2020-12-16 - 11:37
TBMM Genel Kurulunda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin maddeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor. Teklifin 12. maddesi kabul edildi.
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.
Dün üç maddenin kabul edildiği Genel Kurul'da bugün 9 madde görüşüldü.
Teklifin 4. maddesi üzerinde söz alan İYİ Parti Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli, Türkiye Varlık Fonunun kuruluş amacından uzaklaşarak bütçeden Fona para aktarılan bir noktaya gelindiğini söyledi. Ekonominin her gün kötüye gittiğini savunan Cinisli, "Türkiye yönetilemiyor. 2021 yılı bütçesi Türkiye'nin yönetilemediği ve fakirleştiğinin göstergesi. Türkiye 1990'larda olduğu gibi borç ve faiz sarmalına girmiş durumda. Bu bütçe dertleri çözmekten ziyade, adeta ne yapacağını bilmeyen bir işletmenin panik bütçesi gibi. Hükümet ekonomiyi 1990'lara götürdüğü gibi siyasi sistemi ve şartlarını da 1950 öncesine götürdü. Ülke 1950 öncesinin şeflik rolüyle ve devlet ciddiyetini de kaybederek pervasızca yönetiliyor." diye konuştu.
Cinisli, siyasi nezaket ve üslubun belli bir seviyeye çıkarılması gerektiğini, Türkiye'nin ancak bu şekilde sorunlarını tartışıp çözebileceğini vurguladı.
MHP Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay, tarihin üzerlerine yüklediği bir sorumluluk olduğunu, bu çağda yaşanan gelişmeleri yakından takip etmek zorunda olduklarını belirtti. Taşlıçay, kültürün dış politika, ekonomi, sağlık, eğitim, sanat gibi alanlarla birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi. Son yıllarda çok sayıda yabancı kelimenin Türk diline girdiğine işaret eden Taşlıçay, bu durumun bir güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Taşlıçay, "Özellikle kültür, geldiğimiz noktada bir güvenlik konusudur. Kültürel güvenliğimizi sağladığımız ölçüde geleceğe umutla bakabiliriz. Çocuklarımız ve gençlerimizin öz değerlerine yabancılaşmasını güvenlik açığı olarak değerlendirmeli, bu hususta gerekli tedbirleri almalıyız." dedi.
Koruyucu sağlık ürünlerinin sadece eczanelerde satılması için yasal düzenleme yapılmasını isteyen Taşlıçay, bu ürünlerin çok fahiş fiyatlarla satıldığı, bilinçsizce tüketildiği ve bu durumun halk sağlığını tehlikeye attığı uyarısında bulundu.
HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye'de meslek hastalığı tanımının sorunlu olduğunu savunarak Kovid-19'un meslek hastalığı sayılması için özel bir düzenleme yapılmasını istedi. Şimdiye kadar sadece iki sağlık çalışanının meslek hastalığından yararlandığını dile getiren Koçyiğit, hükümetin Kovid-19'u meslek hastalığı olarak kabul etmek istemediğini öne sürdü.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, bütçenin "tek adam bütçesi" olduğunu iddia ederek "Bütçeye baktığımızda Türkiye'nin her geçen gün daha da borçlanacağını görüyoruz. Bu nedenle buna borç bütçesi diyebiliriz. Bu bütçe pandemi geçiren bir ülkenin yaralarını saran bir bütçe değildir." ifadelerini kullandı.
Hükümetin eğitim politikalarını eleştiren ve şimdiye kadar yedi bakan değiştiğini anımsatan Karabıyık, şöyle devam etti:
"Birinci bakan göreve geldikten hemen sonra yaklaşık 1300 bakanlık yöneticisini bir gecede değiştirdi. İkinci bakan, temel dik yazı uygulamasından birleşik yazı uygulamasına geçti. Üçüncü, Fatih Projesi'ni başlattı, sonucunun ne olduğunu biz de anlayamadık. Sonra 4+4+4 eğitim modeline geçildi. Bu modelin sonucunda okullaşma oranı yüzde 98,6'dan yüzde 93'e düştü. Şu anda 568 bin çocuk okul dışında. Öğrencilerin başarıları yüzde 11 oranında düştü. Bu modelin uygulanmasıyla özel öğretim kurumlarının sayısı yüzde 197 artmış oldu. Özel öğretim kurumlarına öğrencilerini gönderen velilerin sayısı da yüzde 174 arttı. Çünkü eğitim sistemi bozuldukça vatandaş kendi çaresini üretmeye başladı. Son Bakanın döneminde ise vakıf ve derneklere okulların kapısı sonuna kadar açıldı."
AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, şiddet ve istismar olaylarına değinerek "Her kadın, çocuk cinayeti ve istismarlarında 'Devlet yine koruyamadı.' diye bağıranlar, bunlarla mücadelede kararlı ve samimi bir şekilde uğraşan devleti aciz göstermeye çalışanlar, kendi teşkilatlarında yaşanan tecavüz ve tacizlere neden sessiz kalıyorlar?" diye sordu.
CHP İstanbul il teşkilatındaki cinsel istismar iddialarını hatırlatan Yılmaz, CHP'nin 10'a yakın ilçe teşkilatında taciz ve tecavüz vakaları yaşandığını ancak mağdur kadınların seslerini teşkilatlarına duyuramadığını iddia etti. Yılmaz, "Olanlar karşısında sesiz kalan, suçluyu gizlemeye çalışan İstanbul İl Başkanı, olay kamuoyuna yansıdıktan sonra mağdurun yanındaymış gibi görünmeye çalışıyor. CHP'de her gün başka bir teşkilattan yeni bir çığlık yükseliyor ve yaşanan bunca rezilliğe rağmen Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu hala susuyor. Yandaş basın ve medyadan da tık yok." dedi.
Terör örgütü PKK tarafından çocukları kaçırılan Diyarbakır annelerinin eylemlerine değinen Yılmaz, "Hain terör örgütü tarafından kaçırılan, onlarca kişinin tacizine, tecavüzüne uğrayan, eziyetine maruz kalan, kalem tutması gerekirken ellerine silah verilen o çocuklar HDP'ye, CHP'ye ve diğer ittifak ortaklarına göre çocuk değil mi? Bu nedenle mi bu drama sessiz kalıyor, kınamıyor, karşı tavır almıyorsunuz?" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İstanbul'da yaşanan olayla ilgili olarak partilerinin gereğini yerine getirdiğini, söz konusu kişinin partiden ihraç edildiğini ve konunun yargıya taşındığını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Diyarbakır il binaları önünde oturma eylemi yapan annelerle beyaz tülbentli barış anneleri ile cumartesi anneleri arasında bir ayrım yapmadıklarını, hepsini kendi anneleri olarak gördüklerini ifade etti. Annelerin acılarını birbirlerine karşı yarıştırmayı doğru bulmadıklarını dile getiren Oluç, Kürt sorununun çözümüyle bütün annelerin acılarının giderileceğini söyledi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, tacizin bir insanlık suçu olduğunu, bu nedenle herkesin tacizle ilgili iddiaların üzerine gitmek zorunda olduğunu vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Türkiye'de özellikle de katma değerli üretim yapmak isteyen ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak yatırımlara devletimiz yatırım yeri tahsis ediyor. Buradaki bütün süreçler başvurular üzerinden şeffaf bir şekilde değerlendiriliyor."dedi.
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerine hükümet adına cevap veren Varank, Türkiye'de özellikle katma değerli üretim yapmak isteyen ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak yatırımlara devletin yatırım yeri tahsis ettiğini belirtti. Varank, buradaki bütün süreçlerin başvurular üzerinden şeffaf bir şekilde değerlendirildiğini vurguladı.
Bu süreçte ilgili bakanın bazı tahsisleri görmediğini, bu alanların özellikle OSB veya kısmen bedelsiz arazi tahsisi yapıldığı noktalar olduğunu ve arazinin direkt yatırım yerinde tahsis edildiğini anlatan Varank, Teşvik Belgesi alan yatırımcıların da Hazine ve Maliye Bakanlığına gittiğini ve yatırım yerinin direkt tahsis edildiğini söyledi.
Varank, Silivri'de kan ürünleriyle ilgili yapılan yatırımda da hiçbir usulsüzlük ve yanlışlığın olmadığının altını çizdi.
Eğitimle ilgili yapılan eleştirilere cevap veren Bakan Mustafa Varank, "Türkiye'de okullaşma oranı 2002 yılında ilk öğretimde yüzde 92,4 iken şu anda yüzde 94,7 oldu. Orta öğretimde net okullaşma oranı yüzde 48,11 iken şu anda yüzde 85,01 oldu. Bu 4+4+4 eğitim modelinin neticesidir. Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçenin 2020 yılına göre 2021 yılında yüzde 20 arttırıldığını görüyoruz. 2002 yılında merkezi yönetim bütçesinden eğitime 11,3 milyar lira kaynak aktarılırken 2021 yılında merkezi yönetim bütçesinden 211 milyar lira kaynak aktarılacak. 2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan kaynak yüzde 9,4 iken, 2021 yılında bu rakam yüzde 15,7'ye yükselmiş durumda." ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 5. maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, bütçe görüşmelerinde, yürütmenin vesayetinin yanı sıra hakaretini de görmeye başladıklarını, bazı bakanların "Gazi Meclis" dedikleri Meclis'in, kurumsal kimliğine ters ifadelerde bulunduğu savundu.
Usta, hükümetin, kamu bankaları üzerinden elini çekmesi gerektiğini ifade ederek, önlerindeki en büyük risklerin kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu ve kamu-özel iş birliği projeleri olduğunu ileri sürdü.
MHP Eskişehir Milletvekili Metin Nurullah Sazak, salgın süreci dikkate alınarak hazırlanan bütçe teklifinde, en fazla payın eğitime ayrıldığını, sağlık sektörü payının, bir önceki yıla göre iki kat artırıldığını anımsattı.
Sazak, ABD'nin aldığı yaptırım kararını reddip, kızıl elma yürüyüşüne devam ettiklerini söyledi.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Türkiye yüzde 6,7 büyüdü; öyle mi? Dünya küçüldü, Türkiye büyüdü. Tıpkı pandemide olduğu gibi sahte rakamlar sahneye çıktı. Rakamlar doğru olsaydı hepimiz refah içinde olurduk. Temel gıda maddelerinin fiyatı arttı." diye konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye'nin tarımsal üretimde ihracatçı değil açıktan ithalatçı olduğunu öne sürerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin, "sapla samanı karıştırdığını" savundu. Sarıbal, bu coğrafyada saman, patates, büyükbaş ve küçükbaş et ithalatı yapılıyorsa, iktidarın çöktüğü anlamına geldiğini öne sürdü.
AK Parti Ankara Milletvekili Hacı Turan, kamu özel sektör dış borcunun bu yıl brüt 421 milyar 890 milyon dolar olduğunu belirtti. Turan, özel sektör borcunun 239 milyar dolar, bunun yaklaşık 100 milyar dolarının finas sektörünün olduğunu dile getirdi.
Bir işletmenin varlığına bakılırken sadece borçlarına değil aktif ve pasiflerine de bakıldığına dikkati çeken Turan, Türkiye'de yerleşiklerin mevduattaki dövizinin 237 milyar dolar olduğunu vurguladı. Turan, döviz ve Türk Lirası olarak mevduattaki paranın, Türkiye bütçesinin 3 katı olduğunu ifade etti.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Genel Kurulda Ensar Vakfına yönelik tartışmalara işaret eden Varank, Ensar Vakfının bizzat şikayetçi olduğunu, vakfın yöneticilerinin çocuk mağdurların davalarını üstlendiğini belirtti. Varank, "Tacizci kişi 508 yıl ceza aldı. Bunları gündeme getirdiğimizde, o çocukları, aileleri düşünüyor muyuz? Bu empatiyi kurmak lazım." dedi.
Varank, Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin 42 milyar lira olduğuna, 22 milyar lirasının destek programlarına ayrıldığına dikkat,i çekti. Varank, sürekli sokakta, vatandaşın içinde yer aldıklarını, halktan kopuk olmadıklarını ifade ederek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile de bir çok yere gittiklerini söyledi.
Türkiye'ye bu dönemde yurt dışından gelen uluslararası ziyaretçilerin tamamının, kendilerine, "Sizin sağlık sisteminiz nasıl bu kadar başarılı? Kovid-19 tedavilerini nasıl ücretsiz yapabiliyorsunuz?" diye sorduğunu anlatan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hatta heyetler gelip hastanelerimizi ziyaret ediyorlar. Uluslararası heyetlerimizden Başkent Şehir Hastanesi'ni gezdirdiğimiz kaç heyet var? Belki doktor arkadaşlarınız var, sorabilirsiniz. Biz sosyal devlet olmanın gerekliliklerini yapıyoruz. 110 milyar lira sağlık harcaması yapılıyor bu ülkede. Parası olmayan vatandaşlarımızın sağlık harcaması yapılıyor. Dünyada Kovid-19 tedavisini parasız veren başka ülke var mı bilmiyorum açıkçası. SMA hastalarımızın 3 farklı ilacı ücretsiz veriliyor, tedavileri ücretsiz veriliyor. Dünyada bu tedavi ve ilaçları bedava veren başka ülke var mı internetten araştırın."
Çocuk ve gençlerin bilim anlayışının geliştirilmesini çok önemsediklerini, bilim merkezleri açtıklarını anlatan Varank, "Bunun yanı sıra bu dönemde başlattığımız Deneyap Teknoloji Atölyeleri var. 81 ilde 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi açacağız. 30 tanesi şu anda açıldı. Burada özellikle kabiliyeti olan gençlerimizi, geleceğin teknoloji yıldızları olarak yetiştireceğiz. 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi'nde 3 yıl içinde 50 bin çocuğumuzu yetiştirmeyi planlıyoruz." dedi.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından teklifin 5. maddesi kabul edildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YouTube'un Türkiye'de temsilci atama kararına ilişkin, "Rusya, Hindistan ve başka yerlerde nasıl kanunlara uyuyorlarsa 'Türkiye'de de kanunlara uysunlar' diye bir düzenleme yapmıştık. Bunun güzel neticelerini görüyoruz." dedi.
Varank, TBMM Genel Kurulunda 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 6. maddesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin soru ve eleştirilerine cevap verdi.
Yazılım sektörünün dünyada önemli bir ihtiyaç alanı haline geldiğine işaret eden Varank, bakanlık olarak yazılımcı sayısını arttırmak için çeşitli projeler yürüttüklerini belirtti.
Yakın zamanda Açık Kaynak Platformu'nu kurduklarını anımsatan Varank, projeyle Türkiye'nin ihtiyacı olan yazılımları ortaya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Varank, iki yeni nesil yazılım okulu açacaklarını ifade ederek, "Bu okullarda öğrenciler hocaya ihtiyaç duymadan bilgisayar karşısında oyun yöntemiyle yazılım öğreniyorlar. Dünyada bunun çok güzel örnekleri var. Bu okullardan birini İstanbul, diğerini Kocaeli'de kuracağız. Buradan mezun olanların yüzde 90'dan fazlasının iş bulduğunu görüyoruz. Ayrıca YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte çocukların bu alana yönlendirilmesiyle ilgili projeler yürütüyoruz. Yazılım konusunda 2023 yılına kadar en az 500 bin yazılımcı sayısına ulaşmak istiyoruz. Bunun için yoğun bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor." dedi.
Mustafa Varank, YouTube'un Türkiye'de, yerel bir tüzel kişi temsilci atama sürecini başlatma kararı aldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bu global teknoloji şirketlerinin Türkiye'de bir temsilcilik açmasını istedik. Rusya, Hindistan ve başka yerlerde nasıl kanunlara uyuyorlarsa Türkiye'de de kanunlara uysunlar diye bir düzenleme yapmıştık. Bunun güzel neticelerini görüyoruz. Global şirketlerin yerel kanunlara uymaları ve vergi hususunda dikkat etmeleri tüm dünyanın gündeminde olan bir konu. YouTube gibi bir global firmanın burada temsilcilik açması, beraber hareket edildiğinde Türkiye'nin nasıl kazandığının güzel bir örneği oldu."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Dün üç maddenin kabul edildiği Genel Kurul'da bugün 9 madde görüşüldü.
Teklifin 4. maddesi üzerinde söz alan İYİ Parti Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli, Türkiye Varlık Fonunun kuruluş amacından uzaklaşarak bütçeden Fona para aktarılan bir noktaya gelindiğini söyledi. Ekonominin her gün kötüye gittiğini savunan Cinisli, "Türkiye yönetilemiyor. 2021 yılı bütçesi Türkiye'nin yönetilemediği ve fakirleştiğinin göstergesi. Türkiye 1990'larda olduğu gibi borç ve faiz sarmalına girmiş durumda. Bu bütçe dertleri çözmekten ziyade, adeta ne yapacağını bilmeyen bir işletmenin panik bütçesi gibi. Hükümet ekonomiyi 1990'lara götürdüğü gibi siyasi sistemi ve şartlarını da 1950 öncesine götürdü. Ülke 1950 öncesinin şeflik rolüyle ve devlet ciddiyetini de kaybederek pervasızca yönetiliyor." diye konuştu.
Cinisli, siyasi nezaket ve üslubun belli bir seviyeye çıkarılması gerektiğini, Türkiye'nin ancak bu şekilde sorunlarını tartışıp çözebileceğini vurguladı.
MHP Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay, tarihin üzerlerine yüklediği bir sorumluluk olduğunu, bu çağda yaşanan gelişmeleri yakından takip etmek zorunda olduklarını belirtti. Taşlıçay, kültürün dış politika, ekonomi, sağlık, eğitim, sanat gibi alanlarla birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi. Son yıllarda çok sayıda yabancı kelimenin Türk diline girdiğine işaret eden Taşlıçay, bu durumun bir güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Taşlıçay, "Özellikle kültür, geldiğimiz noktada bir güvenlik konusudur. Kültürel güvenliğimizi sağladığımız ölçüde geleceğe umutla bakabiliriz. Çocuklarımız ve gençlerimizin öz değerlerine yabancılaşmasını güvenlik açığı olarak değerlendirmeli, bu hususta gerekli tedbirleri almalıyız." dedi.
Koruyucu sağlık ürünlerinin sadece eczanelerde satılması için yasal düzenleme yapılmasını isteyen Taşlıçay, bu ürünlerin çok fahiş fiyatlarla satıldığı, bilinçsizce tüketildiği ve bu durumun halk sağlığını tehlikeye attığı uyarısında bulundu.
HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye'de meslek hastalığı tanımının sorunlu olduğunu savunarak Kovid-19'un meslek hastalığı sayılması için özel bir düzenleme yapılmasını istedi. Şimdiye kadar sadece iki sağlık çalışanının meslek hastalığından yararlandığını dile getiren Koçyiğit, hükümetin Kovid-19'u meslek hastalığı olarak kabul etmek istemediğini öne sürdü.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, bütçenin "tek adam bütçesi" olduğunu iddia ederek "Bütçeye baktığımızda Türkiye'nin her geçen gün daha da borçlanacağını görüyoruz. Bu nedenle buna borç bütçesi diyebiliriz. Bu bütçe pandemi geçiren bir ülkenin yaralarını saran bir bütçe değildir." ifadelerini kullandı.
Hükümetin eğitim politikalarını eleştiren ve şimdiye kadar yedi bakan değiştiğini anımsatan Karabıyık, şöyle devam etti:
"Birinci bakan göreve geldikten hemen sonra yaklaşık 1300 bakanlık yöneticisini bir gecede değiştirdi. İkinci bakan, temel dik yazı uygulamasından birleşik yazı uygulamasına geçti. Üçüncü, Fatih Projesi'ni başlattı, sonucunun ne olduğunu biz de anlayamadık. Sonra 4+4+4 eğitim modeline geçildi. Bu modelin sonucunda okullaşma oranı yüzde 98,6'dan yüzde 93'e düştü. Şu anda 568 bin çocuk okul dışında. Öğrencilerin başarıları yüzde 11 oranında düştü. Bu modelin uygulanmasıyla özel öğretim kurumlarının sayısı yüzde 197 artmış oldu. Özel öğretim kurumlarına öğrencilerini gönderen velilerin sayısı da yüzde 174 arttı. Çünkü eğitim sistemi bozuldukça vatandaş kendi çaresini üretmeye başladı. Son Bakanın döneminde ise vakıf ve derneklere okulların kapısı sonuna kadar açıldı."
AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, şiddet ve istismar olaylarına değinerek "Her kadın, çocuk cinayeti ve istismarlarında 'Devlet yine koruyamadı.' diye bağıranlar, bunlarla mücadelede kararlı ve samimi bir şekilde uğraşan devleti aciz göstermeye çalışanlar, kendi teşkilatlarında yaşanan tecavüz ve tacizlere neden sessiz kalıyorlar?" diye sordu.
CHP İstanbul il teşkilatındaki cinsel istismar iddialarını hatırlatan Yılmaz, CHP'nin 10'a yakın ilçe teşkilatında taciz ve tecavüz vakaları yaşandığını ancak mağdur kadınların seslerini teşkilatlarına duyuramadığını iddia etti. Yılmaz, "Olanlar karşısında sesiz kalan, suçluyu gizlemeye çalışan İstanbul İl Başkanı, olay kamuoyuna yansıdıktan sonra mağdurun yanındaymış gibi görünmeye çalışıyor. CHP'de her gün başka bir teşkilattan yeni bir çığlık yükseliyor ve yaşanan bunca rezilliğe rağmen Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu hala susuyor. Yandaş basın ve medyadan da tık yok." dedi.
Terör örgütü PKK tarafından çocukları kaçırılan Diyarbakır annelerinin eylemlerine değinen Yılmaz, "Hain terör örgütü tarafından kaçırılan, onlarca kişinin tacizine, tecavüzüne uğrayan, eziyetine maruz kalan, kalem tutması gerekirken ellerine silah verilen o çocuklar HDP'ye, CHP'ye ve diğer ittifak ortaklarına göre çocuk değil mi? Bu nedenle mi bu drama sessiz kalıyor, kınamıyor, karşı tavır almıyorsunuz?" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İstanbul'da yaşanan olayla ilgili olarak partilerinin gereğini yerine getirdiğini, söz konusu kişinin partiden ihraç edildiğini ve konunun yargıya taşındığını kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Diyarbakır il binaları önünde oturma eylemi yapan annelerle beyaz tülbentli barış anneleri ile cumartesi anneleri arasında bir ayrım yapmadıklarını, hepsini kendi anneleri olarak gördüklerini ifade etti. Annelerin acılarını birbirlerine karşı yarıştırmayı doğru bulmadıklarını dile getiren Oluç, Kürt sorununun çözümüyle bütün annelerin acılarının giderileceğini söyledi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, tacizin bir insanlık suçu olduğunu, bu nedenle herkesin tacizle ilgili iddiaların üzerine gitmek zorunda olduğunu vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Türkiye'de özellikle de katma değerli üretim yapmak isteyen ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak yatırımlara devletimiz yatırım yeri tahsis ediyor. Buradaki bütün süreçler başvurular üzerinden şeffaf bir şekilde değerlendiriliyor."dedi.
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerine hükümet adına cevap veren Varank, Türkiye'de özellikle katma değerli üretim yapmak isteyen ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak yatırımlara devletin yatırım yeri tahsis ettiğini belirtti. Varank, buradaki bütün süreçlerin başvurular üzerinden şeffaf bir şekilde değerlendirildiğini vurguladı.
Bu süreçte ilgili bakanın bazı tahsisleri görmediğini, bu alanların özellikle OSB veya kısmen bedelsiz arazi tahsisi yapıldığı noktalar olduğunu ve arazinin direkt yatırım yerinde tahsis edildiğini anlatan Varank, Teşvik Belgesi alan yatırımcıların da Hazine ve Maliye Bakanlığına gittiğini ve yatırım yerinin direkt tahsis edildiğini söyledi.
Varank, Silivri'de kan ürünleriyle ilgili yapılan yatırımda da hiçbir usulsüzlük ve yanlışlığın olmadığının altını çizdi.
Eğitimle ilgili yapılan eleştirilere cevap veren Bakan Mustafa Varank, "Türkiye'de okullaşma oranı 2002 yılında ilk öğretimde yüzde 92,4 iken şu anda yüzde 94,7 oldu. Orta öğretimde net okullaşma oranı yüzde 48,11 iken şu anda yüzde 85,01 oldu. Bu 4+4+4 eğitim modelinin neticesidir. Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçenin 2020 yılına göre 2021 yılında yüzde 20 arttırıldığını görüyoruz. 2002 yılında merkezi yönetim bütçesinden eğitime 11,3 milyar lira kaynak aktarılırken 2021 yılında merkezi yönetim bütçesinden 211 milyar lira kaynak aktarılacak. 2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan kaynak yüzde 9,4 iken, 2021 yılında bu rakam yüzde 15,7'ye yükselmiş durumda." ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 5. maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, bütçe görüşmelerinde, yürütmenin vesayetinin yanı sıra hakaretini de görmeye başladıklarını, bazı bakanların "Gazi Meclis" dedikleri Meclis'in, kurumsal kimliğine ters ifadelerde bulunduğu savundu.
Usta, hükümetin, kamu bankaları üzerinden elini çekmesi gerektiğini ifade ederek, önlerindeki en büyük risklerin kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu ve kamu-özel iş birliği projeleri olduğunu ileri sürdü.
MHP Eskişehir Milletvekili Metin Nurullah Sazak, salgın süreci dikkate alınarak hazırlanan bütçe teklifinde, en fazla payın eğitime ayrıldığını, sağlık sektörü payının, bir önceki yıla göre iki kat artırıldığını anımsattı.
Sazak, ABD'nin aldığı yaptırım kararını reddip, kızıl elma yürüyüşüne devam ettiklerini söyledi.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Türkiye yüzde 6,7 büyüdü; öyle mi? Dünya küçüldü, Türkiye büyüdü. Tıpkı pandemide olduğu gibi sahte rakamlar sahneye çıktı. Rakamlar doğru olsaydı hepimiz refah içinde olurduk. Temel gıda maddelerinin fiyatı arttı." diye konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye'nin tarımsal üretimde ihracatçı değil açıktan ithalatçı olduğunu öne sürerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin, "sapla samanı karıştırdığını" savundu. Sarıbal, bu coğrafyada saman, patates, büyükbaş ve küçükbaş et ithalatı yapılıyorsa, iktidarın çöktüğü anlamına geldiğini öne sürdü.
AK Parti Ankara Milletvekili Hacı Turan, kamu özel sektör dış borcunun bu yıl brüt 421 milyar 890 milyon dolar olduğunu belirtti. Turan, özel sektör borcunun 239 milyar dolar, bunun yaklaşık 100 milyar dolarının finas sektörünün olduğunu dile getirdi.
Bir işletmenin varlığına bakılırken sadece borçlarına değil aktif ve pasiflerine de bakıldığına dikkati çeken Turan, Türkiye'de yerleşiklerin mevduattaki dövizinin 237 milyar dolar olduğunu vurguladı. Turan, döviz ve Türk Lirası olarak mevduattaki paranın, Türkiye bütçesinin 3 katı olduğunu ifade etti.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Genel Kurulda Ensar Vakfına yönelik tartışmalara işaret eden Varank, Ensar Vakfının bizzat şikayetçi olduğunu, vakfın yöneticilerinin çocuk mağdurların davalarını üstlendiğini belirtti. Varank, "Tacizci kişi 508 yıl ceza aldı. Bunları gündeme getirdiğimizde, o çocukları, aileleri düşünüyor muyuz? Bu empatiyi kurmak lazım." dedi.
Varank, Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin 42 milyar lira olduğuna, 22 milyar lirasının destek programlarına ayrıldığına dikkat,i çekti. Varank, sürekli sokakta, vatandaşın içinde yer aldıklarını, halktan kopuk olmadıklarını ifade ederek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile de bir çok yere gittiklerini söyledi.
Türkiye'ye bu dönemde yurt dışından gelen uluslararası ziyaretçilerin tamamının, kendilerine, "Sizin sağlık sisteminiz nasıl bu kadar başarılı? Kovid-19 tedavilerini nasıl ücretsiz yapabiliyorsunuz?" diye sorduğunu anlatan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hatta heyetler gelip hastanelerimizi ziyaret ediyorlar. Uluslararası heyetlerimizden Başkent Şehir Hastanesi'ni gezdirdiğimiz kaç heyet var? Belki doktor arkadaşlarınız var, sorabilirsiniz. Biz sosyal devlet olmanın gerekliliklerini yapıyoruz. 110 milyar lira sağlık harcaması yapılıyor bu ülkede. Parası olmayan vatandaşlarımızın sağlık harcaması yapılıyor. Dünyada Kovid-19 tedavisini parasız veren başka ülke var mı bilmiyorum açıkçası. SMA hastalarımızın 3 farklı ilacı ücretsiz veriliyor, tedavileri ücretsiz veriliyor. Dünyada bu tedavi ve ilaçları bedava veren başka ülke var mı internetten araştırın."
Çocuk ve gençlerin bilim anlayışının geliştirilmesini çok önemsediklerini, bilim merkezleri açtıklarını anlatan Varank, "Bunun yanı sıra bu dönemde başlattığımız Deneyap Teknoloji Atölyeleri var. 81 ilde 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi açacağız. 30 tanesi şu anda açıldı. Burada özellikle kabiliyeti olan gençlerimizi, geleceğin teknoloji yıldızları olarak yetiştireceğiz. 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi'nde 3 yıl içinde 50 bin çocuğumuzu yetiştirmeyi planlıyoruz." dedi.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından teklifin 5. maddesi kabul edildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YouTube'un Türkiye'de temsilci atama kararına ilişkin, "Rusya, Hindistan ve başka yerlerde nasıl kanunlara uyuyorlarsa 'Türkiye'de de kanunlara uysunlar' diye bir düzenleme yapmıştık. Bunun güzel neticelerini görüyoruz." dedi.
Varank, TBMM Genel Kurulunda 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 6. maddesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin soru ve eleştirilerine cevap verdi.
Yazılım sektörünün dünyada önemli bir ihtiyaç alanı haline geldiğine işaret eden Varank, bakanlık olarak yazılımcı sayısını arttırmak için çeşitli projeler yürüttüklerini belirtti.
Yakın zamanda Açık Kaynak Platformu'nu kurduklarını anımsatan Varank, projeyle Türkiye'nin ihtiyacı olan yazılımları ortaya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Varank, iki yeni nesil yazılım okulu açacaklarını ifade ederek, "Bu okullarda öğrenciler hocaya ihtiyaç duymadan bilgisayar karşısında oyun yöntemiyle yazılım öğreniyorlar. Dünyada bunun çok güzel örnekleri var. Bu okullardan birini İstanbul, diğerini Kocaeli'de kuracağız. Buradan mezun olanların yüzde 90'dan fazlasının iş bulduğunu görüyoruz. Ayrıca YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte çocukların bu alana yönlendirilmesiyle ilgili projeler yürütüyoruz. Yazılım konusunda 2023 yılına kadar en az 500 bin yazılımcı sayısına ulaşmak istiyoruz. Bunun için yoğun bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor." dedi.
Mustafa Varank, YouTube'un Türkiye'de, yerel bir tüzel kişi temsilci atama sürecini başlatma kararı aldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bu global teknoloji şirketlerinin Türkiye'de bir temsilcilik açmasını istedik. Rusya, Hindistan ve başka yerlerde nasıl kanunlara uyuyorlarsa Türkiye'de de kanunlara uysunlar diye bir düzenleme yapmıştık. Bunun güzel neticelerini görüyoruz. Global şirketlerin yerel kanunlara uymaları ve vergi hususunda dikkat etmeleri tüm dünyanın gündeminde olan bir konu. YouTube gibi bir global firmanın burada temsilcilik açması, beraber hareket edildiğinde Türkiye'nin nasıl kazandığının güzel bir örneği oldu."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
