2012-11-12 - 15:00
CHP KONYA MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART'IN BASIN TOPLANTISI?
Atilla Kart: "Öylesine yasa dışı bir güç odağı söz konusudur ki; artık Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının temel hak ve özgürlükleri devletin tehdit ve şantajı altındadır"? "Hükümet soru önergelerinde yalan beyanda bulunuyor. Bilgi edinme yoluyla ise asgari sorumluluk duygularına sahip olan bürokrat yalan söyleyemez. Bu işin sorumlusu muhalefet değildir, yasama denetimini iğfal eden, işlevsiz kılan hükümettir."
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, düzenlediği basın toplantısında MİT'in yasa dışı dinleme yaptığı iddialarına ilişkin Bilgi Edinme Kanunu gereğince Başbakanlığa dilekçe gönderdiğini ifade etti.

MİT'in Mahkeme kararını dayanak alarak, Taraf Gazetesi'nin bazı yazarlarını 1 yıl boyunca dinlediğini, Mahkeme kararları aşamasında MİT'in yaptığı başvurularda telefon numaralarının yanına gerçek abonmanların isimleri yerine kod isimlerinin yazıldığını, isnad edilen suç olarak; terörist faaliyetler, casusluk, örgüt suçlaması ve ulusal çıkarların ihlal edilmesi gerekçelerinin yer aldığını öne süren Kart, "MİT, basın mensupları hakkında bir taraftan suç tasniinde bulunmuş, bir taraftan sahte belge düzenlemiş, bir taraftan da adli mercileri iğfal etmiştir. Basın özgürlüğü ayaklar altına alınmış, insanların temel hak ve özgürlükleri yok edilmiş özel hayatlarına girilmiştir" dedi.

"Devlet ve hükümet eliyle hukuki ve ahlaki bir skandal söz konusudur" diyen Atilla Kart, "Öylesine yasa dışı bir güç odağı söz konusudur ki; artık Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının temel hak ve özgürlükleri devletin tehdit ve şantajı altındadır. Bu tip dinlemeler; Silivri, KCK ve benzeri yargılamalarda delil olarak da kullanılmaktadır" şeklinde konuştu.

Gelişmeler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın MİT yetkilileri hakkında soruşturma izni için Başbakanlıktan talepte bulunduğunu ancak 2 aylık süre dolmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını belirten Kart, "Taraf gazetesinin yayın politikalarının gazetecilik anlayışının belli dönem ve kritik olaylarda Başbakan ve hükümeti rahatsız etmekten öte, sert ve haksız tepkilerine yol açtığı kamuoyunun bilgi ve gözlemleri dahilindedir. MİT'in gerçekleştirdiği bu eylemler, bu yönüyle de değerlendirilmelidir" dedi.

Atilla Kart, bilgi edinme yoluyla yazdığı dilekçede, Başbakan'a; konunun MİT müsteşarının bilgisi ve onayı dahilinde olup olmadığını, kimlerin talimatıyla gerçekleştiğini, MİT'in bu eylemleri nedeniyle Başbakan olarak idari ve adli süreci neden re'sen işletmediği sorularını ilettiğini belirtti.

Atilla Kart, 'BDP'li milletvekillerinin açlık grevi nedeniyle Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na katılmamalarının süreci nasıl etkileyeceği' yönünde bir soruyu şu sözlerle cevapladı: "Açlık grevlerinde öne sürülen siyasi talepleri bir tarafa bırakırsak, insani boyutu vahim ve kritik bir noktaya gelmiştir. Hükümet müdahale etmeli ve çözüm bulmalıdır. Ana dilde savunma hakkının AİHM'de ve uluslararası sözleşmelerde karşılığı vardır ve bu adil yargılanma ve savunma hakkıyla ilgilidir. Milletvekillerinin Komisyona katılmamaları ise meşru, makul ve insanidir. Bu durum çalışmaların sona ermesi anlamına gelmez ancak Meclis Başkanı'nın Başkanlık ettiği bir toplantıyla değerlendirilmesi zarureti doğabilir."

Başbakan'ın idam cezası ile ilgili sözlerinin sorulması üzerine ise Kart şöyle konuştu: "Başbakan acımasızca istismara devam ediyor. 2002 yılında AKP idam cezasının kaldırılmasına büyük ölçüde destek verdi. Ayrıca Başbakan'ın idamın kaldırılmasına ilişkin beyanları var. 2004 yılında ise, terör suçlusu olsa dahi idam cezasının uygulanmaması ile düzenleme iktidarın oylarıyla kabul edildi. Biri Başbakan'a bunları hatırlatmalıdır. Başbakan gündemi saptırmaya devam ediyor. İnandırıcılığı yok ve günü kurtarma anlayışıyla beyanlarını inkar ediyor."

Atilla Kart, Başbakan'a sorularını neden önerge yoluyla değil, bilgi edinme yoluyla ilettiğinin sorulması üzerine, "Çoğu zaman soru önergelerine ilgisiz, soyut cevaplar veriliyor. Denetim mekanizması hükümet ve Meclis Başkanı eliyle işlevini kaybediyor. Bilgi edinme yoluyla idari ve adli sorumluluk doğuyor. Başbakan'ın fazla manevra yapmaması konuyu değiştirmemesi için kritik konularda bu yolu kullanıyoruz. Hükümet önergelerde yalan beyanda bulunuyor. Bilgi edinme yoluyla ise asgari sorumluluk duygularına sahip olan bürokrat yalan söyleyemez. Bu işin sorumlusu muhalefet değildir, yasama denetimini iğfal eden, işlevsiz kılan hükümettir" dedi. (15:00)

Meltem SALİMOĞLU