2010-11-24 - 15:49
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, hükümet olarak hedeflerinin eğitimin tüm bileşenlerinde niteliği yükseltmek olduğunu söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, hükümet
olarak hedeflerinin eğitimin tüm bileşenlerinde niteliği yükseltmek olduğunu
söyledi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı.

Yakut, birleşimi açarken, Öğretmenler Günü'nü kutladı. Yakut,
''Öğretmenlerimize borcumuz oldukça büyüktür'' dedi.

Şahsı adına gündem dışı söz alan MHP Grup Başkanvekili ve Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır da Öğretmenler Günü'nü kutladı. Adlarını söyleyerek
kendi öğretmenlerini anan Şandır, öğretmenlerinin ellerinden öptüğünü söyledi.

''Öğretmenlerimize karşı görevlerimizi yeterince yerine getirdiğimizi
söylemek mümkün değildir'' diyen Şandır, yapılan bir ankette, öğretmenlerin büyük
çoğunluğunun Milli Eğitim Bakanı'na güvenin olmadığının ortaya çıktığını ifade
etti. Şandır, ''Bu, çok acı bir sonuçtur. Öğretmen açığını netleştiremeyen bir
bakan ile karşı karşıyayız. Milli Eğitim camiası gelecekle ilgili umutsuzluk
içindedir'' diye konuştu.

Parlamentonun öğretmenler konusunda alması gereken acil tedbirler
bulunduğunu ifade eden Şandır, ek ders ücretleri ile öğretmen taban aylığının
yükseltilmesini, büyükşehirlerde öğretmenlere lojman verilmesini, sözleşmeli
öğretmenlerin kadroya geçirilmesini istedi.

Hükümet adına Şandır'ın eleştirilerini yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı
Çubukçu, hükümet olarak hedeflerinin eğitimin tüm bileşenlerinde niteliği
yükseltmek olduğunu söyledi. Öğretmenlerin niteliğinin yükseltilmesi, çalışma
koşulları ve özlük haklarının daha da iyileştirilmesinin büyük önem ve öncelik
verdikleri bir husus olduğunu belirten Çubukçu, son 8 yılda öğretmenlerin gelir
düzeyini yükseltmek, mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla
kaynaklar ve imkanları zorlayarak önemli iyileştirmeler gerçekleştirdiklerini
anlattı. Çubukçu, bundan sonra da bunun gayreti içinde olacaklarını ifade etti.

Bütçeden eğitime ayrılan payın rekor düzeyde artırıldığını, fiziki ve
teknik altyapıya ilişkin birçok sorunun çözüldüğünü dile getiren Çubukçu, eğitime
yapılan devasa yatırımların öğretmenlerin mesleki gelişimi ve öğrencilerin daha
iyi ortamda yetişmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Büyük Önder Atatürk'ün her fırsatta öğretmenlik mesleğinin önemini
vurguladığını anımsatan Çubukçu, bunun öğretmenler için büyük bir güç ve esin
kaynağı olduğunu belirtti.

Dünyanın hızla değiştiğini, bilgi toplumunda öğretmenin işlevinin de
değiştiğini anlatan Çubukçu, bu süreçte eğitim sisteminin en önemli bileşeni
olarak gördükleri öğretmenlerin niteliğini yükseltmenin, eğitimde kaliteyi
yükseltmenin olmazsa olmaz unsurlarından biri olarak gördüklerini bildirdi.

Çubukçu, ''Dolayısıyla öğretmenlerimizin niteliklerini geliştirmeye ve
onları kaliteli eğitim sunabilecekleri ortam ve koşulları sağlamaya çalışıyoruz.
Eğer 21. yüzyılda Türkiye güçlü aktör olarak yerini alacaksa bu ancak 21.
yüzyılın bilgi ve becerisi ile donanmış öğretmenlerimiz sayesinde mümkün
olacaktır'' dedi.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bütçeden en büyük payın Milli Eğitim
Bakanlığına verildiğini belirten Çubukçu, ''Bu süreç bizleri her geçen gün
aydınlık bir Türkiye'ye doğru ilerletiyor'' diye konuştu.

Öğretmenlere yapılacak yatırımı diğer alanlara yapılan yatırımlardan
önemli ve değerli gördüklerini bildiren Çubukçu, ''Bugün öğretmeni, öğrencisi,
okulu, dersliği, okullaşma oranları ve 81 ile yaygınlaşmış üniversiteleriyle
Cumhuriyet tarihinin en iyi seviyelerini yakalamışsak bu en başta
öğretmenlerimizin eseridir'' dedi.

Çubukçu, bundan sonra eğitimi daha iyi seviyelere ulaştırmanın gayreti
içinde olacaklarını söyledi.

FATİH projesi hakkında bilgi veren Çubukçu, şöyle devam etti:

''Eğitimin mekanik bir süreç olmadığı ve en gelişmiş sistemin bile
öğretmen özverisi olmadan bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Öğretmenlik, bir
sevgi ve gönül işidir. Öğretmenlik mesleğini, geçmişte olduğu gibi bugün de
sevgiyle, inançla, özveriyle yerine getiren öğretmenlerimize ne kadar imkan
sunarsak sunalım bir insan yetiştirme konusunda gösterilen bu çabanın en büyük
karşılığı budur. Bu fedakarlığın parasal bir karşılığı da yoktur.

Başöğretmen unvanını büyük bir gururla taşıyan Atatürk, büyük bir
eğitimci ya da eğitim düşünürü değildi ama eğitimin sosyal dönüşümde, Türk
toplumunun gelişiminde oynayacağı rolü biliyordu. Öğretmenlerimiz o büyük insanın
bu ülkeye ve bu ülkenin öğretmenlerine duyduğu güveni ve umudu boşa çıkarmadılar.
Onun yaktığı eğitim meşalesini yeni yüzyılda ve yeni nesillere taşıyan
öğretmenlerimiz, bu güven ve umudu, bu değerli mirası sürdüreceklerdir. Dün
olduğu gibi bugün de gelecek öğretmenlerimizin eseri olacaktır.''

Çubukçu, Öğretmenler Günü'nü kutladı.

Yerlerinden söz alan bazı milletvekilleri de gün dolayısıyla duygu ve
düşüncelerini dile getirdi.

TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, öğretmen
atamaları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup
önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerine söz alan MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, AK
Parti'nin eğitim politikasını eleştirdi. ''Haksız kadrolaşma ve yandaş kayırma''
politikasının öğretmenlerin adalet duygusunu sarstığını öne süren Bulut, bu
durumun eğitime de olumsuz yansıdığını söyledi.

Milli Eğitim Şurasında, öğrencilerin sabahları ''Andımız'' ve İstiklal
Marşı'nı okuma zorunluluğunun kaldırılması yönünde karar alındığını ifade eden
Bulut, ''Bu ne kepazelik. Öğretmenlerin içi acıyor'' dedi.

Bulut ayrıca, öğretmenlerin mali durumlarının düzeltilmesi için gerekli
düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etti.

BDP Van Milletvekili Özdal Üçer ise Milli Eğitim Şurası kararına
değinerek, ''Kimsenin varlığını inkar etmemek gerekiyor. İnsanların Türk ise
Türk, Kürt ise Kürt, Laz ize Laz, Arap ise Arap gibi yaşaması gerekiyor'' dedi.

Yüzlerce okulun tuvaleti ya da bahçe duvarının olmadığı bir dönemde
''okulları teknolojiyle donatıyoruz'' denilmesinin bir çelişki olduğunu ileri
süren Üçer, ''Yoksa böylece ihale ile birileri zengin mi ediliyor? Öğretmenler
yoksullaşıyor, Milli Eğitime iş gören firmalar zenginleşiyor'' diye konuştu.
Üçer, AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu'nun ailesinin ortak olduğu
şirketlerin de ihale aldığını iddia etti.

Bunun üzerine söz alan Türkmenoğlu ise hiçbir zaman siyaseti rant aracı
olarak kullanmadığını, kullananları ve bu yönde iftira atanları lanetlediğini
söyledi. ''Biz servet kazanmaya değil, hizmet etmeye geldik. Yaptığımız ticaret
helaldir'' diyen Türkmenoğlu, ailesinin ticari hayatta her zaman şeffaf olduğunu,
ticari hayatlarında tek bir leke bulunmadığını söyledi.

Yeniden söz alan Üçer, Türkmenoğlu'nun, ''bazı rüküş sözlerle kendini
kurtarmaya çalıştığını'' iddia etti. Üçer, ''Senin ne olduğun bellidir, herkes
kendi kadardır. Yüreğiniz yetiyorsa alınan ihaleleri açıklayın'' diye konuştu.

Türkmenoğlu ise Üçer'in tehditkar konuştuğunu, daha önce de telefonla
kendisini tehdit ettiğini öne sürerek, ''Bundan sonra ailemin başına gelebilecek
en ufak hadiseden o sorumludur'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Milli Eğitim kadrolarında bir
istikrar olmadığını, sık sık yerleri değiştirilen öğretmenlerin göçebe pozisyona
geldiğini ifade etti. Öğretmenlik mesleğinin politize edildiğini öne süren İnce,
okul yöneticilerinin siyasi görüşlere göre atandığını iddia etti.

Milli Eğitim Şurası kararına da değinen İnce, bazı konuların simgesel
önem taşıdığını, ''Andımız''ın da simgesel olduğunu; dayanışma ve gücü
çağrıştırdığını söyledi. ABD'de öğrencilere tek bir and okutulduğunu, Japonya'da
işçilerin aynı andı okuduğunu ve bir sorun yaşanmadığını belirten İnce, bu tarz
simgeleşmiş konuların farklı açıdan irdelenmesinin yanlış olacağını dile
getirdi.
Muharrem İnce, 300 bin öğretmenin atama beklediğini, ancak aslında
Türkiye'de 500 bin öğretmene ihtiyaç olduğunu ifade etti. İnce, öğretmenlerin
haklarını aslında öğretmenlerin değil velilerin araması ve bu konuda siyasi
kuruma baskı yapması gerektiğini söyledi.

Okullarda ''akıllı tahta'' konusuna da değinen İnce, ''Ben teknolojiye
karşı değilim. Ancak biz çocuklarımızın gelişimini her gün değişen teknolojiye
göre mi sağlayacağız? Bunlar, akıllı tahtalardan bir yıl sonra vazgeçip tebeşire
döneceklerdir'' diye konuştu.

AK Parti Van Milletvekili Kerem Altun, demokrasi yolunda mücadele eden
öğretmenlere her zamankinden daha fazla görev düştüğünü ifade ederek,
''Demokrasiye, Cumhuriyete yürekten inanan nesiller yetiştirmeliyiz'' dedi.

Öğretmenlerin mali durumuna ilişkin eleştirilere değinen Altun, 2002
yılında 635 lira maaş alan öğretmenin 2010 yılında 1809 lira maaş aldığını
söyledi. Altun, öğretmenlerin daha fazla ücret almasını kendilerinin de
arzuladığını, ancak ekonomik imkanlar çerçevesinde en iyisinin yapılmaya
çalışıldığını belirtti.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP'nin grup önerisi kabul
edilmedi. (15.49)