2019-05-27 - 16:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

Adan, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, Tunceli Belediye Meclisinin belediye tabelalarında "Tunceli" yerine "Dersim" ibaresinin yazılması kararına ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmada, "Popülizme yenik düşerek, bazı çevrelere şirin gözükmek için geçmişi karıştırmaya çalışanların sonu geçmişte dedelerinin başına gelenden çok farklı olmayacaktır. Kendi hayal aleminde Türk Devletine başkaldırdığını düşünenlere er ya da geç devletin tunç eli tanıtılacaktır." ifadesini kullandı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu CHP'nin bu konu kapsamında sessiz kalmasına şaşırdıklarını dile getiren Taytak, "CHP, seçimlerde ittifak yaptığı HDP'yi küstürmekten mi korkuyor? Neden sessiz kalıyorsunuz? Bunun cevabı bellidir. PKK'nın seçimlerde verdiği desteği kaybetmekten korktukları kesindir." diye konuştu.

Tunceli Belediye Meclisinin kararının yok hükmünde ve ayaklarının altında olduğunu, gereğinin de mutlaka yapılması gerektiğini belirten Taytak, şöyle devam etti:

"Türkiye'de resmi olarak 'Dersim' ismiyle anılan bir vilayet yoktur ve olmayacaktır. Ne yapağız? Seçildi diyerek, komünist şarlatanlığa göz mü yumacağız? Hem Atatürk edebiyatı yapacaksınız hem de Tunceli'de il başkanınız Seyit Rıza'yı anma programı düzenleyecek. Bu nasıl bir siyaset şeklidir? Mustafa Kemal'in Tunceli dediğine kimse 'Dersim' diyemez. CHP, iki yüzlü siyaseti bir an önce bırakmalıdır."

Belediye başkanlığı makamının ve diğer tüm makamların, Türk Devletine meydan okuma makamı olmadığını dile getiren Taytak, "Millete şirin gözükmek için 'bedava buğday', 'organik nohut' diye yola çıkanlar, devletin vilayetinin ismini değiştiremeyeceklerdir." dedi.

Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, MHP'li Taytak'ın amacının doğrudan CHP'ye sataşmak ve provoke etmek olduğunu savundu.

Özel, "Terör örgütünün ismini anan birisi şunu bilmelidir; terörle mücadelenin altın kuralı terör örgütlerinin ismini ağza almamaktır. Sözde terör örgütü, sözde temsilcisi deriz ki onlarda olmayan bir gücü onlara vermiş olmayız. Bulunduğunuz siyasi partinin ana siyaset ekseni milliyetçilikken bir terör örgütünü ülkenin en büyük metropolünün seçim sonucunu belirleyebilecek güçte gösterirseniz o da sizin siyasetiniz. Gerçekten şaşırılacak bir şey." diye konuştu.

Özgür Özel, Tunceli'de geçmişte yaşananlara ilişkin araştırma önergeleri verdiklerini ve bunların iktidar partisi oyları ile reddedildiğini söyledi.

Özel, "Bugün, kendi seçim beyannamesinde emeklilikte yaşa takılanlar olup ona hayır oyu verenleri, af olup da unutanları, dün hakaret ettiklerine bugün rahatlıkla ittifak ettiklerini, T.C ve andımızda karşı kutuplarda olup da ittifakında sorun olmayanları gördükçe, bizi tutarlı siyasete davet edenlerden ibret almaktan başka bir şey bize kalmıyor." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Tunceli Belediye Meclisinin kararına ilişkin CHP'nin beyanda bulunmamasını hayretle karşıladıklarını söyledi.

Daha önce de CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ile TBMM Genel Kurulunda "asimilasyon tartışmasının" yaşandığını anımsatan Bülbül, "Bu, CHP'nin Seyit Rıza ile Mustafa Kemal Atatürk arasındaki seçimi konusundaki netlikle çözülebilecek bir meseledir. CHP o netlikten son derece uzaktır bugün. Bunu netleştirmekle alakalı yapacakları çalışmalar çok fazladır." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özel, CHP'nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisi, tavrı ve onun ortaya koyduğu ilkelerle en ufak bir ters düşüşünün bugüne kadar olmadığını, bundan sonra da olmayacağını söyledi. Özel, "Eğer zamanında vaat ettiğiniz gibi ya da bugün elini tutup o gün topa tuttuklarınızın dediği gibi bazı yerleşim birimlerinin isimlerinin değişmesi olacaksa kanunla olacak. O olduğu gün, kim hangi tutumunda devam ediyor kim karışısında yer alıyor görürüz. CHP'nin Tuncelimiz ile de Dersim ile de hiçbir sorunu yoktur." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Bülbül ise eski CHP milletvekili Onur Öymen'in TBMM Genel Kurulu'nda "Dersim isyanıyla ilgili" görüşlerini dile getirdiğini ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun o dönem ona karşı çıktığını anımsatarak, "İçinizde milli ve ulusalcı olan ve gerçekten mertçe Atatürk'ün yanında yer alanları partinizden temizleyip bugün terör odaklarıyla hep beraber olmayı kendine uygun görenlerle siyasetinizi yürütmek, Atatürk posteri ile apo posterini yan yana koymayı kendinize uygun görmek noktasındaysanız, size Atatürk adına daha ne söyleyelim?" ifadesini kullandı.

Genel Kurulda, CHP Yalova Milletvekili Özcan Özel, seçim bölgesinin sorunları, AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise Uşak'ın tarihi ve turistik değerlerine ilişkin birer gündem dışı konuşma yaptı.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, "27 Mayıs, Türkiye'de demokrasi tarihi açısından acı bir kapının aralanmasına neden oldu ve o günden bugüne sayısız darbe teşebbüsü ve darbelerle karşı karşıya kaldık." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin üzerinden 59. yıl geçtiğini belirterek, Adnan Menderes ile Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı rahmetle andı. Darbelerin karşısında durduklarını ve demokrasinin tarafında olduklarını vurgulayan Türkkan, askeri ya da sivil darbeyi haklı kılacak hiçbir sebebin olmadığını söyledi.

Türkkan, bugün ayrıca Türk siyasetinin önemli devlet adamlarından Gün Sazak'ın 39. ölüm yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Sazak'ı rahmetle andı.

Son dönemde muhalif seslere, siyasilere ve gazetecilere yönelik şiddet olaylarının arttığını belirten Türkkan, hükümetin yapılan saldırıları görmezden geldiğini savundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, 27 Mayıs tarihinin ülkücü hareket için son derece önemli olduğunu ifade ederek, "Ülkücü hareketin önemli isimlerinden, başbuğumuzun yakın çalışma arkadaşı Sayın Gün Sazak Bey, 27 Mayıs 1980 tarihinde evine girerken eşi ve çocuklarının önünde Marksist Leninist Dev-Sol örgütü tarafından çapraz ateşe alınarak şehit edilmiştir." dedi. Bülbül, bakanlığı döneminde milletlerarası gümrük kaçakçılığına ağır darbe vuran Gün Sazak'ın, dürüstlüğü ve liyakatiyle bir döneme damgasını vurduğunu dile getirdi.

MHP'nin Cumhur İttifakı ile birlikte 31 Mart seçiminden de büyük bir zaferle, büyük bir başarıyla çıktığını söyleyen Bülbül, "Anayasa değişikliği referandumundan itibaren Cumhur İttifakı'nın tutarlı bir şekilde milletimizin takdirine mazhar olduğunun ve bu desteğin halen büyük bir şiddetle devam ettiğinin altını çizmek istiyorum." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise Türkiye'nin darbeler tarihinin utanç verici olduğunu belirterek, demokratik siyasetin yanında yer alanların her zaman askeri ve sivil darbelerin karşısında durduğunu, bunun böyle de olmaya devam edeceğini vurguladı.

Oluç, 27 Mayıs askeri darbesi sonrası duruşmaların yapıldığı Yassıada'nın güncel fotoğraflarını göstererek, "Belki de demokrasi tarihi açısından bir ibret yeri olarak değerlendirilmesi gereken bir adadır, şu anda bir beton yığınına dönüştürülmüştür. Bu, tarihe, kendi politik tarihine yapılacak en büyük saygısızlıklardan bir tanesidir." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'de konuşmasına Gün Sazak'ı rahmetle anarak başladı.

"27 Mayıs şüphesiz Türkiye'nin darbeler tarihinin başladığı ve hepimiz açısından bir utanç sayfası olan bir günün de yıl dönümü" diyen Özel, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'yu rahmetle andı.

Özel, "27 Mayıstan başlayarak 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz ve 20 Temmuz sivil darbeleri olmak üzere demokrasiyi askıya alan, milli irade yerine gerek şiddetle, tankla, topla gerekse de başka yöntemlerle halkın yetki verdiği Meclisi ortadan kaldırıp o yetkinin belli odaklarca kullanılması noktasındaki her türlü darbeyi amasız ve fakatsız bir dille kınıyoruz." dedi.

Özgür Özel, 15 Temmuz gecesi Mecliste görev yapan CHP milletvekillerinin, bütün Türkiye'nin ve dünyanın gözleri önünde darbeye karşı net tutum aldığını vurguladı. Özel, YSK'nin İstanbul seçimine ilişkin kararının da darbeler tarihine, "bir yerel seçim darbesi" olarak geçtiğini savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, 27 Mayıs'ın demokrasi tarihi açısından acı bir gün olduğunu belirterek, demokrasiye yönelik bu tür saldırılara karşı hep beraber mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Özkan, "27 Mayıs, Türkiye'de demokrasi tarihi açısından acı bir kapının aralanmasına neden oldu ve o günden bugüne sayısız darbe teşebbüsü ve darbelerle karşı karşıya kaldık. Aslında idam sehpasına götürülen Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu değil, aziz milletimizin iradesiydi." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, 27 Mayıs gibi hain bir darbe girişimini konuşurken mahkemelerin verdiği kararı dahi bir darbe teşebbüsü olarak ifade etmenin apaçık bir hezeyan olduğunu vurguladı. Özkan, bugün milli irade ve demokrasiye karşı gerçekleştirilen saldırıların birebir aynısının 27 Mayıs döneminde de yaşandığını ifade etti.

Gazeteci Sabahattin Önkibar'a yönelik saldırıyı da kınayan Özkan, "Demokrasinin bir gereği olarak basın kuruluşları ve gazeteciler, demokratik, aydın toplumun gereğidir. Onların faaliyetlerine şiddet eylemi ile 'dur' denilmesini asla kabul etmediğimizi ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Özkan, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu ile Gün Sazak'ı rahmet ve minnetle andıklarını söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, kaset kumpasları ve siyasi suikastların takip edilmesi halinde terör örgütünün yolunun çok net şekilde bulunacağını söyledi.

İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için 2012'de yapılan KPSS ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, "KPSS hırsızlığında" milyonlarca kişinin alın terinin çalındığını, bu hırsızlığa kimler ön ayak olmuş, göz yummuş, çanak tutmuş ise bunları milletin bilmeye hakkı olduğunu söyledi.

Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir'in gözaltına alındıktan sonra bırakıldığını anımsatan Koncuk, Demir'in ifadesinde "2012'de sınavda soruların çalındığını, matbaa aşamasında alındığını tespit ettik ama Diyarbakır ile sınırlı olduğunu anladım, lokal olduğunu tespit ettik, iptal etmedik." dediğini belirtti. Koncuk, önemli bir kişinin, sınavı iptal etmeyin talimatı verdiğini, Demir'in önemli siyasetçinin adının ifşa olmaması için mi serbest bırakıldığını sordu.

Hırsızlık yapıldığını, ÖSYM'nin tespit ettiğini belirten Koncuk, "Milyonlarca evladın alın terinin çalınmasına göz yumuluyor. Siyaset içinde bu hırsızlığa göz yuman kimlerdi? Diyarbakır dışında diğer illere soruların gitmediğini nereden bileceğiz? Diyarbakır ile sınırlı kalması bir sınavın sağlıklı olması anlamına gelir mi? Bu milletin, bu hırsızlığın arkasında kimlerin olduğunu, hangi siyasetçilerin olduğunu, hangi önemli siyasetçinin sınavı iptal etmeyin talimatı verdiğini öğrenme hakkı var. Demir'in onda biri, binde biri kadar hatası olan ihraç ediliyor, hapiste olanlar var." diye konuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, "İktidardasınız, FETÖ'nün siyasi ayağıyla ilgili bir şey söylemiyorsunuz. Siyasi ayağı ortaya konulmamış bir teşkilatın sağlıklı şekilde tartışılması mümkün değil." dedi.

CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, "Ali Demir'i kim atadı? Görevde kalmasına kim onay verdi? Demir, gözaltına alınmasından sonra neden serbest bırakıldı? Demir'in görevde kalmasını sağlayan kimlerdi?" sorularını yönelterek, "FETÖ ile mücadelede samimiysen burada İYİ Parti'nin araştırma önergesine Evet de. Sorular çalındı. Siz onları tanıyorsunuz da ondan mı korkuyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

AK Parti Nevşehir Milletvekili Yücel Menekşe ise kürsüye çıkan konuşmacıların, "AK Parti, FETÖ'nün siyasi ayağını konuşmuyor." eleştirilerine işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti olduğunu, bu söylemlerle Türk yargısının töhmet altında bırakıldığını belirtti.

Menekşe, "2010-2012 KPSS sürecine baktığımızda nelerin yapıldığına bizler de şahit olduk, biz bunu kabul ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devletine yapılan, milyonlarca insanın umudunu ve ümidini kıran bir hırsızlık, haksızlık söz konusudur fakat bunu sadece bizim iktidarımıza mal etmek yersizdir. Bu FETÖ sadece 2002'den itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devletinde etkin yapı değildi. AK Parti iktidarı, 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'ye mensup her kesime gereğini yaptı, hala da yapıyor. FETÖ'ye, PKK'ya terör örgütü diyemeyen insanların bu kürsüde gelip bu ifadeleri kullanmasını kınıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, "Biz okul açıyoruz" denildiğini, herkesin demokratik olarak bu hakkını kullanabildiğini ancak milli iradeye, ülkenin birliğine, kardeşliğine, ulusal bütünlüğüne tehdit olduğunda "Dur" dediklerini söyledi. Özkan, bayraklarını, vatanlarını, devletlerini, vatanlarının istikrarını vermediklerini ifade ederek, PKK'nın, FETÖ'nün iplerinin yurt dışında birleştiğini kaydetti.

Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasi uzantı araştırılmak isteniyor mu, araştırma önergesine de gerek yok, bir yöntem söylüyorum: Karşımızdaki terör örgütü kasetli ve silahlı terör örgütü müdür? Evet. Kaset kumpaslarıyla Türk siyasetine yön vermeye çalıştı mı? Evet. Silahla, siyasi suikastlarla Türk siyasetine yön vermeye çalıştı mı? Evet. Kaset kumpaslarını ve siyasi suikastları takip ettiğiniz takdirde terör örgütünün yolunu çok net şekilde bulursunuz. Kaset ve silahla dizayn edilmek istenen partilere baktığımızda orada FETÖ'nün tevil yollu veya doğrudan borazancılığını yaptığını görüyoruz."

Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin grup önerisinin oylamasında CHP yoklama talebinde bulundu. Yapılan iki oylamada da toplantı yeter sayısının bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi yarın saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.