2013-01-31 - 14:00
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında İktidarın teröre bakışının sakat olduğunu ileri sürerek "PKK'lıların dağda geçen sürelerinin askerliğe veya emeklilik sürelerine sayılıp sayılmayacağının müzakere masalarına konu edilip edilmediği kamuoyuna açıklanmamaktadır." dedi
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında İktidarın teröre bakışının sakat olduğunu ileri sürerek "PKK'lıların dağda geçen sürelerinin askerliğe veya emeklilik sürelerine sayılıp sayılmayacağının müzakere masalarına konu edilip edilmediği kamuoyuna açıklanmamaktadır." dedi
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, AK Partinin, Bağımsız Kürdistan'ı inşa etmeye çalıştığını iddia ederek Kabine değişiminin de müzakere sürecine uygun gerçekleştiğini savundu.
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Hükümet açılım denen rezaleti topluma kabul ettirme gayretiyle toplum üzerinde psikolojik hareket uygulamaktadır. AKP, PKK'ya muhtaç hale gelmiştir. AKP İmralı'ya kimi göndereceğine bile karar vermemiştir. AKP teröre teslim olmuş vaziyettedir. Terör tarafından teslim alınmıştır. AKP türbülansa girmiştir. Ürettiği sentetik fikirlerle aklın izanın reddettiği hareket tarzı ile netice almaya çalışmaktadır. Terör konusuna bakışı sakattır.
PKK'lıların dağda geçen sürelerinin askerliğe veya emeklilik sürelerine sayılıp sayılmayacağının müzakere masalarına konu edilip edilmediği kamuoyuna açıklanmamaktadır. PKK'lılar bu görüşmelerin en iyi tarafının silah bırakma gibi ön koşulsuz olmaması olduğunu söylemelerine rağmen hükümetten hiçbir ses gelmemektedir.
PKK'lılar görüşmeleri Erbil'de yapma talebindedir. Oslo'da hükümetin kendilerine ihanet ettiğini düşünmektedirler. Ancak, AKP'nin gene merkezinde Oslo trafiğinin devam ettiğini, Norveç Büyükelçisinin bu defa görüşmek için Sayın Kurtulmuşu tercih ettiği anlaşılıyor. Belki de AKP ile Oslo arasındaki güvensizlik Sayın Kurtulmuş ile aşılmaya çalışılıyor.
Öcalan'a özgürlük kampanyasının Avrupa'dan Irak parlamentosuna taşındığını öğreniyoruz. Barış için ön şart olarak ileri sürülen bu durumun AKP grubuna taşınması hali bizim için hiç sürpriz olmayacaktır. Bazı AKP'li vekiller bile PKK'nın neyin karşılığında silah bırakacağının değerlendirilmesi gerektiğini söyler olmuşlardır. Hatta AKP içine ne kadar sindirir bilinmez ama PKK ile AKP 'nin karşılıklı güven tesis etmesi gerektiği yoğun konuşulur olmuştur.
AKP bütün bunları gelecek korkusu ile oy kaybetme endişesi ile yapmaktadır. AKP ne pahasına olursa olsun iktidarı kaybetmek istememektedir.
Başbakanın partiyi de idare edecek şekilde Başkan veya Cumhurbaşkanı seçilip AKP'yi kurtarabileceğini düşünmektedir.
AKP yandaşları bile, AKP'nin büyükşehir yasası ile müzakerenin gereğini yaptığını, bunu kamuoyuna açıkça söyleyemediğini, ancak söylemekten kaçınmaması lazım demeye başlamışlardır.Hükümet günü birlik kararlarla ülkeyi idare etme gayreti içindedir. Akıllı sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme vizyonundan uzaktır.AKP ve Hükümeti, İmralı görüşmelerini olumlu görüyor. Şu İmralı görüşmelerini canlı yayında yapsalar da millet görse.
AKP sözcüleri MHP-BDP birbirine muhtaç derken, AKP 'nin PKK ve İmralı'ya muhtaç hale geldiğini niye saklıyorlar.
Açılımın taraflarının İmralı sürecinin şeffaf olması talepleri var. Hükümet şeffaf olamıyor. Doğruyu millete söylemiyor.AKP, Bağımsız Kürdistan'ı inşa etmektedir. Kabine değişimi de müzakere sürecine uygun gerçekleşmiştir. Değişen bakanların arkasından müzakerecilerin ne söylediğimeydandadır. İçişleri bakanının arkasından söylenilenler malumdur. Sanki başka bir partinin mensubuymuş gibi davranmaktadırlar. Hiç bir AKP yetkilisinin sesi çıkmamaktadır.
İmralı görüşmeleri henüz kurumsallaştırılamamıştır. Sağını solunu çekiştirmektedirler. Ya da gerçek yüzlerinin gösterilmesi için henüz zamanının gelmediğini düşünmektedirler.Bunlar Türk kelimesinden rahatsızlık duymaktadırlar.Son dönemde iktidarın özensiz, zamansız bir takım çakma tasarı ve çıkma tekliflerle enerji sektörü problemlerine çözüm buluyormuş edası ile işleri iyice karmaşık hale getirmektedir. İşlerini iyi takip etmemektedirler.
Komisyonlarda üyelerin daha detaylı bilgi edinmesi engellenmekte, iktidar mensupları kulislerde özel sektörün bilgi paylaşmasında muhalefetin olmamasını gerektiren hareket tarzını benimsemektedir.
Enerji sektöründe problem artık iktidarın kendisi olmuştur.Hükümetin anlamadığı, enerji politikalarının salt piyasanın insafına bırakılmayacağıdır. Salt piyasa sizi Erbil'e giderken Kayseri'ye indirir cevap veremezsiniz. Zaten son günlerde söylentisi bile çok yoğun olan Kuzey Irak'ta Barzani ile yapılan ve kamuoyundan gizlendiği söylenen antlaşmanın Irak ve ABD tarafından benimsendiğidir. Hükümet ise bu konuda şeffaf davranmamaktadır.
Hükümetin Bakanı Afyon'da konuşuyor. Kayıp kaçak konusunda ibretlik sözler. Ne diyor; Dicle ve Van bölgesi ile alakalı kayıp ve kaçakları bir yana bırakırsak diye izahata giriyor.Dicle ve Van bölgesi müzakere denilen zillette bir yana bırakılmaya karar verildiyse bilmem. Ama Denizlili sanayicinin hakkını kim, Patagonya hükümeti mi koruyacak?
Sayın Babacan, SPK başkanının yanında otururken aniden bir önerge ile azlettikleri SPK başkanı ile ilgili bakın neler söylüyor. Ben söyledim özellikle bakın diyerek, bir temizlik abidesi olduğunu ifade ederken, diğer taraftan çok ciddi problemler olduğu kanaatinde olmadığını söylüyor. Zengin vergisinin yanlış anlaşıldığını, maliyenin hedefi gelir vergisi diyorlar. Hala dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının arttığını söylemiyorlar.
Yeni bir milli gelir revizyonuna doğru gidiyorlar. Dış ticaret ve istihdam revizyon çalışmaları bunun en önemli örneği.
Dış ticaret rakamlarının Avrupa'ya uyumlu hale getireceğim diyen hükümet peşinen işsizliğin düşeceğini, ihracatın artıp ithalatın azalacağını söylemektedirler. Durum değişmeden rakamlar değişecek.Sanayi montaj sanayine dönüşmektedir. Sanayinin ürettiği katma değer göreceli olarak azalmaktadır. İmalat sanayinin GSYİH içindeki payı yüzde 15'lere düşmektedir.
Üniversite mezunu işsizlerin çığ gibi büyüdüğü ortadadır. Bir yıl önce her 5 işsizden biri üniversite mezunu iken son dönemde 4 işsizden biri üniversite mezunu hale gelmiştir. Bu kategoride işsizlik oranı genel ortalamanın 2 puan üzerindedir.Merkez Bankası Başkanı hala 3*5 peşinde. Biz daha önce de 3*5'i çok duyduk. Ama 3*10 olmuştu.
Büyüme hızı yüzde 3'ün altında. Bütçe açığı GSYİH'nın yüzde 2'si. OECD ülkelerinde en yüksek akaryakıt vergisini ülkemizin mükellefi ödüyor. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı tarihinin en yüksek düzeyinde. Tasarruf oranı yerlerde sürünüyor. Reel faizler ekside. Reel sektörün dış borcu fırlamış vaziyette. Sıcak para stoku önemli boyutlara ulaşmış. Enflasyon yüzde 6'lar düzeyinde. Ekonomiye gaz verdiğinizde cari açığın artması kaçınılmaz. Bu durumun nesi iyi?
Türkiye ekonomisinde yapısal sorun haline gelen, tasarruf açığı, dış ticaret açığı ve cari açık konuları özenle ele alınmalı; bu kapsamda yatırıma üretime istihdama ve ihracata öncelik verilmelidir. İşsizlikle mücadeleye ve ithalatı azaltan istihdam odaklı sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına gayret edilmelidir.Bu doğrultuda, ülkemiz açısından; ihracata dönük, teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, yerli kaynaklara dayalı, istihdam sağlayan uluslararası rekabet gücü yüksek bir üretim yapısı hedeflenmelidir.
Orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içerisindeki payı artırılmalıdır. 2023 yılında Türkiye bölgesel ve küresel bir güç haline gelebilmelidir.Bu şekilde, istikrarlı ekonomik büyümenin sağlanması ve güçlü bir üretim ekonomisinin tesisi suretiyle; üreten istihdam yaratan ve üretilen değerden bu süreçte yer alan her kesimin katkısı ölçüsünde adil pay almasını sağlayan, yoksulu gözeten gelir dağılımını adaletli kılan bir sosyal refah düzeyine erişilmelidir." dedi
H. Alper Durmaz
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, AK Partinin, Bağımsız Kürdistan'ı inşa etmeye çalıştığını iddia ederek Kabine değişiminin de müzakere sürecine uygun gerçekleştiğini savundu.
MHP Denizli Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Hükümet açılım denen rezaleti topluma kabul ettirme gayretiyle toplum üzerinde psikolojik hareket uygulamaktadır. AKP, PKK'ya muhtaç hale gelmiştir. AKP İmralı'ya kimi göndereceğine bile karar vermemiştir. AKP teröre teslim olmuş vaziyettedir. Terör tarafından teslim alınmıştır. AKP türbülansa girmiştir. Ürettiği sentetik fikirlerle aklın izanın reddettiği hareket tarzı ile netice almaya çalışmaktadır. Terör konusuna bakışı sakattır.
PKK'lıların dağda geçen sürelerinin askerliğe veya emeklilik sürelerine sayılıp sayılmayacağının müzakere masalarına konu edilip edilmediği kamuoyuna açıklanmamaktadır. PKK'lılar bu görüşmelerin en iyi tarafının silah bırakma gibi ön koşulsuz olmaması olduğunu söylemelerine rağmen hükümetten hiçbir ses gelmemektedir.
PKK'lılar görüşmeleri Erbil'de yapma talebindedir. Oslo'da hükümetin kendilerine ihanet ettiğini düşünmektedirler. Ancak, AKP'nin gene merkezinde Oslo trafiğinin devam ettiğini, Norveç Büyükelçisinin bu defa görüşmek için Sayın Kurtulmuşu tercih ettiği anlaşılıyor. Belki de AKP ile Oslo arasındaki güvensizlik Sayın Kurtulmuş ile aşılmaya çalışılıyor.
Öcalan'a özgürlük kampanyasının Avrupa'dan Irak parlamentosuna taşındığını öğreniyoruz. Barış için ön şart olarak ileri sürülen bu durumun AKP grubuna taşınması hali bizim için hiç sürpriz olmayacaktır. Bazı AKP'li vekiller bile PKK'nın neyin karşılığında silah bırakacağının değerlendirilmesi gerektiğini söyler olmuşlardır. Hatta AKP içine ne kadar sindirir bilinmez ama PKK ile AKP 'nin karşılıklı güven tesis etmesi gerektiği yoğun konuşulur olmuştur.
AKP bütün bunları gelecek korkusu ile oy kaybetme endişesi ile yapmaktadır. AKP ne pahasına olursa olsun iktidarı kaybetmek istememektedir.
Başbakanın partiyi de idare edecek şekilde Başkan veya Cumhurbaşkanı seçilip AKP'yi kurtarabileceğini düşünmektedir.
AKP yandaşları bile, AKP'nin büyükşehir yasası ile müzakerenin gereğini yaptığını, bunu kamuoyuna açıkça söyleyemediğini, ancak söylemekten kaçınmaması lazım demeye başlamışlardır.Hükümet günü birlik kararlarla ülkeyi idare etme gayreti içindedir. Akıllı sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme vizyonundan uzaktır.AKP ve Hükümeti, İmralı görüşmelerini olumlu görüyor. Şu İmralı görüşmelerini canlı yayında yapsalar da millet görse.
AKP sözcüleri MHP-BDP birbirine muhtaç derken, AKP 'nin PKK ve İmralı'ya muhtaç hale geldiğini niye saklıyorlar.
Açılımın taraflarının İmralı sürecinin şeffaf olması talepleri var. Hükümet şeffaf olamıyor. Doğruyu millete söylemiyor.AKP, Bağımsız Kürdistan'ı inşa etmektedir. Kabine değişimi de müzakere sürecine uygun gerçekleşmiştir. Değişen bakanların arkasından müzakerecilerin ne söylediğimeydandadır. İçişleri bakanının arkasından söylenilenler malumdur. Sanki başka bir partinin mensubuymuş gibi davranmaktadırlar. Hiç bir AKP yetkilisinin sesi çıkmamaktadır.
İmralı görüşmeleri henüz kurumsallaştırılamamıştır. Sağını solunu çekiştirmektedirler. Ya da gerçek yüzlerinin gösterilmesi için henüz zamanının gelmediğini düşünmektedirler.Bunlar Türk kelimesinden rahatsızlık duymaktadırlar.Son dönemde iktidarın özensiz, zamansız bir takım çakma tasarı ve çıkma tekliflerle enerji sektörü problemlerine çözüm buluyormuş edası ile işleri iyice karmaşık hale getirmektedir. İşlerini iyi takip etmemektedirler.
Komisyonlarda üyelerin daha detaylı bilgi edinmesi engellenmekte, iktidar mensupları kulislerde özel sektörün bilgi paylaşmasında muhalefetin olmamasını gerektiren hareket tarzını benimsemektedir.
Enerji sektöründe problem artık iktidarın kendisi olmuştur.Hükümetin anlamadığı, enerji politikalarının salt piyasanın insafına bırakılmayacağıdır. Salt piyasa sizi Erbil'e giderken Kayseri'ye indirir cevap veremezsiniz. Zaten son günlerde söylentisi bile çok yoğun olan Kuzey Irak'ta Barzani ile yapılan ve kamuoyundan gizlendiği söylenen antlaşmanın Irak ve ABD tarafından benimsendiğidir. Hükümet ise bu konuda şeffaf davranmamaktadır.
Hükümetin Bakanı Afyon'da konuşuyor. Kayıp kaçak konusunda ibretlik sözler. Ne diyor; Dicle ve Van bölgesi ile alakalı kayıp ve kaçakları bir yana bırakırsak diye izahata giriyor.Dicle ve Van bölgesi müzakere denilen zillette bir yana bırakılmaya karar verildiyse bilmem. Ama Denizlili sanayicinin hakkını kim, Patagonya hükümeti mi koruyacak?
Sayın Babacan, SPK başkanının yanında otururken aniden bir önerge ile azlettikleri SPK başkanı ile ilgili bakın neler söylüyor. Ben söyledim özellikle bakın diyerek, bir temizlik abidesi olduğunu ifade ederken, diğer taraftan çok ciddi problemler olduğu kanaatinde olmadığını söylüyor. Zengin vergisinin yanlış anlaşıldığını, maliyenin hedefi gelir vergisi diyorlar. Hala dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının arttığını söylemiyorlar.
Yeni bir milli gelir revizyonuna doğru gidiyorlar. Dış ticaret ve istihdam revizyon çalışmaları bunun en önemli örneği.
Dış ticaret rakamlarının Avrupa'ya uyumlu hale getireceğim diyen hükümet peşinen işsizliğin düşeceğini, ihracatın artıp ithalatın azalacağını söylemektedirler. Durum değişmeden rakamlar değişecek.Sanayi montaj sanayine dönüşmektedir. Sanayinin ürettiği katma değer göreceli olarak azalmaktadır. İmalat sanayinin GSYİH içindeki payı yüzde 15'lere düşmektedir.
Üniversite mezunu işsizlerin çığ gibi büyüdüğü ortadadır. Bir yıl önce her 5 işsizden biri üniversite mezunu iken son dönemde 4 işsizden biri üniversite mezunu hale gelmiştir. Bu kategoride işsizlik oranı genel ortalamanın 2 puan üzerindedir.Merkez Bankası Başkanı hala 3*5 peşinde. Biz daha önce de 3*5'i çok duyduk. Ama 3*10 olmuştu.
Büyüme hızı yüzde 3'ün altında. Bütçe açığı GSYİH'nın yüzde 2'si. OECD ülkelerinde en yüksek akaryakıt vergisini ülkemizin mükellefi ödüyor. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı tarihinin en yüksek düzeyinde. Tasarruf oranı yerlerde sürünüyor. Reel faizler ekside. Reel sektörün dış borcu fırlamış vaziyette. Sıcak para stoku önemli boyutlara ulaşmış. Enflasyon yüzde 6'lar düzeyinde. Ekonomiye gaz verdiğinizde cari açığın artması kaçınılmaz. Bu durumun nesi iyi?
Türkiye ekonomisinde yapısal sorun haline gelen, tasarruf açığı, dış ticaret açığı ve cari açık konuları özenle ele alınmalı; bu kapsamda yatırıma üretime istihdama ve ihracata öncelik verilmelidir. İşsizlikle mücadeleye ve ithalatı azaltan istihdam odaklı sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına gayret edilmelidir.Bu doğrultuda, ülkemiz açısından; ihracata dönük, teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, yerli kaynaklara dayalı, istihdam sağlayan uluslararası rekabet gücü yüksek bir üretim yapısı hedeflenmelidir.
Orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içerisindeki payı artırılmalıdır. 2023 yılında Türkiye bölgesel ve küresel bir güç haline gelebilmelidir.Bu şekilde, istikrarlı ekonomik büyümenin sağlanması ve güçlü bir üretim ekonomisinin tesisi suretiyle; üreten istihdam yaratan ve üretilen değerden bu süreçte yer alan her kesimin katkısı ölçüsünde adil pay almasını sağlayan, yoksulu gözeten gelir dağılımını adaletli kılan bir sosyal refah düzeyine erişilmelidir." dedi
H. Alper Durmaz
