalışanların kamu işçisi statüsüne alınabileceğini savundu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, rızkı peşinde koşan işçi kardeşlerinin ve Sivas esnafının mağdur olmaması, fabrikanın üretime devam etmesi için görüşmeler yaptıklarını, fabrikanın çalışması noktasında gayretlerinin devam edeceğini belirtti.
İşçilerin sıkıntısını bildiklerini, sorunun çözümü için gayret gösterdiklerini anlatan Bilgin, hukuki yollardan yapılan her türlü çözüm önerisinin destekçisi, takipçisi olduklarını vurguladı. Bilgin, "Sivas Demir Çelik İşletmeleri A.Ş'de çalışan kardeşlerimizin sorunları, bizim sorunlarımızdır. Sorunu çözmek için samimi, çözüm odaklı gayretlerimizi gösteriyoruz" dedi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit de öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Sivas'ın, sanayileşmenin hiç uğramadığı, en fazla göç veren il olduğunu vurguladı.
Mit, işletmenin temelinin, Türkiye'nin üçüncü büyük fabrikası olarak atıldığını, fabrikanın mülkiyet tartışmasının devam ettiğini, dosyanın yargıda olduğunu, Bursa'da devam eden mahkeme kararı açıklanmadan konunun çözümünün zor olduğunu belirtti.
İşçilerin fabrikada alınterinin, emeğinin olduğunu, fabrikadan alacaklarının bulunduğunu vurgulayan Mit, "Bu işçi arkadaşlarımıza hükümetin çözüm üretmesi gerekmektedir. İşçi kardeşlerimizin alacaklarını, hükümetten rica ediyoruz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, CHP'nin, Sivas Demir Çelik Fabrikasında çalışan işçilerin sorunlarına dair araştırma önergesinin kabul edilmemesi üzerine, AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel söz aldı.
Çakır, Meclis'te kasım ayından bu yana denetim ve yasama faaliyeti yaptıklarını ancak istemedikleri oranda, arzulamadıkları bir tabloyla karşılaştıklarını ifade etti. Bu tür bir tabloyla karşılaşmamayı temenni eden Çakır, CHP milletvekilinin tutumunun şık, doğru olmadığını belirtti.
Milletvekilleri olarak zaman zaman kastı aşan, ses tonlarını kontrol edemedikleri çıkışlarının olabildiğini dile getiren Çakır, ancak milletvekilinin, izleyicilere dönerek bir tutum içine girmesinin son derece yanlış olduğunu, buna teşebbüs etmemek gerektiğini, aksi halde önleyemeyecekleri olaylarla karşılaşabileceklerini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Mecliste her şeyin konuşulabilmesi ancak sözlü, hatta fiili şiddete dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Özel, bununla ilgili sorumluluklarının bulunduğunu vurgulayarak, "Bir yanlışı, hatayı, kusuru ifade etmenin yolu fiili taarruz değildir. Ümit ediyoruz, iktidar grubu rahatsız olduğu bir şey yaşandığında, muhalefet grubuna yürüyüp, fiili taarruzda bulunmak yerine ara talep edip müzakare isterse en doğrusu olur." dedi.
TBMM Başanvekili Akif Hamzaçebi de Başkanlık Divanı olarak böylesi gerilimlere yol açacak tartışmaların bir daha yaşanmamasını temenni etti.
Daha sonra Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, tasarının uluslararası anlaşmalara ve anayasa aykırı olduğunu iddia ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
Usul tartışmasında söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, tasarıyla İnsan Hakları Kurumunun lağvedildiğini ve yerine yeni bir isimle kurum kurulduğunu söyledi. Gök, tasarının taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ve Birleşmiş Milletlerin, kurulan kurumu tanımayacağını savundu.
AK PARTİ Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ise muhalefet partilerinin, her maddenin görüşülmesinde önerge vermelerinin mümkün olduğunu, anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin de önerge vereceklerini hatırlatarak, bunun şu aşamada konuşulacak konu olmadığını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, düzenlemede insan haklarıyla ilgili denetim görevini yapacak olan kurumun hükümet erki üzerinden şekillenmesi ile karşı karşıya olduğunu ve bunun uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdü. Baluken, tasarıya ilişkin muhalefet partileriyle ortaklaşma sağlanmasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yasaların daha katılımcı bir şekilde yapılmasının temin edilmesinin mümkün olduğunu hatırlattı. Vural, tasarıda kişisel verileri koruma kurulu gibi bir kurulun oluşturulacağını, birinde Meclisin seçtiğini diğerinde ise seçmediğini söyledi. Oktay Vural, siyasi parti gruplarının bu konuda yapacağı bir düzenleme ile mutabakat oluşması durumunda partisinin hazır olduğunu belirtti.
Usul tartışmasının ardından Başkanvekili Hamzaçebi, tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade ederek, birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde, partiler adına görüşmeler tamamlandı.
MHP Grubu adına söz alan Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, hukukun bağımsız ve tarafsız olmadığı siyasi toplumsal ortamda, insan onurunun korunmasının mümkün olmadığını söyledi. Ersoy, fırsat eşitliğini sağlamanın hukuk devletinin temel prensiplerinden biri olduğunu vurguladı.
Oluşturulacak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumundaki üyelerin içerisinde, muhalefet partilerinin önereceği isimlerin de yer alması gerektiğini kaydeden Ersoy, "Üye sayısının tespiti konusunun yeniden güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir kurumun oluşturulmasını genel anlamda olumlu buluyoruz. Sadece başvuru üzerine inceleme yapmalarının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. Bu kurum alternatif bir yargı müessesesi gibi değerlendirilmemelidir." diye konuştu.
HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, tasarı ile mevcut bir kurumun yeni görevlerle, yeniden dizayn edildiğini savunarak, "Mülteci pazarlıklarından dolayı diyelim ki AB bu düzenlemeye şimdilik ses çıkarmadı peki toplum bu kurumlara güvenir mi? İnsan hakları örgütlerine yapılan başvuruların niteliğine, bir de devletin bu kurumuna yapılan başvurulara baktığınız zaman zaten makası görüyorsunuz." dedi.
Bilgen, insan hakları sorununun, kimsenin iç işi olmadığını belirterek, insan hakları alanının standartlarının evrensel standartlar olduğunu dile getirdi. Bilgen, insan haklarına başka devletlerin müdahil olmamasının istenmesi durumunda ilk yapılması gerekenin, meydan okumak değil, sorunları çözecek bir atmosfer inşa etmek olduğunu savundu. Ayhan Bilgen, kurulacak kurumun uluslararası standartlara göre yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, tasarıda, ayrımcılığın, doğru düzgün ifade edilmediğini, kadına yönelik her türlü kötü muameleyi insan hakkı ihlali sayan İstanbul Sözleşmesi'nin bulunmadığını söyledi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, tasarıya göre, oluşacak kurulun 11 üyesi olacağını, bunları Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nun seçeceğini anımsattı. Ağbaba, kurul üyelerinin tamamını iktidarın seçmesinin kabul edilmeyeceğini, İnsan Hakları Kurumunun bu halinin, insan haklarına aykırı olduğunu savundu.
Ağbaba, şöyle devam etti:
"İnsan, hakları olduğu sürece insandır. Bu haklar doğuştan gelir ve tartışılmaz, kısıtlanamaz. İnsan haklarının önemini anlamak için hakları elinden alınan insanları düşünmek gerekir. Empati yapmalıyız; örneğin kendinizi Karaman'da aylarca tecavüze uğrayan 10 yaşındaki çocuğun babasının yerine, Pozantı Cezaevinde tecavüze uğrayan çocuğun annesi yerine, cezaevine girerken çıplak aramaya tabi tutulan genç kadının yerine, Ali İsmail Korkmaz'ın annesinin yerine, Berkin Elvan'ın yerine, Erzurum'da suda boğulanların, Samsun'da selde boğulanların, naylon çadırda yananların yerine koyun. Bu empatiyi kurabilirseniz, insan haklarının yakıcılığını daha iyi anlayabilirsiniz, bu kurulu ve yapısını daha iyi anlayabiliriz." görüşünü dile getirdi.
Ağbaba, kurulun, bu yapısıyla Paris prensiplerine aykırı olduğunu savunarak, "Bu kurulda bir tane sivil toplum örgütü, insan hakları derneği, tarafsız bilim insanı söz sahibi olacak mı?" diye sordu.
AK PARTİ Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, muhalefetin, kurul üyelerinin 3'ünün cumhurbaşkanı, 8'inin bakanlar kurulunca görevlendirilmesini eleştirdiğini, bunun AB standartlarına uygun düşmeyeceğini iddia ettiğini belirtti.
AB ülkeleri uygulamalarına baktıklarında, bu eleştirilerin son derece yersiz, gereksiz olduğunu gördüklerini kaydeden Yavuz, Almanya, Hollanda, Fransa'dan örnek verdi. Yavuz, "AB'nin bir çok ülkesinde sadece bakana, kabineye, krala, cumhurbaşkanına verilen yetki, bizde bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanına verildiğinde her nedense kıyamet kopuyor. Bu muhalefet tarzını anlamak mümkün değil." dedi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
