2020-02-25 - 17:39
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
MHP İstanbul Milletvekili Cemal Çetin, "Almanya'nın Hanau şehrinde Türklere yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırılar", CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, "Hızlı tren ve Sakarya-İstanbul bölgesel trenleri", AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, "Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 102. yılı"na ilişkin gündem dışı konuşmalar yaptı.

MHP İstanbul Milletvekili Cemal Çetin, Avrupa'da ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığının son yıllarda hızla yükselmesine üzülerek şahit olduklarını söyledi. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın daha çok Avrupa'da yaşayan Türkleri hedef aldığını belirten Çetin, Almanya'nın Hanau şehrindeki ırkçı terör saldırısını kınadı. Alman makamlarının, adeta bağıra bağıra gelen bu saldırıyı her yönüyle aydınlatması için her türlü çabayı göstermesini beklediklerini dile getiren Çetin, "Hanau'daki hain terör saldırısı ırkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığının ne denli korkunç boyutlara ulaştığının bir göstergesidir." dedi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Adapazarı-Haydarpaşa arasındaki bölgesel tren seferlerinin, hızlı tren nedeniyle 2012'de kaldırıldığını söyledi. Günlük yaklaşık 30 bin kişiyi taşıyan bu trenlerde yolculuk edenlerin çoğunun öğrenci, memur ve işçi olduğunu anımsatan Akar, bölgesel trenlerin şu anda çalıştığını ancak Derbent Tren İstasyonu'nda durmadığını aktardı. Milletvekili Akar, 2 Mayıs 2019'da Derbent ve Köseköy istasyonlarının kapatıldığını hatırlatarak şöyle devam etti:

"Gerekçesi de sinyalizasyondu. Gerçekten sinyalizasyon yoktu, yapılması gerekiyordu ama halen trenlerimiz çalışmıyor. Kartepe'nin eteğindeki Derbent beldesi İstanbul'un nefes aldığı, hafta sonu turizm hareketinin yaşandığı bir belde. Yetkililere sesleniyorum, trenlerimizi geri verin."

AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora da, kadim şehir Trabzon'un geçmişinin milattan önceye dayandığını belirtti. Trabzon'un bu coğrafyada İstanbul dışında iki imparatorluk kültürünün yeniden inşa edildiği tek şehir olduğunu söyleyen Cora, Trabzon'un kültür, sanat, ticaret ve eğitimin her daim beşiği olma özelliğiyle dikkati çektiğini anlattı.

Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda yedi düvele karşı savaştığını dile getiren Cora, şunları söyledi:

"Bu süreçte düşman tarafından işgal edilen şehirlerimizden biri de maalesef Trabzon'dur. Şehir, o dönemde Trabzon'da yaşayan bazı ayrılıkçı gayrimüslimlerin sevinç naraları arasında 18 Nisan 1916'da Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Bu süreç yaklaşık iki yıl sürmüş, 24 Şubat 1918'e kadar milis güçlerimiz tarafından Ruslara karşı büyük bir mücadele ortaya koyulmuştur. Bu coğrafyanın insanları o tarihlerde çok ağır bedeller ödemiş, birçok ihaneti görmüş ama esarete asla boyun eğmemiştir."

Meclis Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Partinin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, İYİ Partinin, çocuk yaşta ve erken yaşta evliliğin nedenlerinin tespiti ve bu sorunların önlenmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, Ozan Ceyhun'un Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi olarak atanmasını eleştirerek, Ceyhun'un, ülkücü Mustafa Erol'un öldürülmesiyle ilgili yargılandığını savundu.

CHP Bartın Milletvekili Aysun Bankoğlu, çocuk gelinleri, erken yaşta ve zorla evlilikleri meşru göstermeye çalışan hiçbir hamleye izin vermeyeceklerini belirtti.

AK Parti İzmir Milletvekili Cemal Bekle, AK Parti'nin, hukukun cevaz verdiği evlilik kurumunu destekleyen bir parti olduğunu, bunun dışında kabul ettikleri bir evlilik anlayışının bulunmadığını vurguladı.

Erken yaşta evlilik mağdurlarının sorunlarının da çözülmesi gerektiğini söyleyen Cemal Bekle, şu ifadeleri kullandı:

"Siyasi parti grupları bu konuyu en az benim kadar iyi biliyor. Toplumda bu konuda bir sıkıntı var. Siyaset kurumu olarak bunu görmezden gelmemek gerekir. Bu konuya Meclis, ortak bir iradeyle, ortak bir metinle çözüm bulmalıdır. Bu ailelerin yaşadığı mağduriyetlere birçok vakada şahit olduk, sadece anne ve baba değil, çocukların yaşadığı mağduriyete, yaşanan acılara, yaşanan istismara hep beraber şahidiz."

Konuşmaların ardından İYİ Partinin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin, intihar vakalarının nedenlerinin tüm yönleriyle araştırılması önergesine ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Partisinin önerisi üzerinde söz alan Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Türkiye'de açlık sınırının son 17 yılda 5 kattan fazla arttığını, işsizliğin her ay arttığını savundu.

Son 17 yılda 50 bin 378 kişinin intihar ettiğini söyleyen Arık, "Kimi yurttaş devlet daireleri önünde kendisini yakarken kimisi de ailesiyle birlikte siyanür içerek yaşamına son vermiş. Son 2 yılda sadece Meclis'in önünde 4 intihar girişimi olmuş. Peki, siz ne yapmışısınız? Yayın yasağı koymuşsunuz, gizlemeye çalışmışsınız." diye konuştu.

İktidar partisinin halkın derdiyle dertlenmediğini öne süren Çetin Arık, "Yoksulluk, fakirlik, intiharlar, depremler AK Parti'nin gündeminde yok. Gündemlerinde kupon arazilerinin nasıl paylaşılacağı, kime verileceği, yandaşın vergi borcunun nasıl sıfırlanacağı var." şeklinde konuştu.

AK Parti Erzurum Milletvekili Recep Akdağ, Sağlık Bakanlığının, intiharı önleme çalışmaları konusunda kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü, bu çerçevede 2015 yılından itibaren 116 bin kamu görevlisi ve ailenin eğitildiğini, şu anda her ilde intiharı önleme il eylem planları çerçevesinde ilgili kurulların da çalışmalarını devam ettirdiğini kaydetti.

Akdağ, Türkiye'de 2001 ile 2018 arasında intihar oranlarında bir farkın bulunmadığını dile getirerek, "Türkiye'de intihar oranlarında herhangi bir artış yok. Türkiye intihar oranı en düşük olan ülkelerin içerisindedir. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütünün sıralamasında intihar oranları açısından 100'üncü sıradadır. Dolayısıyla, konunun bir halk sağlığı problemi olduğu bir gerçektir ama meseleye doğru yaklaşmak ifadelerini kullandı.

AK Parti'li Akdağ, intiharın özellikle medyada, sosyal medyada ya da politikacılar tarafından sunum biçiminin intiharı düşünen kişiler üzerinde olumsuz etkiler yapabileceğini söyledi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Grup önerilerinin görüşmelerinin ardından İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel'in, "Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin doğrudan Genel Kurul gündemine alınması önerisi ele alındı.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada Erel'in önerisi kabul edilmedi.

Bu arada, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı David McAllister ile komisyon üyeleri, bir süre Genel Kurul çalışmalarını takip etti.

Genel Kurulda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

İYİ Parti adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, eksikliklerine rağmen ürün güvenliği düzenlemesinin yasalaşması gerektiğini söyledi.

Ürün güvenliğine ilişkin en çok çocukların risk altında olduğunu dile getiren Öztürk, "Çocuk ürünleri olarak adlandırılan yelpaze çok geniş. Çocuk tekstili, çocuk ayakkabısı, yürüteçler, mama sandalyeleri, karyolalar, oyuncaklar, kırtasiye malzemeleri ve birçok ürün. En fazla rastlanan kimyasal risk, özellikle aksesuar ve bebek giysisi grubunda görülüyor." dedi.

Bebek giysilerinde, nikel, kurşun ve kadmiyum gibi maddelerin bulunduğunu belirten Öztürk, "Nikel, alerjen bir madde, daha da ilerisi kanserojen bir madde. Özellikle çocuk oyuncaklarında Çin menşeli kanserojen, sağlığa uygun olmayan, güvenli olmayan ürün piyasada dolaşıyor. Çocuklarımıza oyuncak alırken bin kere düşünüyoruz." diye konuştu.

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, ürün güvenliği kavramının, stratejik öneme sahip olduğunu, gerek dış ticarete konu gerekse iç piyasaya arz edilen ürünlerin asgari güvenlik koşullarını taşıması gerektiğini söyledi.

Başkan, ihracatta ülke imajının güçlenmesini sağlayan ürün güvenliğinin, tağşişe konu olmamasının, ürüne ilişkin işaretleme, etiketleme, iç pazarda da yerli üreticiyi haksız rekabetten korumanın, vatandaşa sağlıklı ve güvenli ürün sunmanın en etkili yolu olduğunu anlattı.

Ürünlerin yalnızca güvenli olmasının ve uygun üretilmesinin yeterliği olmadığına değinen Başkan, kullanıcıların, ürünün kullanımıyla ilgili temel bilgileri ve içerdiği riskleri bilmeleri ile ürünün belgelendirilmesi ve ilgili uygunluk işaretiyle işaretlenmesinin gerekli olduğunu ifade etti.

Başkan, kanun teklifinin Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları kapsamında değişiklikler içerdiğini dile getirdi.

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, ürün güvenliğinin önemini dile getirerek, "Buna ilişkin daha önce ivedi adımlar atılabilirdi ama şu anda konuştuğumuz teklif bile en az 7 yıllık gecikmenin sonucunda gündeme geldi." dedi.

Düzenlemeyle, AB müktesebatı kapsamında ürün güvenliğine ilişkin belirlenen çerçeveye uyum sağlanmaya çalışıldığını ifade eden Turan, "Aslında Avrupa Birliği müktesebatının öne sürdüğü ya da dikte ettiği şey her neyse bunun Türkçeye çevrilmesi ve bunun bir mevzuat haline getirilmesi durumuyla karşı karşıyayız." dedi.

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, AB mevzuatı kapsamında yapılması gereken bu yasanın, "Türk malı" imajına katkı sağlayacağını belirtti.

Kamuoyunun gündeminde yer alan yerli otomobile ilişkin eleştirilerde bulunan Tarhan, endüstriyel bir ürün içinde yerliliğin, "çizim", "mühendislik" ve "ilk imalatın" o ülkede yapılmasıyla oluşacağını söyledi.

Tanıtımı yapılan yeni otomobilin yerliliğinin tartışıldığını öne süren Tarhan, "Tanıtılan otomobil, sizin iddia ettiğiniz gibi, yerli ve milli değil. Yüzde 1'i bile yerli değil. Çünkü tasarımı İtalyanların, motoru için doğrudan Alman Bosch ile çalışılacak. Biz yerli otomobile karşı değiliz. Biz bu ülkede otomobil zaten üretiyoruz. Bizim ülkemizde markamız yok." diye konuştu.

Teklifin imza sahibi milletvekillerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk, şahsı adına yaptığı konuşmada, günlük yaşantıda kullanılan ürünlerin her geçen gün çeşitlendiğini belirtti.

Bu ürünlerin uygun olmaları ve uygun kullanımlarının hayati önem taşıdığına dikkati çeken Şentürk, bunun için ülkelerin, piyasaya arz edilen ürünlerin güvenli olmasını sağlayabilmek için teknik düzenlemeler hazırladığını ve bu kapsamda piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerini icra ettiklerini anlattı.

Türkiye'de de bu alanda en kapsamlı düzenlemenin 2001'de Meclisten geçen ve 2002'de yürürlüğe giren Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun olduğunu hatırlatan Şentürk, söz konusu kanunun, Gümrük Birliği anlaşması şartları gereği AB mevzuatı esas alınarak hazırlandığını ve yürürlüğe girdiğini aktardı.

AB'nin 2010'da piyasa gözetimi ve denetimi alanında önemli değişiklikleri olduğunu dile getiren Şentürk, piyasaya arz edilen fakat uygun olmadığı anlaşılan ürünün geri çağrılmasıyla ilgili müessesenin oluşturulduğunu hatırlattı.

Uygun olmayan ürünü piyasaya arz eden iktisadi işletmecinin doğru tespit edilebilmesi için iktisadi işletmecilerin izlenebilirliğiyle ilgili düzenleme yapıldığını anlatan Şentürk, "Uygun olmayan bir ürünün yol açacağı zararın tazminiyle ilgili düzenleme yapıldı ve e-ticarette 2010'da AB tarafından piyasa gözetimi ve denetimi mevzuatı kapsamına alındı. Bizim de ülkemizdeki mevzuatı bu çerçevede yeniden ele almamız gerekiyordu." diye konuştu.

Ürün güvenliği düzenlemesinin içeriğine ilişkin bilgi veren Şentürk, şöyle konuştu:

"İmalatçı, ithalatçı ve yetkili temsilcisi tek tek tanımlanıp, sorumlulukları tek tek belirlenecek. Daha önce bunlar ayrışmamıştı, yalnızca üretici diye geçiyordu. Bu da asıl sorumluyu bulmak ve cezalandırmakta ciddi sıkıntıya yol açıyordu. Yeni düzenlemeyle imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcı ayrı ayrı tanımlandı. Yetki ve sorumlulukları da ayrı ayrı belirlendi. Gelişmiş ülkelerde zorunlu olarak uygulanan ama bizde ihtiyari olan geri çağırma müessesesi zorunlu hale getiriliyor. Teknik düzenlemelerde engellilerin erişilebilirliği zorunlu hale getiriliyor. Hakkında teknik düzenleme olmayan konularda yasal bir boşluk vardı, bu boşluk da genel ürün güvenliği mevzuatının düzenlenmesi ve ona atıf yapılmasıyla giderilmiş olacak."

TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.