2012-04-25 - 14:52
CHP'Lİ ÇANDAR'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında YÖK ve YURTKUR ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında YÖK ve YURTKUR ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

CHP Muğla Milletvekili Çandar, Öğrencilerin ÖSYM'nin kitapçığına göre üniversite ve bölümlerini seçtiklerini ve eğitimlerini tamamladıklarını belirterek "Lizbon Sözleşmesinin yanı sıra 25 Mayıs 1998 de içlerinde Türkiye'nin de bulunduğu 31 ülkenin imzaladığı Sorbon Deklarasyonu ve 19 Haziran 1999 da Bologna Sözleşmesi de bulunmaktadır. Lakin YÖK denklik komisyona kişisel olarak yaptığımız başvuruların değerlendirilmesinde yukarıda bahsettiğimiz hiçbir madde ve anlaşmaları göz önünde bulundurulmadan içeriği ve kim oldukları bilinmeyen bir komisyon veya kurul tarafından 6 Kasım 2010 tarihinde kendi tüzüklerinde bahsedilen denklik red sebebinin kişiye yazılı olarak bildirilmesine ters düşecek bir biçimde karar alınmıştır. Fakat mağdur olan öğrenciler bu tüzüğün yayınlamasından çok önce mezun olmuşlardır." dedi

CHP Muğla Milletvekili Çandar, sözlerinde şunları kaydetti:

"2005 yılında 1 yılı hazırlık 4 yılı da mühendislik olmak üzere 5 yıllık üniversite eğitimini Bulgaristan Varna Üniversitesinde tamamlayan bir arkadaşımız, master eğitimi için araştırmalar yaparken bir anda YÖK tarafından denkliğinin iptal edildiğini öğreniyor. YÖK genel kurulu, 2006 senesindeki bildirisinde, Avrupa Birliği üye ülkelerinde öğrencilerin kendi imkânları ile okuyabileceğini ve denklik başvurularında, ÖSYM sınav şartının aranmayacağını duyurmuştur.

Aynı şekilde resmi gazetenin 28 Şubat 2006 tarihli 26094 sayılı nüshasında Avrupa bölgesinde, yükseköğretimle ilgili belgelerin tanınmasına ilişkin belgeler başlığı altında, 11 Nisan 1997 yılında imzalanan Lizbon Sözleşmesi gereğince karşılıklı diplomalarının tanıması, bir kez daha yazılı olarak taahhüt edilmiştir.

Son olarak Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, 19 Şubat 2012'de Kanal 24 te Hakan Çelik 'in konuğu olmuş ve programda şunu söylemiştir. O okuldan mezun olan arkadaşlar YÖK'e başvursunlar daha sonra YÖK o okulun eğitim müfredatını inceleyip bizde ki ile uyumlu olup olmadığına bakıp ondan sonra karar verecektir.

Buradan ailelere sesleniyorum yurt dışındaki okullara başvurmadan önce o okulun Türkiye'de geçerliliği var mı diye baksınlar şeklinde bir açıklama yapmıştır.Bu güvenceyle öğrenciler ÖSYM 'nin kitapçığına göre üniversite ve bölümlerini seçmişler ve eğitimlerini burada tamamlamışlardır. Lizbon Sözleşmesinin yanı sıra 25 Mayıs 1998 de içlerinde Türkiye'nin de bulunduğu 31 ülkenin imzaladığı Sorbon Deklarasyonu ve 19 Haziran 1999 da Bologna Sözleşmesi de bulunmaktadır.

Lakin YÖK denklik komisyona kişisel olarak yaptığımız başvuruların değerlendirilmesinde yukarıda bahsettiğimiz hiçbir madde ve anlaşmaları göz önünde bulundurulmadan içeriği ve kim oldukları bilinmeyen bir komisyon veya kurul tarafından 6 Kasım 2010 tarihinde kendi tüzüklerinde bahsedilen denklik red sebebinin kişiye yazılı olarak bildirilmesine ters düşecek bir biçimde karar alınmıştır. Fakat mağdur olan öğrenciler bu tüzüğün yayınlamasından çok önce mezun olmuşlardır.

Aynı ders içeriklerine sahip sadece 2006 ve 2007 yıllarında ÖSYM ile başta Varna Teknik Üniversitesi olmak üzere Bulgaristan'ın diğer devlet üniversitelerine gönderilen öğrencilerin anayasamızın eşitlik ilkesini hiçe sayarak bu kişilere denklik verilmektedir.

Varna Teknik Üniversitesi bünyesinde verilen derslerin ve eğitimin kalitesine dayanarak başta Sakarya Üniversitesi olmak üzere Türkiye'nin saygın birçok üniversitesinden Erasmus programı ile mühendislik bölümlerinde 1 veya 2 dönemlik değişim programları yapılmaktadır.

Erkek öğrencilerin eğitimleri boyunca askerlikleri ertelenmiş lakin 5 yılsonunda askerlik statüsünü er olarak yapmak durumunda bırakılmıştır.
Denklik alabilmek için YÖK tarafında kim veya hangi sebeplerle hazırlandığı bilinmeyen STS sınavı soruları yazılı basına verilmediği gibi sınav içeriği hakkında da hiçbir şekilde bilgi verilmemektedir.

Sonuç olarak kazandıkları bir hakkı nedeni ve hiçbir yasal dayanağı olmadan ve açıklanmadan lisans ve kısa dönem askerlik hakları gasp edilmiştir. Hukuki yoldan başvuruların gerek süresi gerekse de maddi yönü incelendiğinde tamamıyla kişinin özlük haklarının yok sayıldığı da ortadadır.

Pedagojik Formasyon...

Yök'ün aldığı karardan sonra elektronik posta aracılığıyla yüzlerce şikâyet mesajı aldım. Buradan insanların mağduriyetini duyurmak boynumun borcudur. Bin bir zorluklarla, kimisi ailesinden uzak şehirlerdeki üniversitelerde okuyan, öğretmen olmak idealiyle yola çıkmış öğrenciler YÖK'ün aldığı bu iptal kararı ile bir anda yıkılmışlardır.

Pedagojik Formasyonun iptali kararının nasıl ve hangi amaçla uygulanacağı konusunda kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği aşikârdır. Mağdurların genel olarak talebi iptal kararının üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere uygulanması ve formasyonun yine ortalama ile alınması yönündedir. Diğer yandan tezsiz yüksek lisanla formasyon alındığı takdirde bunun ücretini ödemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Atanamayan öğretmen sorunu, 200 bin öğrenci ve ailesi mağdur edilerek çözülemez.

Değinmek istediğim bir başka konu da YURTKUR uygulamaları dır.

Öğretim dönemleri itibariyle belirtilen %5'lik kontenjan sayıları bir bütün olarak yazılmıştır. Oysa bizim sorduğumuz yurtların kontenjanlarının ayrı ayrı belirtilmesiydi. Gerçekte barınma sıkıntısı bulunmayan bazı yurtlara genel müdürlükçe hiç kontenjan yazılmadığı halde özellikle öğrenci talebinin çok yoğun olduğu ve öğrencilerin yurtlara girmek için yedek sırada beklediği bazı yurtlarda kontenjan sayılarının üzerinde öğrenci kaydedilmiştir.

Örneğin, Sakarya, Sivas, Kocaeli, İzmir, Trabzon, Sinop gibi çok sayıda yurtta durum bu şekildedir. Trabzon daki merkez yurtların kontenjan sayısı örneğin 20 iken buraya bu sayıdan daha fazla 70-80 gibi kontenjandan çok daha fazla öğrenci kaydedilmesi gibi.

Burada yedek sırasında bekleyen 20 kişinin yerine haksız bir şekilde başka öğrenciler yerleştirilmiştir. Hatta bazı yurtlara kontenjan dışında son derece sınırlı sayıda öğrenci alınmakta, bu yurtlar adeta Genel Müdürün özel yurdu gibi kontenjanlarla doldurulmaktadır.

Örneğin Ankara' da bulunan Nedim Zapçı Yurdu ile Seyran kız yurdunun özellikli bir bloğu, İstanbul' daki Fatih Sultan Mehmet kız yurdu bu durumdadır.

Bolu Gölcük Yurdu. Cevabın son paragrafında yer alan "..ailesinin ekonomik ya da sosyal durumunda daha sonra olumsuz değişiklikler olan öğrenciler için kullanılmışır." Açıklamasının gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

Genel Müdüre ulaşabilen öğrenciler, siyasi ekonomik ve bürokratik gücü olan öğrencilerdir. Verilen cevap yanıltıcıdır. Yurtlara öğrenci kaydı yapılan dönemlerde YURTKUR binasından içeri girilemeyecek ölçüde kalabalık bir halde olmasının yegâne sebebi kontenjan yazdırabilmek için Genel Müdürü ziyarete gelen siyasiler bürokratlar ve diğerleridir.

Anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olan söz konusu düzenlemenin iptali için Danıştay da iptal davası açılması için buradan bütün öğrenci derneklerine çağrıda bulunuyorum.

Bu konuda her türlü hukuki desteğin partimizce sağlanacağını da ilan ediyorum. Ayrıca, anılan kurumun Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapan öğrenci temsilcisini de kınadığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Tüm üniversite öğrenci derneklerini de bu konuda duyarlı olmaya davet ediyor, kendilerini temsil edecek öğrenci temsilcisini seçerken daha özenli olmalarını tavsiye ediyorum.

Kantin lokanta gibi küçük işletmelerde meydana gelen yolsuzluklar?

Halit TUNÇ'un Egede son söz gazetesinde yer alan haberinde de görüleceği üzere, işletmelerin objektif bir değerlendirmeden uzak, yanlı ve partizanca, adeta ulufe dağıtılır gibi dağıtılmasından kaynaklanmaktadır.

İşleticiler seçilirken maalesef öğrencilere verilecek kaliteli hizmet değil, büyük bir maddi kazanç potansiyeline sahip olan bu işletmelerin kimlere peşkeş çekileceği düşüncesi hâkim olmaktadır.

Söz konusu gazete haberinde yer alan YURTKUR Genel Müdürü Sayın ALBAYRAK' ın yakınlarının bu işletmelerle var olduğu iddia edilen ilişkisi ciddi bir biçimde araştırılması gereken bir durumdur.

Kadrosu Ankara dışındaki illerde Bölge Müdür Yardımcısı olmasına karşın şu anda genel müdürlükte görevli kaç personel bulunmaktadır.
Bu soruya Sayın Kılıç'ın verdiği yanıt, kurumumuzun taşra teşkilatındaki hizmetleri, 20 bölge müdürlüğünde yürütülmekte ve her birinde 2 adet bölge müdür yardımcısı kadrosu bulunmaktadır, şeklindedir.

Eğer söz konusu 2 bölge müdür yardımcısının hizmetine ihtiyaç var ise tayinleri neden genel müdürlüğe yapılmamıştır. Yoksa bu yolla ilgililerin görevde yükselme sınavlarından muaf tutularak daha üst unvanlı görevlere atanarak daha fazla maaş almaları mı sağlanmıştır?

Bizce gerçeğe uygun olan tam da budur. Kamu kaynaklarının israfı ve hakkaniyete aykırı olan bu durumun önlenmesini beklerken, sayın bakanın da hukuka aykırı bu uygulamaya sayın genel müdürle birlikte ortak olduğu anlaşılmaktadır ki bu bizi hayal kırıklığına uğratmıştır.

Bölge müdürlüğünde ise o kadrolar kağıt üzerinde dolu olduğu için atama yapılamamakta, hizmetin aksamına neden olunmaktadır. Bunların dışına genel müdürlük emrinde görevlendirilen yurt müdürü v.b unvanlı başka usulsüz görevlendirilmelerin de olduğu duyumu alınmıştır.

YURTKUR da benzer uygulamaların aslında son derece yaygın olduğu, örneğin Sayın Cumhurbaşkanı' nın imzasıyla atanmış bir bölge müdürünün, 4 yıldan fazla bir süreyle Genel Müdürlükte görevlendirilerek, Cumhurbaşkanı imzasıyla atanmış olduğu görevinden alıkonulduğu bilinmektedir. Ya da bir daire başkanı görevde olduğu halde, aylarca yıllarca görevinden alıkonularak, başka bir personele daire başkanlığı yaptırılabilmektedir. Bu kurumun diğer kamu kurumlarından farklı olarak tabi olduğu bir yasal düzenleme mi vardır, bilinmemektedir.

Kredi Yurtlar Kurumunun Teftişi?

260 bin öğrenciye hizmet veren, birçok Bakanlıktan daha fazla bütçeye sahip Kredi Yurtlar Kurumu'nun Genel Müdürlük ve Taşra Birimlerinin teftiş edilip edilmediğine dair soruma yanıt şu şekildedir.

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 63. maddesine istinaden, kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik, verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek amacıyla, kurum ve iç denetçileri tarafından yıllık iç denetim programları gereğince denetim yapılmaktadır.

Cevapta teftiş kurulundan hiç bahsedilmemiştir. Oysa, sayın bakana yönelttiğimiz soru bu yöndedir. Teftiş Kurulu Yönetmeliğindeki her yıl rutin teftiş programları hazırlanacağı yönündeki düzenlemeye aykırı olarak teftiş kurulu başkanlığındaki müfettişler 6 yıldan beri Genel Müdür tarafından teftişe gönderilmemiştir. Kurumun iş ve işlemleri 6 yıldır teftiş edilmemektedir. Kurumda 30 dan fazla yetişmiş deneyimli müfettiş bulunmaktadır.

İç denetçilerin merkez birimleri ile bölge ve yurtları denetledikleri ise gerçeği yansıtmamaktadır. İç denetçiler tarafından yapılan denetim, yolsuzluk ve usulsüzlükleri ortaya çıkarmaya dönük bir denetim biçimi değildir. Hem idari hem de mali konular teftiş dışı tutulmak suretiyle adeta yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üstü örtülmüştür.

Bu ise kamunun şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerine aykırı olduğu gibi en hafif ifadeyle görevi kötüye kullanmak suçunun işlendiğinin açık göstergesidir. Verilen cevap tamamen yanlış ve yanıltıcıdır. Nitekim Sayın Bakan tarafından kimi Yurt gezilerinde, ziyaret edilen öğrenci yurtlarının durumu içler acısı bulunduğundan, konunun bizzat tarafınca da gündeme getirildiği ve söz konusu kurumda neden denetim yaptırılmadığını mercek altına aldırdığı bilinmektedir. Kurumun Teftiş Kurulu Başkanı yakın bir zamanda görevden alınmıştır. Çok büyük bir bütçeye ve hizmet önemine sahip olan YURTKUR da yıllarca iş ve işlemlerin denetim dışı tutulmasının tek sorumlusu bu bürokrat mıdır?" (14:52)