2008-10-30 - 14:00
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a yönelik iddialarda bulundu. Kart, ''Maliye Bakanı, vergi kaçakçılığı yaptığı gibi, yalan beyanda bulunan bir kimliğe sahip'' dedi.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a yönelik iddialarda bulundu.
Kasım 2006 ve Ocak 2007'de, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Unakıtan hakkında ''Foça Gerçeklerini'' dile getirdiklerini ifade eden Kart, ''Foça'da, Maliye Bakanı Unakıtan'ın aile şirketi BEM Dış Ticaret A.Ş'nin, Cem Tavukçuluktan 6 Mayıs 1999 tarihinde 10 milyar liraya satın aldığı taşınmazı, 21 Haziran 2000'de Kadir Boyacı;ya 15.5 milyar liraya sattığını'' ileri sürdü.
Kart, ''BEM Dış Ticaret'in, bu taşınmazı 12 Ekim 2000 tarihinde 15.6 milyar liraya geri aldığını ve 1,5 yıl sonra Al Baraka Türk Finans Kurumuna 1 trilyon 260 milyar liraya sattığını'' iddia etti.
Satış sürecini, ''garip olmanın ötesinde, şüpheli işlem'' diye niteleyen Kart, Unakıtan'ın Foça olayının hesabını vermek yerine, bilgi kirliliği ve
karartma yolunu seçtiğini savundu. Unakıtan'ın, devletin üst düzey yöneticileri ile kamuoyunun yakından tanıdığı bazı kişilerin banka hesaplarına usulsüz şekilde ''VEDOP sistemi'' yoluyla girildiği iddiasıyla ''temiz eller operasyonu'' başlattığını anlatan Kart, bu operasyonun sonucunu sordu.
-KART'TAN, FOÇA SORULARI-
Kart, Foça'da 15.6 milyar lira olan bir taşınmazın, hangi katkı ve müdahalelerle 1,5 yıl içinde değerinin 1 trilyon 260 milyar liraya ulaştığının
açıklanmasını isteyerek, şöyle konuştu:
''Kemal Unakıtan;ın birinci derecede imza yetkilisi olduğu Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu, değeri 15.6 milyar TL olan taşınmaza, neden 1 trilyon 260 milyar lira ödemiştir? Taşınmazın gerçek değeri 1 trilyon 260 milyar lira ise daha önceki değeri neden 15 milyar lira gibi düşük bir seviyede tutulmuştur?
Maliye Bakanı, BEM Dış Ticaret;in 2002 yılında vergiye tabi gelirinin olmadığını beyan etmişse de tartışmasız olan 1 trilyon 245 milyar lira
tutarındaki olağanüstü karlılığa rağmen, nasıl olur da kar beyan edilmez? Maliye Bakanı, resmi kayıtlara rağmen, yalan beyanda bulunmuştur. Şirketin kar durumu ortada... 1 trilyon 245 milyar lira seviyesinde olağanüstü karlılık var. Buna rağmen, Maliye Bakanı, BEM Dış Ticaret'in 2002 yılında vergiye tabi gelirinin olmadığını beyan edebiliyor. Yani Türkiye Cumhuriyetinin Maliye Bakanı, vergi kaçakçılığı yaptığı gibi, ortadaki resmi kayıtları inkar etmek pahasına, yalan beyanda bulunan bir kimliğe sahip.''
Kart, tapu işlemlerinde harca esas alınan miktarın 1 trilyon 260 milyar lira olduğunun ifade edildiğini belirterek, şöyle devam etti:
''Bu aynı zamanda vergiye esas alınan rakamdır. Dolayısıyla 1 trilyon 245 milyar lira üzerinde kurumlar vergisi veya başka vergi söz konusuysa, bunun tahsili gerekiyor. Geldiğimiz aşama, Sayın Maliye Bakanının en hafif deyimiyle ifade ediyorum, vergi kaçakçılığı yaptığını gösteriyor. Aslında bu, yeni bir tablo değil. Maliye Bakanının bu kimliğinin bir başka olayla bir kez daha ortaya çıktığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanına vergi kaçakçılığı yapmak yakışır mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin saygınlığıyla böyle bir kimlik bağdaşır mı?''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da ''Bu olaya ve 800 milyar lira civarındaki bu vergi kaçakçılığına göz mü yumacaksınız, görmezden mi
geleceksiniz?'' diye soran Kart, MASAK ve Cumhuriyet savcılarının soruşturma başlatmamalarını da eleştirdi. Kart, 2002 yılının seçim yılı olduğunu, bu nedenle olayın, siyasi partilerin finansmanı anlamında da akıbetinin araştırılması gerektiğini savundu.
-''SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ''-
''Ortaya çıkan tablo, devletin tüm kurumlarının Maliye Bakanının kişisel çıkarları ve siyasi iktidarın parti amaçları doğrultusunda kullanıldığını
göstermektedir'' iddiasında bulunan Kart, ''yolsuzluklarını kamufle etmek için siyasi muhataplarına iftira atmaktan kaçınmayan bir Maliye Bakanı portresiyle karşı karşıya olunduğunu'' savundu.
Konuyla ilgili Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına 21 Kasım 2006 tarihinde yaptıkları ihbarın sonucu hakkında kendilerine bilgi verilmemesini
eleştiren Kart, bir soru üzerine, ''Olayın, mutlaka adli boyutunun olacağını, suç duyurusunda bulunarak Cumhuriyet savcılarını harekete geçireceklerini'' söyledi.
Kasım 2006 ve Ocak 2007'de, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Unakıtan hakkında ''Foça Gerçeklerini'' dile getirdiklerini ifade eden Kart, ''Foça'da, Maliye Bakanı Unakıtan'ın aile şirketi BEM Dış Ticaret A.Ş'nin, Cem Tavukçuluktan 6 Mayıs 1999 tarihinde 10 milyar liraya satın aldığı taşınmazı, 21 Haziran 2000'de Kadir Boyacı;ya 15.5 milyar liraya sattığını'' ileri sürdü.
Kart, ''BEM Dış Ticaret'in, bu taşınmazı 12 Ekim 2000 tarihinde 15.6 milyar liraya geri aldığını ve 1,5 yıl sonra Al Baraka Türk Finans Kurumuna 1 trilyon 260 milyar liraya sattığını'' iddia etti.
Satış sürecini, ''garip olmanın ötesinde, şüpheli işlem'' diye niteleyen Kart, Unakıtan'ın Foça olayının hesabını vermek yerine, bilgi kirliliği ve
karartma yolunu seçtiğini savundu. Unakıtan'ın, devletin üst düzey yöneticileri ile kamuoyunun yakından tanıdığı bazı kişilerin banka hesaplarına usulsüz şekilde ''VEDOP sistemi'' yoluyla girildiği iddiasıyla ''temiz eller operasyonu'' başlattığını anlatan Kart, bu operasyonun sonucunu sordu.
-KART'TAN, FOÇA SORULARI-
Kart, Foça'da 15.6 milyar lira olan bir taşınmazın, hangi katkı ve müdahalelerle 1,5 yıl içinde değerinin 1 trilyon 260 milyar liraya ulaştığının
açıklanmasını isteyerek, şöyle konuştu:
''Kemal Unakıtan;ın birinci derecede imza yetkilisi olduğu Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu, değeri 15.6 milyar TL olan taşınmaza, neden 1 trilyon 260 milyar lira ödemiştir? Taşınmazın gerçek değeri 1 trilyon 260 milyar lira ise daha önceki değeri neden 15 milyar lira gibi düşük bir seviyede tutulmuştur?
Maliye Bakanı, BEM Dış Ticaret;in 2002 yılında vergiye tabi gelirinin olmadığını beyan etmişse de tartışmasız olan 1 trilyon 245 milyar lira
tutarındaki olağanüstü karlılığa rağmen, nasıl olur da kar beyan edilmez? Maliye Bakanı, resmi kayıtlara rağmen, yalan beyanda bulunmuştur. Şirketin kar durumu ortada... 1 trilyon 245 milyar lira seviyesinde olağanüstü karlılık var. Buna rağmen, Maliye Bakanı, BEM Dış Ticaret'in 2002 yılında vergiye tabi gelirinin olmadığını beyan edebiliyor. Yani Türkiye Cumhuriyetinin Maliye Bakanı, vergi kaçakçılığı yaptığı gibi, ortadaki resmi kayıtları inkar etmek pahasına, yalan beyanda bulunan bir kimliğe sahip.''
Kart, tapu işlemlerinde harca esas alınan miktarın 1 trilyon 260 milyar lira olduğunun ifade edildiğini belirterek, şöyle devam etti:
''Bu aynı zamanda vergiye esas alınan rakamdır. Dolayısıyla 1 trilyon 245 milyar lira üzerinde kurumlar vergisi veya başka vergi söz konusuysa, bunun tahsili gerekiyor. Geldiğimiz aşama, Sayın Maliye Bakanının en hafif deyimiyle ifade ediyorum, vergi kaçakçılığı yaptığını gösteriyor. Aslında bu, yeni bir tablo değil. Maliye Bakanının bu kimliğinin bir başka olayla bir kez daha ortaya çıktığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanına vergi kaçakçılığı yapmak yakışır mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin saygınlığıyla böyle bir kimlik bağdaşır mı?''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da ''Bu olaya ve 800 milyar lira civarındaki bu vergi kaçakçılığına göz mü yumacaksınız, görmezden mi
geleceksiniz?'' diye soran Kart, MASAK ve Cumhuriyet savcılarının soruşturma başlatmamalarını da eleştirdi. Kart, 2002 yılının seçim yılı olduğunu, bu nedenle olayın, siyasi partilerin finansmanı anlamında da akıbetinin araştırılması gerektiğini savundu.
-''SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ''-
''Ortaya çıkan tablo, devletin tüm kurumlarının Maliye Bakanının kişisel çıkarları ve siyasi iktidarın parti amaçları doğrultusunda kullanıldığını
göstermektedir'' iddiasında bulunan Kart, ''yolsuzluklarını kamufle etmek için siyasi muhataplarına iftira atmaktan kaçınmayan bir Maliye Bakanı portresiyle karşı karşıya olunduğunu'' savundu.
Konuyla ilgili Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına 21 Kasım 2006 tarihinde yaptıkları ihbarın sonucu hakkında kendilerine bilgi verilmemesini
eleştiren Kart, bir soru üzerine, ''Olayın, mutlaka adli boyutunun olacağını, suç duyurusunda bulunarak Cumhuriyet savcılarını harekete geçireceklerini'' söyledi.
