2011-11-30 - 12:39
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında ''Dersim'' bağlamında yapılan açıklamaların, birliğe ve beraberliğe hizmet etmediğini söyledi. ''Dersim'' tartışmalarının hedefinin, Atatürk ve Cumhuriyeti yargılamak olduğunu öne sürdü.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında ''Dersim'' bağlamında yapılan açıklamaların, birliğe ve beraberliğe hizmet etmediğini söyledi. ''Dersim'' tartışmalarının hedefinin, Atatürk ve Cumhuriyeti yargılamak olduğunu öne sürdü.
MHP'li Yeniçeri, ''İnsanlara, babanızı kestik, çocuklarınızı doğradık, köylerinizi bombaladık, soyunu kuruttuk, 'özür dileriz' demek herhangi bir sorunu çözmez."dedi
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerinde şunları kaydetti;
" Başbakan Erdoğan, 1937 yılında yaşanan Dersim olaylarından dolayı, Devlet adına özür dilemesiyle yeni bir tartışma başlatmış oldu. Tartışma yalnız Dersim'de yaşananlarla ilgili de değil. Dersim isyan mı? Yoksa tedip midir? Dersim'deki isyan mıdır? Yoksa bir talepte bulunma mıdır? Bazılarına göre ortada bir isyan yoktur, Devletin kendi yurttaşlarını çoluk çocuk demeden katletmesi vardır. Başbakan da bu kanaattedir ki özür diledi.
Gerçekte bu tartışmaların amacı çok farklıdır. Tartışmaya açılan Dersim değil Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Nitekim bu tartışmaların devamında, T İnönü, Celal Bayar, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir ve Atatürk, doğrudan hedefe konularak tartışmaya açılmıştır. Bu tartışmalar ne "özür" ne de gönül almayla bitecek gibi değildir.
Dersim tartışmalarını açmanın hedefi budur: Atatürk'ü, Cumhuriyeti, Türk Milletini yargılamaktır.Bu nedenle bu zatlar Dersim'de bir isyan olmadığını, bir direnişin de bulunmadığını, devletin tek yanlı bir katliamı olduğunu söylemektedirler.
Hâlbuki genç Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri Dersim'i kansız ve çatışmasız bir biçimde merkezi yönetime bağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. Bu amaçla bölgeye onlarca nasihat heyeti gönderilmiş, yüzlerce sayfa süren de raporlar hazırlanmıştır. Hiç birinden sonuç alınamamıştır.
Hatta Bölge Valisi General Abdullah Alpdoğan, dönemin aşiret reislerine 1936'da haber yollayıp silahlarını teslim etmelerini istediğinde Seyit Rıza ve aşiretler bu talebe karşı şu şartları ileri sürmüşlerdir: " İçimizde karakollar yapmayacaksınız. Köprü - yol yapmayacaksınız, Yeniden nahiye ve ilçe merkezleri oluşturmayacaksınız. Silahlarımıza dokunmayacaksınız. Vergimizi de pazarlık usulüyle vereceğiz." demişlerdir
Seyit Rıza başta olmak üzere aşiret reisleri kendilerine " devlet içinde devlet" mumamelesi yapılmasını istiyor. Kabul edilmeyince de silaha sarılıyor. Sonuç herkes tarafından biliniyor.
Kabuk bağlamış bir yarayı yeniden kanatmak, yaradan çok daha fazla zarar verir. Dersim gibi acı ve zorlu bir olguyu provokatif ve yaralayıcı bir üslupla dile getirmek başlı başına bir faciadır. Dersim bağlamında yapılan açıklamalar, birliğe ve beraberliğe hizmet etmiyor. Siyasetçilerin tarihçiliğe soyunması haddin fena halde aşılması anlamına gelir.
İnsanlara, babanızı kestik, çocuklarınızı doğradık, köylerinizi bombaladık, soyunu kuruttuk, 'özür dileriz' demek herhangi bir sorunu çözmez.
Ermeni diasporası şimdiden ellerini ovuşturmaya başlamıştır. Başbakan'ın özrünü diasporanın kendi tezlerini gerekçelendirmede kullanacağından kimse kuşku duymasın.
Dersim bağlamında yapılan açıklamalar masum tartışmalar değildir. Milleti, tarihe, birliğe, beraberliğe hizmet edecek şeyler de değildir. Aksine Dersim olaylarının siyasallaştırılması ancak milleti lif lif, damar damar, kısım kısım ayrıştırmaya katkı sağlar. Kin, nefret, öç duygusunu geliştirir. Buradan herkesi ve her kesimi daha çok da iktidarı soğukkanlı olmaya davet ediyorum. Tarihten husumet çıkarmaktan iktidarın süratle kaçınması gerekir. Allah (CC) BU ülkenin başındaki yöneticilere her şeyden daha çok akıl, sağduyu, fikir biraz da tarih şuuru versin!" (12:39)
