2019-11-13 - 21:17
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda "temel kanun" olarak görüşülen Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK'de Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulunda, MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, "12 Kasım 1999 Düzce Depremi"ne ilişkin gündem dışı konuşmasında, Türkiye'nin bulunduğu coğrafya nedeniyle yüzde 97 oranında deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Düzce depreminin üzerinden 20 yıl geçtiğini anımsatan Yılmaz, depremde kentte yüzde 70'e varan bir yıkımın gerçekleştiğini belirtti. Yılmaz, "Önümüzde muhakkak olması beklenen İstanbul depremi var. En son İstanbul'da 5,8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bu deprem hepimizi uyarıyor. İstanbul depremi oldu bittiye getirilmeden ciddiye alınmalı ve unutulmamalı." diye konuştu.
Depreme hazırlığın önemine değinen Yılmaz, "Depreme karşı İstanbul'da kentsel dönüşüm hızlandırılmalı, özellikle de kamu binalarının hayatta kalması için gereken tedbirler alınmalı. Erken uyarı sistemleri güçlendirilerek kurulmalıdır. Toplanma alanlarının sayısı arttırılmalı ve bu alanların imara açılmasının önüne geçilmelidir. Deprem sonrası temiz su ve kanalizasyon gibi temel ihtiyaçları karşılayacak altyapı mutlaka hazırlanmalıdır. Yardım ekiplerinin koordinasyonu iyi yapılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" başlıklı gündem dışı konuşmasında, diyabetin her geçen gün arttığını, küresel sağlık harcamalarının yüzde 12'sinin diyabet hastalığına ayrıldığını söyledi. Dünyada her 6 saniyede bir kişinin diyabet nedeniyle öldüğüne işaret eden Cesur, hastalığın Türkiye'de de her geçen gün arttığını ve hasta sayısının dünya ortalamasının üstüne çıktığını vurguladı.
AK Parti Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün de aynı konuda gündem dışı söz alarak, dünyada 425 milyondan fazla insanın diyabetle yaşadığını, bu hastalığa karşı farkındalık ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Diyabetin, ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer tuttuğuna dikkati çeken Düzgün, Türkiye'de de 6 milyondan fazla diyabetli birey bulunduğunu kaydetti.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu, sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında özlük, mali ve iş güvencesi bakımından belirgin farklılık olmadığını bildirdi.
İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için sözleşmeli öğretmen Saadet Harmancı'nın intiharı ve sözleşmeli çalışanların çalışma koşullarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine, grup önerisi olarak getirdi.
İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, sözleşmeli çalışanların, kendilerini ikinci sınıf memur olarak gördüğünü belirterek, çalışma hayatının bu kadar parçalı olmasının hukuka aykırı olduğunu, bunun bir zulüm haline geldiğini savundu.
Koncuk, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçmesine rağmen kadrolu öğretmen gibi tayin, atama hakkının bulunmadığını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, atanamayan öğretmen sorununa ücretli veya sözleşmeli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam şekillerinin çözüm olmadığını kaydetti.
Kaplan, idari amirleri tarafından baskı altında çalışmak zorunda kalan öğretmenleri, intihar edecek kadar çaresiz bırakan bu istihdam şekillerine bir an önce son verilmesini istedi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu, konu hakkında başlatılan inceleme ve soruşturmada, bu kurumda çalışan hiçbir öğretmenden bugüne kadar mobbing iddiasıyla herhangi bir bulguya rastlanılmadığını, Harmancı ya da diğer öğretmenlerden herhangi bir şikayet olmadığının tespit edildiğini belirtti.
Mevzuatta bulunan bir istihdam türü olan sözleşmeli statüsü ile müessif olay arasında bir bağlantı kurmanın doğru olmadığını vurgulayan Kirazoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sözleşmeli, kadrolu fark etmez kamuda tüm çalışanların çalışma koşulları ve özlük haklarını iyileştirmek her zaman gündemimizdedir, önceliğimizdir. Sözleşmeli öğretmenler ile emsali kadrolu öğretmenler arasında özlük, mali ve iş güvencesi bakımından belirgin farklılık yoktur. Milli Eğitim Bakanlığımız ile bizler bunlar arasında var olan farklılıkları gidermeye yönelik çalışmalara ilişkin hazırlıklar içerisindeyiz. Konuyla ilgili başlayan inceleme, soruşturma süreci devam ediyor. Başta mobbing iddiası dahil olmak üzere tüm iddiaların titizlikle araştırılıp, gereğinin yapılması birinci önceliğimizdir."
Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP'ye yönelik olarak, "Kürtlerin hiçbir hakkını savunmuyorsunuz. Sadece teröristlerin hakkını savunuyorsunuz, Kürtlerin dostu olamazsınız. Kürtlerin değil, Kandil'in vekilisiniz. Eş başkanlık atamasını Kandil'den yaptıran sizsiniz. PKK söylemini tekrar ediyorsunuz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar, grup başkanvekillerine yerlerinden söz verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ikinci bir mektup gönderdiği iddialarına ilişkin, "Mektupta S-400'lerin kullanılması halinde ekonomik yaptırımların uygulanacağı iddia edilmiştir. İki gündür bu iddialar ortada dolanırken dün ABD ziyareti öncesi yapılan basın toplantısında gazetecilere bu sorunun sorulmaması talimatı verilmiş. Sayın Cumhurbaşkanı bu sorudan neden kaçmaktadır? Mektup geldi mi gelmedi mi bunu cevaplamak bu kadar zor mudur? Geldiyse cevap verdiniz mi yoksa ilk mektup gibi sessiz mi kaldınız? Bunu öğrenmek de temsil ettiğimiz Türk milletinin en tabii hakkıdır." diye konuştu.
Türkiye-Rusya ilişkilerine de değinen Dervişoğlu şöyle konuştu:
"Daha önce terör örgütü YPG'ye başkent Moskova'da temsilcilik açan ve kırmızı bültenle aranan YPG'li terörist başına konferans yaptırarak görüşlerine başvuran Rusya'nın bu tavırları, Türk milletini rahatsız etmeye devam etmektedir. Bugün Rusya'yla olan stratejik birlikteliğimiz, bu yaşananlara karşı kulağımızı tıkamak, gözümüzü kapatmak anlamına gelmiyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, dün Erivan'ı ziyaretinde sözde soykırım anıtına çelenk bıraktı. Bunu Türkiye-Rusya ilişkilerinin bugünkü seyrine ters düşen bir tavır olarak değerlendiriyoruz.
Şüphesiz ki dış politikada ebedi düşmanlık ya da daimi dostluklar yoktur, bunun farkındayız fakat yakın tarihte tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen ve çocuklar dahil 613 kişinin katledildiği Hocalı katliamı henüz tazeliğini korurken, Lavrov'un Erivan'da sözde soykırım anıtına çelenk bırakmasını Azerbaycan ve Türk milletine yapılmış bir hakaret olarak görüyor ve kabul etmiyoruz."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol, doğal gaz aramasını durdurmaya yönelik yaptırım kararını eleştirdi.
Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandığına işaret eden Akçay, "Haklı duruşumuzdan taviz verecek değiliz. Türkiye'nin arama ve sondaj faaliyetleri hiçbir tehdide aldırış etmeden devam edecektir. Terörle mücadele kapsamında haklı olarak Barış Pınarı Harekatı gerçekleşmiş, bu harekat ABD ve Rusya ile varılan anlaşmalarla diplomasi alanına taşınmıştır." ifadelerini kullandı.
Akçay, Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye son 24 saatte 19 saldırı yapıldığını, ABD ve Rusya'nın mutabakatlarda belirtilen sorumluluklarını yerine getirmediğini vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, parti gençlik meclislerine üye 36 kişinin gözaltında işkenceye maruz kaldığını iddia etti. Kurtalan, işkenceye maruz kalan parti üyelerinin avukatlarıyla görüştüğünü ve söz konusu gençlerin ancak duvarlara dayanarak yürüyebildikleri bilgisini aldığını iddia etti.
HDP'li belediyelere atanan kayyumlara ilişkin görüşlerini de açıklayan Kurtulan, AK Parti'ye yönelik, "Açıkça Kürt düşmanlığı yapıyorsunuz. Siz büyük bir Kürt düşmanısınız. Allah'tan korkmuyor, sürekli kötülük üretiyorsunuz. Sayıştay bile atadığınız kayyumların yolsuzluk yaptığını söylüyor, hadi Sayıştaya da kayyum atayın. Seçimle alamadığınız belediyelere gece vakti hırsızlar gibi girmekten utanmıyorsunuz." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AB Konseyinin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini gerekçe göstererek yaptırım çerçeve metni açıkladığını, metinde gerçek ve tüzel kişilerin banka hesaplarına el koymak ve seyahat engeli dahil birçok kararın yer aldığını söyledi.
Bu durumun Türkiye'nin AB hedefinden uzaklaşmasının bir sonucu olduğunu iddia eden Altay, "Karar tasarısı nedeniyle Türkiye taviz vermemelidir. Bir an önce yalnızlığı giderecek diplomatik adımları atmalıyız. Bölgede Türkiye, Rusya, Suriye, İsrail, Mısır, KKTC ve Rum yönetimi var. Biz bunların hepsiyle küsüz. 'Taviz verelim' diyen yok ama dünyada tek başına yaşamıyoruz. Türkiye ve KKTC'nin haklarını koruyalım ama diplomatik adımların atılması da zarurettir." diye konuştu.
Altay, Türkiye-ABD ilişkilerinin iki ülke ilişkisi olmaktan çıkarak kurumsal kimliğini kaybettiğini, ABD ile varılan güvenli bölge mutabakatıyla bölgenin belirsiz bölgeye dönüştüğünü ileri sürdü. Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Trump'ın gönderdiği her iki mektubu da iade etmesi gerektiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP'li Kurtulan'ın ifadelerine tepki gösterdi.
Kayyum atamalarının hukuka uygun olduğunu vurgulayan Turan, "AK Parti 82 milyon vatandaşımıza eşit yaklaşıyor. Bize 'Kürt düşmanı' diyorsunuz ama sizin toplam milletvekillerinizden fazla Kürt milletvekili AK Parti'de var. Siz insan düşmanısınız, hangi hakla kendinizi Kürt temsilcisi olarak görüyorsunuz? Kürtlerin hiçbir hakkını savunmuyorsunuz. Sadece teröristlerin hakkını savunuyorsunuz, Kürtlerin dostu olamazsınız. Kürtlerin değil, Kandil'in vekilisiniz. Eş başkanlık atamasını Kandil'den yaptıran sizsiniz. PKK söylemini tekrar ediyorsunuz." diye konuştu.
Turan, Doğu Akdeniz'deki faaliyetlere ilişkin de daha önce sınırlarının ötesine geçemeyen Türkiye'nin AK Parti iktidarları döneminde Doğu Akdeniz'e arama ve sondaj gemisi gönderen bir ülke haline geldiğini, Türkiye'nin kararlılığı nedeniyle İtalya ve Fransa'nın bölgeden çekildiğini belirtti. Turan, Doğu Akdeniz'de KKTC ve Türk halkının haklarını korumaya devam edeceklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP ve CHP'nin grup önerileri görüşüldü.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP'nin kayyum atamalarına ilişkin grup önerisi üzerinde söz alarak, görevden almaların halkın iradesine darbe olduğunu savundu.
Tanrıkulu, "Kayyumla oluşturduğunuz düzenin maliyetini bugün hesaplayamazsınız ama yarın öbür gün bunların siyasi maliyetinin ne olacağını hep beraber göreceğiz. Bu uygulamalardan vazgeçin, siyasi olarak darbe yapmayın, sandığı esas alın." dedi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, HDP Grubu'nun, 1,5 yıldır yapılan her hukuki işlemden sonra kayyum konusunu ısıtıp ısıtıp Meclisin gündemine getirmesininin bir anlam ifade etmediğini söyledi.
Altınok, geçmiş dönemde de yapılan atamalarda görevlendirilen vali ve kaymakamların, Güneydoğu'da bugüne kadar yapılmamış çok büyük hizmetleri vatandaşa sunduğunu kaydetti.
Devletin ve milletin birliği, bekası adına hizmet etmenin dışında belediye imkanlarını, belediye personelini, aracını terör örgütü amaçlarıyla kullanılmasına devletin bugüne kadar izin vermediğini ve izin vermeyeceğini belirten Altınok, "PKK'nın, DEAŞ'ın, FETÖ'nün, aklınıza ne bela geliyorsa gelsin, bu ülkenin birliğini, dirliğini bozmasına müsaade etmeyeceğiz." ifadesini kullandı.
HDP'nin önergesinin reddedilmesinin ardından, CHP'nin, iklim değişikliğinin etkilerinin belirlenmesine yönelik araştırma önergesinin gündeme alınması önerisinin görüşmelerine geçildi.
CHP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, insanlığın, şimdiye dek gördüğü en büyük tehditle karşı karşıya olduğunu, toplu yok oluşa sürüklendiklerini söyledi.
Gelmiş geçmiş en sıcak yılları, mevsimleri yaşadıklarını, buzulların eridiğini ifade eden Kadıgil, her gün 200'e yakın canlı türünün dünyadan silindiğini, büyük yok oluşun tam olarak bu olduğunu kaydetti. Kadıgil, böyle devam ederse iklim krizinin herkesi öldüreceğini belirterek, iklim krizi için bir araya gelinip, hükümetlere baskı yapılarak, bilime kulak verilmesini istedi. Kadıgil, "Bu kötülüğü durdurmak elimizde. " dedi.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu, küresel iklim değişikliğinin dünyanın sorunu olduğunu dile getirdi.
Eroğlu, "Tarihsel sera gazı salınımlarına bakarsak, Türkiye'nin cürmü çok düşük, binde 4. ABD'nin yüzde 29,3, AB'nin ise yüzde 26,5." dedi.
Eroğlu, Rio'dan sonra BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin ortaya çıktığını, bunu hükümetlerinin 2004'te imzaladığını anlattı. Türkiye'nin 2009'da Kyoto Protokolü'ne taraf olduğuna işaret eden Eroğlu, Türkiye'nin, özellikle Avrupa'da, Finlandiya'dan sonra temiz ve yenilenebilir enerjide ikinci sırada olduğunu kaydetti.
Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli unsurun ormanlar olduğunu belirten Eroğlu, hükümetleri döneminde ormanlarda 4,5 milyar fidan diktiklerini bildirdi. Eroğlu, pek çok ülkede orman alanı azalırken Türkiye'de arttığını dile getirdi.
Konuşmalardan sonra yapılan oylama sonucunda CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra, Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK'de Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.
Teklifin tümü üzerine söz alan İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, dijital hizmet vergisinin gerekli olduğuna inandıklarını belirtti.
Dijital hizmet vergisinin, global bir gelişmenin mecbur kıldığı bir vergi türü olduğuna işaret eden Tatlıoğlu, "Fransa böyle bir uygulamaya geçmiş durumda. Bunun dışında, bazı Avrupa ülkelerinin de kendilerine ait hazırlık çalışmaları var. Fransa'daki sisteme benziyor bizim sistem. Fransa'da içeride 25 milyon avro, dışarıda da 750 milyon avroluk cironun üzerindeki firmaları vergilendiriyor. Türkiye'de de bu kanun çerçevesinde böyle bir düzenleme var. Yani Fransa'da 25 milyon, Türkiye'de 20 milyon. Fransa'da yurt dışı için 750 milyon avro, Türkiye'de yine 750 milyon avro. Sadece burada iç piyasadaki işlem hacminin Türk lirası olması ve 20 milyon lirayla sınırlı kalması söz konusu." diye konuştu.
Belirlenen cirolara ulaşan firmalara yüzde 7,5 oranında vergi getirildiğini kaydeden Tatlıoğlu, "Uluslararası uygulamalar ve çalışmalara baktığımızda bu verginin yüksek olduğunu görüyoruz. Normalde Fransa yüzde 3, İtalya ve benzeri ülkeler yüzde 2 ile 3 arasında bir vergi alıyorlar. Bizde iletişim vergisinin oranıyla paralel düşünülmüş ve yüzde 7,5 bir oran gündeme getirilmiş." değerlendirmesinde bulundu.
Konaklama vergisine de değinen Tatlıoğlu, "Bu vergi geliri o şehrin, o beldenin altyapı yatırımlarının, turizm ve benzeri hizmetlerin geliştirilmesine yönelik yatırımların finansmanında kullanılmalı. Ancak merkezi bütçenin açığı olduğu için bu vergi de doğrudan merkezi bütçeye yönelik bir gelir olarak düşünülmüş." ifadelerini kullandı.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, basit, anlaşılır ve herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sisteminin yıllardır tesis edilemediğini belirterek vergi reformuna ihtiyaç olduğunu söyledi.
Çalışanların üzerinde adaletsiz ve ağır vergi yükünün bulunduğunu iddia eden Kalaycı, "Çalışanların aylıkları vergi tarifesinden dolayı aydan aya azalmaktadır. Sanki yüksek gelirliymiş gibi asgari ücretlinin bile yıl içinde vergi oranı yükselmektedir. İstihdam üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik primi yükü makul düzeylere indirilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak asgari ücretten vergi alınmaması ve çalışanların asgari ücret kadar gelirinin vergi dışı bırakılması gerektiği görüşündeyiz. Ayrıca, net asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılmasını ve asgari ücretlilere büyük şehirlerde ulaşım desteği verilmesini gerekli görüyoruz." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da devletin adaleti tesis etmesi gerektiğini, Meclisin ise bu konuda sorumluluk almadığını öne sürdü.
Paylan, "Vicdansız bir iktidar var, demokrasimizi tarumar ediyor. Bunun sonucunda da maalesef bir ekonomik kriz yaşıyoruz. İktidar, vergileri toplarken vicdansız bir şekilde topluyor. 'Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi toplayacağız' diyor. Bunların hepsi hikaye. Bu yasayla yeni vergiler ihdas ediliyor ama o vergiler de yoksul vatandaşımızdan, işçiden, memurdan ve çiftçiden alınacak." diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, teklifte yer alan konaklama vergisinin yabancılardan alınarak, belediyelere aktarılmasını istedi. Arı, böylece hem turizmin canlandırılacağını hem vatandaşın yeni vergilerden kurtulacağını hem de otelcilere yeni bir külfet getirilmemiş olacağını belirtti. Arı, teklifle getirilmek istenen vergi düzenlemelerinden vazgeçilmesini istedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, teklifin vergi ve borç alma teklifi olduğunu, teklifle üç yeni vergi getirildiğini belirtti. Bekaroğlu, teklifin, krizin kabul edilmesi olduğunu savundu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz, teklifle dijital hizmet vergisi, değerli konut vergisi ve konaklama vergisi getirildiğini anımsattı.
Vedat Demiröz, Türkiye?de hizmet veren dijital hizmet sağlayıcılarının elde ettikleri hasılatın Türkiye?de 20 milyon lirayı, dünya üzerinde de 750 milyon avroyu geçmesi durumunda yüzde 7,5 oranında dijital vergi alınacağını anımsatarak "Bunlardan alınan vergi eğer vicdansızlıksa eyvallah." dedi.
Demiröz ayrıca, ayda 50 bin lira kazanan birinin yüzde 40'lık son dilim vergisini de vermesi gerektiğini ifade ederek, "Sporcular, sanatçılar eğer 500 bin liranın üzerinde gelir elde ediyorsa lütfen beyanname versinler. Giderlerini de belgelesinler ama vergilerini de versinler. 500 bin liranın üzerinde beyan edenler şu anda 46 bin kişi. Yeni yılda sporcu, hakem, sanatçılar ve diğer ücret alanlarla birlikte bu rakamın 100 bine yaklaşacağını bekliyoruz. Buradan elde edeceğimiz gelir en fazla 1 milyar 500 milyon lira. Çok kazanandan alıp bu paraları sosyal alanlarda harcayacağız." diye konuştu.
Teklifin tümü üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından birinci bölüm üzerinde görüşmelere geçildi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Düzce depreminin üzerinden 20 yıl geçtiğini anımsatan Yılmaz, depremde kentte yüzde 70'e varan bir yıkımın gerçekleştiğini belirtti. Yılmaz, "Önümüzde muhakkak olması beklenen İstanbul depremi var. En son İstanbul'da 5,8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bu deprem hepimizi uyarıyor. İstanbul depremi oldu bittiye getirilmeden ciddiye alınmalı ve unutulmamalı." diye konuştu.
Depreme hazırlığın önemine değinen Yılmaz, "Depreme karşı İstanbul'da kentsel dönüşüm hızlandırılmalı, özellikle de kamu binalarının hayatta kalması için gereken tedbirler alınmalı. Erken uyarı sistemleri güçlendirilerek kurulmalıdır. Toplanma alanlarının sayısı arttırılmalı ve bu alanların imara açılmasının önüne geçilmelidir. Deprem sonrası temiz su ve kanalizasyon gibi temel ihtiyaçları karşılayacak altyapı mutlaka hazırlanmalıdır. Yardım ekiplerinin koordinasyonu iyi yapılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" başlıklı gündem dışı konuşmasında, diyabetin her geçen gün arttığını, küresel sağlık harcamalarının yüzde 12'sinin diyabet hastalığına ayrıldığını söyledi. Dünyada her 6 saniyede bir kişinin diyabet nedeniyle öldüğüne işaret eden Cesur, hastalığın Türkiye'de de her geçen gün arttığını ve hasta sayısının dünya ortalamasının üstüne çıktığını vurguladı.
AK Parti Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün de aynı konuda gündem dışı söz alarak, dünyada 425 milyondan fazla insanın diyabetle yaşadığını, bu hastalığa karşı farkındalık ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Diyabetin, ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer tuttuğuna dikkati çeken Düzgün, Türkiye'de de 6 milyondan fazla diyabetli birey bulunduğunu kaydetti.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu, sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında özlük, mali ve iş güvencesi bakımından belirgin farklılık olmadığını bildirdi.
İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için sözleşmeli öğretmen Saadet Harmancı'nın intiharı ve sözleşmeli çalışanların çalışma koşullarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine, grup önerisi olarak getirdi.
İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, sözleşmeli çalışanların, kendilerini ikinci sınıf memur olarak gördüğünü belirterek, çalışma hayatının bu kadar parçalı olmasının hukuka aykırı olduğunu, bunun bir zulüm haline geldiğini savundu.
Koncuk, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçmesine rağmen kadrolu öğretmen gibi tayin, atama hakkının bulunmadığını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, atanamayan öğretmen sorununa ücretli veya sözleşmeli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam şekillerinin çözüm olmadığını kaydetti.
Kaplan, idari amirleri tarafından baskı altında çalışmak zorunda kalan öğretmenleri, intihar edecek kadar çaresiz bırakan bu istihdam şekillerine bir an önce son verilmesini istedi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu, konu hakkında başlatılan inceleme ve soruşturmada, bu kurumda çalışan hiçbir öğretmenden bugüne kadar mobbing iddiasıyla herhangi bir bulguya rastlanılmadığını, Harmancı ya da diğer öğretmenlerden herhangi bir şikayet olmadığının tespit edildiğini belirtti.
Mevzuatta bulunan bir istihdam türü olan sözleşmeli statüsü ile müessif olay arasında bir bağlantı kurmanın doğru olmadığını vurgulayan Kirazoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sözleşmeli, kadrolu fark etmez kamuda tüm çalışanların çalışma koşulları ve özlük haklarını iyileştirmek her zaman gündemimizdedir, önceliğimizdir. Sözleşmeli öğretmenler ile emsali kadrolu öğretmenler arasında özlük, mali ve iş güvencesi bakımından belirgin farklılık yoktur. Milli Eğitim Bakanlığımız ile bizler bunlar arasında var olan farklılıkları gidermeye yönelik çalışmalara ilişkin hazırlıklar içerisindeyiz. Konuyla ilgili başlayan inceleme, soruşturma süreci devam ediyor. Başta mobbing iddiası dahil olmak üzere tüm iddiaların titizlikle araştırılıp, gereğinin yapılması birinci önceliğimizdir."
Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP'ye yönelik olarak, "Kürtlerin hiçbir hakkını savunmuyorsunuz. Sadece teröristlerin hakkını savunuyorsunuz, Kürtlerin dostu olamazsınız. Kürtlerin değil, Kandil'in vekilisiniz. Eş başkanlık atamasını Kandil'den yaptıran sizsiniz. PKK söylemini tekrar ediyorsunuz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar, grup başkanvekillerine yerlerinden söz verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ikinci bir mektup gönderdiği iddialarına ilişkin, "Mektupta S-400'lerin kullanılması halinde ekonomik yaptırımların uygulanacağı iddia edilmiştir. İki gündür bu iddialar ortada dolanırken dün ABD ziyareti öncesi yapılan basın toplantısında gazetecilere bu sorunun sorulmaması talimatı verilmiş. Sayın Cumhurbaşkanı bu sorudan neden kaçmaktadır? Mektup geldi mi gelmedi mi bunu cevaplamak bu kadar zor mudur? Geldiyse cevap verdiniz mi yoksa ilk mektup gibi sessiz mi kaldınız? Bunu öğrenmek de temsil ettiğimiz Türk milletinin en tabii hakkıdır." diye konuştu.
Türkiye-Rusya ilişkilerine de değinen Dervişoğlu şöyle konuştu:
"Daha önce terör örgütü YPG'ye başkent Moskova'da temsilcilik açan ve kırmızı bültenle aranan YPG'li terörist başına konferans yaptırarak görüşlerine başvuran Rusya'nın bu tavırları, Türk milletini rahatsız etmeye devam etmektedir. Bugün Rusya'yla olan stratejik birlikteliğimiz, bu yaşananlara karşı kulağımızı tıkamak, gözümüzü kapatmak anlamına gelmiyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, dün Erivan'ı ziyaretinde sözde soykırım anıtına çelenk bıraktı. Bunu Türkiye-Rusya ilişkilerinin bugünkü seyrine ters düşen bir tavır olarak değerlendiriyoruz.
Şüphesiz ki dış politikada ebedi düşmanlık ya da daimi dostluklar yoktur, bunun farkındayız fakat yakın tarihte tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen ve çocuklar dahil 613 kişinin katledildiği Hocalı katliamı henüz tazeliğini korurken, Lavrov'un Erivan'da sözde soykırım anıtına çelenk bırakmasını Azerbaycan ve Türk milletine yapılmış bir hakaret olarak görüyor ve kabul etmiyoruz."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol, doğal gaz aramasını durdurmaya yönelik yaptırım kararını eleştirdi.
Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandığına işaret eden Akçay, "Haklı duruşumuzdan taviz verecek değiliz. Türkiye'nin arama ve sondaj faaliyetleri hiçbir tehdide aldırış etmeden devam edecektir. Terörle mücadele kapsamında haklı olarak Barış Pınarı Harekatı gerçekleşmiş, bu harekat ABD ve Rusya ile varılan anlaşmalarla diplomasi alanına taşınmıştır." ifadelerini kullandı.
Akçay, Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye son 24 saatte 19 saldırı yapıldığını, ABD ve Rusya'nın mutabakatlarda belirtilen sorumluluklarını yerine getirmediğini vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, parti gençlik meclislerine üye 36 kişinin gözaltında işkenceye maruz kaldığını iddia etti. Kurtalan, işkenceye maruz kalan parti üyelerinin avukatlarıyla görüştüğünü ve söz konusu gençlerin ancak duvarlara dayanarak yürüyebildikleri bilgisini aldığını iddia etti.
HDP'li belediyelere atanan kayyumlara ilişkin görüşlerini de açıklayan Kurtulan, AK Parti'ye yönelik, "Açıkça Kürt düşmanlığı yapıyorsunuz. Siz büyük bir Kürt düşmanısınız. Allah'tan korkmuyor, sürekli kötülük üretiyorsunuz. Sayıştay bile atadığınız kayyumların yolsuzluk yaptığını söylüyor, hadi Sayıştaya da kayyum atayın. Seçimle alamadığınız belediyelere gece vakti hırsızlar gibi girmekten utanmıyorsunuz." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AB Konseyinin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini gerekçe göstererek yaptırım çerçeve metni açıkladığını, metinde gerçek ve tüzel kişilerin banka hesaplarına el koymak ve seyahat engeli dahil birçok kararın yer aldığını söyledi.
Bu durumun Türkiye'nin AB hedefinden uzaklaşmasının bir sonucu olduğunu iddia eden Altay, "Karar tasarısı nedeniyle Türkiye taviz vermemelidir. Bir an önce yalnızlığı giderecek diplomatik adımları atmalıyız. Bölgede Türkiye, Rusya, Suriye, İsrail, Mısır, KKTC ve Rum yönetimi var. Biz bunların hepsiyle küsüz. 'Taviz verelim' diyen yok ama dünyada tek başına yaşamıyoruz. Türkiye ve KKTC'nin haklarını koruyalım ama diplomatik adımların atılması da zarurettir." diye konuştu.
Altay, Türkiye-ABD ilişkilerinin iki ülke ilişkisi olmaktan çıkarak kurumsal kimliğini kaybettiğini, ABD ile varılan güvenli bölge mutabakatıyla bölgenin belirsiz bölgeye dönüştüğünü ileri sürdü. Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Trump'ın gönderdiği her iki mektubu da iade etmesi gerektiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP'li Kurtulan'ın ifadelerine tepki gösterdi.
Kayyum atamalarının hukuka uygun olduğunu vurgulayan Turan, "AK Parti 82 milyon vatandaşımıza eşit yaklaşıyor. Bize 'Kürt düşmanı' diyorsunuz ama sizin toplam milletvekillerinizden fazla Kürt milletvekili AK Parti'de var. Siz insan düşmanısınız, hangi hakla kendinizi Kürt temsilcisi olarak görüyorsunuz? Kürtlerin hiçbir hakkını savunmuyorsunuz. Sadece teröristlerin hakkını savunuyorsunuz, Kürtlerin dostu olamazsınız. Kürtlerin değil, Kandil'in vekilisiniz. Eş başkanlık atamasını Kandil'den yaptıran sizsiniz. PKK söylemini tekrar ediyorsunuz." diye konuştu.
Turan, Doğu Akdeniz'deki faaliyetlere ilişkin de daha önce sınırlarının ötesine geçemeyen Türkiye'nin AK Parti iktidarları döneminde Doğu Akdeniz'e arama ve sondaj gemisi gönderen bir ülke haline geldiğini, Türkiye'nin kararlılığı nedeniyle İtalya ve Fransa'nın bölgeden çekildiğini belirtti. Turan, Doğu Akdeniz'de KKTC ve Türk halkının haklarını korumaya devam edeceklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP ve CHP'nin grup önerileri görüşüldü.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP'nin kayyum atamalarına ilişkin grup önerisi üzerinde söz alarak, görevden almaların halkın iradesine darbe olduğunu savundu.
Tanrıkulu, "Kayyumla oluşturduğunuz düzenin maliyetini bugün hesaplayamazsınız ama yarın öbür gün bunların siyasi maliyetinin ne olacağını hep beraber göreceğiz. Bu uygulamalardan vazgeçin, siyasi olarak darbe yapmayın, sandığı esas alın." dedi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, HDP Grubu'nun, 1,5 yıldır yapılan her hukuki işlemden sonra kayyum konusunu ısıtıp ısıtıp Meclisin gündemine getirmesininin bir anlam ifade etmediğini söyledi.
Altınok, geçmiş dönemde de yapılan atamalarda görevlendirilen vali ve kaymakamların, Güneydoğu'da bugüne kadar yapılmamış çok büyük hizmetleri vatandaşa sunduğunu kaydetti.
Devletin ve milletin birliği, bekası adına hizmet etmenin dışında belediye imkanlarını, belediye personelini, aracını terör örgütü amaçlarıyla kullanılmasına devletin bugüne kadar izin vermediğini ve izin vermeyeceğini belirten Altınok, "PKK'nın, DEAŞ'ın, FETÖ'nün, aklınıza ne bela geliyorsa gelsin, bu ülkenin birliğini, dirliğini bozmasına müsaade etmeyeceğiz." ifadesini kullandı.
HDP'nin önergesinin reddedilmesinin ardından, CHP'nin, iklim değişikliğinin etkilerinin belirlenmesine yönelik araştırma önergesinin gündeme alınması önerisinin görüşmelerine geçildi.
CHP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, insanlığın, şimdiye dek gördüğü en büyük tehditle karşı karşıya olduğunu, toplu yok oluşa sürüklendiklerini söyledi.
Gelmiş geçmiş en sıcak yılları, mevsimleri yaşadıklarını, buzulların eridiğini ifade eden Kadıgil, her gün 200'e yakın canlı türünün dünyadan silindiğini, büyük yok oluşun tam olarak bu olduğunu kaydetti. Kadıgil, böyle devam ederse iklim krizinin herkesi öldüreceğini belirterek, iklim krizi için bir araya gelinip, hükümetlere baskı yapılarak, bilime kulak verilmesini istedi. Kadıgil, "Bu kötülüğü durdurmak elimizde. " dedi.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu, küresel iklim değişikliğinin dünyanın sorunu olduğunu dile getirdi.
Eroğlu, "Tarihsel sera gazı salınımlarına bakarsak, Türkiye'nin cürmü çok düşük, binde 4. ABD'nin yüzde 29,3, AB'nin ise yüzde 26,5." dedi.
Eroğlu, Rio'dan sonra BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin ortaya çıktığını, bunu hükümetlerinin 2004'te imzaladığını anlattı. Türkiye'nin 2009'da Kyoto Protokolü'ne taraf olduğuna işaret eden Eroğlu, Türkiye'nin, özellikle Avrupa'da, Finlandiya'dan sonra temiz ve yenilenebilir enerjide ikinci sırada olduğunu kaydetti.
Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli unsurun ormanlar olduğunu belirten Eroğlu, hükümetleri döneminde ormanlarda 4,5 milyar fidan diktiklerini bildirdi. Eroğlu, pek çok ülkede orman alanı azalırken Türkiye'de arttığını dile getirdi.
Konuşmalardan sonra yapılan oylama sonucunda CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra, Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK'de Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.
Teklifin tümü üzerine söz alan İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, dijital hizmet vergisinin gerekli olduğuna inandıklarını belirtti.
Dijital hizmet vergisinin, global bir gelişmenin mecbur kıldığı bir vergi türü olduğuna işaret eden Tatlıoğlu, "Fransa böyle bir uygulamaya geçmiş durumda. Bunun dışında, bazı Avrupa ülkelerinin de kendilerine ait hazırlık çalışmaları var. Fransa'daki sisteme benziyor bizim sistem. Fransa'da içeride 25 milyon avro, dışarıda da 750 milyon avroluk cironun üzerindeki firmaları vergilendiriyor. Türkiye'de de bu kanun çerçevesinde böyle bir düzenleme var. Yani Fransa'da 25 milyon, Türkiye'de 20 milyon. Fransa'da yurt dışı için 750 milyon avro, Türkiye'de yine 750 milyon avro. Sadece burada iç piyasadaki işlem hacminin Türk lirası olması ve 20 milyon lirayla sınırlı kalması söz konusu." diye konuştu.
Belirlenen cirolara ulaşan firmalara yüzde 7,5 oranında vergi getirildiğini kaydeden Tatlıoğlu, "Uluslararası uygulamalar ve çalışmalara baktığımızda bu verginin yüksek olduğunu görüyoruz. Normalde Fransa yüzde 3, İtalya ve benzeri ülkeler yüzde 2 ile 3 arasında bir vergi alıyorlar. Bizde iletişim vergisinin oranıyla paralel düşünülmüş ve yüzde 7,5 bir oran gündeme getirilmiş." değerlendirmesinde bulundu.
Konaklama vergisine de değinen Tatlıoğlu, "Bu vergi geliri o şehrin, o beldenin altyapı yatırımlarının, turizm ve benzeri hizmetlerin geliştirilmesine yönelik yatırımların finansmanında kullanılmalı. Ancak merkezi bütçenin açığı olduğu için bu vergi de doğrudan merkezi bütçeye yönelik bir gelir olarak düşünülmüş." ifadelerini kullandı.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, basit, anlaşılır ve herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sisteminin yıllardır tesis edilemediğini belirterek vergi reformuna ihtiyaç olduğunu söyledi.
Çalışanların üzerinde adaletsiz ve ağır vergi yükünün bulunduğunu iddia eden Kalaycı, "Çalışanların aylıkları vergi tarifesinden dolayı aydan aya azalmaktadır. Sanki yüksek gelirliymiş gibi asgari ücretlinin bile yıl içinde vergi oranı yükselmektedir. İstihdam üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik primi yükü makul düzeylere indirilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak asgari ücretten vergi alınmaması ve çalışanların asgari ücret kadar gelirinin vergi dışı bırakılması gerektiği görüşündeyiz. Ayrıca, net asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılmasını ve asgari ücretlilere büyük şehirlerde ulaşım desteği verilmesini gerekli görüyoruz." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da devletin adaleti tesis etmesi gerektiğini, Meclisin ise bu konuda sorumluluk almadığını öne sürdü.
Paylan, "Vicdansız bir iktidar var, demokrasimizi tarumar ediyor. Bunun sonucunda da maalesef bir ekonomik kriz yaşıyoruz. İktidar, vergileri toplarken vicdansız bir şekilde topluyor. 'Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi toplayacağız' diyor. Bunların hepsi hikaye. Bu yasayla yeni vergiler ihdas ediliyor ama o vergiler de yoksul vatandaşımızdan, işçiden, memurdan ve çiftçiden alınacak." diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, teklifte yer alan konaklama vergisinin yabancılardan alınarak, belediyelere aktarılmasını istedi. Arı, böylece hem turizmin canlandırılacağını hem vatandaşın yeni vergilerden kurtulacağını hem de otelcilere yeni bir külfet getirilmemiş olacağını belirtti. Arı, teklifle getirilmek istenen vergi düzenlemelerinden vazgeçilmesini istedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, teklifin vergi ve borç alma teklifi olduğunu, teklifle üç yeni vergi getirildiğini belirtti. Bekaroğlu, teklifin, krizin kabul edilmesi olduğunu savundu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz, teklifle dijital hizmet vergisi, değerli konut vergisi ve konaklama vergisi getirildiğini anımsattı.
Vedat Demiröz, Türkiye?de hizmet veren dijital hizmet sağlayıcılarının elde ettikleri hasılatın Türkiye?de 20 milyon lirayı, dünya üzerinde de 750 milyon avroyu geçmesi durumunda yüzde 7,5 oranında dijital vergi alınacağını anımsatarak "Bunlardan alınan vergi eğer vicdansızlıksa eyvallah." dedi.
Demiröz ayrıca, ayda 50 bin lira kazanan birinin yüzde 40'lık son dilim vergisini de vermesi gerektiğini ifade ederek, "Sporcular, sanatçılar eğer 500 bin liranın üzerinde gelir elde ediyorsa lütfen beyanname versinler. Giderlerini de belgelesinler ama vergilerini de versinler. 500 bin liranın üzerinde beyan edenler şu anda 46 bin kişi. Yeni yılda sporcu, hakem, sanatçılar ve diğer ücret alanlarla birlikte bu rakamın 100 bine yaklaşacağını bekliyoruz. Buradan elde edeceğimiz gelir en fazla 1 milyar 500 milyon lira. Çok kazanandan alıp bu paraları sosyal alanlarda harcayacağız." diye konuştu.
Teklifin tümü üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından birinci bölüm üzerinde görüşmelere geçildi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
