2016-03-23 - 15:48
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da görüşülen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 2. bölümünde yer alan 8 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan AK PARTİ Isparta Milletvekili Sait Yüce, Said-i Nursi'nin vefatının 56. yılı nedeniyle yaptığı konuşmada, "O, birleştiren adam idi. O, kalpleri Allah inancında ve Allah muhabbetinde birleştirmişti. O, dini ve dünya hayatını birleştiren adamdı" ifadesini kullandı.

Yüce, Said-i Nursi'nin bütün İslam alemini birleştirmeye çalıştığını ve ırkçılığa karşı olduğunu bildirdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ise seçim bölgesinin 14 yıldır ulaşım sorununu çözememiş, yoksulluğun ve işsizliğin olduğu bir kent olduğunu savunarak, ilin bir kimliğe kavuşamadığını ileri sürdü.

Büyükşehir Yasası ile Kocaeli'nin tarihi beldelerinin de yok edildiğini iddia eden Tarhan, şehirdeki sosyal imkanların da yetersiz olduğu savundu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da Nevruz hakkında yaptığı konuşmada, Nevruz'un, ilk olarak 2616 yıl önce kutlanmaya başlandığını hatırlattı.

Nevruz'un, tüm halkların yolunu aydınlatacak bir gün olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Beştaş, bu bayramın günümüzde ise içinin boşaltıldığını ileri sürdü.

MHP'nin, çocukların her türlü istismardan korunması, yaşanan sorunların tespit edilmesi ve çözüme yönelik çalışmalar yapılması konusundaki önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda MHP'nin grup önerisi üzerinde söz alan CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, cinsel istismar iddiasıyla ilgili olarak Karaman'da bir heyetle incelemede bulunduklarını anımsatarak, "Bu konu beni o kadar üzüyor ki dosyayı incelediğimde oturup hüngür hüngür ağladım ve konuşmakta da zorlanıyorum. Çünkü unutmayınız ki bizler anneyiz, babayız. Bu duygularla bu dosyaları inceledik, bu olayı araştırdık." ifadesini kullandı.

Tüzel kişilikler ve şahısların, ilkokul ve ortaokul seviyesinde yurtlar ya da bu tür evler açamayacaklarını belirten Karabıyık, illegal olan bu yerlerin de denetlenemediğini savundu.

Karabıyık, "Biz, Karaman'da Sayın Valiyle, savcıyla ve de Milli Eğitim Müdürüyle görüştük. Hiçbirisinden de evin kimliği hakkında bilgi alamadık, kime ait olduğu konusunda hiçbir ipucu vermiyorlardı. Oysa dosyalarda çocukların ifadesi var. KAİMDER'e ait olduğunu, Ensar Vakfına ait olduğunu çocuklar kendi ağızlarından vurguluyorlar." diye konuştu.

Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için komisyon kurularak konunun araştırılmasını isteyen Karabıyık, "Evlatlar söz konusu olduğu zaman ne parti ne vakıf, hiçbirinin önemi olmaz; her şeyin üstündedir bu evlatlar, hepimizin çocuklarıdır bunlar. Lütfen elimizi vicdanımıza koyalım, çocukları koruyalım, vakıfları değil." dedi.

AK PARTİ Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, çocuğa yönelik politikaların bütüncül politikalar olduğunu, tek bir kurumun görev ve sorumluluğu altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Kamu kuruluşlarının bu anlamda yetki ve sorumlulukları vardır, sivil toplum kuruluşlarının sorumlulukları vardır, toplumun her bir ferdinin çocuğa yönelik politika ve uygulamalarda sorumluluğu vardır." diye konuştu.

Suçun mağduru ya da faili olan çocuklarla ilgili konularda maksimum hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Keşir, "Buradaki en önemli nokta çocuğun yüksek yararıdır. Biz, politikacılar olarak, mağduru gündelik politikalara malzeme çıkartacağız diye tekrar mağdur edemeyiz. Mağdurun hakları birinci derece önemlidir. Bizim her birimizin politik görüşünden çok daha önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.

Keşir, gizlilik kararı olan bir dosya hakkında fütursuzca konuşulmaması gerektiğinin altını çizerek, "Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, suça sürüklenen çocuklar, suçun mağduru çocuklar ne medyanın hikaye malzemesidir, ne de siyasetin malzemesidir. Bunlar temel konulardır ve her birimizin en önemli önceliğidir." ifadesini kullandı.

Keşir, çocuk istismarına ve mağduriyetine ilişkin bütün olayları lanetlediklerini ve kınadıklarını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise söz konusu hadise gibi olayların kesinlikle lanetlenmesi ve kınanması gerektiğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, hukuki temelden yoksun, denetimsiz evlerde bu tür istismarların yaşanabildiğini kaydederek bu konuların araştırılması için bir komisyon kurulmasını talep etti. Özel, iddialara konu olan vakfa ait diğer evlerin de mercek altına alınması gerektiğini söyledi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, hangi vakfa ve derneğe ait olursa olsun bu aşağılık suçu işleyen kişiyi kim olursa olsun lanetlediklerini dile getirdi. Çakır, çocuklarla ilgili konularda politik polemikler yapılmaması gerektiğini vurguladı.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Şu anda TBMM eğer çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve istismarı konuşmayacaksa ne konuşacağız?" ifadesini kullanarak, TBMM'de bir komisyon kurulmasını ve olayla ilgili inceleme yapılmasını istedi.

Beştaş, "Burada koruyacağımız Ensar Vakfı ve yetkilileri değil, o çocukların üstün yararıdır. Çocukların üstün yararı da bu araştırmayı Meclis'in yapmasını gerektirir." diye konuştu.

MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde, yüzde 30'unun 2 ila 5 yaş arasında, yüzde 40'ının 6 ila 10 yaş arasında, yüzde 30'unun 11 ila 17 yaş arasında olduğunu aktararak, yaşanan olayların bir ömre mal olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, ileriki yaşlardaki kişilik bozukluklarının da kaynağı olduğunu ifade eden Depboylu, denetimlerin sıklaştırılması ve bu olayların bir daha yaşanmaması için çalışılması gerektiğini söyledi.

AK PARTİ Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan, çocukları istismar edenleri kınadıklarını vurgulayarak, AK Parti olarak bu konuda asla taviz vermeyeceklerini ifade etti.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, MHP'nin önerisini milletvekillerinin oyuna sundu.

Aydın'ın, oylama sonucunda önerinin kabul edilmediğini açıklaması üzerine muhalefet, "oylamada kendilerinin oyunun daha fazla olduğunu" iddia etti.

Bunun üzerine AK PARTİ ve muhalefet milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

Başkanvekili Aydın, birleşime ara verdi.

Muhalefet, aradan sonra açılan birleşimde itirazlarını sürdürdü.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, oylamada muhalefetten el kaldırmayan milletvekillerinin olduğunu söyledi.

Başkanlık Divanında bulunan TBMM Katip Üyesi CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, "Bu kürsü tarafsız bir kürsüdür. Biz burada yemin ettik, tarafsız olmak zorundayız. Oylamada muhalefet tarafı daha kalabalıktı." dedi.

Purçu'ya tepki gösteren Aydın, "Böyle bir açıklama yapma hakkı yok." ifadesini kullandı.

Bunun üzerine Purçu, kürsüde görev yaparken tarafsız olmak zorunda olduğunu anlatarak, "Sayıyı görmedim ama muhalefet tarafı daha çoktu." iddiasında bulundu.

Divanda görev yapan diğer Katip Üye AK PARTİ Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu ise AK PARTİ Grubu dağınık olarak oturduğu için sayının tam olarak görülmediğini belirterek gördüğü kadarıyla MHP'nin grup önerisinin reddedildiğini söyledi.

Başkanvekili Aydın, tartışmanın uzaması üzerine, tutumu hakkında usul tartışması açabileceğini belirtti.

Bugüne kadar Meclis kürsüsünde tarafsız olmaya, Anayasa ve İçtüzüğe göre Genel Kurulu yönetmeye çalıştığını kaydeden Aydın, "Siyaset yapsaydım, tarafsız olmasaydım, oylamaya geçmeyip ara verirdim ama yapmadım." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, oylama sırasında Genel Kurulda iktidar milletvekillerinin sayısının az, muhalefet milletvekillerinin ise daha çok olduğunu savunarak kamera görüntülerinin izlenmesini önerdi.

TBMM Başkanvekili Aydın, CHP'li Purçu'yu kastederek, "Ben kendisine söz vermedim. Kendisini baskı altında mı hissetti bilmiyorum ama direkt topa girdi, girmemesi gerekirdi; konuşunca diğeri de konuştu." dedi.

Ahmet Aydın, daha sonra tutumu hakkında usul tartışması açtı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, muhalefete, "Eğer samimiyseniz, ilkeli iseniz yarın dört parti bir araya gelelim, yarın bu konuyu burada oylayalım." çağrısında bulundu.

Başkanvekili Aydın, MHP'nin önerisini oya sunarken Divanda oturan katip üyelere baktığını, itiraz gelmeyince önerinin reddedildiğini açıkladığını bildirdi.

Ahmet Aydın, "Ben vicdanımı bir tarafa atmam, siyasi olarak karar vermem. Oylamada yanlışlık olmadı, tutumunda bir değişiklik yok." ifadelerini kullandı.

Başkanvekili Aydın, konuşmaların ardından MHP'nin önerisini tekrar milletvekillerinin oyuna sundu. Aydın'ın, önerinin kabul edilmediğini açıklaması üzerine, muhalefet milletvekilleri sonuca, alkışla tepki gösterdi.

CHP'nin, TBMM Genel Kurulu'nun, bu hafta Cumartesi ve Pazar günü de çalışması önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, öneri üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, bazı medya kuruluşlarının, iş adamı Rıza Sarraf'ı tutuklayan ABD'li savcının, Paralel Devlet Yapılanmasına mensup olduğu yönünde birtakım yaklaşımlar sergilediğini savundu.

Erdem, "Paralel yapı soruşturmasını yürüten savcılara seslenmek şartıyla şunu öneriyorum arkadaşlar: Gelin, savcılara bir yol haritası oluşturalım. FETÖ iddianamesini değiştirelim, 'Fetömi·nati· ve Tapınak Şakirtleri' yapalım. Niye? Çünkü o kadar güçlü bir yapı ki bu, Amerika'daki savcıyı da yönetiyor, tıpkı İlluminati gibi. Hani dünyayı eskiden Masonlar yönetirdi yahut da Siyonistler yönetirdi perspektifinden, bugün İlluminatinin yerini, anlaşılan, Fetömi·nati·'ye ve Tapınak Şakirtlerine bırakmışız." ifadesini kullandı.

Çocukların istismarı konusunda ortak bir mücadele verilmesinin önemine dikkati çeken Erdem, iktidar partisine seslenerek, "Gelin, hep beraber, getirin önergenizi, altına imzamızı atalım, çocuk istismarını engelleyecek bir yaklaşımı hepimiz burada sahiplenerek, sizin öncülüğünüzde, sizin liderliğinizde ve sizin belirlediğiniz önerge konseptinde onaylayalım ve bu problemle birlikte mücadele edelim." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, hükümet ve AK Parti eliyle, parlamentonun her geçen gün daha fazla işlevsizleştirildiğini ileri sürerek, parlamentonun vesayet altında olduğunu iddia etti.

MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir, "Bugün memleketin bir güvenlik meselesi var, Meclis'e birileri müsaade ettiği ölçüde geliyor. Memlekette çok ciddi bir işsizlik meselesi var, Meclis'e birileri müsaade ettiği ölçüde geliyor. Memlekette pek çok iş yerleri kapanıyor, ücretsiz tatile çıkarılıyor çalışanlar, bu Meclise birileri müsaade ettiği ölçüde geliyor." ifadelerini kullandı.

Koçdemir, bu anlayışın neticesinde ülkede siyasetin dilinin zehirlendiğini, bir kamplaşmaya doğru gidildiğini ve geleceğe dair bir karamsarlığın hakim olduğunu ileri sürdü.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Murat Alparslan, devlet ve millet olarak zor günlerden geçildiğini belirterek, Türkiye'yi zayıflatmaya, güçsüzleştirmeye ve diz çöktürmeye çalışan ulusal ve uluslararası gayri meşru yapılanmalarla topyekun mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Terörle mücadelenin sadece hükümetin ve AK Parti'nin meselesi olmadığını dile getiren Alparslan, bunun, toplumun her kesiminin ortak sorunu olduğunun altını çizdi.

Bu ülkenin ve bu milletin pek çok sorunun üstesinden geldiğini ve pek çok konuyu ve meseleyi de çözdüğüne dikkati çeken Alparslan, şöyle devam etti:

"İnşallah, yine, ülkemiz üzerinde, milletimiz üzerinde oynanmaya çalışılan pek çok oyun, kurulmaya çalışılan pek çok tuzak da boşa çıkarılacak ve bu ülke, bu millet hak ettiği çok daha güzel günlere hep beraber inşallah kavuşacaktır diye ümit ediyorum. Meclis'in millet iradesinin ve egemenliğinin temsil edilen yer olduğu hiç tartışmasız ve şüphesizdir. O sebeple, bizler milletin iradesini ve egemenliğini temsil eden vekiller olarak milletin sorunlarını bilmek, anlamak, onların meselelerini çözme konusunda bir irade ortaya koymak durumundayız. O sebeple, meseleleri tahlil eder iken milletin diliyle konuşabilmeyi, milletin gözüyle görebilmeyi, milletin hassasiyetlerine dokunabilmeyi de becerebilmeliyiz."

Yapılan oylama sonucu CHP'nin, Genel Kurulun bu hafta Cumartesi ve Pazar günü çalışması önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan HDP, çocuklara yönelik cinsel istismarın araştırılmasına ilişkin verdikleri Meclis Araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisini, Genel Kurula getirdi. Öneri, görüşmelerin ardından kabul edilmedi.

MM Genel Kurulunda görüşülen, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının 1-18. maddelerini kapsayan birinci bölümü kabul edildi.

Tasarı, kişisel verilerin işlenmesinde, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyenlerin yükümlülükleri ve uyacakları usul ve esasları düzenleniyor.

Kabul edilen maddelere göre, kişisel veriler ancak usul ve esaslara uygun olarak işlenebilecek.

Kişisel verilerin işlenmesinde; "hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme" ilkelerine uyulması zorunlu olacak.

Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyecek. İlgili kişinin açık rızası aranmaksızın, şu şartlardan en az birinin varlığı halinde veriler işlenebilecek:

- Kanunlarda açıkça öngörülmesi,

- Rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı ve beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,

- Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması,

- Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması,

- İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

- Yeterli önlem alınarak işlenecek

Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri "özel nitelikli kişisel veri" sayılacak. Özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasak olacak.

Sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hallerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilecek. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ve finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilecek.

Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şart olacak.

Kanunlara uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler, resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinecek, yok edilecek veya anonim hale getirilecek.

Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacak, ancak belirtilen şartlardan birinin bulunması halinde açık rıza aranmadan aktarılabilecek.

Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamayacak. Kişisel veriler ancak; kişisel verinin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması, yeterli korumanın bulunmaması durumunda Türkiye'deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve kurulun izninin bulunması şartıyla yurt dışına aktarılabilecek.

Kişisel veriler, uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye?nin veya ilgili kişinin menfaatinin ciddi bir şekilde zarar göreceği durumlarda, ancak ilgili kamu kurum veya kuruluşunun görüşü alınarak Kurulun izniyle yurt dışına aktarılabilecek.

Tasarıyla, kişisel verileri işlenen kişinin hakları düzenleniyor. Buna göre; herkes, kendisiyle ilgili kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenebilecek, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep edebilecek, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilebilecek, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmesi halinde bunların düzeltilmesini isteyebilecek, kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteyebilecek, kişisel verilerin ilgili kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep edebilecek.

Tasarıyla, veri sorumlusunun veri güvenliğinin sağlanmasına ilişkin yükümlülükleri düzenleniyor. Buna göre, veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, bu verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri alacak.

Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu düzenlemedeki hükümlere aykırı olarak başkasına açıklayamayacak, kendi şahsi çıkarları için kullanamayacak. Bu yükümlülük, görevden ayrılmalarından sonra da devam edecek.

Tasarıyla, veri sorumlusuna başvuru yolu düzenleniyor. Buna göre, ilgili kişi taleplerini veri sorumlusuna iletecek. Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç 30 gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracak. Ancak işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi halinde Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilecek. Veri sorumlusu talebi kabul edecek veya gerekçesini açıklayarak reddedecek ve cevabını ilgili kişiye yazıyla ya da elektronik ortamda bildirecek.

Başvurusu reddedilen kişi, cevabı öğrendiği tarihten itibaren 30 ve her halde başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde Kurula şikayette bulunabilecek. Kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkı saklı olacak.

Kişisel verileri işleyenler, veri işlemeye başlamadan önce sicile kaydolmak zorunda olacak ancak işlenen kişisel verinin niteliği, sayısı, veri işlemenin kanundan kaynaklanması veya üçüncü kişilere aktarılma durumu gibi Kurulca belirlenecek objektif kriterler göz önüne alınmak suretiyle Kurul tarafından sicile kayıt zorunluluğuna istisna getirilebilecek.

Kişisel verileri silmeyen veya anonim hale getirmeyenlere, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilecek.

Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenlere 15 bin liradan 1 milyon liraya kadar, Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeyenlere 25 bin liradan 1 milyon liraya kadar, sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edenlere 20 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası uygulanacak.

Bu eylemleri yapan memurlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem gerçekleştirilecek.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****