2010-02-03 - 15:14
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, Anadol ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
tetikçiliğine soyunduğunu, kendisini, demokrasinin değil, iktidarın muhafızı gibi
gördüğünü'' ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, Anadol ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
tetikçiliğine soyunduğunu, kendisini, demokrasinin değil, iktidarın muhafızı gibi
gördüğünü'' ileri sürdü.
Okay, TBMM Genel Kurulunda dün yaşanan olaylara ilişkin CHP Grup
Başkanvekili Kemal Anadol ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Hakkı Suha Okay, AK Parti'nin, ''işgalci, hak gasp eden'' anlayışını hep
birlikte yaşadıklarını savunarak, Arınç ve AK Parti Grup Başkanvekillerinin,
düzenledikleri basın toplantısıyla dertlerini anlatmaya, masum yüzle, mağdur
olduklarını ifade etmeye çalıştıklarını söyledi.
''Çok kaba, hoyrat, siyasetin nezaketiyle bağdaşmayan, parlamentoda
örneği çok görülmeyen bir sürecin'' dün akşam yaşandığını belirten Okay, AK
Parti'lilerin, siyasi yaşamlarının alışkanlığı olarak, mağduru bir kez daha
oynamak istediğini öne sürdü.
Hakkı Suha Okay, parlamento çatısı altında dün yaşanan olayların, Türk
siyasi yaşamına kara bir leke olarak gireceğini dile getirerek, ''Dün
parlamentoya adeta eşkıya inmiştir'' dedi.
Genel Kurul Salonunda, Başkanvekilinin dinlendiği odada şiddet,
saldırganlığın hakim olduğunu ifade eden Okay, TBMM Başkanvekillerinin odasının
basıldığını, milletvekillerinin yumruklandığını, muhalefet milletvekillerinin
düşüncelerini açıklamalarının engellenmek istendiğini söyledi. Okay,
''Ağızlarından demokrasi lafını düşürmeyenlerin; gece gündüz 'egemenlik halkın'
diyenlerin; durmadan TBMM'nin üzerinde hiçbir güç görmediklerini söyleyenlerin,
yüce Meclise nasıl baktıklarını gördük. Türkiye'de erkler ayrılığının olmadığını
gördük'' diye konuştu.
''ADETA YARIŞTI''
CHP Grup Başkanvekili Okay, bir siyasi partinin Genel Başkanından,
Başbakan Yardımcısına, Grup Başkanvekilinden milletvekiline kadar nasıl faşizan
eğilimleri olduğuna Türk halkının, bir kez daha tanık olduğunu savundu.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa Başbakan korumalarının, TBMM Genel Kuruluna
girebilmek için kapıları zorladığını ileri süren Okay, Anayasa ve TBMM
İçtüzüğünde yer alan hükümler çerçevesinde bir milletvekilinin yaptığı konuşmaya
tahammül edilmediğini kaydetti.
''Kendisini hala TBMM Başkanı olarak gören bir zat, TBMM Başkanvekili
Güldal Mumcu'nun odasını bastı'' diyen Okay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Mumcu'ya hakaretlerde bulunarak, muhalefet milletvekillerinin
konuşturulmaması konusunda baskı yaptı. Ardından AKP Grup Başkanvekili ağza
alınmayacak sözlerle Sayın Mumcu'ya saldırmıştır. Sayın Mumcu'ya yapılan saldırı,
aslında milli iradeye, TBMM'nin iradesinin özgürce ortaya çıkmasına karşı
yapılmış bir saldırıdır. TBMM Başkanı'na, Sayın Başbakan, 'Siz mi
susturacaksınız, ben mi susturayım?' deme cesaretini bulan bir genel başkana,
yaranmak için başbakan yardımcıları, grup başkanvekilleri, milletvekilleri adeta
yarıştı. Demokrasi ayaklar altına alındı. Bülent Arınç, siyasi hayatında bir tek
eser bırakmamış, toplumu birbirine düşman ederek siyasi çıkar peşinde koşan biri
olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Boş işlerin boş Bakanı Bülent Arınç,
Tayyip Erdoğan'ın tetikçiliğine soyunmuştur. Arınç kendisini, demokrasinin değil,
AKP iktidarının muhafızı gibi görmektedir.
Bazı tipler güce taparlar. Geleceklerini güvenceye almak için siyasi
parti liderlerinin, tarikat liderlerinin elini öpmekten çekinmezler. Ancak bu
kişileri Sayın Mumcu olayında olduğu gibi, bilinçaltları ele verir. Bu tiplerin,
toplumda kadınlara şiddet uygulamaktan çekinmeyen tiplerden hiçbir farkı olmadığı
böylece ortaya çıkar. Sayın Arınç'ın kadın Başkanvekiline saldırdıktan sonra,
Genel Kuruldan adeta kaçar gibi uzaklaşması suçluluğun tezahürü olduğu gibi bu
zatın korkaklığının da bir tezahürü sayılmalıdır.''
''GÖREVİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMELİ''
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın saldırganlığının'' da sadece bir öfke
nöbeti olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Okay, Erdoğan'ın ruh halinin,
yaptıkları eleştirilemeyen bir kişi olarak gördüğünü ortaya koyduğunu savundu.
''Vatandaşın gözleri önünde saldırgan yüzlerini sergilemekten
çekinmeyenler, kapalı kapılar altında kamu gücünü kullanarak kim bilir neler
yapıyordur?'' diye soran Okay, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in de Meclisin
itibarını koruması gerektiğini belirtti. Okay, Şahin'i, ''görevinin gereğini
yerine getirmeye'' çağırdı.
Okay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Meclis
İçtüzüğünün 64. maddesinin arkasına saklanmaya çalıştığını, satır satır bildiğini
söylediği içtüzüğün 63. maddesinden hiç söz etmediğini kaydetti. Okay, Meclis
Başkanının yönetiminden dolayı rahatsızlık varsa 63. maddeye göre usul tartışması
açılabileceğini anımsatarak, ''63 olmadan, 64'ü söyleyemezsin'' dedi.
Hakkı Suha Okay, ''Meclis Başkanları, Başkanvekillerinin odalarının yol
geçen hanı olmadığını'' ifade ederek, ''Bülent Bey, istediği zaman, kapı açık
diye giremez. Herkes haddini bilecek. Hele Meclis Başkanlığını yapacak birisiyle
çok daha dikkat edecek. Bizler Grup Başkanvekilleri olarak, Meclis Başkanı veya
başkanvekilleri çağırmadığı sürece o odaya gitmeyiz. Orası, o toplantıyı yöneten
Meclis Başkanı'nın makamıdır. 'Canım sıkıldı, vurdum tekmeyi, girdim içeri'' deme
hakkı kimsenin yoktur'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, TBMM
Başkanvekili Güldal Mumcu'nun, dün, ''Taciz ve tehdit edildiğini, olayın
vahametini kendilerine MHP'li Katip Üye Murat Özkan'ın anlattığını'' belirterek,
''Arınç'ın lafına inanmayız, Özkan'a inanırız'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bugünkü
açıklamalarına yanıt veren Anadol, Meclis İçtüzük uygulamalarında, en fazla
''usul hakkında konuşma'' başlıklı 63. maddenin geçerliliği olduğunu ve
başvurulduğunu söyledi.
Anadol, Başbakan'ın, Arınç'ın ya da milletvekillerinin, TBMM Başkanvekili
Güldal Mumcu'nun yönetimiyle ilgili şikayetlerinde, haklı ya da haksız
eleştirilerinde 63. maddeye başvurabileceğini, rahatsızlıklarını dile
getirebileceğini belirterek, ''TBMM'de 2 dönem başkanlık yapmış Bülent Arınç
tarafından bu yapılmamıştır. İçtüzüğü madde madde ezbere bildiğini söyleyen,
Meclis Başkanlığı yapmış biri 63. maddeyi bilmiyor mu?'' diye sordu.
Anadol, yasal olarak 63. maddeye başvurması gereken kişinin,
''kabadayılık'' yaptığını ileri sürerek, ''Yol geçen hanına çevirdiği odaya
giriyor, odayı basıyor'' dedi.
''RESMEN İŞGALCİ''
Meclis Başkanlık Divanı arkasındaki odanın, oturumu yöneten Meclis
Başkanı veya Başkanvekillerinin makam odası olduğuna işaret eden Anadol, bu odaya
ancak divan üyeleri, idare amirleri, katip üyeler ve çağrılmaları halinde grup
Başkanvekillerinin girebileceğini kaydetti.
Anadol, Arınç'ın, burada yerinin olmadığını savunarak, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Arınç, basın toplantısında, 'oraya Bakanlar geliyor, çay kahve içiyor'
diyor, işgalciliklerini itiraf ediyor. Ne işi var orada? Bakanlar Kurulu toplantı
salonu var, Başbakan'ın odasının orada... Seni, Sayın Mumcu çağırdı mı? Genel
Kurulda, Hükümeti temsil ediyorsun. Resmen işgalci. Kadın Başkanvekili diye,
şiddet uyguladı. Şiddet sadece fiziki değildir, hakaret etti. Divan katipi, MHP
Giresun Milletvekili Murat Özkan yalan söylüyor da Sayın Arınç mı doğru söylüyor.
Arınç'ın lafına inanmayız, Özkan'a inanırız.''
Anadol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kuruldaki bir
konuşmasında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a, ''Sayın Başkan grubuna hakim ol,
hakim olamıyorsan, biz olalım'' dediğini ifade ederek, ''Goebbels (Joseph) mi bu
adam?'' diye sordu.
Arınç'ın, Mumcu'nun, CHP grup toplantılarına katıldığına yönelik
sözlerini anımsatan Anadol, Meclis Başkanvekilleri Sadık Yakut ve Nevzat
Pakdil'in, AK Parti grup toplantılarına katılıp katılmadığı sorusunu yöneltti.
Anadol, ''Yaptığın zorbalığı, despotluğu saklamak için Güldal Hanım'ın grup
toplantılarına katıldığını söylüyorsun, Anayasanın 94. maddesini söylüyorsun''
dedi. Anadol, Arınç'ın, TBMM Başkanlığı döneminde, 2004'te, AK Parti Genel
Merkezine giderek, partililerle bayramlaştığına yönelik bir haber okudu.
Anadol, Arınç'ın, CHP'lilerin kendisini, tarafsız görev yaptığı için
takdir ettiği yönündeki sözlerine de yanıt vererek, Arınç'a yönelik çeşitli
zamanlarda dile getirdikleri eleştirileri anımsattı.
''KENDİNİ ANİDEN BAŞBAKAN BULURSA''
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin hiçe sayıldığını, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, TBMM'yi, İstanbul Belediye Meclisi ile karıştırdığını ileri süren
Anadol, ''Hayatında bir gün TBMM'de herhangi bir komisyonda çalışmayan bir
milletvekili, kendini aniden Başbakan bulursa olacağı budur işte. Ne teamülleri
biliyor ne Meclisin İçtüzüğünden haberi var. Meclis Başkanı'na 'sen susturmazsan
ben sustururum' diyebiliyor. CHP, sadece ülke sorunlarını tartışmak değil,
AKP'nin despotizmine karşı demokrasi mücadelesini Meclis salonunda sürdürmek
zorunda kalacaktır'' dedi.
''KORUMALARDAN RAHATSISIZ''
Anadol, korumaların Genel Kurul salonuna girme teşebbüsünde bulunduğuna
yönelik iddiaların sorulması üzerine, özellikle Salı günleri grup
toplantılarında, Erdoğan'ın kulisten çıkışı sırasında güvenliklerinin olmadığını
söyledi. Anadol, güvenliklerini korumaların tehdit ettiğini belirterek,
rahatsızlıklarını dile getirdi. Anadol, bir milletvekilinin, Bakanın, Başbakanın
parlamentoda yürürken korumaya ihtiyacı bulunmadığını söyleyerek, bu ilkelliğin
ancak Türkiye'de olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay da bir koruma terörü yaşandığının
görüldüğünü söyledi.
Bir soru üzerine Anadol, Murat Özkan'a inanmak zorunda olduklarını
belirterek, ''Bizim Başkanvekilimiz taciz, tehdit ediliyor, baskı yapılıyor. İki
grup Başkanvekili olarak biz ve idare amirimiz salonda. Bize olayın vahametini
anlatan Özkan. AKP'liler, Başbakan Yardımcısı, Grup Başkanvekilleriyle orayı
basıyorlar, araya Özkan girebiliyor. Ondan sonra hangi yüzle 'Özkan'ın dedikleri'
yalan diyebiliyorsunuz'' görüşünü dile getirdi.
Okay, nöbetleşe baskın ekipleri oluşturulduğunu, birinin girip, diğerinin
çıktığını öne sürdü.
Arınç'ın, ''ömrümde hiç alkol almamış biri olarak, alkollü taklidi
yapamam'' dediğini, ancak, diğer yandan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ı
taklit ettiğini belirten Anadol, ''Onu ispata davet ediyorum. CHP'nin gensoru
gibi önemli bir konuda grup adına görevlendirdiği bir milletvekilinin alkollü
olduğunu iddia ediyorsa, ispat edemezse, yalancıdır, müfteridir'' dedi.
Okay da Soysal'ın, sağlık nedeniyle uzun bir süredir tedavi gördüğünü
anımsatarak, Arınç'ın iyi alkollü rolü yaptığını savundu.(15:14)
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
tetikçiliğine soyunduğunu, kendisini, demokrasinin değil, iktidarın muhafızı gibi
gördüğünü'' ileri sürdü.
Okay, TBMM Genel Kurulunda dün yaşanan olaylara ilişkin CHP Grup
Başkanvekili Kemal Anadol ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Hakkı Suha Okay, AK Parti'nin, ''işgalci, hak gasp eden'' anlayışını hep
birlikte yaşadıklarını savunarak, Arınç ve AK Parti Grup Başkanvekillerinin,
düzenledikleri basın toplantısıyla dertlerini anlatmaya, masum yüzle, mağdur
olduklarını ifade etmeye çalıştıklarını söyledi.
''Çok kaba, hoyrat, siyasetin nezaketiyle bağdaşmayan, parlamentoda
örneği çok görülmeyen bir sürecin'' dün akşam yaşandığını belirten Okay, AK
Parti'lilerin, siyasi yaşamlarının alışkanlığı olarak, mağduru bir kez daha
oynamak istediğini öne sürdü.
Hakkı Suha Okay, parlamento çatısı altında dün yaşanan olayların, Türk
siyasi yaşamına kara bir leke olarak gireceğini dile getirerek, ''Dün
parlamentoya adeta eşkıya inmiştir'' dedi.
Genel Kurul Salonunda, Başkanvekilinin dinlendiği odada şiddet,
saldırganlığın hakim olduğunu ifade eden Okay, TBMM Başkanvekillerinin odasının
basıldığını, milletvekillerinin yumruklandığını, muhalefet milletvekillerinin
düşüncelerini açıklamalarının engellenmek istendiğini söyledi. Okay,
''Ağızlarından demokrasi lafını düşürmeyenlerin; gece gündüz 'egemenlik halkın'
diyenlerin; durmadan TBMM'nin üzerinde hiçbir güç görmediklerini söyleyenlerin,
yüce Meclise nasıl baktıklarını gördük. Türkiye'de erkler ayrılığının olmadığını
gördük'' diye konuştu.
''ADETA YARIŞTI''
CHP Grup Başkanvekili Okay, bir siyasi partinin Genel Başkanından,
Başbakan Yardımcısına, Grup Başkanvekilinden milletvekiline kadar nasıl faşizan
eğilimleri olduğuna Türk halkının, bir kez daha tanık olduğunu savundu.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa Başbakan korumalarının, TBMM Genel Kuruluna
girebilmek için kapıları zorladığını ileri süren Okay, Anayasa ve TBMM
İçtüzüğünde yer alan hükümler çerçevesinde bir milletvekilinin yaptığı konuşmaya
tahammül edilmediğini kaydetti.
''Kendisini hala TBMM Başkanı olarak gören bir zat, TBMM Başkanvekili
Güldal Mumcu'nun odasını bastı'' diyen Okay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Mumcu'ya hakaretlerde bulunarak, muhalefet milletvekillerinin
konuşturulmaması konusunda baskı yaptı. Ardından AKP Grup Başkanvekili ağza
alınmayacak sözlerle Sayın Mumcu'ya saldırmıştır. Sayın Mumcu'ya yapılan saldırı,
aslında milli iradeye, TBMM'nin iradesinin özgürce ortaya çıkmasına karşı
yapılmış bir saldırıdır. TBMM Başkanı'na, Sayın Başbakan, 'Siz mi
susturacaksınız, ben mi susturayım?' deme cesaretini bulan bir genel başkana,
yaranmak için başbakan yardımcıları, grup başkanvekilleri, milletvekilleri adeta
yarıştı. Demokrasi ayaklar altına alındı. Bülent Arınç, siyasi hayatında bir tek
eser bırakmamış, toplumu birbirine düşman ederek siyasi çıkar peşinde koşan biri
olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Boş işlerin boş Bakanı Bülent Arınç,
Tayyip Erdoğan'ın tetikçiliğine soyunmuştur. Arınç kendisini, demokrasinin değil,
AKP iktidarının muhafızı gibi görmektedir.
Bazı tipler güce taparlar. Geleceklerini güvenceye almak için siyasi
parti liderlerinin, tarikat liderlerinin elini öpmekten çekinmezler. Ancak bu
kişileri Sayın Mumcu olayında olduğu gibi, bilinçaltları ele verir. Bu tiplerin,
toplumda kadınlara şiddet uygulamaktan çekinmeyen tiplerden hiçbir farkı olmadığı
böylece ortaya çıkar. Sayın Arınç'ın kadın Başkanvekiline saldırdıktan sonra,
Genel Kuruldan adeta kaçar gibi uzaklaşması suçluluğun tezahürü olduğu gibi bu
zatın korkaklığının da bir tezahürü sayılmalıdır.''
''GÖREVİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMELİ''
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın saldırganlığının'' da sadece bir öfke
nöbeti olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Okay, Erdoğan'ın ruh halinin,
yaptıkları eleştirilemeyen bir kişi olarak gördüğünü ortaya koyduğunu savundu.
''Vatandaşın gözleri önünde saldırgan yüzlerini sergilemekten
çekinmeyenler, kapalı kapılar altında kamu gücünü kullanarak kim bilir neler
yapıyordur?'' diye soran Okay, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in de Meclisin
itibarını koruması gerektiğini belirtti. Okay, Şahin'i, ''görevinin gereğini
yerine getirmeye'' çağırdı.
Okay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Meclis
İçtüzüğünün 64. maddesinin arkasına saklanmaya çalıştığını, satır satır bildiğini
söylediği içtüzüğün 63. maddesinden hiç söz etmediğini kaydetti. Okay, Meclis
Başkanının yönetiminden dolayı rahatsızlık varsa 63. maddeye göre usul tartışması
açılabileceğini anımsatarak, ''63 olmadan, 64'ü söyleyemezsin'' dedi.
Hakkı Suha Okay, ''Meclis Başkanları, Başkanvekillerinin odalarının yol
geçen hanı olmadığını'' ifade ederek, ''Bülent Bey, istediği zaman, kapı açık
diye giremez. Herkes haddini bilecek. Hele Meclis Başkanlığını yapacak birisiyle
çok daha dikkat edecek. Bizler Grup Başkanvekilleri olarak, Meclis Başkanı veya
başkanvekilleri çağırmadığı sürece o odaya gitmeyiz. Orası, o toplantıyı yöneten
Meclis Başkanı'nın makamıdır. 'Canım sıkıldı, vurdum tekmeyi, girdim içeri'' deme
hakkı kimsenin yoktur'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, TBMM
Başkanvekili Güldal Mumcu'nun, dün, ''Taciz ve tehdit edildiğini, olayın
vahametini kendilerine MHP'li Katip Üye Murat Özkan'ın anlattığını'' belirterek,
''Arınç'ın lafına inanmayız, Özkan'a inanırız'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bugünkü
açıklamalarına yanıt veren Anadol, Meclis İçtüzük uygulamalarında, en fazla
''usul hakkında konuşma'' başlıklı 63. maddenin geçerliliği olduğunu ve
başvurulduğunu söyledi.
Anadol, Başbakan'ın, Arınç'ın ya da milletvekillerinin, TBMM Başkanvekili
Güldal Mumcu'nun yönetimiyle ilgili şikayetlerinde, haklı ya da haksız
eleştirilerinde 63. maddeye başvurabileceğini, rahatsızlıklarını dile
getirebileceğini belirterek, ''TBMM'de 2 dönem başkanlık yapmış Bülent Arınç
tarafından bu yapılmamıştır. İçtüzüğü madde madde ezbere bildiğini söyleyen,
Meclis Başkanlığı yapmış biri 63. maddeyi bilmiyor mu?'' diye sordu.
Anadol, yasal olarak 63. maddeye başvurması gereken kişinin,
''kabadayılık'' yaptığını ileri sürerek, ''Yol geçen hanına çevirdiği odaya
giriyor, odayı basıyor'' dedi.
''RESMEN İŞGALCİ''
Meclis Başkanlık Divanı arkasındaki odanın, oturumu yöneten Meclis
Başkanı veya Başkanvekillerinin makam odası olduğuna işaret eden Anadol, bu odaya
ancak divan üyeleri, idare amirleri, katip üyeler ve çağrılmaları halinde grup
Başkanvekillerinin girebileceğini kaydetti.
Anadol, Arınç'ın, burada yerinin olmadığını savunarak, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Arınç, basın toplantısında, 'oraya Bakanlar geliyor, çay kahve içiyor'
diyor, işgalciliklerini itiraf ediyor. Ne işi var orada? Bakanlar Kurulu toplantı
salonu var, Başbakan'ın odasının orada... Seni, Sayın Mumcu çağırdı mı? Genel
Kurulda, Hükümeti temsil ediyorsun. Resmen işgalci. Kadın Başkanvekili diye,
şiddet uyguladı. Şiddet sadece fiziki değildir, hakaret etti. Divan katipi, MHP
Giresun Milletvekili Murat Özkan yalan söylüyor da Sayın Arınç mı doğru söylüyor.
Arınç'ın lafına inanmayız, Özkan'a inanırız.''
Anadol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kuruldaki bir
konuşmasında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a, ''Sayın Başkan grubuna hakim ol,
hakim olamıyorsan, biz olalım'' dediğini ifade ederek, ''Goebbels (Joseph) mi bu
adam?'' diye sordu.
Arınç'ın, Mumcu'nun, CHP grup toplantılarına katıldığına yönelik
sözlerini anımsatan Anadol, Meclis Başkanvekilleri Sadık Yakut ve Nevzat
Pakdil'in, AK Parti grup toplantılarına katılıp katılmadığı sorusunu yöneltti.
Anadol, ''Yaptığın zorbalığı, despotluğu saklamak için Güldal Hanım'ın grup
toplantılarına katıldığını söylüyorsun, Anayasanın 94. maddesini söylüyorsun''
dedi. Anadol, Arınç'ın, TBMM Başkanlığı döneminde, 2004'te, AK Parti Genel
Merkezine giderek, partililerle bayramlaştığına yönelik bir haber okudu.
Anadol, Arınç'ın, CHP'lilerin kendisini, tarafsız görev yaptığı için
takdir ettiği yönündeki sözlerine de yanıt vererek, Arınç'a yönelik çeşitli
zamanlarda dile getirdikleri eleştirileri anımsattı.
''KENDİNİ ANİDEN BAŞBAKAN BULURSA''
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin hiçe sayıldığını, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, TBMM'yi, İstanbul Belediye Meclisi ile karıştırdığını ileri süren
Anadol, ''Hayatında bir gün TBMM'de herhangi bir komisyonda çalışmayan bir
milletvekili, kendini aniden Başbakan bulursa olacağı budur işte. Ne teamülleri
biliyor ne Meclisin İçtüzüğünden haberi var. Meclis Başkanı'na 'sen susturmazsan
ben sustururum' diyebiliyor. CHP, sadece ülke sorunlarını tartışmak değil,
AKP'nin despotizmine karşı demokrasi mücadelesini Meclis salonunda sürdürmek
zorunda kalacaktır'' dedi.
''KORUMALARDAN RAHATSISIZ''
Anadol, korumaların Genel Kurul salonuna girme teşebbüsünde bulunduğuna
yönelik iddiaların sorulması üzerine, özellikle Salı günleri grup
toplantılarında, Erdoğan'ın kulisten çıkışı sırasında güvenliklerinin olmadığını
söyledi. Anadol, güvenliklerini korumaların tehdit ettiğini belirterek,
rahatsızlıklarını dile getirdi. Anadol, bir milletvekilinin, Bakanın, Başbakanın
parlamentoda yürürken korumaya ihtiyacı bulunmadığını söyleyerek, bu ilkelliğin
ancak Türkiye'de olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay da bir koruma terörü yaşandığının
görüldüğünü söyledi.
Bir soru üzerine Anadol, Murat Özkan'a inanmak zorunda olduklarını
belirterek, ''Bizim Başkanvekilimiz taciz, tehdit ediliyor, baskı yapılıyor. İki
grup Başkanvekili olarak biz ve idare amirimiz salonda. Bize olayın vahametini
anlatan Özkan. AKP'liler, Başbakan Yardımcısı, Grup Başkanvekilleriyle orayı
basıyorlar, araya Özkan girebiliyor. Ondan sonra hangi yüzle 'Özkan'ın dedikleri'
yalan diyebiliyorsunuz'' görüşünü dile getirdi.
Okay, nöbetleşe baskın ekipleri oluşturulduğunu, birinin girip, diğerinin
çıktığını öne sürdü.
Arınç'ın, ''ömrümde hiç alkol almamış biri olarak, alkollü taklidi
yapamam'' dediğini, ancak, diğer yandan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ı
taklit ettiğini belirten Anadol, ''Onu ispata davet ediyorum. CHP'nin gensoru
gibi önemli bir konuda grup adına görevlendirdiği bir milletvekilinin alkollü
olduğunu iddia ediyorsa, ispat edemezse, yalancıdır, müfteridir'' dedi.
Okay da Soysal'ın, sağlık nedeniyle uzun bir süredir tedavi gördüğünü
anımsatarak, Arınç'ın iyi alkollü rolü yaptığını savundu.(15:14)
