2012-02-08 - 12:20
CHP KONYA MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART'IN BASIN TOPLANTISI?
Atilla Kart: Başbakan'a diyoruz ki: Hamaset ve demogoji yapmayı gündem değiştirmeyi bırak da; Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumları, Ana Muhalefet hakkında muhbirlik yapılmasına neden göz yumuyorsun? Muhbirlik yapan Emniyet mensuplarının isimlerini de açıklayabiliriz. Emniyet ve hükümet kamuoyunu daha fazla kandırmasın."
Atilla Kart Wikileaks belgelerinde yer alan iddialarla ilgili parlamentoda basın toplantısı düzenledi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, ABD Büyükelçisi'ne; siyasi parti davaları, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları, DTP ile ilgili kapatma davası ve Anayasa'nın değişmesi gereken bölümleri hakkında bilgi verdiğini ve muhtelif kaynaklardan bunun doğrulandığını öne süren Kart şunları söyledi: " Ortadaki vahim tablo şudur: siyasi iktidarın talep, tavsiye ve telkinleri doğrultusunda istihbari çalışma yapan, yargıçlık görevinin vakar ve sorumluluğuyla bağdaşmayacak şekilde muhbirlik yapan bir Yüksek Mahkeme Başkanı bulunmaktadır. "

Emniyetin de ABD büyükelçiliğine giderek AKP ile ilgili kapatma davasının seyri, içeriği ve sonucu hakkında brifing verdiğini ifade eden Atilla Kart, gerekirse bu isimleri açıklayacağını söyledi. Kart: "Ülkemizde son 5-6 yıldan bu yana siyaset ve yargının gündemini artık polis ağırlıklı istihbarat belirlemektedir. Bu ihlaller sonucunda yargısız infazlar yapılmakta; polis, savcılık makamına tabi olmadan gizli nitelikteki soruşturmaları organize bir şekilde legal ve illegal merkezlere ulaştırmaktadır. Türkiye'nin güvenlik ve istihbarata ilişkin bilgileri, Emniyet aracılığıyla başka ülkelere ihbar edilmektedir" şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili hazırladığı soru önergelerinin yanıtlanmadığını söyleyen Kart şunları söyledi: "Bir Başbakan böylesine somut ve ciddi suçlamaya neden cevap vermez? Başbakan'a diyoruz ki: Hamaset ve demogoji yapmayı gündem değiştirmeyi bırak da; Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumları, Ana Muhalefet hakkında muhbirlik yapılmasına neden göz yumuyorsun? Bu eylemleri himaye etmek Türkiye Cumhuriyeti başbakanına yakışır mı?"
Atilla Kart, Kamu düzeni ve Müsteşarlığı Kanunu görüşmelerinde, müsteşarlıkta istihdam edilen yabancı uzman sayısını ilgili Bakan'a birkaç kez sorduğunu ve cevap olarak Bakanın: "Ben de bilmiyorum, bilgim yok ki cevap vereyim "dediğini belirtti. Kart, İçişleri Bakanı'nı şu sözlerle eleştirdi: "Köstebeklikten sonra taşeronluğu da ortaya çıkan bir İçişleri Bakanı? Bakanın bu aczi ve çaresizliği aslında Hükümetin aczi ve çaresizliğidir. Bir ülkenin kuşatılmışlığından ve ülkeyi yönetenlerin işbirliğinden söz ediyorum. Deniz Feneri'nde köstebek konumuna giren Bakan, bu kez karşımıza taşeron olarak çıkıyor."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsviçre'deki bankalarda 8 ayrı hesabının olduğu iddiasını da gündeme getiren Atilla Kart, "Başbakan'ın 8 ayrı hesapta 800 milyon dolar seviyesinde parasının olduğu iddia edilmişti. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak ülkemin Başbakanı için böyle bir suçlamayı kabul edemiyorum tasavvur edemiyorum. Başbakan'ın hakkındaki bu şaibeyi ortadan kaldırmasını diliyoruz. Ya da Başbakan'ın Sayın Deniz Baykal'ın yaptığı gibi davranıp bir özgüven içinde İsviçre mercilerinden, İsviçre'de kendisi ve birinci derece sıhri ve kan hısımları hakkında hesap bulunup bulunmadığına dair bilgi almasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

Türkiye Cumhuriyetinin Türkiye'den yönetilmediğini, Türkiye'yi yönetenlerin bağımlılık ilişkisi içinde olduklarını öne süren Kart: "Böyle bir tablodan demokrasi çıkmaz, toplumsal barış çıkmaz. Bu tablo nefret ve ayrışmayı yaratır. İsviçre'deki gizli hesap iddialarını, Uludere katliamındaki suskunluğu, 4 Mayıs Dolmabahçe görüşmesinin anlam ve içeriğini yeniden gözden geçirelim ve sorgulayalım. Sayın Baykal'a ve MHP'ye yönelik kaset komplolarını bu fotoğrafın içinde görebilirsiniz. Bu fotoğrafta Suriye'ye müdahale konusunda Başbakan'ın 'öncü kuvvet rolünü ' üstlenmek konusunda neden bu kadar hevesli olduğunun da cevabını bulabilirsiniz" diye konuştu.

Toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını cevaplayan Kart, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasına ilişkin şunları söyledi: "Sorumlu ve duyarlı Cumhuriyet savcılarının çoktan yapmaları gereken görevdi. Ancak göstermelik bir süreç söz konusu. Bu kadar bariz bir suç ve kamuoyunun tepkisi üzerine usulen yapılan bir girişimdir. Hakkıyla soruşturma yapılacağı kanaatinde değilim. Asıl oraya gönderen siyasi irade sorgulanmalı." (12:20)