2011-09-21 - 13:20
CHP Grup Başkanvekilleri, yeni yasama dönemi öncesinde Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret ederek gündeme ilişkin konularda değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yeni yasama yılında önceliğin yeni anayasa çalışmaları olduğunu, ancak öncelik verilmesi gereken başka konuların da var olduğunu belirtti. Hamzaçebi, CHP olarak öncelikli konularla ilgili çalışma yaptıklarını ve bu çalışmayı çok yakında kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.
Akif Hamzaçebi, Meclis Başkanının kendisini arayarak yeni anayasa çalışmaları sürecinde siyasi partilerin de bilgilendirileceğini belirttiği konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yeni anayasa çalışmalarının koordinatörlüğünü Meclis Başkanı üstlenmiştir. Dolayısıyla bir siyasi partinin bu çalışmalarda koordinatörlük ve öncülük görevine soyunması beklenmemelidir. 21.yy'a yakışır bir anayasa olması dileğimizdir. Biz parti olarak iki temel nokta üzerinde duruyoruz. Birincisi Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerini tarif eden maddelerine dokunulmaması, diğeri ise bireyin özgürlük alanının genişletilmesi ve dolayısıyla bu özgürlükleri koruyan devletin gücünün sınırlandırılmasıdır."
Parlamentonun meşruiyetinin halkın temsil gücüyle ölçüldüğünü vurgulayan Hamzaçebi: "Anayasanın parlamentoda görüşülmesi sırasında temsil edilmeyen yüzde 5'lik kesimin de görüşlerinin alınması gereklidir. Meşruiyet bunu gerektirir. Seçilip görevini yapamayan milletvekillerinin de Mecliste olması gerekmektedir" dedi.
Hamzaçebi Meclis TV yayınlarının sınırlandırılması ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı: "Haber alma özgürlüğü kapsamında Genel Kurul görüşmelerinin kesintisiz olarak yayınlanması gerekmektedir. Medyada büyük bir baskı ve sansür yaşanmaktadır. İktidarın söylemleri ve açıklamalarının kesintisiz verildiği birçok özel televizyon vardır, ancak muhalefetin böyle bir şansı yoktur. Bugün devletin televizyonunda dahi muhalefetin konuşmaları makaslanmaktadır. Bu vahim bir tablodur."
Toplantıda PKK-MİT görüşmesini değerlendiren CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan şöyle konuştu: "Başbakan tarafından yapılan 'hükümet değil, devlet görüşür' açıklaması dikkat dağıtmaya yönelik bir açıklama olmuştur. Bu açıklama, Başbakanın alnının, söylediği gibi temiz olmadığının bir dışa vurumudur. AKP kendi derin devletini yaratmaya çalışmaktadır. Bu müzakere, AKP'nin derin devletinin parçası olduğu bir müzakere süreci midir? Elinde silah olanlarla müzakere edilemez. Deşifre olmayan görüşmelerde ne aldınız, ne verdiniz? Bunları kamuoyuna açıklayın, aksi takdirde servis edenler açıklayacaklar. Bu görüşmenin ayrıntıları mercek altına alınmalıdır" dedi.
Tarhan ayrıca Ankara'da yaşanan terör saldırısı ile ilgili şunları söyledi: "Müzakerenin kamuoyuna yansıyan bölümünde söylenen, 'şehirlere doldurulan bombalar', bugün tek tek patlamaya başlamıştır. Benim de bir oğlum var ve patlamanın olduğu sokaktan her gün geçmek zorunda. Şehirlerde artık herkes tehlike altındadır".
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan'ı eleştirdiği konuşmasında "Başbakan önce ben yürütmenin başıyım dedi. Altıncı sınıf Sosyal Bilgiler kitabında 'yürütmenin başı cumhurbaşkanıdır' yazıyor. Yürütmenin siyasi kanadının başı Başbakandır. Daha sonra 'devlet görüşmüştür, hükümet değil' şeklinde açıklama yapıyor. 'BDP'lilerle AKP Genel Başkanı olarak görüştüm' diyor. Ben Başbakanın tüm bu açıklamalarını entelektüel birikimden yoksun olmasına bağlıyorum" dedi.
Başbakan'ın Ortadoğu politikasını da eleştiren İnce: "102 aydır Başbakan. 14 kez ABD'ye gitti. Yani 7 ayda bir ABD'ye gidiyor. Obama medyanın önünde kolunu, içeride sırtını sıvazlıyor Başbakanın. Bunları görmemek, yazmamak için kör ve yandaş olmak lazım. Bunları biz yapsaydık Cuma çıkışı bizi taşlarlardı. Düne kadar Başbakan Esad dostuydu. Şimdi ABD'ye gidip 'Ben Esad'a güvenmiyorum' diyebiliyor. Sırada Sudan mı var? El Beşir'i ne zaman satacaksın? Gazze fatihi Başbakan KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması için ne yaptın? Laikliği Suriye'de Mısır'da hatırlayan bir Başbakanımız var" dedi.
PKK- MİT görüşmesine de değinen Muharrem İnce, "AKP'nin vicdanı olarak algılanan Bülent Arınç'a soruyorum. Yaptığınız işin neden arkasında durmuyorsunuz? MİT'i, PKK ile görüştürmüşsünüz. Neden çıkıp delikanlı gibi yaptığınızı kabullenmiyorsunuz? Dik durun, delikanlı olun, yaptığınız işin arkasında durun" dedi. (13:20)
Akif Hamzaçebi, Meclis Başkanının kendisini arayarak yeni anayasa çalışmaları sürecinde siyasi partilerin de bilgilendirileceğini belirttiği konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yeni anayasa çalışmalarının koordinatörlüğünü Meclis Başkanı üstlenmiştir. Dolayısıyla bir siyasi partinin bu çalışmalarda koordinatörlük ve öncülük görevine soyunması beklenmemelidir. 21.yy'a yakışır bir anayasa olması dileğimizdir. Biz parti olarak iki temel nokta üzerinde duruyoruz. Birincisi Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerini tarif eden maddelerine dokunulmaması, diğeri ise bireyin özgürlük alanının genişletilmesi ve dolayısıyla bu özgürlükleri koruyan devletin gücünün sınırlandırılmasıdır."
Parlamentonun meşruiyetinin halkın temsil gücüyle ölçüldüğünü vurgulayan Hamzaçebi: "Anayasanın parlamentoda görüşülmesi sırasında temsil edilmeyen yüzde 5'lik kesimin de görüşlerinin alınması gereklidir. Meşruiyet bunu gerektirir. Seçilip görevini yapamayan milletvekillerinin de Mecliste olması gerekmektedir" dedi.
Hamzaçebi Meclis TV yayınlarının sınırlandırılması ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı: "Haber alma özgürlüğü kapsamında Genel Kurul görüşmelerinin kesintisiz olarak yayınlanması gerekmektedir. Medyada büyük bir baskı ve sansür yaşanmaktadır. İktidarın söylemleri ve açıklamalarının kesintisiz verildiği birçok özel televizyon vardır, ancak muhalefetin böyle bir şansı yoktur. Bugün devletin televizyonunda dahi muhalefetin konuşmaları makaslanmaktadır. Bu vahim bir tablodur."
Toplantıda PKK-MİT görüşmesini değerlendiren CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan şöyle konuştu: "Başbakan tarafından yapılan 'hükümet değil, devlet görüşür' açıklaması dikkat dağıtmaya yönelik bir açıklama olmuştur. Bu açıklama, Başbakanın alnının, söylediği gibi temiz olmadığının bir dışa vurumudur. AKP kendi derin devletini yaratmaya çalışmaktadır. Bu müzakere, AKP'nin derin devletinin parçası olduğu bir müzakere süreci midir? Elinde silah olanlarla müzakere edilemez. Deşifre olmayan görüşmelerde ne aldınız, ne verdiniz? Bunları kamuoyuna açıklayın, aksi takdirde servis edenler açıklayacaklar. Bu görüşmenin ayrıntıları mercek altına alınmalıdır" dedi.
Tarhan ayrıca Ankara'da yaşanan terör saldırısı ile ilgili şunları söyledi: "Müzakerenin kamuoyuna yansıyan bölümünde söylenen, 'şehirlere doldurulan bombalar', bugün tek tek patlamaya başlamıştır. Benim de bir oğlum var ve patlamanın olduğu sokaktan her gün geçmek zorunda. Şehirlerde artık herkes tehlike altındadır".
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan'ı eleştirdiği konuşmasında "Başbakan önce ben yürütmenin başıyım dedi. Altıncı sınıf Sosyal Bilgiler kitabında 'yürütmenin başı cumhurbaşkanıdır' yazıyor. Yürütmenin siyasi kanadının başı Başbakandır. Daha sonra 'devlet görüşmüştür, hükümet değil' şeklinde açıklama yapıyor. 'BDP'lilerle AKP Genel Başkanı olarak görüştüm' diyor. Ben Başbakanın tüm bu açıklamalarını entelektüel birikimden yoksun olmasına bağlıyorum" dedi.
Başbakan'ın Ortadoğu politikasını da eleştiren İnce: "102 aydır Başbakan. 14 kez ABD'ye gitti. Yani 7 ayda bir ABD'ye gidiyor. Obama medyanın önünde kolunu, içeride sırtını sıvazlıyor Başbakanın. Bunları görmemek, yazmamak için kör ve yandaş olmak lazım. Bunları biz yapsaydık Cuma çıkışı bizi taşlarlardı. Düne kadar Başbakan Esad dostuydu. Şimdi ABD'ye gidip 'Ben Esad'a güvenmiyorum' diyebiliyor. Sırada Sudan mı var? El Beşir'i ne zaman satacaksın? Gazze fatihi Başbakan KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması için ne yaptın? Laikliği Suriye'de Mısır'da hatırlayan bir Başbakanımız var" dedi.
PKK- MİT görüşmesine de değinen Muharrem İnce, "AKP'nin vicdanı olarak algılanan Bülent Arınç'a soruyorum. Yaptığınız işin neden arkasında durmuyorsunuz? MİT'i, PKK ile görüştürmüşsünüz. Neden çıkıp delikanlı gibi yaptığınızı kabullenmiyorsunuz? Dik durun, delikanlı olun, yaptığınız işin arkasında durun" dedi. (13:20)
