2012-01-09 - 14:45
Oktay Vural parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanmasının, basit bir hukuki dava olarak ele alınmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Vural, " Tutuklamalar gündemi değiştirmek amacı taşıyan zamanlamalarla yapılmaktadır. TSK, en tepesinden en altına kadar topyekün hedef alınmıştır. TSK'nın suç örgütü haline dönüştürülmesi, halk nezdinde itibarsızlaştırılması amaçlanmaktadır."
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması sonrasında yaşananlardan AK Parti'nin siyasal sonuç çıkarma gayreti içinde olduğunu öne süren Vural şunları söyledi: "Bu tutuklamayı basit bir hukuki dava gibi ele almak mümkün değildir. Zamanlaması ve maskenin ardında neler yaşandığı çok önemlidir. Görüntüde darbelerle, çetelerle mücadele edildiği görüntüsü verilmekte, diğer taraftan iddianame ortada bile yokken siyasal sonuçlar çıkarılmaya çalışılmaktadır. Asker-sivil gerilimi yaratılmakta, muhalefetin denetim yetkisinin elinden alınarak sindirilmeye çalışılmakta, hükümeti eleştirmeyi siyasi meşruiyet dışına atma gayreti içine girilmektedir. AKP gücü, tekelleşmekte ve korku salma aracı olarak kullanılır hale gelmektedir."
Medyayı da eleştiren Vural, " Medyada AKP demokrasiye sahip çıkıyormuş gibi gösteriliyor. AKP'nin yandaş ve candaşları tarafından kamuoyu yönlendirilmektedir. Başbuğ'un tutuklanması sonrasında kamuoyunda yapılan 'demokrasi zaferi' şeklinde değerlendirmeler tutuklanma sürecinin devamıdır ve siyasi rant amacının sonucudur" diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin topyekün hedef alındığını iddia eden Vural şunları söyledi: "TSK'nın suç örgütü haline dönüştürülmesi, kamuoyunda ve halk nezdinde güvenilirliğinin düşürülmesi hedeflenmektedir. TSK topyekün hedef alınmıştır. En tepesinden en altına kadar, kuru yaş ayıklanmadan topyekün suçlanmaktadır. Terörle Mücadelede önemli katkıları olmuş insanlar itibarsızlaştırılmaktadır. Terörle mücadele, hukuki meşruiyet dışına çıkarılmak istenmektedir. Terörle mücadelede gösterdikleri başarılar dikkate alındığında; bu kişiler en hassas oldukları yerden 'terör örgütü liderliği' suçlamasıyla vurulmaktadır."
Eski Genelkurmay Başkanlarından Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ'un terörle mücadele politikaları hakkındaki ifadelerini basın mensuplarına izleten Vural, "Yaşar Büyükanıt, "Kandili temizlemek çok zor' derken, ;İlker Başbuğ, "Kandil'i temizlemeden PKK'dan kurtulmak mümkün değildir. TSK bunu başarabilir" demiştir. İki Genelkurmay Başkanı arasındaki fark budur. Başbuğ'un bu sözlerinin, tutuklamada etkili olduğu kanaatindeyim. Kandil operasyonu 2008'de göstermelik olarak kullanılmış, ancak siyasi irade ortaya konulamadığından operasyon yapılamamıştır. ABD Savunma Bakanı'nın müdahalesiyle operasyon sona erdirilmiştir. Yine Başbuğ, 'Irak'ın ABD'ye maliyetini arttırırız ve bağımsız bir Kürt devletini önlemek Türkiye'nin büyük menfaatidir' sözlerini söylemiştir. Bu sözlerle kesin, net bir tavır ortaya koyarak kırmızı çizgiler belirlenmiştir. Bugün ise Barzani bağımsız Kürdistan niyetini ortaya koyuyor. Türkiye Kuzey Irak'a müdahaleden mahrum bırakılmış, ABD'nin menfaatleri doğrultusunda karar alır hale gelmiştir. Kırmızı çizgiler kaybolmuştur" şeklinde konuştu.
Yargı sürecinin siyasallaşmasının vahim sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Vural, "Yargının siyasallaşması halkın güvenini azaltacak ve yargı, güçlünün sopası haline gelecektir. Kurumlarda tahribat yaratacak bu sürecin değerlendirilmesi tarihi bir sorumluluktur. Ve bunun vebali AKP'nin üzerindedir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, "KCK ve MHP bizim düşüncemize karşı çıkıyor. Biz doğru yoldayız" sözlerini de eleştiren Vural, "Cahiliye kaılntısı düşünceleri millete hazmettirmeye çalışan iktidarın içine düştüğü çukur derindir. Manisa'dan ihraç edilerek Bursa'ya iliştirilmiş Arınç'a şunu sormak gerekir: Öcalan'la yüzde 90-95 mutabakata vardığınız düşünceler nelerdir? BDP ile Leyla Zana ile birlikteliğinizin anlamı nedir? Arınç, Leyla Zana'nın kabından su içip, Selahaddin Demirtaş ile aynı türküleri söylemektedir. Türkiye'yi, milleti raydan çıkaracak girişimlerde bulunan Arınç gibilerin hevesleri kursaklarında kalacaktır."
İlker Başbuğ'un Yüce Divan yerine özel mahkemelerce yargılanmasını da eleştiren Vural, tabii mahkeme ilkesinden uzaklaşıldığını ve bu durumun yargı sürecine siyasal müdahalenin açık bir delili olduğunu ifade etti.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in "87 danışmanım var, bugüne kadar hiçbirine tek bir kelime dahi danışmadım" sözlerini de değerlendiren Vural, " Bu sözler daha önceki Meclis Başkanları'na göndermedir. Eski Meclis başkanları, elinizi vicdanınıza koyun. Hangi menfaatler için makam ve mevkileri doldurdunuz. Meclis Başkanı'nın yakınması doğrudur" diye konuştu. (14:45)
Medyayı da eleştiren Vural, " Medyada AKP demokrasiye sahip çıkıyormuş gibi gösteriliyor. AKP'nin yandaş ve candaşları tarafından kamuoyu yönlendirilmektedir. Başbuğ'un tutuklanması sonrasında kamuoyunda yapılan 'demokrasi zaferi' şeklinde değerlendirmeler tutuklanma sürecinin devamıdır ve siyasi rant amacının sonucudur" diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin topyekün hedef alındığını iddia eden Vural şunları söyledi: "TSK'nın suç örgütü haline dönüştürülmesi, kamuoyunda ve halk nezdinde güvenilirliğinin düşürülmesi hedeflenmektedir. TSK topyekün hedef alınmıştır. En tepesinden en altına kadar, kuru yaş ayıklanmadan topyekün suçlanmaktadır. Terörle Mücadelede önemli katkıları olmuş insanlar itibarsızlaştırılmaktadır. Terörle mücadele, hukuki meşruiyet dışına çıkarılmak istenmektedir. Terörle mücadelede gösterdikleri başarılar dikkate alındığında; bu kişiler en hassas oldukları yerden 'terör örgütü liderliği' suçlamasıyla vurulmaktadır."
Eski Genelkurmay Başkanlarından Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ'un terörle mücadele politikaları hakkındaki ifadelerini basın mensuplarına izleten Vural, "Yaşar Büyükanıt, "Kandili temizlemek çok zor' derken, ;İlker Başbuğ, "Kandil'i temizlemeden PKK'dan kurtulmak mümkün değildir. TSK bunu başarabilir" demiştir. İki Genelkurmay Başkanı arasındaki fark budur. Başbuğ'un bu sözlerinin, tutuklamada etkili olduğu kanaatindeyim. Kandil operasyonu 2008'de göstermelik olarak kullanılmış, ancak siyasi irade ortaya konulamadığından operasyon yapılamamıştır. ABD Savunma Bakanı'nın müdahalesiyle operasyon sona erdirilmiştir. Yine Başbuğ, 'Irak'ın ABD'ye maliyetini arttırırız ve bağımsız bir Kürt devletini önlemek Türkiye'nin büyük menfaatidir' sözlerini söylemiştir. Bu sözlerle kesin, net bir tavır ortaya koyarak kırmızı çizgiler belirlenmiştir. Bugün ise Barzani bağımsız Kürdistan niyetini ortaya koyuyor. Türkiye Kuzey Irak'a müdahaleden mahrum bırakılmış, ABD'nin menfaatleri doğrultusunda karar alır hale gelmiştir. Kırmızı çizgiler kaybolmuştur" şeklinde konuştu.
Yargı sürecinin siyasallaşmasının vahim sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Vural, "Yargının siyasallaşması halkın güvenini azaltacak ve yargı, güçlünün sopası haline gelecektir. Kurumlarda tahribat yaratacak bu sürecin değerlendirilmesi tarihi bir sorumluluktur. Ve bunun vebali AKP'nin üzerindedir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, "KCK ve MHP bizim düşüncemize karşı çıkıyor. Biz doğru yoldayız" sözlerini de eleştiren Vural, "Cahiliye kaılntısı düşünceleri millete hazmettirmeye çalışan iktidarın içine düştüğü çukur derindir. Manisa'dan ihraç edilerek Bursa'ya iliştirilmiş Arınç'a şunu sormak gerekir: Öcalan'la yüzde 90-95 mutabakata vardığınız düşünceler nelerdir? BDP ile Leyla Zana ile birlikteliğinizin anlamı nedir? Arınç, Leyla Zana'nın kabından su içip, Selahaddin Demirtaş ile aynı türküleri söylemektedir. Türkiye'yi, milleti raydan çıkaracak girişimlerde bulunan Arınç gibilerin hevesleri kursaklarında kalacaktır."
İlker Başbuğ'un Yüce Divan yerine özel mahkemelerce yargılanmasını da eleştiren Vural, tabii mahkeme ilkesinden uzaklaşıldığını ve bu durumun yargı sürecine siyasal müdahalenin açık bir delili olduğunu ifade etti.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in "87 danışmanım var, bugüne kadar hiçbirine tek bir kelime dahi danışmadım" sözlerini de değerlendiren Vural, " Bu sözler daha önceki Meclis Başkanları'na göndermedir. Eski Meclis başkanları, elinizi vicdanınıza koyun. Hangi menfaatler için makam ve mevkileri doldurdunuz. Meclis Başkanı'nın yakınması doğrudur" diye konuştu. (14:45)
