2010-09-16 - 12:41
CHP'Lİ KART'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Hrant Dink kararı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Hrant Dink kararı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak açılan davayı karara bağladığını hatırlatan Kart, 2. Daire'nin Türkiye'nin Dink'i koruyamadığı ve olayla ilgili soruşturmanın gerektiği gibi yapılmadığı sebebiyle, sözleşmenin en önemli maddesi olan ve yaşam hakkını garanti altına alan 2.maddenin ihlal edildiği sonucuna vardığını belirtti.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, karara göre gerek İstanbul, gerek Trabzon Emniyet Müdürlüklerinin, Dink cinayeti öncesinde gerekli önlemleri almadıkları ve cinayet sonrasında da gerekli soruşturmanın yapılmadığının ortaya çıktığını belirterek " Türkiye'nin, Dink Ailesi için 105 bin, yargılama giderleri karşılığı olarak da 28.595 Euro olmak üzere 133.595 Euro tazminat ödemesine hükmedilmiştir. Türkiye'nin, Hrant Dink cinayeti için ödeyeceği tazminatın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dan kişisel olarak tahsil edilmesi gerekir." dedi

Hrant Dink ve öncesindeki Rahip Santoro cinayetleri sonrasındaki soruşturmalarda yaşananların, Türkiye yönetimi adına ''utanç'' olduğunu ileri süren Kart, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, dönemin İstihbarat Daire Başkanı ve Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve diğer görevliler hakkında ön inceleme yapılması yolundaki raporun gereğinin, İçişleri Bakanlığınca yerine getirilmediğini savundu. Kart, Başbakan Erdoğan'ın da bu gelişmelere müdahale etmediğini öne sürdü.

Atilla Kart, bu cinayetlerin idari ve adli soruşturmasında gerçeğe ve azmettirenlere ulaşılmasının Hükümetin müdahalesiyle engellendiğini iddia etti.

''Bu süreci analiz ettiğimizde, 2005'li yıllardan bu yana anlattığımız gerçeklerle karşı karşıya geliyoruz. Emniyet bünyesinde özellikle izleme, dinleme ve istihbarat birimlerinde egemen hale gelen cemaat yapılanması gerçeğiyle karşı karşıya geliyoruz'' diyen Kart, bu yapılanmanın, parti memuru-cemaat memuru dayanışmasına dönüştüğünü savundu.

CHP'li Kart, gerek AİHM kararları gerekse Danıştay kararlarına göre, kusurlu eylem ve işlemleriyle mağduriyetlere ve haksızlıklara yol açan bürokrat ve karar mercilerinden, devletin ödemek zorunda kaldığı tazminatın, rücu edilmesi gerektiğini söyledi. Gelinen bu aşamada, Türkiye'nin, ''Hrant Dink cinayeti için ödeyeceği tazminatın Başbakan Erdoğan ve İçişleri Bakanı Atalay'dan kişisel olarak tahsil edilmesi gerektiğini'' iddia eden Kart, ''Hrant Dink kararıyla, Başbakan ve İçişleri Bakanının Türkiye Cumhuriyeti Hazinesine 250 bin TL
civarında bir borcu ortaya çıkmıştır'' dedi.

Kart, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''referandum sonuçlarını başarısız olarak değerlendirip kurultay çağrısında bulunduğu'' anımsatılarak, kurultaya ihtiyaç olup olmadığının sorulması üzerine, referandum sonuçlarını başarısız olarak değerlendirmediğini söyledi.

Bu aşamada kurultaya ihtiyaç olmadığını ifade eden Kart, ''Ancak CHP'nin geçmişten bugüne sirayet eden genel merkez yapılanmasındaki, yönetim yapısındaki komitacılığın ve yanlış anlayışların sona erdirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Maalesef, bu anlayışın ve uygulamanın, sayın genel başkanımıza rağmen devam ettiğini görüyoruz. Genel başkanımıza sahip çıkmak, ona destek vermek, önünü açmak, kişisel ve siyasal hesapların üstüne çıkmak sorumluluğu ile karşı karşıyayız'' dedi.

Atilla Kart, ''Komitacılıkla suçladığınız kişi Genel Sekreter Önder Sav mı?'' sorusuna, ''Kişilere yönelik bir değerlendirme yapmadım. Yönetim yapısındaki sakatlıktan söz ediyorum'' yanıtını verdi. (12:41)