2017-05-03 - 12:09
TBMM Genel Kurulu Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Milliyetçiler Günü dolayısıyla söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 3 Mayıs'ın, Türk milletine duyulan derin sevgi ve inançtan kuvvet alan milli bir şuur olduğunu söyledi.
3 Mayıs'ın, Türk milletinin birliğinin, dirliğinin ve bölünmez bütünlüğünün savunucusu, teminatı olduğunu belirten Akçay, "Milliyetçiliğin duygu ve düşünce havzasından hareket sahasına inmesinin de başlangıcıdır. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin hürriyet ve demokrasiyi bütün vesayetçilere, millet egemenliğini hiçe sayanlara karşı korumak için çıktıkları yolun adıdır. 3 Mayıs, milliyetçilik ile demokrasinin birbirini tamamladığının, birisi olmadan diğerinin eksik kalacağının ilanıdır." dedi.
Millet ve milli irade yok sayılırsa milliyetçiliğin de demokrasinin de olamayacağını dile getiren Akçay, "MHP olarak yönümüzü demokrasiden döndürmedik, sırtımızı milli iradeden başkasına dayamadık, Türk milletinden başka bir güç odağını tanımadık. Milletin istiklal ve istikbalini vesayet odaklarının insafına terk etmedik." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Düzce'nin sorunları; AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ da eski Selçuk Üniversitesi Rektörü Erol Güngör'ün vefat yılı dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını belirterek, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." dedi.
Muş, TBMM Genel Kurulunda yerinden söz aldı.
16 Nisan halk oylamasında, milletin verdiği kararı hazmedemeyenlerin referandum sonuçları için "şaibeli" ifadesini kullanmasının her şeyden önce milli iradeye yapılmış bir saygısızlık olduğunu belirten Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kutlu çatı altında, milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin herkesten daha fazla milli iradeye saygı duyması gerekirken, milli iradeyi şaibeli olarak nitelendirmeleri fevkalade yanlış. Unutulmasın ki bu ülkede nihai kararı ne seçkinci bir zümre ne de millete tepeden bakan belli bir çevre vermektedir. Bu ülkede nihai kararı sadece ve sadece millet vermektedir."
Milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını vurgulayan Muş, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." diye konuştu.
Muş, demokrasilerde milletin hakem olduğunu, meşruiyetin yegane kaynağını milli iradeden aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"16 Nisan'a kadar siyasetçiler, 16 Nisan'da milli irade konuşmuştur. Milletin kararını meşru görmeyenler Mecliste asılı olan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini içine sindiremeyenlerdir. Sandıktan istediği sonuç çıkmayınca 'Millet seçmeyi bilmez' diyerek tahammülsüzlük gösterip milletin kararını şaibeli olarak nitelendirenler demokratik anlayışı tam anlamıyla benimseyemeyenlerdir.
Sonuçları tanımıyorum demek milli iradeyi tanımıyorum demektir ki bu da bizatihi milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin kendilerini inkarı anlamına gelmektedir. Sonuçları tanımadığını ilan edenler aslında zımni olarak demokrasiyi tanımadıklarını ilan etmişlerdir. Bu, demokratik açıdan çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Zira referandumu veya seçimi kaybeden her parti seçim sonuçlarını tanımadığını ilan ederse demokratik düzen nasıl tesis edilecektir? Onun için sonuçları tanımama anlamına gelen açıklamalar demokratik açıdan kabul edilemez ve sorumsuz açıklamalardır."
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne değinerek, "Freedom House'un yaptığı son çalışmaya göre Türkiye basın özgürlüğünde maalesef 163. sırada ve artık özgür olmayan ülkeler kategorisine gerilemiş durumda." dedi.
"Dünyada tutuklu olan her 3 gazeteciden birinin Türkiye'de tutuklu olması ve Türkiye'nin en çok gazeteciyi hapishanelerde tutan kötü unvanına sahip olmasının, Parlamentonun ortak sorunlarından ve utancından biri" olduğunu ifade eden Özel, "Her şeyin yasaklı olduğu, hayırı destekleyen tweetlerin, Vikipedia erişiminin engelli olduğu, gazetecilerin cezaevinde bulunduğu, basın özgürlüğünün her gün gerilediği, haberciliğe ve vatandaşlarımızın özgür haber alma hakkına, erişime baskıların her gün arttığı bu süreçte Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü kutluyoruz demeye bile utanıyor insan." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki kötü şöhretinin her geçen gün büyüdüğünü savundu.
Türkiye'nin "gazetecileri tutuklayan ülkeler sıralamasında birinci" olduğunu öne süren Kerestecioğlu, "Tüm dünyada tutuklu olan gazetecilerin üçte biri Türkiye cezaevlerinde. Ancak unutulmamalı ki gazetecileri tutuklamak gerçekleri tutuklamak demektir ve halkın haber alma hakkını tutuklamak demektir." ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, basın ve ifade özgürlüğünün demokrasilerin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek, MHP olarak basın ve ifade özgürlüğünü, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde desteklediklerini kaydetti.
Akçay, "Basın özgürlüğünü savunurken hukuk devletinin en önemli ilkesi olan vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleriyle güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürme hakları göz ardı edilemez. Güvenlik yoksa demokrasi de yoktur, temel hak ve özgürlükler de yoktur. Hiçbir mesleğin suç işleme imtiyazı da yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve yapılan her iş hukukla, kanunla ve en önemlisi anayasayla çerçevelenmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara "FETÖ'yü dar ve kısır bir alanda tartışırsak yanlış yapmış oluruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, KHK'ler ile yapılan ihraçlarla ilgili önergenin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Partisinin grup önerisi adına söz alan Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, en son yayımlanan KHK ile 4 bine yakın kamu çalışanının ihraç edildiğini belirtti.
Darbe girişiminin ardından OHAL ilan edildiğini ve bugüne kadar yayımlanan KHK'larla ihraç edilenlerin sayısının 135 bini aştığını ifade eden Yıldırım, "Açıklıkla ifade edelim ki söz konusu KHK'ların artık bir hukuka, bir ahlaka, bir vicdana tekabül eden hiçbir tarafı yoktur. Öyle ki KHK'ların açığa çıkarmış olduğu etki, toplum vicdanında bir faşizm, bir KHK terörü olarak anılmaktadır." dedi.
KHK'lere ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların da yetkisizlik kararı verilerek geri çevrildiğini belirten Yıldırım, "Peki bu mağdur olanlar, hukuksuzca, herhangi bir idari ve yargı soruşturması olmaksızın ihraç edilenler nereye başvuracaklar? Gidip Meteoroloji Genel Müdürlüğüne mi başvuracaklar?" ifadelerini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından alınan OHAL kararının TBMM tarafından onaylandığını ve üçer aylık dönemlerle üç kez uzatıldığını anımsattı.
Bu süre içerisinde 24 KHK'nin yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatan Tunç, şunları kaydetti:
"15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ mensuplarının cumhuriyetimize karşı, demokrasimize karşı bir saldırısıydı. Milletimiz gösterdiği kahramanlıkla ülkemizi uçurumun kenarından almış oldu. Milletin gösterdiği bu kahramanlığı akim bırakmamak için devletimiz tüm kurumlarıyla seferber oldu, mücadeleye girişti. Tabii ki Avrupa'nın çifte standardı da hepimizin gözleri önünde cereyan etmektedir. Fransa'da bir terör saldırısı sonrası bir yıldan fazla olağanüstü hal ilan edilmiş olmasına rağmen oraya ses çıkarmayan Avrupa ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu, ülkemizi tebrik etmesi gerekirken maalesef farklı kararlar alabilmektedir."
Tunç, OHAL'in, darbe girişiminde bulunan FETÖ mensupları ve onlara destek veren diğer terör örgütleriyle mücadele için ilan edildiğini anımsattı.
Bugüne kadar yürürlüğe konan KHK'lerle FETÖ'yle irtibatı, iltisakı değerlendirilen kişilerin kamudan ihraç edildiğini belirten Tunç, "Açığa alınanlar var, soruşturmasına devam edilenler var. Tabii ki 130 binden fazla kişiden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu sayı belki bundan sonra da artabilir, soruşturması devam edenler de var. Bu soruşturmalar sırasında, elbette sayı çok fazla olduğu için hatalar da olabilir ancak bu hataların zaman içerisinde düzeltildiğini de görüyoruz. Çocuklarımızın geleceği için, bu ülkenin bir daha darbe tehdidiyle karşı karşıya kalmaması için bu mücadeleyi hep birlikte başarmak zorundayız." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, darbe girişiminin, halkın feraseti ile sona erdirildiğini söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminde sorumlu olanların yargılanmasının tarafı olduklarını ifade eden Akkaya, ancak gelinen noktada alınan kararların sorgulanır hale geldiğini ifade etti.
İhraç kararlarının sebeplerinin bile açıklanmadığını kaydeden Akkaya, "Gelin bu yanlışları düzeltmek için bir adım atalım, kurunun yanında yaşın da yanmasını engelleyelim." dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara ise 15 Temmuz gecesinin klasik bir darbe girişimi olmadığını söyledi.
Boynukara şunları kaydetti:
"Seçilmiş cumhurbaşkanının infaz edilmesi, Meclisin bombalanması, tankların halkın üzerine sürülmesi... Evet bu bir darbe girişimiydi. Tuzak kuranlar o tuzağa kendileri düştü. FETÖ bir canavar, bir truva atıdır. FETÖ'yü dar ve kısır bir alanda tartışırsak yanlış yapmış oluruz. Dikkat etmemiz gereken adalettir. Terör örgütünde yer alanların hak ettiği cezaya çarptırılması önemlidir."
AK Parti, TBMM Genel Kurulu gündemindeki bazı tasarıların sırasını değiştiren grup önerisini Genel Kurula getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, anayasa değişikliğine ilişkin referandum sonucunun tartışmalarının hala devam ettiğini söyledi.
Anayasa değişikliğinin yayımlandığı günden itibaren resmi, ancak mühürsüz olduğunu öne süren Özel, "Bu anayasa meridir ama meşru değildir, yürürlüktedir ancak vicdanlarda mahkumdur. Gözümüzün içine baka baka 'Bu anayasa bu toplumun yeni anayasasıdır' diyemezsiniz. Bizim inandığımızı savunduğumuz gibi siz savunduğunuza inanamıyorsunuz çünkü vicdanlarda mahkumsunuz. 'Aman trafolara kedi girmesin' diye biz uğraşırken, ana trafoya kaplan sokulurken hiç vicdanınız sızlamadı mı? Hep beraber biz yenisini yapana kadar bu anayasa meşru değildir." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise referandumda milletin sandığa gittiğini ve öngörülen değişiklik maddeleri üzerinde görüşünü oyladığını söyledi.
Milletin takdiriyle anayasa değişikliğinin onaylandığını ifade eden Muş, "Kimsenin 'Bunu tanımıyorum' deme şansı yoktur. Sanki burada CHP bir zafer kazanmış edasıyla hareket etmeye çalışıyor. Değerli arkadaşlar, kuyruğu kıstırdınız, buradan ilham alarak bize bir şeyler söylüyorsunuz. 16 Nisan akşamı istifa sesleri bizim genel merkezimiz önünde değil, sizin genel merkezinizin önünde yankılandı. Millet size inanmadı. Yapılan değişiklikle Kenan Evren'in anayasası değiştirilmiştir. Meşruluğu millete aittir. CHP de bunu kabul etmek zorundadır." dedi.
Referandum sonrası CHP içindeki rahatsızlıkların üzerinin yapay gündemlerle örtülmeye çalışıldığını belirten Muş, "Partilerindeki kaynamayı örtmek, gündemi işgal etmek için meseleyi farklı noktalara çekmeye çalışan bir CHP ile karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Türkiye'nin terör örgütleriyle amansız bir mücadele içinde olduğunu, bölücü terörle mücadelede ülke olarak, millet olarak kararlılık sergilediklerini söyledi.
Terörle mücadelede kesin sonuç alınana kadar MHP olarak desteği sürdüreceklerini vurgulayan Akçay, "FETÖ ile mücadelede yeterli noktadan hala uzaktayız. Ahtapotun 8 ayağı vardır. Çeşitli ayaklarda mücadele sürerken siyasi ayak mücadelesi hala başlatılmamıştır. Doğruyu yanlışı, suçluyu suçsuzu ayırmak kaydıyla FETÖ ile mücadeleyi desteklemeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, Türkiye'nin güney sınırlarında sıcak gelişmeler yaşandığını, ABD'nin açık şekilde "YPG himayemizdedir" mesajı verdiğini dile getirdi.
Türkiye'nin ise kararlılığını gösterdiğini vurgulayan Akçay, "Türkiye güney sınırlarına açılacak her türlü koridoru bertaraf etmek noktasında haklıdır." diye konuştu.
Referandum sonuçlarına da değinen Akçay, milli iradenin temsilcisi olma iddiasında bulunanların referandum sonuçlarına saygı duymasını istedi.
Bu arada AK Parti'nin kabul edilen grup önerisine göre Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Genel Kurul gündeminin ilk sırasına, Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Tasarısı ile Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı arka sıralara alındı.
Grup önerisine göre, bu yasama yılı sonuna kadar çarşamba günleri sözlü sorular görüşülmeyecek. Salı günleri ise bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesinin ardından gündemdeki tasarı ve teklifler ele alınacak.
Genel Kurulda ayrıca Türkiye ile Irak Çevre Bakanlıkları arasında mutabakat zaptının onaylanmasını uygun bulan kanun tasarısı da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, sıradaki tasarı ve teklifler için hükümet ve komisyon yerine oturmayınca, birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Milliyetçiler Günü dolayısıyla söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 3 Mayıs'ın, Türk milletine duyulan derin sevgi ve inançtan kuvvet alan milli bir şuur olduğunu söyledi.
3 Mayıs'ın, Türk milletinin birliğinin, dirliğinin ve bölünmez bütünlüğünün savunucusu, teminatı olduğunu belirten Akçay, "Milliyetçiliğin duygu ve düşünce havzasından hareket sahasına inmesinin de başlangıcıdır. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin hürriyet ve demokrasiyi bütün vesayetçilere, millet egemenliğini hiçe sayanlara karşı korumak için çıktıkları yolun adıdır. 3 Mayıs, milliyetçilik ile demokrasinin birbirini tamamladığının, birisi olmadan diğerinin eksik kalacağının ilanıdır." dedi.
Millet ve milli irade yok sayılırsa milliyetçiliğin de demokrasinin de olamayacağını dile getiren Akçay, "MHP olarak yönümüzü demokrasiden döndürmedik, sırtımızı milli iradeden başkasına dayamadık, Türk milletinden başka bir güç odağını tanımadık. Milletin istiklal ve istikbalini vesayet odaklarının insafına terk etmedik." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Düzce'nin sorunları; AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ da eski Selçuk Üniversitesi Rektörü Erol Güngör'ün vefat yılı dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını belirterek, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." dedi.
Muş, TBMM Genel Kurulunda yerinden söz aldı.
16 Nisan halk oylamasında, milletin verdiği kararı hazmedemeyenlerin referandum sonuçları için "şaibeli" ifadesini kullanmasının her şeyden önce milli iradeye yapılmış bir saygısızlık olduğunu belirten Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kutlu çatı altında, milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin herkesten daha fazla milli iradeye saygı duyması gerekirken, milli iradeyi şaibeli olarak nitelendirmeleri fevkalade yanlış. Unutulmasın ki bu ülkede nihai kararı ne seçkinci bir zümre ne de millete tepeden bakan belli bir çevre vermektedir. Bu ülkede nihai kararı sadece ve sadece millet vermektedir."
Milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını vurgulayan Muş, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." diye konuştu.
Muş, demokrasilerde milletin hakem olduğunu, meşruiyetin yegane kaynağını milli iradeden aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"16 Nisan'a kadar siyasetçiler, 16 Nisan'da milli irade konuşmuştur. Milletin kararını meşru görmeyenler Mecliste asılı olan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini içine sindiremeyenlerdir. Sandıktan istediği sonuç çıkmayınca 'Millet seçmeyi bilmez' diyerek tahammülsüzlük gösterip milletin kararını şaibeli olarak nitelendirenler demokratik anlayışı tam anlamıyla benimseyemeyenlerdir.
Sonuçları tanımıyorum demek milli iradeyi tanımıyorum demektir ki bu da bizatihi milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin kendilerini inkarı anlamına gelmektedir. Sonuçları tanımadığını ilan edenler aslında zımni olarak demokrasiyi tanımadıklarını ilan etmişlerdir. Bu, demokratik açıdan çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Zira referandumu veya seçimi kaybeden her parti seçim sonuçlarını tanımadığını ilan ederse demokratik düzen nasıl tesis edilecektir? Onun için sonuçları tanımama anlamına gelen açıklamalar demokratik açıdan kabul edilemez ve sorumsuz açıklamalardır."
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne değinerek, "Freedom House'un yaptığı son çalışmaya göre Türkiye basın özgürlüğünde maalesef 163. sırada ve artık özgür olmayan ülkeler kategorisine gerilemiş durumda." dedi.
"Dünyada tutuklu olan her 3 gazeteciden birinin Türkiye'de tutuklu olması ve Türkiye'nin en çok gazeteciyi hapishanelerde tutan kötü unvanına sahip olmasının, Parlamentonun ortak sorunlarından ve utancından biri" olduğunu ifade eden Özel, "Her şeyin yasaklı olduğu, hayırı destekleyen tweetlerin, Vikipedia erişiminin engelli olduğu, gazetecilerin cezaevinde bulunduğu, basın özgürlüğünün her gün gerilediği, haberciliğe ve vatandaşlarımızın özgür haber alma hakkına, erişime baskıların her gün arttığı bu süreçte Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü kutluyoruz demeye bile utanıyor insan." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki kötü şöhretinin her geçen gün büyüdüğünü savundu.
Türkiye'nin "gazetecileri tutuklayan ülkeler sıralamasında birinci" olduğunu öne süren Kerestecioğlu, "Tüm dünyada tutuklu olan gazetecilerin üçte biri Türkiye cezaevlerinde. Ancak unutulmamalı ki gazetecileri tutuklamak gerçekleri tutuklamak demektir ve halkın haber alma hakkını tutuklamak demektir." ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, basın ve ifade özgürlüğünün demokrasilerin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek, MHP olarak basın ve ifade özgürlüğünü, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde desteklediklerini kaydetti.
Akçay, "Basın özgürlüğünü savunurken hukuk devletinin en önemli ilkesi olan vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleriyle güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürme hakları göz ardı edilemez. Güvenlik yoksa demokrasi de yoktur, temel hak ve özgürlükler de yoktur. Hiçbir mesleğin suç işleme imtiyazı da yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve yapılan her iş hukukla, kanunla ve en önemlisi anayasayla çerçevelenmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara "FETÖ'yü dar ve kısır bir alanda tartışırsak yanlış yapmış oluruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, KHK'ler ile yapılan ihraçlarla ilgili önergenin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Partisinin grup önerisi adına söz alan Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, en son yayımlanan KHK ile 4 bine yakın kamu çalışanının ihraç edildiğini belirtti.
Darbe girişiminin ardından OHAL ilan edildiğini ve bugüne kadar yayımlanan KHK'larla ihraç edilenlerin sayısının 135 bini aştığını ifade eden Yıldırım, "Açıklıkla ifade edelim ki söz konusu KHK'ların artık bir hukuka, bir ahlaka, bir vicdana tekabül eden hiçbir tarafı yoktur. Öyle ki KHK'ların açığa çıkarmış olduğu etki, toplum vicdanında bir faşizm, bir KHK terörü olarak anılmaktadır." dedi.
KHK'lere ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların da yetkisizlik kararı verilerek geri çevrildiğini belirten Yıldırım, "Peki bu mağdur olanlar, hukuksuzca, herhangi bir idari ve yargı soruşturması olmaksızın ihraç edilenler nereye başvuracaklar? Gidip Meteoroloji Genel Müdürlüğüne mi başvuracaklar?" ifadelerini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından alınan OHAL kararının TBMM tarafından onaylandığını ve üçer aylık dönemlerle üç kez uzatıldığını anımsattı.
Bu süre içerisinde 24 KHK'nin yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatan Tunç, şunları kaydetti:
"15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ mensuplarının cumhuriyetimize karşı, demokrasimize karşı bir saldırısıydı. Milletimiz gösterdiği kahramanlıkla ülkemizi uçurumun kenarından almış oldu. Milletin gösterdiği bu kahramanlığı akim bırakmamak için devletimiz tüm kurumlarıyla seferber oldu, mücadeleye girişti. Tabii ki Avrupa'nın çifte standardı da hepimizin gözleri önünde cereyan etmektedir. Fransa'da bir terör saldırısı sonrası bir yıldan fazla olağanüstü hal ilan edilmiş olmasına rağmen oraya ses çıkarmayan Avrupa ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu, ülkemizi tebrik etmesi gerekirken maalesef farklı kararlar alabilmektedir."
Tunç, OHAL'in, darbe girişiminde bulunan FETÖ mensupları ve onlara destek veren diğer terör örgütleriyle mücadele için ilan edildiğini anımsattı.
Bugüne kadar yürürlüğe konan KHK'lerle FETÖ'yle irtibatı, iltisakı değerlendirilen kişilerin kamudan ihraç edildiğini belirten Tunç, "Açığa alınanlar var, soruşturmasına devam edilenler var. Tabii ki 130 binden fazla kişiden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu sayı belki bundan sonra da artabilir, soruşturması devam edenler de var. Bu soruşturmalar sırasında, elbette sayı çok fazla olduğu için hatalar da olabilir ancak bu hataların zaman içerisinde düzeltildiğini de görüyoruz. Çocuklarımızın geleceği için, bu ülkenin bir daha darbe tehdidiyle karşı karşıya kalmaması için bu mücadeleyi hep birlikte başarmak zorundayız." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, darbe girişiminin, halkın feraseti ile sona erdirildiğini söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminde sorumlu olanların yargılanmasının tarafı olduklarını ifade eden Akkaya, ancak gelinen noktada alınan kararların sorgulanır hale geldiğini ifade etti.
İhraç kararlarının sebeplerinin bile açıklanmadığını kaydeden Akkaya, "Gelin bu yanlışları düzeltmek için bir adım atalım, kurunun yanında yaşın da yanmasını engelleyelim." dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara ise 15 Temmuz gecesinin klasik bir darbe girişimi olmadığını söyledi.
Boynukara şunları kaydetti:
"Seçilmiş cumhurbaşkanının infaz edilmesi, Meclisin bombalanması, tankların halkın üzerine sürülmesi... Evet bu bir darbe girişimiydi. Tuzak kuranlar o tuzağa kendileri düştü. FETÖ bir canavar, bir truva atıdır. FETÖ'yü dar ve kısır bir alanda tartışırsak yanlış yapmış oluruz. Dikkat etmemiz gereken adalettir. Terör örgütünde yer alanların hak ettiği cezaya çarptırılması önemlidir."
AK Parti, TBMM Genel Kurulu gündemindeki bazı tasarıların sırasını değiştiren grup önerisini Genel Kurula getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, anayasa değişikliğine ilişkin referandum sonucunun tartışmalarının hala devam ettiğini söyledi.
Anayasa değişikliğinin yayımlandığı günden itibaren resmi, ancak mühürsüz olduğunu öne süren Özel, "Bu anayasa meridir ama meşru değildir, yürürlüktedir ancak vicdanlarda mahkumdur. Gözümüzün içine baka baka 'Bu anayasa bu toplumun yeni anayasasıdır' diyemezsiniz. Bizim inandığımızı savunduğumuz gibi siz savunduğunuza inanamıyorsunuz çünkü vicdanlarda mahkumsunuz. 'Aman trafolara kedi girmesin' diye biz uğraşırken, ana trafoya kaplan sokulurken hiç vicdanınız sızlamadı mı? Hep beraber biz yenisini yapana kadar bu anayasa meşru değildir." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise referandumda milletin sandığa gittiğini ve öngörülen değişiklik maddeleri üzerinde görüşünü oyladığını söyledi.
Milletin takdiriyle anayasa değişikliğinin onaylandığını ifade eden Muş, "Kimsenin 'Bunu tanımıyorum' deme şansı yoktur. Sanki burada CHP bir zafer kazanmış edasıyla hareket etmeye çalışıyor. Değerli arkadaşlar, kuyruğu kıstırdınız, buradan ilham alarak bize bir şeyler söylüyorsunuz. 16 Nisan akşamı istifa sesleri bizim genel merkezimiz önünde değil, sizin genel merkezinizin önünde yankılandı. Millet size inanmadı. Yapılan değişiklikle Kenan Evren'in anayasası değiştirilmiştir. Meşruluğu millete aittir. CHP de bunu kabul etmek zorundadır." dedi.
Referandum sonrası CHP içindeki rahatsızlıkların üzerinin yapay gündemlerle örtülmeye çalışıldığını belirten Muş, "Partilerindeki kaynamayı örtmek, gündemi işgal etmek için meseleyi farklı noktalara çekmeye çalışan bir CHP ile karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Türkiye'nin terör örgütleriyle amansız bir mücadele içinde olduğunu, bölücü terörle mücadelede ülke olarak, millet olarak kararlılık sergilediklerini söyledi.
Terörle mücadelede kesin sonuç alınana kadar MHP olarak desteği sürdüreceklerini vurgulayan Akçay, "FETÖ ile mücadelede yeterli noktadan hala uzaktayız. Ahtapotun 8 ayağı vardır. Çeşitli ayaklarda mücadele sürerken siyasi ayak mücadelesi hala başlatılmamıştır. Doğruyu yanlışı, suçluyu suçsuzu ayırmak kaydıyla FETÖ ile mücadeleyi desteklemeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, Türkiye'nin güney sınırlarında sıcak gelişmeler yaşandığını, ABD'nin açık şekilde "YPG himayemizdedir" mesajı verdiğini dile getirdi.
Türkiye'nin ise kararlılığını gösterdiğini vurgulayan Akçay, "Türkiye güney sınırlarına açılacak her türlü koridoru bertaraf etmek noktasında haklıdır." diye konuştu.
Referandum sonuçlarına da değinen Akçay, milli iradenin temsilcisi olma iddiasında bulunanların referandum sonuçlarına saygı duymasını istedi.
Bu arada AK Parti'nin kabul edilen grup önerisine göre Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Genel Kurul gündeminin ilk sırasına, Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Tasarısı ile Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı arka sıralara alındı.
Grup önerisine göre, bu yasama yılı sonuna kadar çarşamba günleri sözlü sorular görüşülmeyecek. Salı günleri ise bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesinin ardından gündemdeki tasarı ve teklifler ele alınacak.
Genel Kurulda ayrıca Türkiye ile Irak Çevre Bakanlıkları arasında mutabakat zaptının onaylanmasını uygun bulan kanun tasarısı da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, sıradaki tasarı ve teklifler için hükümet ve komisyon yerine oturmayınca, birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
