2020-10-20 - 21:15
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurulda Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin birinci bölüm üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından maddeler üzerindeki önergelerin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, partilerin grup başkanvekilleri, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Ersin Tatar'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin, Kıbrıs Türk toplumuna hayırlı olmasını temenni ederek, "Tatar, iki devletli çözüme katkı sağlayacaktır." dedi.
Türkkan, vefatının 17. yılı nedeniyle Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle andı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Ersin Tatar'ı, KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı kutlayarak, "Kıbrıs davası asıl sahiplerine emanet edilmiştir. Bu seçimde kazanan Mavi Vatan'dır, KKTC'dir ve Türkiye'dir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, ekonominin gitgide ağırlaştığını öne sürerek, "Halkın bütçesinin nasıl çarçur edildiği, iktidarın diğer ortağı tarafından itiraf edildi. Askıda ekmek kampanyası, halkın nasıl bir yoksulluk içinde olduğunun itirafıdır." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminin, KKTC'ye ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.
Vefatının 17. yılında Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle anan Özkoç, Ermenilerin Dağlık Karabağ'dan bir an önce çekilerek, Azerbaycan'ın refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamına devam etmesini istedi.
Eğitim sistemiyle ilgili eleştirilerde de bulunan Özkoç, "Eğitim sistemi, bir insanın iki dudağı arasında deneme yanılma tahtasına çevrilemez. AK Parti, eğitim sitemini mahvetmiştir." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Markar Esayan ile beraber siyaset yaptıkları için kendilerini şanslı addettiklerini söyledi. Zengin, "Üzgünüz. Ailesine ve Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. İnşallah kitaplarıyla yaşamaya devam edecek." diye konuştu.
Zengin, KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar'ı da kutlayarak, "Kıbrıs bizim için çok önemli. KKTC'nin iyiliği, Türkiye'nin iyiliğidir." görüşünü diye getirdi.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un, Azerbaycan ziyareti kapsamında Gence'ye gittiğini, bu ziyareti anlamlı bulduğunu ifade eden Zengin, "Bu haksız işgale tam yerinden 'dur' demek önemli." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Zengin de vefatının 17. yılı nedeniyle Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle andı.
Öte yandan, Genel Kurulda, vefat eden AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan için saygı duruşunda bulunuldu. Grup başkanvekilleri ve milletvekilleri de Esayan'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileklerini ilettiler.
İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş ile CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu seçim bölgelerinin sorunları, AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez de Aliya İzzetbegoviç'in vefatının 17. yılı dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekillerinin yerinden söz alarak gündeme ilişkin açıklamaları sonrasında grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti'nin "yap-işlet-devret" modelinin araştırılmasıyla ilgili grup önerisi hakkında söz alan İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı, bu modelle kamu kaynaklarının verimsiz şekilde kullanıldığını, bunun da Türkiye ekonomisine büyük zarar verdiğini savundu.
Bu modelin dünyada pek çok başarılı örneğinin bulunduğunu ancak iktidarın uyguladığı modelde şeffaflığın olmadığını öne süren Sıdalı, "Bu yanlış uygulama modeli serbest piyasa kültürü ile bağdaşmıyor. Bu modeller kısa vadede olumlu görünse de orta ve uzun vadede büyük olumsuzluklar içeriyor. Uygulanan projelerle vatandaşlar kullanmadığı hizmete para ödüyor. İktidar sahipleri bu alanı daha ekonomik şekilde kullanabilirdi. Vatandaş bu projelerin bedelini gelecek yıllarda da ödemeye devam edecektir. Projelerde müteahhit yararı değil millet yararı gözetilmelidir." dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da AK Parti'nin uyguladığı modelde, krediyi ve garantiyi verinin devlet; parayı ödeyenin ise vatandaş olduğunu iddia etti.
Yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımlara ne ödeneceğinin öngörülemediğini öne süren Yavuzyılmaz, "Örnek verecek olursak; Zafer Havalimanı'na 2020 yılının ilk sekiz ayı için garanti edilen yolcu sayısı 852 bin, ancak bu sürenin içinde uçan yolcu sayısı 7 bin 233. Havalimanının maliyeti 50 milyon avro, kamuya devredileceği 2044 yılına kadar şirketin kasasına girecek olan para 205 milyon avrodur." diye konuştu.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan ise bu modelin en çok Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında kullanıldığını, Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığında da uygulandığını söyledi.
Geçmişte dünyada uygulanan yap-işlet- devret veya yap-kirala modellerinin yanlışlıklarının görüldüğünü, bunların tamamının düzeltildiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
"Dünyaya 'Türk modeli' diye örnek olmuş bir uygulama sistemi yapıyoruz. Ve dünyanın birçok yerinde uygulanıyor, bunu da dünyanın birçok yerinde Türkiye'deki yükleniciler yapıyor. Hani, Türkiye'de olunca üç-beş kişiye peşkeş deniyor ya, peki dünyanın ülkeleri bu kişilere niye yaptırıyor, onlar da mı peşkeş çekiyor? Hayır. Ya borçlanarak yapacaksınız ya öteleyerek yapacaksınız. Borçlanarak bunların tamamını geçmişteki gibi yaparsanız Türkiye'de iki tane köprü yaparsınız, 81 ile hizmet götüremezsiniz. 81 ilin tamamına hizmet götürmek ve bu hizmetleri ötelememek için anında uygulamanız lazım. AK Parti'nin yaptığı budur. Bugüne kadar 30,5 milyar dolarlık kamu özel ortak iş birliğiyle yatırım yapılmış. 26 milyar dolarlık gayrisafi yurt içi hasıla oluşmuş, 58 milyar dolarlık üretime etkisi olmuştur. Küçük havalimanları zarar eder, Zafer dahil; ancak küçük havalimanlarını yapmazsanız, büyük havalimanlarından gelir elde edemezsiniz. Bu sistemi eleşireceğinize öğrenmenizi tavsiye ederim."
Öte yandan HDP'nin "Yoksulluk ve gelir adaletsizliği" ile CHP'nin "Yargının ve yargı mensuplarının sorunlarının araştırılması" önergelerinin gündeme alınması önerileri kabul edilmedi.
Daha sonra Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde İYİ Parti adına söz alan Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, kanun teklifinin muhalefetten habersiz hazırlandığını, muhalefetin, meslek kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerine yeterince başvurulmadığını savundu.
Bu şekilde hazırlanan kanunlarda genellikle hatalar ve eksikler olduğunu ve daha sonra bunları gidermek için aynı hususlarda teklifler sunulduğunu dile getiren Altıntaş, "Kaldı ki bu teklif de esasında mevcut yasalardaki birçok eksikliği, hatayı düzeltmek için verilmiştir." dedi.
AK Parti'nin tarım politikasının "ürün ithal etme üzerine kurulu bir sistem" olduğunu öne süren Ayhan Altıntaş, "Ancak zaman zaman bu yöntem tıkanınca, tarımın geleceği tehlikeye düşünce, günlük tedbirlerle durum idare edilmeye çalışılmaktadır. İktidarın tarım politikası, ülke tarımının geleceği ve ithalata dayalı sistemden faydalanan şirketlerin menfaati arasında gelgit yaparak ilerlemektedir. Ancak bu sistem artık yürütülemez hale gelmiştir. İktidar, tarım ne kadar iyiye gidiyor dese de kötü gidişin farkındadır ve bu yüzden böyle bir yasaya ihtiyaç duyulmuştur." diye konuştu.
Altıntaş, tarımda acil ve köklü tedbirler alınması gerektiğini ifade ederek, "Teklifte olumlu bulduğumuz kısımlar mevcut. Teklif özellikle tarım topraklarının daha sıkı denetimini ve gıda güvenliğinin sağlanmasını sağlayacak yaptırımlar getiriyor. Ormanlardan kısmen, yeterli aromatik ve tıbbi bitki üretiminde faydalanılması, yerli tütünün desteklenmesi de olumlu bulduğumuz kısımlar arasında." değerlendirmesini yaptı.
AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal potansiyeli, üretim odaklı politikalarla desteklemenin hükümetin önceliği olduğunu ifade etti.
Gelinen noktada, gıda güvenliğini sağlamak için uzun vadeli planlamaya imkan tanıyacak bazı düzenlemeler yapma ihtiyacı doğduğunu belirten Yavuz, "Elbette ki tarımsal üretimin kesintisiz olarak muhafazasını ve artan ihtiyaçlara cevap verecek ölçüde büyümesini sağlamak hayati öneme sahiptir. Bu sebeple ekilen biçilen topraklarımızın daha sıkı korunması için yeni tedbirlerin alınması zorunludur." şeklinde konuştu.
Metin Yavuz, şunları kaydetti:
"Hepimizin hemfikir olacağı üzere hiç kimse kahvaltıda bal diye yediğinin sahte çıkmasından memnun olmaz ya da yaşam iksiri sayılan zeytinyağı yerine ne olduğu belli olmayan bir yağ tüketmek istemez. Söz konusu teklifte, toplum sağlığını korumayı amaçlayan bazı düzenlemeler de arz edilmektedir. İnsan sağlığı için tehlike oluşturan, gıda ve yem ürünleri ile taklit ve tağşiş yapılmış ürünlerin piyasaya sunulmasıyla alakalı olarak öngörülen değişiklik, bunları üreten ve piyasaya sunanlara yaptırımları ağırlaştırmaktadır. Kamuoyunda sahte bal, at, eşek etinden sucuk, hakiki olmayan yemeklik yağlar gibi taklit ve tağşiş vakalarına karşı ilgili yaptırımların, caydırıcılığının artırılması suretiyle 500 bin TL'ye kadar ciro ölçeğinde idari para cezası getirilmesi ve tekrarında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile 10 yıla kadar sektör faaliyetinden men edilmesi öngörülmektedir.
Teklifle, genel olarak sahipli arazilerde ağaçlandırmanın teşvik edilmesi, bozuk orman alanlarında odun dışı ürünlerin, mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis ve orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapılmasına izin verilebilmesi öneriliyor. Şeker piyasasındaki denetleme faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması, tütün mamulü olmamakla birlikte tütün mamulü üretiminde kullanılan makaron, sigara filtresi ve yaprak sigara kağıdının üretiminin ve piyasaya arzının Tarım ve Orman Bakanlığının görevleri kapsamına alınması teklif edilmektedir. Ayrıca, tütün mamulü üreticilerine kademeli olarak 2025 yılına kadar yüzde 30 yerli tütün kullanımı zorunluluğu da getirilmektedir."
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, "Tarım alanında tam bir çöküşe şahitlik ettiğimiz dönemden geçmenin üzüntüsünü yaşıyoruz." ifadesini kullandı.
Aygun, dünyada kendi kendine yeten az sayıda ülkeden biri olan Türkiye'nin, AK Parti iktidarında pamuktan ayçiçeğine, buğdaydan büyükbaş hayvana, etten salçaya kadar her alanda ithalat yapan, "içler acısı bir duruma geldiğini" öne sürdü.
Türkiye'nin yüz ölçümünün 10'da 1'i olan ülkelerden ithalat yapar hale gelindiğini savunan İlhami Özcan Aygun, "Bu tablodan dolayı üreticimiz toprağa küstürüldü, hacizlerle karşı karşıya kaldı. Artık ürününü tarlada bırakmakta ve bunu da hayvanına yedirmeyi tercih etmektedir. Üreticiye kulaklarını tıkamış, ithalata bel bağlamış, mutfağı yangın yerine döndüren, tüketiciyi de gıda enflasyonuna terk eden AK Parti, tam anlamıyla çiftçiliği bitirme noktasına gelmiştir." görüşünü savundu.
Ekim 2019'dan bugüne kadar yoncaya yüzde 31, samana yüzde 29, süt yemine de yüzde 49 zam yapıldığını, çiğ süt maliyeti yüzde 50 artarken, devletin çiftçiden çiğ süt alıp fiyatını değiştirmediğini ileri süren Aygun, "Üretici tükenmişlik sendromu yaşıyor." diye konuştu.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin, kanun teklifini hazırlayanların, tarımın bugünün koşullarında insanlık için hayati bir öneme sahip olduğunun farkında olmadığını iddia etti.
Maçin, "Eğer AKP tarımın hayati öneme sahip olduğunun farkında ve bilincinde olsaydı, hem usul açısından, hem içerik açısından bu kadar yanlış yapmazdı. Tarımın insanlık için çok önemli ve hayati olduğunu, salgınla birlikte daha da stratejik bir önem kazandığını biliyoruz. Bunu AKP'nin bazı yetkilileri de zaman zaman dillendiriyor. Ancak bu kanun teklifini hazırlarken hangi sendikalar, meslek odaları, üretici birlikleri veya hangi üniversitelerle görüşüp ortaklaştı?" dedi.
TBMM Genel Kurulunda, tarım arazilerinin hobi bahçeleri gibi uygulamalarla bölünmelerinin engellenmesi, sahipli arazilerde izinsiz ağaç kesimiyle ilgili cezaların artırılması, makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretimi ile satışının Tarım ve Orman Bakanlığının denetimine alınması, taklit ve tağşiş ürünleri üreten ve piyasaya arz edenlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını da içeren kanun teklifinin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Birinci bölüm üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından maddeler üzerindeki önergelerin görüşmelerine geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Ersin Tatar'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin, Kıbrıs Türk toplumuna hayırlı olmasını temenni ederek, "Tatar, iki devletli çözüme katkı sağlayacaktır." dedi.
Türkkan, vefatının 17. yılı nedeniyle Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle andı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Ersin Tatar'ı, KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı kutlayarak, "Kıbrıs davası asıl sahiplerine emanet edilmiştir. Bu seçimde kazanan Mavi Vatan'dır, KKTC'dir ve Türkiye'dir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, ekonominin gitgide ağırlaştığını öne sürerek, "Halkın bütçesinin nasıl çarçur edildiği, iktidarın diğer ortağı tarafından itiraf edildi. Askıda ekmek kampanyası, halkın nasıl bir yoksulluk içinde olduğunun itirafıdır." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminin, KKTC'ye ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.
Vefatının 17. yılında Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle anan Özkoç, Ermenilerin Dağlık Karabağ'dan bir an önce çekilerek, Azerbaycan'ın refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamına devam etmesini istedi.
Eğitim sistemiyle ilgili eleştirilerde de bulunan Özkoç, "Eğitim sistemi, bir insanın iki dudağı arasında deneme yanılma tahtasına çevrilemez. AK Parti, eğitim sitemini mahvetmiştir." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Markar Esayan ile beraber siyaset yaptıkları için kendilerini şanslı addettiklerini söyledi. Zengin, "Üzgünüz. Ailesine ve Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. İnşallah kitaplarıyla yaşamaya devam edecek." diye konuştu.
Zengin, KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar'ı da kutlayarak, "Kıbrıs bizim için çok önemli. KKTC'nin iyiliği, Türkiye'nin iyiliğidir." görüşünü diye getirdi.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un, Azerbaycan ziyareti kapsamında Gence'ye gittiğini, bu ziyareti anlamlı bulduğunu ifade eden Zengin, "Bu haksız işgale tam yerinden 'dur' demek önemli." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Zengin de vefatının 17. yılı nedeniyle Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle andı.
Öte yandan, Genel Kurulda, vefat eden AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan için saygı duruşunda bulunuldu. Grup başkanvekilleri ve milletvekilleri de Esayan'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileklerini ilettiler.
İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş ile CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu seçim bölgelerinin sorunları, AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez de Aliya İzzetbegoviç'in vefatının 17. yılı dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekillerinin yerinden söz alarak gündeme ilişkin açıklamaları sonrasında grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti'nin "yap-işlet-devret" modelinin araştırılmasıyla ilgili grup önerisi hakkında söz alan İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı, bu modelle kamu kaynaklarının verimsiz şekilde kullanıldığını, bunun da Türkiye ekonomisine büyük zarar verdiğini savundu.
Bu modelin dünyada pek çok başarılı örneğinin bulunduğunu ancak iktidarın uyguladığı modelde şeffaflığın olmadığını öne süren Sıdalı, "Bu yanlış uygulama modeli serbest piyasa kültürü ile bağdaşmıyor. Bu modeller kısa vadede olumlu görünse de orta ve uzun vadede büyük olumsuzluklar içeriyor. Uygulanan projelerle vatandaşlar kullanmadığı hizmete para ödüyor. İktidar sahipleri bu alanı daha ekonomik şekilde kullanabilirdi. Vatandaş bu projelerin bedelini gelecek yıllarda da ödemeye devam edecektir. Projelerde müteahhit yararı değil millet yararı gözetilmelidir." dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da AK Parti'nin uyguladığı modelde, krediyi ve garantiyi verinin devlet; parayı ödeyenin ise vatandaş olduğunu iddia etti.
Yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımlara ne ödeneceğinin öngörülemediğini öne süren Yavuzyılmaz, "Örnek verecek olursak; Zafer Havalimanı'na 2020 yılının ilk sekiz ayı için garanti edilen yolcu sayısı 852 bin, ancak bu sürenin içinde uçan yolcu sayısı 7 bin 233. Havalimanının maliyeti 50 milyon avro, kamuya devredileceği 2044 yılına kadar şirketin kasasına girecek olan para 205 milyon avrodur." diye konuştu.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan ise bu modelin en çok Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında kullanıldığını, Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığında da uygulandığını söyledi.
Geçmişte dünyada uygulanan yap-işlet- devret veya yap-kirala modellerinin yanlışlıklarının görüldüğünü, bunların tamamının düzeltildiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
"Dünyaya 'Türk modeli' diye örnek olmuş bir uygulama sistemi yapıyoruz. Ve dünyanın birçok yerinde uygulanıyor, bunu da dünyanın birçok yerinde Türkiye'deki yükleniciler yapıyor. Hani, Türkiye'de olunca üç-beş kişiye peşkeş deniyor ya, peki dünyanın ülkeleri bu kişilere niye yaptırıyor, onlar da mı peşkeş çekiyor? Hayır. Ya borçlanarak yapacaksınız ya öteleyerek yapacaksınız. Borçlanarak bunların tamamını geçmişteki gibi yaparsanız Türkiye'de iki tane köprü yaparsınız, 81 ile hizmet götüremezsiniz. 81 ilin tamamına hizmet götürmek ve bu hizmetleri ötelememek için anında uygulamanız lazım. AK Parti'nin yaptığı budur. Bugüne kadar 30,5 milyar dolarlık kamu özel ortak iş birliğiyle yatırım yapılmış. 26 milyar dolarlık gayrisafi yurt içi hasıla oluşmuş, 58 milyar dolarlık üretime etkisi olmuştur. Küçük havalimanları zarar eder, Zafer dahil; ancak küçük havalimanlarını yapmazsanız, büyük havalimanlarından gelir elde edemezsiniz. Bu sistemi eleşireceğinize öğrenmenizi tavsiye ederim."
Öte yandan HDP'nin "Yoksulluk ve gelir adaletsizliği" ile CHP'nin "Yargının ve yargı mensuplarının sorunlarının araştırılması" önergelerinin gündeme alınması önerileri kabul edilmedi.
Daha sonra Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde İYİ Parti adına söz alan Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, kanun teklifinin muhalefetten habersiz hazırlandığını, muhalefetin, meslek kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerine yeterince başvurulmadığını savundu.
Bu şekilde hazırlanan kanunlarda genellikle hatalar ve eksikler olduğunu ve daha sonra bunları gidermek için aynı hususlarda teklifler sunulduğunu dile getiren Altıntaş, "Kaldı ki bu teklif de esasında mevcut yasalardaki birçok eksikliği, hatayı düzeltmek için verilmiştir." dedi.
AK Parti'nin tarım politikasının "ürün ithal etme üzerine kurulu bir sistem" olduğunu öne süren Ayhan Altıntaş, "Ancak zaman zaman bu yöntem tıkanınca, tarımın geleceği tehlikeye düşünce, günlük tedbirlerle durum idare edilmeye çalışılmaktadır. İktidarın tarım politikası, ülke tarımının geleceği ve ithalata dayalı sistemden faydalanan şirketlerin menfaati arasında gelgit yaparak ilerlemektedir. Ancak bu sistem artık yürütülemez hale gelmiştir. İktidar, tarım ne kadar iyiye gidiyor dese de kötü gidişin farkındadır ve bu yüzden böyle bir yasaya ihtiyaç duyulmuştur." diye konuştu.
Altıntaş, tarımda acil ve köklü tedbirler alınması gerektiğini ifade ederek, "Teklifte olumlu bulduğumuz kısımlar mevcut. Teklif özellikle tarım topraklarının daha sıkı denetimini ve gıda güvenliğinin sağlanmasını sağlayacak yaptırımlar getiriyor. Ormanlardan kısmen, yeterli aromatik ve tıbbi bitki üretiminde faydalanılması, yerli tütünün desteklenmesi de olumlu bulduğumuz kısımlar arasında." değerlendirmesini yaptı.
AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal potansiyeli, üretim odaklı politikalarla desteklemenin hükümetin önceliği olduğunu ifade etti.
Gelinen noktada, gıda güvenliğini sağlamak için uzun vadeli planlamaya imkan tanıyacak bazı düzenlemeler yapma ihtiyacı doğduğunu belirten Yavuz, "Elbette ki tarımsal üretimin kesintisiz olarak muhafazasını ve artan ihtiyaçlara cevap verecek ölçüde büyümesini sağlamak hayati öneme sahiptir. Bu sebeple ekilen biçilen topraklarımızın daha sıkı korunması için yeni tedbirlerin alınması zorunludur." şeklinde konuştu.
Metin Yavuz, şunları kaydetti:
"Hepimizin hemfikir olacağı üzere hiç kimse kahvaltıda bal diye yediğinin sahte çıkmasından memnun olmaz ya da yaşam iksiri sayılan zeytinyağı yerine ne olduğu belli olmayan bir yağ tüketmek istemez. Söz konusu teklifte, toplum sağlığını korumayı amaçlayan bazı düzenlemeler de arz edilmektedir. İnsan sağlığı için tehlike oluşturan, gıda ve yem ürünleri ile taklit ve tağşiş yapılmış ürünlerin piyasaya sunulmasıyla alakalı olarak öngörülen değişiklik, bunları üreten ve piyasaya sunanlara yaptırımları ağırlaştırmaktadır. Kamuoyunda sahte bal, at, eşek etinden sucuk, hakiki olmayan yemeklik yağlar gibi taklit ve tağşiş vakalarına karşı ilgili yaptırımların, caydırıcılığının artırılması suretiyle 500 bin TL'ye kadar ciro ölçeğinde idari para cezası getirilmesi ve tekrarında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile 10 yıla kadar sektör faaliyetinden men edilmesi öngörülmektedir.
Teklifle, genel olarak sahipli arazilerde ağaçlandırmanın teşvik edilmesi, bozuk orman alanlarında odun dışı ürünlerin, mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis ve orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapılmasına izin verilebilmesi öneriliyor. Şeker piyasasındaki denetleme faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması, tütün mamulü olmamakla birlikte tütün mamulü üretiminde kullanılan makaron, sigara filtresi ve yaprak sigara kağıdının üretiminin ve piyasaya arzının Tarım ve Orman Bakanlığının görevleri kapsamına alınması teklif edilmektedir. Ayrıca, tütün mamulü üreticilerine kademeli olarak 2025 yılına kadar yüzde 30 yerli tütün kullanımı zorunluluğu da getirilmektedir."
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, "Tarım alanında tam bir çöküşe şahitlik ettiğimiz dönemden geçmenin üzüntüsünü yaşıyoruz." ifadesini kullandı.
Aygun, dünyada kendi kendine yeten az sayıda ülkeden biri olan Türkiye'nin, AK Parti iktidarında pamuktan ayçiçeğine, buğdaydan büyükbaş hayvana, etten salçaya kadar her alanda ithalat yapan, "içler acısı bir duruma geldiğini" öne sürdü.
Türkiye'nin yüz ölçümünün 10'da 1'i olan ülkelerden ithalat yapar hale gelindiğini savunan İlhami Özcan Aygun, "Bu tablodan dolayı üreticimiz toprağa küstürüldü, hacizlerle karşı karşıya kaldı. Artık ürününü tarlada bırakmakta ve bunu da hayvanına yedirmeyi tercih etmektedir. Üreticiye kulaklarını tıkamış, ithalata bel bağlamış, mutfağı yangın yerine döndüren, tüketiciyi de gıda enflasyonuna terk eden AK Parti, tam anlamıyla çiftçiliği bitirme noktasına gelmiştir." görüşünü savundu.
Ekim 2019'dan bugüne kadar yoncaya yüzde 31, samana yüzde 29, süt yemine de yüzde 49 zam yapıldığını, çiğ süt maliyeti yüzde 50 artarken, devletin çiftçiden çiğ süt alıp fiyatını değiştirmediğini ileri süren Aygun, "Üretici tükenmişlik sendromu yaşıyor." diye konuştu.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin, kanun teklifini hazırlayanların, tarımın bugünün koşullarında insanlık için hayati bir öneme sahip olduğunun farkında olmadığını iddia etti.
Maçin, "Eğer AKP tarımın hayati öneme sahip olduğunun farkında ve bilincinde olsaydı, hem usul açısından, hem içerik açısından bu kadar yanlış yapmazdı. Tarımın insanlık için çok önemli ve hayati olduğunu, salgınla birlikte daha da stratejik bir önem kazandığını biliyoruz. Bunu AKP'nin bazı yetkilileri de zaman zaman dillendiriyor. Ancak bu kanun teklifini hazırlarken hangi sendikalar, meslek odaları, üretici birlikleri veya hangi üniversitelerle görüşüp ortaklaştı?" dedi.
TBMM Genel Kurulunda, tarım arazilerinin hobi bahçeleri gibi uygulamalarla bölünmelerinin engellenmesi, sahipli arazilerde izinsiz ağaç kesimiyle ilgili cezaların artırılması, makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretimi ile satışının Tarım ve Orman Bakanlığının denetimine alınması, taklit ve tağşiş ürünleri üreten ve piyasaya arz edenlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını da içeren kanun teklifinin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Birinci bölüm üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından maddeler üzerindeki önergelerin görüşmelerine geçildi.
