2017-12-11 - 14:45
TBMM Genel Kurulu, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler için TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler için TBMM Başkanı Kahraman başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "ABD tarafından geçen hafta atılan adım İsrail'in hukuksuz, tek yanlı, oldubitti şeklindeki kararlarını onaylayıp, Ortadoğu'da yeni bir çatışmanın fitilini ateşlemiştir." dedi.
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra, ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, geçen hafta bölgede ve dünyada derin çalkantılara sebep olacak karar açıkladığını anımsatan Kahraman, "Dünyanın çeşitli yerlerinde, bölgemizde çatışmalar, çalkantılar devam ederken alınan hukuk dışı bu karar, insanlığın barışını dinamitlemek demek olacaktır." diye konuştu.
Kahraman, Kudüs'ün Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanlar için kutsal bir şehir ve üç dinin de kutsal merkezi olduğunu vurgulayarak, Kudüs'te halen Yahudiler, Müslümanlar ve Hıristiyanların birlikte yaşadığını anımsattı.
TBMM Başkanı Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birleşmiş Milletler (BM), 1947 yılından itibaren aldığı kararlarda Kudüs'ün İsrail hakimiyeti altında bulunmasını kabul etmemiştir. Aynı şekilde, 1967 yılında Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden sonra da İsrail'e, Kudüs'ün statüsünü değiştirecek girişimlerde bulunmaması çağrısı yapmıştır. BM Güvenlik Konseyi, İsrail Devleti'nin 1980 yılında Doğu Kudüs'ü ilhak ettiğini ilan etmesi üzerine, kınama kararı almış ve İsrail'in aldığı tüm kararların yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. ABD tarafından geçen hafta atılan adım, İsrail'in hukuksuz, tek yanlı, oldubitti şeklindeki kararlarını onaylayıp, Ortadoğu'da yeni bir çatışmanın fitilini ateşlemiştir.
İsrail Devleti'nin kuruluşundan itibaren barışa hasret kalan Ortadoğu'da çıkacak yeni bir çatışma, hiçbir devletin ve milletin çıkarına hizmet etmeyecektir. Toplumlar arasında öfke patlamasına yol açacak, kin ve nefreti körükleyecek kararlar, insanlığın ortak geleceğini tehdit edecek sonuçlar doğuracaktır. Ortadoğu?ya barış ve huzurun gelmesi, Filistin meselesinin hakkaniyet temelinde çözümünden geçmektedir. Filistin halkının varlığını ve çıkarlarını yok sayan işgal ve istilaya bir an önce son verilmelidir."
Kahraman, millet ve devlet olarak Filistinlilerin yanında olduklarını her zeminde ifade ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini söyleyerek, TBMM Genel Kurulunun, 6 Aralık 2017 tarihinde yayımladığı; AK Parti, CHP, HDP ve MHP Meclis Grup başkanvekillerinin imzaladığı ortak bildiriyle, Filistin halkının yanında olduğunu beyan ettiğini ve milletin hissiyatına tercüman olduğunu bildirdi.
Bildiride, "Halen Filistin sorununu çözmek için gösterilen barışçıl çabalar, bu girişim karşısında muhakkak büyük darbe alacak, Ortadoğu'da bir dizi istikrarsızlık yaşanacaktır. İsrail ve Filistin arasında adil, kalıcı, dengeli, tarihi ve manevi haklara riayet eden bir barış gerçekleşmeden insanlığın huzur ve selamete ulaşmasının mümkün olmayacağı unutulmamalıdır" denildiğini ifade eden Kahraman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve çağrılarla uluslararası karar organlarını harekete geçirmeye çalıştığını söyledi.
İsmail Kahraman, siyasi partilerin genel başkanlarının, açıklamalarıyla milletin hassasiyetini ortaya koyduklarını ve tepkilerini en kararlı şekilde dile getirdiklerini kaydetti.
Kahraman, şöyle konuştu:
"Bu yıl kasım ayında, başkanlığını TBMM Başkanı olarak devraldığımız, 42 ülkenin üye, 20 ülkenin gözlemci olduğu Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) tarafından yayımlanan bildiride, Amerika Birleşik Devletleri tarafından alınan kararın, gerek vicdan gerekse tarih önünde hükümsüz olduğu belirtilmiş ve 'Asya Parlamenter Asamblesi olarak bu gayri hukuki açıklamayı kınıyor ve reddediyoruz. Filistin halkının hürriyet azmini ve milli iradesini temsil eden Filistin Devleti'ni henüz tanımamış olan ülkelere son gelişmeler karşısında artık zaruri hale gelen bu adımı bir an önce atmaları çağrısında bulunuyoruz' denilmiştir.
Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinin 7. Genel Kurulu, 8 Aralık Cuma günü, Kırgızistan?ın başkenti Bişkek?te yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan?ın üye olduğu, Macaristan?ın gözlemci ülke, Özbekistan?ın da onur üyesi statüsü ile katıldığı toplantı sonunda Meclis Başkanları olarak yayımladığımız ortak bildiride 'TÜRKPA üyesi ülkeler, Birleşmiş Milletler kararlarında yer aldığı şekliyle, Kudüs?ün yasal statüsünün devamını desteklerken, Ortadoğu?da uluslararası hukuka dayalı bir anlaşmaya bağlılıklarını teyit etmektedir' denilerek, Filistinli kardeşlerimizle dayanışma içinde olduğumuz beyan edilmiştir. BM Güvenlik Konseyinin önceki gün yaptığı toplantıda aldığı kararla da daha önceki kararlarını teyit etmiştir."
Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan?ın çağrısı ile "Kudüs" gündemiyle iki gün sonra İstanbul?da toplanacak İslam İşbirliği Teşkilatına üye 57 ülkeden de beklentilerinin; İsrail?in istilacı, işgalci, yayılmacı, çatışmacı, saldırgan siyaseti karşısında caydırıcı karar alıp, birlik içinde bir duruş sergilemeleri olduğunu söyledi.
Mehmet Akif İnan?ın şiirindeki, "Mescid-i Aksa?yı gördüm düşümde, bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu, varıp eşiğine alnımı koydum, sanki bir yeraltı nehri çağlıyordu, gözlerim yollarda bekler dururum, nerde kardeşlerim diyordu bir ses, ilk kıblesi benim ulu Nebinin unuttu mu bunu acaba herkes." dizelerini okuyan Kahraman, bölgede ve dünyada sağduyu ile barışın hakim olmasını diledi.
İsmail Kahraman, "Binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan savaş ve çatışmaları teşvik eden yanlış kararlardan bir an önce dönülmesini temenni ediyorum." dedi.
Milletvekillerinin teveccühü ile 26. Dönemin 2. Devresi için yeniden TBMM Başkanlığına seçildiğini anımsatan Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı:
"Başkanlık görevini yüklendiğim günden itibaren tarafsızlık ve hakkaniyet ölçülerinden sapmadan görevimi yerine getirmenin gayreti içerisinde oldum. Uygulamalarımda ve verdiğim kararlarda anayasa, kanunlar ve içtüzük hükümlerini esas aldım. Önümüzdeki devrede de aynı itina ile çalışmamı sürdüreceğim. Bu vesileyle 26. Dönemin 1. Devresinde yaptığımız çalışmaları ve temsil görevimle ilgili faaliyetleri rapor haline getirip dikkatinize sunmak istedim. Bu gaye ile hazırlattığım faaliyet kitabını siz değerli milletvekillerinin dikkatine sunacağım. 22 Aralık 2017 Cuma günü sona erecek şekilde planladığımız görüşmelerimizin TBMM'nin mehabetine yaraşır bir olgunluk içinde geçmesini temenni ediyorum."
TBMM Başkanı Kahraman, birleşimi açtıktan hemen sonra Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti milletvekillerinin alkışlarıyla salona girdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise İsmail Kahraman konuşurken salona girerek, CHP Grubunun ön sırasındaki yerini aldı.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, küresel ekonomik faaliyetlerde ve özellikle Avro Bölgesi'nde ortaya çıkan canlanmayla genele yaygın ekonomik büyümenin, 2018-2020 Orta Vadeli Program (OVP) döneminde dış talep kanalı üzerinden Türkiye'nin ekonomik büyüme oranlarını yukarıya çekeceğini bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.
Ağbal, bütçe sunumunda, küresel finansal kriz sonrası dönemde küresel ekonomik büyüme oranlarının olağanüstü parasal ve mali teşviklere rağmen kriz öncesi seviyelere ulaşamadığını belirterek, 2003-2007 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,1 büyüyen küresel ekonominin, krizi takip eden 2011-2017 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü söyledi.
Büyüme oranlarının aşağıya gelmesinde küresel ekonomide yaşanan yapısal makroekonomik sorunlar, politik ve demografik faktörlerle jeopolitik gerginliklerin etkili olduğuna işaret eden Ağbal, kriz sonrası dönemde küresel ticarette büyüme oranlarında yaşanan düşüşten daha belirgin kayıplar görüldüğünü bildirdi.
Ağbal, küresel politik risk ve belirsizliklerin nispeten azalması, finansal koşullardaki elverişli ortam, toparlanan emtia fiyatlarıyla tüketici ve yatırım güvenindeki artışın küresel ekonomik faaliyetlerdeki canlanmayı desteklediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Küresel ekonominin 2017 yılında yüzde 3,6 büyümesi beklenmektedir. 2018 yılında ise daha çok gelişmekte olan ülkelerin sürükleyeceği büyüme trendi içinde küresel ekonominin yüzde 3,7 büyümesi öngörülmektedir. Küresel ticaretin 2011-2017 döneminde büyüme oranı yüzde 3,8'e gerilemiştir. 2016 yılının ikinci yarısından itibaren canlanan global ekonomik faaliyetler küresel ticareti de olumlu yönde etkilemiştir. Bu çerçevede 2017 yılında küresel ticaretin yüzde 4,2 büyümesi beklenmektedir."
Ağbal, gelişmiş ülkelerde ekonomik faaliyetlerin genele yaygın bir şekilde arttığını belirterek, bunda devam eden genişletici para ve maliye politikalarıyla küresel ticaretteki toparlanma, üretim ve yatırımların etkili olduğunu bildirdi.
Bakan Ağbal, gelişmiş ekonomilerin 2017 yılında yüzde 2,2, 2018 yılında ise yüzde 2 büyümesinin beklendiğini ifade ederek, "ABD ekonomisinin 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor. Genişletici para politikası, istihdam piyasasındaki iyileşme, artan dış ticaret ve yatırım harcamalarıyla Avro Bölgesi?nin 2017 yılında yüzde 2,1 büyümesi öngörülmektedir. Bu oran Avro Bölgesi'nde son 10 yılda kaydedilen en büyük büyüme oranıdır. 2018 yılında ise parasal desteklerdeki kısmi azalma ve potansiyel büyüme oranının bir miktar aşağı gelmesi nedeniyle bölge ekonomisinin büyüme oranı yüzde 2'nin altında olacaktır." diye konuştu.
Gelişmekte olan ülkelerin bu yıl yüzde 4,6, 2018 yılında ise yüzde 4,9 büyümesinin beklendiğine dikkati çeken Ağbal, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranının 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 3,3'e ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi.
Ağbal, emtia fiyatlarında 2016 yılından bu yana yükselme trendi görüldüğünü belirterek, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarının 2016 yılına göre önemli ölçüde artmış olmasına karşın küresel enflasyonun 2017 yılında geçen yıla göre sınırlı oranda artarak yüzde 3,1 olmasının beklendiğini bildirdi.
ABD ve Avro Bölgesi'nde para politikalarının tedrici olarak sıkılaşmasının ancak küresel finansal koşulların büyümeyi desteklemeye devam etmesinin beklendiğini dile getiren Ağbal, 2015 ve 2016 yıllarında 120 milyar dolar olan gelişmekte olan ülkelere brüt sermaye girişlerinin 2017 yılının 8 ayında 200 milyar dolara ulaştığını anlattı.
Ağbal, küresel ekonomide kısa vadede elverişli finansal ortamın devam etmesi ve küresel risk algısının düşük kalmasının gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını ve büyümeyi destekleyeceğine dikkati çekerek, küresel ekonomide kısa vadeli riskler daha dengeli hale gelirken, orta-uzun vadede aşağı yönlü risklerin ağırlığını koruduğunu söyledi.
Yüksek borçluluğun en önemli risk unsuru olduğuna işaret eden Ağbal, şöyle konuştu:
"Küresel borç, 2017 yılında 226 trilyon dolara ulaşarak dünya hasılasının yüzde 324'üne ulaşmıştır. Brexit sürecinin Avrupa Birliği?nin geleceğiyle küresel reel ve finansal piyasalar üzerinde farklı riskleri beraberinde getireceği de muhakkaktır. Cari dengelerdeki açılma küresel riskleri tetikleyen önemli faktörlerden birisidir. Global anlamda gelir dağılımındaki eşitsizlik her geçen gün daha da büyük bir küresel sorun haline gelmektedir."
Ağbal, küresel ekonomiye ilişkin bu gelişme ve beklentilerin, Türkiye ekonomisi üzerinde OVP döneminde dış talep, sermaye girişleri, finansman ve fiyatlar kanalıyla doğrudan, üretim, yatırım ve istihdam yönüyle dolaylı olarak çeşitli etkiler meydana getireceğini bildirdi.
Küresel ekonomik faaliyetlerde ve özellikle Avro Bölgesi ekonomilerinde ortaya çıkan canlanmayla genele yaygın ekonomik büyümenin, 2018-2020 OVP döneminde dış talep kanalı üzerinden Türkiye'nin ekonomik büyüme oranlarını yukarıya çekeceğini ifade eden Ağbal, dış konjonktürdeki olumlu gelişmelerin Türkiye ekonomisine büyüme bakımından olumlu yansımalar içerdiğini dile getirdi.
Ağbal, emtia ihracatçısı ülkelerde iyileşen büyüme görünümü ve jeopolitik gerginliklerin azalmasının da başta yakın ticari ve ekonomik ilişkiler içinde olunan ülkeler üzerinden Türkiye'nin ihracatına ve turizm gelirlerine önemli katkı sağlayacağını vurguladı.
Küresel emtia ve varlık fiyatlarındaki dalgalanmanın azalması, finansal piyasaların istikrar kazanması ve küresel ticaretin artmasının, Türkiye'nin orta vadede cari işlemler dengesinin sürdürülebilirliğine katkı yapacağına, finansal istikrarı destekleyeceğine işaret eden Ağbal, "Gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici para politikalarından çıkış sürecini kademeli ve yıllara yaygın bir şekilde uygulamaları, küresel finansal koşulları hem beklentiler hem de finansman kanalıyla büyümemize destek verecektir. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkelere yönelik güçlü sermaye akışını destekleyecektir. Bu kapsamda önümüzdeki yıllarda ülkemize yönelik küresel sermaye akımları da bu gelişme ortamı içinde olumlu bir görünüm arz edecek. Küresel finansal koşullardaki olumlu gidişatla ülkemizdeki makroekonomik istikrar uluslararası firmaların ülkemize doğrudan yatırım kararlarını pozitif yönde etkileyecektir." diye konuştu.
Ağbal, emtia fiyatlarındaki yatay seyir beklentisi ve finansal kırılganlıkların azalmasının kur ve fiyat istikrarı üzerinden enflasyondaki baskıları azaltacağını, böylelikle cari açığı kontrol altında tutmayı destekleyeceğini vurguladı.
Bakan Ağbal, risklerin orta-uzun vadede küresel ekonomik büyümenin beklenenden daha düşük gerçekleşmesine sebebiyet verebileceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Orta-uzun vadede küresel risklerin aşağı yönlü olması Türkiye'nin temel makrofinansal dengelerini sağlıklı tutmaya devam etmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede makrofinansal istikrarın sürdürülmesi, mali disipline devam edilmesi ve yapısal reformların orta-uzun vadede ortaya çıkacak riskleri bertaraf edecek şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede OVP'de makrofinansal istikrarı güçlendirecek, mali disiplini kararlılıkla devam ettirecek ve yapısal reformları hayata geçirecek stratejiler ve hedefler belirlenmiştir. Önümüzdeki 3 yıllık süreçte Türkiye ekonomisi üretme, yatırım yapma, istihdam üretme ve ihracatta yakaladığı ivmeyi daha da yukarı çekme imkanı bulacaktır."
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Önümüzdeki dönemde mali disiplinden taviz vermeden, Türkiye?yi yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseltecek, küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalarımız devam edecek." dedi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda 2018 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, özel sektörün daha da büyümesi, üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın artması için bütçeden ayırdıkları kaynakları artırdıklarını söyledi.
Merkezi yönetim bütçesinden 2018'de kamu yatırım harcamalarına 85 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildiren Ağbal, 2003'te yatırım harcamalarının bütçeden aldığı payın yaklaşık yüzde 6 seviyesinde olduğunu, şu anda bu oranın yüzde 11'i geçtiğine dikkati çekti. İktidara geldikleri dönemde kamu yatırımlarının ortalama tamamlanma süresinin 8 yılı aştığını belirten Ağbal, bugün yatırımların 4 yılın altında bitirildiğini dile getirdi.
Bölünmüş yol ve karayolu tünel uzunluğunda, karayolu köprü ve viyadük sayılarında, demiryolu, denizyolu ve havayolu ağında Türkiye'nin olağanüstü ilerlemeler kaydettiğini söyleyen Ağbal, özel sektör yatırımlarının maliyetini azaltan, yatırımların üretim maliyetini düşüren bu temel yatırımların, büyüme oranının artmasındaki en önemli faktörlerden olduğuna işaret etti.
Gelecek yıl bütçesinden tarıma ayırdıkları doğrudan kaynağın yaklaşık 30 milyar lira olduğunu aktaran Ağbal, "2018 yılında mazot desteğini de 1'den 3'e çıkarıyoruz, böylece vatandaşımızın tarımsal girdi maliyetlerini de devlet olarak biz karşılıyoruz." dedi.
İhracatçılara bütçeden 3 milyar liralık kaynak sağladıklarını hatırlatan Ağbal, 2018 yılında Eximbank üzerinden ilave 1 milyar lira daha destek verdiklerini belirtti. Ağbal, 2016 ile 2018 yılı bütçesinden ihracata sağlanan destekler karşılaştırıldığında, destekleri yaklaşık 3 kat artırarak, 1 milyardan 4 milyara çıkardıklarının görüleceğini söyledi. Küçük ve orta ölçekteki i·şletmeler için bütçeden yaklaşık 1 milyar lira kaynak ayırdıklarını ifade eden Ağbal, esnafın Halkbank ve Ziraat Bankasından kullanacağı kredinin sübvansiyon maliyetlerini bütçeden karşılayacaklarına dikkati çekti.
Son 15 yılda kamu çalışanlarının ve emeklilerin de reel gelirini önemli ölçüde artırdıklarına işaret eden Ağbal, bu noktada her zaman vatandaşı merkeze koyduklarını dile getirdi.
Ağbal, yeni hastane, üniversite ve hizmet merkezleri açtıklarına değinerek, bu hizmetleri sağlamak üzere kamuya ihtiyaç duyulan personeli de kazandırdıklarını söyledi.
Ağbal, kamudaki taşeron işçilere ilişkin yasal düzenlemenin hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek, "İnşallah yakın bir zamanda geliyor." dedi.
Vatandaşın ayağına hizmeti götüren kamu maliyesi ve kurum politikalarına devam edeceklerini anlatan Ağbal, gelecek dönemde yatırım, üretim, istihdam, tasarruflar ve ihracatı destekleyecek vergi düzenlemeleri yaparak vergiyi tabana yayacaklarını dile getirdi. Ağbal, "Kayıt dışılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Vatandaşın vergi adaletine inancını güçlendireceğiz. Diğer taraftan da topladığımız her bir kuruşun hesabı sorulacak şekilde harcanmasına özel gayret göstereceğiz." diye konuştu.
Mali disiplinden taviz vermeden Türkiye?yi yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseltecek ve küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalara devam edeceklerini vurgulayan Ağbal, orta vadede politika önceliklerinin makroekonomik istikrarın sürdürülmesi, beşeri sermaye ve iş gücü kalitesinin artırılması, yüksek katma değerli üretimin yaygınlaştırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle kamuda kurumsal kalitenin artırılması olacağını kaydetti.
Ağbal, 2018 bütçesini söz konusu hedeflerle uyumlu, ülkenin sürdürülebilir büyüme ve kalkınmasını destekleyecek çerçevede hazırladıklarına dikkati çekerek, "2018 yılında kamu harcamalarını ekonominin üretken potansiyelini artıran alanlarda yoğunlaştıracağız. Gelir politika ve uygulamalarımızla yatırım ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz. Böylece bir yandan ülkemizin büyüme potansiyelini desteklerken diğer yandan güçlü kamu maliyesi ile makro ekonomik istikrarı koruyacağız." ifadesini kullandı.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "ABD tarafından geçen hafta atılan adım İsrail'in hukuksuz, tek yanlı, oldubitti şeklindeki kararlarını onaylayıp, Ortadoğu'da yeni bir çatışmanın fitilini ateşlemiştir." dedi.
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra, ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, geçen hafta bölgede ve dünyada derin çalkantılara sebep olacak karar açıkladığını anımsatan Kahraman, "Dünyanın çeşitli yerlerinde, bölgemizde çatışmalar, çalkantılar devam ederken alınan hukuk dışı bu karar, insanlığın barışını dinamitlemek demek olacaktır." diye konuştu.
Kahraman, Kudüs'ün Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanlar için kutsal bir şehir ve üç dinin de kutsal merkezi olduğunu vurgulayarak, Kudüs'te halen Yahudiler, Müslümanlar ve Hıristiyanların birlikte yaşadığını anımsattı.
TBMM Başkanı Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birleşmiş Milletler (BM), 1947 yılından itibaren aldığı kararlarda Kudüs'ün İsrail hakimiyeti altında bulunmasını kabul etmemiştir. Aynı şekilde, 1967 yılında Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden sonra da İsrail'e, Kudüs'ün statüsünü değiştirecek girişimlerde bulunmaması çağrısı yapmıştır. BM Güvenlik Konseyi, İsrail Devleti'nin 1980 yılında Doğu Kudüs'ü ilhak ettiğini ilan etmesi üzerine, kınama kararı almış ve İsrail'in aldığı tüm kararların yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. ABD tarafından geçen hafta atılan adım, İsrail'in hukuksuz, tek yanlı, oldubitti şeklindeki kararlarını onaylayıp, Ortadoğu'da yeni bir çatışmanın fitilini ateşlemiştir.
İsrail Devleti'nin kuruluşundan itibaren barışa hasret kalan Ortadoğu'da çıkacak yeni bir çatışma, hiçbir devletin ve milletin çıkarına hizmet etmeyecektir. Toplumlar arasında öfke patlamasına yol açacak, kin ve nefreti körükleyecek kararlar, insanlığın ortak geleceğini tehdit edecek sonuçlar doğuracaktır. Ortadoğu?ya barış ve huzurun gelmesi, Filistin meselesinin hakkaniyet temelinde çözümünden geçmektedir. Filistin halkının varlığını ve çıkarlarını yok sayan işgal ve istilaya bir an önce son verilmelidir."
Kahraman, millet ve devlet olarak Filistinlilerin yanında olduklarını her zeminde ifade ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini söyleyerek, TBMM Genel Kurulunun, 6 Aralık 2017 tarihinde yayımladığı; AK Parti, CHP, HDP ve MHP Meclis Grup başkanvekillerinin imzaladığı ortak bildiriyle, Filistin halkının yanında olduğunu beyan ettiğini ve milletin hissiyatına tercüman olduğunu bildirdi.
Bildiride, "Halen Filistin sorununu çözmek için gösterilen barışçıl çabalar, bu girişim karşısında muhakkak büyük darbe alacak, Ortadoğu'da bir dizi istikrarsızlık yaşanacaktır. İsrail ve Filistin arasında adil, kalıcı, dengeli, tarihi ve manevi haklara riayet eden bir barış gerçekleşmeden insanlığın huzur ve selamete ulaşmasının mümkün olmayacağı unutulmamalıdır" denildiğini ifade eden Kahraman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve çağrılarla uluslararası karar organlarını harekete geçirmeye çalıştığını söyledi.
İsmail Kahraman, siyasi partilerin genel başkanlarının, açıklamalarıyla milletin hassasiyetini ortaya koyduklarını ve tepkilerini en kararlı şekilde dile getirdiklerini kaydetti.
Kahraman, şöyle konuştu:
"Bu yıl kasım ayında, başkanlığını TBMM Başkanı olarak devraldığımız, 42 ülkenin üye, 20 ülkenin gözlemci olduğu Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) tarafından yayımlanan bildiride, Amerika Birleşik Devletleri tarafından alınan kararın, gerek vicdan gerekse tarih önünde hükümsüz olduğu belirtilmiş ve 'Asya Parlamenter Asamblesi olarak bu gayri hukuki açıklamayı kınıyor ve reddediyoruz. Filistin halkının hürriyet azmini ve milli iradesini temsil eden Filistin Devleti'ni henüz tanımamış olan ülkelere son gelişmeler karşısında artık zaruri hale gelen bu adımı bir an önce atmaları çağrısında bulunuyoruz' denilmiştir.
Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinin 7. Genel Kurulu, 8 Aralık Cuma günü, Kırgızistan?ın başkenti Bişkek?te yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan?ın üye olduğu, Macaristan?ın gözlemci ülke, Özbekistan?ın da onur üyesi statüsü ile katıldığı toplantı sonunda Meclis Başkanları olarak yayımladığımız ortak bildiride 'TÜRKPA üyesi ülkeler, Birleşmiş Milletler kararlarında yer aldığı şekliyle, Kudüs?ün yasal statüsünün devamını desteklerken, Ortadoğu?da uluslararası hukuka dayalı bir anlaşmaya bağlılıklarını teyit etmektedir' denilerek, Filistinli kardeşlerimizle dayanışma içinde olduğumuz beyan edilmiştir. BM Güvenlik Konseyinin önceki gün yaptığı toplantıda aldığı kararla da daha önceki kararlarını teyit etmiştir."
Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan?ın çağrısı ile "Kudüs" gündemiyle iki gün sonra İstanbul?da toplanacak İslam İşbirliği Teşkilatına üye 57 ülkeden de beklentilerinin; İsrail?in istilacı, işgalci, yayılmacı, çatışmacı, saldırgan siyaseti karşısında caydırıcı karar alıp, birlik içinde bir duruş sergilemeleri olduğunu söyledi.
Mehmet Akif İnan?ın şiirindeki, "Mescid-i Aksa?yı gördüm düşümde, bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu, varıp eşiğine alnımı koydum, sanki bir yeraltı nehri çağlıyordu, gözlerim yollarda bekler dururum, nerde kardeşlerim diyordu bir ses, ilk kıblesi benim ulu Nebinin unuttu mu bunu acaba herkes." dizelerini okuyan Kahraman, bölgede ve dünyada sağduyu ile barışın hakim olmasını diledi.
İsmail Kahraman, "Binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan savaş ve çatışmaları teşvik eden yanlış kararlardan bir an önce dönülmesini temenni ediyorum." dedi.
Milletvekillerinin teveccühü ile 26. Dönemin 2. Devresi için yeniden TBMM Başkanlığına seçildiğini anımsatan Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı:
"Başkanlık görevini yüklendiğim günden itibaren tarafsızlık ve hakkaniyet ölçülerinden sapmadan görevimi yerine getirmenin gayreti içerisinde oldum. Uygulamalarımda ve verdiğim kararlarda anayasa, kanunlar ve içtüzük hükümlerini esas aldım. Önümüzdeki devrede de aynı itina ile çalışmamı sürdüreceğim. Bu vesileyle 26. Dönemin 1. Devresinde yaptığımız çalışmaları ve temsil görevimle ilgili faaliyetleri rapor haline getirip dikkatinize sunmak istedim. Bu gaye ile hazırlattığım faaliyet kitabını siz değerli milletvekillerinin dikkatine sunacağım. 22 Aralık 2017 Cuma günü sona erecek şekilde planladığımız görüşmelerimizin TBMM'nin mehabetine yaraşır bir olgunluk içinde geçmesini temenni ediyorum."
TBMM Başkanı Kahraman, birleşimi açtıktan hemen sonra Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti milletvekillerinin alkışlarıyla salona girdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise İsmail Kahraman konuşurken salona girerek, CHP Grubunun ön sırasındaki yerini aldı.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, küresel ekonomik faaliyetlerde ve özellikle Avro Bölgesi'nde ortaya çıkan canlanmayla genele yaygın ekonomik büyümenin, 2018-2020 Orta Vadeli Program (OVP) döneminde dış talep kanalı üzerinden Türkiye'nin ekonomik büyüme oranlarını yukarıya çekeceğini bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.
Ağbal, bütçe sunumunda, küresel finansal kriz sonrası dönemde küresel ekonomik büyüme oranlarının olağanüstü parasal ve mali teşviklere rağmen kriz öncesi seviyelere ulaşamadığını belirterek, 2003-2007 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,1 büyüyen küresel ekonominin, krizi takip eden 2011-2017 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü söyledi.
Büyüme oranlarının aşağıya gelmesinde küresel ekonomide yaşanan yapısal makroekonomik sorunlar, politik ve demografik faktörlerle jeopolitik gerginliklerin etkili olduğuna işaret eden Ağbal, kriz sonrası dönemde küresel ticarette büyüme oranlarında yaşanan düşüşten daha belirgin kayıplar görüldüğünü bildirdi.
Ağbal, küresel politik risk ve belirsizliklerin nispeten azalması, finansal koşullardaki elverişli ortam, toparlanan emtia fiyatlarıyla tüketici ve yatırım güvenindeki artışın küresel ekonomik faaliyetlerdeki canlanmayı desteklediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Küresel ekonominin 2017 yılında yüzde 3,6 büyümesi beklenmektedir. 2018 yılında ise daha çok gelişmekte olan ülkelerin sürükleyeceği büyüme trendi içinde küresel ekonominin yüzde 3,7 büyümesi öngörülmektedir. Küresel ticaretin 2011-2017 döneminde büyüme oranı yüzde 3,8'e gerilemiştir. 2016 yılının ikinci yarısından itibaren canlanan global ekonomik faaliyetler küresel ticareti de olumlu yönde etkilemiştir. Bu çerçevede 2017 yılında küresel ticaretin yüzde 4,2 büyümesi beklenmektedir."
Ağbal, gelişmiş ülkelerde ekonomik faaliyetlerin genele yaygın bir şekilde arttığını belirterek, bunda devam eden genişletici para ve maliye politikalarıyla küresel ticaretteki toparlanma, üretim ve yatırımların etkili olduğunu bildirdi.
Bakan Ağbal, gelişmiş ekonomilerin 2017 yılında yüzde 2,2, 2018 yılında ise yüzde 2 büyümesinin beklendiğini ifade ederek, "ABD ekonomisinin 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor. Genişletici para politikası, istihdam piyasasındaki iyileşme, artan dış ticaret ve yatırım harcamalarıyla Avro Bölgesi?nin 2017 yılında yüzde 2,1 büyümesi öngörülmektedir. Bu oran Avro Bölgesi'nde son 10 yılda kaydedilen en büyük büyüme oranıdır. 2018 yılında ise parasal desteklerdeki kısmi azalma ve potansiyel büyüme oranının bir miktar aşağı gelmesi nedeniyle bölge ekonomisinin büyüme oranı yüzde 2'nin altında olacaktır." diye konuştu.
Gelişmekte olan ülkelerin bu yıl yüzde 4,6, 2018 yılında ise yüzde 4,9 büyümesinin beklendiğine dikkati çeken Ağbal, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranının 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 3,3'e ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi.
Ağbal, emtia fiyatlarında 2016 yılından bu yana yükselme trendi görüldüğünü belirterek, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarının 2016 yılına göre önemli ölçüde artmış olmasına karşın küresel enflasyonun 2017 yılında geçen yıla göre sınırlı oranda artarak yüzde 3,1 olmasının beklendiğini bildirdi.
ABD ve Avro Bölgesi'nde para politikalarının tedrici olarak sıkılaşmasının ancak küresel finansal koşulların büyümeyi desteklemeye devam etmesinin beklendiğini dile getiren Ağbal, 2015 ve 2016 yıllarında 120 milyar dolar olan gelişmekte olan ülkelere brüt sermaye girişlerinin 2017 yılının 8 ayında 200 milyar dolara ulaştığını anlattı.
Ağbal, küresel ekonomide kısa vadede elverişli finansal ortamın devam etmesi ve küresel risk algısının düşük kalmasının gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını ve büyümeyi destekleyeceğine dikkati çekerek, küresel ekonomide kısa vadeli riskler daha dengeli hale gelirken, orta-uzun vadede aşağı yönlü risklerin ağırlığını koruduğunu söyledi.
Yüksek borçluluğun en önemli risk unsuru olduğuna işaret eden Ağbal, şöyle konuştu:
"Küresel borç, 2017 yılında 226 trilyon dolara ulaşarak dünya hasılasının yüzde 324'üne ulaşmıştır. Brexit sürecinin Avrupa Birliği?nin geleceğiyle küresel reel ve finansal piyasalar üzerinde farklı riskleri beraberinde getireceği de muhakkaktır. Cari dengelerdeki açılma küresel riskleri tetikleyen önemli faktörlerden birisidir. Global anlamda gelir dağılımındaki eşitsizlik her geçen gün daha da büyük bir küresel sorun haline gelmektedir."
Ağbal, küresel ekonomiye ilişkin bu gelişme ve beklentilerin, Türkiye ekonomisi üzerinde OVP döneminde dış talep, sermaye girişleri, finansman ve fiyatlar kanalıyla doğrudan, üretim, yatırım ve istihdam yönüyle dolaylı olarak çeşitli etkiler meydana getireceğini bildirdi.
Küresel ekonomik faaliyetlerde ve özellikle Avro Bölgesi ekonomilerinde ortaya çıkan canlanmayla genele yaygın ekonomik büyümenin, 2018-2020 OVP döneminde dış talep kanalı üzerinden Türkiye'nin ekonomik büyüme oranlarını yukarıya çekeceğini ifade eden Ağbal, dış konjonktürdeki olumlu gelişmelerin Türkiye ekonomisine büyüme bakımından olumlu yansımalar içerdiğini dile getirdi.
Ağbal, emtia ihracatçısı ülkelerde iyileşen büyüme görünümü ve jeopolitik gerginliklerin azalmasının da başta yakın ticari ve ekonomik ilişkiler içinde olunan ülkeler üzerinden Türkiye'nin ihracatına ve turizm gelirlerine önemli katkı sağlayacağını vurguladı.
Küresel emtia ve varlık fiyatlarındaki dalgalanmanın azalması, finansal piyasaların istikrar kazanması ve küresel ticaretin artmasının, Türkiye'nin orta vadede cari işlemler dengesinin sürdürülebilirliğine katkı yapacağına, finansal istikrarı destekleyeceğine işaret eden Ağbal, "Gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici para politikalarından çıkış sürecini kademeli ve yıllara yaygın bir şekilde uygulamaları, küresel finansal koşulları hem beklentiler hem de finansman kanalıyla büyümemize destek verecektir. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkelere yönelik güçlü sermaye akışını destekleyecektir. Bu kapsamda önümüzdeki yıllarda ülkemize yönelik küresel sermaye akımları da bu gelişme ortamı içinde olumlu bir görünüm arz edecek. Küresel finansal koşullardaki olumlu gidişatla ülkemizdeki makroekonomik istikrar uluslararası firmaların ülkemize doğrudan yatırım kararlarını pozitif yönde etkileyecektir." diye konuştu.
Ağbal, emtia fiyatlarındaki yatay seyir beklentisi ve finansal kırılganlıkların azalmasının kur ve fiyat istikrarı üzerinden enflasyondaki baskıları azaltacağını, böylelikle cari açığı kontrol altında tutmayı destekleyeceğini vurguladı.
Bakan Ağbal, risklerin orta-uzun vadede küresel ekonomik büyümenin beklenenden daha düşük gerçekleşmesine sebebiyet verebileceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Orta-uzun vadede küresel risklerin aşağı yönlü olması Türkiye'nin temel makrofinansal dengelerini sağlıklı tutmaya devam etmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede makrofinansal istikrarın sürdürülmesi, mali disipline devam edilmesi ve yapısal reformların orta-uzun vadede ortaya çıkacak riskleri bertaraf edecek şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede OVP'de makrofinansal istikrarı güçlendirecek, mali disiplini kararlılıkla devam ettirecek ve yapısal reformları hayata geçirecek stratejiler ve hedefler belirlenmiştir. Önümüzdeki 3 yıllık süreçte Türkiye ekonomisi üretme, yatırım yapma, istihdam üretme ve ihracatta yakaladığı ivmeyi daha da yukarı çekme imkanı bulacaktır."
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Önümüzdeki dönemde mali disiplinden taviz vermeden, Türkiye?yi yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseltecek, küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalarımız devam edecek." dedi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda 2018 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, özel sektörün daha da büyümesi, üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın artması için bütçeden ayırdıkları kaynakları artırdıklarını söyledi.
Merkezi yönetim bütçesinden 2018'de kamu yatırım harcamalarına 85 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildiren Ağbal, 2003'te yatırım harcamalarının bütçeden aldığı payın yaklaşık yüzde 6 seviyesinde olduğunu, şu anda bu oranın yüzde 11'i geçtiğine dikkati çekti. İktidara geldikleri dönemde kamu yatırımlarının ortalama tamamlanma süresinin 8 yılı aştığını belirten Ağbal, bugün yatırımların 4 yılın altında bitirildiğini dile getirdi.
Bölünmüş yol ve karayolu tünel uzunluğunda, karayolu köprü ve viyadük sayılarında, demiryolu, denizyolu ve havayolu ağında Türkiye'nin olağanüstü ilerlemeler kaydettiğini söyleyen Ağbal, özel sektör yatırımlarının maliyetini azaltan, yatırımların üretim maliyetini düşüren bu temel yatırımların, büyüme oranının artmasındaki en önemli faktörlerden olduğuna işaret etti.
Gelecek yıl bütçesinden tarıma ayırdıkları doğrudan kaynağın yaklaşık 30 milyar lira olduğunu aktaran Ağbal, "2018 yılında mazot desteğini de 1'den 3'e çıkarıyoruz, böylece vatandaşımızın tarımsal girdi maliyetlerini de devlet olarak biz karşılıyoruz." dedi.
İhracatçılara bütçeden 3 milyar liralık kaynak sağladıklarını hatırlatan Ağbal, 2018 yılında Eximbank üzerinden ilave 1 milyar lira daha destek verdiklerini belirtti. Ağbal, 2016 ile 2018 yılı bütçesinden ihracata sağlanan destekler karşılaştırıldığında, destekleri yaklaşık 3 kat artırarak, 1 milyardan 4 milyara çıkardıklarının görüleceğini söyledi. Küçük ve orta ölçekteki i·şletmeler için bütçeden yaklaşık 1 milyar lira kaynak ayırdıklarını ifade eden Ağbal, esnafın Halkbank ve Ziraat Bankasından kullanacağı kredinin sübvansiyon maliyetlerini bütçeden karşılayacaklarına dikkati çekti.
Son 15 yılda kamu çalışanlarının ve emeklilerin de reel gelirini önemli ölçüde artırdıklarına işaret eden Ağbal, bu noktada her zaman vatandaşı merkeze koyduklarını dile getirdi.
Ağbal, yeni hastane, üniversite ve hizmet merkezleri açtıklarına değinerek, bu hizmetleri sağlamak üzere kamuya ihtiyaç duyulan personeli de kazandırdıklarını söyledi.
Ağbal, kamudaki taşeron işçilere ilişkin yasal düzenlemenin hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek, "İnşallah yakın bir zamanda geliyor." dedi.
Vatandaşın ayağına hizmeti götüren kamu maliyesi ve kurum politikalarına devam edeceklerini anlatan Ağbal, gelecek dönemde yatırım, üretim, istihdam, tasarruflar ve ihracatı destekleyecek vergi düzenlemeleri yaparak vergiyi tabana yayacaklarını dile getirdi. Ağbal, "Kayıt dışılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Vatandaşın vergi adaletine inancını güçlendireceğiz. Diğer taraftan da topladığımız her bir kuruşun hesabı sorulacak şekilde harcanmasına özel gayret göstereceğiz." diye konuştu.
Mali disiplinden taviz vermeden Türkiye?yi yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseltecek ve küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalara devam edeceklerini vurgulayan Ağbal, orta vadede politika önceliklerinin makroekonomik istikrarın sürdürülmesi, beşeri sermaye ve iş gücü kalitesinin artırılması, yüksek katma değerli üretimin yaygınlaştırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle kamuda kurumsal kalitenin artırılması olacağını kaydetti.
Ağbal, 2018 bütçesini söz konusu hedeflerle uyumlu, ülkenin sürdürülebilir büyüme ve kalkınmasını destekleyecek çerçevede hazırladıklarına dikkati çekerek, "2018 yılında kamu harcamalarını ekonominin üretken potansiyelini artıran alanlarda yoğunlaştıracağız. Gelir politika ve uygulamalarımızla yatırım ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz. Böylece bir yandan ülkemizin büyüme potansiyelini desteklerken diğer yandan güçlü kamu maliyesi ile makro ekonomik istikrarı koruyacağız." ifadesini kullandı.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
