2016-11-29 - 17:32
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde yer alan 28 ila 50. maddeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü" nedeniyle yaptığı konuşmada, kadına şiddet konusunun her gün üzerinde düşünülmesi ve nasıl çözüleceğinin ele alınması gereken bir konu olduğunu belirterek, bunun günümüzün en can alıcı sorunlarından biri olma niteliği taşıdığını vurguladı.

Sadece yasaları çıkarmakla yetinilmemesi gerektiğini aktaran Benli, bu sorunla mücadele için milletvekillerine çağrıda bulundu.

CHP Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu ise Olağanüstü hal (OHAL) uygulamalarının ülke demokrasisine etkileri konusundaki konuşmasında, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin sonrasında birtakım hukuksuz uygulamaların gözlendiğini savunarak, "Bu yapılanların hesabını hiçbir yerde veremezsiniz." diye konuştu.

HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan, Mardin'deki "İnsan Hakkı İhlalleri" konulu konuşmasında, HDP'lilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara değinerek, "Onur ve bir halkın iradesi dört duvar arasına sığdırılamaz." ifadesini kullandı.

AK Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara'nın, "15 Temmuz kalkışması Cumhurbaşkanının bilgisi dahilinde yapılmıştır" şeklindeki sözlerinin, "Deli saçması olduğunu" ve bunu kınadığını belirterek, "Bunu, ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmek imkansızdır." dedi.

Kara'nın hayal aleminde yaşadığını ve kendi ürettiği, dayanağı olmayan suçlamalarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan söylemlerde bulunduğunu aktaran Enç, "Kendisini kınamakla kalmıyor en kısa zamanda psikologlardan ve psikiyatrlardan, akıl sağlığı için destek almasını istiyorum." ifadesini kullandı.

Sataşma gerekçesiyle söz alan Kara ise "Bir kere arkadaşımızın sözlerini iade ediyorum. Bir beyin cerrahı olarak, sağlık sorunu varsa, ona da yardımcı oluruz." dedi.

Gökcen Özdoğan Enç'e "Kendi akrabanız, enişteniz Fetullahçı Niagara Vakfı'nın yöneticisi midir?" sorusunu yönelten Kara, "Kim besliyor seni? Maaş aldığınız yetmedi mi? Fetullahçı terör örgütlerine verdiğiniz 150 milyon dolar, himmet parası nerede? Cevabını verin." diye konuştu.

Sataşma gerekçesiyle yeniden söz alan Enç de "Bizimle ilgili söylemiş olduğu şeyleri ben kendisine iade etmiyorum. Kendilerinin ne olduğunu zaten bütün Antalya biliyor. Eniştemle ilgili yapmış olduğunuz iftirayı kesinlikle kabul etmiyorum. Bugüne kadar alnımın akıyla FETÖ'nün uşağı olmadan siyaset yaptım ben burada. İspat edin, milletvekilliğinden istifa edeceğim. İspat edemezseniz siz ne yapacaksınız? Kafanıza huni takıp, Antalya sokaklarında dolaşacak mısınız?" ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirterek, şehit olan güvenlik güçlerine Allah'tan rahmet diledi.

Barajlardaki doluluk oranlarının ise kritik düzeye geldiğini anlatan Akçay, su yönetimindeki çok başlılığın bazı sorunlara neden olduğunu ileri sürdü.

HDP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Tahir Elçi cinayetinin her zaman takipçisi olacaklarını belirtti.

Kerestecioğlu, tutuklu olan HDP eş başkanları ve partililerinin tahliye edilmelerini beklediklerini kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Fidel Castro'nun ölümünün Türkiye'de de derin üzüntüye sebep olduğunu belirterek, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü kendisine örnek alan ve fikirleriyle, düşünceleriyle yaşamaya devam edecek olan Fidel Castro'yu rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz." dedi.

HDP'lilerin tutuklanmalarına da değinen Altay, milletvekillerinin, yargılanmak kaydıyla suçu sabitleninceye kadar parlamento faaliyetlerine devam etmelerinin demokrasinin olmazsa olmaz niteliklerinden biri olduğunu ifade etti.

Şehit haberlerinin gelmesinin de kendilerini üzdüğünü belirten Atalay, Hükümet'in, Fırat Kalkanı Harekatı hakkında TBMM Genel Kurulu'nu bilgilendirmesini beklediklerini kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da şehitlere rahmet dileğinde bulunarak, "Ülkelerinde teröristlerin rahatça faaliyet göstermesine izin verenler, terör örgütünün irtibat büroları, temsilcilikler ve şirketler kurmasına müsaade eden Avrupalı ülkeler bu terör suçuna ortaktır." dedi.

Mehmet Muş, şöyle devam etti:

"Terör örgütü PKK'yı adeta bağrına basan, terör elebaşlarını Türkiye'ye teslim etmeyen Avrupalı ülkeler terörizme verdikleri bu desteği tarihlerine kara bir leke olarak kaydetmektedirler. Bu Avrupa için bir utanç vesikasıdır. Bir yandan 'özgürlükler, demokrasi, Kopenhag kriterleri' diyeceksin, öte yandan canlı bomba eylemleri yapan, çocukları katleden alçak terör örgütüne sahip çıkacaksın. Bir yandan 'insan hakları' diyeceksin, 'temel hak ve hürriyetler' diyeceksin, öte yandan eli kanlı teröriste mermi taşıyan, bomba taşıyan terör mekanizmasını himaye edeceksin. Bu nasıl bir iki yüzlülüktür? 'Senin teröristin iyi, benim teröristim kötü' anlayışıyla 'DAEŞ'le mücadele edelim ama PKK'yı besleyelim' diyenler terörizmden çıkar elde eden menfaat şebekeleridir. Brüksel'de katliam yapana 'terörist', Ankara'da terör eylemi yapana 'özgürlük savaşçısı' nitelendirmesi yapanlar, vicdan, insaf ve insanlıktan nasibini almamışlardır."

Avrupa Parlamentosu'nun, Türkiye kararına da değinen Muş, "Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'ye yönelik aldığı son garabet karar ve terörizme sahip çıkan bu anlayış göstermektedir ki Türkiye, Avrupa Birliği'nden değil, Avrupa Birliği kendi değerlerinden ve ilkelerinden uzaklaşmakta ve terörizme kucak açmaktadır." diye konuştu.

Terörü himaye eden AB'ye, Kopenhag Kriterleri'ni ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni hatırlattıklarını aktaran Muş, şunları söyledi:

"Avrupa'nın teröre desteği ve bu düşmanca tutumları ortada iken kimse bize 'Sessiz kalın ve bunları yutkunun' diyemez. Zira, Türkiye'nin güvenliği, milli menfaatleri ve izzeti her şeyin üzerindedir. Son olarak Avrupa Birliğine şunu söylüyoruz: Sakın ha, böyle bir yanlışın içerisine girmeyin ve Türk milletini karşınıza almayın. Zira, bu millet dostlarına karşı ne kadar müşfik ise düşmanlarına karşı da o kadar gazaplıdır."

Milletvekillerinin yerinin parlamento olduğuna işaret eden Muş, "Yasama faaliyeti için seçilirler ama milletvekili teröriste destek veremez, milletvekili teröriste lojistik sağlayamaz, milletvekili teröriste, terörizme propaganda yapamaz. Eğer bir milletvekili bunu yaparsa, o ülkede hukuk ve kanunlar vardır. Hukuk ve kanunlara göre hareket edilir." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Taha Özhan'ın bir derneğin Tokyo'daki konferansına katılmasına yönelik başkanlık tezkeresinin oylamasından önce usul tartışması açıldı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM'nin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da yer alan dostluk grupları hariç, TBMM'yi temsil edecek üyelerin belirlenmesine yönelik hükmü okudu.

Bu konuda Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a iki kez şikayette bulunduklarını, ancak yanıt alamadıklarını ifade eden Altay, Kahraman'ın yetki gaspı yaptığını öne sürdü, usul tartışması talep etti.

Gezilere gidecek milletvekillerini parti gruplarının belirleyeceğini anlatan Altay, ancak Kahraman'ın, "Hayır, CHP'den kimi götüreceğime ben karar veririm." dediğini, kanunu yok saydığını savundu.

Kahraman'ın hasta olduğunu öğrendiğini, geçmiş olsun demek için telefon açtığını, ancak cevap verilmediğini belirten Altay, "Meclis Başkanı ya yoğun bakımda, yatakta; hasta olmadığı zaman da yurtdışında. Allah'tan acil şifa diliyorum. İki şey yapacağız, umarım bürokratları beni dinliyordur. Hiçbir CHP milletvekili, Meclis Başkanı ile geziye gitmeyecek. Meclis Başkanı nereye gidiyor? İsviçre'ye. İsviçre Meclis Başkanlığına yazı yazacağız, geziyle ilgili rahatsızlığımızı o gitmeden bildireceğiz. Meclis Başkanlığından gelen tezkerelerde, İçtüzüğün verdiği hakları kullanacağız. Meclis Başkanını kanunlara uymaya davet ediyoruz. Uymamakta direnirse hodri meydan." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, MHP Grubu olarak bundan 2-3 ay önce TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile görüştüklerini dile getirerek, gruplardan ziyaretlere katılacak milletvekillerinin grubun takdiriyle olması gerektiğini söylediklerini anlattı.

Akçay, Meclis Başkanı Kahraman'ın ayrıca gözettiği bir husus varsa, belli konu ve temaya yönelik bir seyahat ise yine gruptan da talep edilebileceğini ifade etti. Akçay, milletvekillerinin gruplardan habersiz emrivaki şeklinde seyahate dahil edilmesini de İsviçre Meclisine şikayeti de doğru bulmadığını söyledi. Akçay, "İyi niyetimizi sürdürüyoruz, aksi halde grup olarak karar verirsek, o seyahate milletvekili göndermeyebiliriz. Meclis Başkanı bunu da göz önünde bulundursun." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Altay'ın, Meclis Başkanı hakkında kullandığı ifadelerin doğru olmadığını kaydetti. Muş, insanların hasta olabileceğini, bunu kürsüden ifade edip polemik konusu yapmanın yakışmayacağını belirtti.

Muş, daha önce de yurtdışı gezilerin olduğunu ve bunların oylandığını anımsattı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, bugüne kadar yurtdışı heyetler belirlenirken, iktidar-muhalefet fark etmeksizin, her partiden milletvekilinin yer aldığını söyledi.

Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Pervin Buldan da Meclis Başkanı Kahraman ile bizzat görüşülmesinde yarar gördüğünü, Kahraman ile görüşeceğini kaydetti.

Tartışmanın ardından HDP'nin grup önerisinin görüşmesine geçildi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, Tahir Elçi cinayetinin, üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen aydınlanmadığını, avukatların dosyaya ulaşamadığını, fiili gizlilik kararı uygulandığını savundu. Baydemir, bir boyutuyla cinayetin gizlendiğini, canilerin toplum içinde yaşam bulmasına katkı sunulduğunu öne sürdü. Baydemir, Elçi cinayetinin müzakere, diyalog sürecinin, çatışma ve kaos sürecine girişinin işaret fişeği olduğunu söyledi.

Delillerin karartıldığını, her gün yeni bir delil yok edilirken, yeni deliller konulduğunu öne süren Baydemir, bunun önlenmesini istedi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, grup önerisi aleyhinde yaptığı konuşmada, demokrasiden, sivil siyasetten yana olan Elçi'nin öldürüldüğünü ifade etti.

Elçi'nin olayın meydana geldiği yerde olmasının nedenini soran Boynukara, Elçi'nin, PKK terörüne dikkat çekmek, Diyarbakır'ın tarihi, doğal değerlerini korumak için orada olduğunu belirtti.

Terör örgütlerinin doğasında ara renklerin olmadığına işaret eden Boynukara, terör örgütü PKK'nın da kendi tezlerine karşı çıkanları hedefine koyduğuna, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, PKK'nın hedefinde olan kitlenin az olmadığına dikkati çekti.

Boynukara, Elçi'nin öldürülmesinin, Musa Anter olayını hatırlattığını dile getirerek, Elçi'nin katledilmesi olayının gözdağı olduğunu, PKK'nın sıklıkla başvurduğu gözdağı stratejisinin bir ürünü olduğunu belirtti. Terör örgütünün, başarısızlığı ve yanlışlarının tartışılmasından korktuğunu, bunun özeleştiriye dönüştürüleceğini bildiğini, tek yol ve çıkışının öldürmek olduğunu vurgulayan Boynukara, PKK terör örgütünün bu stratejisini ortaya koyan onlarca örnek verebileceğini anlattı.

Terör örgütünün televizyon kanalında yorumcunun, olaydan kısa süre önceki sosyal medya paylaşımında, "PKK'ya tek laf söyleyenin yaşam hakkı olmadığını" belirttiğini kaydeden Boynukara, bunun bir tehdit olduğunu vurguladı.

Boynukara, Elçi'nin bu açıklamadan kısa bir süre önce, şehirlere inen yasadışı silahlı grupların ilçelerden ayrılmasını ve hendeklerin kapatılmasını söylediğini anımsattı. Elçi'nin bu açıklamadan dolayı hedef olduğunu dile getiren Boynukara, "Elçi iyi bir hukukçu, insan hakları savunucusu, değerli bir insandı. PKK ve türevleri için ise varlığı tehdit, ölüsü ise yararlanılacak malzemeydi. Ben katilin PKK olduğunu söylüyorum. Elçi, klasik PKK şakşakçısı değildi, PKK'nın yanlışlarına ayna tutan biriydi. Bu anlamda terör örgütünün tekerine çomak sokan bir insandı. Sadece bu nedenle bile hedefe konulduğuna inanıyorum. Rahmetle anıyorum." diyerek sözlerini tamamladı.

Bu arada HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Anma.' diye laf attı.

Beştaş'ın sözlerini sürdürmesi üzerine Boynukara, "Tahir Elçi PKK'lı değil. Var mı itirazınız? Siz savcı mısınız?" diye karşılık verdi.

HDP'liler ile AK Parti'lilerin karşılıklı laf atmalarının devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, birleşime ara verdi.

Aranın ardından görüşmelere devam edildi.

Grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Elçi'ye kurşunu sıkan ellerin bulunmasını ve cezalarını çekmesini temenni ettiklerini söyledi.

Elçi'nin ölümüne neden olan en önemli etkenin, bölgedeki terör olayları ve Elçi'nin de itiraz ettiği hendek siyaseti olduğunu belirten Tunç, "Elçi'nin katili devlettir' diyorsunuz. Nasıl söyleyebilirsiniz? Polisin kurşunuyla olduğuna yönelik deliliniz varsa yardımcı olun, elinizdeki delilleri savcılara verin ki olay açığa çıksın." ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın, Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan TBMM Genel Kurulu gündemine alınması önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, önerisi üzerinde söz alan Yarkadaş, AK Parti içinde bir huzursuzluk olduğunu ileri sürerek "Sarayın, Başbakan Binali Yıldırım'ın performansından memnun olmadığını, hatta 'Ahmet Davutoğlu'ndan bile daha kötü performans gösteriyorsun' dediğini biliyoruz." iddiasında bulundu.

CHP'nin köklü bir parti olduğunu dile getiren Yarkadaş, "AKP gibi konjonktürel bir parti değildir. Bugün konjonktüre dayanarak yüzde 49 almak sizi çok fazla umutlandırmasın. ANAP, DYP gibi bir konjonktür partisisiniz. Yarın da tarihe karışacaksınız." dedi.

Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının 25 gündür hapiste olduğunu ifade eden Yarkadaş, öte yandan 142 gazetecinin muhalif olmaları nedeniyle haksız bir şekilde cezaevinde tutulduğunu ileri sürdü.

Basın İlan Kurumunun, 15 Temmuz darbe girişimine kadar FETÖ'nün arka bahçesi olduğunu savunan Yarkadaş, kurumun yapısının değiştirilerek gerçek tirajlara göre ilan vermesinin sağlanması gerektiğini söyledi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, 14 yıldır iktidarda bulunan partilerinin Türkiye'nin en güçlü partisi olduğunu belirterek partilerinin içinde bir huzursuzluk olmadığını bildirdi.

Muş, Cumhuriyet gazetesinin ilk defa 1942'de İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde kapatıldığını ve gazeteye 5 ay ceza verildiğini anımsattı.

AK Parti'deki Genel Başkan değişiminin coşkulu bir kongre sonucunda olduğunu aktaran Muş, "Kaset falan da yok ortada. Kaset orada." diyerek CHP sıralarını işaret etti. Muş, "Kasetle değiştirdiniz Baykal'ı. Baykal'ı kasetle götürdünüz." dedi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise şöyle konuştu:

"Su kabağını bilir misiniz? Yüzyıllık çınarın dibine bir tane çekirdeği düşer, nemi bulunca hızla büyüyüp yükselip gider, çınarın boyunu geçer. Geçtikten sonra yapısı gereği de birazcık küstah, burnu büyüktür, yüzyıllık çınara tepeden bakar, küçümser ama hiç kar, kış, kırağı, rüzgar görmemiştir. Karları, kışları gören, bu ülkenin iyi gününde, kötü gününde dimdik ayakta duran bir ulu çınarın grup başkanvekili olarak su kabağının yerle yeksan olduğu günde halinize yine bizim acıyacağımızı, hakkınızı bizim savunacağımızı, mağduriyetinizi bizim dile getireceğimizi buradan bir kere daha ifade ediyoruz."

Yarkadaş'ın teklifinin doğrudan gündeme alınması önerisi, kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda daha sonra Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.

Görüşmeler sırasında söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Adana'nın Aladağ ilçesinde bir özel öğrenci yurdunda çıkan yangına ilişkin bilgi verilmesini talep etti.

Bunun üzerine açıklamada bulunan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Bize gelen rakamlara göre, burası Adana'da Özel Aladağ Ortaöğretim Yurdu, bir özel yurt tarafından işletiliyor. Kontenjanı 54, ancak kalan 31 kişi. Şu an 17 kişi hafif yaralı olarak hastanelerde. 11 kişinin de hayatını kaybettiği şeklinde bir bilgi ulaştı. Ama teyit edilmemiş bir bilgidir." dedi.

Yılmaz, yangında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diledi.

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan da yaşamını yitirenlere rahmet dileğinde bulunarak, "Umut ediyor ve diliyoruz ki bu sayı çok fazla yükselmez. Sayının az olmasını umut ediyoruz. Ailelerine de başsağlığı ve sabır diliyoruz." diye konuştu.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****