2009-08-20 - 15:15
"DEMOKRATİK AÇILIM" ÇALIŞMALARI?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''şehitler ile canilerin, Mehmetçik ile katillerin, güvenlik güçleriyle teröristlerin aynı çerçeveye sokulmak istendiğini'' öne sürerek, ''Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket bu oyunun içinde asla yer almayacaktır'' ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''şehitler ile canilerin, Mehmetçik ile katillerin,
güvenlik güçleriyle teröristlerin aynı çerçeveye sokulmak istendiğini'' öne sürerek,
''Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket bu oyunun içinde asla yer almayacaktır'' ifadesini kullandı.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, kamuoyunda ''demokratik açılım''
olarak nitelenen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

''Türkiye'nin temel değerlerine, aziz milletimizin kardeşliğine ve
kimliğine yönelik olarak başlatılan çözülme ve dağılma kampanyası hız
kazanmıştır'' diyen Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Bu kampanya, yıllardır PKK adı altında terörle sonuç almaya çalışan
ihanet odaklarının sahiplendiği bütün emellerin şimdi hükümet eliyle ve silahsız
olarak sürdürülmesine yönelik bir yıkım projesidir. 'Kürt sorunu' denilerek
başlayan bu sürece isim koyma arayışları da devam etmekte, 'demokrasi açılımı',
'kardeşlik ve huzur açılımı' ve 'milli birlik açılımı' gibi sürekli tazelenen
makyajlarla gerçekler kamuoyundan saklanmaya çalışılmaktadır.

Toplumu ayrışmaya razı etmek için her türlü istismar alanı hiçbir ahlaki
ve vicdani sorumluluk taşımaksızın kullanılmaktadır. Şehitlerle caniler,
Mehmetçikle katiller, güvenlik güçleri ile teröristler aynı çerçeveye sokulmak
istenmektedir.

İlerleyen süreçte, fitili ateşlenerek ortalığa bırakılan bu projenin
kodları kırılmaya, şifreleri çözülmeye ve aziz milletimiz gerçekleri görmeye
başlamıştır. İddia edildiği gibi barış ve huzurla, demokrasi ve hürriyetle, sulh
ve sükunla, kalkınma ve refahla, kaynaşma ve kardeşlikle hiçbir şekilde alakası
olmadığı anlaşılmıştır.

Bölücü tasavvurların, dağdan şehre inmesi, silahtan medyaya geçmesi,
teröristten meclise taşınması, örgütten hükümete aktarılması, gerisindeki tarihi
emelleri değiştirmeyecek, aktörlerin değişmesi ihanetin özünü saklamaya
yetmeyecektir.

Milletimiz ve bizim için önemli olan, ağır bir yıkıma götürecek olan
fikirleri kimin nerede taşıdığı değil ülkemizi hangi sonuca ulaştırmak
istediğidir. Nitekim, beklendiği gibi, sürece İmralı Canisi de dahil olmuştur. Bu
katılımla birlikte çuvalcılar, kandilciler, aşiret reisleri, işbirlikçi lobiler
ve bölücüler sonunda Başbakanla birlikte aynı fotoğraf karesinde buluşmayı
başarmışlardır. Hükümet bu resme başkalarını da dahil etmek ve suç ortağı yapmak
için var gücüyle çalışmakta, koordinatör adı verilen teşrifatçılarla uçuruma
giden yıkım yolunda toplumu ikna turları düzenlemektedir.

İmralı'nın kuryeleri olan sözde hukuk adamları ile hükümetin kuryesi
haline gelmiş İçişleri Bakanı iki koldan temaslarına devam etmekte, kapı kapı
gezerek Türkiye'nin yıkım projesine suç ortakları aramaktadırlar. Bu kapsamda
Sayın Cumhurbaşkanının 'iyi şeyler olacak' müjdesi ile başlayan vahim süreçte
Başbakan Erdoğan'ın ve hükümetinin toplumu bölünmeye razı edecek randevu ve
ziyaret turları devam etmektedir.

Bu girişimlerin maksadı, milletimizin kardeşliğini, kimliğini ve
birliğini savunmak isteyen sağduyulu, inançlı vatan evlatlarına yönelik baskı
ortamı oluşturmak; bir teslimiyet ve şaşkınlık dalgası yaratarak milletimizin
direnişini kırmaktır.

Gelişmeler, saklanmaya çalışılan oyunu ve oyuncuları giderek
netleştirmiştir. Destek adı altında oyuna dahil olan aktörlerin kimlikleri ile
milli meselelerdeki bozuk sicilleri ülkemizin nasıl bir yıkıma sürüklenmek
istendiğini bütün açıklığı ile ortaya koymuştur.

Aziz milletimize yönelik istismar ve duygu sömürüsü de dahil olmak üzere
her vasıta kullanılarak Milliyetçi Hareket Partisi'ne yönelik çağrılardaki
ısrarın nedeni bu karanlık tabloda yer almamıza ve 'yıkım ortağı' yapılmamıza
yöneliktir.

Partimiz ve kadrolarımız, milletimiz üzerindeki oyunu okumuş, görmüş ve
bozmuştur. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket bu oyunun içinde asla yer
almayacaktır. Aziz milletimizi de bu oyuna düşmemesi konusunda uyarmaya sonuna
kadar devam edecektir. Oyundaki aktörlerin partimize yönelik saldırılarının
artışı ve yükselen öfkelerinin nedeni budur.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Asırlardır 'bir arada' yaşayan milletimizi parçalara ayırıp
'yan yana' yaşamayı dayatan bu yol haritasından, çok kimlikli, çok parçalı, çokluklar devleti ve
toplumu çıkması mukadderdir. Bu ise iddia edildiği gibi çözüm değil çözülmedir'' dedi.

Bahçeli, Türkiye'de ''dışarıdan gelen dayatmaların gizlenmeye çalışıldığını'', pek çok konuda tavizler
verildiğini savundu. Bu taleplerin ''ev ödevi'' gibi algılandığını ileri süren Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

''İftiharla iş birliği yaptığını saklamayan Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, küresel gücün Ankara'da dayattığı taleplerini bir ev ödevi gibi
algılayarak attığı adımlardan, Ermenistan'la ilişkilerin tek taraflı çözülmesi,
Heybeliada Ruhban Okuluna yönelik tavizler ve sözde 'Kürt Sorunu'na aranacak
çözümler, karşımızdaki tehdidin sac ayağını oluşturmaktadır. Bu açıdan, dışarıdan
gelen dayatmaları gizlemeye yönelik yüksek makamlardan söylenilen 'her ülkenin
kendi sorununu kendi gücüyle çözmesi gerekir' şeklindeki açıklamaların anlamı ve
gerçekliği yoktur.

Yine bu kapsamda, hükümetin iş ve aş bekleyen yöremize yönelik 7 yıldır
yapamadığı ekonomi hamlelerine şimdi başlayacağını söylemiş olması ve bunu da
sözde 'demokratik açılıma bağlaması' tam bir aldatmadan ibarettir. Aziz
milletimiz Başbakan Yardımcısı başkanlığında bu yıl 17'ncisi toplanan kurulda
geride kalan 16 toplantıda bu vaatlerin niçin yapılmadığını mutlaka
sorgulayacaktır. Yıkım projesinin yaratacağı depremin öncü dalgaları şimdiden
hissedilmeye başlamıştır.

Cumhurbaşkanlığı makamınca dile getirilen yerleşim yerlerinin isimlerine
dair tartışmalar, Türkiye'nin adının bile değiştirilmesine dair alçakça
hatırlatmalara kadar ulaşmıştır. Yeni dönemde bölücü emellerin Anayasa'ya
uydurulması yönündeki girişimlerin de başlatılacağı, TBMM yeni Başkanı'nın 'yeni
fonksiyonunun süreci kolaylaştırmak' olduğuna dair açıklaması ile ortaya
çıkmıştır.''

''NE OLMADIĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜNDÜR''

''İçeriğini kimsenin bilmediği, adının bir türlü konulamadığı, sahibinin
bir türlü ortaya çıkmadığı, müellifinin saklandığı bu oyunun başarılması halinde
Türk milletini bir ve bütün halde tutmak mümkün olmayacaktır'' diyen Bahçeli, bu
tehlikeyi görmeyen, umursamayan, hatta umutla bekleyenlerin tam bir ittifak
oluşturdukları iş birlikçi cepheyi genişletme çalışmaları ve destek arama
çabalarının sürdüğünü savundu.

Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Başbakan Erdoğan'ın henüz ne olduğunu açıklayamadığı sözde fırsat ve
çözüm paketinin içinde, konuya sahip çıkan odakların kimliklerine bakarak 'ne
olmadığını' söylemek artık mümkündür. Bu paketin içinde kardeşlik ve kucaklaşmayı
sürdürme duygusu, birlikte geleceğe ulaşma ülküsü, milli bir kimliğe sahip
çıkarak yükselme ve büyüme arzusu asla yoktur. Süslü ambalajlar içinde sunulmaya
çalışılan zehir şişesi bir kez açılırsa aziz millet varlığının ve birliğinin
devamı mümkün olmayacaktır.

Hükümetin yıkım projesi, sonunda muhatabına ulaşmış, İmralı canisi
cezaevinde hazırladığı teklif mektubunu ihale sahiplerine sunarak müzakereyi
başlatmıştır. Projenin sahibi olan hükümetin, 'muhatap olmadığı' yönündeki
açıklamalarının inandırıcılığı kalmamış, hükümet bebek katilinin sürece yapacağı
sözde katkılara kilitlenmiştir.

Ne muhterem analarımız üzerinden yapılan ucuz istismarlar, ne aziz
şehitlerimiz ve aileleri üzerinden yapılmaya çalışılan basit hesaplar gerçekleri
gizlemeye yetmeyecektir. İmralı mahkumunun devreye girmiş olması ile sözde açılım
denilen sürecin nasıl bir seyir izleyeceği, nerelere kadar uzanacağı ve nasıl bir
akıbetin karşımıza çıkacağı artık daha da netleşmiştir.''

''MİLLİYETÇİ HAREKET, İÇİNDE OLMAYACAK''

''Sahiplerinin saklanmakta zorladıkları bu iş birliği ve yıkım ortaklığı,
PKK ile AKP'yi aynı çizgide buluşturmuştur'' iddiasında bulunan Bahçeli, ''Bir
hükümet üyesinin İmralı'ya kulak kabartarak 'ne demiş ona bakılır' sözü, bu sinsi
muhataplığın resmi ağızlardan itirafı olmuştur'' dedi.

Uyum, açılım ve fırsat denilerek yapılan çağrıların ''foyasının ortaya
çıktığını'' savunan Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

''İmralı'nın devreye girmesiyle sözde aydın ve akademisyen adı verilen iş
birlikçi aracıların görevleri bu aşamada tamamlanmıştır. Başbakan Erdoğan'ın,
yıkım projesinin müteahhidi olarak girdiği bu yoldan dönmeyeceklerini ve her
bedeli ödemeye hazır olduğunu açıklamış olmasının bizim için hiçbir anlamı ve
karşılığı bulunmamaktadır. Başbakan'ın kendini nasıl tanımladığı, kimliğini
nerede bulacağı, 36 olduğunu iddia ettiği kimlikler içinde yer bulup bulamayacağı
bizim meselemiz ve merakımız değildir. Başbakan'ın ve partisinin bu vahim gidişat
sonunda mutlaka ödeyecekleri ağır bedel de MHP'nin kaygısı olmayacaktır.

Bizi endişelendiren, AKP zihniyetinin yerinde yeller eserken ve bu ağır
vebali üstlenenler millet huzurunda hesap verirken, yaralarını sarmakta zorluk
çekecek olan aziz milletimizin ödeyeceği bedelin ne olacağıdır. Asırlardır 'bir
arada' yaşayan milletimizi parçalara ayırıp 'yan yana' yaşamayı dayatan bu yol
haritasından çok kimlikli, çok parçalı, çokluklar devleti ve toplumu çıkması
mukadderdir. Bu ise iddia edildiği gibi çözüm değil çözülmedir.''

Türkiye'nin milli birlik ve kardeşliğinin geçmişte olduğu gibi bugün de
en büyük güç ve kudret kaynağı olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

''Türk milleti, bir bütün olarak ve ortak milli değerler etrafında
kenetlenerek bu hain oyunu boşa çıkaracak güce sahiptir. Bir kez daha hatırlatmak
isteriz ki Milliyetçi Hareket, Türkiye için bir felaket olacak böyle bir projenin
tarafında olmayacaktır. Bunu önlemek için üç hilalin tarihi, anlamı ve misyonu
olan Türkiye'nin milli birliğini ve bin yıllık kardeşliğini korumak adına sonuna
kadar mücadele edecektir.

Bu düşüncelerle, sosyal, siyasal, ekonomik ağır sorunlarla boğuşan aziz
milletimizin yaşadığı bunalım halinden bir nebze olsun kurtulabilmesi için
yaklaşan ramazan ayının bir fırsat olmasını diliyorum. Önümüzdeki mukaddes
günlerin yanlış gidilen yollardan, yanlış yapılan hesaplardan dönüş için vicdan
ve akıl muhasebesinin yapılmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Ramazan
ayının Türk ve İslam dünyasına bolluk, bereket ile maddi ve manevi yükselme
getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.''