2016-12-15 - 11:00
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığı'nda toplandı. Genel Kurul'da, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Tasarısının maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığı'nda toplandı. Genel Kurul'da, 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın maddelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, "Hükümetimiz, faize giden harcamaları ve kayıt dışı ekonomide kaydedilen miktarı disipline ederek, yatırımlara aktarmaktadır. Her bütçe döneminde olduğu gibi artırarak, yatırımlara kaynak ayırma politikamız 2017 yılında da devam edecektir." dedi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, tasarının 9'uncu maddesi üzerinde grubu adına yaptığı konuşmasında, partisinin terörle mücadelede sonuna kadar devletinin ve milletinin yanında olduğunu bildirdi.
Hukuk sisteminin güven vermediği bir ortamda siyasi ve ekonomik istikrardan söz edilemeyeceğini belirten Mit, "Ülkemizde an itibarıyla siyasi ve ekonomik bir kriz yaşanmaktadır. 14 yıldır tek başına iktidar olan AKP'den beklenen siyasi istikrarı sağlamasıdır. İstikrarın olduğu ülkede darbe girişimi yaşanmaz." diye konuştu.
AK Parti iktidarının 14 yıllık iktidarında bölücülük ve terörü ortadan kaldıramadığını ifade eden Mit, terörle müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.
"Terör meselesini çözdünüz de biz mi engelledik?" diye soran Mit, yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da istikrarsızlığın hakim olduğunu savundu.
CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Tacettin Bayır da ülkenin çok patronlu bir şirket gibi yönetildiğini, her patronun ayrı bir yol izlediğini ve doğal olarak sistemin çöktüğünü ileri sürdü.
Ekonomideki çöküşün sadece dış mihraklara ve 15 Temmuz darbe girişimine bağlanmasını eleştiren Bayır, iktidarın yanlış politikalarının sorumluluğunu almadığını vurguladı.
HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ise grubu adına yaptığı konuşmada, partisinin tutuklu milletvekili İdris Baluken'in gönderdiği mesajı okudu ve mesajın sonunda kürsüden Baluken'in fotoğrafını gösterdi.
Yıldırım, önceki gece Genel Kurulda AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında yaşanan kavgaya değinerek, olaya ilişkin bazı abartılı haberler yapıldığını, kavga sonrasında revire gitmediğini belirtti.
Partisinin milletvekillerinin tutuklanmasını eleştiren Yıldırım, yargının bağımsız olmadığını, böyle bir yargı sistemine kimsenin güvenmediğini kaydetti.
Yıldırım, tutuklu milletvekillerinin fotoğraflarına dahi tahammül edilemediğini ifade ederek, "Bize, 'Bu fotoğrafları kaldırın' diyenler, önce bu haksız ve hukuksuz tutuklamalara karşı çıkıp birkaç cümle kursun." dedi.
Şahsı adına söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık konuşmasında, iktidarın kayıt dışı ekonomiye karşı başarılı bir mücadele verdiğini anlattı.
Kocabıyık, "Hükümetimiz, faize giden harcamaları ve kayıt dışı ekonomide kaydedilen miktarı disipline ederek yatırımlara aktarmaktadır. Her bütçe döneminde olduğu gibi artırarak yatırımlara kaynak ayırma politikamız 2017 yılında da devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.
KÖYDES projesi ve çiftçiye yönelik desteklere de değinen Kocabıyık, bunun tarım sektörüne verilen önemin bir göstergesi olduğunu bildirdi.
CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek de konuşmasında, 2017 bütçesinin yaşam standardının yükseltilmesi için yapılması, gelir-gider dengesinin bulunması ve denetlenebilir olması gerektiğini vurguladı.
İktidarın politikalarını eleştiren Zeybek, yanlış yönetimler sonucu ülkenin karanlık güçlerin eline bırakıldığını iddia etti.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Milli gelir hesaplarının oluşturulmasında ilgili kurumlarla daha yakın bir çalışma ortamı kurulmuş, tüm taraflardan toplanan bilgiler bu çalışmalara yansıtılmıştır." dedi.
Milletvekillerinin sorularına yanıtlayan Ağbal, milli gelir revizyonu çalışmasının Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapıldığını söyledi.
TÜİK'in, diğer ülkeler hangi standartları kullanmışsa bu standartlara uygun bir güncelleme yaptığını belirten Ağbal, "Bu güncellemeler sonucunda milli gelirde bir revizyon yapmıştır. Revizyonun oranı şu kadar olmalıdır, bu kadar olmalıdır şeklinde bir yaklaşım olamaz. Milli gelir revizyonları Türkiye dışındaki ülkelerde yapıldığında da yukarı yönde artış her zaman görülmüştür. Özellikle milli gelir hesaplarının oluşturulmasında ilgili kurumlarla daha yakın bir çalışma ortamı oluşturulmuş, tüm taraflardan toplanan bilgiler bu çalışmalara yansıtılmıştır. Tabi ki yapılan revizyonun tutarlılığı konusunda herkesin araştırma hakkı vardır. Bu bağlamda yaklaşım doğrudur." ifadelerini kullandı.
Ağbal, TÜİK'in ortaya koyduğu revizyonun arkasında bir şey varmış gibi töhmet altında bırakma çalışmalarının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, "TÜİK tamamen profesyonel bir anlayışla istatistik kurallarını kullandı. Bunu farklı bir yere götürmenin anlamı yok.'' dedi.
Bugüne kadar emekli aylıklarındaki artışın hep enflasyon rakamlarının üzerinde olduğunu vurgulayan Ağbal, "Bu dönemde alım gücü ve refah düzeyi arttı. Ama sağlık çalışanlarının (ücret artışı) talebinin olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığımızın bir çalışması var. Bir taraftan SGK dengeleri diğer taraftan sosyal adalet perspektifini de koruyarak bir şey yapabilir miyiz diye çalıştığımız konulardan bir tanesi. Bir noktaya geldiğinde de bunlar kamuoyuyla paylaşılacak." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Halep'te masum insanların katledildiğini söyledi.
İnsanlarla birlikte insanlığın katledildiğini ifade eden Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir medeniyet, bir şehir maalesef yok olmakla karşı karşıya. Şu an 4 mahallede, 3 kilometrelik bir alanda 100 binin üzerinde insan, tarihin en büyük trajedisi ile karşı karşıya. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, hükümetimizin yapmış olduğu yoğun temaslar neticesinde sivillerin tahliyesi için ateşkes ilan edilmesine rağmen maalesef çok kötü haberler alıyoruz. İnsan haklarından bahseden modern batı dünyasının tavrı yine insanlık adına kahredicidir. Caretta kaplumbağalarına gösterilen ilgiyi, şefkati maalesef söz konusu Halep olunca, Arakan olunca, Lahor olunca, İstanbul olunca sergileyemiyorlar.
Maalesef batı dünyası, söz konusu Müslümanlar olunca, ezilenler, mağdur edilenler olunca, belli bir bölge halkı olunca, 'je suis Lahor, İstanbul, Halep' diyemiyor, demekten kaçınıyorlar. Aylan bebeğin hesabını kim verecek, oradan gelecek insanlara adeta utanç duvarı ören batının tavrı esef vericidir. Bir an önce Halep'teki bu acının dinmesini arzuluyorum. Uygulanan terörü bir kez daha şiddetle kınıyorum. Masum insanların güvenli bir şekilde tahliye edilmesini talep ediyorum."
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, dünyadaki bütün çatışmalarda, savaşlarda olanın masum, sivil vatandaşlara olduğunun altını çizdi.
Bu dünyanın her evresinde yaşanan acı bir gerçek olduğunu belirten Gök, "Dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların bir çatışma ortamı içerisinde hiç gereği yokken yaşamlarını yitirmesine izin verilmek gerekir. Bu acı bir çığlıktır, önemli bir insanlık dramıdır. Sivillere yönelik her türlü tehdidin bir an önce sona erdirilmesi ve hak ettikleri ölçüde yaşam koşullarına kavuşturulması bence tüm dünyanın üzerinde durması gereken bir konudur. Biz de bu acı çığlıkları duyuyoruz ve tüm dünyanın bütün gücüyle bu acıları sona erdirmesini diliyoruz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Halep'te önceki gece bir ateşkesin ilan edildiğini ve bu ateşkesin bozulduğunu öğrendiklerini anlattı.
Halep'te İran'ın yönlendirdiği bir kısım milislerin sivillerin tahliye edildiği konvoya ateş açtığını ve ölen yaralananların olduğunu öğrendiklerini vurgulayan Akçay, "Tahliye edilen masumları taşıyan konvoya ateş açılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu tür iç kargaşadan öncelikle mazlumların mağdur olduklarını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin dirayetine ne kadar ihtiyacımızın olduğu, yaşananlar devletsiz toplumların nasıl ayaklar altında ezildiğine örnektir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da savaşın en çok sivilleri, kadınları, çocukları yaraladığını belirtti.
"Önemli olan, şu anda çatışma bölgelerinden insanların çıkarılması için elinden geleni yapmasıdır" diyen Kerestecioğlu, "Bu hassasiyetin dünyanın neresinde olursa olsun, ayrım göstermeden yapılması lazım. Biz de oradaki sivil halka sabır diliyor, yapılması gereken her türlü insani desteğin yapılmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise Halep'te ayırt edilmeksizin sivillerin, çocukların saldırı altında olduğunu söyledi.
Sivillerin kaldığı alanın her geçen gün daraldığını ifade eden Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ateşkes sonrası başlayan tahliyeler sırasında siviller, oradaki her kimse bunların saldırısına maruz kaldı. Koca dünyaya bakıyoruz, BM deklerasyon yayımlar durur, AB insan hakları dersi verir fakat burada yaşanan insan hakları ihlaline karşı bir adım atılacağı zaman ciddi bir girişimde bulunulmadığını görüyoruz. Halep'te adeta bir soykırım yaşanıyor. Maalesef dünya kör. Halep'in böyle bir durumda kalmasının sebebi burada yaşayanların Müslüman olması mı? Neden güçlü bir ses çıkmıyor?"
Muş, tahliyelerin sağlanması için Türkiye'nin büyük bir çaba içerisinde olduğunu vurgulayarak, "Milletimiz, oradan geleceklere ve yardım gönderilmesi noktasında kampanyalar düzenliyor. Yaraların sarılması için çaba sarf ediliyor. Ümit ediyorum sivillerin tekrardan tahliyesinin yolu açılır." dedi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, AK Parti iktidarları döneminde emekli ve memurların maaşlarının enflasyona ezdirilmediğini belirterek, "Gerek memurlarımız gerek diğer kamu çalışanlarımız gerekse emeklilerimiz, her dönem enflasyonun üzerinde artış almışlardır, refah düzeyleri, satın alma güçleri artmıştır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın maddelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir, Halep'te bir katliam yaşandığına işaret ederek, bu noktaya gelinmesinin sorumlularının tahlil edilmesi gerektiğini bildirdi.
Terörle mücadele konusuna da değinen ve Türkiye'nin zenginliklerine dikkati çeken Koçdemir, bin yıllık birlikte yaşama geleneğini bozma girişimlerine kimsenin izin vermeyeceğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır da İstanbul'da yaşanan terör saldırısına değinerek, şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Terörle mücadelenin ve ülkede güvenliği sağlamanın iktidarın asli görevlerinden olduğunun altını çizen Sındır, CHP olarak terörü önleme yolunda hükümete her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Halep'te bir insanlık trajedisi yaşandığını söyledi.
AK Parti iktidarının Suriye politikasını eleştiren Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Unutulmamalıdır ki son birkaç günde Halep'te artan insanlık suçuna dair uygulamalar bugünün sorunu değildir. Halep sadece 3-5 gündür bir trajedi yaşamıyor. Halep ve Suriye topraklarının büyük bir bölümü beş yılı aşkın süredir bu trajediyi kesintisiz yaşıyor. Belli dönemlerde sağlanan kısmi anlaşmalarla tansiyon düşmüş olsa bile hiçbir zaman kalıcı bir istikrar sağlanamamıştır."
Yıldırım, konuşmasında Doğu ve Güneydoğu illerinde yapılan operasyon ve sokağa çıkma yasaklarına da değinerek, burada da sivil halkın mağdur edildiğini iddia etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise Yıldırım'ın konuşmasının ardından sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, Halep ve Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu illeri arasında bir bağlantı kurmasını talihsiz bir tanımlama olarak nitelendirdi. Muş, iktidarın Doğu ve Güneydoğu illerinde terörle mücadele ettiğini, sivil halkı korumak adına operasyonlar gerçekleştirdiğini vurguladı.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, emekli maaşlarına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, AK Parti hükümetlerinin bu kesimin sorunlarına ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine duyarlı yaklaştığına işaret etti.
Bakan Ağbal, şunları kaydetti:
"Ortalama memur maaşı 2002 yılında 578 liraymış. Şu anda ortalama memur maaşı 2 bin 979 liraya çıkmış. Dolayısıyla burada yaklaşık olarak yüzde 415 artış yapılmış. Şimdi benim bunları tekrar tekrar sizlerle paylaşmama gerek yok. Rakamlar devletin resmi rakamları. Gerek memurlarımız gerek diğer kamu çalışanlarımız gerekse emeklilerimiz bu dönemde, her dönem enflasyonun üzerinde artış almışlardır, refah düzeyleri, satın alma güçleri artmıştır."
MHP Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu, Türkmenlerin bugüne kadar etnik temizliğe maruz kaldığını söyledi.
Son gelişmelerle birlikte Halep'te bugün insanlığın tükendiğini belirten Ahrazoğlu, "Halep'te sıkılan kurşunlar ile Türkiye'de patlayan bombalar aynı sinsi odakların oyunu. Türkiye'nin Güvenlik hattı Kerkük'ten başlar Musul'dan, Rakka'dan Halep'ten geçer, Bayırbucak'tan Akdeniz'e ulaşır. Bu coğrafyada Türkmenlerin korunması Türkiye'nin milli güvenliğinin garantisidir." diye konuştu.
TSK'nın dünyanın en caydırıcı ordulardan birisi olabilmesinin, savunma sanayisinin geliştirilmesine bağlı olduğunu ifade eden Ahrazoğlu, şöyle konuştu:
"Bu yolda atılacak adım önemlidir. Türkiye'nin yürütmekte olduğu silah sistemleri projeleri söylenen gibi yüzde yüz milli değildir. Birçok proje yabancı firmalardan alınan parçalarla yapılmaktadır. Bu projeleri yüzde 100 milli olarak yansıtmak kendimizi kandırmaktan öteye gitmeyecektir. Dışa bağımlı olduğumuz sürece Türkiye'nin yeni pazarlara açılması parçayı bize satan ülkelerin rızası olduğu sürece mümkündür."
MHP olarak savunma sanayinin tamamen bağımsız hale gelmesi taraftarı olduklarını vurgulayan Ahrazoğlu, "Lojistik ihtiyaçlar dışa bağımlı olmaktan kurtarılmalıdır. Ülke olarak bulunduğumuz jeopolitik konum bizim güçlü olmamızı zorunlu kılmaktadır. Ülkemizin bütünlüğü için verilen mücadelede Rabbim güvenlik güçlerimizi güçlü kılsın." dedi.
CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş, 15 yıllık AK Parti iktidarında katma değeri yüksek hiçbir yatırımı göremediklerini söyledi.
Almanya'nın bir otomotiv firmasının cirosunun Türkiye gelirinin dörtte birine tekabül ettiğinin öne süren Özdiş, "Biz mi onları kıskanacağız yoksa onlar mı bizi kıskanacak?" diye sordu.
Hükümet yetkililerinin söylemlerinden ülkenin iflasın eşiğine geldiğini anladıklarını iddia eden Özdiş, Anayasa değişiklik teklifini de eleştirerek şöyle konuştu:
"Bu Türkiye'nin geleceğini, anayasasını bir kişinin çıkarına göre şekillendirmeye kalkmaktır. Bu gaflettir, delalettir ve hatta hıyanettir. Sayın Cumhurbaşkanı kendinize yönelik bu tek adam sistemini getirmek için seçim sandığında daha çok oy kazanmak uğruna toplumu kutuplaştırmaya, keskin cephelere ayırmaya devam ederseniz, dünya tarihi göstermiştir ki ülke olarak varacağımız yer gözyaşı, kan yani cehennem çukuru olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı kişisel hırsınız için iç savaşı göze almış bir lider görüntüsü veriyorsunuz. Bu inadınızın başka bir tarifi yok. Öteleyen, parçalayan, bölen başka ikinci bir isim yok bu ülkede."
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'ın uyarıları üzerine Özdiş, "Sayın Başkan, bilerek bu sözleri konuşuyorum, ısrar ediyorum. Türkiye'nin yararına olan her şey Sayın Cumhurbaşkanının aleyhine, Sayın Cumhurbaşkanının işine gelen her şey ise ülkenin aleyhinedir maalesef. Gezi direnişi sırasında sokağa çıkanlar için çapulcu diyenler kendi çıkarları söz konusu olduğunda halkı sokağa davet etmekte sakınca görmüyorlar. Gezi eylemlerinin ne kadar doğru bir hak arama yöntemi olduğu, FETÖ darbesinden sonra ortaya çıkmıştır. Sizin bu garabet, ucube rejim değişikliğiyle ülkemizi karanlığa sürükleme hesabınıza sonuna kadar karşı çıkacağız, sizin tabirinizle 'çapulculuğa' devam edeceğiz. Sadakati değil, liyakati esas alın. Kişisel geleceğinizi değil, ülkemizin geleceğini düşünün. Rejim değişikliği inadınızdan vazgeçin ki çocuklarımıza el birliğiyle yaşanacak bir Türkiye bırakalım." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, vatanseverliğin çapulculuk olmadığını söyledi.
"Vatanseverlik her türlü tehdide karşı kefenini giyerek meydanlara çıkmakla olur" diyen Aydın, "Sayın Cumhurbaşkanı bölen değil, birleştirendir. Hoşunuza gitmeyebilir ama bu milletin yüzde 52'sinin oyuyla iş başına gelmiş bir Cumhurbaşkanına azami saygıyı göstermek zorundasınız. Bu kadar hakareti bu millette hak etmiyor, sayın Cumhurbaşkanı da hak etmiyor." dedi.
Aydın, eleştirinin serbest olduğunu, bunun saygıyla karşılanabileceğini ancak ağır eleştiriyi de aşan bu tür ithamları kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.
Devletin birliğini temsil edenin Cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayan Aydın, "Ona karşı ifadelerinize lütfen dikkat edin. Hakaret etmeyin, buna müsade etmem." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Özdiş'in açıklamalarının hakaret olmadığını, söylemlerinin hiçbirinde hakaretin yer almadığını belirtti.
Gök, Özdiş'in açıklamalarının eleştiri mahiyetinde olduğunu savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise kimsenin aynasına ihtiyaçlarının olmadığını ifade etti.
Burada rejim değişikliği diye birşeyin olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin baki kalacağının altın çizen Muş, şöyle konuştu:
"Burada hükümet etme sistemi tartışılıyor. Milletin iradesinden neden çekiniyorsunuz. Millete sorarız, hangi kararı veriyorsa başımızın üstüne koyarız. Cumhuriyet sizin tekelinizde değildir. Cumhuriyet 80 milyon yurttaşın ortak değeridir. Sayın Cumhurbaşkanı yüzde 52 ile seçilmiş ve devleti temsil etmektedir. Tutanakları ortaya koyacağız ve bir milletvekili olarak hukuki anlamda da ne gerekiyorsa yapacağız. Böyle birşey kabul edilebilir değildir. Bu millet, rejimin ne olduğunu bilmiyor mu? Ortaya atılan iddiaların tamamını da reddediyoruz."
AK Parti Ordu Milletvekili Oktay Çanak da Türkiye'nin yaklaşık 10 yıldan beri savunma sanayinde önemli atılımlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Bu durumun da dış güçlerin hiçbir şekilde işine gelmediğini belirten Çanak, şunları kaydetti:
"Yabancı ülkeleri anlıyoruz, düşmanlarımızı da anlıyoruz. Onlar Sayın Cumhurbaşkanımızı sevmeyebilir ama bu sıralarda oturan insanların düşmanca, bu kadar öfkeli bir şekilde, bu sözlerle Cumhurbaşkanımızı yermesi kesinlikle hakkaniyetli bir durum değildir. Evet Cumhurbaşkanımız taraftır. Cumhurbaşkanımız her zaman milletinin yanında, milletten taraftır. Halep'teki kardeşlerimiz gibi, dünyanın neresinde olursa olsun Cumhurbaşkanımız gibi destek vermeye devam edeceğiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, "Hükümetimiz, faize giden harcamaları ve kayıt dışı ekonomide kaydedilen miktarı disipline ederek, yatırımlara aktarmaktadır. Her bütçe döneminde olduğu gibi artırarak, yatırımlara kaynak ayırma politikamız 2017 yılında da devam edecektir." dedi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, tasarının 9'uncu maddesi üzerinde grubu adına yaptığı konuşmasında, partisinin terörle mücadelede sonuna kadar devletinin ve milletinin yanında olduğunu bildirdi.
Hukuk sisteminin güven vermediği bir ortamda siyasi ve ekonomik istikrardan söz edilemeyeceğini belirten Mit, "Ülkemizde an itibarıyla siyasi ve ekonomik bir kriz yaşanmaktadır. 14 yıldır tek başına iktidar olan AKP'den beklenen siyasi istikrarı sağlamasıdır. İstikrarın olduğu ülkede darbe girişimi yaşanmaz." diye konuştu.
AK Parti iktidarının 14 yıllık iktidarında bölücülük ve terörü ortadan kaldıramadığını ifade eden Mit, terörle müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.
"Terör meselesini çözdünüz de biz mi engelledik?" diye soran Mit, yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da istikrarsızlığın hakim olduğunu savundu.
CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Tacettin Bayır da ülkenin çok patronlu bir şirket gibi yönetildiğini, her patronun ayrı bir yol izlediğini ve doğal olarak sistemin çöktüğünü ileri sürdü.
Ekonomideki çöküşün sadece dış mihraklara ve 15 Temmuz darbe girişimine bağlanmasını eleştiren Bayır, iktidarın yanlış politikalarının sorumluluğunu almadığını vurguladı.
HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ise grubu adına yaptığı konuşmada, partisinin tutuklu milletvekili İdris Baluken'in gönderdiği mesajı okudu ve mesajın sonunda kürsüden Baluken'in fotoğrafını gösterdi.
Yıldırım, önceki gece Genel Kurulda AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında yaşanan kavgaya değinerek, olaya ilişkin bazı abartılı haberler yapıldığını, kavga sonrasında revire gitmediğini belirtti.
Partisinin milletvekillerinin tutuklanmasını eleştiren Yıldırım, yargının bağımsız olmadığını, böyle bir yargı sistemine kimsenin güvenmediğini kaydetti.
Yıldırım, tutuklu milletvekillerinin fotoğraflarına dahi tahammül edilemediğini ifade ederek, "Bize, 'Bu fotoğrafları kaldırın' diyenler, önce bu haksız ve hukuksuz tutuklamalara karşı çıkıp birkaç cümle kursun." dedi.
Şahsı adına söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık konuşmasında, iktidarın kayıt dışı ekonomiye karşı başarılı bir mücadele verdiğini anlattı.
Kocabıyık, "Hükümetimiz, faize giden harcamaları ve kayıt dışı ekonomide kaydedilen miktarı disipline ederek yatırımlara aktarmaktadır. Her bütçe döneminde olduğu gibi artırarak yatırımlara kaynak ayırma politikamız 2017 yılında da devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.
KÖYDES projesi ve çiftçiye yönelik desteklere de değinen Kocabıyık, bunun tarım sektörüne verilen önemin bir göstergesi olduğunu bildirdi.
CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek de konuşmasında, 2017 bütçesinin yaşam standardının yükseltilmesi için yapılması, gelir-gider dengesinin bulunması ve denetlenebilir olması gerektiğini vurguladı.
İktidarın politikalarını eleştiren Zeybek, yanlış yönetimler sonucu ülkenin karanlık güçlerin eline bırakıldığını iddia etti.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Milli gelir hesaplarının oluşturulmasında ilgili kurumlarla daha yakın bir çalışma ortamı kurulmuş, tüm taraflardan toplanan bilgiler bu çalışmalara yansıtılmıştır." dedi.
Milletvekillerinin sorularına yanıtlayan Ağbal, milli gelir revizyonu çalışmasının Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapıldığını söyledi.
TÜİK'in, diğer ülkeler hangi standartları kullanmışsa bu standartlara uygun bir güncelleme yaptığını belirten Ağbal, "Bu güncellemeler sonucunda milli gelirde bir revizyon yapmıştır. Revizyonun oranı şu kadar olmalıdır, bu kadar olmalıdır şeklinde bir yaklaşım olamaz. Milli gelir revizyonları Türkiye dışındaki ülkelerde yapıldığında da yukarı yönde artış her zaman görülmüştür. Özellikle milli gelir hesaplarının oluşturulmasında ilgili kurumlarla daha yakın bir çalışma ortamı oluşturulmuş, tüm taraflardan toplanan bilgiler bu çalışmalara yansıtılmıştır. Tabi ki yapılan revizyonun tutarlılığı konusunda herkesin araştırma hakkı vardır. Bu bağlamda yaklaşım doğrudur." ifadelerini kullandı.
Ağbal, TÜİK'in ortaya koyduğu revizyonun arkasında bir şey varmış gibi töhmet altında bırakma çalışmalarının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, "TÜİK tamamen profesyonel bir anlayışla istatistik kurallarını kullandı. Bunu farklı bir yere götürmenin anlamı yok.'' dedi.
Bugüne kadar emekli aylıklarındaki artışın hep enflasyon rakamlarının üzerinde olduğunu vurgulayan Ağbal, "Bu dönemde alım gücü ve refah düzeyi arttı. Ama sağlık çalışanlarının (ücret artışı) talebinin olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığımızın bir çalışması var. Bir taraftan SGK dengeleri diğer taraftan sosyal adalet perspektifini de koruyarak bir şey yapabilir miyiz diye çalıştığımız konulardan bir tanesi. Bir noktaya geldiğinde de bunlar kamuoyuyla paylaşılacak." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Halep'te masum insanların katledildiğini söyledi.
İnsanlarla birlikte insanlığın katledildiğini ifade eden Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir medeniyet, bir şehir maalesef yok olmakla karşı karşıya. Şu an 4 mahallede, 3 kilometrelik bir alanda 100 binin üzerinde insan, tarihin en büyük trajedisi ile karşı karşıya. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, hükümetimizin yapmış olduğu yoğun temaslar neticesinde sivillerin tahliyesi için ateşkes ilan edilmesine rağmen maalesef çok kötü haberler alıyoruz. İnsan haklarından bahseden modern batı dünyasının tavrı yine insanlık adına kahredicidir. Caretta kaplumbağalarına gösterilen ilgiyi, şefkati maalesef söz konusu Halep olunca, Arakan olunca, Lahor olunca, İstanbul olunca sergileyemiyorlar.
Maalesef batı dünyası, söz konusu Müslümanlar olunca, ezilenler, mağdur edilenler olunca, belli bir bölge halkı olunca, 'je suis Lahor, İstanbul, Halep' diyemiyor, demekten kaçınıyorlar. Aylan bebeğin hesabını kim verecek, oradan gelecek insanlara adeta utanç duvarı ören batının tavrı esef vericidir. Bir an önce Halep'teki bu acının dinmesini arzuluyorum. Uygulanan terörü bir kez daha şiddetle kınıyorum. Masum insanların güvenli bir şekilde tahliye edilmesini talep ediyorum."
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, dünyadaki bütün çatışmalarda, savaşlarda olanın masum, sivil vatandaşlara olduğunun altını çizdi.
Bu dünyanın her evresinde yaşanan acı bir gerçek olduğunu belirten Gök, "Dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların bir çatışma ortamı içerisinde hiç gereği yokken yaşamlarını yitirmesine izin verilmek gerekir. Bu acı bir çığlıktır, önemli bir insanlık dramıdır. Sivillere yönelik her türlü tehdidin bir an önce sona erdirilmesi ve hak ettikleri ölçüde yaşam koşullarına kavuşturulması bence tüm dünyanın üzerinde durması gereken bir konudur. Biz de bu acı çığlıkları duyuyoruz ve tüm dünyanın bütün gücüyle bu acıları sona erdirmesini diliyoruz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Halep'te önceki gece bir ateşkesin ilan edildiğini ve bu ateşkesin bozulduğunu öğrendiklerini anlattı.
Halep'te İran'ın yönlendirdiği bir kısım milislerin sivillerin tahliye edildiği konvoya ateş açtığını ve ölen yaralananların olduğunu öğrendiklerini vurgulayan Akçay, "Tahliye edilen masumları taşıyan konvoya ateş açılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu tür iç kargaşadan öncelikle mazlumların mağdur olduklarını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin dirayetine ne kadar ihtiyacımızın olduğu, yaşananlar devletsiz toplumların nasıl ayaklar altında ezildiğine örnektir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da savaşın en çok sivilleri, kadınları, çocukları yaraladığını belirtti.
"Önemli olan, şu anda çatışma bölgelerinden insanların çıkarılması için elinden geleni yapmasıdır" diyen Kerestecioğlu, "Bu hassasiyetin dünyanın neresinde olursa olsun, ayrım göstermeden yapılması lazım. Biz de oradaki sivil halka sabır diliyor, yapılması gereken her türlü insani desteğin yapılmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise Halep'te ayırt edilmeksizin sivillerin, çocukların saldırı altında olduğunu söyledi.
Sivillerin kaldığı alanın her geçen gün daraldığını ifade eden Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ateşkes sonrası başlayan tahliyeler sırasında siviller, oradaki her kimse bunların saldırısına maruz kaldı. Koca dünyaya bakıyoruz, BM deklerasyon yayımlar durur, AB insan hakları dersi verir fakat burada yaşanan insan hakları ihlaline karşı bir adım atılacağı zaman ciddi bir girişimde bulunulmadığını görüyoruz. Halep'te adeta bir soykırım yaşanıyor. Maalesef dünya kör. Halep'in böyle bir durumda kalmasının sebebi burada yaşayanların Müslüman olması mı? Neden güçlü bir ses çıkmıyor?"
Muş, tahliyelerin sağlanması için Türkiye'nin büyük bir çaba içerisinde olduğunu vurgulayarak, "Milletimiz, oradan geleceklere ve yardım gönderilmesi noktasında kampanyalar düzenliyor. Yaraların sarılması için çaba sarf ediliyor. Ümit ediyorum sivillerin tekrardan tahliyesinin yolu açılır." dedi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, AK Parti iktidarları döneminde emekli ve memurların maaşlarının enflasyona ezdirilmediğini belirterek, "Gerek memurlarımız gerek diğer kamu çalışanlarımız gerekse emeklilerimiz, her dönem enflasyonun üzerinde artış almışlardır, refah düzeyleri, satın alma güçleri artmıştır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın maddelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir, Halep'te bir katliam yaşandığına işaret ederek, bu noktaya gelinmesinin sorumlularının tahlil edilmesi gerektiğini bildirdi.
Terörle mücadele konusuna da değinen ve Türkiye'nin zenginliklerine dikkati çeken Koçdemir, bin yıllık birlikte yaşama geleneğini bozma girişimlerine kimsenin izin vermeyeceğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır da İstanbul'da yaşanan terör saldırısına değinerek, şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Terörle mücadelenin ve ülkede güvenliği sağlamanın iktidarın asli görevlerinden olduğunun altını çizen Sındır, CHP olarak terörü önleme yolunda hükümete her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Halep'te bir insanlık trajedisi yaşandığını söyledi.
AK Parti iktidarının Suriye politikasını eleştiren Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Unutulmamalıdır ki son birkaç günde Halep'te artan insanlık suçuna dair uygulamalar bugünün sorunu değildir. Halep sadece 3-5 gündür bir trajedi yaşamıyor. Halep ve Suriye topraklarının büyük bir bölümü beş yılı aşkın süredir bu trajediyi kesintisiz yaşıyor. Belli dönemlerde sağlanan kısmi anlaşmalarla tansiyon düşmüş olsa bile hiçbir zaman kalıcı bir istikrar sağlanamamıştır."
Yıldırım, konuşmasında Doğu ve Güneydoğu illerinde yapılan operasyon ve sokağa çıkma yasaklarına da değinerek, burada da sivil halkın mağdur edildiğini iddia etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise Yıldırım'ın konuşmasının ardından sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, Halep ve Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu illeri arasında bir bağlantı kurmasını talihsiz bir tanımlama olarak nitelendirdi. Muş, iktidarın Doğu ve Güneydoğu illerinde terörle mücadele ettiğini, sivil halkı korumak adına operasyonlar gerçekleştirdiğini vurguladı.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, emekli maaşlarına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, AK Parti hükümetlerinin bu kesimin sorunlarına ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine duyarlı yaklaştığına işaret etti.
Bakan Ağbal, şunları kaydetti:
"Ortalama memur maaşı 2002 yılında 578 liraymış. Şu anda ortalama memur maaşı 2 bin 979 liraya çıkmış. Dolayısıyla burada yaklaşık olarak yüzde 415 artış yapılmış. Şimdi benim bunları tekrar tekrar sizlerle paylaşmama gerek yok. Rakamlar devletin resmi rakamları. Gerek memurlarımız gerek diğer kamu çalışanlarımız gerekse emeklilerimiz bu dönemde, her dönem enflasyonun üzerinde artış almışlardır, refah düzeyleri, satın alma güçleri artmıştır."
MHP Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu, Türkmenlerin bugüne kadar etnik temizliğe maruz kaldığını söyledi.
Son gelişmelerle birlikte Halep'te bugün insanlığın tükendiğini belirten Ahrazoğlu, "Halep'te sıkılan kurşunlar ile Türkiye'de patlayan bombalar aynı sinsi odakların oyunu. Türkiye'nin Güvenlik hattı Kerkük'ten başlar Musul'dan, Rakka'dan Halep'ten geçer, Bayırbucak'tan Akdeniz'e ulaşır. Bu coğrafyada Türkmenlerin korunması Türkiye'nin milli güvenliğinin garantisidir." diye konuştu.
TSK'nın dünyanın en caydırıcı ordulardan birisi olabilmesinin, savunma sanayisinin geliştirilmesine bağlı olduğunu ifade eden Ahrazoğlu, şöyle konuştu:
"Bu yolda atılacak adım önemlidir. Türkiye'nin yürütmekte olduğu silah sistemleri projeleri söylenen gibi yüzde yüz milli değildir. Birçok proje yabancı firmalardan alınan parçalarla yapılmaktadır. Bu projeleri yüzde 100 milli olarak yansıtmak kendimizi kandırmaktan öteye gitmeyecektir. Dışa bağımlı olduğumuz sürece Türkiye'nin yeni pazarlara açılması parçayı bize satan ülkelerin rızası olduğu sürece mümkündür."
MHP olarak savunma sanayinin tamamen bağımsız hale gelmesi taraftarı olduklarını vurgulayan Ahrazoğlu, "Lojistik ihtiyaçlar dışa bağımlı olmaktan kurtarılmalıdır. Ülke olarak bulunduğumuz jeopolitik konum bizim güçlü olmamızı zorunlu kılmaktadır. Ülkemizin bütünlüğü için verilen mücadelede Rabbim güvenlik güçlerimizi güçlü kılsın." dedi.
CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş, 15 yıllık AK Parti iktidarında katma değeri yüksek hiçbir yatırımı göremediklerini söyledi.
Almanya'nın bir otomotiv firmasının cirosunun Türkiye gelirinin dörtte birine tekabül ettiğinin öne süren Özdiş, "Biz mi onları kıskanacağız yoksa onlar mı bizi kıskanacak?" diye sordu.
Hükümet yetkililerinin söylemlerinden ülkenin iflasın eşiğine geldiğini anladıklarını iddia eden Özdiş, Anayasa değişiklik teklifini de eleştirerek şöyle konuştu:
"Bu Türkiye'nin geleceğini, anayasasını bir kişinin çıkarına göre şekillendirmeye kalkmaktır. Bu gaflettir, delalettir ve hatta hıyanettir. Sayın Cumhurbaşkanı kendinize yönelik bu tek adam sistemini getirmek için seçim sandığında daha çok oy kazanmak uğruna toplumu kutuplaştırmaya, keskin cephelere ayırmaya devam ederseniz, dünya tarihi göstermiştir ki ülke olarak varacağımız yer gözyaşı, kan yani cehennem çukuru olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı kişisel hırsınız için iç savaşı göze almış bir lider görüntüsü veriyorsunuz. Bu inadınızın başka bir tarifi yok. Öteleyen, parçalayan, bölen başka ikinci bir isim yok bu ülkede."
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'ın uyarıları üzerine Özdiş, "Sayın Başkan, bilerek bu sözleri konuşuyorum, ısrar ediyorum. Türkiye'nin yararına olan her şey Sayın Cumhurbaşkanının aleyhine, Sayın Cumhurbaşkanının işine gelen her şey ise ülkenin aleyhinedir maalesef. Gezi direnişi sırasında sokağa çıkanlar için çapulcu diyenler kendi çıkarları söz konusu olduğunda halkı sokağa davet etmekte sakınca görmüyorlar. Gezi eylemlerinin ne kadar doğru bir hak arama yöntemi olduğu, FETÖ darbesinden sonra ortaya çıkmıştır. Sizin bu garabet, ucube rejim değişikliğiyle ülkemizi karanlığa sürükleme hesabınıza sonuna kadar karşı çıkacağız, sizin tabirinizle 'çapulculuğa' devam edeceğiz. Sadakati değil, liyakati esas alın. Kişisel geleceğinizi değil, ülkemizin geleceğini düşünün. Rejim değişikliği inadınızdan vazgeçin ki çocuklarımıza el birliğiyle yaşanacak bir Türkiye bırakalım." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, vatanseverliğin çapulculuk olmadığını söyledi.
"Vatanseverlik her türlü tehdide karşı kefenini giyerek meydanlara çıkmakla olur" diyen Aydın, "Sayın Cumhurbaşkanı bölen değil, birleştirendir. Hoşunuza gitmeyebilir ama bu milletin yüzde 52'sinin oyuyla iş başına gelmiş bir Cumhurbaşkanına azami saygıyı göstermek zorundasınız. Bu kadar hakareti bu millette hak etmiyor, sayın Cumhurbaşkanı da hak etmiyor." dedi.
Aydın, eleştirinin serbest olduğunu, bunun saygıyla karşılanabileceğini ancak ağır eleştiriyi de aşan bu tür ithamları kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.
Devletin birliğini temsil edenin Cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayan Aydın, "Ona karşı ifadelerinize lütfen dikkat edin. Hakaret etmeyin, buna müsade etmem." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Özdiş'in açıklamalarının hakaret olmadığını, söylemlerinin hiçbirinde hakaretin yer almadığını belirtti.
Gök, Özdiş'in açıklamalarının eleştiri mahiyetinde olduğunu savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise kimsenin aynasına ihtiyaçlarının olmadığını ifade etti.
Burada rejim değişikliği diye birşeyin olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin baki kalacağının altın çizen Muş, şöyle konuştu:
"Burada hükümet etme sistemi tartışılıyor. Milletin iradesinden neden çekiniyorsunuz. Millete sorarız, hangi kararı veriyorsa başımızın üstüne koyarız. Cumhuriyet sizin tekelinizde değildir. Cumhuriyet 80 milyon yurttaşın ortak değeridir. Sayın Cumhurbaşkanı yüzde 52 ile seçilmiş ve devleti temsil etmektedir. Tutanakları ortaya koyacağız ve bir milletvekili olarak hukuki anlamda da ne gerekiyorsa yapacağız. Böyle birşey kabul edilebilir değildir. Bu millet, rejimin ne olduğunu bilmiyor mu? Ortaya atılan iddiaların tamamını da reddediyoruz."
AK Parti Ordu Milletvekili Oktay Çanak da Türkiye'nin yaklaşık 10 yıldan beri savunma sanayinde önemli atılımlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Bu durumun da dış güçlerin hiçbir şekilde işine gelmediğini belirten Çanak, şunları kaydetti:
"Yabancı ülkeleri anlıyoruz, düşmanlarımızı da anlıyoruz. Onlar Sayın Cumhurbaşkanımızı sevmeyebilir ama bu sıralarda oturan insanların düşmanca, bu kadar öfkeli bir şekilde, bu sözlerle Cumhurbaşkanımızı yermesi kesinlikle hakkaniyetli bir durum değildir. Evet Cumhurbaşkanımız taraftır. Cumhurbaşkanımız her zaman milletinin yanında, milletten taraftır. Halep'teki kardeşlerimiz gibi, dünyanın neresinde olursa olsun Cumhurbaşkanımız gibi destek vermeye devam edeceğiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
