2018-02-14 - 16:40
TBMM Genel Kurulunda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, tasarının 1. bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Biz isterdik ki bu yerli ve milli ittifakın içerisinde bugün anamuhalefet partisi de yerini bulsun." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Selahattin Demirtaş'ın gözaltına alınmasının üzerinden 468 gün geçtiğini belirterek, "Sayın Demirtaş 6 milyon seçmenin oyunu almış bir eş başkandır ve bugün Demirtaş burada olmalıydı. Hangi partiden olursak olalım hepimiz halkın iradesinin eksiksiz ve tam olarak temsilinin gerçekleşmesi için çalışmalıyız." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, gündem dışı konuşmasında, Bilgi Üniversitesinin 5 Şubat'ta yaptığı, "Türkiye'de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması"nın, Türkiye'de kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini gösterdiğini, ibret verici olduğunu ve herkesin üzerinde düşünmesini istedi.
Bekaroğlu, "Bir ülkenin yüzde 50'si eğer teröristse o diğer milli ve yerli olan yüzde 50 bu ülkede kalamaz, duramaz. Ne demek milli mutabakat? Kime karşı? Yabancılara karşı mı, dışarıya karşı mı, Suriye'ye karşı mı, düşmanlara karşı mı? Hayır, içerde kendileri gibi olmayanlara karşı milli ve yerli mutabakat... Bütün bunlar da iktidar için yapılıyor ve toplumumuz hızlı bir şekilde parçalanmaya doğru gidiyor." ifadesini kullandı.
Bunun üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, millilik ve yerlilik söyleminden niye rahatsız olunduğunu anlamanın mümkün olmadığını belirtti.
Akçay, "Somut, taş gibi bir gerçek var. Türkiye ve Türk devleti güneyinde, Suriye ve Irak'ta oluşturulmak istenen terör koridoruna karşı somut bir harekat yapıyor. Bu millilik vasfının neresi hamasettir?" diye sordu.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Biz isterdik ki bu yerli ve milli ittifakın içerisinde bugün anamuhalefet partisi de yerini bulsun. Türkiye çok zor günlerden, tarihi süreçlerden geçiyor." değerlendirmesini yaptı.
Yeniden söz alan Altay, şöyle konuştu:
"MHP ve AK Parti'nin iş birliği yapması siyasette bir tercih meselesidir, bizi de ilgilendirmez. Ama Sayın Bahçeli'nin 'Al CHP'yi vur PKK'ya' diye bir sözü var. Sayın Bahçeli, insaf et. Bunu demeni gerektirecek CHP'nin bir tutumunu ortaya koy. 'Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarttık.' dedi bu partinin içinden çıkan Hükümetin Başbakan Yardımcısı. Hala AK Parti'nin üyesi mi, değil mi? AK Parti, içinde bu kadar Öcalan seviciyi barındırırken sizin AK Parti ile böyle sözde PKK'ya karşı yerli ve milli bir duruş sergilediğinizi itham etmeniz milletin aklıyla alay etmek olur.
Anamuhalefet partisinin hiçbir temsilcisi PKK, PYD, YPG'yle ilgili olarak sempati uyandıracak bir konuşma yapmamıştır. Benim siyasi nezaket gereği, partiler arası teamül gereği gittiğim bir kongreyi, AK Parti Grubunda, resmimi de yuvarlak içine alarak, aklınız sıra beni ak trollerinize, yandaşlarınıza, ayrıştırdığınız milletin bir parçasına hedef göstermeniz de edepsizliktir."
Meclis Başkanvekili Bahçekapılı da "Bu kürsüden her türlü eleştiri yapılabilir ama hakaret boyutlarına vardırmayalım, birbirimize 'edepsiz' gibi laflar da söylemeyelim." uyarısında bulundu.
Altay, kastının "siyasi edep yoksunluğu." olduğunu aktardı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP'nin verdiği bazı kanun tekliflerinin, Meclis araştırma önergelerinin PKK elebaşının taleplerini içerdiğini ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanına her fırsatta hakaret eden söylemleri reddettiklerini dile getirdi.
İnceöz, şöyle devam etti:
"Bu dili kullanacaksınız sonra bizi itham edeceksiniz. Hem edebe çağırıyorsunuz hem de siyasi edep yoksunu bir konuşmayla bu çağrıyı yapıyorsunuz. Temiz dil her yerde kullanılmak zorunda. Kutuplaştırma, bizzat konuşanlar tarafından yapılmakta. Biz her zaman konuşmalarımızda birlik ve beraberlik mesajları veriyoruz. Biz bunları diyenler sadece dünkü grup toplantısına baksın. Hem 'terörle mücadeleye destek veriyoruz.' diyeceksiniz hem de bu terörle mücadelenin dışında yaralayıcı konuşmalar yapacaksınız."
Yeniden söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, Afrin operasyonuna ilk günden destek vermelerinin AK Parti ve MHP'yi rahatsız ettiğini öne sürdü.
"Bu asker, bu milletin askeri Recep Tayyip Erdoğan'ın değil." diyen Altay, "Milliyetçilik dalgasını yükselterek, ülkeyi Türkler ve Kürtler diye ayrıştırarak, bu ülkeye tarihinin en büyük zararı veriyorsunuz." dedi.
Altay, temiz bir dile ihtiyaç olduğunu ancak bu temiz dile, devletin, milletin birliğini, bütünlüğünü temsil eden makamı kullanan kişinin herkesten çok dikkat etmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Altay, şunları kaydetti:
"Siz, bize PKK, HDP ile yakınlığımızdan bahsedeceğine, Öcalan'a övgüler düzen 9 kişiyi partinizden atın, ondan sonra bizimle HDP'yi ilişkilendirin. Afrin merkezine girilmemesi samimi uyarıdır. Teröristleri bulup temizleme imkanı varsa hay hay ama kendi sınırları içinde temizleyemediğin teröristleri, Afrin'de, 400 bin nüfus içinde nasıl ayıracaksın? Afrin'de sivil kayıp, Türkiye'yi haklıyken haksız etmek demektir."
Tartışmanın uzaması üzerine, Bahçekapılı, birleşime ara vererek, grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri yerinden söz alarak Afrin'deki operasyona ilişkin açıklamalarda bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, etnik ayrımcılığı çağrıştıracak ifadelerden kaçınmak gerektiğini, tek millet olduklarını, 81 milyon Türk milleti olarak milli irade, dayanışma gösterdiklerini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Afrin Harekatı'nın başladığı gün, operasyonda hükümetin ve Mehmetçiğin yanında olduklarını söylediklerini anımsattı. Altay, bu operasyondan başarıyla çıkıp, minimum zaiyatla dönmeleri gerektiğini ifade ettiklerini, ana muhalefet olarak yaptıkları yapıcı, samimi uyarıların hükümetçe kabul görmesi gerektiğini belirtti.
Altay, operasyonla ilgili İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarının, günlük olarak muhalefet partileriyle bilgi paylaşması gerektiğini ifade etti. Altay, terörle ilgisi olmayan Kürt vatandaşlarını kriminalize edecek söylemlerden uzak durulması gerektiğini kaydederek, "Terörle etkin, katı mücadele ancak Türkiye'nin Kürt sorununa da eğilmesi lazım." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, operasyonun niye yapıldığını, TBMM'den neden tezkerenin çıktığını bildiklerini belirterek, terör örgütlerinin bölgede yuvalanmaya başladığını anımsattı. İnceöz, Türkiye'nin meşru müdafaa hakkını kullandığını ifade ederek, Suriye topraklarında gözlerinin olmadığını, ülkenin bütünlüğünün elzem olduğunu kaydetti.
Bu konunun partiler, siyaset üstü olduğunu dile getiren İnceöz, askerin moralini bozacak açıklamalar yerine, dualarıyla, konuşmalarıyla askeri cesaretlendirecek, yüreklendirecek tavır sergilemeleri gerektiğini ifade etti. İnceöz, Afrin merkezine girmek gerekiyorsa elbette bununla ilgili karar verileceğini vurgulayarak, askerin Sur ve Cizre'de olduğu gibi şehirlerin terörden nasıl temizlendiğine dair tecrübesinin olduğunu kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Türk Tabipleri Birliğinin Afrin'le ilgili açıklamasının bütün toplumu yaraladığını belirterek, "Çoğunluğu elde eden bir grup ya da görüş sahibi, o meslek örgütüne mensup bütün insanları temsil etmiş gibi tek bir listeyle seçiliyor. Bunun, behemehal değiştirilmesi gerekir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Akdağ, Milli Eğitim Bakanlığının belli protokollerle gençlerin gelişimlerini sağlamak üzere yaptığı çalışmaların, belli sivil toplum örgütleriyle yaptığı protokollerin kanuni olan dernek ve vakıflarla gerçekleştiğini belirtti.
Akdağ, "Türkiye'deki mevcut kanunlara göre kurulmuş, amaçları kuruluş mevzuatında belirtilmiş olan sivil toplum örgütleri var. Milli Eğitim Bakanlığımızın bu çeşitten sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapması kadar tabii bir şey olamaz. Bu iş birliklerinin artması lazım. Bütün gelişmiş toplumlarda, demokratik toplumlarda sivil toplum örgütleriyle ilişkinin artırılması, geliştirilmesi esastır." diye konuştu.
Türk Tabipleri Birliğinin Afrin'le ilgili ifadelerinin bütün toplumu yaraladığını kaydeden Akdağ, şunları söyledi:
"Türk Tabipleri Birliği, bütün Türk tabiplerinin, sağlık çalışanlarının ve milletinin hislerine tercüman olmalıdır, bir ideolojik saplantı içinde konuşmamalıdır ve davranmamalıdır. Davranışlarının yanlış olduğuna da inanıyorum. Ancak bunun ötesinde, yargı tarafından yapılan işlemler elbette yargıya ait işlemlerdir.
Türkiye'deki meslek örgütleri ve meslek örgütlerine ait odalarla alakalı demokratik olmayan bir sistem geçerli. Dikkat ederseniz şu anda Mecliste 4 partiyiz, yüzde 10 barajı olmasına rağmen 4 partiyiz ve 4 farklı ses Mecliste çıkabiliyor. Oysa sivil toplum örgütlerinin kuruluş kanunlarında çoğunluğu elde eden bir grup ya da görüş sahibi, o meslek örgütüne mensup bütün insanları temsil etmiş gibi tek bir listeyle seçiliyor. Bunun behemehal değiştirilmesi gerekir. Bu son derece antidemokratik bir tutum."
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Ülkemizde yatırımcıların yatırım iştahı artarak devam ediyor. Bu da bizim aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikaların sonucudur." dedi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde soruları yanıtladı.
Taşeron işçilerin işe alımında güvenlik tahkikatında, terör örgütleriyle bir irtibat, iltisak ve üyelik durumu tespit edilmesi halinde bunun gereğinin yapılacağını belirten Bozdağ, "Yani sabıkasında bir suç var diye bu kadro haklarından yararlanmamazlık olmayacak ama sadece terör örgütleriyle ilgili iltisak, irtibat ve üyelik konusu söz konusu olduğunda onu ilgili kurumlar gelen araştırmaya göre değerlendireceklerdir." diye konuştu.
Yatırımların teşvikinin, özellikle yabancı sermayenin Türkiye'de daha çok yatırım yapmasının hükümetin öncelikli politikalarından biri olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Hükümet olduğumuz günden bugüne kadar bu konuda cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını ortaya koyduk, rakamlar bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor." değerlendirmesini yaptı.
2017 yılında Türkiye'de 7 bin 476 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 46'lık bir artışı ifade ettiğini dikkati çeken Bozdağ, "Bu yatırım projelerinde öngörülen sabit yatırım tutarı yüzde 82'lik artışla 178,3 milyar TL'ye, öngörülen istihdam ise yüzde 64'lük artışla 227 bin 408 kişiye ulaşmıştır. Özetle, ülkemizde yatırımcıların yatırım iştahı artarak devam ediyor, Bu da bizim aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikaların sonucudur." bilgisini verdi.
"Ülkemizde gerçekleştirilen uluslararası doğrudan yatırımlar 2017 yılında 11 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir." diyen Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:
"2017 yılında, ülkemizde bir önceki yıla göre, yüzde 6'lık bir artışla 5 bin 930 adet yeni yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Yani, eğer yabancı sermaye kendisi için güvensiz bir ortam görse, 5 bin 930 yeni şirket Türkiye'de kurulmaz. Bunlar Türkiye'de kendileri için bir gelecek görüyorlar, bir kazanç görüyorlar ki yatırım yapıyorlar.
11 milyar dolar doğrudan yatırım için gelen para var. Toplam yabancı sermayeli şirket sayısı şu anda 58 bin 954'e ulaşmıştır. Ayrıca 2002 öncesinde ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırım tutarı toplamı 15,1 milyar dolarken bu rakam 2002-2017 Kasım döneminde tam 191 milyar dolar seviyesine gerçekleşmiştir.
Bunları bir de Türkiye'nin yaşadığı terör hadiseleri, darbe teşebbüsü ve benzeri olumsuzlukları birlikte değerlendirdiğinizde Türk ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu ve dışarıya gelecek vadeden bir görünüme sahip olduğunu da göstermektedir.
Hükümetimiz 2017'de beklentinin üzerinde olumlu gelişmeler olması için aldığı tedbirleri 2018'de de devam ettirecektir."
Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın 1. bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda "temel kanun" olarak görüşülen 1 ile 20. maddeleri kapsayan ilk bölümle, borçlu ve kefiller ile alacaklı arasındaki kredi veya borç sözleşmelerinin, tapu müdürlüklerince resmi senet düzenlenmeden, ilgililerinin tapu müdürlüklerinde bizzat talepte bulunmadan tapuya tescili sağlanıyor.
Kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri ile Tarım Kredi Kooperatiflerince açılan veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi halinde, taraflarınca imzalanan kredi veya borç sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunacak.
Anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin kuruluş aşamasında yaptırmak zorunda oldukları defter tasdikleri, ticaret sicili müdürlüklerince yaptırılacak.
Kooperatiflerin kuruluş, pay devri, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nevi değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemleri de Harçlar Kanunu'ndaki harçlardan muaf olacak.
Yapı kullanma izin belgesine bağlanan binaların cins değişikliğine ilişkin tescil bildirimi ve eki belgeleri, bu belgeleri düzenlemeye yetkili idareler tarafından kadastro müdürlüklerine gönderilecek, gerekli teknik işlemler tapu ve kadastro idarelerince tamamlanacak.
Müellifi mimar tarafından hazırlanan proje, yetkili idarelerce maliklerin imzaları tamamlanıp Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen standartlarda taranarak güvenli elektronik ortamda tapu müdürlüklerine gönderilecek.
Kooperatif kurulurken ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması zorunluluğu kaldırılıyor. Ana sözleşme, ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalanacak. Kooperatif Yönetim Kurulu, kooperatifi temsile yetkili kılınanların adlarını, imzalarını da artık noterde onaylatmasına gerek kalmadan ticaret siciline bildirecek.
Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde umumi hizmet alanlarında yapılacak kazı işlemleri için belediyece verilecek altyapı kazı izni, harca tabi olacak.
Altyapı kazı izni harcının matrahı, öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan birim fiyatlar olmak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı veya bunların ilgili birimlerince yayımlanan birim fiyatlarının, bu idarelerde kazı alanı türü itibarıyla birim fiyatının olmaması halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yayımlanan birim fiyatlarının, kazı alanıyla çarpılması sonucu bulunan tutar olacak.
Altyapı kazı izni harcı, alan tahrip tutarı üzerinden binde 2 oranında alınacak. Bakanlar Kurulu, belediye grupları itibarıyla bu oranı yarısına kadar indirmeye, on katına kadar artırmaya yetkili olacak.
Bu madde kapsamında verilecek altyapı kazı izinleri için ilgili belediyeden altyapı kazı izni belgesi alınacak. Altyapı kazı izni başvuruları, 15 gün içerisinde sonuçlandırılacak.
Altyapı kazı alanı ile kazı sırasında diğer altyapı tesislerine zarar verilmesi halinde bu tesisler kazıyı yapan tarafından eski haline getirilecek. Altyapı kazı alanı, alan tahrip tutarının peşin yatırılması veya alan tahrip tutarı kadar teminat verilmesi halinde belediyece de kapatılabilecek.
İzinsiz altyapı kazısı yapanlara veya altyapı kazı alanını usulüne uygun kapatmayanlara belediye encümenince alan tahrip tutarının beş katına kadar idari para cezası verilecek.
Elektronik haberleşme altyapısı oluşturulurken, özellikle kırsal bölgelerde, mera vasfında olan yerlere de baz istasyonu ve diğer elektronik haberleşme altyapıları ve sisteminin kurulması amacıyla düzenleme yapılıyor.
Yetkilendirilmiş işletmeciler tarafından kurulacak veya kurdurulacak elektronik haberleşme altyapıları için ihtiyaç duyulan alanların tahsis amacı değiştiriliyor.
Tasarıyla, geçici depolama maliyetlerinin azaltılması ve dış ticaret erbabının rekabet gücünün yükseltilmesi amaçlanıyor.
Buna göre, Türkiye ile diğer ülkeler arasında deniz ve havayoluyla yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan deniz ve havalimanlarını işleten kuruluşlar ile geçici depolama yeri işleticileri, gümrüklü sahalarda bulunan eşya ile ilgili tahmil, tahliye, ardiye, saha içi taşıma ücretleri ve benzeri masrafların Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen azami bedellerine uymakla yükümlü olacak.
Bakanlıkça belirlenen azami bedellere uyulmaması halinde, her bir işlem için 5 bin lira usulsüzlük cezası uygulanacak.
Bürokrasinin azaltılması ve yapı ruhsatı işlemlerinin basitleştirilmesinin sağlanması amacıyla, "yapı ruhsatının imzalanması yükümlülüğü", yapı denetim kuruluşlarının görevleri arasından kaldırılıyor.
Yapı denetim kuruluşları öncelikle risk bazlı denetim yapacak
Tasarıya göre, belediyeler "e-Belediye" bilgi sistemini kullanacak; e-Belediye bilgi sistemini kurmaya, işletmeye, veri saklama, veri iletimi ve veri paylaşımıyla ilgili politikaları tespit etmeye ve bu sistemle ilgili merkezi hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.
Böylece, bu sistemin hayata geçmesiyle, vatandaşların belediye hizmetlerinden elektronik veya mobil imza ile yararlanmasına olanak sağlayacak altyapı oluşturularak kesintisiz yerel hizmet sunumu sağlanacak. Bankalar ile anlık veri transferi sağlanarak, vatandaşların vergi ve fatura gibi ödemelerini bu sistem üzerinden yapabilmesi mümkün olacak.
Belediyeler, e-belediye bilgi sisteminin kurulduğuna dair bildirimin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmasından itibaren e-Belediye sistemiyle ilgili çalışmalarını bir yıl içinde tamamlayacak.
Benzer sistemi kullanan belediyeler, verilerini, sistemi kullanmaya başladıktan itibaren bir yıl içinde e-belediye bilgi sistemine aktaracak. İçişleri Bakanlığı bu süreyi bir katına kadar artırabilecek.
Tasarıyla, şirket kuruluşlarının ticaret sicil memurluklarına bildirilmesi, SGK'ye de bildirilmesi anlamına gelecek ve iş yeri SGK tarafından tescil edilmiş olacak.
SGK her türlü bilgi ve belgeyi bilgi işlem ortamında oluşturmaya, bu şekilde hazırlanacak bilgi ve belgeleri sadece internet ve benzeri iletişim ortamından ilgili kişilere verilmesini kararlaştırmaya yetkili olacak.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşlarca talep edilen şerh ve beyan tesisi niteliğindeki haciz, satış şerhi gibi işlemleri elektronik ortamda yapacak.
Tasarının 1. bölümünün kabulünün ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Selahattin Demirtaş'ın gözaltına alınmasının üzerinden 468 gün geçtiğini belirterek, "Sayın Demirtaş 6 milyon seçmenin oyunu almış bir eş başkandır ve bugün Demirtaş burada olmalıydı. Hangi partiden olursak olalım hepimiz halkın iradesinin eksiksiz ve tam olarak temsilinin gerçekleşmesi için çalışmalıyız." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, gündem dışı konuşmasında, Bilgi Üniversitesinin 5 Şubat'ta yaptığı, "Türkiye'de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması"nın, Türkiye'de kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini gösterdiğini, ibret verici olduğunu ve herkesin üzerinde düşünmesini istedi.
Bekaroğlu, "Bir ülkenin yüzde 50'si eğer teröristse o diğer milli ve yerli olan yüzde 50 bu ülkede kalamaz, duramaz. Ne demek milli mutabakat? Kime karşı? Yabancılara karşı mı, dışarıya karşı mı, Suriye'ye karşı mı, düşmanlara karşı mı? Hayır, içerde kendileri gibi olmayanlara karşı milli ve yerli mutabakat... Bütün bunlar da iktidar için yapılıyor ve toplumumuz hızlı bir şekilde parçalanmaya doğru gidiyor." ifadesini kullandı.
Bunun üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, millilik ve yerlilik söyleminden niye rahatsız olunduğunu anlamanın mümkün olmadığını belirtti.
Akçay, "Somut, taş gibi bir gerçek var. Türkiye ve Türk devleti güneyinde, Suriye ve Irak'ta oluşturulmak istenen terör koridoruna karşı somut bir harekat yapıyor. Bu millilik vasfının neresi hamasettir?" diye sordu.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Biz isterdik ki bu yerli ve milli ittifakın içerisinde bugün anamuhalefet partisi de yerini bulsun. Türkiye çok zor günlerden, tarihi süreçlerden geçiyor." değerlendirmesini yaptı.
Yeniden söz alan Altay, şöyle konuştu:
"MHP ve AK Parti'nin iş birliği yapması siyasette bir tercih meselesidir, bizi de ilgilendirmez. Ama Sayın Bahçeli'nin 'Al CHP'yi vur PKK'ya' diye bir sözü var. Sayın Bahçeli, insaf et. Bunu demeni gerektirecek CHP'nin bir tutumunu ortaya koy. 'Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarttık.' dedi bu partinin içinden çıkan Hükümetin Başbakan Yardımcısı. Hala AK Parti'nin üyesi mi, değil mi? AK Parti, içinde bu kadar Öcalan seviciyi barındırırken sizin AK Parti ile böyle sözde PKK'ya karşı yerli ve milli bir duruş sergilediğinizi itham etmeniz milletin aklıyla alay etmek olur.
Anamuhalefet partisinin hiçbir temsilcisi PKK, PYD, YPG'yle ilgili olarak sempati uyandıracak bir konuşma yapmamıştır. Benim siyasi nezaket gereği, partiler arası teamül gereği gittiğim bir kongreyi, AK Parti Grubunda, resmimi de yuvarlak içine alarak, aklınız sıra beni ak trollerinize, yandaşlarınıza, ayrıştırdığınız milletin bir parçasına hedef göstermeniz de edepsizliktir."
Meclis Başkanvekili Bahçekapılı da "Bu kürsüden her türlü eleştiri yapılabilir ama hakaret boyutlarına vardırmayalım, birbirimize 'edepsiz' gibi laflar da söylemeyelim." uyarısında bulundu.
Altay, kastının "siyasi edep yoksunluğu." olduğunu aktardı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP'nin verdiği bazı kanun tekliflerinin, Meclis araştırma önergelerinin PKK elebaşının taleplerini içerdiğini ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanına her fırsatta hakaret eden söylemleri reddettiklerini dile getirdi.
İnceöz, şöyle devam etti:
"Bu dili kullanacaksınız sonra bizi itham edeceksiniz. Hem edebe çağırıyorsunuz hem de siyasi edep yoksunu bir konuşmayla bu çağrıyı yapıyorsunuz. Temiz dil her yerde kullanılmak zorunda. Kutuplaştırma, bizzat konuşanlar tarafından yapılmakta. Biz her zaman konuşmalarımızda birlik ve beraberlik mesajları veriyoruz. Biz bunları diyenler sadece dünkü grup toplantısına baksın. Hem 'terörle mücadeleye destek veriyoruz.' diyeceksiniz hem de bu terörle mücadelenin dışında yaralayıcı konuşmalar yapacaksınız."
Yeniden söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, Afrin operasyonuna ilk günden destek vermelerinin AK Parti ve MHP'yi rahatsız ettiğini öne sürdü.
"Bu asker, bu milletin askeri Recep Tayyip Erdoğan'ın değil." diyen Altay, "Milliyetçilik dalgasını yükselterek, ülkeyi Türkler ve Kürtler diye ayrıştırarak, bu ülkeye tarihinin en büyük zararı veriyorsunuz." dedi.
Altay, temiz bir dile ihtiyaç olduğunu ancak bu temiz dile, devletin, milletin birliğini, bütünlüğünü temsil eden makamı kullanan kişinin herkesten çok dikkat etmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Altay, şunları kaydetti:
"Siz, bize PKK, HDP ile yakınlığımızdan bahsedeceğine, Öcalan'a övgüler düzen 9 kişiyi partinizden atın, ondan sonra bizimle HDP'yi ilişkilendirin. Afrin merkezine girilmemesi samimi uyarıdır. Teröristleri bulup temizleme imkanı varsa hay hay ama kendi sınırları içinde temizleyemediğin teröristleri, Afrin'de, 400 bin nüfus içinde nasıl ayıracaksın? Afrin'de sivil kayıp, Türkiye'yi haklıyken haksız etmek demektir."
Tartışmanın uzaması üzerine, Bahçekapılı, birleşime ara vererek, grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri yerinden söz alarak Afrin'deki operasyona ilişkin açıklamalarda bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, etnik ayrımcılığı çağrıştıracak ifadelerden kaçınmak gerektiğini, tek millet olduklarını, 81 milyon Türk milleti olarak milli irade, dayanışma gösterdiklerini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Afrin Harekatı'nın başladığı gün, operasyonda hükümetin ve Mehmetçiğin yanında olduklarını söylediklerini anımsattı. Altay, bu operasyondan başarıyla çıkıp, minimum zaiyatla dönmeleri gerektiğini ifade ettiklerini, ana muhalefet olarak yaptıkları yapıcı, samimi uyarıların hükümetçe kabul görmesi gerektiğini belirtti.
Altay, operasyonla ilgili İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarının, günlük olarak muhalefet partileriyle bilgi paylaşması gerektiğini ifade etti. Altay, terörle ilgisi olmayan Kürt vatandaşlarını kriminalize edecek söylemlerden uzak durulması gerektiğini kaydederek, "Terörle etkin, katı mücadele ancak Türkiye'nin Kürt sorununa da eğilmesi lazım." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, operasyonun niye yapıldığını, TBMM'den neden tezkerenin çıktığını bildiklerini belirterek, terör örgütlerinin bölgede yuvalanmaya başladığını anımsattı. İnceöz, Türkiye'nin meşru müdafaa hakkını kullandığını ifade ederek, Suriye topraklarında gözlerinin olmadığını, ülkenin bütünlüğünün elzem olduğunu kaydetti.
Bu konunun partiler, siyaset üstü olduğunu dile getiren İnceöz, askerin moralini bozacak açıklamalar yerine, dualarıyla, konuşmalarıyla askeri cesaretlendirecek, yüreklendirecek tavır sergilemeleri gerektiğini ifade etti. İnceöz, Afrin merkezine girmek gerekiyorsa elbette bununla ilgili karar verileceğini vurgulayarak, askerin Sur ve Cizre'de olduğu gibi şehirlerin terörden nasıl temizlendiğine dair tecrübesinin olduğunu kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Türk Tabipleri Birliğinin Afrin'le ilgili açıklamasının bütün toplumu yaraladığını belirterek, "Çoğunluğu elde eden bir grup ya da görüş sahibi, o meslek örgütüne mensup bütün insanları temsil etmiş gibi tek bir listeyle seçiliyor. Bunun, behemehal değiştirilmesi gerekir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Akdağ, Milli Eğitim Bakanlığının belli protokollerle gençlerin gelişimlerini sağlamak üzere yaptığı çalışmaların, belli sivil toplum örgütleriyle yaptığı protokollerin kanuni olan dernek ve vakıflarla gerçekleştiğini belirtti.
Akdağ, "Türkiye'deki mevcut kanunlara göre kurulmuş, amaçları kuruluş mevzuatında belirtilmiş olan sivil toplum örgütleri var. Milli Eğitim Bakanlığımızın bu çeşitten sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapması kadar tabii bir şey olamaz. Bu iş birliklerinin artması lazım. Bütün gelişmiş toplumlarda, demokratik toplumlarda sivil toplum örgütleriyle ilişkinin artırılması, geliştirilmesi esastır." diye konuştu.
Türk Tabipleri Birliğinin Afrin'le ilgili ifadelerinin bütün toplumu yaraladığını kaydeden Akdağ, şunları söyledi:
"Türk Tabipleri Birliği, bütün Türk tabiplerinin, sağlık çalışanlarının ve milletinin hislerine tercüman olmalıdır, bir ideolojik saplantı içinde konuşmamalıdır ve davranmamalıdır. Davranışlarının yanlış olduğuna da inanıyorum. Ancak bunun ötesinde, yargı tarafından yapılan işlemler elbette yargıya ait işlemlerdir.
Türkiye'deki meslek örgütleri ve meslek örgütlerine ait odalarla alakalı demokratik olmayan bir sistem geçerli. Dikkat ederseniz şu anda Mecliste 4 partiyiz, yüzde 10 barajı olmasına rağmen 4 partiyiz ve 4 farklı ses Mecliste çıkabiliyor. Oysa sivil toplum örgütlerinin kuruluş kanunlarında çoğunluğu elde eden bir grup ya da görüş sahibi, o meslek örgütüne mensup bütün insanları temsil etmiş gibi tek bir listeyle seçiliyor. Bunun behemehal değiştirilmesi gerekir. Bu son derece antidemokratik bir tutum."
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Ülkemizde yatırımcıların yatırım iştahı artarak devam ediyor. Bu da bizim aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikaların sonucudur." dedi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde soruları yanıtladı.
Taşeron işçilerin işe alımında güvenlik tahkikatında, terör örgütleriyle bir irtibat, iltisak ve üyelik durumu tespit edilmesi halinde bunun gereğinin yapılacağını belirten Bozdağ, "Yani sabıkasında bir suç var diye bu kadro haklarından yararlanmamazlık olmayacak ama sadece terör örgütleriyle ilgili iltisak, irtibat ve üyelik konusu söz konusu olduğunda onu ilgili kurumlar gelen araştırmaya göre değerlendireceklerdir." diye konuştu.
Yatırımların teşvikinin, özellikle yabancı sermayenin Türkiye'de daha çok yatırım yapmasının hükümetin öncelikli politikalarından biri olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Hükümet olduğumuz günden bugüne kadar bu konuda cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını ortaya koyduk, rakamlar bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor." değerlendirmesini yaptı.
2017 yılında Türkiye'de 7 bin 476 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 46'lık bir artışı ifade ettiğini dikkati çeken Bozdağ, "Bu yatırım projelerinde öngörülen sabit yatırım tutarı yüzde 82'lik artışla 178,3 milyar TL'ye, öngörülen istihdam ise yüzde 64'lük artışla 227 bin 408 kişiye ulaşmıştır. Özetle, ülkemizde yatırımcıların yatırım iştahı artarak devam ediyor, Bu da bizim aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikaların sonucudur." bilgisini verdi.
"Ülkemizde gerçekleştirilen uluslararası doğrudan yatırımlar 2017 yılında 11 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir." diyen Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:
"2017 yılında, ülkemizde bir önceki yıla göre, yüzde 6'lık bir artışla 5 bin 930 adet yeni yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Yani, eğer yabancı sermaye kendisi için güvensiz bir ortam görse, 5 bin 930 yeni şirket Türkiye'de kurulmaz. Bunlar Türkiye'de kendileri için bir gelecek görüyorlar, bir kazanç görüyorlar ki yatırım yapıyorlar.
11 milyar dolar doğrudan yatırım için gelen para var. Toplam yabancı sermayeli şirket sayısı şu anda 58 bin 954'e ulaşmıştır. Ayrıca 2002 öncesinde ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırım tutarı toplamı 15,1 milyar dolarken bu rakam 2002-2017 Kasım döneminde tam 191 milyar dolar seviyesine gerçekleşmiştir.
Bunları bir de Türkiye'nin yaşadığı terör hadiseleri, darbe teşebbüsü ve benzeri olumsuzlukları birlikte değerlendirdiğinizde Türk ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu ve dışarıya gelecek vadeden bir görünüme sahip olduğunu da göstermektedir.
Hükümetimiz 2017'de beklentinin üzerinde olumlu gelişmeler olması için aldığı tedbirleri 2018'de de devam ettirecektir."
Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın 1. bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda "temel kanun" olarak görüşülen 1 ile 20. maddeleri kapsayan ilk bölümle, borçlu ve kefiller ile alacaklı arasındaki kredi veya borç sözleşmelerinin, tapu müdürlüklerince resmi senet düzenlenmeden, ilgililerinin tapu müdürlüklerinde bizzat talepte bulunmadan tapuya tescili sağlanıyor.
Kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri ile Tarım Kredi Kooperatiflerince açılan veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi halinde, taraflarınca imzalanan kredi veya borç sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunacak.
Anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin kuruluş aşamasında yaptırmak zorunda oldukları defter tasdikleri, ticaret sicili müdürlüklerince yaptırılacak.
Kooperatiflerin kuruluş, pay devri, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nevi değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemleri de Harçlar Kanunu'ndaki harçlardan muaf olacak.
Yapı kullanma izin belgesine bağlanan binaların cins değişikliğine ilişkin tescil bildirimi ve eki belgeleri, bu belgeleri düzenlemeye yetkili idareler tarafından kadastro müdürlüklerine gönderilecek, gerekli teknik işlemler tapu ve kadastro idarelerince tamamlanacak.
Müellifi mimar tarafından hazırlanan proje, yetkili idarelerce maliklerin imzaları tamamlanıp Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen standartlarda taranarak güvenli elektronik ortamda tapu müdürlüklerine gönderilecek.
Kooperatif kurulurken ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması zorunluluğu kaldırılıyor. Ana sözleşme, ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalanacak. Kooperatif Yönetim Kurulu, kooperatifi temsile yetkili kılınanların adlarını, imzalarını da artık noterde onaylatmasına gerek kalmadan ticaret siciline bildirecek.
Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde umumi hizmet alanlarında yapılacak kazı işlemleri için belediyece verilecek altyapı kazı izni, harca tabi olacak.
Altyapı kazı izni harcının matrahı, öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan birim fiyatlar olmak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı veya bunların ilgili birimlerince yayımlanan birim fiyatlarının, bu idarelerde kazı alanı türü itibarıyla birim fiyatının olmaması halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yayımlanan birim fiyatlarının, kazı alanıyla çarpılması sonucu bulunan tutar olacak.
Altyapı kazı izni harcı, alan tahrip tutarı üzerinden binde 2 oranında alınacak. Bakanlar Kurulu, belediye grupları itibarıyla bu oranı yarısına kadar indirmeye, on katına kadar artırmaya yetkili olacak.
Bu madde kapsamında verilecek altyapı kazı izinleri için ilgili belediyeden altyapı kazı izni belgesi alınacak. Altyapı kazı izni başvuruları, 15 gün içerisinde sonuçlandırılacak.
Altyapı kazı alanı ile kazı sırasında diğer altyapı tesislerine zarar verilmesi halinde bu tesisler kazıyı yapan tarafından eski haline getirilecek. Altyapı kazı alanı, alan tahrip tutarının peşin yatırılması veya alan tahrip tutarı kadar teminat verilmesi halinde belediyece de kapatılabilecek.
İzinsiz altyapı kazısı yapanlara veya altyapı kazı alanını usulüne uygun kapatmayanlara belediye encümenince alan tahrip tutarının beş katına kadar idari para cezası verilecek.
Elektronik haberleşme altyapısı oluşturulurken, özellikle kırsal bölgelerde, mera vasfında olan yerlere de baz istasyonu ve diğer elektronik haberleşme altyapıları ve sisteminin kurulması amacıyla düzenleme yapılıyor.
Yetkilendirilmiş işletmeciler tarafından kurulacak veya kurdurulacak elektronik haberleşme altyapıları için ihtiyaç duyulan alanların tahsis amacı değiştiriliyor.
Tasarıyla, geçici depolama maliyetlerinin azaltılması ve dış ticaret erbabının rekabet gücünün yükseltilmesi amaçlanıyor.
Buna göre, Türkiye ile diğer ülkeler arasında deniz ve havayoluyla yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan deniz ve havalimanlarını işleten kuruluşlar ile geçici depolama yeri işleticileri, gümrüklü sahalarda bulunan eşya ile ilgili tahmil, tahliye, ardiye, saha içi taşıma ücretleri ve benzeri masrafların Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen azami bedellerine uymakla yükümlü olacak.
Bakanlıkça belirlenen azami bedellere uyulmaması halinde, her bir işlem için 5 bin lira usulsüzlük cezası uygulanacak.
Bürokrasinin azaltılması ve yapı ruhsatı işlemlerinin basitleştirilmesinin sağlanması amacıyla, "yapı ruhsatının imzalanması yükümlülüğü", yapı denetim kuruluşlarının görevleri arasından kaldırılıyor.
Yapı denetim kuruluşları öncelikle risk bazlı denetim yapacak
Tasarıya göre, belediyeler "e-Belediye" bilgi sistemini kullanacak; e-Belediye bilgi sistemini kurmaya, işletmeye, veri saklama, veri iletimi ve veri paylaşımıyla ilgili politikaları tespit etmeye ve bu sistemle ilgili merkezi hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.
Böylece, bu sistemin hayata geçmesiyle, vatandaşların belediye hizmetlerinden elektronik veya mobil imza ile yararlanmasına olanak sağlayacak altyapı oluşturularak kesintisiz yerel hizmet sunumu sağlanacak. Bankalar ile anlık veri transferi sağlanarak, vatandaşların vergi ve fatura gibi ödemelerini bu sistem üzerinden yapabilmesi mümkün olacak.
Belediyeler, e-belediye bilgi sisteminin kurulduğuna dair bildirimin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmasından itibaren e-Belediye sistemiyle ilgili çalışmalarını bir yıl içinde tamamlayacak.
Benzer sistemi kullanan belediyeler, verilerini, sistemi kullanmaya başladıktan itibaren bir yıl içinde e-belediye bilgi sistemine aktaracak. İçişleri Bakanlığı bu süreyi bir katına kadar artırabilecek.
Tasarıyla, şirket kuruluşlarının ticaret sicil memurluklarına bildirilmesi, SGK'ye de bildirilmesi anlamına gelecek ve iş yeri SGK tarafından tescil edilmiş olacak.
SGK her türlü bilgi ve belgeyi bilgi işlem ortamında oluşturmaya, bu şekilde hazırlanacak bilgi ve belgeleri sadece internet ve benzeri iletişim ortamından ilgili kişilere verilmesini kararlaştırmaya yetkili olacak.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşlarca talep edilen şerh ve beyan tesisi niteliğindeki haciz, satış şerhi gibi işlemleri elektronik ortamda yapacak.
Tasarının 1. bölümünün kabulünün ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
