2016-01-26 - 16:01
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın 1. bölümü kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplanan Genel Kurulda üç milletvekili gündemdışı söz aldı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, "sözde özerklik ve öz yönetim iddiaları"na ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmada, teorik olarak bakıldığında öz yönetim talebinde bir sorun bulunmadığını, bunun, siyasetin konusu bir talep olduğunu söyledi. Metiner, konunun meşru bir hak olduğunu belirterek, ancak fiili bir durum üzerinden teorik meşruiyet kazandırılmak istendiğini ifade etti.

Öz yönetimi, "bir topluluğun, kendi kendini yönetmeye, kendisinin karar vermesi" olarak tanımlayan Metiner, rıza yoksa demokratik meşruiyetten söz edilemeyeceğini vurguladı. Metiner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Elinizdeki silahlara güvenerek bir halkı yönetmeye kalkışırsanız, o halkın meşru rızasını almadan o halkı yönetmeye kalkışırsanız adına özerklik, öz yönetim denmez, öz faşizm öz terörizm denilir. Demokratik özerklik istiyorsanız, yönteminizin de demokratik olması gerekiyor. Bu, siyasetin konusudur, silahın konusu değildir. Kürtler için ama Kürtlere rağmen bir anlayış ne demokrasi ne de özerklik tanımıyla bağdaşır."

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, aydınların yaşam hakkının korunması, MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu da Kuşadası'nda yaşanan toprak kaymasına ilişkin gündemdışı söz aldılar.

Eski Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in vefatı nedeniyle TBMM Başkanvekili Aydın, AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Genel Kurul'da başsağlığı diledi.

Bu arada, CHP grubunun ön sırasına, Genç'in fotoğrafı ve kırmızı karanfiller konuldu.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin araştırma önergesinde, "sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde 61 çocuğun polis ve asker tarafından katledildiği" ifadesinin kullanılması nedeniyle yaşanan tartışmaların ardından, önergedeki ifadeler düzeltilirken, usul tartışması açıldı.

HDP, Danışma Kurulu'nda oy birliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, HDP Grup önergesini okutmadan önce MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural itiraz ederek önergenin Genel Kurul'da görüşülemeyeceğini söyledi. Vural, "HDP'nin grup önerisinde, '61 çocuğun, polis özel harekat görevlileri tarafından katledildiği' gibi ifadeler kullanılmaktadır. Önergenin gündeme alınmaması gerekir. Böyle bir şey olabilir mi? Lütfen içtüzük gereğince gereği yapılarak bu ifadelerin kaldırılmasını temin edin" dedi.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ise daha önce de benzer önergeleri gündeme getirdiklerini ve görüştüklerini belirterek, "Bu önerge geldiği an itibari ile 61 çocuktu ama gittikçe bu sayı katlanıyor. Şu anda Cizre'de bir binanın bodrum katında bulunan sivil vatandaşlardan dördü yaşamını yitirmiş, diğerleri yaralı bekliyor" iddiasında bulundu.

Konuşmaların ardından Başkanvekili Aydın, birleşime 10 dakika ara verdi.

Başkanvekili Aydın'ın oturumu açması üzerine MHP Grup Başkanvekili Vural, yeniden önergenin gündeme alınmamasını istedi. HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel'in önergenin görüşülmesini istemesi üzerine Vural, "Bu önergenin amacı terörle mücadele edenleri suçlamaktır" diye konuştu.

Başkanvekili Aydın, "Anayasamızın 38. maddesi çok açıktır. İçtüzüğün 67. maddesi açıktır. Ortada ciddi manada bir terörle mücadele olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu mücadele kapsamında bir şekilde devlet adına görev yapanları suçlayıcı tarzda katliam ifadesi ile yazılmasının doğru olmadığını ve suçlayıcı olan bu tür ibareler çıkartılmak suretiyle öneri 67'ye göre düzeltilmiş durumdadır. İlgili grup bunu uygun gördü. Şu anda içtüzüğe uygun olarak görüşeceğiz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, verilenin grup önerisi olmadığını, 20 milletvekilinin imzasının bulunduğunu bundan dolayı da değişiklik yapılması durumunda 20 milletvekilinin onayının alınması gerektiğini belirterek, "Daha önce de oldu biz önergemizi yenileyerek verdik. Bunu gündeme almanız doğru değildir" dedi.

Başkanvekili Aydın ise teamüllerde bunun olduğunu vurgulayarak, yapılması gereken değişikliklerin yapıldığını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Meclis Başkanlığı'nın gerekli incelemeyi yaptığını ve araştırma önergesine onay verdiğini ardından ise Danışma Kurulu'na sevk edildiğini ve oradan da Genel Kurula geldiğini dile getirdi. Baluken, önergenin görüşülmesinin içtüzüğe uygun olduğunu savundu. Baluken, tartışmaların Danışma Kurulu'nda yapılabileceğini Genel Kurul'da yapılamayacağını söyledi.

Konuşmaların ardından Başkanvekili Aydın, daha önce de düzeltmelerin yapıldığını hatırlatarak, "Ben tarafsız Meclis Başkanvekili olarak anayasa ve içtüzüğe dayanarak yönetmek zorundayım. Buna dayanarak düzeltmeler yapıldı. Bu bağlamda şu anda grup önerisinin görüşmelerine başlayacağız" ifadesini kullandı. Aydın, önergenin iade edilmediğini, üzerinde düzeltme yapıldığını kaydetti.

HDP'nin grup önergesi üzerine usul tartışması açıldı.

Usul tartışması üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, yapılan tartışmanın tümünün yanlış bir tartışma olduğunu söyledi. Danışma Kurulu'ndan geçen önergenin tekrar tartışmaya açılamadığını belirten Baluken, "Çocuğun katledildiği ya da katliama uğradığı yere yönelik Meclis'in araştırması için bunu verdik. Biz Berkin Elvan'ın polis kurşunu ile öldürülmesini katliam olarak değerlendiriyoruz. Roboskiyle ilgili aynı şeyi düşünüyoruz" dedi.

Önergede, sürekli polis ve askeri suçlayan ifadelerin yer aldığını dile getiren MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, önergenin anayasanın ilgili maddeleri ve içtüzüğe aykırı olduğunu, bundan dolayı görüşülemeyeceğini ifade etti. Vural, usul tartışmaların milletvekillerinin oyuna sunulmasını istedi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ise önergenin değiştirilmeden önceki halinin içtüzük ve anayasaya aykırı olduğuna kendilerinin de katıldığını kaydetti. Kubat, "Biz usulen belirli bir meseledeki tavrımız, esasa yönelik tavrımızdan farklı olabilir. HDP önergesinin gerekçeleri kesinlikle somut biçimde kesin yargı içeren suçlamalar içeriyordu. Görüşmeler sonunda araştırma önergesi görüşülebilir bir noktaya getirildi. Yaşam hakkının ihlaline ilişkin iddialarla ilgili bir hüviyet şu anda kazanmış durumdadır. AK PARTİ olarak devletin ve milletin birliğini sağlama için hukuk içinde fedakarca çalışma yürüten polisimizin, askerlerimizin, korucuların, sağlık çalışanlarına destek veriyoruz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Biz kimsenin suçu ispatlanana kadar suçlu muamelesi görmemesini savunuruz. Gerek siz gerekse grubunuzun çok sayıda temsilcisi Ergenekon davasında yargılanan kişilere açıkça terörist dediniz. Balyoz davasında yargılananları darbeci ilan ettiniz" diye konuştu.

Başkanvekili Aydın, HDP Grup önerisinin Meclis Başkanlığınca inceleme aşamasında olduğunu bundan dolayı iade dahil işlem yapılmadığını belirterek, "Dolayısıyla HDP Grup önerisi iade edilmemiştir. Önerge sahipleri tarafından gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Teamüllere uygun olduğundan tutumumda bir değişiklik yoktur. Şırnak milletvekilinin verdiği bir önerge de var önümde paraf edilerek devam edilmiştir" dedi.

Başkanvekili Aydın, tartışmaların ardından HDP'nın önergesini okutarak işleme koydu.

Önergenin işleme konulmasına tepki gösteren MHP Grubu ise Genel Kurulu terk etti.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde yaşam hakkı ihlallerinin" araştırılması önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Partisinin önerisi üzerine söz alan Siirt Milletvekili Besime Konca, Cizre'de yaşananlara dikkati çektiklerini, ancak konuyla ilgili kimseyle görüşemediklerini savundu. Konca, Siirt'te iki gündür mahallelerin abluka altında olduğunu öne sürerek, "Orada hendek veya barikat yoktur. Bu Meclis görevini yapmadığı için orada insanlar katlediliyor. Parlamento Allah'tan rahmet dileme yeri değildir. Sorunları çözme yeridir" diye konuştu.

AK PARTI Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, 3 ayı aşkın zamandır HDP milletvekillerinin konuştuğunu belirterek, "Şehit polis ve askerlerimiz için bu kadar konuştunuz mu? Neden bağırıyorlar. Sırtlarını dayadıkları o PKK elemanları öldüğü için böyle bağırıyorlar. Ben 3 yıldır Hakkari koordinatörlüğü yapıyorum. Bu hafta Van'daydım. Bakanımız orada toplantı yaptı. Herkes geldi ama sizin milletvekilleriniz dağdan izin alamadığı için gelemedi. Adil Zozani'ye de Hakkari'de 'beraber gezelim' dedim ama yok, gelmedi. Bu konuda samimi değilsiniz. Samimi olsaydınız 1993 yılında sivil 33 askerimiz şehit edildiği zaman aynı hassasiyeti gösterirdiniz. Onları şehit eden PKK'nın yanında durdunuz ve burda sözcülüğünü yapıyorsunuz" dedi.

Aygün, devletin 3 yıldır şefkat elini gösterdiğini ve Çözüm Sürecini başlattığını hatırlatarak, "İnsanlara baskılar uyguladınız. 'Hakkını savunuyoruz' dediğiniz insanlardan haraç istediniz. Vermeyince arabalarını yaktınız, kendilerini kurşunladınız" diye konuştu.

"Kürt kardeşlerim sizin yüzünüzü gördüğü için arkanızda değil. Siz de bundan rahatsız oldunuz" diyen Aygün, terör örgütü PKK'nın uluslararası oyunun piyonu olduğunu, HDP'nin de bunun sözcülüğünü yaptığını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, şu anda yaşananların OHAL'i arattığını ileri sürerek, 90'lı yıllarda köylerin boşaltıldığını bugün ise ilçelerin ve illerin boşaltıldığını iddia etti. "Binlerce insan yapılan uygulamalarla katliama tabi tutuldu" diyen Baluken, sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde cenazelerin günlerce yerlerde bekletildiğini savundu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise kendilerinin AK PARTI ile HDP arasında yaşanan tartışmalarda taraf olmak niyetinde olmadıklarını, HDP'li vekilin kendilerini suçladığını belirterek, "CHP'nin, legal ya da illegal hiçbir yapıdan talimat almayacağını, sadece halktan talimat alacağını ve bir hesap verecekse bunu sadece halka vereceğinin altını çizerim" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Meclis'in 3 ayı aşkın süre terörle mücadele ve bu bağlamda insan hakları konularını tartıştığını kaydetti. "Hiçbir egemen ülkede bir güç çıkıp 'özerklik ilan ettim ve bunu silahla yapacağım' diyemez. Derse devlet ortaya çıkar ve o gücü oradan atar. AKP böyle bir sorunla, sadece güvenlikçi politikalarla baş edemez bunun da bilinmesi lazım" dedi.

Bekaroğlu, "2013 Nevruzunda 'Biz bölünmek istemiyoruz', bundan sonra silahla edinilecek bir hak yok, silahı bırakacağız' demiştiniz. Şimdi aynı noktada mısınız? Eğer bunları istemiyorsanız derhal silahları bırakın. O zaman göreceksiniz AKP bir tuzak kuruyorsa o tuzak açığa düşecektir" ifadesini kullandı.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Cizre'de yaşam hakkının yerle bir edildiğini ileri sürerek, böylesi bir durumda başka bir meselenin konuşulamayacağını söyledi. Yaşananlara Meclis'in müdahil olması gerektiğini belirten Beştaş, "O yaralıları tedavi etmek devletin temel görevlerindendir. Ne olurlarsa olsunlar. Parlamentonun gündemi, ölümler dururken başka ne olabilir" dedi.

Beştaş, kürsüde, HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ı telefon ile arayarak konuşmalarını Genel Kurul'da dinletmek istedi. Bunun üzerine AK PARTI milletvekilleri sıralara vurarak protesto etti. Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın da "Böyle bir usul yok. Kürsüden sadece siz hitap edebilirsiniz" dedi.

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, karar vericilerden olduklarını belirterek söz istedi. Elitaş, Meclis kürsüsünün milletin kürsüsü olduğunu "katillerin sözcüsünün" kürsüsü olmadığını belirterek, şunları vurguladı:

"Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçleri ile emniyet çalışanları bu milletin geleceğini engellemeye çalışanlara karşı mücadele edecek, siz burda katilleri savunacaksınız. Karne almak için gitmiş çocukların okullarına bahçelerine bomba konulacak, siz onları savunacaksınız. Kürt halkına zulmedeceksiniz, 'Kürtler adına konuşuyorum' diyeceksiniz. Hendekler kazacaksınız, çukurlar ortaya koyacaksınız sonra da 'Kürt halkını savunuyorum' diyeceksiniz. Kürtler sizden illallah ediyor. Siz Kürtler adına değil taşeron olduğunuz ülkeler adına konuşuyorsunuz. Siz Kürtleri savunmuyorsunuz. O milletvekili gelip burada konuşacak. Teröristlerle birlikte bir olup değil. İçtüzük ortadadır. Siz kalkıyorsunuz telefonla konuşturmaya çalışıyorsunuz. Milletvekilleri millet adına konuşurlar, teröristler adına değil."

Elitaş'ın konuşması sırasında HDP milletvekilleri sıralarına vurarak protesto etti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Orada terörist yok. Orada siviller var. Dördü yaşamını yitirdi ve sizin bakanlarınız devreye girmesine rağmen ortaya çıkmış bir yaşam hakkı gasbı vardır. Sizin bulunduğunuz konum son derece kötü bir konumdur" ifadesini kullandı.

AK PARTI Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, hendeklerin kazıldığını ve sivil yurttaşların tehdit edilmesi üzerine başlayan bir sürecin olduğunu vurgulayarak, "Hep kardeş dili kullandık. Kardeş dili kullanmaya da devam edeceğiz. Vatandaşımızı terör örgütünün inisiyatifine bırakamazdık. Devlet olmanın gereği olarak terörle mücadeleyle ilgili haklı mücadelemizi başlattık. Bir milletvekilinin halka zulmedenlerin yanında olmaması gerekiyordu. Onun için size pes diyorum. Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i biz biriz ve birlikteyiz. Bizi bölmeye hiçbir güç yetmeyecektir" dedi.

Konuşmaların ardından HDP'nin önerisi kabul edilmedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın verdiği kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesinin görüşmelerinde, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın iddialarına yanıt verdi.

Bayraktutan, Artvinlilerin Cerattepe'de ormanı, Orman Bölge Müdürlüğünden koruduğunu, burada bir katliam olduğunu savundu. "Artvin'de orman katliamı olup olmadığını" soran Bayraktutan, şirketin "50 bin ağacı keseceğim" ifadelerini kullandığını söyledi.

Bakan Eroğlu, Bayraktutan'a yanıt vererek, Orman Genel Müdürlüğünün, kanuna, mevzuata uygun hareket ettiğini bildirdi.

Bakanlık olarak Maden ve Orman kanunlarına, hangi usul ve esaslarla izin verileceğine dair yönetmeliğe göre davrandıklarını dile getiren Eroğlu, şöyle devam etti:

"Kesilen ağaçlar ne kadar? Bütün madenlerde, topladığın zaman madenler için verilen izinler binde 1 bile değildir, kesilen ağaçların miktarı da çok cüzidir. Şu anda, Türkiye'de son 12-13 yılda 3 milyar 250 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Verdiğimiz alanların çok daha büyük kısmını artırıyoruz. Dünyada pek çok ülkede orman varlığı azalırken, Türkiye'de orman varlığı artıyor. Son 13 yılda 1,5 milyon hektar alanda bir artış sağladık. Yani bütün bu yaptığımız çalışmalar bütün dünya tarafından takdir ediliyor. Hatta o kadar çok takdir ediliyor ki mesela Dünya Ormancılık Forumu ve Zirvesi, Amerika dışında ilk defa Türkiye'de yapıldı. Geçen yıl ekim ayında Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı Türkiye'de yapıldı. İhaleleri yapan da biz değiliz, ruhsatı veren kurum başka bir kurum. Kanuna göre, mevzuata göre hareket ediyoruz. Bunun dışında hiçbir şekilde ağaç kesimine müsaade etmiyoruz. Kesilen ağaçların 5 katı kadar da fidan diktiriyoruz."

Eroğlu, kesilecek ağaç sayısının 50 bin değil 5 bin civarında olduğunu vurguladı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'ın, sataşma gerekçesiyle söz isteyen Bayraktutan'a yerinde, Eroğlu'na ise kürsüde söz vermesini eleştirerek, usul tartışması açılmasını istedi.

Tutumu lehinde söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Meclis'in esas gündemine geçmesinin saatler aldığını söyledi. İnceöz, içtüzüğün açık şekilde tartışılması gerektiğini, Meclis'in, demokrasinin yeni bir içtüzüğe ihtiyacı olduğunu belirtti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, en güzel futbol maçlarının, hakemin kendini göstermediği maçlar olduğunu dile getirdi. Akçay, bu çerçevede bütün Meclis başkanvekillerinin kendisini çok belli etmeden Meclis'i yönetmesi gerektiğini belirtti.

TBMM Başkanvekili Aydın, içtüzüğü doğru şekilde uygulamak için elinden geleni yaptığını, tutumunda bir değişiklik olmadığını kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'nda bir başka tartışma da CHP İstanbul Milletvekili Tanal ile AK PARTİ İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu arasında yaşandı.

Tanal, Kuzu'nun Twetter hesabında, "Cumhurbaşkanı başdanışmanı" yazdığını ifade ederek, başdanışman değilse bu ibarenin çıkarılması gerektiğini savundu.


Kuzu, Tanal'ın, kendisinin hukuk fakültesinden öğrencisi olduğunu ancak anlattıklarını tersinden öğrendiğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığını yaptığını anımsatan Kuzu, ancak bunu fahri, vatan, millet adına gerçekleştirdiğini, bundan da gurur duyduğunu kaydetti.

Tanal, Kuzu'ya "Araştırma görevlisiydi, anayasa hukukunda Selçuk hocamızın çantasını taşıyordu. Sizin öğrenciniz değildim. Anayasayı öğrenmek gerekiyor, ücretli veya ücretsiz danışmanlık yapamazsın" karşılığını verdi.

Kuzu ise Tanal'a "Senin kağıdını ben okudum, benim notumla geçtin. İnsanda saygı olur. Anayasayı bilmiyorsun. Orada cumhurbaşkanlığı demiyor" diye seslendi.

Konuşmaların ardından Tanal'ın verdiği kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***