2021-06-16 - 13:57
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, "Aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi, kadın istismarının önlenmesi, küçük yaşlardan itibaren çocuk ve gençlerde farkındalık sağlanması, cinsiyet temelli ayrımcılıkla ve kadınlara yönelik baskılarla mücadele edilmesi kapsamında Üst Kurul tarafından 2011 yılından itibaren bin 842 müeyyide uygulanmıştır." dedi.
Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplandı.
RTÜK Başkanı Şahin, "Medyada Yer Alan Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet İçerikleriyle Mücadelede RTÜK'ün Rolü" başlıklı sunum yaptı.
RTÜK'ün yapısı ve faaliyetlerine ilişkin komisyona bilgi veren Şahin, RTÜK'ün, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevinin bulunduğunu belirtti.
RTÜK'ün, programları, yayımlandıktan sonra ilgili kanun hükümlerine uygunluk açısından denetlediğini anımsatan Şahin, "Kamuoyunun hassasiyetleriyle ilgili olarak yayıncılarımızın ihlal yapmalarını önlemek amacıyla zaman zaman kamuya açık şekilde uyarılarımız ve içten dileklerimiz bulunmuştur. Bunlar zaman zaman eleştirilmiştir; bu, benden önce de olmuştur. Bu uyarıları asla ve asla bir sopa göstererek değil her daim onları doğru yönlendirme amaçlı uyarı olarak gördük ve görmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Denetim faaliyetleri kapsamında, topluma yönelik zararlı yayınlar için Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'daki yayın hizmeti ilkelerinin ihlali nedeniyle müeyyide uygulandığını aktaran Şahin, "Aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi, kadın istismarının önlenmesi, küçük yaşlardan itibaren çocuk ve gençlerde farkındalık sağlanması, cinsiyet temelli ayrımcılıkla ve kadınlara yönelik baskılarla mücadele edilmesi kapsamında Üst Kurul tarafından 2011 yılından itibaren bin 842 müeyyide uygulanmıştır." açıklamasında bulundu.
Şahin, 18 Nisan 2018 tarihinde, medya hizmet sağlayıcılarının üst düzey yetkilileriyle yapılan toplantıda, yayınlarda "Kadını istismar eden içeriklere yer vermeme" ibaresinin de yer aldığı etik ilkelere hassasiyet gösterilmesi hususunda mutabakata varıldığını anımsatarak, 20 maddeden oluşan medya etik ilkelerini, yayın kuruluşları ile bu konudaki dernek ve meslek birliklerinin imzaladığını bildirdi.
Ebubekir Şahin, toplumsal şiddet, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı konularıyla mücadele için topyekun bir çalışma gerektiğini de sözlerine ekledi.
Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan, komisyonda, "AA'nın Kadına Şiddet Olaylarında Haber Politikası" başlıklı sunum yaptı.
Özhan, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün Azerbaycan programı dolayısıyla komisyon toplantısına katılamadığını söyleyerek konuşmasına başladı.
AA'yı, "14 dilde yayın yapan, dünyanın 40 farklı noktasında temsilciliği bulunan bir basın ağı ve ordusu" olarak tanımlayan Özhan, AA'nın yayıncılıkla ayrışan noktasının, haberin kaynağındaki mesuliyeti ve sorumluluklarını yerine getirme hedefi olduğunu belirtti.
Özhan, AA'nın 6 Nisan 1920'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Kurtuluş Mücadelesi sırasında Anadolu'nun sesini dünyaya iletmek amacıyla kurulduğunu hatırlattı. AA haberlerinin, köklü kurumsal kültürün ürünü olarak abonelerine ulaştırıldığını vurgulayan Özhan, "Ajansımız, hukukun üstünlüğünü, gazeteciliğin evrensel ilkelerini ve kurumsal kültürünü özellikle benimser; haberlerinde, kişilerin hak ve özgürlüklerini, milli ve manevi değerleri bilhassa gözetir." dedi.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde özellikle ajansların; hız, kesinlik, kabiliyet bakımından gerçekleştirmek istediği, bunu ilkeler etrafında toparlamak gibi bir sorumluluğunun olduğunu aktaran Özhan, sosyal medya vasıtasıyla bu konuda bireylere kadar yansıyan bir sorumluluk alanının da oluştuğuna işaret etti. Özhan, "Habercilik ilkelerimiz ve Ajansımızda benimsediğimiz kadına yönelik şiddetin haber olarak nasıl kurgulanması noktasında yürüttüğümüz süreçlerin, bireysel anlamda sosyal medya platformlarındaki kullanıcılarda her zaman aynı şekilde işlenmesi çok mümkün olmuyor. Bunun da getirdiği, özellikle şiddetin adeta 'seyirlik' bir meta haline gelmesi ve geniş kavramıyla medyadaki şiddet haberlerinin sunumunun da aslında sorunun bir tarafı haline gelmeye başladığını görüyoruz." dedi.
Şiddet dilinden arınmış bir medyanın oluşması için hukuki ve etik çerçeveye riayet edilmesinin önemini dile getiren Özhan, şunları söyledi:
"Ajansımızda, mesleğe yeni başlayan arkadaşlarımızdan da başlayarak kıdem kazanan bütün gazetecilerimizle hukuki ve etik çerçevenin içselleştirilmesi maksadıyla hem mesleki hem de hizmet içi eğitimlerle bunun öneminin altını özellikle çizmeye gayret ediyoruz. Diğer taraftan şiddet dilinden arınmış bir medyanın oluşturulması için de özellikle tarafların kişiliklerinden soyutlanan nesnel dil kullanımının benimsenmesi, şiddet haberlerinin toplumsal boyutunun da asla es geçilmemesini önemli görüyoruz. 'Şiddetin detayları' diye değil, yargı sürecine odaklanılarak bunun farkındalığının oluşturulması ve yargı sonucunun bilhassa caydırıcılık ve ceza noktasındaki tarafının da özel olarak takibini yapıyoruz. Toplumu bilinçlendirecek, şiddeti önleme bilincini besleyecek içeriklerin çoğaltılmasının yine tamamlayıcı olduğuna dikkat ediyoruz."
Özhan, kadına şiddet haberlerinde geleneksel sorunları, mağdurun olumsuz davranışlarını vurgulayıp suçu meşrulaştırmak, şiddet görselinin açık şekilde yayınlanması, ayrımcı dil kullanımı, suçun değil hikayenin vurgulanması, suçu örten detayların öne çıkarılması ile şiddetin görsel imgelere indirgenmesi olarak sıraladı.
AA'nın kadına şiddet haberleriyle ilgili ilkelerini anlatan Özhan, "Anadolu Ajansında, suçun önlenmesine, kamu düzeninin korunmasına, mağdurun hakkını almasına ve suçlunun cezalandırılmasına engel olacak yayınlardan her şekilde kaçınılır." diye konuştu.
Özhan, bu kapsamda AA'nın haberlerinde, habere konu olan olayın en yalın şekilde aktarılması, yetkililerce doğrulanmamış bilgilere; cinsiyet, ırk, yaşam şekli gibi detaylara yer verilmemesi, mağdur ve yakınlarını rencide edecek ifadelerden kaçınılması, mağdurun özel hayatı ve kişisel bilgilerinin gizliliğine dikkat edilmesi, yargı sürecini etkileyecek, teyit edilmemiş bilgilerin aktarılmaması, şüphelinin bakış açısını yansıtan, şüpheliyi koruyan ya da haklı çıkaran dilden uzak durulması, masumiyet karinesine uygun davranılması, toplumda panik, korku ve yılgınlık oluşturacak şiddet görseli ve bilgilere yer verilmemesi ilkelerine uyulduğunu bildirdi.
Özhan, AA'nın kadına şiddet konusundaki örnek haberleri ve kullandığı görselleri milletvekilleriyle paylaştı.
AA haberlerinin, olayı anlatacak şekilde kurgulandığını ve yalın bir dille aktarıldığını anlatan Özhan, "Şiddet algısını hafifletecek detaylara yer verilmez. Kadının nesneleştiren edilgen yüklemler yerine, suçu ve suçluyu vurgulayan etken dil kullanılır. Olayın ilk haberlerinde şüphelinin kimliği açık verilmez. Suçun cezasız kalmadığı haberde vurgulanır. Haberde mağdur ile yakınlarını rencide edecek detaylar kullanılmaz. Zanlının suçunu örtmeye ya da kendisini haklı çıkarmaya yönelik ifadelerine yer verilmez." bilgisini paylaştı.
AA'nın kadına şiddet konusundaki haberlerinde kullandığı görsellerden örneklere değinen Özhan, şunları kaydetti:
"Kadına şiddet olaylarına ilişkin haberlerde mağdurun kişisel bilgilerinin gizli tutulması esastır. Rızası olmadıkça görsellerde mağdurun yüzü mozaiklenir. Şiddetin sonuçlarını vurgulamak amacıyla görsellerde mağdurun yüzü rızası alınmak kaydıyla verilebilir. Şiddet içeren olayların görsellerinde kan, ceset ve bütünlüğü bozulmuş bedenin yakın plan çekimleri kullanılmaz. Ölen ya da yaralanan kişiyle yakınlarını rencide edecek yayın yapılmaz."
Komisyon Başkanı Çalık, AA'nın bir dünya markası olduğunu dile getirerek "Türkiye'nin önemli markalarından biri Türk Hava Yolları diğeri de Anadolu Ajansı diye düşünüyorum. Kadına yönelik şiddet haberlerinizdeki hassasiyetinizi gördük, teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplanan Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
RTÜK'teki mevzuatın ihtiyaca göre güncellendiğini, şu anda mevzuatta bir eksikliğin bulunmadığını belirten Şahin, mevzuatın uygulanmasındaki eksiklilerinin giderilmesine ilişkin çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Sosyal medyanın BTK?nin yetki alanında olduğunu dile getiren Şahin, "Fakat biz RTÜK olarak bu bizim yetki alanımızda değil, bakmıyoruz demiyoruz, bize gelen her türlü şikayet, müracaat veya bu tür serzenişleri takip ediyoruz, ilgililere gönderiyoruz, sonuçlarını alıncaya kadar da arkadaşlarımızla takip ediyoruz." diye konuştu.
İnternet medyasıyla ilgili düzenleme faaliyetleri yürüttüklerini belirten Şahin, internet medyasının denetim faaliyetlerinin RTÜK'ün elinde olduğunu belirtti.
Şahin, "Özellikle internet üzerinden yapılan film, haber, dizi yayınları; kişisel yayınların ötesindeki tüm yayınlar RTÜK?ün yetki alanındadır. Bunlarla ilgili olarak da çalışmalarımız ağır aksak değil, hızlı bir şekilde devam etmektedir." dedi.
Sabah kuşağı programlarına ilişkin milletvekillerinin dile getirdiği serzenişlere katıldığını söyleyen Şahin, "Bu konuda bize gelen şikayetler çok ciddi oranda artmakta. Bu şikayetler üzerine biz de önlemlerimizi alıyoruz. En fazla şikayet alınan programların başında diziler, haber programları ve sabah kuşağı programları gelmekte. Ama maalesef en fazla izlenenler de bu programlar. Bu kadar çok izleniyor diye reytinge kurban edilecek mi? Hayır, tabii ki edilmeyecek. Her şey reyting değildir, her şey izlenmek değildir, bunun bilincindeyiz. Bununla ilgili bir çalışma başlattık. Bu programların daha düzenli hale gelmesi, bu saatlerin daha iyi, daha verimli değerlendirilmesi adına çalışmalarımız devam ediyor."
Verilen cezaların yeterli olduğunu, para cezalarının çok da az olmadığını belirten Şahin, şunları kaydetti:
"Sistemimiz şöyle; uyarı, para cezası, yayın durdurma ve lisans iptali. Bunların birini uygulamadan diğerine geçme yasal anlamda mümkün değil. Kanalları ciddi şekilde etkileyen para cezaları veriliyor. Yüzde 1 ila yüzde 5 arasında. Bir önceki aya ait reklam gelirinin yüzde 5?ine kadar da verebiliyoruz ki zaman zaman da veriyoruz. Para cezaları gerçekten etkili. 'Bu kadar çok ceza verildi hala daha neden kadına yönelik şiddetle ilgili, çocuk istismarıyla ilgili olarak birtakım yanlışlar yapılmakta, cezai müeyyide uygulanmıyor.' diye sorarsanız, bunun sebebi aslında cezaların yetersizliği değil, bunun sebebi anlayışla ilgili bir problem var."
Dizilerin gücüne inandığını söyleyen Şahin, "Tabii ki dizilerle ilgili olarak her türlü önlemimizi alacağız, özellikle kadına yönelik şiddete asla müsamaha gösteremeyeceğiz. Kadına yönelik şiddetin bir gerekçesi olamaz." şeklinde konuştu.
Komisyonda, Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü Celal Korkut, İhlas Haber Ajansı Ankara Haber Müdürü Beyazıt Cebeci, ANKA Haber Ajansı Haber Editörü Sinan Tartanoğlu da sunum yaparak milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon toplantısının ikinci oturumunda ise meslek birlikleri, cemiyet ve derneklerin temsilcileri söz aldı.
RTÜK Başkanı Şahin, "Medyada Yer Alan Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet İçerikleriyle Mücadelede RTÜK'ün Rolü" başlıklı sunum yaptı.
RTÜK'ün yapısı ve faaliyetlerine ilişkin komisyona bilgi veren Şahin, RTÜK'ün, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevinin bulunduğunu belirtti.
RTÜK'ün, programları, yayımlandıktan sonra ilgili kanun hükümlerine uygunluk açısından denetlediğini anımsatan Şahin, "Kamuoyunun hassasiyetleriyle ilgili olarak yayıncılarımızın ihlal yapmalarını önlemek amacıyla zaman zaman kamuya açık şekilde uyarılarımız ve içten dileklerimiz bulunmuştur. Bunlar zaman zaman eleştirilmiştir; bu, benden önce de olmuştur. Bu uyarıları asla ve asla bir sopa göstererek değil her daim onları doğru yönlendirme amaçlı uyarı olarak gördük ve görmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Denetim faaliyetleri kapsamında, topluma yönelik zararlı yayınlar için Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'daki yayın hizmeti ilkelerinin ihlali nedeniyle müeyyide uygulandığını aktaran Şahin, "Aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi, kadın istismarının önlenmesi, küçük yaşlardan itibaren çocuk ve gençlerde farkındalık sağlanması, cinsiyet temelli ayrımcılıkla ve kadınlara yönelik baskılarla mücadele edilmesi kapsamında Üst Kurul tarafından 2011 yılından itibaren bin 842 müeyyide uygulanmıştır." açıklamasında bulundu.
Şahin, 18 Nisan 2018 tarihinde, medya hizmet sağlayıcılarının üst düzey yetkilileriyle yapılan toplantıda, yayınlarda "Kadını istismar eden içeriklere yer vermeme" ibaresinin de yer aldığı etik ilkelere hassasiyet gösterilmesi hususunda mutabakata varıldığını anımsatarak, 20 maddeden oluşan medya etik ilkelerini, yayın kuruluşları ile bu konudaki dernek ve meslek birliklerinin imzaladığını bildirdi.
Ebubekir Şahin, toplumsal şiddet, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı konularıyla mücadele için topyekun bir çalışma gerektiğini de sözlerine ekledi.
Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan, komisyonda, "AA'nın Kadına Şiddet Olaylarında Haber Politikası" başlıklı sunum yaptı.
Özhan, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün Azerbaycan programı dolayısıyla komisyon toplantısına katılamadığını söyleyerek konuşmasına başladı.
AA'yı, "14 dilde yayın yapan, dünyanın 40 farklı noktasında temsilciliği bulunan bir basın ağı ve ordusu" olarak tanımlayan Özhan, AA'nın yayıncılıkla ayrışan noktasının, haberin kaynağındaki mesuliyeti ve sorumluluklarını yerine getirme hedefi olduğunu belirtti.
Özhan, AA'nın 6 Nisan 1920'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Kurtuluş Mücadelesi sırasında Anadolu'nun sesini dünyaya iletmek amacıyla kurulduğunu hatırlattı. AA haberlerinin, köklü kurumsal kültürün ürünü olarak abonelerine ulaştırıldığını vurgulayan Özhan, "Ajansımız, hukukun üstünlüğünü, gazeteciliğin evrensel ilkelerini ve kurumsal kültürünü özellikle benimser; haberlerinde, kişilerin hak ve özgürlüklerini, milli ve manevi değerleri bilhassa gözetir." dedi.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde özellikle ajansların; hız, kesinlik, kabiliyet bakımından gerçekleştirmek istediği, bunu ilkeler etrafında toparlamak gibi bir sorumluluğunun olduğunu aktaran Özhan, sosyal medya vasıtasıyla bu konuda bireylere kadar yansıyan bir sorumluluk alanının da oluştuğuna işaret etti. Özhan, "Habercilik ilkelerimiz ve Ajansımızda benimsediğimiz kadına yönelik şiddetin haber olarak nasıl kurgulanması noktasında yürüttüğümüz süreçlerin, bireysel anlamda sosyal medya platformlarındaki kullanıcılarda her zaman aynı şekilde işlenmesi çok mümkün olmuyor. Bunun da getirdiği, özellikle şiddetin adeta 'seyirlik' bir meta haline gelmesi ve geniş kavramıyla medyadaki şiddet haberlerinin sunumunun da aslında sorunun bir tarafı haline gelmeye başladığını görüyoruz." dedi.
Şiddet dilinden arınmış bir medyanın oluşması için hukuki ve etik çerçeveye riayet edilmesinin önemini dile getiren Özhan, şunları söyledi:
"Ajansımızda, mesleğe yeni başlayan arkadaşlarımızdan da başlayarak kıdem kazanan bütün gazetecilerimizle hukuki ve etik çerçevenin içselleştirilmesi maksadıyla hem mesleki hem de hizmet içi eğitimlerle bunun öneminin altını özellikle çizmeye gayret ediyoruz. Diğer taraftan şiddet dilinden arınmış bir medyanın oluşturulması için de özellikle tarafların kişiliklerinden soyutlanan nesnel dil kullanımının benimsenmesi, şiddet haberlerinin toplumsal boyutunun da asla es geçilmemesini önemli görüyoruz. 'Şiddetin detayları' diye değil, yargı sürecine odaklanılarak bunun farkındalığının oluşturulması ve yargı sonucunun bilhassa caydırıcılık ve ceza noktasındaki tarafının da özel olarak takibini yapıyoruz. Toplumu bilinçlendirecek, şiddeti önleme bilincini besleyecek içeriklerin çoğaltılmasının yine tamamlayıcı olduğuna dikkat ediyoruz."
Özhan, kadına şiddet haberlerinde geleneksel sorunları, mağdurun olumsuz davranışlarını vurgulayıp suçu meşrulaştırmak, şiddet görselinin açık şekilde yayınlanması, ayrımcı dil kullanımı, suçun değil hikayenin vurgulanması, suçu örten detayların öne çıkarılması ile şiddetin görsel imgelere indirgenmesi olarak sıraladı.
AA'nın kadına şiddet haberleriyle ilgili ilkelerini anlatan Özhan, "Anadolu Ajansında, suçun önlenmesine, kamu düzeninin korunmasına, mağdurun hakkını almasına ve suçlunun cezalandırılmasına engel olacak yayınlardan her şekilde kaçınılır." diye konuştu.
Özhan, bu kapsamda AA'nın haberlerinde, habere konu olan olayın en yalın şekilde aktarılması, yetkililerce doğrulanmamış bilgilere; cinsiyet, ırk, yaşam şekli gibi detaylara yer verilmemesi, mağdur ve yakınlarını rencide edecek ifadelerden kaçınılması, mağdurun özel hayatı ve kişisel bilgilerinin gizliliğine dikkat edilmesi, yargı sürecini etkileyecek, teyit edilmemiş bilgilerin aktarılmaması, şüphelinin bakış açısını yansıtan, şüpheliyi koruyan ya da haklı çıkaran dilden uzak durulması, masumiyet karinesine uygun davranılması, toplumda panik, korku ve yılgınlık oluşturacak şiddet görseli ve bilgilere yer verilmemesi ilkelerine uyulduğunu bildirdi.
Özhan, AA'nın kadına şiddet konusundaki örnek haberleri ve kullandığı görselleri milletvekilleriyle paylaştı.
AA haberlerinin, olayı anlatacak şekilde kurgulandığını ve yalın bir dille aktarıldığını anlatan Özhan, "Şiddet algısını hafifletecek detaylara yer verilmez. Kadının nesneleştiren edilgen yüklemler yerine, suçu ve suçluyu vurgulayan etken dil kullanılır. Olayın ilk haberlerinde şüphelinin kimliği açık verilmez. Suçun cezasız kalmadığı haberde vurgulanır. Haberde mağdur ile yakınlarını rencide edecek detaylar kullanılmaz. Zanlının suçunu örtmeye ya da kendisini haklı çıkarmaya yönelik ifadelerine yer verilmez." bilgisini paylaştı.
AA'nın kadına şiddet konusundaki haberlerinde kullandığı görsellerden örneklere değinen Özhan, şunları kaydetti:
"Kadına şiddet olaylarına ilişkin haberlerde mağdurun kişisel bilgilerinin gizli tutulması esastır. Rızası olmadıkça görsellerde mağdurun yüzü mozaiklenir. Şiddetin sonuçlarını vurgulamak amacıyla görsellerde mağdurun yüzü rızası alınmak kaydıyla verilebilir. Şiddet içeren olayların görsellerinde kan, ceset ve bütünlüğü bozulmuş bedenin yakın plan çekimleri kullanılmaz. Ölen ya da yaralanan kişiyle yakınlarını rencide edecek yayın yapılmaz."
Komisyon Başkanı Çalık, AA'nın bir dünya markası olduğunu dile getirerek "Türkiye'nin önemli markalarından biri Türk Hava Yolları diğeri de Anadolu Ajansı diye düşünüyorum. Kadına yönelik şiddet haberlerinizdeki hassasiyetinizi gördük, teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplanan Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
RTÜK'teki mevzuatın ihtiyaca göre güncellendiğini, şu anda mevzuatta bir eksikliğin bulunmadığını belirten Şahin, mevzuatın uygulanmasındaki eksiklilerinin giderilmesine ilişkin çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Sosyal medyanın BTK?nin yetki alanında olduğunu dile getiren Şahin, "Fakat biz RTÜK olarak bu bizim yetki alanımızda değil, bakmıyoruz demiyoruz, bize gelen her türlü şikayet, müracaat veya bu tür serzenişleri takip ediyoruz, ilgililere gönderiyoruz, sonuçlarını alıncaya kadar da arkadaşlarımızla takip ediyoruz." diye konuştu.
İnternet medyasıyla ilgili düzenleme faaliyetleri yürüttüklerini belirten Şahin, internet medyasının denetim faaliyetlerinin RTÜK'ün elinde olduğunu belirtti.
Şahin, "Özellikle internet üzerinden yapılan film, haber, dizi yayınları; kişisel yayınların ötesindeki tüm yayınlar RTÜK?ün yetki alanındadır. Bunlarla ilgili olarak da çalışmalarımız ağır aksak değil, hızlı bir şekilde devam etmektedir." dedi.
Sabah kuşağı programlarına ilişkin milletvekillerinin dile getirdiği serzenişlere katıldığını söyleyen Şahin, "Bu konuda bize gelen şikayetler çok ciddi oranda artmakta. Bu şikayetler üzerine biz de önlemlerimizi alıyoruz. En fazla şikayet alınan programların başında diziler, haber programları ve sabah kuşağı programları gelmekte. Ama maalesef en fazla izlenenler de bu programlar. Bu kadar çok izleniyor diye reytinge kurban edilecek mi? Hayır, tabii ki edilmeyecek. Her şey reyting değildir, her şey izlenmek değildir, bunun bilincindeyiz. Bununla ilgili bir çalışma başlattık. Bu programların daha düzenli hale gelmesi, bu saatlerin daha iyi, daha verimli değerlendirilmesi adına çalışmalarımız devam ediyor."
Verilen cezaların yeterli olduğunu, para cezalarının çok da az olmadığını belirten Şahin, şunları kaydetti:
"Sistemimiz şöyle; uyarı, para cezası, yayın durdurma ve lisans iptali. Bunların birini uygulamadan diğerine geçme yasal anlamda mümkün değil. Kanalları ciddi şekilde etkileyen para cezaları veriliyor. Yüzde 1 ila yüzde 5 arasında. Bir önceki aya ait reklam gelirinin yüzde 5?ine kadar da verebiliyoruz ki zaman zaman da veriyoruz. Para cezaları gerçekten etkili. 'Bu kadar çok ceza verildi hala daha neden kadına yönelik şiddetle ilgili, çocuk istismarıyla ilgili olarak birtakım yanlışlar yapılmakta, cezai müeyyide uygulanmıyor.' diye sorarsanız, bunun sebebi aslında cezaların yetersizliği değil, bunun sebebi anlayışla ilgili bir problem var."
Dizilerin gücüne inandığını söyleyen Şahin, "Tabii ki dizilerle ilgili olarak her türlü önlemimizi alacağız, özellikle kadına yönelik şiddete asla müsamaha gösteremeyeceğiz. Kadına yönelik şiddetin bir gerekçesi olamaz." şeklinde konuştu.
Komisyonda, Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü Celal Korkut, İhlas Haber Ajansı Ankara Haber Müdürü Beyazıt Cebeci, ANKA Haber Ajansı Haber Editörü Sinan Tartanoğlu da sunum yaparak milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon toplantısının ikinci oturumunda ise meslek birlikleri, cemiyet ve derneklerin temsilcileri söz aldı.
