2012-06-28 - 14:35
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan: "Türkiye emperyalistlerin sırtını sıvazlayıp her işine alet edeceği bir ülke olmaktan çıkmalıdır, böyle olmamalıdır, bizim bir onurumuz var"
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, HSYK'daki son uygulamalara ilişkin düzenlenen basın toplantısında, adliyelerin kapatılması ve arkasından bir kısmının yeniden açılması uygulamasının "yargının yürütmeye ne kadar bağlı olduğunun açık bir göstergesi" olduğunu, "bir haftanın içinde coğrafi konum, uzaklık, suç işleme oranı gibi kriterlerin değişemeyeceğini" söyledi.
Konuyla ilgili detaylı açıklama yapan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise geçtiğimiz günlerde CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile birlikte yaptıkları basın toplantısında da aynı konuya değindiklerini hatırlatarak, HSYK'dan ikinci bir kararname yayımlandığını ve 44 adliyenin devamına ilişkin bir karar verildiğini bildirdi. 44 adliyenin devamına ilişkin gerekçesinde "yerleşim yerlerinin coğrafi şartları, nüfus, güvenlik ve mahkemelerin iş durumları" olduğunu belirten Bayraktutan, "Bu kararı HSYK aldıktan sonra buradaki ilçelerde kapatılan adliyelerle ilgili ne nüfus değişti, ne kilometreler uzaklaştı veya yaklaştı, ne coğrafi şartlarda bir deprem sel veya bir felaketle doğal afetten dolayı bir değişiklik oldu. Koşullar yine aynı o tarihte kapatılan ama daha sonra bu gerekçe gösterilerek 44 adliye ile ilgili tasarrufunu geri aldı. O tasarrufa hiçbir diyeceğimiz olmamakla beraber diğer 102 adliye için niye işlem yapmadı. Bu kanayan yarayı CHP grup başkanvekilimiz ve milletvekilleri olarak Türkiye kamuoyuna buradan haykırıyoruz. HSYK lütfen bu yanlıştan dönün. Buradan hem özel yetkili Adalet Bakanı'na hem de HSYK'yı bir memurluk haline getiren oradaki yetkililere sesleniyoruz. Lütfen bu hatadan, bu yanlıştan dönün. Bu yanlışın altında ezileceksiniz" şeklinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan daha sonra basının sorularını yanıtladı. Özel yetkili mahkemelere ilişkin bir soruda Tarhan şunları kaydetti:
"Bu konuda rivayet muhtelif aslında. Neyle karşılaşacağımızı biz de bilmiyoruz. Herhalde Tabii ki özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Buna ilişkin çok uzun süre önce verdiğimiz yasa teklifimiz ortada. Bunun fikri olarak takibini de yaptığımızı biliyorsunuz. Ancak ne oldu da bugün özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konusu iktidar tarafından gündeme taşındı bunu sormaya hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bakın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ demiş ki özel yetkili mahkemeler normal bir hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir. Şimdi hukuk devletinde özel yetkili mahkemelere yer yoktur diyen bir zihniyetin aslında uzun yıllardır hukuk devletinde yaşamadığımızı da kabul ettiği anlamına gelir bu. Özel yetkili mahkemeleri kullanıp nasıl hukuk devletine polis rozeti takıp polis devletine dönüştürdüklerinin de itirafıdır bu. Şimdi makyajla uğraşmak istiyorlarsa biz bunu kabul edemeyiz. Özel yetkili mahkemeler tüm uzantılarıyla tüm yargılama yöntemlerinden tutup tutuklama sürelerine kadar tüm cüzleriyle birlikte tüm fikir yapıyla birlikte kaldırılmalıdır. Öyle makyajla uğraşmaktan ve esası gizlemekten vazgeçsinler artık. Bu bir tür sahtecilik çünkü"
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırıldığında da benzer olayların yaşandığını hatırlatan Tarhan, yine aynı sonuçlarla karşılaşılacaksa "özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının hiçbir anlamı olmadığını" belirtti.
"Yurt dışında olmasına rağmen bir çağrı nedeniyle gemiden inip ifade vermeye gidenleri kaçma tehlikesi gibi komik bir gerekçeyle tutuklamaya devam edeceklerse hiçbir anlamı yok. Milletvekillerini seçilmişleri, yüzlerce öğrenciyi ve askeri, gazeteciyi sırf gözdağı vermek için keyfi olarak zindanlarda tutmaya devam edeceklerse, demokratik kitle örgütlerini son günlerde nasıl ivme kazandığını görüyorsunuz. Susturma çalışmalarının nasıl ivme kazandığını görüyorsunuz. Bunları düşman ilan edip susturmaya devam edeceklerse eğer, hiçbir anlamı yok" şeklinde konuşan Tarhan, "Ceberut zihniyetinizi değiştirmediğiniz takdirde aslında tüm mahkemeler size özel mahkemeler olarak görev yapacaktır ve emrinize amade olacaktır zaten. Hak edenleri hak ettikleri caydırıcı cezalarla cezalandırmak yerine yargı yetkisini kendi düşmanlarına ama sadece kendi düşmanlarını, düşman gördüklerini etkisiz hale getirmek için bir silah olarak kullanmaya devam edecekleri hissediliyor. Asıl fail olan tahakküm zihniyetinin ve susturma odaklı zihniyeti değiştirmedikleri sürece tutukluluk süresi, insanlık dışı cezaevi koşulları tüm anti demokratik darbe yasaları değişmedikçe inanın değişen sadece ve sadece mahkemelerin isimleri olacaktır" dedi.
Suriye krizi üzerine sorulan bir soruya "gelişmeleri son derece kaygı verici bulduğunu" ifade eden Tarhan, "Kırmızı çizgileri ABD'nin Dışişleri Bakanı tarafından açıklanan bir devletseniz ve dış politikası kendisi tarafından değil başka devletler tarafından çizilen bir devletseniz o zaman sadece artık gelmekte olan bir savaş değil, gerçekten kirli bir oyundur diye düşünüyorum. Ve gerçekten bunun içinde olmamalıyız, buna karşı direnmeliyiz. Türkiye emperyalistlerin sırtını sıvazlayıp her işine alet edeceği bir ülke olmaktan çıkmalıdır. Böyle olmamalıdır. Bizim bir onurumuz var" şeklinde cevap verdi. Tarhan şunları kaydetti:
"Ben bir anne olarak tüm annelere sesleniyorum. Yeterince oğul verdik topraklara ve daha fazla istemiyoruz. Bitişik komşuların birbirlerine terör ve kan ihraç etmelerini istemiyoruz. Devletimizin bağımsızlığına inanlar da buna karşı çıkmalıdırlar. Bizi yönetenler yargıda olduğu gibi dış politikada da ruhlarını şeytana satmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsızlık ruhunu şeytana satmasınlar, bunu istemiyoruz. Bu oyuna gelmeyelim, hep birlikte savaşa hayır diyelim"
Konuyla ilgili detaylı açıklama yapan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise geçtiğimiz günlerde CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile birlikte yaptıkları basın toplantısında da aynı konuya değindiklerini hatırlatarak, HSYK'dan ikinci bir kararname yayımlandığını ve 44 adliyenin devamına ilişkin bir karar verildiğini bildirdi. 44 adliyenin devamına ilişkin gerekçesinde "yerleşim yerlerinin coğrafi şartları, nüfus, güvenlik ve mahkemelerin iş durumları" olduğunu belirten Bayraktutan, "Bu kararı HSYK aldıktan sonra buradaki ilçelerde kapatılan adliyelerle ilgili ne nüfus değişti, ne kilometreler uzaklaştı veya yaklaştı, ne coğrafi şartlarda bir deprem sel veya bir felaketle doğal afetten dolayı bir değişiklik oldu. Koşullar yine aynı o tarihte kapatılan ama daha sonra bu gerekçe gösterilerek 44 adliye ile ilgili tasarrufunu geri aldı. O tasarrufa hiçbir diyeceğimiz olmamakla beraber diğer 102 adliye için niye işlem yapmadı. Bu kanayan yarayı CHP grup başkanvekilimiz ve milletvekilleri olarak Türkiye kamuoyuna buradan haykırıyoruz. HSYK lütfen bu yanlıştan dönün. Buradan hem özel yetkili Adalet Bakanı'na hem de HSYK'yı bir memurluk haline getiren oradaki yetkililere sesleniyoruz. Lütfen bu hatadan, bu yanlıştan dönün. Bu yanlışın altında ezileceksiniz" şeklinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan daha sonra basının sorularını yanıtladı. Özel yetkili mahkemelere ilişkin bir soruda Tarhan şunları kaydetti:
"Bu konuda rivayet muhtelif aslında. Neyle karşılaşacağımızı biz de bilmiyoruz. Herhalde Tabii ki özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Buna ilişkin çok uzun süre önce verdiğimiz yasa teklifimiz ortada. Bunun fikri olarak takibini de yaptığımızı biliyorsunuz. Ancak ne oldu da bugün özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konusu iktidar tarafından gündeme taşındı bunu sormaya hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bakın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ demiş ki özel yetkili mahkemeler normal bir hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir. Şimdi hukuk devletinde özel yetkili mahkemelere yer yoktur diyen bir zihniyetin aslında uzun yıllardır hukuk devletinde yaşamadığımızı da kabul ettiği anlamına gelir bu. Özel yetkili mahkemeleri kullanıp nasıl hukuk devletine polis rozeti takıp polis devletine dönüştürdüklerinin de itirafıdır bu. Şimdi makyajla uğraşmak istiyorlarsa biz bunu kabul edemeyiz. Özel yetkili mahkemeler tüm uzantılarıyla tüm yargılama yöntemlerinden tutup tutuklama sürelerine kadar tüm cüzleriyle birlikte tüm fikir yapıyla birlikte kaldırılmalıdır. Öyle makyajla uğraşmaktan ve esası gizlemekten vazgeçsinler artık. Bu bir tür sahtecilik çünkü"
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırıldığında da benzer olayların yaşandığını hatırlatan Tarhan, yine aynı sonuçlarla karşılaşılacaksa "özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının hiçbir anlamı olmadığını" belirtti.
"Yurt dışında olmasına rağmen bir çağrı nedeniyle gemiden inip ifade vermeye gidenleri kaçma tehlikesi gibi komik bir gerekçeyle tutuklamaya devam edeceklerse hiçbir anlamı yok. Milletvekillerini seçilmişleri, yüzlerce öğrenciyi ve askeri, gazeteciyi sırf gözdağı vermek için keyfi olarak zindanlarda tutmaya devam edeceklerse, demokratik kitle örgütlerini son günlerde nasıl ivme kazandığını görüyorsunuz. Susturma çalışmalarının nasıl ivme kazandığını görüyorsunuz. Bunları düşman ilan edip susturmaya devam edeceklerse eğer, hiçbir anlamı yok" şeklinde konuşan Tarhan, "Ceberut zihniyetinizi değiştirmediğiniz takdirde aslında tüm mahkemeler size özel mahkemeler olarak görev yapacaktır ve emrinize amade olacaktır zaten. Hak edenleri hak ettikleri caydırıcı cezalarla cezalandırmak yerine yargı yetkisini kendi düşmanlarına ama sadece kendi düşmanlarını, düşman gördüklerini etkisiz hale getirmek için bir silah olarak kullanmaya devam edecekleri hissediliyor. Asıl fail olan tahakküm zihniyetinin ve susturma odaklı zihniyeti değiştirmedikleri sürece tutukluluk süresi, insanlık dışı cezaevi koşulları tüm anti demokratik darbe yasaları değişmedikçe inanın değişen sadece ve sadece mahkemelerin isimleri olacaktır" dedi.
Suriye krizi üzerine sorulan bir soruya "gelişmeleri son derece kaygı verici bulduğunu" ifade eden Tarhan, "Kırmızı çizgileri ABD'nin Dışişleri Bakanı tarafından açıklanan bir devletseniz ve dış politikası kendisi tarafından değil başka devletler tarafından çizilen bir devletseniz o zaman sadece artık gelmekte olan bir savaş değil, gerçekten kirli bir oyundur diye düşünüyorum. Ve gerçekten bunun içinde olmamalıyız, buna karşı direnmeliyiz. Türkiye emperyalistlerin sırtını sıvazlayıp her işine alet edeceği bir ülke olmaktan çıkmalıdır. Böyle olmamalıdır. Bizim bir onurumuz var" şeklinde cevap verdi. Tarhan şunları kaydetti:
"Ben bir anne olarak tüm annelere sesleniyorum. Yeterince oğul verdik topraklara ve daha fazla istemiyoruz. Bitişik komşuların birbirlerine terör ve kan ihraç etmelerini istemiyoruz. Devletimizin bağımsızlığına inanlar da buna karşı çıkmalıdırlar. Bizi yönetenler yargıda olduğu gibi dış politikada da ruhlarını şeytana satmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsızlık ruhunu şeytana satmasınlar, bunu istemiyoruz. Bu oyuna gelmeyelim, hep birlikte savaşa hayır diyelim"
