2010-04-29 - 15:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, CHP tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesine ilişkin görüşmelere başlandı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
hakkında verilen gensoru önergesine ilişkin görüşmelere başlandı.

Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in başkanlığında toplandı.

Başkanlığın sunuşlarının ardından CHP Grup Başkanvekillerinin; ''Bazı
yabancı firmaların Türkiye'de rüşvet dağıttığı iddiaları karşısında gerekeni
yapmadığı'' gerekçesiyle Başbakan Erdoğan hakkındaki gensoru önergesinin gündeme
alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.

Görüşmelerde, ilk sözü önerge sahipleri adına CHP Grup Başkanvekili Kemal
Kılıçdaroğlu aldı.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, rüşvet alan ve verenlerin
sorgulanmadığı bir ülkede demokrasinin olamayacağını ifade ederek,
''Yolsuzlukların üzerine gidin, size sonuna kadar destek veririz''
dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP Grup Başkanvekillerinin; ''Bazı yabancı
firmaların Türkiye'de rüşvet dağıttığı iddiaları karşısında gerekeni yapmadığı''
gerekçesiyle Başbakan Erdoğan hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp
alınmayacağına ilişkin görüşmeler sürüyor.

Önerge sahipleri adına söz alan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yolsuzluk
dosyasına, tarihsel süreç açısından bakıldığında, olumlu bir tablonun ortaya
çıkmadığını savundu.

Rüşvet iddiasıyla yabancı ülkelerde yargılanan bazı uluslararası çapta
firmaları örnek gösteren Kılıçdaroğlu, söz konusu iddiaların Türkiye uzantısının
da bulunduğunu, bunun, yargılamaların yapıldığı mahkemelerin kayıtlarında da
bulunduğunu ifade etti. Bu iddialarda adı geçen ülkelerin konuyu soruşturduğunu
ve gerekli yargı işlemlerini de yaptığını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Ancak
Türkiye'de bu iddialarla ilgili soruşturma yapılmadığını, konunun yargı aşamasına
taşınmadığını'' söyledi.

Bu duruma birilerinin ''dur'' demesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu,
Başbakan Erdoğan hakkında bu nedenle gensoru önergesi verdiklerini ifade etti.

Türkiye'nin adı belli mahkemelerde geçerken, inceleme yapılması
gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, genel ahlakın korunması için bunun şart
olduğunu dile getirdi. ''Neden bu olayların üzerine gitmiyorsunuz?'' diye soran
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Biz bunu yürütme organına sormalıyız. Rüşvet alan ve verenlerin
sorgulanmadığı bir ülkede demokrasi yoktur. Genel ahlak korunmazsa, Türkiye'nin
uluslararası saygınlığı korunamaz. Üçüncü dünya ülkesi olarak görülür. Rüşvet
veriliyor, alınıyor... Ülkeler belli ama hükümet bir şey yapmıyor. Eğer bir idare
bütün bu olayları görüp sesini keser, görmemezlikten gelirse, ister bakan, ister
başbakan, ister milletvekilli, ister belediye başkanı olsun, rüşvetin ortağı
demektir. Rüşvet rüşvettir. Bunun sağcısı solcusu olmaz. Gönül isterdi ki Sayın
Başbakan buraya gelsin ve açıklama yapsın. Hükümet neden sessiz?''

Hükümetin, bu olaylarla ilgili, ''yargıdan bir talep gelmedi'' şeklinde
bir bahane öne süremeyeceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''O zaman ne yapacağız?
'Yargıdan talep gelmedi' diyerek sineye mi çekeceğiz?'' dedi.

Anayasa değişiklik teklifi ile yargının ele geçirilmek istendiğini öne
süren Kılıçdaroğlu, bütün bunların, Türkiye'de sağlıklı bir yönetimin olmadığı ve
rüşvetin meşrulaştığının göstergesi olduğunu savundu.

Bu olayların soruşturulmamasının; Türkiye'nin, ''rüşvet kabul eden,
rüşvet veren, rüşvetle her işin döndüğü bir üçüncü dünya ülkesi olarak
algılanmasına yol açtığını'' anlatan Kılıçdaroğlu, ''İsyanımız bundandır.
Yolsuzlukların üzerine gidin, size sonuna kadar destek veririz. Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde, AKP iktidarı dönemindeki yolsuzluklar, hiçbir iktidar
döneminde olmamıştır. Türkiye'yi yolsuzluklar cenneti haline getirdiniz'' diye
konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
hakkındaki gensoru önergesinin zaman itibariyle doğru olmadığını ifade ederek,
''Çünkü dikkatler Anayasa değişikliği gibi çok önemli bir konuya toplanmıştır'' dedi.

Şandır, CHP'nin; ''Bazı yabancı firmaların Türkiye'de rüşvet dağıttığı
iddiaları karşısında gerekeni yapmadığı'' gerekçesiyle Başbakan Erdoğan hakkında
verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması konusunda yaptığı
konuşmada, önergede, Almanya ve ABD'de yürütülen soruşturmaların sonunda,
Mercedes Benz Türk firmasının da aralarında bulunduğu 3 şirketin rüşvet
dağıttığının ortaya çıktığını söyledi.

Önergede, Erdoğan'ın, ''bu iddialar konusundaki gerekli inceleme ve
soruşturmaları yapmadığının da savunulduğunu'' ifade eden Şandır, gensoruda
yöneltilen soruların ''çok önemli olduğunu'' kaydetti. Şandır, gensorudaki,
''Nasıl oluyor da Türkiye'de rüşvet dağıtanlar, başka ülkelerde yargılanıyor?
Rüşveti verenler kabul ederek anlaşma yoluna gidiyor ve bu haberler medyada yer
alırken, rüşvetin dağıtıldığı Türkiye'de siz sorumlu iktidar olarak sessiz
kalıyorsunuz?'' sorusunun cevabının verilmesi gerektiğini ifade etti. Mehmet
Şandır, ''Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti olmasına rağmen, siyasal iktidarın
rüşvet iddialarını inceleyerek, sorumlularını yargı karşısına çıkarmaktan ve
kamuoyunu bilgilendirmekten kaçınmasının gerçek nedeni nedir?'' sorusuna da cevap
verilmesi gerektiğini dile getirdi.

''Siyasi iktidarın yolsuzluklarla ilgili görevini yapmadığı'' iddiasının
ağır olduğuna anlatan Şandır, ''İddia sahipleri cevaplarını verecektir. Ancak
bilinmelidir ki kesin cevap millet tarafından verilecektir. Hiçbir iddia, ihmal
cezasız kalmayacaktır. Hem millet vicdanında hem de inancımız gereği ilahi
zeminde, yolsuzluğun, sorumsuzluğun cezasının kalmayacağı hepimiz açısından ortak
bir değerdir'' diye konuştu.

Mehmet Şandır, gensoru önergesinin gündeme alınması talebinin zaman
itibariyle doğru olmadığını ifade ederek, ''Çünkü toplumda, Anayasa değişikliği
gibi çok önemli bir konuda, duyarlılıklar gelişmiş ve dikkatler oraya
toplanmıştır. Böyle bir ortamda, gensoruda belirtilen iddiaları sonuna kadar
götürebilmek çok mümkün olmayacaktır'' dedi.

MHP Grup Başkanvekili Şandır, ''yolsuzluk'' ithamının siyaset adamı için
''çok ağır bir yük olduğunu'' söyledi.

Meclisin, siyasetin üzerindeki yolsuzluk iddialarını tüm gündemlerinin en
önüne koyması gerektiğini anlatan Şandır, ''Siyaseti yolsuzluktan
arındıramadıktan sonra, burada dünyanın en güzel şeyini yapsak da bu millete
güven uyandıramayız'' dedi.

Mehmet Şandır, yolsuzluğun yozlaşmaya sebep olduğunu, bu yozlaşmanın da
siyasetten hızla topluma yansıdığını ifade ederek, ''Temiz toplum amaçsa bunun
başlangıç noktası siyasettir. Temiz siyaseti kuramadığımız takdirde, toplumu
olması gereken değerlerde tutabilmek mümkün değil'' diye konuştu.

''Toplumun cinnet geçirdiğini'' savunan Şandır, ''İnsani, kitlesel ve
toplumsal düzeyde olmaması gereken birtakım olayları yaşıyorsak, bunun sebebini
öncelikle siyaset kendinde aramalıdır. Eğer siyaset olarak adaletli bir yönetim
ortaya koyamazsak, bu topluma 'dürüst, adaletli, çalışkan olun' demeye hakkımız
yok'' şeklinde konuştu.

''Çamurdan oluşan bir zemine bina kurmazsınız. Bu işin zemini de
siyaset'' diyen Şandır, MHP'nin, siyasi ahlak yasası çıkarılması teklifini
hatırlattı. Mehmet Şandır, Türkiye'nin yolsuzlukta, utanılacak denilmese bile,
sevinilecek bir durumda olmadığını belirterek, ''gelin bunu milli bir mesele
haline getirelim ve milli bir program yapalım'' önerisinde bulundu.

Şandır, siyasetten bağımsız, özerk bir ''Yolsuzlukla Mücadele Kurulu''
oluşturulması gerektiğini dile getirerek, milletvekili dokunulmazlığın ele
alınması gerektiğini kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Anayasa Mahkemesinin,
CHP hakkında ''hesap ve işlemlerinde yoğun şekilde tahrifat, yolsuzluk ve
usulsüzlük yapıldığına'' ilişkin kararları olduğunu belirterek, ''CHP'nin bize,
AK Parti'ye, Başbakan'a vereceği ahlak dersi yok. Önce siz kendi evinizi
temizleyin'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında
verdiği gensoru önergesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Canikli, gensoru
önergesinde ortaya konulan bütün iddiaların tamamının yargıya intikal ettiğini
belirtti.

Önergede ''Bu iddialar yargıya intikal ettirilmediği için Başbakan
sorumludur'' ifadesine yer verildiğini anlatan Canikli, oysa tümünün yargıya
intikal ettiğini, buna ilişkin belgelerin olduğunu söyledi. ''Şimdi ne olacak?''
diye soran Canikli, şöyle konuştu:

''Büyük bir haksızlık yapılıyor, sanal önergeler veriliyor içi boş...
Çakma önerge... Peki gerçekten ayıp değil mi? İçi boş, anlamsız, tamamı yargıya
intikal etmiş iddiaları, etmemiş gerekçesiyle Başbakanımız hakkında nasıl böyle
bir gensoru önergesi verebilirsiniz? Haksızlık değil mi, ayıp değil mi? Yapılması
gereken tek şey var; CHP, Başbakanımız, AK Parti ve milletimizden özür
dilemeli.

Yadırgadığım husus şu; CHP'li arkadaşlarımız bu iddiaları her yerde
dolaştırıyorlar, herkesle paylaşıyorlar, basınla paylaşıyorlar, soru önergesine
konu ediyorlar. Bir itirazım yok. Peki niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz?
Savcılığa suç duyurusunda bulunun. Bu bir vatandaşlık görevi. Yapılması gereken
esas bu. Her şey yapılmış ama olması gereken yapılmamış. Benim tavsiyem; CHP'nin
bu gibi durumlarda önce vatandaşlık görevini yaparak, konuyu yargıya intikal
ettirmesidir.''

Canikli, yolsuzlukların AK Parti döneminde artıp azaldığına ilişkin tek
yöntemin, Uluslararası Şeffaflık Örgütünün, yıllardan beri dünya ülkelerini takip
ederek yayınladığı yolsuzluk algılama endeksi adı altındaki bilimsel verilere
bakmak olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 2002'de 102 ülke arasında 65. sırada yer alırken, 7 yılda 25
basamak yükselerek 43. sıraya geldiğini kaydeden Canikli, dedikodu ya da gazetede
haberleriyle bunun ölçülemeyeceğini ifade etti. Bunu teyit eden bir belgenin daha
olduğuna işaret eden Canikli, ''Uluslararası bir denetim firması, 2009 yılında,
global ölçekli 3 bin firmaya 'dünyada yaptığınız işlemlerde yolsuzlukla
karşılaştınız mı?' diye soruluyor. Anket sonucunda Türkiye, en iyi 3. ülke olarak
ortaya çıkıyor. Bizden daha iyi olan Japonya ve Hong Kong geliyor. Gülmeyin gurur
duyun. Bu gurur hepimizin'' açıklamasında bulundu.

Canikli, Anayasa Mahkemesinin, CHP hakkında ''hesap ve işlemlerinde yoğun
şekilde tahrifat, yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığına'' ilişkin kararları
olduğunu belirterek, ''CHP'nin bize, AK Parti'ye, Başbakana vereceği ahlak dersi
yok. Önce siz kendi evinizi temizleyin'' dedi.

Önergeyi verenlerin hata yaptığının kesinleştiğini savunan Canikli,
''Lütfen özür dileyin. Bu bir erdemdir. Bu erdemliği sizden bekliyoruz'' diye
konuştu.

Canikli'nin ardından söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Kemal
Kılıçdaroğlu, söylediği her şeyin doğru olduğunu savunarak, ''O savcının
kararında niye nakit para ödemesi yok? Sayın Canikli bunu hiç merak etti mi?''
diye sordu.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca ''Ayın 19'unda soruşturma açıldığının''
ifade edildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Aynı Bakan ayın 21'inde, saat 14.30'da
bana 'Tarım ve Köyişleri Bakanlığında hiçbir soruşturma, inceleme yoktur' diyor.
İstiyorlarsa bunu kendilerine verebilirim'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, 2006 yılı sonbaharında Daimler Şirketi denetçilerinin,
Mercedes-Benz Türk'ün İstanbul ofisinde bulunan kasada 3 dosya bulunduğunu ve
üzerinde ''uygunsuz uygulamalar'' ibaresi olduğunu ileri sürerek, şöyle
konuştu:

''Bazı ülkelere otobüs ihraç etmek için rüşvet ödemişlerdir. 95 milyon
Avro tutarındaki ihracata, 6 milyon 500 bin sterlin rüşvet ödemişler. Ödemeler
gayrı yasal bile olsa vergilenir. Benim ülkemde kazandığı bir parayı nasıl
götürür başka bir ülkede rüşvet olarak verir. Bunun hesabını sormayacak mıyım?
Bunların hepsinin yargıya intikal ettiği söyleniyor. ABD, Fransa, Almanya, Rusya,
Letonya'da olay önce idare tarafından soruşturulur, ondan sonra yargıya intikal
ettirilir. Acaba Başbakan, Başbakanlık Teftiş Kurulunu harekete geçirdi mi
geçirmedi mi? Neden kimden neyi saklıyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Asıl halktan
özür dilemesi gerekenler, rüşvet olayını kapatmak için buralarda yemin
içenlerdir.''
(15.22)